• Öncelikle beni şaşırttığını ve gerçekten daha önce okuduğum hiçbir kitaba denk olmadığını tamamiyle farklı bir izlenim bıraktığını söyleyebilirim. Kitabın içerisinde bana onlarca şarkı bıraktı mükemmel şiirler okumama vesile oldu ve film isimleri dahi verdi. Kitap durmadan bir şeyler araştırmanı sağlıyor o kadar gerçekçi bir anlatım ki bitirdiğimde isimleri teker teker aradığımı dahi söyleyebilirim. Dönüp bazı bölümlere tekrar bakma isteği uyandırdı. Sinestezi ise bambaşka bir konu o kadar iyi gösterilmiş ki o anı sanki yaşıyorsun o renkleri kokuları. Tahmin dahi edebiliyorsun ve bazı ünlü isimlerin sinetezik olduğunu öğreniyorsun. Bu kadar mükemmel yapıtlar ancak bu şekilde ortaya çıkabilirdi zaten diyorsunuz. Bence okumaya değer farklı bir yapıt tabi bazı alt kısım notları sıksa da o da farklı bir hava katmış.
  • "Müziği nasıl hissediyorsun?"
    "Duruma bağlı. Bir aşk şarkısı ağır ve sert geliyor; tuğladan bir duvar gibi. Rock sanki tenimin üzerinde dolaşan bir tüy gibi; neredeyde gıdıklıyor. Pop müzikse bir avuç dolusu iğne gibi; sivri geliyor."
  • Sinestezi birleşik duyu anlamına gelen Yunanca kökenli bir sözcüktür.
    Sinestezi tanım olarak da bir duyunun başka bir duyuyu algılaması şeklinde açıklanabilir.Sinestezik hastalarda beyin duyduğu sesleri zihinde görsele çeviriyor,gördüğü şeyleri ise seslere dönüştürerek algılanmasını sağlıyor.
    Kısaca seslerin koklandığı,şekillerin tadıldığı ve renklerin duyulduğu bir mekanizmadan söz edebiliriz.
  •  "Bir sağırın sinestezi olması gibidir aşk; müziği duymazsın ama onu hissedersin."
  • Sinestezi: Sesleri Görmek, Renkleri Duymak

    Bir matematik problemi çözerken bölen ile bölüneni farklı renklerde görseniz nasıl olurdu? Sayılar ve harflerin renkleri bir anda değişebilir. Takvime baktığınızda ocak ile şubatın birbirinin yanında değil de arkasında görünebilir. Bu tür şeyler biz sıradan insanlar için tuhaf görünebilir ama bazı insanlar daha farklıdır. Onları hasta diye nitelendirmek istemiyoruz. Sinestezik bireylerin algıları bizden daha farklıdır. Onlar dünyayı bazen daha renkli, bazen farklı boyutlarda görürler. Bazıları kızdığında kulaklarında bir ses duyarlar. Şimdi onların dünyasına bir göz atalım.

    Sinestezi Nedir?
    Sinestezi kelime kökeniyle Yunanca syn (birlikte)  ve aisthēsis (algı) sözcüklerinin birleşiminden oluşan birleşik duyu anlamına gelen bir algı değişikliğidir. Sinestezik bireylerde bir duyu organından gelen sinyaller otomatik olarak başka bir duyu organının işlenmesinden sorumlu beyin bölgelerine gidiyor. Örneğin gördüğünüz renkler beyninizde ses olarak algılanıyor. Tabii bu durum çok çeşitli olabiliyor. Bazen insanlar sayılara bakarken her sayıyı farklı renkte görebiliyor. Hayatları boyunca sinestezi yaşayan kişiler sinestezik olarak adlandırılıyor. Sinestezik birini hayatınızda hiç görmemiş olabilirsiniz ama yapılan sayımlara göre her 23 kişiden birinde görülüyor. Nüfusun en az %4.4’ünü oluşturan sinestezikler hiç de azımsanmayacak bir topluluk. Bunların içinde en yaygın görüleni harf renk sinestezisidir (%1’den fazla).

