Geri Bildirim
  • seçmen davranışları, dünyanın hiçbir yerinde 'olağan' değildir. Bu olağanüstü uçurumu sadece ve sadece bir duyguyla kapatmak istiyorlar: Erdoğan nefreti.
    PKK'nın partisinden 11 kişiyi şehit ettiği, FETÖ'nün 15 Temmuz'da ailesiyle birlikte katletmek istediği, AB Büyükelçilerinin uluslararası mahkemelerde yargılatmak istediği Erdoğan'dan bahsediyoruz. Ama mevzu Erdoğan değil, memleket meselesi...
    Sandığa giderken aklınıza bizleri çağıran Tel Rıfat gelsin. Harbiye Marşı'nı söyleyen Somalili askerler gelsin. "Nerde kaldınız?" diye soran Bosnalılar gelsin. "Yalnız Türkiye vardı" diyen Arakanlılar gelsin. "Allahu Ekber Türkiye" diyen Sudanlılar gelsin. "Sizi bekliyorduk" diyen Ganalılar gelsin. "İnşallah Allah Erdoğan'a yardımcı olacak" diyen ve bunu Türkçe söyleyen o siyahi güvenlik görevlisi gelsin.
    Bir de "Sandığa giderken aklınıza Öcalan gelsin" diyen HDP Eş Başkanı Pervin Buldan gelsin.
    Sandığa giderken aklınıza 15 yaşında PKK'nın şehit ettiği Trabzonlu Eren gelsin.
    Sandığa giderken aklınıza, millet için 31 kurşunla şehit edilen Niğdeli Ömer Halisdemir gelsin.
    Sandığa giderken aklınıza, PKK'dan halkı korumaya çalışırken kendini fedâ eden Elazığlı Fethi Sekin gelsin.
    Sandığa giderken aklınıza, uğruna yüzden fazla şehit verdiğimiz Fırat Kalkanı ve Zeytindalı gelsin.
    Sandığa giderken yanınızda kimliğinizi, kalbinizde onların aziz hâtırasını taşımayı unutmayın.
  • Senin derdin aşk, benim ki Memleket meselesi.

    Pöh🍃
  • Hayatım boyunca darbelere karşı oldum. Darbeleri, terörün en ağır şekli olarak tanımladım. Bunun üzerine okuyup yazdım.
    15 Temmuz günü, saat 20.30 gibi, İlçe Emniyet Amiri Mustafa ü,
    Zorpuzan beni arayarak “İstanbul’da ve Ankara’da bir hareketlilik var. Tanklar Boğaz Köprüsüne çıkıyor CNNTürk’ü aç” demesi üzerine. Haber kanalını açtım. Anormal bir hareketlilik vardı ve tanklar boğaz köprüsünün bir tarafını kapatmıştı. Ahaber’e baktım. “yurt genelinde terör alarmı” var şeklinde haber geçiyordu.
    Sonra Gölmarmara İlçe Emniyet Amiri aradı. “Efendim ne oluyor tanklar çıkmış” dedi. “Bilmiyorum. Araştıracağım, sana dönerim” dedim. Sonra bilgisi olabilir diye dönem arkadaşım Merkez Valisi Kemal Cirit’i aradım, “Ankara’da ne oluyor” diye sordum. “Bir şey yok ortalık sakin” dedi. Niğde Valisi Peynircioğlu’nu aradım. “Ağabey ne oluyor. Ankara’da bir hareketlilik varmış, İstanbul’da tanklar çıkmış” dedim. “Bilmiyorum” dedi. “Darbe oluyor galiba abi” dedim. “Galiba” dedi. “Bizim valimizin haberi var mı” dedim. “Olması lazım istersen bir ara” dedi. Bu arada Olay TV Ankara temsilcisi Mehmet Çatakçı’ya sordum, ne oluyor diye. “ihtilal” dedi. “Şu anda MİT’e saldırı var” dedi. Daha önce Sivas’ta bir yıl kadar birlikte vali yardımcısı olarak çalıştığımız Veysel Çiftçi’yi aradım. “Ankara’da ne oluyor” diye sordum. “Abi anlamadım, helikopterler MİT’e saldırıyor” dedi.
    Manisa Valisi Sayın Hakan Güvençer’i aradım. “Efendim haberleri izliyor musunuz” dedim. “Evet kaymakam bey, ben de valiliğe geçiyorum” dedi. “Darbe oluyor galiba efendim” dedim, “ben de hazırlanıyorum kaymakamlığa geçiyorum. Bir emriniz var mı” dedim. “Yok kaymakam bey. Kaymakamlığa geçin, duruma vaziyet edin” dedi. “Başka bir şey var mı efendim” dedim. “Yok kaymakam bey bekleyin” dedi. Ben de kaymakamlığa geçerken İlçe Emniyet Amiri Mustafa Zorpuzan’a “istirahatteki ve izindeki her personeli çelik yelekli ve uzun namlulu silahları ile hazırla ve emniyet amirliğinde hazır et” dedim.
    22.45 sularında Kaymakamlık binasında bulunan Emniyet Amirliği önünde herkes hazırdı. Emniyet Amirliği önünde hazır olan personele ve İlçe Emniyet Amirine, İlçe Emniyet Amiri yanımda olduğu halde, “bu bir darbe girişimidir. Sonuna kadar direnilecek, kaymakamlığa ve emniyet amirliğine girmeye çalışan darbeci terörist unsurlar vurulacak” dedim. Benzer talimatları telefonla Salihli İlçe Emniyet Müdürü Mehmet Taşçı’ya verdim.
    Gölmarmara İlçe Emniyet Amiri İlker Burak Zeydanlı’yı arayarak “Bunun bir darbe girişimi olduğunu ve sonuna kadar direneceğimizi, kaymakamına haber vermesini derhal kaymakamlığa geçmesini istemesini” söyledim.
    Beraberimde İlçe Emniyet Amiri olduğu halde Kaymakamlığa geçtim. İlçe Emniyet Amirine “jandarma komutanını ara. İstiyorsa gelsin” dedim. Daha sonra belediye başkanını arayarak “parti başkanlarını derhal aramasını, bir junta faaliyeti olduğunu ve direnileceğini, halkı meydanlara toplamasını, anons yapmasını” istedim.
    Bu arada ilçe jandarma komutanı intikal etmişti. O da darbeci juntaya karşı direnişte olacağını söyledi.
    Ahmetli ilçesinde gerekenleri yaptıktan sonra Salihli ilçesine hareket ettim. Oraya ulaştığımda Salihli İlçe Emniyetinin gerekli tertibatları almış olarak buldum. Kaymakamlık önünde bulunan personele “bunun bir darbe girişimi olduğunu sonuna kadar direnileceğini gerekirse darbeci teröristlerin vurulacağını” söyledim.
    İlçe Emniyet Müdürü ile birlikte makama geçtim. Durumu birlikte değerlendirdikten sonra belediye başkanını aradım ve durumu ona söyledim. “halkı ve partilileri meydanlara indirmesini istedim. İstiyorsa Kaymakamlığa gelebileceğini” söyledim. Bu arada sürekli olarak başta şahsım olmak üzere, İlçe Yazı İşleri Müdürü, İlçe Emniyet Müdürü sürekli AK Parti İlçe Başkanına ulaşmaya çalıştık. AK parti ilçe başkanına çok geç oluşabildik. Ancak zaten caddelerde yürüyüşe geçmişlerdi.
    Bu arada Köprübaşı Kaymakamı aradı. “Ne oluyor abi” dedi. “sen neredesin” dedim. İzine ayrıldığını otobüste olduğunu, o anda Uşakta bulunduğunu söyledi. “derhal otobüsten inmesini ilçesine geri dönmesini, bir darbe girişimi olduğunu, emniyet teyakkuza geçirip sonuna kadar direnmeleri gerektiğini, halkı meydanlara indirmek için belediye başkanını ve partileri aramasını” söyledim.
    Daha sonra Gördes Kaymakamını aradım. Nerede olduğunu sordum. “izmir’de bulunduğunu annesini ve babasını oraya bırakmakta olduğunu” söyledi. “Derhal ilçesine dönmesini, emniyetini direnişe hazır etmesini ve sonuna kadar darbeye direnmeleri gerektiğini” söyledim. “Hemen dönüşe geçtiğini” söyledi.
    Daha sonra Alaşehir Kaymakamını aradım, “ne yaptıklarını” sordum. “Tertibat aldıklarını ve sonuna kadar direneceklerini” söyledi.
    Sarıgöl Kaymakamı aradı. “Abi ne oluyor ne yapacağız” dedi. “Darbe girişimi var. Emniyeti tam kadro hazır etmesini ve sonuna kadar direnmesi gerektiğini, belediye başkanını aramasını ve halkı meydanlara indirmesini istemesini” söyledim. Orada muhalefet olduğunu nasıl olacağı konusunda tereddüt gösterir gibi olunca, “sorun olmayacağını bunun bir memleket meselesi olduğunu, dolayısıyla herkesin katılacağını, endişe etmemesi gerektiğini” söyledim.
    Akhisar Kaymakamını aradım. “Abi siz ne yapıyorsunuz” dedim. “Direneceğiz kardeş” dedi.
    Turgutlu Kaymakamı Uğur Turan’ı aradım. “Aslında izinde olduğunu tesadüfen ilçede bulunduğunu” söyledi. “İyi olmuş abi sonuna kadar direniyoruz”, dedim.
    Sonra Demirci Kaymakamı Atilla Kantay aradı. “Ne oluyor. Ben aslında izindeydim. Tesadüfen ilçedeyim” dedi. “Darbe girişimi olduğunu, darbeye direneceğimizi” söyledim. “Meydanlara çağırıyorlar. Ne yapayım gideyim mi, nasıl olur” dedi. “Git, halka konuşma yap, onların moralini yükselt” dedim.
    Sonra Salihli Belediye Başkanı ve Salihli İlçe Jandarma Komutanı intikal etti. Jandarma komutanı, “aslında ‘harekat yıldırım’ emrinin geldiğini onu gördüğünü, il jandarma emriyle onu imha ettiğini ve sildiğini” söyledi. Bu sırada İlçe Başsavcımız Ali Rıza San da yanımızdaydı. “Bundan Başsavcımızı ve beni daha önce haberdar etmiş olması gerektiğini” söyledim.
    Daha önceden rutin işleyiş için oluşturduğum whatsapp ilçe yöneticileri grubu üzerinden her sivil kurumu direnişe meydanlara davet ettim. Whatsapp üzerinden oluşturduğum kriz merkezleri, asayiş ve ilçe yönetimleri grupları üzerinden ve telefonlarla krizi yönettim.
    Uyumaksızın göreve devam ettim meydanların terkedilmemesini söyledim.
    Gölbaşı rahatladığında, Gölbaşı Kaymakamı Şahin Aslan’ı aradım. Meşguldü. Bir süre sonra dönüş yaptı. “Abi geçmiş olsun” dedim. “Çok şükür gölbaşı tamam bizim hakimiyetimizde, ancak çok şehit verdik” dedi. Şehitlere rahmet diledikten sonra ona moral vermeye çalıştım.
    Meydanlara halkın inerek süreci yönetmeye devam ettim.
    Ancak pazartesi günü Varilliğe davet edildim ve görevden uzaklaştırıldığım tarafıma bildirildi.

    Darbeci FETÖ/PDY terör örgütü tarafında yer aldığım gibi ne benim ne ailemin ne hiçbir akrabamın kabul edemeyeceği bir durumla karşılaştım.
    Babalarını o 47’sinde, annelerini 42’sinde iken kaybeden fakir bir belediye işçisinin çocukları olan 7 kardeş olarak devam ettik hayatımıza. Hayatımız sıkıntılar içinde geçse de ben okuyarak Devlet memuru olmayı başarmıştım. Yıllarca eski Türkiye’nin sıkıntılı hayatını çekmiştik ki yıllarca özlemini duyduğumuz hükümete 3 Kasım 2002 seçimleri kavuştuk. Bir Kaymakam olarak bu hükümetin başarılı olması için taşrada var gücümle çalıştım.İçişleri Bakanımız Sayın Efkan Âlâ Batman Valisi iken onun Gercüş Kaymakamlığını yaptım. Sayın Cengiz Aydoğdu Artvin Valisi iken onun vali yardımcılığını yaptım. Onlar buna şahitlik edeceklerdir.

    Başkomutanımız Ve Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğanı o İstanbul Belediye Başkanı iken tanıdım. Ben, Kaymakam Adayı ve İstanbul Adalar Kaymakam Vekili idim. O zamandan beri kendisine hayranım ve hayranlığım devam etmektedir. Onu, sadece Türkiye’nin değil, bu coğrafyanın kurtarıcısı olarak görüyorum. Bu hükümeti de Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en başarılı hükümeti olarak görüyorum. Bu düşüncem değişmemiştir.
    Bu vatanı, milleti, bayrağı, Başkomutanımızı, parlamentoyu ve hükümeti savunmak için ölmeye hep hazır oldum ve yine hazırım. Ömrüm boyunca, devletin meşru kurumları dışında hiç kimseden emir almadım almam da. Kanunların emrettiği hususların dışına da asla çıkmadım ve çıkmam da. Hiçbir grup, yapılanma, örgütlenme, cemaat, cemiyet üyesi olmadım. Olmam da. Sadece örgütlerin örgütü devletin bir üyesi oldum ve öyle kalmak istiyorum. Çünkü 13 yaşında mecburi hizmeti olan yatılı okula okumaya giderken anneme, “anne ben artık Samsun’a emekli oluncaya kadar dönemem. Ben artık devletin adamıyım” demiştim. Ve ben hâlâ devletin adamıyım.
    Şimdi öğreniyorum ki benim devletim için, ülkem için, vatanım için, çok sevdiğim başkomutanım için, her hâl şartta desteklediğim ve temsil ettiğim hükümetim için bir tehdit unsuru olmakla itham ediliyorum.

    Vatanıma, devletime, milletime, çok sevdiğim başkomutanıma, her zaman onun için çalışmaktan ve onu temsil etmek onur ve gurur duyduğum Türkiye Cumhuriyeti hükümetine bir tehdit olarak değerlendirilmişim. Millet varlığıma saldıran, devletimi yıkmaya çalışan, vatanıma acılar saçan, bulunduğum coğrafyanın gelişmesini ve iyileşmesini istemeyen dış güçlerin içimize sızmış FETÖ/PDY terör örgütünün bir üyesi olarak görülmüşüm; vatanıma, devletime, milletime, çok sevdiğim başkomutanıma, her zaman onu temsil etmekten onur ve gurur duyduğum Türkiye Cumhuriyeti Hükümetine bir tehdit olarak değerlendirilmişim. Ben kendimden eminim. Hiçbir zaman Cumhurbaşkanıma, Başkomutanıma, Hükümetime bağlı olmaktan ayrılmadım. Onlar zarar görmesin diye gövdemi siper etmekten çekinmedim. Ancak şimdi benim varlığım; ülkem için, vatanımız için, bayrağımız için, başkomutanımız için, hükümetimiz için, demokrasimiz için bir tehditse, bir kaymakam olarak benim görevim de onu ortadan kaldırmaktır.

    Aziz milletimizin 15 Temmuzdan itibaren yazdığı destan, emniyet teşkilatımızın, polis memurlarımızın hiç tereddüt etmeksizin darbeye karşı direniş göstermesi her türlü takdirin üstündedir. Sayın Başkomutanımızın Ve Hükümetimizin darbeye karşı verdiği mücadele Arap ve diğer Müslüman ülkelere örnektir, örnek olacaktır. Aziz milletimiz, Sayın Cumhurbaşkanımızın, Başkomutanımızın kıymetini bilmelidir.
    Sevgili ailem ve akrabalarım. Lütfen üzülmeyiniz. Sizin meydanlara bu darbeyi def etmek için canla başla çalıştığınız gibi, ben de üzerime düşeni kaymakamlıkta yaptığımı düşünüyorum. Ama bertaraf edilmesi gereken bir tehlike daha varmış şimdi onu bertaraf ediyorum. Ben her zaman Başkomutanımızın, Hükümetimizin yanında oldum. Bunlara Batman-Gercüş halkının, Artvin halkının, Sakarya-Kocaali halkının, Çanakkale-Ayvacık halkının, Sivas halkının, Manisa-Ahmetli halkının hepsi olmasa bile önemli bir kısmı şehadet edecektir. Mesai arkadaşlarım, beni yakından tanıyan meslektaşlarım şehadet edeceklerdir. Bir iftira ile karşı karşıyayım, sonuçta aklanacağım belki ama izi kalacak ve ben o izle yaşayamam.
