Üvercinka - 50 yaşında (Özel Baskı)Cemal Süreya

·
Okunma
·
Beğeni
·
10.509
Gösterim
Adı:
Üvercinka - 50 yaşında (Özel Baskı)
Baskı tarihi:
Mayıs 2008
Sayfa sayısı:
64
Format:
Karton kapak
ISBN:
978-975-08-1438-9
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Baskılar:
Üvercinka
Üvercinka - 50 yaşında (Özel Baskı)
Cemal Süreya, ilk kitabı Üvercinka 1958 Şubatında Yeditepe Yayınları’ndan çıktığında, 27 yaşında, ilk şiiri (“Şarkısı Beyaz”) daha beş yıl önce (8 Ocak 1953) ve üstelik bir meslek grubunun dergisinde (Mülkiye Fikir ve Sanat Dergisi) yayımlanmış genç bir şairdi. Bu kitapla çağcıl Türk şiirinin en çok konuşulan, en çok tartışılan akımlarından İkinci Yeni’nin öncülerinden biri olacağını ne kendisi ne de bir başkası bilebilirdi. Şairine böyle ün getiren bu kitap, yayımlandığı günden beri, dünya şiir tarihinde pek az ilk kitaba nasip olan bir efsane aylasıyla çevrili durumda. Yayımlanışının 50. yılında, bir kereliğine, Üvercinka’nın özel baskısını sunuyoruz.
Bi' insanı sevmek nasıl olur?
Ya da bu, yalnız ruhların dolaştığı dünyada, bir kalp bir kalbe nasıl dokunur?
Yalnızlıktan, umutsuzluktan ve yokluktan bahsederken herkes, bir insanı sevmenin nasıl olduğunu kim anlatabilir?
Onu bunu boş verin de AŞK'ı bize en güzel kim anlatabilir haa?
Cevap oldukça basit. Sizlere, güzel okurlara, aşıklara, sevenlere, sevip karşılık bulamayanlara, yalnızlara, mutsuzlara, üzülenlere sesleniyorum!! Evet bu inceleme, Üvercinka'nın incelemesi ve bu şiirler sizlere sesleniyor!
Cevap Cemal Süreya...
Öncelikle incelemeyi okurken buyrunuz güzel bir dinleme olsun :) https://www.youtube.com/watch?v=ymMYzb2HBsg
Hadi, o zaman başlayalım :))
Benim gökteki tek yıldızım, hayatımı, sevgimi, yalnızlığımı, acılarımı paylaşan, bana yol gösteren İNSAN'dır Cemal Süreya.
Peki şiirlerimde bile etkisi gözüken bu insan neden benim için bu kadar değerli?
Cemal Süreya'dan bahsedelim hadi biraz :)
...
ÖNCELEYİN
Önce bir ellerin vardı yalnızlığımla benim aramda
Sonra birden kapılar açılıverdi ardına kadar
Sonra yüzün onun ardından gözlerin dudakların
Sonra her şey çıkıp geldi
...
Süreya yalnız bir insan. Kalabalıkların arasında... 27 yaşında henüz, genç, hayatı yeni yeni tadan birisi...
Bir düşünün! o yaşlarda Üvercinka yayınlanıyor.
Ama yalnız birisi dediğim gibi
Ve de yalnızlığının arasına giren birisi olunca da kabul ediyor.
Yalnızlıklarla dolan bir genç, güzel bir kadını hayatına, kalbine, dostluğuna kabul ediyor. Geç köşeye otur diyor...
Sonra tabi sevdiğine şiirler yazıyor her aşık ve her şair gibi...
Kollarından bacaklarından ve vücudunun güzelliğinden bahsediyor. Doyamamasından... (Güzelleme adlı şiirinde)
"Seni usulca öpmüştüm ilk öptüğümde"
diyor. Söyleyin bana hanginiz ilk öpüşmesini unutabildi?
Zaten her zaman unutulmaz olanlar ilkler değil midir?
Peki, SİZİN HİÇ BABANIZ ÖLDÜ MÜ?
Cemal Süreya'nın öldü... Peki o ne yaptı?
KÖR OLDU...
Hayatını aydınlatan, yoluna ışık olan insanı kaybedince, kör oldu. Karanlıklarda kaldı Süreya...
Sonra AŞK oldu sevdiği kadın.
Ve o da gitti...
...
AŞK
Şimdi sen kalkıp gidiyorsun.Git.
Gözlerin durur mu onlarda gidiyorlar.Gitsinler.
...
Sonraları nerede bir çift göz görse ona tamamladı...(Kanto adlı şiiri)
Çünkü yalnızdı ve kör olmuştu.

