Güzel bir romandı. Ara sıra kullanıcıya öğüt veriyordı Viktor Hugo.
Ama yine de üzülerek söylüyorum ki yeni eserler (klasik olmayanlar) benim daha fazla ilgimi çekiyor.
Eser için söylenecek o kadar çok söz var ki incelememi yazarken yazılarımı toparlamak için günlerimi vermem gerekti.
Bu eseri uzun bir tren yolcuğu gibi düşünün, koltuğunuza oturmuş pencerenize
"Ölmek bir şey değil, yaşamamak korkunç."
İncelememe kitabın özeti gibi olan bu alıntı ile başlamak istedim.1724 sayfayı bir cümlesine sığdırabilmiş bir yazar Victor Hugo.
Yaşamadan
Kitabı elime ilk aldığımda farklı bir duyguya kapıldım. Bunun sebebiyse meşhur “Vatan Şairimiz Namık Kemal”di. Hayranı olduğum bir yazardır “Namık Kemal”. Sürgün yıllarında son günlerini yaşarken
Kitap, okuma grubumuzun aralık ayı kitabı idi.Bence kısa sürede bitti.Ev,iş, vs.Kendi ortalamamın üzerine çıktım bence kesinlikle günlük sayfa sayısı olarak.Bunun en büyük nedeni de tabiki grup ve de
Merhaba arkadaşlar
Uzun zaman önce Sefiller filmini izlemiştim baya etkilenmiştim. Ana karekterimiz Jean Valjean somun ekmek çalmakla suçlanıp 19 yıl kürek cezasına çarptırılır. Hapisten çıkınca Mösyö Beinven'in kapısını çalıp ailenin misafiri olur. Onlara ihanet edip evdeki gümüş şamdanları çalıp evden ayrılır. Polisler onu yakalayıp piskoposun evine götürür. Piskopos Jean Valjean'in hırsız olmadığını şamdanlıkları kenidin ona hediye olarak verdiğini belirtir. Bu durum Jean Valjean'in sonraki günlerini hayatını baya değiştirir. (Belediye başkanı oluyor sonraki süreçlerde). Daha sonraki süreçlerde Polisler Fentine adında bir kadını döverken olaya müdahale ediyor Jean Valjean. Fentine kızı için bir anne olarak ağır şeyler yapmak zorunda kalıyor... Kızı Cosette ise başkalarının yanında kalmaktadır. Yoksulluk yüzünden filan. Jean Valjean Fentine hastayken söz veriyor kızını ona getireceğine dair. Fazla spoiler vermek istemiyorum özet olarak sayfa sayısı sizi korkutmasın. Önce isterseniz Filmini izleyin beğenirseniz romanına başlayın. Benim tavsiyem kesinlikle Dünya klasikleri içinde en etkileyici roman muhteşem ve muazzam. Okurken aman aman sıkılmazsınız ben tam 1 ay'da okudum. Kitaplığınızda bulunması,okunması gereken muhteşem bir roman. İyi okumlar dilerim herkese. Sayfa sayısına bakmayın alın okuyun pişman olmazsınız.
Sefiller (2 Cilt Takım) kitabını bitirdim ve hâlâ etkisinden çıkabilmiş değilim.(ve uzun bir süre de çıkacağımı zannetmiyorum)Açıkçası böyle derin, acı dolu ama bir o
"Sefiller"; bireysel acıları, toplumun vicdanını, adalet kavramının çürümesini ve insan ruhunun karanlıkla aydınlık arasındaki gelgitlerini devasa bir anlatı evreni içinde işleyen bir
Victor Hugo 26 Şubat 1802'de Fransa'da doğdu. Liseyi bitirdikten sonra kendini tümüyle edebiyata adadı. 1824 yılında Fransız coşumcularının (romantikler) yayın organı olan La Muse Française dergisini kurdu. Cenacle adını taşıyan coşumcu sanatçılar çevresinin üyesi ve onun odak noktası oldu. 1830-1843 arasında en verimli dönemlerinden birini yaşadı. Romanları, tiyatro yapıtları ve şiirleriyle başarıdan başarıya koştu. 1831'de Notre Dame de Paris (Paris'in Notredame Kilisesi) adlı büyük romanını yayımladı. 1841 yılında Fransız Akademisi'ne üye seçildi. Çok sevdiği kızı Leopoldine'nin 1843'de kazayla boğularak ölmesi üzerine 1852'ye dek yeni yapıt vermedi. 1848 Devrimleri'nden sonra parlemento üyeliğine seçildi. 3. Napoleon'un hükümet darbesini engellemeye çalıştı, başaramayınca 1851 yılında Belçika'ya kaçmak zorunda kaldı.
Ateşli bir demokrasi ve cumhuriyet yanlısı olarak imparatorluk rejimini eleştiren yapıtlar yazdı. 1855-1870 arasını küçük bir İngiliz adası olan Guernsey'de geçirdi. O dönem yazarlığının en üretken yılları olmuştur. 1862 yılında başyapıtı olan Les Misérables (Sefiller) adlı romanını yayımladı. Bunu 1866'da Les Travailleurs de la Mer (Deniz İşçileri) ve aynı yıl L'Homme qui Rit (Gülen Adam) gibi önemli romanları izledi.
Fransa'da Cumhuriyet yeniden kurulunca Paris'e döndü. Ulusal Meclise seçildi. Artık Fransa'nın en gözde kişilerinden biriydi. Paris Komünü'nün ezilmesinden sonra komüncülerin bağışlanması için çok uğraştıysa da sonuç alamadı. Giderek siyasal ve toplumsal yaşamdan elini eteğini çekti.
1885 yılında ölüm döşeğinde iken; "Tanrı'ya inanıyorum, ahirete inanıyorum; fakat hiçbir kilise papazını başımda istemiyorum. Beni seven bütün dünya insanlarının gönülden dualarını bekliyorum. Bu benim için kafidir." diyerek 22 Mayıs 1885 yılında hayata gözlerini yummuştur.