    Beni merak eden vatandaşlarımız,
    https://www.facebook.com/necomannicomedian
    http://necmiakman.blogspot.com.tr
    http://beyazyildiz69.blogspot.com.tr
    @StarWhite69
    @ncmakman
    Adreslerinden okuyabilirler…
    Aileme;
    Biliyor musun güzel Zeyneb’im; Tıp Fakültesi okumanı çok istiyordum. Sen Diş Hekimliği okumak istiyordun. Şimdi sen her ikisini kazanabilecek bir puan aldın. Ama ben senin hak ettiğin şekilde sevinemedim. İnşallah Tıp Fakültesini tercih edersin. Senin sınav sonuçların açıklandığı gün, ülkesine, milletine, devletine, Başkomutanına, hükümetine, parlamentosuna silah çeken, insanları bombalayan haşhaşilerin arasında adım anılarak ben çok sevdiğim işimden, uzaklaştırıldım. Lütfen üzülme, babanın hiçbir şekilde o haşhaşilerle, o darbecilerle, o canavarlarla bir ilgisi yok. Baban daima Demokrasiyi ve millet iradesini savundu ve işini öyle yaptı. Sayın Başkomutanımız, onları “haşhaşi” diye tanımlarken ne kadar da isabetli söylüyormuş değil mi. Tam da geçmişte haşhaşilerin yaptıkları gibi çok sevdiğim Başkomutanımıza suikast düzenlemeye kalktılar. Sen müsterih ol kızım babanın onlarla hiçbir bağı yok.
    Biliyor musun tatlı Ayşe’m; çok başarılısın. Kore üniversitelerinden birinde okumak istiyordun. İnşallah bir yıl boyunca girdiğin sınavlar seni oraya götürür. Ablan için söylediklerim senin için de geçerli…
    Sevgili eşim; çok sıkıntı çektin. Hiç iyi bir ilçede ya da ilde çalışamadık. Puanımız yeterli olduğu halde, bazı “şanslı” meslektaşlarımızın gittiği gibi yurt dışında yüksek lisans ya da doktora çalışmasına da gidemedik. Hak ettiğimiz ilçe sınıflarına da gidemedik. Malum 1. Sınıf Kaymakamlık hizmetini de 4. Sınıf bir Kaymakamlık da yapıyorduk. Biliyorum, hiç şikâyet etmedin. Hep mutlu olacak bir yol buldun. Olsun diyordun, bir yanımızda Salihli var, diğer yanımızda Turgutlu. Oralarda her şey var. İzmir de yakın. Biliyorum ben üzülmeyeyim diye yapıyordun. Zira hiç talep ettiğimiz yerlerin yakınlarına bile gidemedik. Ahmetli hariç. Ama Ahmetli…
    Hatırlıyor musun 2002’deki Körfez harekâtı zamanında kamu görevlilerin eşleri ve çocukları ilçeyi ve bölgeyi terk ederken, sizlerin gitmesine izin vermemiştim. Şimdi bu zorunluluklardan kurtuluyorsun. Derdin ki şu “onurlu ve dik duruşun sebebiyle hep sıkıntı yaşıyoruz. Lütfen biraz alttan almaya alış”. Sana “benim karakterim bu, o zaman evlendiğin Necmi, ben olmam ki”, derdim. Evet son bir kez daha zedelenen onurumu, onurumuzu kurtarmaya çalışıyorum. Özellikle 17/25 darbe girişiminden sonra, sana bu “haşhaşi”lerin, bu FETÖ’nün ne kadar tehlikeli olduğunu anlatmaya çalışıyordum. Evet, sevgili eşim beni en iyi sen tanırsın. Benim güzel kraliçem metin ol, prenseslerimize iyi bak. Onları sana ve Kadriye teyzelerine emanet ediyorum. Hemen hemen hiç varlığımız yok biliyorum. Size pek bir şey bırakamadığım için üzgünüm. Sakın Başkomutanımıza ve Hükümetimize kırgınlık gösterme, olağanüstü zamanlarda böyle şeyler olur, her şey birbirine karışır.
    Allah’a emanet olun.
  • Küfr ile belki amma zulm ile paydar kalmaz memleket.
    Nizamülmülk
    Sayfa 7 - Kültür yayınları
  • Türk Tipi Empati : Aynı şeyi senin anana bacına yapsalar iyi mi?
    Türk Tipi Felsefe: Fazla düşünme kafayı yersin.
    Türk Tipi Psikoloji: Delidir, ne yapsa yeridir.
    Türk Tipi Sosyoloji : Elalem ne der?
    Türk Tipi Eğitim: '' s**rım dersine sanki okuyup da apartman yöneticisi olacak p******k '' (Zehraca )
    Türk tipi sağlık : Elemtere fiş kem gözlere şiş. ( Devlet Ayıcı )
    Türk tipi hukuk: Eve hırsız girerse ev sahibi linç edilir.
