• bir gençlik düşüydüm ben
    zarlarım gelmemeye atılı
    arkamdan yapılan sağlamaların
    birbirini tutmayan sonuçları

    derin bir hayal kırıklığı ruhum
    bedenim aksak
    tenim kül rengi
    ben heves edilen her şeyin
    uğurlandığı sonsuz durak
    ben son müşterisi dün ölmüş
    bir mezra kıraathanesi
    ben “olmamış kahraman emeklisi”

    akşamları bütün güneşler benim odamda batar
    kitaplarımın arasında geride kalanları sokuştururum
    bütün intihar teşebbüsleri yattığım yerde sonlanır
    içimde artık sorulacak soru kalmayışının hüznü
    ben oturduğu yerde gelmeyecek vahiyler bekleyen
    ben herkesin eyvallah dediği gün doğumunu reddeden

    ben bir ıskalanış
    ben boşa geçmiş bir ömür
    ben kimseden bir şey ummadan
    kâbus kovalayan

    ben bütün yanılgıların taksim edildiği maksem
    ben duruş ve hiç değiştirmeden o duruşu
    bekleyen
    bir oda sfenksi
    atılamayan çığlık
    ev fazlası
    park artığı
    bir laf
    uzayıp giden

    bir yaşlılık hayaliydim ben
    gelmeyen
  • Aklım başka yerde sanki bedenim bambaşka bir diyarda…
    Sensiz kocaman bir yolculuğun içinde hiçliğe seyahatte gibi ruhum.
    Gelsen ve bitse tüm dertlerim Bir olsa beynim, bedenim, ruhum…
  • Merhaba günlük, arkadaş, dost. İçim solgun, kalbim üzgün, ruhum kırık bugün. İyi değilim, ağlamak istiyorum, üzerimdeki tüm mutsuzluğu atmak huzura kavuşmak istiyorum. Anksiyetem var ama bu çok normalmiş gibi geliyor. Bir insanın neden anksiyetesi olur? Yalnız kaldığı için mi? Sevilmediği, garipsendiği için mi? Bence biraz evet biraz hayır. En önemlisi içinde biriken duyguları anlayacak kimsesi olmadığı için. Büyüdükçe bu dünyadan nefret ediyorum. Her geçen gün bir önceki günden daha çok nefret ediyorum. Her geçen gün kalbim daha çok ağrıyor. Ve Bahçedeyim. Solmuş ağaç yapraklarını izliyorum. Ağaç adeta çırılçıplak kalmış, yaşlanmış. Aklıma derviş dayı geliyor. 1 sene önce tam hatırlamıyorum, hasta eşini kaybetmişti. Onun yalnızlığını düşündükçe gözlerim doluyor. Ne de iyi, güleç yüzlü tonton bi dedeyi. Eşi öldükten sonra onunla yaşadığı güzel ve kötü günleri düşünüp ağladığını hayal ettikçe ruhunda hissettiği o üzüntüyü anlayabiliyorum. Üzülüyorum da çünkü kimsesiz kalmış ruhlar bana bu hayatın ne kadar düzenbaz, sahte bir yer olduğunu kanıtlıyor.
    .
    Sahi hayat neydi? Yaşamak neydi ki? Nefes alıp veriyoruz. Kim bu dünyada sonsuz yaşamak isterdi ki? Mutlu olamayacağını bile bile. Her tarafta ölü ruhlar, yaşayan bedenler. Birbirine gülmeyen suratlar, birbirine boş ve anlamsız bakan gözler. Bedenim ölmek istiyor, ruhumun huzura kavuşmasını istiyor. Ama büyüyorum ve ben büyümek istemiyorum. Büyüdükçe beni üzen şeyleri takmıyormuş gibi görünüp gülsem de aslında sabredemiyorum. Bana ne olacağını bilmek ve diğer dünyada mutlu olmak istiyorum. Pişmanım herşey için. Ruhumdaki bu boşluğu bana güzel sözler söyleyen bir adamla doldurmak istediğim için. Çevremdekileri mutsuz ettiğim için. İnsanlara güzel bakmadığım için. Sahi doğru ya benim de ruhum yaşayan bir ölü. Herkes gibi.
    Şimdi Sabahattin Ali 'nin o ince ruhunu anlayabiliyorum. "İnsanın muhakkak içini boşaltması lazım dediğini". Uçaklar geçiyor üzerimden. Çok yakından.


    Etrafıma bakıyorum, etrafımda nefsini pazara çıkaran insanlar ve onlar içinde kaldıkça onlara benzeyen ben ...... Büyümek bumuydu ki ne anlamı vardı büyümenin .? Kötü insanlara şahit olmak birbirini yeren ,yargılayan insanlara .. Bumuydu yani ? Ben böyle hayal etmemistim büyümeyi. Kendimi aşağılık, zavallı biri gibi hissediyorum . Büyüdüğüm için . Ne olurdu hiçbirşey bilmeyen bir masum olsaydım..



    Ahhhh Sabahattin Ali keşke geçmişte yaşayıp seninle evli olsaydım . Benim bu kırılgan ince ruhum senin .
    Muhakkak ki bütün insanların birer ruhu vardı ama birçoğu bunun farkında değildi ve gene farkında olmadan geldikleri yere gideceklerdi .!
  • Hava karamsar ve ışığa kapatmış gökyüzünü
    Yudumlarken kahvemi usul usul
    Rüzgarın sesine gölün sessizliğine dalmak için ruhum
    Yumuşarken
    Bir anda irkildi bütün bedenim
    Hemen yanı başımızda bir grup
    Ve bir teyze yaşça en büyükleri
    Genç bir kaç kadın
    İki erkek
    Kulak kesilmemek mümkün değil
    Sesler alabildiğince yüksek
    Muhabbet koyu sanırım dedim
    Dinlemeye koyuldum
    Gönül duymak istiyordu
    Felsefe,tarih, edebiyat
    Veyahut siyaset
    Dolu dolu bir konuşma
    Orta doğu klasiği şaşırtmadı
    Ve bir kez daha
    Sahi ne konuşuyorlardı.....
  • Allah bana her yeteneği vermiş, şu dans etme kısmında durmuş resmen.:)N'olurdu acık ben de özgürce dans edebileydim, ha n'olurdu?! :) Neyse, bana da en büyük hediyelerinden biri olan düşünebilme yetisi vermiş diyeyim ve kendimi avutayım bari:))

    Şu melodiyle tüm ruhum dans ediyor, ama bedenim nötr.. Dans yeteneğinizin kıymetini bilin... :))

    https://youtu.be/LHbrD-KjE_c