Tabi Süreya da bir şair nede olsa. Her şair gibi aşkı başka kadınlarda aradı. Nazım misali...
Sonra noldu?
Bir sürü çiçek saydı başka kadınlardan
Ama ne kadar da denese diğer çiçekleri
Gül oluyordu onunki... (Türkü adlı şiiri)

Sonra birden ölmüştü.Aslında birden de değil yaşayarak ölmüştü...
...
HAMZA
Büyük bir ihtimalle ölmüştük ...
... Yaşıyanlar unutmuştu bizi
Biz öldüğümüzle kalmıştık
...

Eveti biz öldüğümüzle kalmıştık!
Peki, Üvercinka'nın içindeki şiirlerden örnekler vererek yazdım buraya kadar. Ama Cemal Süreya'yı beni kendisine aşık ettiren elbet sadece şiirleri değildi.
Neydi onlar?
Siz hiç DOSTOYEVSKİ okudunuz mu?
Süreya okudu biliyor musunuz?
Sonra da ne oldu biliyor musunuz, "O gün bugün huzurum yoktur..." dedi.
Annesini kaybetmesinin ardından dedi bunu Cemal Süreya.
İşte bu sözlerle diyor ki ben de yalnızım ben de mutsuzum. Ben de kitap okuyorum ve ben de aşklar yaşıyorum.
İşte o sözleri:
https://www.youtube.com/watch?v=AT4Fndf8Paw

Peki, başka?
Şairliği değildi tek aşık olduğum nokta! Konuşmalarıydı, ses tonuydu, oturuşu kalkışı ve her şeyiydi...
Şu konuşmayı bir dinler misiniz? Bu kadar güzel Türkçe konuşan kim var beeee!
https://www.youtube.com/watch?v=r4yCbKQbfco

İşte Cemal Süreya benim için bunlardı demek isterim ama olmaz. Neden mi?
Çünkü ne Cemal Süreya iki satıra sığar
ne de benim sevgim kağıda dökülür...
Benim Üvercinka ve Cemal Süreya için anlatacaklarım bu kadar.
Neden ve niçin kendisini sevdiğimi belirttim.
Son olarak da belirtmek isterim ki Güzellik, gören gözdedir.
Kimileri çok sever kimileri de nefret eder.
Kimileri büyük bir şair der kimileri de sapık...
Siz ne dersiniz bilemem ama ben ona ADAM derim.
Herkese keyifli okumalar dilerim :)

Haydi o zaman Süreya'nın da dediği gibi:
Bu ülke, bu topraklar ve bu Dünya,
Kendisine yetmeyen Güzel İnsanlar için,
"Laleli'den Dünyaya doğru giden bir tramvaya" atlayalım!
Hadi, tramvay kaçıyoooor!!
Hayatınız her zaman güzel olsun ve her zaman şiir yazabilecek aşklar yaşayınız...
Herkesin bildiği, öve öve bitirilmeyen şair, Cemal Süreya. Abartıldığını düşündüğüm, tavsiye ederken iki kere-üç kere düşüneceğim isim... Seni neden bu kadar sevdiler? Neden ilk akla sen geliyorsun? Diğer şairlere yapılan çok büyük haksızlıktır bu... Acılarını anlamak, sevdanı paylaşmak istedim de anlatamadın be Cemal. Aşk yalnızca karşı cinsi öpmek, onunla ilişkiye girmek değildir. Kadınlıkla, dişinin sosyal kimliğini birleştirmek bu değildir, böyle olmaz. Sevda, kuş, börtü böcek kelimelerini ekleyince de kaliteli şiir yazılmış olmuyor, bil istedim. Hayatı bölüşmeni, yüreğini paylaşmanı anlatabiliyor musun ondan haber ver... Ne "işte bu!" diyeceğim bir şiir vardı içerisinde ne de alıntı yapmaya değer bulduğum bir cümle. Bir tek herkesin bildiği "Sizin hiç babanız öldü mü?" adlı şiir vardı beğendiğim o da site sağolsun sürekli görmekten gına geldi zaten.

