Adı:
Vejetaryenliğin Yararları
Baskı tarihi:
Mayıs 2018
Sayfa sayısı:
77
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753638302
Orijinal adı:
Fevâyid-i giyâhhâri
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Modern İran edebiyatının büyük ustası Sadık Hidayet'in Vejetaryenliğin Yararları, vejetaryenliği kişisel bir seçim olmaktan öte, bir dünya görüşü olarak ele alıyor. "İnsan kan döküyor, zulüm tohumu ekiyor. O halde sonuçta savaş, acı, yıkım ve toplu kıyım biçecek. İnsanlık ilerlemeyecek, huzur bulmayacak; mutluluk, özgürlük ve barış yüzü görmeyecek etobur olduğu sürece." Vejetaryenliğin Yararları, Mehmet Kanar tarafından Farsça aslından dilimize çevrildi.
77 syf.
·Puan vermedi
Kitabı bölüm bölüm kısaca inceleyeceğim.

İlk bölüm "Mide Fedaileri"; bu bölümde hayvanları kesmeden önce nasıl davranıldığını, hayvanların gözünden katledilmenin nasıl olduğunu anlatmış. Açıkçası müslüman olmayan bir ülkenin yazarı olsaydı normal karşılayacağım durum İran'da kesilmeden önce hayvanlara böyle mi davranılıyor sorusunu sordurtmayı başardı.

İkinci bölüm "İnsanın Doğal Besini": burada özellikle Darwin ve Darwinist yazar/bilim insanlarının yazılarına yer vermiş ve insanın çene yapısı, bağırsak yapısının etçil olmaya uygun olmadığını belirtmiş.

Üçüncü bölüm "Besinlerin Kimyasal Tahlili": Bu bölümde meyvesel gıdaların besin değerleri, yararları üzerine durmuş.


Dördüncü bölüm "Vejetaryenliğin Tarihi": Burada Darwinist görüşlere yer vermeye devam etmiş. Yazar ısrarla ilk insanların meyve yediğini, "et yemeye başladıktan sonra hastalıkların çıktığını" söylemiş. Ayrıca ilk insanların sadece meyve yediğini ve "çok mutlu" olduklarını belirtmiş.
Açıkçası onbinlerce yıl önce yaşayan ilk insanların hiç hasta olmamalarını ve çok mutlu olduklarını hangi veriye dayanarak söylediğini çok merak ediyorum.

Beşinci bölüm "Etin Zararları": yazar dönemin otobur doktorlarının ve uzmanlarının et hakkında olumsuz düşünce/yazılarına yer vermiş.

Altıncı bölüm "Yiyeceğin Pişirilmesi": yazar nihayet kitabın yarısına geldiğimizde yiyecekleri pişirmeyi düşünüyor. Tabi yiyeceği pişirmenin onu "harap ettiğini" belirterek.
Yazar, canlıların besinlerini bitkilerden veya "diğer canlılardan" sağladığını belirtiyor. Bir sonraki cümle ise "hiç bir varlık besinini pişirmez veya öldürmez." Yazar bitkilerin birer canlı olduğunun farkında değil sanıyorum ki. Ayrıca etçil hayvanların da avlandığını bilmiyor olabilir.

Yedinci bölüm "Ahlak ve Vejetaryenlik": Bölümde kısaca et yemenin vahşileştirdiğinden bahsediyor. Şu cümlesi bütün bölümü açıklamaya yeter sanırım. "Utanç verici cinayetler, ahlak ve insanlık yasalarına ihanet edilen ortamda büyüyen CANAVAR çocukları vahşi babalarını taklit etmeye sevk ediyor."

Sekizinci bölüm "Vejetaryenliğin Üstünlüğü": İlk cümle "vejetaryenliğin üstünlüğü tartışma götürmez" . Konu kilit, bölümü atlayabiliriz.

Dokuzuncu bölüm "Deneyler": Mısır piramitlerini yapan işçilerin soğan turp ve sarımsak ile beslendiklerini öğreniyoruz. Bu sayede tonlarca ağırlıktaki taşları kaldırmışlar.

Onuncu bölüm "Ekonomi ve Vejetaryenlik": bu bölümde yazar anlayamadığım bir şekilde herkes vejetaryen olsa dünya nüfusu 3-5 kat olabilirdi diyor. Kitabın yazıldığı 1930 yıllarında bilinen dünya nüfusu 2 milyar şuan da ise yaklaşık 4 katı.

