Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Hiç şüphesiz ki... Hürriyetine.
9/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2025 17. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 08 Mart 2025 03:13
Bu kadar kısa gibi görünen bir hikayenin, bu kadar derin bir anlamı olması beni çok etkiledi. Küçük bir kız üzerinden ilerleyen hikaye o kadar yalın ve temiz aktarılmış ki, hiç bir farklı yöne sapmadan akıp gitti. İşlediği konu hem toplumsal sınıflaşmayı, hem aşkın çaresizliğini ve yüceliğini, hem fedakarlığı bir arada okuyucuya sunmakta. Gönül isterdi ki, aşk tüm engelleri aşıp kavuşma ile sonuçlansın... Ama artık biliyoruz ki bu hayatta aşıklara yer yok... Temel eserler arasında sayılan bu kısa ama etkileyici romanı bütün kitapseverler okumalı.
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Kapra Yayıncılık · 202156,4bin okunma
Puan vermedi
Sergüzeşt Küçük bir çocukken Kafkasya'dan kaçırılan ve İstanbul'da zengin konaklara satılarak oradan oraya savrulan; hayatı aşk, hüzün ve ıstırapla yoğrulmuş Dilber'in hikâyesinin konu edildiği roman aynı zamanda sınıflı toplum yapısının çarpıklığını ve oluşan hiyerarşiyi de yansıtıyor. Sergüzeşt İnsanın başına her türlü kötülüğün gelebildiğini yansıtan bu romanın ana fikri, herhangi bir bireyi köle veya cariye yapmanın insanlık dışı bir şey olduğudur. Bununla birlikte romanda insanın başına gelen kötülüklerden ötürü kendi sonunu getirmesinin yanlış bir şey olduğu ve adaletin er geç tecelli ettiği belirtilir. Okuyucuya hüzün yaşatan Sergüzeşt romanın kahramanı Dilber’in hikayesi oldukça acıklı geldi. Her insan değerlidir. Hiç bir insan alınıp satılamaz, değer biçilemez, köle olarak kullanılamaz.
Edebiyat
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Kapra Yayıncılık · 202156,4bin okunma
Bazen insanın kaderi evvelden ezele değişmiyor.
Puan vermedi·120 syf.··
2023 20. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 24 Mart 2023 13:41
Kafkasya'dan kaçırılıp İstanbul'a getirilip köle olarak satılan küçük bir kızın henüz anne şefkatine ihtiyacı varken küçücük bedeninde ve ruhunda oluşan onca acı,keder ve izler. Bilmediği evlerde hayata tutunma çabası. Oradan oraya satılıp kaderine terk edilişi. Bir de yetmezmiş gibi aşkla tanışması ve de kavuşmaması o kadar derin tasvir edilmiş ki insan okurken yasanilan döneme lanet ediyor. Ve en sonun da yaşadığı hayata dayanamayıp ölümü tercih etmesi. Başarılı bir dil, konu ve anlatım. Okumaya değer bir eser.
Edebiyat & Roman
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Kapra Yayıncılık · 202156,4bin okunma
8/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2023 4. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 16 Ocak 2023 23:05
Kalbimi bıraktım... Daha süt kokan, anne kucağına muhtaç bir esir kız Dilber... Kitabın başlangıcında henüz küçücükken satıldığı evde gördüğü zulüm kalbimi dağladı, boğazımı düğümledi desem abartmış olmam. O kadar net bir aktarım vardı ki Dilber ile birlikte su taşıdım, pis yorganlara sarıldım ben de... Esir ya, söz hakkı yok ya, en başlıcası hürriyeti yok ya al, sat... İnsan ticareti serbest. Gençlik döneminde satıldığı bir başka evde gönlünü evin beyi olan Celal'e kaptırıyor. Celal bey de onu seviyor ama toplumsal sınıflar aşklarına mani oluyor. Esir bir kızdan nasıl kurtulur sınıf ve sıfat düşkünü bir aile? Sat gitsin... Ama ne Celal bey dayanabiliyor bu ayrılığa ne talihsiz Dilber. Kitabın oldukça da hazin bir sonu var. Ölüm ile özgürlüğüne ancak kavuşabilen bir ruh.. ne acı... Kitaptan sadece uzun ama epey uzun betimlemeler ve cümleler yüzünden biraz sıkılabilirsiniz. Ama o kadar kusur kadı kızında da olur lütfen devam edin. Keyifli okumalar...
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Kapra Yayıncılık · 202156,4bin okunma
Sergüzeşt
Puan vermedi
Kitabı o dönemdeki edebiyat ekseninde beğendim. Lakin Türk edebiyatının ilk eserleri diyebiliriz. Osmanlı imparatorluğunda avrupaya giden aydınların yaşantısına bir örnek misal olabilir. Dilber isimli bir kız kafkasyadan istanbula getirilip, zenginlere satılıyor ancak kızcağız köle olarak eziyet ve hor görülüyor. O dönemki edebi eserlerde aşk cok naif şekilde anlatılıyor. Betimlemeler, aşk içeren cümleler edebice ve zerafet içerisinde, derler ya osmanlı beyfendisi özelliği var.Avrupa özentisi de yok değil ancak hikayenin sonu İstanbul da biter diye düşündüm. Mısır da bitti neden acaba diye düşündüm? acaba mısırın ingiliterenin eline geçmesi mi ki diye siyasi bir yelpaze aradım. İlk öykü olması, modern edebiyata geçiş dönemi olması sebebiyle beğendim. Türk edebiyatının ilk örnek olması ve vicdanlara dokunması da beni etkiledi vesselam. Sevgi ve muhabbetle kalınız
Edebiyat
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Kapra Yayıncılık · 202156,4bin okunma
9/10
·120 syf.··
2025 21. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 16 Nisan 2025 13:39
Samipaşazade Sezai yazarı ile ilk tanışma kitabım oldu Sergüzeşt, çok severek olduğum çok hüzünlendiğim satırlar oldu çok üzüldüm dilbere çok. Kitabın konusu; Kafkasya'da yaşayan ve çok güzel bir kız olan Dilber'in vatanından ayrılıp esircilerin eline düşüp İstanbul'a getirilmesi ve bir aileye köle olarak satılması ile başlıyor. Dilber'in gördüğü eziyet ve aşağılanma karşısında daha fazla dayanamayıp kaçması ve satıldığı diğer evde büyüyerek düştüğü aşk hikayesi anlatılıyor. Ve malesef ki kötü bir şekilde son buluyor her şey. Romanda her ne kadar esir ticaretinin korkunçluğunu anlatılsa da aşka derince yer verilmiştir.Öncelikle eski dönemde insan ticaretinin olması kesinlikle çok can sıkıcı bir durum. Kitapta geçen Dilber karakteri ise 9 yaşında bir esir hayatı sürmüştür. O kadar çok işkence görüyor ki fiziki ve psikolojik yönden üzüntüyü, çaresizliği derinden hissediyorsunuz. Bu yönüyle bile kitaptan; esaretin her türlüsü her yaşı etkiler mesajını alabilirsiniz.Sami Paşazade Sezai, Sergüzeşt'te ele aldığı kölelik ve özgürlük temaları nedeniyle, yazıldığı dönemde hükümet tarafından gizlice göz altında tutulmasına ve Paris'e gitmesine neden olduğunu düşünürsek yazarın gerçekleri söylediğini anlayabiliriz. Eserde betimlemeler çok güzeldi. Sanki dilberi sizde tanıyorsunuz. Köle oluşunuzu hayal edip acılar cekiyorsunuz sonra imkansız bir aşka düşüyorsunuz. Sergüzeşt, Türk romanında gerçekçilik akımının ilk örneği sayılır. Sergüzeşt macera serüven anlamına gelmektedir. Kitabı tavsiye ederim. Keyifli okumalar.
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Kapra Yayıncılık · 202156,4bin okunma
10/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2024 40. kitabı
Yüreğimi dağlayan ve bittiği zaman, "aga bee" dedirten o eser... Toplumsal sınıf ayrımını farklı yollardan, başarılı ve aynı zamanda üzücü bir şekilde anlatan eser. Samipaşazade Sezai 'ye bize bıraktığı bu müthiş eser için teşekkür ediyorum...
Kitap Alıntısı
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Kapra Yayıncılık · 202156,4bin okunma
9/10
·120 syf.·
2022 37. kitabı
Kitapta en çok dikkatimi çeken şeylerden birisi yazarın betimlemeleri oldu. Pek çok duyguyu o kadar güzel kelimelerle tarif ve benzetme yapmış ki.. Onun haricinde kitap kısa olmasına karşın öz ve etki yaratan mahiyette. Hüzünlü, sürükleyici ve en önemlisi etkileyici. Tavsiye ederim
İnceleme
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Kapra Yayıncılık · 202156,4bin okunma
10/10
·120 syf.·
2023 19. kitabı
Türk edebiyatında romantizmden realizme geçiş eseri olarak kabul edilen bu eser, yazarın toplumun kanayan yarası olan bir gerçeğini bir aşk serüveni ile okura sunuyor. Özellikle esir ticaretine dikkat çeken yazar, toplumdaki katmanların bütünün ne kadar acımasız ve gaddar olduğunu, özellikle esir insanların psikolojisini aktarmadaki başarısı ile harmanlanınca ortaya hem trajik hem de didaktik bir eser ortaya çıkmış. Sergüzeşt yani bir serüven adı altında okura 1888 yılında sunulan bu güzel öykünün bütün tarafları toplumun bir aynası hüviyetine sahip. Kitap hüzünlü bir sonla bitse de yazarın verdiği mesaj o yıllarda ve her ne kadar bugün insan ticareti olmasa da bugün derin bir ders vermektedir.
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Kapra Yayıncılık · 202156,4bin okunma
Acı Yaşamlar
Puan vermedi·120 syf.··
2024 9. kitabı
·
32 saatte okudu
·
Okunma: 04 Ağustos 2024 18:12
Esir olarak evden evde satılan Dilber ve soylu ailenin oğlu olan Celal Bey'in aşk hikayesini anlatan hüzünlü bir roman. Okuttu kendini ama çok sürükleyici bulmadım .
Edebiyat
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Kapra Yayıncılık · 202156,4bin okunma

Yazar Hakkında

Samipaşazade SezaiYazar · 18 kitap
Sami Paşazade Sezai (Osmanlıca: سامى باشا زاده سزائى), (d. 1859 İstanbul - ö. 26 Nisan 1936 İstanbul) Türk realist öykücü, romancı.rnrnTürk Edebiyatının ilk gerçekçi romanlarından birisi olma özelliğiyle edebiyat tarihinde büyük önem taşıyan “Sergüzeşt” adlı romanın yazarıdır. Türk edebiyatında modern kısa hikâyenin kurucularındandır. Yaşamı 1859 yılında İstanbul’da dünyaya geldi. Tanzimat devrinin ileri gelen isimlerinden, Osmanlı Devleti’nin ilk Maarif Nazırı (Eğitim bakanı) Abdurrahman Sami Paşa ile Paşa’nın ikinci eşi olan Dilarayiş Hanım’ın oğludur. Babasının Taşkasap, Taşkasap’taki konağında özel öğrenim gördü. Konaktaki eğitim yıllarında Farsça, Arapça, Fransızca, Almanca; daha sonra Londra’da görev yaptığı yıllarda İngilizce öğrendi. Yirmi yaşına kadar resmi bir görev almayıp, edebiyat konusundaki bilgilerini artırmayı tercih etti. “Maarif” başlıklı ilk yazısı 1874 yılında “Kamer” adlı gazetede yayımlandı. 3 perdelik bir piyes olan “Şir” isimli ilk eseri 1879’da yayımlandı. 1880'de, ağabeyi Abdüllatif Suphi Paşa’nın başında olduğu Evkaf Nezareti Mektubi Kalemi’ne memur oldu. Babasının ölümünden sonra da Londra elçiliği ikinci kâtipliğine atandı. Orada kaldığı dört yıl boyunca İngiliz ve Fransız edebiyatlarını yakından izledi. 1885’te elçilik görevlerinin şapka giymesi yasağına uymadığı için elçilik kadrosu azledildiğinde İstanbul'a döndü, İstişare Odası’na memur oldu. Bu dönemde Latife Hanım ile kısa süren bir evlilik yaptı. 1885 - 1901 arasında İstanbul’da yaşadı ve edebi açıdan verimli bir dönem geçirdi. Abdülhak Hamit ve Recaizade Ekrem ile yakın dost oldu. 17-18 yaşlarında iken tanıştığı Namık Kemal ile sürekli mektuplaştı. Diğer Tanzimat yazarları gibi çok sayıda eser vermedi; bir roman, iki küçük hikâye kitabı, hatıra ve seyahat yazıları yazdı. 1888’de bir paşazade ile cariyenin aşk öyküsünü anlattığı Sergüzeşt adlı romanı yayımlayarak Şemseddin Sami, Namık Kemal ve Ahmet Mithat Efendi'den sonra Türk edebiyatının ilk romancıları arasına girdi. Alphonse Daudet'den “Jak” romanını Türkçeye çevirdi. 1891’de hikayelerini “Küçük Şeyler” adlı kitapta topladı. 1897'de İkdam Gazetesi'nde makaleler ve hikayeler yazdı. Bazı makale ve hikayelerini “Rumuzü'l-Edeb” (1898) adlı kitapta topladı.rnrnSergüzeşt romanı yüzünden göz hapsine alındığını düşünerek bundan kurtulmak için 1901’de Paris'e gitti ve 1908'de Meşrutiyet'in ilanına kadar da orada kaldı. Yurtdışına kaçışını Servet-i Fünun Dergisi’nde yayımlanan “1901‘e Ait Bir Hatıra” başlıklı yazısında anlattı. Paris’te Jön Türkler’le tanıştı; İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne katıldı ve cemiyet içinde saygın bir yere geldi. Cemiyetin 15 Şubat 1902’de yayın hayatına başlayan "Şüra-ı Ümmet" adlı yayın organında Osmanlı Devleti politikalarını ve rejimini eleştiren yazılar yayımladı. Paris yıllarını “1901’den İtibaren Paris’te Geçen Seneler”, “Paris Hatıratından”, “Paris’te Yedi Sene” adlı yazılarında anlattı.rnrnII. Meşrutiyet’in ilanı üzerine İstanbul'a döndü ve Madrid elçisi olarak görevlendirildi. I. Dünya Savaşı başlayınca Madrid'den İsviçre'ye geçti, savaşın sonuna kadar burada kaldı. İspanya yıllarını “Gırnata ve El-Mescidü’l Camia: Elhamra” adlı iki yazıda, İsviçre’de geçirdiği zamanı “İsviçre Hatıratı” başlıklı yazılarında anlattı.rnrnMütareke devrinde 1921 yılında yaş haddi dolmadan hükümet tarafından emekliye sevkedildi ve İstanbul'a döndü.rnrnSon yıllarını Kadıköy’ün Mühürdar semtindeki evinde geçirdi. Çok sevdiği yeğeni İclal'in ölümü üzerine yazdığı mensur bir mersiye ile daha bazı nesir ve hatıralarını 1924’te yayımladığı “İclal” isimli kitapta topladı.rnrn1927'de kendisine Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin kararıyla "Hidamat-ı Vataniyye" tertibinden maaş bağlandı. 26 Nisan 1936 tarihinde İstanbul'da zatürreden öldü. Cenazesi, Göksu’daki aile mezarlığına, yeğeni İclal’in yanına defnedildi. Edebi Kişiliği İlk eserini Namık Kemal etkisinde yazdığı “Şir” adlı eseri ile tiyatro oyunu alanında veren sanatçı; roman, hikâye, hatıra, sohbet, makale ve şiir ile üne kavuştu. Tek romanı olan Sergüzeşt, bütünüyle esaret konusunu işleyen ilk roman olarak edebiyatımızda yer aldı; cariyelik ve kölelik siteminin eleştirildiği roman, onun en ünlü eseri oldu. Besim Ömer Paşa tarafından Fransızca’ya çevrildi. Romanının getirdiği ünle hikâyeci yönü gölgede kalmış olsa da hikayecilik yönü çok güçlü bir yazardı. Küçük olayları konu alan hikâyeleri ile kısa hikâye türünü, Türk edebiyatına soktu. Tanzimat döneminin en genç yazarı olan sanatçı, “Küçük Şeyler” adlı kitabı ile Servet-i Fünun yazarlarını etkiledi. Namık Kemal’in etkisiyle bir çok hikayesinin dilini süsledi, uzun cümleler kullandı. Yazılarında romantizm ile realizmi birleştirdi. “Sanat için sanat” anlayışıyla eserler verdi. Konularını her zaman yerli hayattan seçti.