Sadeydi dizelerin, yormadın. "Sokak köpeklerinden öğreniyordum

Sevgisizliğin açık yarasını." der Şükrü Erbaş, bu da yalındır ama hissederim, canımı yakar ben bu kitapta bunu göremedim malesef. "Üstü Kalsın" kitabını da okudum, bundan daha güzeldi ama çok çok iyiydi diyemem yine. Bu kadar övgüyü hak etmediğini düşünüyorum 5 puanım da ondan.

Ne kadar doğru bilmiyorum bu da "Üvercinka" isminin hikayesiymiş. Bırakayım şuraya.
http://erkintura.blogspot.com.tr/...ayesi-cemal.html?m=1
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (14.046 Oy)17.428 beğeni39.357 okunma2.095 alıntı164.754 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (9.977 Oy)12.433 beğeni31.643 okunma2.744 alıntı132.069 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (7.818 Oy)8.108 beğeni25.916 okunma618 alıntı126.211 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (8.437 Oy)8.382 beğeni22.750 okunma1.431 alıntı105.119 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (6.949 Oy)8.338 beğeni23.153 okunma1.124 alıntı112.411 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (7.202 Oy)8.114 beğeni23.897 okunma1.879 alıntı101.982 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (6.800 Oy)7.331 beğeni20.515 okunma680 alıntı79.181 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (5.234 Oy)5.346 beğeni18.077 okunma687 alıntı91.926 gösterim
  • Uçurtma Avcısı
    9.0/10 (9.124 Oy)10.784 beğeni26.473 okunma1.381 alıntı139.380 gösterim
  • Kuyucaklı Yusuf
    8.5/10 (4.579 Oy)4.929 beğeni15.685 okunma808 alıntı54.163 gösterim
Kaleminden parmaklarına, parmaklarından içtiği cigaraya kadar sevilesi Cemal Süreya. "Y" sini attıracak kadar soyadından, girdiği iddaa üzerine; delikanlı...
Neşet Abi' nin dediği gibi kurban olunası ve okunası kitaplarından satır satır, harf harf...

İyi okumalar!
Aklıma kadeh tutuşların geliyor
Çiçek Pasajında akşamüstleri
Asıl yoksulluk ondan sonra başlıyor
Bütün kara parçalarında
                           Afrika hariç değil
Evet ben bir şiir kitabı bitirdim. Ve Üvercinika'dan bu dizeler favorim. Öncelikle beni şiire yönlendiren Yaren kardeşime teşekkür ederim. Şiire karşı önyargılarım tamamen bitmiş değil ama bir yerden başladım yıkmaya tabuları. İyiki Cemal Süreya ile başladım okumaya. Tam bir aşk adamı bence. O mısraların altında daha derin anlamlar var. Bence herkes aşka, sevgiye, dünyaya bir şairin gözüyle bakmalı der incelememi burda bitirim
Çok güzel, hatta okuduğum en güzel şiir kitabı olduğunu söyleyebilirim. Yaklaşık yarım saat içinde okuyup bitirdim ama o kadar nefis şiirler vardı ki kitapta, gidip yeni baskısını almayı düşünüyorum. Bendeki kitabın eski baskısı olmasından dolayı kütüphaneye koyasım gelmedi. Umarım en kısa zamanda alıp bir daha okurum. İçerisinde müthiş şiirlerin olduğuna emin olabilirsiniz ve siz de bu şiirleri seveceğinize göre; gidin, alın ve okuyun, derim. İyi okumalar...
Son zamanlarda şiirlere, şiir kitaplarına merak salmış, birkaç kitap okuduktan sonra romanlardan sıra gelmemiş, devam edemez olmuştum. Cemal Süreya'da aklımda olan şairlerdendi. Üvercinka'ya kütüphanede rastlayinca şiir okuma hevesim depreşti ve ince olmasından da mütevellit hiç düşünmeden aldım.
Okumaya başladığımda yine, neden daha önce okumadım diye kendime kızdığım kitaplardan oldu benim için. Çoğu şiiri çok beğendim, usta şair iyiki böyle doludizgin aşklar yaşamışta bize bu güzel şiirlerini miras bırakmış. En kısa zamanda diğer kitaplarını da okumak istiyorum. Şiir meraklıları muhtemelen okumuştur ama okumamış olanlara tavsiye ediyorum. :)
Normalde şiir kitaplarını okumayı çok tercih etmiyorum. Ama son zamanlarda biraz tarz değiştirmeye karar verdim. Ve tercih ettiğim ikinci kitapta cemal Süreyya oldu. Biraz dikkatle okunması ve üzerine düşünülmesi gereken şiirler olduğunu söyleyebilirim. Bu tarz bi kaç kitap daha okuduktan sonra tekrar dönüp okuyacağım belki o zaman daha farklı etkiler bırakabilir bende.
Yazan Cemal Süreya olunca fazla söze gerek kalmıyor ama yine de bizde birşeyler söyleyelim. :)
Çok ince bir kitap olduğu için bir günde okunacak türden ama şiir kitabı olduğu için etkisi bir günde geçmez.
Bazı şiirleri sevmedim, sevemedim ama yinede iyi şiirler olunca beğenmediklerini unutuyor insan.
Ben kitabı pdf formatında okumama rağmen olumsuz bir etkisi olmadı üzerimde. Okumak isteyenler için öneririm, şiir severler okumalı.
Hadi Üvercinka'dan bir mısrayla bitireyim yorumu.

