Kişi, sadece Akılcı Kontrol Merkezi (dlPFC) ile hareket eden bir Mr. Spock gibidir. Şu önemli noktayı gözden kaçırmayalım. Düşünce ile duygular arasında ayrım yapan kişiler, genel olarak duyguları güvenilmez bulur ve ilkine yoğunlaşırlar.
Duygular, kişiyi hislere boğar, yüksek sesle şarkı söyletir, süslü püslü giydirir. Bu bakış açısına göre, Duygusal Karar Merkezinden (vmPFC) kurtularak daha akılcı ve fonksiyonel oluruz.
Üzgünüm ama Damasio tarafından da açık ve net bir şekilde ortaya koyulduğu gibi, durum hiç de böyle değil. Duygusal Karar Merkezi hasarına uğrayan kişiler, karar almakta zorlanmanın yanı sıra, kötü kararlar almaya da yatkındırlar. Arkadaş ve partner seçiminde yanılırlar ve negatif geri bildirimlere kulak asmazlar. Örneğin farklı stratejiler için ödül oranlarının değiştiği ama katılımcıların bundan haberdar olmadığı bir kumar oyunu düşünelim. Katılımcılar oyun stratejilerini değiştirmekte serbestler. Kontrol grubundaki kişiler, ödül oranlarının nasıl değiştiğini tam olarak açıklayamasalar da stratejilerini optimal düzeyde değiştirmektedir. Duygusal Karar Merkezi hasarı olan bireyler ise ödül oranlarının nasıl değiştiğini dile getirebiliyor olsalar da stratejilerini değiştirmemektedirler. Duygusal Karar Merkezi olmadığında, negatif geri bildirimin ne olduğunu yine de bilebilirsiniz ancak bunu içinizde hissetmeyi bilmediğiniz için davranışlarınızı değiştirmezsiniz.
Daha önce gördüğümüz gibi Akılcı Kontrol Merkezi olmadığında, metaforik süper ego da olmaz ve aşırı saldırgan ve cinsellik düşkünü bireyler ortaya çıkar. Duygusal Karar Merkezi olmadığında ise davranışlar farklı şekilde uygunsuzlaşır. Mesela bu tür kişiler biriyle uzun süre sonra karşılaştıklarında, "Selam, görüyorum ki biraz kilo almışsın," derler. Bu söze gücenen eşi tarafından ayıplanan