Satranç

Stefan Zweig
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

5/10
·80 syf.··
2021 32. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 01 Temmuz 2021 15:51
Kitabı pek beğendiğim söylenemez. Genel olarak yazarın dilini sevemedim. Her yerde gördüğümden birkaç kitabını aldım. Mecburiyet ve Satranç'ı okudum. Satranç'a göre Mecburiyet'i daha iyi buldum ve Satranç'ı o kadar çok duydum ki birazcık hayal kırıklığına uğradım. Belki sadece bana öyle geliyordur dili samimi bulmadım. Çok yüzeysel anlatmış gibiydi. Sevmedim -aşırı derece de kinliyim bu kitaba sebebini bilmiyorum- aldığım kitaplar haricinde bulmaya çalışıp da okumam yani.
SatrançStefan Zweig · Yakamoz Yayınları · 2019279,1bin okunma
6/10
·80 syf.··
2026 2. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 17:32
Bazen insanı kurtaran şey, dozunu kaçırdığında onu esir alır. Satranç’ta Bay B., mutlak yalnızlık ve tecrit altında zihnini koruyabilmek için satranç kitaplarına tutunur. Başlangıçta satranç onun için bir kurtuluş, düşünmeye devam etmesini sağlayan bir yaşam çizgisi olur. Ancak zamanla aynı oyun bütün zihnini ele geçirir; rakiplerin, hamlelerin ve olasılıkların içinde kaybolarak kendi içinde bölünmeye başlar. Zweig burada insanın bir şeye tutunma ihtiyacının, ölçüsüzleştiğinde nasıl bir saplantıya dönüşebileceğini gösterir. Bu yüzden Bay B.’nin trajedisi, onu hayatta tutan şeyin sonunda ruhsal dengesini tehdit etmesidir. Kitabın en güçlü yanı da özgürlük ile tutsaklık arasındaki çizginin bazen insanın kendi zihninde kaybolabilmesidir.
SatrançStefan Zweig · Yakamoz Yayınları · 2019279,1bin okunma
Puan vermedi·104 syf.··
2020 76. kitabı
·
10 saatte okudu
·
Okunma: 26 Aralık 2020 23:43
Zweig'in okuduğum 3. kitabı oldu Satranç. Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu ve Olağanüstü Bir Gece'yi okumuştum.Olağanüstü Bir Gece'de bir cümlesi vardı ki hayat felsefem oldu diyebilirim. "Bir Anka gibi küllerimden doğmalıydım." demişti. Bazen hiç beklemediğiniz bir kitaptan hiç beklemediğiniz bir cümle elinizden tutup çıkarabiliyor bataklıktan. O yüzden bu cümlesiyle bu kitabının yeri benim için hep ayrı olacak. Satranç'a gelecek olursam kitabın ilk 20-30 sayfası beni sarmadı -zaten kaç sayfaki diyeceksiniz belki- ve bana göre kitap aslında Bay B.nin gelmesiyle başlıyor. Başta satranç şampiyonu olan birinin azim öyküsünü anlatıyor sandım ama Zweig gerçekten şaşırttı ve satranç ustası Mirko'yu değil de Bay B.nin yaşadıklarını satrançla ilişkilendirerek anlattı. Bay B.nin yaşadığı psikolojik şiddeti, ruhsal ve fiziksel yalnızlığını o kadar güzel anlatıyor ki öyle bir yalnızlık yaşar mıyım korkusu sarıyor içinizi.Bay B.nin bir insana, taşa, toprağa, gökyüzüne bakabilmeye hasret kalışını çok güzel hissettiriyor. Zweig'in bu kitabındandan da anladım ki yalnızlık gerçekten Allah'a mahsusmuş.
SatrançStefan Zweig · Yakamoz Yayınları · 2019279,1bin okunma
Stefan Zweig Satranç
10/10
·80 syf.··
Beğendi
·
2021 1. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 24 Mayıs 2021 08:45
Kitaba kendimi o kadar kaptırdım ki alıntı yapmayı unuttum. Çok heyecan vericiydi neden insanların sürekli satranç okumalısın dediğini şimdi anlıyorum. Kesinlikle okunması gereken bir eser. Ayrıca Czentovic'in son sözüne çok güldüm insan ancak bu kadar kibirli olur.
