SATRANÇ -ÖZET-
Kitap 58 sayfadan oluşuyor.
Kitap, New York'tan Buenos Aires'e giden iki arkadaşın hikayesi ile başlar nokta gemide santranç dünya şampiyonu Mirko Czentovic 'inde bir turnuvaya katılacağını yazan birçok gazete bulunur. Mirko Küçük yaşlarda anlama, konuşma, okuma, yazmada çok zorluk yaşayan bir köylüdür. Sosyal de değildir. Arkadaşlarını izler ama genelde aralarına girmez noktam babası rahipleri. Ona tüm dersleri öğretmeye çalışsa da Mirko'nun öğrenmeye meyili yoktur. Lakin arkadaşlarını satranç oynarken izleyerek farkında olmadan satrancı öğrenmiştir bir akşam arkadaşının yerine oyuna girer ve kazanır nokta babası şaşırır. Onu önce şehirde santranç kulübüne götürür. Orada da kazanır. Kısa sürede büyük bir şöhrete kavuşur. Daha ünlenip gazeteciler ona sorular sormaya başladığında ise garip davranışları göze çarpar. Gemide günler geçerken içinde bir dünya şampiyonu olduğu ise herkesçe duyulur. Bunu duyan MC Connor derhal yarışmak ister . Mirko $250 ister kabul ederler. Yarış yapılır. MC conner kaybeder. Ama yenilgiyi kabul edemez. Rövanş ister. Mirko kabul eden. Neredeyse tüm ümitler yine bitmek üzereyken Dr.B. adında biri gelir nokta ona hangi hamleleri yapması gerektiğini söyler. Ama yine de kazanamayacağını berabere biteceğini söyler. Öyle de olur. O oyun berabere biter. Ardından bir kol bir oyun daha ister ama bu sefer Dr.B ile adamlar oyunu kabul eder ama Dr.B. 25 yıldır oyun oynamadığını söyler nokta sonrasında hikayesini anlatmaya başlar o gemide bulunan gazeteciye. Seneler önce babasıyla bir hukuk bürosuna işletirken hükümetin gizli işleriyle ilgili olan davada tutuklanır. Bir yıla yakın bir otel odasında sadece yatak yürür dolap, leğenle aynı odada kalır. Başka hiçbir şey yoktur. Zamanla beyin fonksiyonlarının getirir. Sorguya götürüldüğünde ise
Satranç, bir oyun anlatısı değil; yalnız bırakılmış bir zihnin hayatta kalma ve sonra kendine yenilme hikâyesidir. Zweig, satranç tahtasını bir zeka arenası olarak değil, insan aklının sınırlarının test edildiği bir hapishane zemini olarak kurar.
Dr. B.’nin ustalığı yetenekten ya da eğitimden değil, yokluktan doğar. Kitapların, insanların ve zamanın elinden alındığı bir ortamda zihin, ya çöker ya da kendine bir evren icat eder. Dr. B. ikinci yolu seçer. Ancak bu seçim, onu kurtardığı kadar parçalar da. Çünkü artık tek bir rakibi yoktur; hem beyazdır hem siyah, hem saldıran hem savunan.
Asıl kırılma noktası, özgürlüğe çıkıldığında yaşanır. Hücreden çıkan bedenin aksine, zihin içeride kalmıştır. Satranç, artık bir oyun değil; tetikleyicidir. Gerçek rakibin yaptığı basit hamleler, Dr. B.’nin kafasındaki karmaşık oyuna eklemlenir. Böylece “doğru hamle” ile “doğru sanılan hamle” arasındaki fark trajik biçimde ortaya çıkar.
Zweig’in asıl sorusu şudur:
İnsan, kendini kurtaran şeyle ne zaman ve nasıl yeniden hapsolur?
Satranç, zekânın yüceltilmesi değil; zekânın yalnız kaldığında nasıl kendini yiyip bitirdiğinin berrak bir anlatımıdır. Sessiz, kısa ama rahatsız edici. Kitap bittiğinde oyun da biter — fakat tahta insanın kafasında kalır.
SatrançStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025279,2bin okunma
Bazı güzel kitaplar vardır 1000 sayfa yada bir kaç cilt, birde satranç gibi kitaplar vardır, bir kaç sayfa ama her satırda ayrı bir tespit, her cümlesinde beyninizde şimşekler çaktiran çıkarımlar...
SatrançStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025279,2bin okunma
Hayatta bazı şartlar "o" insan olmamıza engel olur. Bu engeller zaman zaman içimizde kavrulup durur. Hiçbir şey de iyi değilim demek bence insanlık tarihinde enderdir. Bu romandan çıkardığım en önemli şeylerden biri de yanlış zaman da yanlış yerlerde olmak bazen kaçınılmaz sonuçlara yol açar. Hayat karmaşıktır ve bazı doğru yolların yolu da buradan geçer.
SatrançStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025279,2bin okunma
Gerçekten yazılanı okurken kişinin kaldığı çaresizliği hissettiren ve sanki bu hezeyana sahip kişiymiş gibi düşündüren bir eser .
Kontrolden çıkmamak sarf edilen enerjiyi sanki siz yönetmeye çalışıyorsunuz .
SatrançStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025279,2bin okunma
"Bilhassa da dünyadan kopuk gibi görünenler, özel malzemeleriyle kendilerine karıncalarınkine benzer acayip, sahiden eşsiz bir küçük âlem inşa ederler."
Buenos Aires'e gitmek üzere New York'tan hareket eden büyük bir geminin yolcuları arasında dünya satranç şampiyonu Mirko Czentovic de vardır. Satranç meraklısı bir grup yolcu kendisiyle oynadıkları ilk partiyi kaybeder. Czentovic ikinci partiyi de kazanmak üzereyken, aniden zuhur eden Dr. B. adlı şahsın müdahale ve yönlendirmesiyle oyun berabere biter. Bunun üzerine Dr. B., Czentovic'le tek başına oynamaya ikna edilir. Ancak bir eğlence olarak başlayan satranç oyunu, Nazilerin yarattığı korku ve dehşet ikliminden payına düşeni alan bu adamda bazı travmatik anıları canlandıracaktır.
Stefan Zweig'in "Satranç" kitabı, Zweig'in psikolojik derinlik ve insan doğasının karanlık yönlerini ele alma yeteneğini ortaya koyan kısa ama yoğun bir eserdir. Kitap, Nazilerin Avrupa'yı işgali sırasında yazılmıştır ve Zweig'in yaşamının son dönemlerinde Brezilya'da sürgünde olduğu bir dönemde kaleme alınmıştır.
"Satranç", iki ana karakter üzerinden ilerler: dünya satranç şampiyonu Mirko Czentovic ve Dr. B. Bu iki karakter, bir gemi yolculuğunda karşı karşıya gelirler ve satranç tahtasında zihinlerini ortaya koyarlar. Czentovic, doğuştan gelen bir deha değildir; aksine, zor öğrenmiş ve yavaş yavaş büyük bir ustalığa ulaşmıştır. Dr. B. ise Nazilerin elinde gördüğü işkenceler ve tecrit sırasında satranç kitaplarından öğrendikleri sayesinde zihinsel sağlığını korumaya çalışmıştır.
Zweig, bu iki karakter aracılığıyla satrancın sadece bir oyun olmadığını, aynı zamanda insan zihninin karmaşıklığını ve dayanıklılığını simgelediğini gösterir. Satranç tahtasında iki karakter arasındaki mücadele, aslında insan ruhunun özgürlük ve baskı altındaki hallerinin bir metaforu olarak da okunabilir. Dr. B.'nin Nazilere karşı zihinsel direnişi, Zweig'in yaşadığı dönemin totaliter rejimlerine karşı bir eleştiri niteliği taşır.
Zweig'in dil ve anlatım tarzı oldukça akıcı ve etkileyicidir. Hikayeyi kısa bir süre içinde anlatmasına rağmen, karakterlerin iç dünyalarını derinlemesine keşfetmeyi başarır. "Satranç", Zweig'in insani zaaflar, korkular ve direniş üzerine düşüncelerini derinlemesine yansıttığı, edebi bir başyapıttır.
