• ben artık ne bir şeyden yanayım ne de bir şeye karşıyım. yaşama karşı böyle bir tavır almak saçma. dünyaya ahlaki önyargılarımızı açıklamak için gönderilmedik. ben sıradan insanların söylediklerini dikkate bile almam ve sevimli, hoş insanların yaptıklarına da burnumu sokmam. bir kişilik beni büyülerse, bu kişiliğin seçtiği ifade yöntemine hayranlık duyarım.
  • Çoğu durumda, başarılı toplum mühendislerinin güçlü insan ilişkileri vardır. Hızlı dost olup güven sağlayabilmek için gerekli kişilik özelliklerine sahip; yani etkileyici, nazik ve sevimli kişilerdir. Deneyimli bir toplum mühendisi, sanatının stratejilerini ve taktiklerini kullanarak neredeyse hedeflediği her bilgiye ulaşabilir.
    Yetenekli teknoloji uzmanları alın teri dökerek bilgisayar kullanımına bağlı riskleri en aza indirgemek için bilgi güvenliği çözümleri üretmişler, ancak en zayıf halka olan insan unsuruna dokunmamışlardır. Tüm zekamıza karşın, biz insanlar -siz, ben ve diğer herkes- birbirimizin güvenliğine yönelik en büyük tehdidi oluşturuyoruz.
  • Seçme gücüne sahipsiniz. Sağlığı ve mutluluğu seçin. Cana yakın olmayı ya da soğuk olmayı seçebilirsiniz, işbirlikçi, keyifli, cana yakın, sevimli olmayı seçerseniz, dünya da buna göre tepki verecektir. Harika bir kişilik geliştirmenin en iyi yolu budur.
    Joseph Murphy
    Sayfa 49 - Koridor Yayıncılık
  • 528 syf.
    ·11 günde·Beğendi·10/10
    ''Kalp bir oktur. Doğru yere gitmek için bir hedefe ihtiyacı vardır.''

    Kitapta etkilendiğim sözle giriş yapmak istedim. Kitaba başta ön yargı ile yaklaştım ama yazar hamleleriyle yıktı geçti. Muhteşem bir kitap okudum. Olay döngüsü, kurgusal evreni, karakterlerin tek tek işlenişi ve hikayeleri olsun, olaylara her karakterin bakış açısından okumak olsun; MUHTEŞEMDİ!
    Düşünsenize bir grubunuz var; hepsi birbirinden tehlikeli. İntikam duygusuyla yanıp tutuşan bir Grisha avcısı mahkum, Bahis düşkünü ve silahlara karşı tutkulu bir keskin nişancı, Lüks içindeki hayatını geride bırakıp, bomba üreten bir kimyacı, Bıçakları özü gibi kullanan, düz duvara bile tırmanan hayalet lakaplı bir casus, hayatta kalmak için sihir kullanan bir cellat(Grisha) ve hepsini bir araya getiren kaçış uzmanı, acımasız, ve zekasıyla karşısındaki kişiyi alt edebilecek bir hırsız. 6 tehlikeli kişilik ve verilen bir imkansız görev!
    Kitapta beni düşündüren şey karakterlerin yaşı küçük olmasıydı. Onun dışında pek bir hata göremedim.
    Konusuna özet geçersem;
    Kaz Brekker Fıçı bölgesinin, ez zeki, en kurnaz,merhametten yoksun, geçmişi sırlarla dolu bir adamdır. Ona ''Kirlieller'' diyorlar ve eldivenlerle geziyor. Eldiveninin altında pençeleri olduğunu iddia edenler bile var :) Kaz'a çok tehlikeli, ucunda ölüm olan bir görev veriliyor ve olaylar burada başlıyor. 6 kişilik gurubuyla yola çıkıyor. Yukarıda bahsettiğim karakterleri bir arada göreve giderken hayal edin. Beni en çok cezbeden Bir Grisha avcısı Matthias(Şimdi tehlikeli bir mahkum hemde Nina yüzünden!) ile bir Grisha olan Nina'nın aynı ortamda birbirlerini öldürmeden nasıl duracakları oldu. Matthias'ı çok sevdim ama Matthias'ın duygularını daha çok sevdim. Nina ile bir geçmişleri var. okurken çok eğlendim. Biricik hayaletimiz, güçlü ve inançlı karakterimiz İnej Ghafa! Kaz,'ın sağ kolu Kaz itiraf edemese de sevdiği kadın. Gölgelerin içinden insanların en gizli sırlarını öğrenebilen ve ayakta durmayı başarabilen mükemmel bir casus. Nina benim favorim! aşırı güçlü, aşırı sevimli, aşırı zeki ve oyuncu! Jesper kitapta en çok güldüğüm en eğlenceli karakter! çok iyi bir nişancı ve tehlikenin üzerine koşan deli bir yapısı var. Wylan ise tüm zenginliği ardında bırakan bir şeyleri patlatmak konusunda uzman.
    Bu 6 kişi imkansız göreve doğru yola çıkıyorlar ve hepsinin birbirinden acılı hayatlarına değiniyoruz. Yazar öyle bir yazmış ki sanki olayları yaşıyormuşuz gibi gerçekçi bir duyguya kapılıyoruz. Okurken bir çok duyguya kapıldım. Yeri geldi güldüm, yeri geldi içim burkuldu. Lakin o görevin tam ortasında yaşadığım aksiyonu anlatamam. Nefesimi tuttum, ne olacak acaba? diye sayfaları çevir çevir çevir bir baktım bitmiş. Kitap en başından sonuna kadar bol aksiyonlu ve sorunlu. son öyle bir bitti ki bu işin içinden nasıl çıkacaklar diye çıldırıyor olacaksınız. Uzun lafın kısası Kargalar Meclisi'nin kesinlikle en sevdiğim seriler arasında yerini aldı. Hala okumayı düşünmüyorsanız hayatınızın hatasını yapıyorsunuz diyor ve ikinci kitaba başlıyorum.
  • Bazı insanların hafızasının güçlü, bazılarınınkinin zayıf olması bir yana, (Türk sefiresi ve benzerlerinin içinde yaşadığı, –her duydukları haber bir hafta içinde yok olup gittiği veya her yeni haber öncekini kovduğu için– her durumda zıt haberlere zihinlerinde yer bulmalarına imkân veren daimi unutuş halini hesaba katmasak da), eşit güçte hafızaya sahip iki kişi bile aynı şeyleri hatırlamaz. Birinin dikkatini bile çekmeyen bir olayı ikincisi hep derin bir pişmanlıkla hatırlayabilir; buna karşılık, ikinci kişinin neredeyse düşünmeden söylediği rastgele bir sözü birinci kişi âdeta havada yakalayıp sevimli bir kişilik özelliği olarak kabul eder. Yanlış bir tahminde bulunduğumuzda, yanıldığımızın kanıtlanmasını tercih etmemiz, bu tahmine ait hatıramızın süresini kısaltır ve çok kısa bir süre sonra böyle bir tahmin yürütmediğimizi iddia etmenize imkân tanır. Son olarak da, daha derin ve menfaatten uzak bir tercih hafızaları çeşitlendirir, örneğin kendisine hatırlatılan somut olayların neredeyse tamamını unutmuş olan bir şair, kaçak bir izlenimi hatırlar. Bütün bunlardan ötürü, yirmi yıllık bir ayrılıktan sonra, hınç bulmayı beklediğimiz yerde iradedışı, bilinçdışı bir bağışlayıcılık bulur, buna karşılık, (geçmişte bıraktığımız kötü izlenimi unuttuğumuz için) sebebini anlayamadığımız nefretlerle karşılaşırız. En yakından tanıdığımız insanların geçmişindeki olayların tarihini bile unuturuz.
  • 960 syf.
    ·7 günde·Puan vermedi
    14. Yüzyıl İtalya'sında çıkan veba salgınından kaçarak, şehir dışında güzel günler geçirmeyi amaçlayan 7 kadın, 3 erkekden oluşan 10 kişilik genç bir topluluk, hergün aralarında bir kişiyi yönetici seçer ve o günü onun istekleri doğrultusunda en iyi şekilde geçirirler. Hergün güzel yemekler yiyip, kırsalda yürüyüşlere çıkar, müzikler dinleyip, şarkı ve şiirler söyler, dansederler ve nihayetinde 10 gün boyunca her biri birer hikaye anlatır. Bu hikayeler genellikle dönemin yozlaşmış din adamlarının şehvet düşkünlüğü, para ve mal hırsı ve bu kişilerin toplumda afişe edilerek gülünç duruma düşürülmesi, kahramanlık hikayeleri, aşk, tutku üzerine hikayeler, budala kişilerden istifade edilen gülünç hikayeler, soyluluk, cömertlik, cimrilik üzerine hikayelerden oluşur. Bocaccio'nun uslubu son derece akıcı ve gerçekçi, bir o kadar da müstehcendir. Ancak bu müstehcenlik fikrimce kesinlikle rahatsız edici değildir, cinsellikle ilgili kelime ve fiilleri son derece ustalıkla, sevimli deyimlere dönüştürerek aktarmıştır. Kendi döneminde acımasız eleştirilere maruz kalmış, ilk birkaç günlük hikayelerinden sonra kitabında bizzat kendisini eleştirenlere yanıt vermiştir. Dante'den çok etkilenmiş ve Decameron'da da Dante'nin eserlerinde de bulunan ortak pek çok kişiye yer vermiştir. Ayrıca Decameron'daki pek çok öykü La Fontaine, Alfred de Musset gibi pek çok yazara ilham vermiş ve bu öğelere eserlerinde yer vermişlerdir. Ben Oğlak Klasiklerinden Rekin Teksoy'un sansürsüz tam metin çevirisini (960 sayfa) okudum. Tavsiye ederim.
  • Bulumiklerle olan terapik çalışmalarımın başlangıcında bu kadınların psikolojik yapısında narsist kişilik bozukluğu olacağını hiç düşünmemiştim. Narsistler, bana göre ilk etapta erkekler, ikinci olarak da maço olarak adlandırılan bir erkek tipiydi. Bunun anlamı ilişkileri baştan çıkartmalarla oluşturmak, öteki üzerinde iktidar sahibi olmak ve kendini teslim etmek zorunda oldukları anda geri çekilmek veya ilişkiyi bitirmek demekti. Bunlar dışarıya karşı özgüven sahibi ve kendilerine aşık, her şeye kadir ve çoğunlukla kibirli ve saldırgan görünen ve başkalarıyla değil de daha ziyade kendileriyle meşgul insanlardı.
    Belli bir açıdan dişi narsistler yukarıdaki tanımlamalara benzerler. Yüzeysel temaslarda özgüven sahibi, kaygısız, cool, üstün ve bağımsız bir etki bırakırlar. Temaslarında çoğunlukla fark ettirmeden baş­tan çıkartırlar ve bu yolla özellikle erkeklerin ilgisini çekerler. Ama kadınları da çok çabuk parmaklarında oynatabilirler, çünkü kadınlar karşıdakinin beklentilerine ve isteklerine uyum sağlar, sevimli ve açık bir ilgi gösterirler.