On birinci bölüm "Eleştirilere Yanıtlar": Açıkçası yazarın bu bölümde otçul düşünce eleştirilerine cevap vermesini bekliyordum ancak yine eti gömüp otu yüceltmiş.

On ikinci bölüm "Sonsöz": Et yemek vahşileştirir, ot yemek ise hidayete erdirir.

Kitap hakkındaki görüşüm: kitap Darwinist otçulların egolarını tatmin edebilecekken bana göre oldukça boş. Açıkçası kitabı okuduktan sonra yaptığım ilk iş yan dükkandan köfte yemek oldu.
77 syf.
·1 günde·5/10
Efendim kitapta öğrenebileceğiniz pek bir şey yok, tek öğrendiğim Sadık Hidayet'in büyük bir hayal gücü olduğu... Bir kaynak belirtilmeyen yazılarda sürekli eti kötüleyip durmuş, vejetaryen olan benim bile eti savunasım geldi yani... Neredeyse her sayfada insanların meyve yiyen maymunlara benzediğini söylüyor. Maymunlarla bir derdi var ama çözebilmiş değilim. İnsanın etçil olmadığından bahsetmiş, pençeleri yokmuş, köpek dişleri kısaymış vs. otçul olduğumuzu kanıtlayan ne var peki? Maymun gibi daldan dala atlıyoruz, keçiler gibi düz ağaca tırmanıyoruz sanki...

İnsan vücudunun, sindiriminin ete uygun olmadığı, et yenmeden de sağlıklı yaşanabileceği söylenmiş. İnsan vücudu ete uygun olmayabilir ama sağlıklı yaşanamaz, kendimden biliyorum, 15 yıllık tecrübem var. İslam dinine mensup adamların çoğunlukla etobur olmadığını söylemiş. Nereden çıkardı bilmiyorum. Kendi görüşünü destekleyen bir iki kişinin alıntısını almış genel görüşmüş gibi önümüze sunmuş. Japonların ve Çinlilerin vejetaryen olduğunu söylemiş, araştırmalarım sonucu bu bilginin doğru olmadığını gördüm. Çin: Nüfus: 1.3 milyar, Vejetaryen - Vegan: 4% imiş efendim. Sadık bey kaynakların yok ama benim var. Hiç mi doğru bir şey yok derseniz, var. Kırmızı Pazartesi kitabını okumuş olanlar bilir, 51. Sayfada bir cümle var:
"Ben bir keresinde, kasaplık mesleğinin insanın ruhunda adam öldürmeye yatkınlık olduğunu gösterip göstermediğini sormuştum kasaplara; ama onlar karşı çıkmışlardı: "Biz bir hayvan kestiğimizde gözlerinin içine bakmaya cesaret edemeyiz,"

Gerçek hiç de öyle değil. Kitabın ilk bölümünde bu konuya değinilmiş, insanların nasıl vahşileştiğine tek amaçlarının çıkar ve para olduğuna satırlarda şahit oluyorsunuz. Öldürmeden önce hayvanlara nasıl vahşice davranıldığını anlatıyor. Kavurucu güneş altında günlerce hayvanları pis kokan ağıllarda aç bırakıyor, sopa ve kamçılarla eziyet ediyorlarmış. Hayvanın ölmesini bile beklemiyorlar, her nefes alışıda can çekişiyormuş hayvan. O kadar vahşileşmişiz ki henüz can vermeden başını gövdesinden kopartıyorlarmış, şimdi buna gel de insan de. Anlatılan olay güzel fakat yansıtmaya çalıştığı İslam dini usulünde bu yok. Helal olabilmesi için uyulması gereken kurallar var ve bu kurallar içerisinde kesinlikle işkence etmek yoktur. Ha böyle yapılan yerler yok mu, elbet vardır. Onları vicdanlarıyla baş başa bırakıyorum.