    Yaygın görülen bir sinestezi olan harf-renk sinestezisinde harfler veya sayılar belirli renklerde görülür. Örneğin kişi 7 sayısını sarı renkli görürken, 3 sayısını kırmızı olarak görülebilir. Bundan farklı olarak başka sinestezi türlerinde haftanın günleri 3 boyutlu olarak görülebilir; aralarında mesafe farkı olabilir. Takvime baktığınızda ocak ayı, şubat ayından daha arkada görülebilir. Sinestezik bağlantılar bazen tek başına çıkabileceği gibi bazen birden fazla bağlantı aynı anda ortaya çıkabilir.
    Sinestezik insanların beyinlerinde neler olup bittiğini çok az biliyoruz. Bu konuda yapılan araştırmalar çocukken soyut kavramlarla yoğun bir şekilde ilgili kişilerde sinestezinin çocuklukta ortaya çıkabileceğini gösteriyor. Semantik vakum hipotezi adı verilen bu hipotez neden çoğu sinestezinin harf-renk ve sayı-form sinestezisi olduğunu açıklıyor. Harfler, sayılar ve renkler genelde öğrencilerin okulda ve ailede ilk öğrendikleri kavramlardır. Bunlardan başka sinestezinin birçok türü laboratuvarda incelenmiştir. Bütün türlerde insanların algıları kişiden kişiye göre değişmektedir.

    Sinestezi Belirtileri
    Herkes doğuştan farklı algılara sahip olduğunu bilerek doğmaz. Birçok kayıtta sinestezik bireylerin yaşadıkları bu algısal farklılıkların farkında olmadıkları yazıyor. Bu kişiler başkalarının gördüklerinden farklı şeyler gördüklerinde buna şaşırıyorlar ve doktora söylediklerinde gerçeği öğreniyorlar. Bazıları çok küçük yaşlarda farklı olduklarını anlıyor bazıları ise bunu çok daha geç yaşlarda öğreniyor. Sinestezinin kendiliğinden olan ve çok doğal gibi görünen yapısı sayesinde kişiler bunu gerçek bir şey gibi algılıyor. Tabii bundan rahatsız da olmuyorlar. Çoğu insan yaşadığı tecrübeleri ve algıları hoş veya nötral olarak betimliyor.
    Popüler medyada sinestezi bazen hastalık gibi nitelendirilse de sinestezikler bunu bir handikap olarak görmüyorlar. Hatta bazıları bunu algı yüksekliği, gizli bir duyu olarak görüp bundan çok memnun kalıyor. Çoğu sinestezik algılarındaki farklılıkları daha çocukken fark ediyor. Bazıları günlük hayatta ve iş dünyasında yeteneklerini nasıl kullanacağını öğreniyor. Örneğin, telefonu numaralarını ve isimleri ezberlemeleri daha kolay olabiliyor. Bazıları zihinden matematik işlemlerini ve daha karmaşık sanatsal işlerini yaparken sinestezik algılarını kullanıyor.

    Sinestezikler, diğer insanlardan ne kadar farklıysa kendi içlerinde de çok büyük farklılıklar taşıyorlar. Çoğu sinestezik aynı sınıfa girse bile birbirinden farklı algılara sahip olabiliyor. Bazıları sesli harfleri daha renkli görürken, bazılarında sessiz harfler daha renkli görülür. Sinesteziklerin söyledikleri şeylerden yola çıkarak bireyler arasında algısal yoğunluğun kayda değer ölçüde yüksek olduğunu söyleyebiliriz. Sinestezi türleri farklı, sinesteziyi yaşayıp şiddetleri farklı, hayatlarında bu algılarını nasıl kullandıkları da çok farklı. Kimisi hesap yapmak için kullanırken, kimisi sanatsal projelerinde kullanıyor.

    Sinestezi Türleri
    Sinestezi temel olarak ikiye ayrılır: bağlantısal (associative) ve yansıtmalı (projective) sinestezi. Yansıtmalı olan türünde insanlar dışarıdan uyarıldıklarında şekiller, renkler ve sayılar görürler. Bağlantısal sinestezide ise uyaran ve yaşanılan his arasındaki bağ çok güçlü olduğu için birey ikisini birbiriyle bağdaştırır. Örneğin sinestezinin yaygın bir türü olan kromestezinin (sesler renklere dönüşüyor) yansıtmalı formunda kişi bir ney sesi duyarken üçgen içinde sarı renk görebilir. Bağlantısal sinestezide ise ney sesini duyarken aynı zamanda neyden “sarı” duyduğunu ifade eder. Yansıtmalı sinestezide ney sesi sarı rengi çağrıştırırken, bağlantısal olanda ney sesi doğrudan sarı anlamına gelir.

    Harf Renk Sinestezisi
    Sinestezinin çok yaygın bir türü olan harf renk sinestezisinde harfler ve sayılar bir renk ile ilişkilendirilir. Burada insanlar arasında da belirli farklar görülüyor. Herkes aynı harf ve sayılarda aynı rengi görmüyor. Örneğin bazı kişiler 7 sayısında kırmızı görüp, kalem sözcüğünde mavi görürken başka birisi sarı ve turuncu görebilir. