• Fatih Sultan Mehmet, 1481 yılı baharında Anadolu yakasına geçerek yaklaşık üç yüz bin kişilik bir ordu ile sefere çıktı. Bu seferin İran, Mısır, Rodos veya İtalya üzerine mi olduğu hâlâ bilinmemektedir.

    Padişah, sefere çıkarken biraz rahatsızlanmıştı. Yüzünde hüzün belirtileri vardı. Hatta Boğaz'ı geçerken Arapça olarak, "Ah! dönüşü olmayan gidiş / Ah! dostların hasreti!.." anlamındaki dizeleri okuduğu bilinmektedir.

    Gebze yakınlarındaki Sultan çayırı (Tekfur veya Tekir çayırı) denilen yere gelindiği zaman, genç padişahın rahatsızlığı arttı. Burada tedavi altına alındı. Fakat verilen ilaçlar fayda etmedi, ilaçlar verildikçe ciğerlerinin doğrandığını, içinin yandığını bizzat kendisi söylemiştir.

    Büyük dahî, Fatih Sultan Mehmet, 3 Mayıs 1481 Perşembe günü, kırk dokuz yaşında ikindi üzeri vefat etti.
  • Kadınların çiçek olduğu düşünmüyorum. Kadınların çiçek olduğuna inananlar çiçekleri hangi kolaylıkta tutup koparabiliyor ve soldurabiliyorlarsa, kadınları da ayni kolaylıkta ve rahatlıkta ezip geçebiliyorlar. Ciddiyim. Kadınlar insandır. Bir çiçeği incitirseniz incindiğinden haberi bile olmayacaktır, fakat bir kadını incitirseniz kalbinin ve ruhunun vücut dairesi hem maziyi hem istikbali içine alan, eşrefi mahluk olarak tanımlanan bir insanı incitmiş olursunuz. Kadınlar çiçektir, incitmemek lazım edebiyatı yapanları geçin, kadınlar insan evladıdır, kainat sarayının Padişah'ı olan yüce bir zatın en nazenin misafiridir, insandır nazarıyla bakanlar beriye gelsin. Şey değiliz, eşya değiliz, insanız! Ve kadınlara bir eşya gibi davranan mantaliteye tahammül edemiyorum. Edemiyorum çünkü bu kafa sahipleri yaptıkları şeyin normal olduğunu sanıyorlar.

    Kadınlar çiçek değildir a dostlar, kadınlar belli bir bedende kalp, bir cesette ruhtur! Mutluluğu bu dünyada arayanların bunu anlaması çok zor olsa da, kadın, ruhtan, kalpten, sırdan, iradeden mütevellid alî bir varlıktır! Bilmeyenler ne bilsin, bilenlere selam olsun!

    Allah önce insana insan olduğu için kıymet veren, Allah'ın hatrını gözeten, merhamet ve vefa sahibi insanlarla hemdem eylesin! Amin 🙏🏻
  • "Nesiller babadan yürür.
    Osmanlı padişahlarının %40'ı Türklerden, %60'ın %30'u Arap ve Boşnak gibi Müslüman halklardan, %30'u da gayrimüslimlerden Müslüman olanlarla evlendiler.
    Orhan Bey, Yıldırım Bayezid ve II. Murad dışında Hristiyan bir kadınla evlenen padişah yok. Bunlar da çocuk sahibi olmamış, evlilikleri de zaten fazla uzun sürmemiştir. Son zamanların padişahlarının eşlerinin tamamı Türk'tür."
  • Bir gün bir adam koşarak hz. Süleymanın huzuruna girdi,yüzü sararmış,dudakları morarmıştı.adam tir tir titriyordu.adamın bu halini gören hz.Süleyman sordu:"sana ne oldu,bu halin nedir?"adam soluk soluğa cevap verdi:"Azrail bana çok tuhaf bir nazarla,hatta hışımla baktı.İçime tarifi olmayan bir korku düştü.Sizin adalet kapınıza sığındım."Dedi. bunun üzerine HZ.Süleyman: peki şimdi benden ne istiyorsun ne yapabilirim senin için? dedi...Adam: "Ey adaletli padişah! rüzgara emrette beni hindistana götürsün,belki oraya gidince Azrailin hışmından canımı kurtarır içimdeki bu korkudan kurtulurum.dedi hz.Süleyman rüzgara emretti.rüzgarda adamı hindistanda bir adaya götürdü.Ertesi gün hz.Süleyman bir gün önce olanları ve adamı hatırlayıp sordu:"dün bana bir adam geldi,senin kendisine hışımla baktığını söyledi,bunun sebebi nedir,bana söyleyebilirmisin.Ey Azrail?dedi Azrail cevap verdi:Ey büyük padişah!Ben o adama hışımla bakmadım.O nu görünce şaşırdım.çünkü Cenabı Rabbul Alemin bana: "Git falan kulunun canını hindistanda al." buyurdu.Adamı görünce şaşırdım."Bu adamın yüz tane kanadı olsa yinede Hindistana gidemez" diye düşündüm.O yüzden kendisine tuhaf tuhaf ve şaşırmış olarak baktım.Fakat Hindistana gidince adamı orada görüp dahada şaşırdım.Ve bana emredildiği gibi adamın canını Hindistanda aldım."Dedi.....
  • Avrupa’da Muhteşem, Anadolu’da ise Kanuni sıfatını almış en büyük zaferlerin mimarı olmuş, Osman soyunun en parlak padişahlarından biri olan Kanuni Sultan Süleyman’ın hikaye edildiği bir romandır Muhteşem Süleyman.

    Yazarı ilk defa tanıdım, birkaç tane de sinemaya aktarılmış kitapları var. Cezayir asıllı yazar, hünkarının hakkını verememiş, başarılarından ziyade Muhteşem Yüzyıl dizisi gibi konuları kaleme almıştır.

    Hikaye Şehzade Mustafa’nın öldürülmesiyle başlayıp, Şehzade Cihangir ile devam edip, Roxelane’nin (Hürrem) iktidar hırslı ile tutuşmasını ve Muhteşem Süleyman’ın son zamanlarını konu ederek sonlanıyor. Yazım dili çok basit. O kadar çok -yor uzantısı var ki, hiç güzel kurgu ve betimleme yok. Sadece son yirmi sayfa biraz merak uyandırıyor. Onun dışında sıkıcı desek haksızlık etmeyiz.

    Kanuni Sultan Süleyman Han’ın savaş zekası, mücadele ve savaş dolu hayatı hiç konu edilmemiş. Ömrü zaferlerle taçlandırılmış bir padişahın yatak odasını ele almak kişiye hakaret gibi bir şeydir. Zamanının en güçlü ordusu, donanması ve üç kıtaya hükmeden bir padişah için söylenecek milyonlarca cümleden hiçbir yerde söz edilmemesi gerçekten şaşılası bir durum.

    Sultanı kibirli göstermek, sorumsuzca evlat katili yapmak, ailesine karşı duyarsız kılmak benim hiç hoşuma gitmedi. Ben sultanın çok acılar, çok yalnızlık çektiğine inanıyorum. Yine de bir yabancı yazarın Türk bir padişahı konu etmesi benim hoşuma gitti.

    Düşmanlarımızla çatışıyoruz. Savaşı ya kazanıyoruz ya da kaybediyoruz. Ama hep bir sonuca varıyoruz. Lakin ulusumuza devletimize ne geliyorsa yine kendi içimizden geliyor. Kimileri Osmanlıyı yok sayıyor kimileri ise Mustafa Kemal’i… Her biri kendi alanında mükemmel kişilikler ve liderlerdi. Kemal’i bizimdi, Fatih’i de… Lakin bu sahiplenememe nedir anlamıyorum. Çok değil daha 3 sene evvel düşmanlarımızın yapamadığını kendi içimizde Türk bildiklerimiz yaptı. Hiçbir zaman TBMM yara almamıştı. Ancak o gece üzerin bombalar yağdırıldı. Her birimizin bilinçli olması gereken bir çağda yaşıyoruz ve bizim bizden başka hiçbir dostumuz yoktur.

    Hükümeti sevmeye bilirsin, Cumhurbaşkanını sevmeye bilirsin lakin saygı duymak boynumuzun borcudur. Hepsi gelip gecicidir ve aslolan her zaman vatandır. Ülkemizin yüzde elli kısmı diğer yüzde elliye vatan haini diyor diğer yüzde elli ise öteki yüzde elliye vatan haini diyor. Vatan hainliği ile yaftalanmak bu kadar kolay olmamalı. Elimizde tek kalan bir vatanımız var. Oda elimizden giderse, inanın nefes dahi alamayız.

    Kemalistine de Osmanlı yanlısına da diyorum ki; kendimizden olanları sahiplenelim. Ayrıştırmayalım. Hepimiz aynı coğrafyanın kardeş çocuklarıyız. Aynı suyu içip, aynı sofralara oturanlarız. Hazretin dediği gibi; “Bölüşürsek tok, bölünürsek yok oluruz.”

    Sözün özü; kitap okunulası ve tavsiye edilesi değil. Kişiye bir şey katacağına inanmıyorum. Çok ama çok boş zamanınız var ise okuyabilirsiniz.

    Sevgi ile kalın.
  • Eee... Biraz da şairlik var serde. Ne demiş pirimiz Fuzuli:
    "Fakir padişah asa, gedayi muhteşemem"
    Sait Faik Abasıyanık
    Sayfa 125 - Türkiye iş bankası kültür yayınları
  • "Gerçi hükûmet hafiyeleri beni görmüyorlar ve ben onlardan saklanabilirim, fakat Cehennem gibi bir zindanı bulunan bir Padişah-ı Zülcelal'in melaikeleri beni görüyorlar ve fenalıklarımı kaydediyorlar.

    Ben başıboş değilim ve vazifedar bir yolcuyum.

    Ben de onlar gibi ihtiyar ve zaîf olacağım." diye birden, zulmen tecavüz etmek istediği adamlara karşı bir şefkat, bir hürmet hissetmeye başlar.