Bana sorarsanız vejetaryenlik nedir diye, grip dahi olsan sürekli "et yemediğin için oldu." laflarına maruz kalmaktır, erkek arkadaşınla yemeğe çıkamamaktır, küçük bir şehirdeyseniz dışarı çıktığınızda sürekli salata yemektir, misafirlikten eve hep aç dönmektir ve en önemlisi hastalıklarla boğuşmaktır. Hayır Sadık bey vejetaryenliğin yararları filan yok...
73 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Vejetaryenliğin Yararları İncelemesi ve Sadece Vizyonlulara Özel Yorumlarım
Kitaba başladığım esnada buradaki yorumları okuma ''gaflet''inde bulundum ve her zaman karşıma çıkan cümlelere burada da rastlama şanssızlığına eriştim. Esrarlı kafayla yazıldığına dair herhangi bir emare göremedim açıkcası. Sözlerin doğruluğunu da sorgulamadım ı çünkü vejetaryen olmak için geçmişteki birinin verdiği bilimsel verilere ihtiyacım yok. Kitabı da böyle değerlendirmek lazım 1927 yılında yazıldığını unutmadan. Kitapta güncel bilimsel veriler HALİYLE yok bu kimseyi şaşırtmamalı. Atalarımızın meyve ve tohumlarla karnını doyurduğu inancında da doğruluk payı vardır. Bkz. Sapiens.
Vejetaryen/ vegan beslenme tarzının dalga geçilecek, küçümsenecek bir beslenme tarzı olduğunu düşünmüyorum. Yanlış kanıların aksine doğru beslenildiğinde bireyin sağlıksız olması için herhangi bir sebep göremiyorum. Vegan/ vejetaryenlerde anemi yani kansızlığın et ile beslenen popülasyondan farklı olmadığının gözlendiği çalışmalar mevcut.
Doğal kaynakları kirlettiğimiz, yenilebilecek hayvan popülasyonu sayısını bilinçli olarak beslenme ihtiyacı uğruna artırdığımız düşünüldüğünde bu artışın sera gazı etkisi ile küresel ısınmaya sebep olduğunu göz önünde bulundurmak gerekir.
Mezbaha veya hayvan ''üretim'' merkezlerinde hayvanlar doğal olmayan yollarla gebe bırakılıp, neredeyse doğum yapar yapmaz yavrularından ayrılıyorlar. Tabiri caizse lokum gibi leziz bulunan etler hayvanın ne kadar tutsak olduğunu derecelendiriyor. Erkek buzağılar minik klubelerde hapsedilerek hareketi kısıtlanıyor etini yumuşak olması için vs.
Marketde ya da tabakta gördüğümüz et çoğumuzda küçüklükten gelen beslenme alışkanlıkları sebebiyle bir canlı, bir hayvan bedeni imajı oluşturmuyor bir çok insanın hayvanları sevmesine rağmen halen et yemeye devam etmesinin sebeplerinden biri de budur.
Bu tür bilgiler gözümüzle görmediğimiz sürece birçoğumuz için herhangi bir anlam ifade etmeyecek ne yazık ki. Sadece tek ricam itiraz etmeden, küçümsemeden önce birkaç saniye empati kurmamız.
Her canlı bilinç düzeyine sahip ancak hayvanlarda sinir sistemi ,bilinç ve duygular da mevcut.
İnsan evrim gereği bütün canlılardan zekasıyla ayrılmış ve bedeni hiiiç müsait olmasa da şuan ki besin piramidinin tepesine kurulmuştur. Kitapta sevgili Sadık Hidayet'in de bahsettiği gibi onlardan daha üstün olmamız onlara eziyet etmemizi gerektirmez. Aksine onları koruyup kollamamızı gerektirir diye düşünüyor sözlerime tüm canlıların yaşam hakkına saygı duymamız gerektiğini bir kez daha vurgulayarak son veriyorum.
78 syf.
·2 günde·2/10
İncelemeye nereden başlamam gerektiğine karar veremiyorum. Kitabı okurken ciddi anlamda sinirlendim. Saçmalamalardan seçmeler gibi.
Yazar hakkında;
İlk başta diş hekimi olmak isteyen Hidayet, ardından mühendislik okumaya karar verdi. Mühendislik eğitimine Fransa’da başlasa da devam etmeyen Sadık Hidayet ardından İran’a dönerek devlet memurluğu yaptı. Hayatına baktığımda kafasının karışık olduğunu anladım. Ne yapmak istediğine karar veremeyen bir kişi. Bu kitabı yazma amacını çözememek ile birlikte kitabın ilk sayfasına yazdığı;
"Midelerinizi hayvan mezarlığı yapmayın. Ali b. Ebi Talib" sözünü anlamış değilim. Hz.Ali (r.a.)'ın böyle bir sözü yok. Araştırmalarım sonunca yanlış olduğunu öğrendim.
Bir diğer konu yazar gıda analizi yapmamış, insan vücudunun işletim sistemini bilmiyor bu apaçık ortada. Yapsa zaten böyle eti kötülemezdi. İslam diniyle hiçbir bağlantısı yok zaten orası ayrı, bu konuya girmek istemiyorum çünkü uzun meseleler bunlar.
İyi hoş alıntılar ile yazdığı kitabı desteklemeye çalışmış ama yaptığı alıntıları kendi fikrine uygun olan kısımlarını almış. Sürekli bir insan meyve yiyen büyük maymunlar kategorisindedir, diyip duruyor. Yazarımız insanların hepçil olduğunu algılayamadan eti kötülemiş de kötülemiş. Mezbahalarda hayvanlara işkence edildiğinden bahsetmiş. İslam dininde helal gıda olabilmesi için kesim şartlarına uygun olması gerekiyor zaten.
Söylediklerini de yapılan deneyler ile desteklemeye çalışmış. Örneğin; "İnsan yiyeceğine ilişkin yapılan deneylerden birinde tanınmış profesörlerden biri birkaç köpeğe çiğ et, başka bir köpek grubuna da pişmiş et vermiştir. Çiğ etle beslenen köpekler oldukça sağlıklı kalıp kuvvetlenmişler, pişmiş et yedirilen köpekler ise çok geçmeden ölmüştür. " Köpekler ile insanları neden bir tuttuğunu algılamak zor. Köpekler benim bildiğim etçil, insanlar hepçil.
