Vatan Yahut Silistre

·
Okunma
·
Beğeni
·
13.706
Gösterim
Adı:
Vatan Yahut Silistre
Baskı tarihi:
2005
Sayfa sayısı:
96
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754733563
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Beyan Yayınları
Silistre kalesi, bizzat Rus Orduları Başkomutanı’nın yönettiği seksen bin kişilik bir ordu tarafından 15 Mayıs 1854’te kuşatılır. Kale, Arnavutluk’tan Irak’a kadar İmparatorluk’un hemen her yerinden gelen gönüllülerin de içinde olduğu toplam on bin kişilik bir güçle savunulmaktadır. Kırk üç gün süren yoğun saldırıları başarıyla püskürten Müslüman savaşçılar, yiyecek ve cephaneleri tükendiği için, tek kurtuluş yolu olarak görülen bir yarma hareketiyle koca orduyu bozguna uğratırlar. Son derece yalın bir olay üzerine kurulan Vatan yahut Silistre, tüm teknik kusurlarına karşın, Osmanlı toplumuyla tiyatronun buluşmasını sağlamış ve yazarının hiç ummadığı ölçüde etkili olmuştur. Yazarı izleyerek söylersek, Vatan yahut Silistre, Türk tiyatrosunu bulunduğu noktadan ilerilere taşımış, gelişimi açısından da tam bir dönüm noktası oluşturmuştur.
80 syf.
·6 günde·Beğendi·7/10
Harika bir kitap bence sewginin herseye karsı gelebilecegi anlatiyor
Hicbir sey sewgiye karsi degildir onemli olan mucadele etmektir hepinizin okumasini isterim iyi kitap bence
80 syf.
·3 günde
Namık Kemal'in ömr-ü hayatını sürgünde geçirmesine neden olan tiyatro eseri. Olay tam olarak şöyle vuku bukuyor:
1872 senesinde yazar eseri icra edip, sahnelemeye karar veriyor (ki sahnelenen ilk tiyatro eseridir). Sahnelenen eser, izleyenleri çok etkileyip, gaza getiriyor. Millet tiyatro çıkışında gösteriler, yürüyüşler yapıyor. Sloganlarsa “Yaşasın vatan!", "Yaşasın millet!"', "Yaşasın Namık Kemal!" "Allah bizlerin muradını versin, biz muradımızı isteriz" şeklinde. Piyesten sonrada hükümet ve sarayı kızdıracak yazılar yazılıyor ve akabinde Namık Kemal tevkif edilip, sürgüne gönderiyor. İşin ilginci yazar sürüldükten sonra da tiyatro devam ediyor, hatta yazarı sürgüne gönderen padişah Abdülaziz'in önünde de iki kez sahneleniyor.
Peki ne anlatıyor bu çok bildiğimiz ama okumaya erindiğimiz kitap. Olay Silistrede geçiyor. Silistre şuan Bulgaristan sınırlarında kalan Tuna nehri kıyısında bir şehir. Tuna ahh Tuna.. https://www.youtube.com/watch?v=PZhWs67Diuo (işte tam burda Gazi Osman Paşa ve kahraman askerlerimizi anmadan olmaz) Tuna nehri çok uzun yıllar Osmanlı için hudut olmuş bir nehir. Bizim kırmızı çizgimiz, Tuna'nın güneyi bizim ana vatanımız (idi). 1853 Kırım Savaşı sonrası Rus orduları Kırım'ı alınca Tuna'ya doğru yürümeye başlıyor. Ama Tuna geçilmez, geçilmemeli çünkü "Bizim için vatan Tuna demektir. Çünkü Tuna elden gidince vatan kalmıyor. Tuna kıyılarının neresini karıştırırsanız oralarda atalarımızın kemiklerini bulursunuz." ve geçilmiyor da. Kahramanımız İslam Bey ve nişanlısı Zekiye hanım Silistre'ye ilk koşanlardan, savaş dışında onları başka sürprizlerde bekliyor tabi orada.
Bu arada eserin adı aslında Vatan fakat Namık Kemal sürgündeyken Silistre ismiyle oynanıyor. Daha sonra adı vatan yahut Silistre kalıyor. Tabi bu isimden ha vatan ha Silistre ikisi de geçilmemeli. Silistre verilirse bütün vatan gider anlamı da çıkabilir. Silistre düştü vatan düşmedi şükür ama geride Silistre ve balkan coğrafyası gözü yaşlı kaldı.