SatrançStefan Zweig · Yakamoz Yayınları · 2019279,1bin okunma
8/10
·80 syf.··
Beğendi
·
2020 23. kitabı
·
21 saatte okudu
·
Okunma: 07 Eylül 2020 17:06
Bir yolcu gemisinde rastlantı sonucu bir araya gelen üç satranç oyuncusunun hikayesidir. Asıl hedef dünya şampiyonu olan mirko czentovic iken hedef birden hikayeye katılan dr. B. ve yaşadığı psikoloji olur. Psikoloji çözülmesi fazla olan akıcı bir kitap Kesinlikle okuyun.
Edebiyat
SatrançStefan Zweig · Yakamoz Yayınları · 2019279,1bin okunma
Okuyalım Yeter ki!
8/10
·80 syf.··
Beğendi
·
2021 16. kitabı
Okudum, bitirdim. Oldukça güzel bir hikayesi var. Zweig'da oldukça iyi bir yazar. Yakamoz yayınları Tercümesi de oldukça başarılı. Bazı yerlerdeki yazım hataları giderilirse kitap daha lezzetli hale gelir. Bana garip gelen bir durum var. Bu kitap Dostayevski, Tolstoy, Jack London, Hemingway, Dickens, ve adını sayamadığım yüzlerce Ustanın büyük şaheserlerinin arasında ülkemizde nasıl bu kadar listebaşı olabilmiştir. YouTube'da adına bir sürü inceleme var. Okuyun da ne okursanız okuyun, kitaptan uzak kalmayın diyen birisiyim ama bu kitabın bu kadar Liste başlarında olmasının sayfa sayısının azlığından ve ciddi okuyucu sayımızın azlığından olduğunu düşünmeden edemiyorum. Tekrar ediyorum Zweig büyük Usta, eserleri harika, bu kitapta muhteşem ama dev kitapların önünde yer alabilecek bir kitap değil. Saygılarımla. İyi okumalar
Okur Puanları
SatrançStefan Zweig · Yakamoz Yayınları · 2019279,1bin okunma
Puan vermedi·80 syf.··
2023 1. kitabı
Sıcağı sıcağına yazmam lazım aklımda birikenleri. >Bazen insana hiç bilmediği bir kapı açılır ve o kapı onun için kurtuluş vesilesi olur. >Ama derdine deva olan aynı şey öyle bir zaman gelir ki çaresi olmayan bir maraza dönüşüverir. >Sınırlar aşıldığında tehlike baş gösterir. >Dozunda alınan ilaç şifa verirken aşırı doz öldürebilir. >Bir işte ustalaşmak için diğer her şeyden soyutlanmak ve o işe odaklanmak gerekir. Rüyalarında bile... >İnsan kendini durdurmayı, kendine hakim olmayı tek başına başaramayabilir. Dostlar böyle zamanlar için elzemdir. >Satranç dahilikle delilik arasındaki sınırda halay çekmektir
SatrançStefan Zweig · Yakamoz Yayınları · 2019279,1bin okunma
10/10
·
Beğendi
Nasıl anlatmalıyım? Okumayı duru bir su kenarında, tahta bir masanın başında yazarlarla buluşmaya benzetirim derim ya hep; işte Stefan Sweig o masanın başına geldi, tuttu omuzlarımdan beni sarstıkça sarstı, sarstıkça sarstı. Bir heyecan, bir sabırsızlanma; kitabın sonuna yaklaştıkça içim içime sığmadı. Acaba neler olacaktı? İyi ki dedim yalnızca 85 sayfa. Ya 500 sayfa olsaydı? Olay örgüsünün verdiği heyecan bir yana, beni asıl evrenine çeken şey Dr. B. Ve Nazi döneminde yaşadıkları. Kaba, kültürsüz, yalnızca paraya önem veren Satranç ustası Czentoviç’e hiç mi hiç değinmeye niyetim yok. Karakterlerin simgeledikleri şeylere, Nazi rejiminin temellerine, yazılanların yazarın hayatı ile ilişkisine girmeye de niyetim yok. Avukat Dr. B nazi rejimi tarafından tutuklanır ve sorgulanmak üzere aylarca alıkoyulur. Diğer tutuklular gibi nazi kampına gönderilmez fakat kendisininde deyimiyle, kendini daha büyük bir işkence bekler: hiçliğe mahkum edilmek. Kalemin, kağıdın, kitabın, yatağı