    Türk tipi endüstri: Kimi tanıyorsun? Seni kim yolladı. ( free eagle )
    Türk tipi din : Etme bulma dünyası..İyilik eden iyilik, kötülük eden kötülük bulur .(Filosofiam )
    Türk tipi teknik servis:Ne tamircisi canım ben şimdi hallederim. - Halledemedi (İbrahim (Sisifos) )
    Türk tipi kültür: Hayatım boyunca bir kitap bile okumadım. (gururla söylenir)
    Türk tipi bilim: Şeytan icadı
    Türk tipi siyaset: o kadar çok kalıp var ki hangisini söyleyeceğimi bilemedim işte örnekler: bölücü, terörist, fetöcü, ajan provokatör, oportünist, orducu, gavur, Allahsız, imansız, komünist, dinci, şeriatçi, gerici, faşist, ve benzeri bütün nefret söylemleri . . . .(ozan erdoğan)
    Türk Tipi Yabancı Dil: Derdimi anlatacak kadar. ( Mehmet Afaki)
    Anlıyorum; ama konuşamıyorum.
    ( Ne Kitapsız Ne Kedisiz )
    Türk Tipi Teselli: Senin şeyin sağ olsun.
    ( Mehmet Afaki )
    Türk tipi söz bağlama: Bunlar hep Amerika'nın oyunları...( meltem şen )
    Türk tipi gelişme örneği: batı bizi kıskanıyor. (Serhad )
    Türk tipi teknoloji; Onların teknolojisi varsa bizimdir Allah’ımız var. ( Ayşe )
    Türk Tipi Memleket meselesi:Yol yaptı yol(!) ( Serdar İnce )
    Türk tipi acil servis:Çok iyi doktor. Hemen serum taktırdı. ( Aslı k. )
    Türk Tipi Yardım : Boş geçmeyelim cemaat, boş geçmeyelim. (ercanscgn)
    Türk tipi tanışma: hemşehrim, memleket neresi?
    Türk tipi soru: Yok cevabına hiç mi yok? (homeless)
    Türk tipi yolsuzluğu aklamak: Cami yaptırmak. (Mehmet D.)
    Türk tipi mühendis: format atıyon mu yavriiiim?
    Türk işi pazarlık : fiş almasam 5 tl indirim olmaz mı? ( Li-3)
    Türk Tipi Okur: Ben kitap okumam, özet okurum! (Loana)
    Türk tipi öğrenci: Hımm ikinci sınavdan 100 alsam, öğretmen sözlüme 100 verse ee performans ödevinden de 100 alsam........( Neslihan T.)
    Türk tipi jüri yorumu: Sana puanım 9 kanka
    Türk tipi ulaşım: Taksimetre açmazsan kaça olur abi?(Yusuf Çorakcı)
    Türk Tipi Sınava Hazırlık: Ya var ya hiç çalışmadım.
    (Sabaha kadar uyumadı çalıştı.)
    Türk Tipi Oruç: Ben acıkmıyorum da susuyorum.
    Türk Tipi Teselli: En kötü, öğretmen olursun.(GÜLŞAH)
    Türk işi başarı ölçümü; bizim oğlan zeki ama çalışmıyor. (zeyneb)
    Türk tipi hava durumu: sıcak değil de esas nem var nem.(Yusuf Çorakcı)
    Hukuğa- sallandıracaksın taksim meydanında 3-5 kişi-, mühendisliğe- açıp kapadın mı?-, ulaşıma- karşının taksisiyim, bilmiyorum-, seçmen'e- yiyor ama çalışıyor- eklenebilir, klasikler sonuçta.(Erhan)
    Türk Tipi Meslek Seçimi: Öğretmen ol kızım, tatili çok tatili.(Meltek)
    Hahah aynen aynen hatta Türk Tipi Eş Seçimine bile uyuyor: "Öğretmenmiş, bunu alalım hem tatili çok hem ev işlerini yapmaya zamanı olur." (Meltek)
    Türk tipi diyet: su içsem yarıyor ya ekmeği kesmem lazım.(Yusuf Çorakcı)
    Türk tipi merak: Sen kimin gızısın? (Neytiri)
    Bir de Türk Tipi Enerji Tasarrufu (!) var: Kapıyı aç da diğer odalar da serinlesin.( Meltek)
    Türk Tipi Buluşma Yalanı: "Yoldayım, 5 dakikaya ordayım."
    (Oysaki evde ve daha giyinmedi bile)
    Türk Tipi Teravih: X Camisi'ne gidelim, oranın imamı hızlı kıldırıyor.( Gülşah )
    Turk işi anne: Elalemin çocuğu bak nasil da ders çalışıyor sen ise hep bilgisayar başındasin. ( cocuk bilgisayarda performans odevini yapmış oysaki ) (Gonca Çiftçioğulları)
    Türk Tipi Karakter Analizi: Kendisi iyi ama çevresi kötü. (Mehmet Afaki)
    Türk tipi anne komşunun çoçuğu nasıl yapıyor?( Sabahat Uçar)
    Türk tipi eleştiri: sen, siz, onlar, başkaları... (Aşk-ı Bendi)
    Türk tipi adres tarifi: Şimdi burdan 100 metre düz devam et sağa sap kime sorsan gösterir. (Fazla yardımsever bir milletiz, isterse kaybolsun o yol tarif edilecek) (Betül Deniz)
    Türk tipi savunma:Hep beni görüyorsunuz hocam.
    Türk tipi eğitim:“Çocuklar ben dersimi anlatır çıkarım, maaşım yatar. Siz ister dinlersiniz ister haytalık yaparsınız…” (Mehmet Sadık Oğur )
    Türk tipi vurdumduymazlık: Bir kereden bir şey olmaz.(Burak)
    Türk tipi Müslüman:
    -nasılsın?
    oruçluyum.
    -nereye gidiyorsun?
    oruçlu olduğum için, cennete.( Mona'nın Lisa'sı)


    Alıntıdır
  • Atatürk ben de bir insandım diyor. Tüm ümidinin gençlikte olduğunu söylüyor. Peki biz gençler bunun için neler yapıyoruz?
    "Bunalıyorum çocuk, büyük bir ıstırap içinde bunalıyorum! Görüyorsun ya, gittiğimiz heryerde mütemadiyen dert, şikâyet dinliyoruz... Her taraf derin bir yokluk,maddî, manevî bir perişanlık içinde... Ferahlatıcı pek az şeye rastlıyoruz; Memleketin hakikî durumu bu işte!... Bunda bizim bir günahımız yoktur; uzun yıllar hatta asırlarca dünyanın gidişinden gafil, birtakım şuursuz idarecilerin elinde kalan bu cennet memleket; düşe düşe şu acınacak hale düşmüş. Memurlarımız henüz istenilen seviyede ve kalitede değil; çoğu görgüsüz, kifayetsiz ve şaşkın... Büyük istidatlara mâlik olan zavallı halkımız ise, kendisine mukaddes âkideler şeklinde telkin edilen bir sürü batıl görüş ve inanışların tesiri altında uyuşmuş, kalmış... Bu arada beni en çok üzen şey nedir bilir misin? Halkımızın zihninde kökleştirilmiş olan, her şeyi başta bulunandan beklemek itiyadı... İşte bu zihniyetle; herkes büyük bir tevekkül ve rehavet içinde, bütün iyilikleri bir şahıstan, yani şimdi benden istiyor, benden bekliyor; fakat nihayet ben de bir insanım be birader, kutsî bir kuvvetim yoktur ki... Münasebet düştükçe daima tekrar ediyorum; bütün bu dertlerin, bütün bu ihtiyaçların giderilmesi, her şeyden evvel, pek başka şartlar altında yetişmiş; bilgili, geniş düşünceli, azim, feragat ve ihtisas sahibi adam meselesidir, sonra da zaman ve imkân meselesi...Bu itibarla evvelâ kafaları ve vicdanları köhne, geri, uyuşturucu fikir ve inançlardan temizleyeceksin; işlerinin ehli, idealist ve enerjik insanlardan mürekkep, muntazam, her parçası yerli yerinde, modern bir devlet makinesi kuracaksın; sonra bu makine halkın başında ve halkla beraber durmadan çalışacak, maddî ve manevî her türlü istidat ve kaynaklarımızı faaliyete getirecek, işletecek, böylece memleket ileriye, refaha doğru yol alacak... Başka çaremiz yoktur, ileri milletler seviyesine erişmek işini; bir yılda, beş yılda, hatta bir nesilde tamamlamak da imkânsızdır. Biz şimdi o yol üzerindeyiz; kafileyi hedefe doğru yürütmek için, beşer takatinin üstünde, gayret sarf ediyoruz; başka ne yapabiliriz ki?..."