Kitap böyle saçmalıklar ile dolu. Keşke bıraksaydı da işin uzmanları insanları doğruya yönlendirmek adına kitap yazsaydı. Kitap fazlasıyla bilgi kirliliği içeriyor.
Ette çok fazla protein ve demir mevcuttur.
Dolayısıyla,eğer artık et yemiyorsanız, bedeninizin ihtiyacı olan bu gerekli besin maddelerine sahip olamazsınız.Bunları almazsanız, tek kaynağı et olan bu besin maddelerinden yoksun kalırsınız.Sonuçta, kansızlığa bağlı hastalık riski ile karşı karşıya kalırsınız.
Söyleyecek daha çok şey var.
77 syf.
·3/10
İran edebiyatının önemli birkaç isminden biri olan, Kör Baykuş gibi ağır ve bunaltıcı tarzda yazdığı eserlerle bilinen Sadık Hidayet'in pek uzmanı olmadığı ve bir yerinden uydurduğuna emin olduğum bu inceleme kitabını büyük bir hayret ve kahkahayla okudum bir günde sadece. En son söyleyeceğimi baştan söylemek istiyorum; Sadık Hidayet bize kullandığın maddeleri ve bunları temin edebileceğimiz adresi keşke ölmeden önce yazmış olsaydın. Çok sevdiğim işin uzmanı birisi kitabı okuyordu ve benimle birkaç alıntı paylaşınca dikkatimi çekti ben de bir göz atmaya karar verdim. Kitabın dili oldukça sade ve anlaşılır. Kesinlikle edebi bir olay yok zaten, amaç insanı etten tiksindirip sadece meyve, sebze yiyen bir canlıya dönmesi konusunda ikna etmek. Ben bir beslenme uzmanı, diyetisyen, gıda mühendisi, doktor değilim ancak sıradan bir insan olarak vejetaryenlikle ilgili yazılan bu örnekleri okuduğumda hiçbir mantık görmedim ve ilişki kuramadım. Genel olarak kitap sürekli insan meyve yiyen bir canlıdır, et yerse zehirlenip hasta olur, etobur yaratılmamıştır paralelinde geçiyor. Sadık Hidayet'in bu yazdıklarını hiçbir şekilde araştırdığına inanmamakla beraber sözlerinden örnek verdiği insanların sarf etmiş olmaları meçhul çünkü herhangi bir kaynakça yok, ben nereden bileyim bu cümleleri senin esrar içtikten sonra kafadan atmadığını. Okurken sinir olmakla birlikte bayağı güldüğüm oldu, inceleme yerine mizah kitabı olarak satılması daha mantıklı. Meyve yiyen maymunlarla yazarın bir sorunu var sanırım kaç kere maymun okudum hatırlamıyorum. Çinlileri ve Japonları vejetaryen yapması ayrı bir komedi. Çinlilerin vejetaryen olmak gibi bir lüksü olamaz, adam zaten aç fare, çekirge, akrep, köpek vb. ne bulursa yiyecek seçme şansı neredeyse yok. Kendileriyle çok kez ilişki kurmuş biri olarak hayatımda hiç vejetaryen bir Japon görmedim, vejetaryen oluyorsa bilin ki çok zengindir çünkü Japonya'da meyve, sebze et ürünlerine göre çok daha pahalı. Özellikle kuru incir, badem ve ceviz duyarları beni benden aldı, insan her gün bunları yerse tam anlamıyla beslendiğini söylemekte ki, o ürünler etten çok daha pahalı. Sadık Hidayet ya bir kuruyemiş firmasının sponsorluğunu almış ya da o sıralar kabzımallık yapıyordu. Vejetaryenlik merakını Hindistan'da fazla kalmasına bağlıyor ve fazla bir şey söylemek istemiyorum.
77 syf.
Kendim de bir süre vejetaryen yaşadığım için bu kitap hakkında bir kaç düşüncem var. Vejetaryen olma kararından çok sonraları bu kitabı gördüm ve okudum. Yazarı Sadık Hidayet'in diğer kitaplarını okumuştum. Bunu da daha sonraları okudum. İçerisinde bölümler halinde deneme havasında yazılar var. Aslına bakarsanız vejetaryen beslenmenin daha barışçıl ve insani olduğu yönünde fikirler sizde de belirebilir. Şöyle düşünelim, sokak hayvanları için hemen hemen her şey yapılırken( barınma, yeme içme vs), tavuk, hindi, inek, vs yenen hayvanların en temel hakları olan yaşam hakkı sağlanmıyor. Yani ortada bir iki yüzlülük var. Hayvan haklarından dem vurup daha sonra gidip tavuk döner, iskender falan yemesi düpedüz alçaklıktır. Bir kadın ne kadar dişi ise, bir inekte o kadar dişidir. İkisi de annedir.
Evcil hayvanların beslenmesi için satılan mamalarda yaşlı atlar, eşekler, katırlar gibi hayvanlar kullanılıyor. Günümüzde et, süt, yumurta üretiminde akıl almaz acımasız ve canice yöntemler uygulanıyor.Bir örnek, yavrusu olan bir ineğin yavrusu öldürülüyor(süt içtiği için), yerine yapay bir yavru yapılıyor ve annenin süt vermeye devam etmesi sağlanıyor.
Kitaptaki bir söz "Eğer herkes yiyeceği hayvanı kendi kesseydi, çoğu bunu yapamazdı." diyor. Ben de hayatımda hayvan kesmedim kesemem de. Neyse bunlar başka konular.
Kitabı okursanız şayet, hemen savunmaya geçmeyin. Önce yazarın düşüncelerini dinleyip mukayese edin. Yoksa ilk sayfadan bırakabilirsiniz. Vejetaryen olma adaylarının çok faydalı bulabileceği bir kitap olduğunu düşünüyorum ve finali bir alıntıyla yapıyorum.
Yine de düşüncelerinden dolayı kimseyi suçlu bulamam. Çünkü bu, modern yaşamın getirdiği bir şey.

"İnsan kan döküyor, zulüm tohumu ekiyor. O halde sonuçta savaş, acı, yıkım ve toplu kıyım biçecek. İnsanlık ilerlemeyecek, huzur bulmayacak; mutluluk, özgürlük ve barış yüzü görmeyecek etobur olduğu sürece."
77 syf.
·3 günde·Puan vermedi
#27603181 Sadık Hidayet okuma etkinliği sırasında tanıştığım bir kitap ve yazarın "Kör Baykuş"tan sonra okuduğum 2.kitabı.

Her ne kadar adı "Vejetaryenliğin Yararları" olsa da yazar daha çok veganlığı tercih etmişe benziyor. Zira kitapta sadece hayvan etini değil yumurta süt gibi hayvansal ürünleri de tüketmenin sakıncalı olduğundan bahsediyor.

İnsanın organ ve sistemlerinin etoburluk için iyi olmadığını söyleyen yazar, birçok hastalığın (kanser, gut vb.) etoburluktan kaynaklandığını ve insanın vahşi duygularının hayvanları öldürmesi yüzünden açığa çıktığını savunuyor.

Kolay anlaşılır ve kısa sürede okunabilir bir inceleme yazısı olsa da her bölümün kendi içinde sık sık tekrara düşmesi kitabı sıkıcı hale getirmiş.

Son zamanlarda veganlık ve vejetaryenlik konularına ilgi duyan biri olarak kitaba ilgiyle başladım fakat gerek bilimsellikten uzak olması gerekse sık tekrara düşmesi sebebiyle pek beğendiğim bir kitap olmadı.
73 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
12 bölümden oluşan, içerisinde vejetaryenliğin faydaları, et yemenin vücut üzerindeki bilimsel olarak açıklanan zararlı etkilerinden bahsediliyor. İnsan anatomisinin eti sindirmeye uygun olmadığı, otobur sınıfta olduğunu ve bunun detaylarıyla açıklıyor. Bugün kurban bayramı Müslüman bir ülkede yaşıyoruz birçok kişi kurbanını kesti bugün, kitapta hayvanlara nasıl acı ve ızdıraplar verildiğinden ve vejetaryen olmanın uzun ömür ve sağlık konularında çok pozitif etkileri gösterilmiş. Benim gibi vejetaryen olmayan büyük çoğunluk gibi artık yavaş yavaş vejetaryenliğe geçiş yapabilirim diyebilirim. Bir sağlıkçı olarak etrafımda etin insan bünyesi için çok ağır bir Besin olarak kabul edip mümkün olduğunca az yenmesini söylemişimdir. Damak tadı için değilse bile sağlığımız için vejetaryenliği deneyelim diyorum. İyi okumalar.
77 syf.
·2 günde·10/10
Kitapçıda gezinirken karşıma çıktığında hemen alıp okumaya başladım. Yazıldığı yıla göre çok iyi bir kitap. Vejetaryenlık hakkında verilen çarpıcı örneklerle dolu bir kitap okuyorsunuz. Günümüzde en azından sorgulamak için bile okunması gerektiğini düşünüyorum.
Hayvan yetiştiriciliğinin küresel ısınmaya R katkı sağladığını biliyor musunuz? Hayvan atıklarının kontrolü ne kadar yapılıyor? Geleceğe olan zararı nedir?

Uzun zamandır vejetaryen olarak besleniyoruz. Eti hayatımızdan çıkardığımızda yiyecek hiç bir şey yok gibi geliyor önce daha sonra hiç yemediğin sebzeleri yemeye başlıyorsun.
77 syf.
Sadık Hidayet hayatının her yönüyle ilginç bir insan. Vejetaryenliğin Yararları'nda ise ''neden et yeriz? Yemesek ne olur? Biz etçil miyiz otçul muyuz?'' gibi sorulara yanıt vermiş. Kitap güzel tabii ki tezini heyecanla savunuyor ama tökezlediği birkaç yer var. Mesela İslami düşünürlerin et yememeyi savunması neden normal karşılanmış Hidayet tarafından? Bu çok ilginç kurban bayramı gibi bir ibadete sahibiz. Diğer yandan dünyanın her yerinde kurban törenleri yapılıyor bu sadece bize özgü değil ama bizim vejetaryenliği buradan savunmamız da pek mümkün görünmüyor. ^^ Genel hatlarıyla bilgilendirici bir kitap.
77 syf.
Hayvanları yemeye neden ihtiyacımız olmadığını, gerekli vitaminleri sebze, meyve ve baklagillerden yeterince alabileceğimizi, doğamızın neden etçil veya hepçil olmadığını, hayvan yemenin sağlığa zararlarını ve hayvanların çektiği acıları edebi bir dille, birçok kaynaktan alıntı da göstererek anlatan bir kitap. Veganlığın ancak 1944 yılında tanımlandığını düşünürsek, kitabın 1927 yılında yazılmış olması da takdire değer. Bu kitapla birlikte vejetaryen oldum, ancak veganlığın daha mantıklı ve sağlıklı olduğuna ikna olunca, 2 gün sonra vegan oldum...
77 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Vejetaryen olmakla ilgili bir takım düşünceler beni rahatsız ederken, acaba "Vejetaryenler doğru yapıyor mu"- sorusu uzun zamandır zihnimi meşkul etmekte. İnsan sırf damak zevki için bir hayvanı yemeli mi, yaşam hakkını elinden almalı mı, yoksa yer yüzündeki tüm nimetleden de faydalana bilir mi"? gibi sorularıma cevap arıyorum. Sadık Hidayet hem ahlaki, hem tıbbi, hem de sosyolojik bakımından bu konuya değinmiş. Kendisinin bir vejetaryen olduğu ve bunu bir biliçli şeklinde yaptığı malum. Fakat temellendirme de pek başarılı bulamadım.
Her yırtıcı hayvanın belirli sayıda düşmanı vardır ve diğerlerine zarar vermez. Mesela aslan, ceylan ve geyik gibi hayvanları avlar; kuşlar ve küçük hayvanlarla uğraşmaz. Timsah sadece balık yer. Kedi, fare ve küçük hayvanları yakalar. Ama mide düşkünü insanlar hepsini yer, hapseder, kendi yükünü taşıttırır, işkence eder. Midesi tüm canlılar için geniş bir mezarlıktır. O, yaşayan her şeyi yer. Kuşlardan tutun da deniz salyangozlarına kadar her şeyi midesine gömer.
"Yargıç, imam, öğretmen, şair, edip, ressam, yazar ve hayatta para ve boğaz düşkünlü­ğünden daha yüce emellerin olduğunu sanan herkesin midesi, düşünmek istedikleri vakit, bu canlıların leş ve pıhtılaşmış kanlarıyla dolu. Bu hal, hayvanlara işkence etmek bir yana, hiç gerek yokken insanın acıma duygularını ve doğadaki varlıklarla birleşmesini kendi içinde zorla bastırması nedeniyle çok korkunçtur."
Et yeme gereksinimi ya da lezzetinin her gün binlerce hayvanın öldürülmesine neden olduğunu biliyor musunuz acaba? Avlaklarda, balıkçılarda, tavukçularda her gün kurban edilmeye mahkum biçare ve sayısız hayvan ordusunu sayacak olursak, bu hassas varlıkların sayısı milyonları aşar. Bunlar her yıl insanoğlunun fasitleşmiş tat alma duygusu ve mide düşkünlüğü uğruna öldürülmektedirler.
Yüreğimizden gelen doğal, yapmacıksız duyguları zorla bas­tırmadığımız sürece insanın içinde diğer canlıları öldürme ve canını yakmaktan nefret etme duygusunun var olacağı açıktır. Ve yine hiç kuşku yok ki, insanlar yedikleri hayvanları bizzat kesmek zorunda kalsalardı, çoğu et yemekten vazgeçerdi.
İnsanların yediği et, kendilerini savunamayan günahsız ve zararsız varlıkların çektiği acı ve işkencedir. Dökülmüş kanları intikam çığlığı atar, insana ve üstünde yaşadığımız gezegene lanet okur.
"Açlık öylesine acımasız bir komutandır ki onun zulmü bir an bile rahat bırakmaz bizi. Yaşamak için yemek gerek! Bugün yemeli, yarın yemeli, hep yemeliyiz."
Sadık Hidayet
Sayfa 11 - Yapı Kredi Yayınları 5.Baskı

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Vejetaryenliğin Yararları
Baskı tarihi:
Mayıs 2018
Sayfa sayısı:
77
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753638302
Orijinal adı:
Fevâyid-i giyâhhâri
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Modern İran edebiyatının büyük ustası Sadık Hidayet'in Vejetaryenliğin Yararları, vejetaryenliği kişisel bir seçim olmaktan öte, bir dünya görüşü olarak ele alıyor. "İnsan kan döküyor, zulüm tohumu ekiyor. O halde sonuçta savaş, acı, yıkım ve toplu kıyım biçecek. İnsanlık ilerlemeyecek, huzur bulmayacak; mutluluk, özgürlük ve barış yüzü görmeyecek etobur olduğu sürece." Vejetaryenliğin Yararları, Mehmet Kanar tarafından Farsça aslından dilimize çevrildi.

Kitabı okuyanlar 162 okur

  • RoYaLSi
  • Edanur Filiz
  • İsa
  • Selinay Sakarya
  • Oğuzcan Ertürk
  • Yaren
  • rumeysa coşkun
  • Kaan
  • Mehmet
  • Buse

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%2.3
14-17 Yaş
%4.7
18-24 Yaş
%18.6
25-34 Yaş
%60.5
35-44 Yaş
%9.3
45-54 Yaş
%2.3
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%2.3

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%62.9
Erkek
%37.1

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%20.6 (14)
9
%16.2 (11)
8
%27.9 (19)
7
%16.2 (11)
6
%4.4 (3)
5
%1.5 (1)
4
%5.9 (4)
3
%2.9 (2)
2
%2.9 (2)
1
%1.5 (1)