dışında hiçbir şeyin olmadığı bir otel odasında düşünceleri ile baş başa bırakılır Dr. B. İşte şimdi düşüncelerinin hapishanesindedir ve belki de işkencelerin en ağırı sayılabilecek psikolojik şiddet başlar onun için. Düşüncelerinizin içine hapsolmak esaretlerin en büyüğüdür, özgür gökyüzünün altında alabildiğine koşabilseniz bile. Hele yazamamak, hele suskunluğun esiri olmak… Kimisi bunu kalabalığın içinde yaşar, kimisi bir hapishanede, kimisi bir ilişkinin içinde. Dr. B.ninki dışardan gayet iyi görünen bir otel odasında olmuştu. Hatta muhtemelen nazi kampından birileri onu görse; haline şükret bak biz neler çekiyoruz derdi. İşte tam da bu noktada çok farklı bir bakış açısı getiriyor olaya Dr. B. Esaretin belki en çetinini; dokunamadığımız, söküp atamadığımız, elimizle alıp görmeyeceğimiz başka
SatrançStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020279,1bin okunma
Satran(k)
6/10
·83 syf.··
2026 2. kitabı
·
30 saatte okudu
·
Okunma: 17 Ocak 2026 15:56
Kitap, anlatıcının dünyaca ünlü bir satranç şampiyonunun hikayesini anlatması ile başlıyor. “Yolcu gemisinde satranç şampiyonu Mirko Czentovic var!” Aslında olay örgüsünün bu karakter üzerine kurgulanacağı düşünülse de asıl kurgu, Czentovic’e karşı satranç oynayan yarım düzine adama dahil olup, inanılmaz taktikler vererek beraberlik duygusunu tattıran Dr. B ile şekilleniyor. Bu beraberliği kendine yediremeyen Czentovic aniden çıkan bu Bey’e bir rövanş teklif ediyor. Hikayenin bundan sonraki kısmında anlatıcının Dr. B’ yi ikna çabaları sonucunda Dr. B hikayesini anlatmaya koyuluyor. Açıkçası kitapta basit bir anlatım var ve pek ilgi çekici değil ama bir solukta okunabilecek 62 sayfalık(bendeki basım 62 sayfa) bir kitap için yeterli sayılabilecek bir olay örgüsü mevcut. Kitap üzerine anlatılacak pek bir şey yok ama kitapta geçen “Ben satrancı sadece oynuyordum.” Cümlesine benzer bir cümle kurup “Ben kitabı sadece okudum.” dememek adına kitaptan birkaç alıntı çıkardım ve en azından karakterin bu cümleler üzerine ne düşündüğünü kendi açımdan sizlere aktaracağım. Dr. B, bu cümleleri bir hücrede tutuklu (tam anlamıyla hücre sayılamaz) kaldığı süreci anlatırken kullanıyor. Not: tam olarak hücre sayılmaz çünkü psikolojik bir etki yaratmak adına Dr. B diğer tutuklular gibi bir hücreye değilde daha temiz şahsi bir odaya kapatılıyor burada amaç kimseyle ve hiçbir şeyle etkileşim kurmayıp tutukluyu yalnız bırakmak ve bir süre sonra bu “kendi ile baş başa kalma” hâline dayanamayacak boyuta getirip itirafı sağlamak. Dr. B tutukluluk sürecinde devamlı sorguya götürülüyor ve bilinçli olarak sorguya alınmadan önce saatlerce bekletiliyor. Ve bu bekleyişi şöyle ifade ediyor; “Beklemek korkunçtu. Anlamsızca, bir saat, iki saat, üç saat bekletiyorlardı.” Normal bir insan için
1000Kitap
SatrançStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020279,1bin okunma
Puan vermedi·83 syf.·
2022 2. kitabı
Kitap bir geminin limandan hareket etmesiyle başlar. Ünlü dünya şampiyonu Mirko Czentovic gemiye binmiştir.Öykünün kahramanı, arkadaşının uyarmasıyla şampiyonu farkeder ve O’nunla tanışmak belki de bir maç yapmak için çeşitli denemelere girişir. Bu denemelerin ortasında iş rayından çıkar. Olayların akışı ana karakter tarafından kontrol edilemez bir biçimde gelişmeye başlar. İki ana karakter etrafında yer alır kurgu: Czentovic ve Dr. B. İyi ile kötünün, siyah ile beyazın karşılaşması. Dünya satranç şampiyonu olan Czentovic, yetim kaldığı için bir papaz tarafından büyütülen, zar zor okumayı öğrenebilen, zekası yetersiz, dünyaya ilgisiz, duygusal açıdan da oldukça sığ biridir. Başka tüm alanlara kapalı olan aklının satrançta inanılmaz derecede başarılı olduğu tesadüfen ortaya çıkar. Ancak kabalığı ve kültürsüzlüğü ile sadece paraya önem verir. Dr. B. ise Avusturya’lı bir avukattır. Nazi yönetimi tarafından, saray ve kiliseden olan müvekkilleri hakkında bilgi edinmek amacıyla tutuklanır. Toplama kamplarına gönderilmez ama başka bir psikolojik işkence yöntemi uygulanır: Hiçlik duygusu ile benliğini yok etmek. Tek başına, yanına kalem bile verilmeden, insan yüzü görmeden bir otel odasında yaşamak zorunda bırakılır. Bir gün sorgulama için beklerken bir kitap çalar. Bu kitap, bir satranç albümü, yüz elli ustanın oyunundan oluşan bir toplamadır. Dünyaya tutunacak başka bir dalı olmayan Dr. B., bu kitaptaki her oyunu kafasında defalarca oynamaya başlar. Dünyası siyah-beyaz taşlar üzerine kuruludur artık. Ancak, aklını yitirmemek için sarıldığı bu oyun onu deliliğin sınırına getirir.
1000k
SatrançStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020279,1bin okunma

Yazar Hakkında

Stefan ZweigYazar · 187 kitap
Stefan Zweig, Avusturyalı yazar ve gazeteciydi. Edebi kariyerinin zirvesinde olduğu 1920'li ve 1930'lu yıllarda, dünyanın en çok çevrilen ve en popüler yazarlarından biriydi. Zweig, Viyana, Avusturya-Macaristan'da büyüdü. Honoré de Balzac, Charles Dickens ve Fyodor Dostoyevski gibi ünlü edebiyatçılar hakkında Üç Büyük Usta (1920) ve belirleyici tarihsel olaylar hakkında Yıldızın Parladığı Anlar (1927) adlı tarihsel incelemeler yazdı. Ayrıca Joseph Fouché (1929), Mary Stuart (1935) ve Marie Antoinette'nin biyografilerini yazdı. Zweig'ın en bilinen kurgu eserleri arasında Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu (1922), Amok Koşucusu (1922), Korku (1925), Karışık Duygular (1927), Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat (1927), psikolojik roman Sabırsız Yürek (1939) ve Satranç (1941) yer almaktadır. 1934 yılında Almanya'da Nazi Partisi'nin yükselişi ve Avusturya'da Ständestaat rejiminin kurulmasının bir sonucu olarak Zweig, İngiltere'ye göç etti ve 1940 yılında kısa bir süre New York'a ve daha sonra yerleştiği Brezilya'ya taşındı. Son yıllarında bu ülkeye aşık olduğunu ilan edecek ve Brezilya, Geleceğin Ülkesi adlı kitabında bu ülke hakkında yazacaktı. Yıllar geçtikçe Zweig, Avrupa'nın geleceği konusunda giderek daha fazla hayal kırıklığına uğradı ve umutsuzluğa kapıldı. 23 Şubat 1942'de Petrópolis'teki evlerinde eşi Lotte ile birlikte aşırı dozda barbitürattan ölü bulundu. Eserleri birçok film uyarlamasına temel oldu. Zweig'ın anı kitabı Dünün Dünyası (1942), I. Franz Joseph yönetimindeki Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nun çöküş yıllarındaki yaşamı betimlemesiyle dikkat çeker ve Habsburg İmparatorluğu hakkındaki en ünlü kitap olarak anılır.