80 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Namık Kemal'in, Türk Edebiyatı'ndaki yerinden ve öneminden bahsetmeye sanıyorum ki gerek yoktur. Tanzimat döneminin en aydın insanlarından birisidir. Her eserinde hürriyet, milliyet ve vatan sevgisinden bahsetmeyi bir görev edinmiştir. Öyle ki; Mustafa Kemal Atatürk bile onun fikirlerinden ilham almış ve etkilenmiştir.
Vatan Yahut Silistre, her ne kadar kendisine sürgünü getirse de, yazarın en önemli eserlerinden biridir.
4 perdelik bir tiyatro metni şeklindeki kurgu ilk görüşte aşık olan bir çiftle; İslam Bey ve Zekiye Hanım ile başlar ama çok kısa süre içinde bir vatanı müdafaa mücadelesine dönüşür.
Kırım savaşı patlak vermiştir ve İslam Bey, kalbinde vatan sevgisinden başka hiçbir şeye yer olmayan bir vatanseverdir. Vatanı korumak için Zekiye Hanımı gözünü kırpmadan ardında bırakıp, kanını son damlasına kadar vatanı için harcama ümidiyle cepheye gider. Ancak Zekiye Hanım, artık İslam Bey olmadan yaşayamaz. Babasını hiç tanımamıştır, annesini de yakın zamanda kaybetmiştir ve onu evine bağlayan hiçbir şeyi kalmamıştır. Böylelikle Zekiye Hanım erkek kılığına girer ve İslam Bey'in peşi sıra cepheye ilerler.
Merak edenler için; Silistre Tuna Nehri kıyısında bir şehir. Osmanlı Devleti için her zaman önemli ve stratejik bir nokta olarak görülmüştür. İslam Bey, işte vatan için bu kadar büyük önemi olan bir noktayı düşmana karşı savunma görevini üstlenmiştir.
Vatan Yahut Silistre'de Namık Kemal, vatan sevgisi ile akla gelebilecek diğer her türlü duyguyu kıyaslamış ve vatanın her zaman dağa ağır basacağını göstermeye çalışmıştır.
Her sayfasında yoğun vatan sevgisiyle dolup taşacağınız, savaşı kanınızda hissedeceğiniz ve vatanı koruyan askerlerle gurur duyacağınız bir eser olduğuna inanıyorum.
Vatan Yahut Silistre sahnelendiğinde halkı çok etkilemiş, deyim yerindeyse galeyana getirmiştir. Yaşanan bu büyük çoşku yazarın aleyhine olmuş ve ona hayatının ilk sürgününü getirmiştir. Namık Kemal, bu oyunun sahnelenmesinden sonra Magosa'ya sürülmüştür.
Her yaştan insanın okuması gereken bir eser olduğuna inanıyorum. Akıcı dili ve günümüz haline çevrilmiş Türkçesi ile kesinlikle sorun yaşamayacaksınız. Çok ama çok beğeneceğinize eminim.
Okuduğunuz için teşekkür ederim, sevgiyle. :)
80 syf.
·2 günde·7/10
“Vatanın kurtuluşu ve istiklâli için ölmeyi bugünkü nesle Namık Kemal öğretti." diyor Mustafa Kemal O'nun için.Vatan Yahut Silistre adlı tiyatro eserinde bunu çok net gördüm.Vatan Yahut Silistre Namık Kemal'in hayattayken oynanmasını gördüğü tek piyesmiş ve bu piyesin oynanması yüzünden Magosa'ya sürgün edilmiş.Çok kusursuz bir eser denemez elbette.Olaylar çok basit,diyaloglar zayıf ve türlü eksiklikler var.Ama tabiki o zamanın şartları ve edebiyat dünyasını düşününce bunlar hoş karşılanmalı.Otobüste yolculuk yaparken,ders arasında,beş çayında elinize alıp bir solukta okunabilecek güzel ve bazı değerleri aşılamak için önemli bir piyes bırakmış Namık Kemal.
90 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Namık Kemalin 4 perdelik işlendiği tiyatro yapıtı romantik tiyatronun ilk tipik örneklerinden. Kırım savaşında gönüllü cepheye giden islam bey ile sevgilisi zekiyeninde ardından onunla savaşa katılıp aynı kaderi paylaşarak silistre savunmasını anlatıyor.
80 syf.
·1 günde·9/10
Koltuğuma yaslanmış, izleyebileceğim en guzel tiyatro sahnelerinden birine eşlik etmekten de pek mutlu kaldım.