Bıraksalar gökyüzü kendini ikiye bölecekti
Çünkü iki kişiydik
Şiir okumak yeni hevesim. Şimdiye kadar böyle bir merakım hiç olmamıştı ve bu kitapta okuduğum üçüncü ya da dördüncü şiir kitabı.Yazarın dilinin kolay anlaşılır olması, kitabı kolay okunabilir kılmış. Zaten kısa bir kitap. Hemen bitti.
Bu kitaptaki şiirleri ben sevemedim. Yazar çok güzel iki üç cümle kuruyor, ardından bana anlamsız gelen cümlelerle devam ediyor. Oysa o iki üç cümlenin ardından da öyle güzel cümleler gelse, şiirler unutulmaz olur. Yine de okumak zevkliydi.
Ayrıca üvercinka ne demek merak edip araştırdım.
Üvercinka Cemal Süreya'nın güvercinine verdiği isimdir..
Güvercin kelimesinden türetilmiş, g harfi düşerek üvercin olmuş, devamında Anadolu'da kadınlara "ka" denilirmiş onunla birleştirilerek üvercinka olmuş. Güvercin kanatları anlamına da gelir.
Ben inceleme yerine, kitabın hikayesini paylaşmak istiyorum, zaten pek inceleme yazabileceğim bir kitap değil sanki.
Eveet, başlıyoruz.
Cemal Süreya’nın ilk aşkıdır Seniha. Orta ikide, sınıfın en güzel kızı Seniha ya aşık olur, derslerde onun kızıl saçlarından gözlerini alamaz. Ve bir gün tahtaya Kızıl Mısralar diye bir şiir yazar Süreya: “Seni sevdiğim anda her şeyim kızıl oldu, Masmavi defterime kızıl satırlar doldu…”
Bütün okul öğrenir Süreya’nın aşkını artık. Yaşça büyük arkadaşlarından Abdullah Macit uyarır hemen Süreya’yı : “Yahu ne yapıyorsun sana komünist derler!” Ve şiir şöyle değişir sonra:
“Seni sevdiğim anda her şeyim yeşil oldu, Masmavi defterime yeşil satırlar doldu.”
Cemal Süreya bir röportajında da dediği gibi aşkı “aynı masada mektuplaşmak” olarak tanımlayacak kadar özdeşleştirmişti Seniha ile yıllarca süren mektuplaşmalarını ve aşkını.
Ve Seniha ile ilk evliliğini yapar Süreya, birlikte dostlarına mektuplar yazarlarmış hemde nasıl biliyor musunuz, bir kelime Süreya yazar,bir kelime Seniha yazarmış farklı renkte kalemlerle.Düşebiliyor musunuz güzelliklerini ve uyumlarını. Zaten Süreya Seniha ya “gibisi olmayan yar” der, Seniha da ona “gibisi olmayan bir adam” yani yasaklarlar birbirlerine “gibi” sözcüğünü.

Burada hikayenin ilk kısmı biter ve ikinci kısmı başlar: “Üvercinka”.

Cemal Süreya eşi Seniha hamile iken kendisine “Üvercinka” adını taktığı genç bir kızla tanışır ve aralarında tutkulu bir aşk başlar. Fakat Süreya’nın 58 yıllık hayatında bu genç kızın ne adını bilen ne de yüzünü gören kimse olmayacaktır. Süreya’nın hayatında bir giz olarak kalan bu sır, Türk Şiirinin en güzel ve gizemli şiirlerinden birini ortaya çıkaracak Süreya’ya da şöhreti getirecektir getirmesine de Süreya bir karar vermek durumundadır. Çok sevdiği eşi Seniha o çok istedikleri çocuklarını doğurmak üzeredir ve Süreya kararını verir Üvercinka ile ayrılık kararı alırken bir Ağustos günü şu satırlar dökülür dizelere:
“acıların adını ,ağustos koymalılar…”

Süreyya,soyadındaki bir harfi de Üvercinka nın anısına çıkarttığı rivayet edilir.

Ve ardından Süreyya eşi Seniha’ya dönmüştür.Geride bu aşkın izleri olan dizeler kalmıştır.
Asıl adı Cemalettin Seber olan Cemal Süreya : Üvercinka'da :
''Sayın Tanrıya kalırsa seninle yatmak günah, daha neler!''deme cür'etindedir.

Bana Turgut Uyar'ın, hadsiz : ''Bu karanlık böyle iyi afferin Tanrıya'' dizesinini anımsattı.

Göller Denizler şiirinde :
'' Ölüm mü,
Bir gölün dibinde durgun uykudasın
Denizler
Tanrılar karıştırır durur denizleri.''

Türkü adlı şiirini de şöyle bitirmiş:
"Sanmasınlar inanmıyorum
Elbet inanıyorum tanrıya
Herkesin kendi tanrısı var
Sen ölünce ölüyor o da"

Sol görüşlü de olsa bir insan, hatta ateist de olsa; inananları rencide etmemek, üzmemek, hatta kendinden (belki de şiirlerinden) soğutmamak adına, -hele bahse konu olan, şairse- son derece hassas olması gerekmez miydi..?

''Gözüm,aklım,fikrim var deme hepsini öldür,
Sana çöl gibi gelen,o göl diyorsa göldür...''
Necip Fazıl Kısakürek

Üvercinka'yı okuyorsunuz, tam çok güzel bir şiir derken, işbu :

''Sayın Tanrıya kalırsa seninle yatmak günah, daha neler!'' alaycı ve kutsalımıza hakaret edici dize ile üzülüyorsunuz. Kimse benim saygıyla iman ettiğim Allah'ıma, insanlara ait olan ''sayın'' nitelemesini yaparak,tüm dinlerde olan, haram kavramı ile alay etme lakaytlığına, hakkına sahip değildir.

Ben ineğe tapan adamın inancını asla tasvip etmem ama, yine ben o inanç sahibi ile alay da etmem..!

Kimse ne var canım alt tarafı şiir ya da şarkı demeye kalkmasın, inancın şiiri,şarkısı, şakası olmaz. Zira Allah ile şaka olmaz, Allah'ın sevmediği kelimeleri kullanmak akıllı ve saygılı insanların işi,tutumu olamaz..! Hristiyan ve Yahudiler Allah'a saygısız nitelemeler yaparak, ortaklar uydurdukları için kutsal Kitabımızda zem edilmediler mi ?

Sayın Cemal Süreya çok yoğun çalıştığı, sık sık teftiş yaptığı bir dönemde hiç berbere gidememiş ve saçı-sakalı çok fazla uzamıştır. İş yoğunluğu azalıp berbere giden Cemal Süreya’ya berberi “Abi seferden mi geliyorsun?” dedi diye,bu sözlere çok sinirlenen Cemal Süreya, hışımla berber koltuğundan kalkar ve bir daha hiç berbere gitmez. Saçlarını bundan sonra sadece evlendiği kadınlar kesecektir..!

Berber, sayın şairle alay etmemiş, latife ile “Abi seferden mi geliyorsun?” demiş. Bu ne burnundan kıl aldırmazlık, bu ne kibir, bu ne hışım sayın şair,bu kadarcık söz için, şaka yapan berberin kalbini kırmak ömür boyu berbere gitmemek, daha neler, denseydi; diyeni neler beklerdi acaba.

Şair adam, naif adamdır, canı incitmeyen adamdır.Yukarıdaki diğer inkârcı eden şiirlerine yorum sizlerin.

Bundan sonra okuyacaklarınızı iktibaslar teşkil edecek. İlgilisi için Cemal Süreya'nın hayatından ilginç kesitler sunarken önce uyarayım, sevdiğiniz kişileri, şair-yazar, sanatçı sakın yakından tanımaya kalkmayın,yoksa eserlerinden yeterince lezzet alamazsınız :

''1931 yılında, o zamanlar Tunceli’ye bağlı olan ve daha sonradan Erzincan’a geçen, Pülümür ilçesinde dünyaya gelen ve Dersim İsyanı nedeniyle, göç etmek zorunda bırakılan ailesiyle sürgüne gönderildi.

CEMAL SÜREYA’NIN “ÜVERCİNKA” ŞİİR HİKAYESİ

Cemal Süreya’nın ilk aşkıdır Seniha. Orta ikide sınıfın en güzel kızı Seniha ya aşık olur, derslerde onun kızıl saçlarından gözlerini alamaz. Ve bir gün tahtaya Kızıl Mısralar diye bir şiir yazar Süreya: “Seni sevdiğim anda her şeyim kızıl oldu, Masmavi defterime kızıl satırlar doldu…”

Bütün okul öğrenir Süreya’nın aşkını artık. Yaşça büyük arkadaşlarından Abdullah Macit uyarır hemen Süreya’yı : “Yahu ne yapıyorsun sana komünist derler!” Ve şiir şöyle değişir sonra:

“Seni sevdiğim anda her şeyim yeşil oldu,
Masmavi defterime yeşil satırlar doldu.”

Cemal Süreya bir röportajında da dediği gibi aşkı “aynı masada mektuplaşmak” olarak tanımlayacak kadar özdeşleştirmişti Seniha ile yıllarca süren mektuplaşmalarını ve aşkını.

Ve Seniha ile ilk evliliğini yapar Süreya, birlikte dostlarına mektuplar yazarlarmış hemde nasıl biliyor musunuz, bir kelime Süreya yazar,bir kelime Seniha yazarmış farklı renkte kalemlerle.Düşebiliyor musunuz güzelliklerini ve uyumlarını. Zaten Süreya Seniha ya “gibisi olmayan yar” der, Seniha da ona “gibisi olmayan bir adam” yani yasaklarlar birbirlerine “gibi” sözcüğünü.

Burada hikayenin ilk kısmı biter ve ikinci kısmı başlar: “Üvercinka”.

Cemal Süreya eşi Seniha hamile iken kendisine “Üvercinka” adını taktığı genç bir kızla tanışır ve aralarında tutkulu bir aşk başlar. Fakat Süreya’nın 58 yıllık hayatında bu genç kızın ne adını bilen ne de yüzünü gören kimse olmayacaktır. Süreya’nın hayatında bir giz olarak kalan bu sır, Türk Şiirinin en güzel ve gizemli şiirlerinden birini ortaya çıkaracak Süreya’ya da şöhreti getirecektir getirmesine de Süreya bir karar vermek durumundadır. Çok sevdiği eşi Seniha o çok istedikleri çocuklarını doğurmak üzeredir ve Süreya kararını verir Üvercinka ile ayrılık kararı alırken bir Ağustos günü şu satırlar dökülür dizelere:

“acıların adını ağustos koymalılar…”

Süreyya,soyadındaki bir harfi de Üvercinka'nın anısına çıkarttığı rivayet edilir.

Ve ardından Süreyya eşi Seniha’ya dönmüştür.Geride bu aşkın izeri olan dizeler kalmıştır.

***

Çok iyi şairdi, kompozisyonu bundan aşağı kalır değildi ama yine de sayılarla sorunları oldu. Saatin

kaç olduğunu anlamayı 5. Sınıfta öğrendi. Sonrasında eşi ona sigorta tamir etmeyi de öğretti. En kötü dersi resim olan Cemalettin, birkaç kişi hariç tüm sınıfın kompozisyon ödevini yapardı.

Şair henüz çocukken bir şey keşfetmişti, tüm büyük yazarlar üç ada sahipti. O da karar verdi ve ilk adını Cemal olarak kısaltacak, yanına da Süreyya’yı ekleyecekti. Daha sonra “y”lerden biri bir iddia sonucu kaybedilse de o Cemal Süreya Seber olacaktı. Bu iddia bir telefon numarasının unutulup unutulmaması üzerineydi.

Çok kadın sevdi, bu kadınları da herkesin sevmesini isterdi. Dostları sevdiği kadını beğenmeliydi. Bu yüzden sevdiği kadını beğenmeyen arkadaşlarına küserdi.

Kızı Ayçe ile sağlıklı bir ilişkisi yoktu. O kadar ki kızının nikâhına katılamadı, çünkü ona haber verilmemişti.

Cemal Süreya’nın mutlak doğum tarihi belirsizdi. Bu yüzden kendine her seferinde farklı bir doğum günü belirlerdi. Bu doğum günlerinden biri de 10 Ağustos’tu, yani sonradan eşi olacak Güngör Demiray’la tanıştıkları tarih.

Şair içkiden ziyade tam bir sigara tutkunudur. Bir gün onu çorba içerken görenler büyük bir şaşkınlık yaşar. Çünkü Cemal bir kaşık çorba içtikten sonra sigarasından bir nefes çeker. Bir kaşık çorba bir nefes sigara, bir kaşık çorba bir nefes sigara…

Kadınlara çekinmeden evlenme teklif edebilecek kadar özgüven sahibi olan Cemal’in, alışveriş sırasında bu özgüveni kaybolmaktadır. Beğendiği bir şeyin fiyatını sormaktan çekinir, çünkü fiyatını sorduğu andan itibaren o şeyi alma mecburiyeti hisseder. Bir diğer ilginç özelliği ise bir meyveyi veya sebzeyi yarım kilo alamamasıdır, çünkü bir şeyden yarım kilo alırsa satıcının kızacağını düşünür.

İlk eşi Seniha ile sık sık kavga ederlerdi, bu kavgaların birinde çok fazla sinirlenen Seniha Cemal Süreya’nın bir çoğu yazar arkadaşları tarafından hediye edilen imzalı kitapların çoğunu yırttı.

Zuhal’le ayrılmışlardır, Cemal başka evlilikler-aşklar yaşamıştır. Bir gün Zuhal’le görüşen Cemal, Zuhal’in biriyle evlenmek istediğini öğrenir. Zuhal kızıp kızmadığını sorar, ama alacağı yanıt bambaşkadır. Çünkü Cemal, Zuhal’in nikâh şahidi olmayı istemektedir. Zuhal şaşkınlıkla bu teklifi kabul eder, ancak bu asla gerçekleşemeyecektir. Çünkü Zuhal’in evlenmek istediği kişi kısa süre sonra hayatını kaybeder.

Oğlu Memo çok fütursuzdu, babasıyla sürekli kavga eden Memo babasının en değerli kitaplarını çalıp sahaflara satardı. Cemal Süreya’nın son yıllarını çekilmez hale getiren Memo bir tartışmaları sırasında babasını ağır şekilde darp etti. Hastaneye kaldırılan Cemal Süreya hastalık ve üzüntü sonucu birkaç gün sonra hayata veda etti.

(https://onedio.com/...disi-30-bilgi-464370 )
Şiir okunmalı, şiir okutulmalı ki şiir gibi olsun insanlar. Sevdalar, şairlerin mısralarında görülünce acı acı gülümsemelere neden oluyorsa güzeldir. Şiirler, sevdaların akislerini barındıyorsa değerlidir. Cemal Süreya: O benim sevda şairlerimden, şiir sevdalarımdan.
Sevdası güzel olanlara ithafen...
...
Seni bir kere öpsem ikinin hatırı kalıyordu
İki kere öpeyim desem üçün boynu bükük
...
...Birden nasıl oluyor sen yüreğimi elliyorsun
Ama nasıl oluyor sen yüreğimi eller ellemez
Sevişmek bir kere daha yürürlüğe giriyor
Bütün kara parçalarında
Afrika dahil...
Böylece bir kere daha boynunlayız sayılı yerlerinden
En uzun boynun bu senin dayanmaya ya da umudu kesmemeye
Laleli'den dünyaya doğru giden bir tramvaydayız
Birden nasıl oluyor sen yüreğimi elliyorsun
Ama nasıl oluyor sen yüreğimi eller ellemez
Sevişmek bir kere daha yürürlüğe giriyor
Bütün kara parçalarında
Afrika dahil...
Aydınca düşünmeyi iyi biliyorsun eksik olma
Yatakta yatmayı bildiğin kadar
Sayın Tanrıya kalsa seninle yatmak günah daha neler
Boşunaymış gibi bunca uzaması saçlarının
Ben böyle canlı saç görmedim ömrümde
Her telinin içinde ayrı bir kalp çarpıyor
Bütün kara parçaları için
Afrika dahil...
Senin bir havan var beni asıl saran o
Onunla daha bir değere biniyor soluk almak
Sabahları acıktığı için haklı
Gününü kazanıp kurtardı diye güzel
Bir çok çiçek adları gibi güzel
En tanınmış kırmızılarla açan
Bütün kara parçalarında
Afrika dahil...
Birlikte mısralar düşürüyoruz ama iyi ama kötü
Boynun diyorum boynunu benim kadar kimse değerlendiremez
Bir mısra daha söylesek sanki her şey düzelecek
İki adım daha atmıyoruz bizi tutuyorlar
Böylece bizi bir kere daha tutup kurşuna diziyorlar
Zaten bizi her gün sabahtan aksama kadar kurşuna diziyorlar
Bütün kara parçalarında
Afrika dahil...
Burda senin cesaretinden laf açmanın tam da sırası
Kalabalık caddelerde hürlüğün şarkısına katılırkenki
Padişah gibi cesaretti o alımlı değme kadında yok
Aklıma kadeh tutuşların geliyor
Çiçek Pasajı'nda akşam üstleri
Asıl yoksulluk ondan sonra başlıyor
Bütün kara parçalarında
Afrika hariç değil...
Cemal Süreya
Yapı Kredi Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Üvercinka - 50 yaşında (Özel Baskı)
Baskı tarihi:
Mayıs 2008
Sayfa sayısı:
64
Format:
Karton kapak
ISBN:
978-975-08-1438-9
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Baskılar:
Üvercinka
Üvercinka - 50 yaşında (Özel Baskı)
Cemal Süreya, ilk kitabı Üvercinka 1958 Şubatında Yeditepe Yayınları’ndan çıktığında, 27 yaşında, ilk şiiri (“Şarkısı Beyaz”) daha beş yıl önce (8 Ocak 1953) ve üstelik bir meslek grubunun dergisinde (Mülkiye Fikir ve Sanat Dergisi) yayımlanmış genç bir şairdi. Bu kitapla çağcıl Türk şiirinin en çok konuşulan, en çok tartışılan akımlarından İkinci Yeni’nin öncülerinden biri olacağını ne kendisi ne de bir başkası bilebilirdi. Şairine böyle ün getiren bu kitap, yayımlandığı günden beri, dünya şiir tarihinde pek az ilk kitaba nasip olan bir efsane aylasıyla çevrili durumda. Yayımlanışının 50. yılında, bir kereliğine, Üvercinka’nın özel baskısını sunuyoruz.

Kitabı okuyanlar 1.633 okur

  • Bilge Yaldız
  • Destan
  • Neslihan Arslancan
  • E.PALA

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0.2 (1)
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0.2 (1)
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları