Sırça Köşk

Sabahattin Ali
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

10/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2022 8. kitabı
Sabahattin Ali'nin çok severek okumuş olduğum ikinci eseridir... Toplumun her kesimi ve dönemin toplumsal konuları ele alınmıştır. Toplumcu gerçekçilik akımını ön planda tutan yazarımız, insan-insan, insan-bürokrasi ve devlet ilişkilerini ele aldığı, çoğunlukla da eleştirel tarzda masallarını okuyucuya aktarmıştır. Çok yıllar geçmiş olsa da günümüze nasıl ışık tuttuğunu göreceksiniz... "Namuslu adam kalmamış bu dünya da iki gözüm..."
Sırça KöşkSabahattin Ali · Kızıl Panda · 202169,7bin okunma
Sırça Köşk
Puan vermedi·176 syf.··
2022 41. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 03 Aralık 2022 15:14
Herkese merhaba, Bugün sizlere edebiyatımızın nadide isimlerinden biri olan Sabahattin Ali'nin 'Sırça Köşk' isimli kitabından bahsedeceğim. Kızıl Panda yayınlarından okuduğum Sırça Köşk kitabında on yedi farklı öykü vardı. Hepsi birbirinden güzeldi fakat benim en çok beğendiğim üç öykü; Böbrek, Millet Yutmuyor ve Sırça Köşk oldu. Sabahattin Ali bu eserinde yer alan her hikâyede bu toplumdan insanları 'gerçekçi' bir biçimde kaleme almış, yaşadığı dönemin başlıca sorunlarına çok usta bir biçimde değinmişti. Özellikle hikâyelerinde yer verdiği 'doktor portresi' dönemin doktorlarının bir yaşam kurtarıcı, bir şifacı değil, adeta bir tüccar olduğunu insana iliklerine kadar hissettiriyordu. Anadolu insanının yaşam tarzı, doğallığı, yer yer saflığı yer yerse kurnazlığı o kadar güzel anlatılmıştı ki hayran kaldım. Kitapta her hikâyeden etkilendim fakat kitabın son hikâyesi olan 'Sırça Köşk'ün son cümlesi beni oldukça fazla etkiledi. "Sakın tepenize bir sırça köşk kurmayınız. Ama günün birinde nasılsa böyle bir sırça köşk kurulursa, onun yıkılmaz, devrilmez bir şey olduğunu sanmayın. En heybetlisini tuzla buz etmek için üç beş kelle fırlatmak yeter." Konudan bağımsız olunca belki bir anlam ifade etmeyen bu söz, bu hikâyeyi okuduğunuzda içinizde bir burukluk yaratıyor. Okuduğum ve her bir sayfasına hayran olduğum, oldukça kaliteli kitaplardan biriydi. O kadar bizden, içimizden, kültürümüzdendi ki hayran kaldım. Bence döneminin insanlarını bir de Sabahattin Ali'nin gözünden görün. Okumanızı sonuna kadar tavsiye eder, okuyacak olanlara keyifli okumalar dilerim.
Edebiyat
Sırça KöşkSabahattin Ali · Kızıl Panda · 202169,7bin okunma
9/10
·176 syf.··
2021 6. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 23 Şubat 2021 20:19
"On yedi hikayeden müteşekkil bir eser.Toplumda ne varsa hikayelerde de o var. İnsanların günlük hayatta karşılaştıkları zorluklar,düzene yönelik eleştiriler,ince alaya dayalı hicivler, anlaşılır bir dil, herkesin kendinden bir şeyler bulabileceği içten hikayeler...En çok da eserin ismi de olan 'Sırça Köşk' hikayesi etkiledi beni.Galeyana gelen , düşünme ve sorgulama gücünü yitiren bir halk ve işe yaramaz üç gencin oyunu .Ve topluma mesaj niteliği taşıyan tarihe geçecek nitelikte cümleler.'Sakın tepenize bir sırça köşk kurmayınız.Ama günün birinde nasılsa böyle bir sırça köşk kurulursa,onun yıkılmaz,devrilmez bir şey olduğunu sanmayın.'Keyifli okumalar. "
Sırça KöşkSabahattin Ali · Kızıl Panda · 202169,7bin okunma
Puan vermedi·141 syf.··
2021 17. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2021 20:44
‘Sakın tepenize bir sırça Köşk kurmayınız. Ama günün birinde nasılsa böyle bir sırça Köşk kurulursa da onun yıkılmaz devrilmez bir şey olduğunu sanmayın. En heybetlisini tuzla buz etmek için iç beş kelle fırlatmak yeter’ 13 hikaye ve 4 masaldan oluşan, akıcı dili ve ele aldığı toplumsal konularla okurken çokça sevdiğim bir kitap oldu. Özellikle kitaba ismini veren Sırça Köşk masalı en sevdiğim masaldı. Her hikayesinde toplumun -1947’den bu yana hala- kanamakta olan bir başka yarasını ele alan Sabahattin Ali toplumsal eleştirilerini bu denli acıklı ve şaşırtan bir kalemle yazarken epey zorlanmıştır bence. Eleştirdiği her konunun hala güncelliğimi koruyor olması da ayrı bir hüzün sebebi. Kalemine sağlık Sabahattin Ali
Sırça KöşkSabahattin Ali · Kızıl Panda · 202169,7bin okunma
8/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
·
30 günde okudu
·
Okunma: 12 Ocak 2026 01:57
Sırça Köşk, Sabahattin Ali’nin masal anlatımıyla gerçeği ustaca harmanladığı çarpıcı bir öykü kitabı. Eserde yer alan hikâyeler; adaletsizlik, güç, vicdan ve sorgulamadan kabulleniş temaları etrafında şekilleniyor. “Katil Osman”, “Böbrek”, “Cankurtaran”, “Bir Aşk Masalı” ve “Koyun Masalı” insan doğasının karanlık ve çelişkili yanlarını gözler önüne sererken, Sırça Köşk hikâyesi tüm bu temaları simgesel ve unutulmaz bir anlatımla bir araya getiriyor. En çarpıcı olan Sırça Köşk; çünkü gücün ardına saklanan düzenlerin ne kadar kırılgan olduğunu en iyi o anlatıyor.
Sırça KöşkSabahattin Ali · Kızıl Panda · 202169,7bin okunma
İnsanlığı bir çok yerde sorgulanabilirsiniz
8/10
·176 syf.··
2026 4. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 16 Şubat 2026 01:48
Bu kitabı okurken tek düşündüğüm biz neden böyleyiz. Güzel olan her şeyi neden ve nasıl yok edebiliyoruz. Bazen de sorduğum soru insanlığımızı ne zaman ve nerede kaybettiğimiz. Bu öyküler 1945-46 yılın da yazılmış olsa bile o zamana ait tespitlerin bize hala aynı durumda olduğumuzu gösteriyor. Belki de daha beter bir hale geldik... Sırça KöşkSırça Köşk
Duygu ve Düşünce
Sırça KöşkSabahattin Ali · Kızıl Panda · 202169,7bin okunma
DİRENİŞİ ÖĞÜTLEYEN HİKÂYELER
Puan vermedi·141 syf.··
2021 9. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 09 Ocak 2021 15:23
Sırça Köşk, bir dönemin yasaklı kitaplarından. Okumadan önce neden yasaklı olduğunu tahmin etsek de okuduktan sonra gerçekler neden yasaklanır ki diye düşündürüyor. Bu kadar mı sevmiyoruz gerçeğin anlatılmasını? Bu kadar rahatsız eden ne? Gerçekle yüzleşememek niye? İfade etmeyince, anlatmayınca geçip gidecek mi öylece? Sabahattin Ali, hikâyelerinde insanı anlatmış, insan eliyle oluşturulan dogmatik düzeni. Hepsi içimizden, hepsi biziz. Açık, net bir dille yazılmış hikâyelerdeki betimlemelerle toplumun resmini çiziyor usta yazar. Ne diyelim, ellerine sağlık Sabahattin Ali, bilemedik ellerinin değerini.. Sırça Köşk, on üç hikâye ve dört masaldan oluşuyor. Kitap adını en sondaki “Sırça Köşk” masalından alıyor. İktidarlaşma eleştirisi olarak ele alabileceğimiz bu hikâye hiçbir kurumun kalıcı olmadığını gösteriyor. Liyakatın olmadığı yerde tek bir kıvılcımın nelere mâl olabileceğini gözler önüne seriyor. Halkın kendi eliyle inşa ettiği düzeni, yozlaşma başladığı anda pek tabii yine kendi eliyle yok edebileceğinin net bir ifadesi oluyor bu sembolik hikâye. Kitabın kimleri, neden rahatsız ettiğini anlamak böylece kolaylaşıyor. *** “Portakal” hikâyesi, bu kadar kolay mı insanın ekmeğiyle oynamak, diye sorgulatıyor. Burnunuza acı bir portakal kokusu geliyor. Acılığını çaresizlikten alıyor. *** “Beyaz Bir Gemi” hikâyesinin duygusu “umut”. Gözümüzün önündeki şeyi olduğu gibi değil, olmasını istediğimiz gibi algılarız. Aşırı bekleme hâli umudu besler de besler. Sonrasında gördüğümüz şey artık herkesin gördüğü şey değildir. O şey, kendi varlığından bağımsız olarak kişinin hayal dünyasında, algılayışında bambaşka bir şekle bürünmüştür artık. Umut onu o hâle getirmiştir. *** “Katil Osman” toplumsal dayatmaların, etiketlemelerin insanı o şekle girmeye mecbur bırakmasının hikâyesi.
Edebiyat
Sırça KöşkSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 202069,7bin okunma
Puan vermedi·141 syf.··
2024 85. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 23 Mayıs 2024 11:26
17 öyküden oluşan kitap sade, akıcı ve etkileyici bir anlatıma sahip.Her bir öyküsü gündelik hayattan güzel dersler veriyor. 1947 yılında yayınlanıp yönetime başkaldırı olduğu gerekçesiyle yasaklanan bir kitap. Çok beğendim tavsiye ederim.
Sırça KöşkSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 202069,7bin okunma
Şimdi Ben Ne Anlattım?
6/10
·141 syf.··
2023 88. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 12 Temmuz 2023 21:16
Sabahattin AliSabahattin Ali bu kitabı 1947 yılında yazmıştır. Kitabın adının da geldiği Sırça Köşk hikayesi politik olduğu gerekçesiyle zamanında ülkemizde yasaklanmış ve o dönemde de toplatılmıştır. Ali'ye, devlete başkaldırı var bu kitapta, sen kim oluyorsun denilmiştir. Bana kalırsa çok ağır eleştiriler yoktur bu öykünün içerisinde ama ne yazık ki o dönem bildiğiniz üzere birçok günümüzün önemli eseri yasaklanmıştır. Bunlara örnek vermek isterim; Fikrimin İnce GülüFikrimin İnce Gülü, Asılacak KadınAsılacak Kadın, Nazım Hikmet kitapları, Aziz Nesin kitapları, Necip Fazıl kitapları, Said Nursi kitapları bunlardan bazıları. Toplam 17 bölüm vardır kitapta. 13 ü klasik hikaye tadında, 4 ü de masal biçimindedir. Açık konuşmak gerekirse kitaptaki ne hikayeleri, ne de masalları beğenemedim. Kimi yarım kalmış gibi, kimi amaçsız, kimi mesajsız, kimi zevksiz, kimi fazla sıkıcı, kimisi de hiç akmayan hikayeler ve masallardı. Yani yazarın kalemimdeki edebi dahiliğini çıkarın ve Wattpad yazarı yazmış diye söyleyin bana cidden inanırım. Hayatımda okuduğum belki en iyi romanların yazarı böyle bir kitabı nasıl yazmayı başardı bilemiyorum. Yani özellikle siyasi mesaj vereceğim diye bazı yerlerde ütopik, distopik tarza bile yer yer geçmiş. Mesaj vereceğim kafası hikayeyi ya da masalı konudan soğutmuş ve bizleri konuya uzaklaştırmış gibi hissettim. Çekiciliğini, sempatikliğini, akıcılığı özellikle çoğu bölümde kaybettirmiş. Hikayelerin çoğu şehir hikayesi. Kırsaldan uzak kalmış. Kuyucaklı Yusuf u okumuştum. Kırsalı çok iyi yazar. Ama İçimizdeki Şeytan ve Kürk Mantolu Madonna yı da okudum. Şehiri de iyi yazar. En çok şunu beğendim diyeceğim ya da şunu kesin okuyun kaçırmayın ha diyebileceğim bir hikayesi ya da masalı yok. Ne yalan söyleyim. Yukarıda belirttiğim gibi hepsi bir eksik kalmış. Hatta bazıları büyük skandaldı bana göre. Dümdüz başladı ve
Edebiyat
Sırça KöşkSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 202069,7bin okunma
Bu memlekette yüzü gülen, bahtiyar insan yok!
10/10
·141 syf.··
Beğendi
·
2023 85. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 11 Temmuz 2023 14:33
Sebahattin Ali’nin vefatından önce yazmış olduğu son kitabı, Sırça Köşk. Onüç öykü ve dört masaldan oluşan bu kitap oldukça kısa fakat nitelikli hikayeleri bir araya getirmiş. Toplumcu gerçekçi sanat anlayışını benimseyen Sebahattin Ali, yoksul olmak, yoklukta olmak, sahipsiz bırakılmak insanın başına neler getirir; bunu, bu kitapta toplumun çeşitli kesimlerinden, birbirinden farklı insan manzaraları ile aktarılmış. Bir kaç cümle ile bu öykülerden bahsetmek istiyorum. Portakal; toplumun ticaret ahlakından bir kesiti ele almış. Beyaz Bir Gemi; sanatı sanat için yapmayanları (sözde sanatçıları) konu alıyor. Katil Osman; mahalle baskısının sonuçlarını, bir katil yaratan toplum baskısını anlatıyor. Böbrek; sanırım okurken en çok etkilendiğim hikaye bu oldu. Özellikle kurduğu bir kaç cümle ile içimi dağladı. İnsanların çare ararken nasıl çaresiz bırakıldığını okudum. Cıgara; bütün insani haklardan yoksun bırakılan sokak çocuklarından bahsediyor. Millet Yutmuyor; sözde sanat uğruna, insanları kandırmak için yapılanları konu alıyor. Bahtiyar Köpek; bu kısa öyküde Sebahattin Ali, onun edebiyatını eleştirenlere atıfta bulunuyor. Çilli; toplumdan soyutlanmış, toplumun dışına itilmiş yüzlerinden olan hayat kadınlarının öyküsünü yazıyor. Dekolman; bu öyküde kısmen emeğin sömürülüşüne, kısmen toplumdaki mesleki özgüvensizliğine, kısmen de yahudi zulmüne değiniyor. Bu hikayede ve kitaptaki bir kaç hikayede sağlık sektörünü, özellikle doktorları eleştirdiği yerlerde o kadar yerinde ve haklı tespitleri vardı ki, günümüzde hala aynı sıkıntıları yaşıyoruz. Hakkımızı Yedirmeyiz; dinin gölgesine sığınarak, milletin hakkını yiyenleri konu almış.
Edebiyat
Sırça KöşkSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 202069,7bin okunma

Yazar Hakkında

Sabahattin AliYazar · 103 kitap
Sabahattin Ali, 25 Şubat 1907'de Edirne Vilayeti'nin Gümülcine Sancağı'na bağlı Eğridere kazasında doğmuştur. Babası piyade yüzbaşısı (Cihangirli) Selahattin Ali Bey'in görev yerlerinin sık sık değişmesi dolayısiyla, ilköğrenimini İstanbul, Çanakkale ve Edremit'in çeşitli okullarında tamamlamıştır. Edremit'e göçtüklerinde bölge Yunan işgalinde olduğu için emekli olan babası aylığını alamamış ve aile çok zor günler geçirmiştir. İlkokulu bitirdikten sonra parasız yatılı olarak Balıkesir Öğretmen Okulu'na giren Sabahattin Ali, beş yıl burada okumuş, daha sonra İstanbul Öğretmen Okulu'nda mezun olmuştur (1926). Bir yıl kadar Yozgat'ta ilkokul öğretmenliği yapmış, Millî Eğitim Bakanlığı'nın açtığı sınavı kazanarak Almanya'ya giderek iki yıl orada okumuştur (1928 - 1930). Yurda döndükten sonra Sabahattin Ali, Orhaneli’nde ilkokul öğretmenliğine atandı. Aydın ve sonra Konya ortaokullarında Almanca öğretmenliği yapmıştır. Konya'da bulunduğu sırada, bir arkadaş toplantısında Atatürk'ü yeren bir şiir okuduğu iddiasıyla tutuklanmış (1932), bir yıla mahkûm olarak Konya ve Sinop cezaevlerinde yatmış, Cumhuriyetin onuncu yıldönümü dolayısıyla çıkarılan af yasasıyla özgürlüğüne kavuşmuştur (1933). Cezaevinden çıktıktan sonra Ankara'ya giden Sabahattin Ali Millî Eğitim Bakanlığı'na başvurarak yeniden göreve alınmasını istemiştir. Dönemin bakanı Hikmet Bayur'un "eski düşüncelerinden vazgeçtiğini ispat etmesini" istemesi üzerine Varlık dergisinde "Benim Aşkım" adlı şiirini yayımlayarak (15 Ocak 1934) Atatürk'e bağlılığını göstermeye çalışmıştır. Aynı yıl Bakanlık Neşriyat Müdürlüğü'ne alınmış, Ankara II. Ortaokul'da öğretmenlik yapmıştır. 16 Mayıs 1935 günü Aliye Hanım ile evlenmiş, 1936'da askere alınmış, 1937 Eylülünde kızı Filiz Ali dünyaya gelmiştir. Yedek Subay olarak askerliğini Eskişehir'de tamamlamış, 10 Aralık 1938 de Musiki Muallim Mektebi'nde Türkçe öğretmeni olarak göreve başlamıştır. 1940 yılında tekrar askere alınmış, askerliğini yaptıktan sonra Ankara Devlet Konservatuarı'nda Almanca öğretmenliği yapmıştır (1941 - 1945). "İçimizdeki Şeytan" romanı milliyetçi kesimde büyük tepki toplamıştır. Nihal Atsız'ın hakkında yazdığı hakaret dolu bir yazıya karşılık dava açmış, dava sırasında çok sıkıntı çekmiştir. 1944 yılında davayı kazanmasına rağmen tepkilerden kurtulamamıştır. Olaylı duruşmalar sonunda bakanlıkça görevinden alınmış, İstanbul'a giderek gazetecilik yapmaya başlamıştır (1945). Ancak fıkra yazdığı La Turquie ve Yeni Dünya gazeteleri, Tan olayları sırasında tahrip edilince işsiz kalmış, Aziz Nesin ve Rıfat Ilgaz'la Marko Paşa, Malum Paşa, Merhum Paşa, Öküz Paşa gibi siyasal mizah dergilerini çıkarmıştır (1946 - 1947). Ancak, bu gazeteler tek parti iktidarının baskılarıyla karşılaşmış, dergilerin isimlerindeki Paşa ifadesiyle "Milli Şef" İsmet Paşa ile alay edildiği iddiası ile kapatılmış, yazılar ve yazarları hakkında kovuşturmalar açılmıştır. Sabahattin Ali dergilerde çıkan yazılarından dolayı üç ay hapis yatmış, karşılaştığı baskılardan bunalmıştır. Ali Baba dergisinde yayımladığı "Ne Zor Şeymiş" başlıklı yazıda, içinde bulunduğu durumu şöyle anlatmaktadır: "Çalmadan, çırpmadan bize ekmeğimizi verenleri aç, bizi giydirenleri donsuz bırakmadan yaşamak istemek bu kadar güç, bu kadar mihnetli, hatta bu kadar tehlikeli mi olmalı idi?" Bir başka dava nedeni ile 1948'de Paşakapısı cezaevinde üç ay yatmıştır. Çıktıktan sonra zor günler geçirmeye başlamış, işsiz kalıp, yazacak yer bulamamıştır. Yurt dışına gidebilmek için pasaport almak istemiş, alamamıştır. Yasal yollardan yurt dışına çıkma olanağı da bulamayınca Bulgaristan'a kaçmaya karar vermiş fakat para karşılığı anlaştığı Ali Ertekin adlı kaçakçı tarafından Jandarma karakolunda katledilmiş daha sonra da cesedi 2 Nisan 1948 tarihinde Bulgaristan sınırında şaibeli bir şekilde bulunmuştur. Sabahattin Ali'yi öldürdüğünü itiraf eden ve Milli Emniyet mensubu olduğu iddia edilen Ali Ertekin, dört yıla hüküm giymiş; fakat birkaç hafta sonra çıkartılan aftan yararlanarak serbest kalmıştır. Bulgaristan’ın Eğridere (Ardino) kentinde, Sabahattin Ali’nin 100. doğum yılı kutlandı. 31 Mart 2007 günü gerçekleşen toplantıya, başta Bulgaristan Yazarlar Birliği Başkanı olmak üzere Sofya ve Bulgaristan’ın çeşitli kentlerinden Türk ve Bulgar yazarlar, şairler, okurlar ve Sabahattin Ali’nin kızı Filiz Ali katıldı. Bütün eserleri 1950’li yıllardan beri Bulgaristan’daki tüm okullarda okutulduğundan, Sabahattin Ali bu ülkede çok tanınan bir yazardır. Sabahattin Ali yazı yaşamına şiirle başlamış, hece vezniyle yazdığı ve halk şiirinin açık izleri görülen bu ürünlerini Balıkesir'de çıkan ve Orhan Şaik Gökyay tarafından yönetilen Çağlayan dergisinde yayımlamıştır (1926). Servet-i Fünun, Güneş, Hayat, Meşale gibi dergilerde de yazan (1926 - 1928) Sabahattin Ali, bu arada öykü de yazmaya başlamış, ilk öyküsü "Bir Orman Hikayesi" Resimli Ay'da yayımlanmıştır (30 Eylül 1930). Toplumsal eğilimli bu öyküyü Nazım Hikmet, şu sözlerle okurlara sunmuştur: "Bu yazı bizde örneğine az tesadüf edilen cinsten bir eserdir. Köylü ruhiyatının bütün muhafazekâr ve ileri taraflarını, iptidaî sermaye terakümünü yapan sermayedarlığın inkişaf yolunda köylülüğü nasıl dağıttığını ve en nihayet, tabiatın deniz kadar muazzam bir unsuru olan ormanın muğlak, ihtiraslı hayatını, kımıldanışların zeki bir aydınlık içinde görüyoruz". Sabahattin Ali, af yasasından yararlanarak hapisten çıktıktan sonra, özellikle Varlık dergisinde yayımladığı "Kanal", "Kırlangıçlar", "Arap Hayri", "Pazarcı", "Kağnı" (1934 - 1936) gibi öyküleriyle dikkati çekmiştir. Sabahattin Ali Anadolu insanına yaklaşımıyla edebiyata yeni bir boyut kazandırmıştır. Ezilen insanların acılarını, sömürülmelerini dile getirmiş, aydınlar ve kentlilerin Anadolu insanına karşı takındıkları küçümseyici tavrı eleştirmiştir. 1937'de yayınlanan Kuyucaklı Yusuf romanı, gerçekçi Türk romanının en özgün örneklerinden biridir. Sabahattin Ali'nin halk şiirinden esinlenerek yazılmış şiirlerini içeren Dağlar ve Rüzgâr (1934) adlı kitabı yazın çevrelerinde ilgi uyandırmış, örneğin Yaşar Nabi, Hakimiyeti Milliye'de şu övücü satırları yazmıştır: "Bu kitabın mümeyyiz vasfı halk edebiyatı tarzında bir deneme teşkil etmesidir. Sabahattin Ali'nin tecrübeli muvaffak neticeler vermiş. Ve bize, şiirleri doğrudan doğruya bir halk şairi elinden çıkmamış olduklarını hissetirmekle beraber, o tanıdığımız ve sevdiğimiz samimi edayı tattırabiliyor. Komplike imajlardan kaçınılmış olması, bu şiirlere büyük bir sadelik vermiş." Ancak, Sabahattin Ali, bu kitabından sonra şiirle ilgilenmemiş, sadece öykü ve roman yazmıştır. 'Leylim Ley', 'Aldırma Gönül' gibi halk dilinden yararlanarak yazdığı şiirler herkes tarafından bilinir. Sabahattin Ali, Varlık'ta Esirler adlı üç perdelik bir oyun da yazmış (1936), ancak bu türü de bir daha denememiştir.