Bu eser, Stefan Zweig'in dünya edebiyatına kazandırdığı önemli eserlerden biridir ve hem edebi değeri hem de tarihi bağlamı açısından okunması gereken bir kitaptır.
Kitap kısa bir hikayeden oluşmakta. Edebi bir eser tadı olmamakla birlikte sürükleyici bir özellige sahip kısa sürede okunacak kitaplar arasinda..Dili sade anlaşılır..
Yazarın vurgulamak istedikleri şöyle yorumluyorum,
Kendisiyle satranç oynayarak kişinin içindeki benle tanışıyor ve bu esnalar arttıkça zihinsel krizler geçirmeye başlıyor. Oldukça dokunaklı geldi bana. Hayat da insanın kendisiyle oynadığı bir satranç oynu gibi değil midir.
McConner dunyanin ennn komik ve ennn gercek adami. ne dediyse hakli ne yaptiysa arkasindayim. oz abimdir destekliyorum ozellikle su wise wordlerini "Damned fool!". dunyayi daha iyi bir yer yaptigin icin tesekkurler sen olmasan olmazdim
SatrançStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025279,2bin okunma
Şahsen kitaba başladıktan kısa bir süre sonra olaya kapıldığımı hissettim. Kitapla ilgili ve anlatımla ilgili hiç bir problemim yoktu fakat kitabın sonunun çok açıkta bittiğini düşünüyorum. Satranç ve kişisel kafa yormalar eğer ilginizi çekiyorsa okumanızı öneririm zaten ince bir kitap olduğu için gayet hızlıca bitirilebiliyor.
SatrançStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025279,2bin okunma
Stefan Zweig, Avusturyalı yazar ve gazeteciydi. Edebi kariyerinin zirvesinde olduğu 1920'li ve 1930'lu yıllarda, dünyanın en çok çevrilen ve en popüler yazarlarından biriydi.
Zweig, Viyana, Avusturya-Macaristan'da büyüdü. Honoré de Balzac, Charles Dickens ve Fyodor Dostoyevski gibi ünlü edebiyatçılar hakkında Üç Büyük Usta (1920) ve belirleyici tarihsel olaylar hakkında Yıldızın Parladığı Anlar (1927) adlı tarihsel incelemeler yazdı. Ayrıca Joseph Fouché (1929), Mary Stuart (1935) ve Marie Antoinette'nin biyografilerini yazdı. Zweig'ın en bilinen kurgu eserleri arasında Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu (1922), Amok Koşucusu (1922), Korku (1925), Karışık Duygular (1927), Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat (1927), psikolojik roman Sabırsız Yürek (1939) ve Satranç (1941) yer almaktadır.
1934 yılında Almanya'da Nazi Partisi'nin yükselişi ve Avusturya'da Ständestaat rejiminin kurulmasının bir sonucu olarak Zweig, İngiltere'ye göç etti ve 1940 yılında kısa bir süre New York'a ve daha sonra yerleştiği Brezilya'ya taşındı. Son yıllarında bu ülkeye aşık olduğunu ilan edecek ve Brezilya, Geleceğin Ülkesi adlı kitabında bu ülke hakkında yazacaktı. Yıllar geçtikçe Zweig, Avrupa'nın geleceği konusunda giderek daha fazla hayal kırıklığına uğradı ve umutsuzluğa kapıldı. 23 Şubat 1942'de Petrópolis'teki evlerinde eşi Lotte ile birlikte aşırı dozda barbitürattan ölü bulundu. Eserleri birçok film uyarlamasına temel oldu. Zweig'ın anı kitabı Dünün Dünyası (1942), I. Franz Joseph yönetimindeki Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nun çöküş yıllarındaki yaşamı betimlemesiyle dikkat çeker ve Habsburg İmparatorluğu hakkındaki en ünlü kitap olarak anılır.