80 sayfalık bu nacizane kitaba söylenecek çok sözüm var, çeviri yapabilecek kelimem de yok. Dramatik bir sahnede, yer yer gülümsemesi de ayri bir hoş. 'Kaleyimi alacaklar, gelsinler! Kıyamet mi kopacak" diyor çavuş. Öyle ya kıyamet mi kopar?

Kızını ve oğlunu aldığı bor görev sebebiyle göremeyen bir Albay'ın; oğlunun ölümünden sonra, kızını da kaybettiğini öğrenir. Ardindan kaleye bir çocuk denecek bir genç gelir, er'dir. Kimseye kadin olduğunu belli etmez. Islam Bey'i bir defa görmüş ve aşık olmuştur. Ardina düşer, İslam Bey, yaralanma sonucu Zekiye başında bekler (evet çocuk dediğimiz kadın aslında Zekiye dir, aşkının peşinden gitmiştir) Babası olan Albay Ahmet Sıtkı Bey'i de bu kale kuşatmasında sonradan tanır ( bir kac aylık iken babası evden ayrıldığı için babasını tanımaz)

Böyledir tiyatro sahnesinin tozu. Deriz ya hani"tozlu rafların kitapları..." bu sahne de ki hikaye de böyledir işte.

-Değerli Ustad Namık Kemal'i rahmetle, saygı ve minnetle anar, tuzlu göz yaşımı toprağa bir damla su ile yıkarım-

Zaman ayırdığınız için teşekkür ederim..
80 syf.
·7 günde·7/10
Namık Kemal'e ait okuduğum ilk kitap.
Klasiklere yönelince başlangıcı Modern Klasikler ile yapmıştım. Daha sonradan Türk Edebiyatı Klasikleri ile devam etmem gerektiğini fark ettim. Bu sebeple Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları'nın günümüz Türkçesi ile yayınladığı eserler ilgimi çekti.
Tiyatro metinleriyle yıldızım bir türlü barışmadı ama yavaş yavaş alışıyor gibiyim.
Okurken gerçekten bahsi geçen o vatan sevgisini hissediyorsunuz, bunu bir tiyatro metninde hissedebilmek hoşuma gitti açıkçası.
Kitap için iyiydi veya kötüydü diyemiyorum tam anlamıyla. Okuduğum için pişman değilim, Türk Edebiyatı'na devam edeceğim.
80 syf.
·Beğendi·10/10
• Okuduğum en muazzam eserlerden biriydi. Çok küçük yaşlarda okumuştum ama bu denli yoğun duygular yaşayamamıştım. Şimdi anlıyorum ki Namık Kemal boşuna "Vatan Şairi" ve "Hürriyet Şairi" unvanlarını almamış.
Eser içerisinde bizlere muazzam bir aşk, muazzam bir vatan sevgisi sunuluyor.
Bu aşk hem vatan için, hem de birbirini sevenler için işlenmiş...
Herkese tavsiye ediyorum, bir an önce okumalısınız diyorum.
Birçok duyguyu yoğun bir şekilde yaşayacağınıza da eminim. Belki o vatan sevgisini görünce duygulanıp, gururlanıp ağlayabilirsiniz de...
Bu arada Silistre'yi vermek, vatanı vermek gibi görüldüğünden eserin ismi de Vatan Yahut Silistre olmuştur. O dönemin en önemli bölgelerinden birisiydi Silistre, ve Namık Kemal burayı bu tiyatro eseri ile ölümsüzleştirdi...

~
• Yazarımız Namık Kemal'den de bahsetmek isterim.
Kendisi Türk Milliyetçiliğine ilham kaynağı olmuş, yazar, gazeteci, devlet adamı ve şairdir.
Yurtseverlik, hürriyet, millet kavramlarına sıkıca bağlı kalan Tanzimat Dönemi aydınıdır.
Bu kavramları da edebiyatımıza sokan en önemli isimdir Namık Kemal.
Ayrıca Türkiye'nin kurucusu olan büyük önderimiz Mustafa Kemal Atatürk'ü eserleri ve fikirleriyle fazlasıyla etkilemiştir.
Bir de batılılaşma konusunda İbrahim Şinasi'den etkilenmiştir. İlk defa Şinasi'den gördüğü "hak, millet, vatan, hürriyet, millet meclisi" gibi kavramları yaygınlaştırmıştır.
"Vatan Yahut Silistre" eseri de Namık Kemal'in sürgüne gönderilmesine sebep olan tiyatro eseridir. Bu eser, sahnede sergilenince o dönemin insanları büyük bir coşkuyla sokağa dökülüyor ve olaylar çıkıyor, bu da sürgün sebebi oluyor.
Namık Kemal ile birlikte sürgüne gönderilen isimler Ahmet Mithat Efendi, Ebüzziya Tevfik Bey, Menapirzade Nuri ve Bereketzade Hakkı Bey idiler.
Sonrasında Namık Kemal kaçakçılıkları önledi ; hazine gelirlerini arttırdı.
20 Türk ilkokulu açtı... Büyük insansın Namık Kemal...
80 syf.
·Beğendi·8/10
Vatan yolunda canın nasıl hiçe sayıldığını, vatan için bir değil bin can olsa dahi nasıl verilebileceğini, vatanperverliği ile bir nesile çok şey öğreten; sadece bugünün değil dünün ve yarının insanları için de akıllarda büyük izler bırakan yazar Namık Kemal, ele aldığı bu eseriyle yüreğimizdeki vatan sevgisinin kıvılcımlarını alevlendiriyor. Fikirleriyle bizi geçmişten bugüne, bugünden de geleceğe hep aydınlatan yazarın karanlığa ışık tuttuğu bir yapıttır bu.
80 syf.
·Beğendi·8/10
Vatan duygusunu oldukça yüklü bir şekilde veren tiyatro tarzında bir kitap olmuş. Kitap ortaokul zamanlarımda okuyup unutmaya yüz tutan, kısmen konusunu bildiğim bir kitaptı ama o zamanlar aklımda hiç bu kadar duygu yüklü bir eser olduğu kalmamış. Ayrıca kitap tiyatro tarzında yazıldığı için tiyatroya gitme isteği uyandırdı, şu an oynamakta olduğunu sanmıyorum ama başka tiyatrolara kısmet artık. Tekrar tekrar okunması gereken bir kitap.
80 syf.
·2 günde·Beğendi
''kardeşler; bayrağıma toplanmışsınız, iftihar ederim.lakin bilmem benden memnun olacak mısınız?ben kavgaya gidiyorum; fakat ölmek niyetiyle gidiyorum.aylığım yok.isteyenler yanımda gelmesin.yağma düşünmem; düşünenler etrafımdan çekilsin.rahat aramam; arayanlar arkama düşmesin.kurşundan gülleden korkmam; korkanlar karılarının yanında otursun.müslüman olan bütün vatan kardeşlerime şu zayıf vücudumu siper edeceğim.mümkün olsa vatanımı gönlümün içinde saklayacağım.göğsüm parça parça olmadıkça bir taşına kimsenin elini dokundurtmayacağım.işitiyor musunuz?söylediğim sözleri anlıyor musunuz?ölüm korkusunu bütün bütün gönlünüzden çıkarmak elinizden gelir mi?kendinizi şimdiden ölmüş tutmak elinizden gelir mi?ölümünüzü aramaya gidebilir misiniz?biz vatanı muhafaza edeceğiz, allah da bizi muhafaza edecek.etmezse yine kendi bilir!kendinize bu kadar güveniyor musunuz?nereye gideceğinizi bilseniz, nereye gideceğinizi benim gibi gözünüzün önüne getirresniz...şüphe etmem ki hepiniz benim gibi olurdunuz.arkadaşlar!tuna boyuna gideceğiz.tuna bizim için ölümsüzlük suyudur.tuna aradan kalkarsa vatan yaşayamaz, vatan yaşayamazsa vatanda hiçbir insan yaşamaz.belki yaşayan bulunabilir.evet belki bulunabilir.yok yok...yaşayan bulunur, lakin o insan değildir.insan vatanının ayaklar altında çiğnendiğini görürse yaşayamaz.insan velinimetinin ayaklar altında çiğnendiğini görürse yaşayamaz.bu durumda yaşayan köpekten alçaktır.kardeşlerim!insan köpekten alçak değildir.insan hiçbir vakit köpekten değil, hiçbir şeyden alçak olamaz.insandan büyük sadece allah var.allah, vatanı muhabbeti emrediyor.bizim vatanımız tuna demektir; çünkü tuna elden gidince vatan kalmıyor.tuna kenarının neresini karıştırırsanız, içinden ya babanızın, ya kardeşlerinizin bir kemiği bulunur.tunanın suyu bulandıkça üzerinden çıkan topraklar, yurdu muhafaza için ölen vücutların parçalarındandır.osmanlı adı işiteli tuna geçildi, birkaç kere geçildi.birçok kere geçildi fakat hiçbir vakit alınamadı.osmanlılar durdukça yine hiçbir vakit alınamaz.hele osmanlılar osmanlılığın ne demek olduğunu bilirse hiçbir vakit alınamayacaktır.vatanımız için olmeye hazırmısınız?biz ölmeyince düşman tunadan geçemeyecek.geçenler bizi ya ölmüş yahut yaralı bulacak.ben öleceğim diyorum; içinizden ölümden korkmayan kimlerdir?arkamdan ayrılmamaya allaha ahdeder misiniz?''

ne zaman ki bu satırlar büyük bir çoğunluk için bir mana, bir değer teşkil edecek, işte o gün hiçbir şey bir önceki günkü gibi olmayacak bu ülkede.
Uyusam, rüyamda sen!
Uyansam, hayalimde sen!
İnsan içinde olsam, gönlümde sen!
Daima sen! Daima sen!
Namık Kemal
Sayfa 6 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları 1.Basım
İşte Tanrım beni sana, seni bana yazmış. İşte sen can, ben beden! Sen sevgi, ben gönül! Sen hüzün, ben aşk! Sen güneş gibisin. Yüzüne baktıkça gözlerimi yaşatıyorsun. Ben, gölge gibi senin, yalnız senin ayagının altında sürünüyorum!
Onun sevgiye inanmamak eski âdetidir.
Kendi sever de başkasının sevdiğine inanmaz.
Namık Kemal
Sayfa 66 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları 1.Basım

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Vatan Yahut Silistre
Baskı tarihi:
2005
Sayfa sayısı:
96
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754733563
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Beyan Yayınları
Silistre kalesi, bizzat Rus Orduları Başkomutanı’nın yönettiği seksen bin kişilik bir ordu tarafından 15 Mayıs 1854’te kuşatılır. Kale, Arnavutluk’tan Irak’a kadar İmparatorluk’un hemen her yerinden gelen gönüllülerin de içinde olduğu toplam on bin kişilik bir güçle savunulmaktadır. Kırk üç gün süren yoğun saldırıları başarıyla püskürten Müslüman savaşçılar, yiyecek ve cephaneleri tükendiği için, tek kurtuluş yolu olarak görülen bir yarma hareketiyle koca orduyu bozguna uğratırlar. Son derece yalın bir olay üzerine kurulan Vatan yahut Silistre, tüm teknik kusurlarına karşın, Osmanlı toplumuyla tiyatronun buluşmasını sağlamış ve yazarının hiç ummadığı ölçüde etkili olmuştur. Yazarı izleyerek söylersek, Vatan yahut Silistre, Türk tiyatrosunu bulunduğu noktadan ilerilere taşımış, gelişimi açısından da tam bir dönüm noktası oluşturmuştur.

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

  • 1 defa gösterildi.

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları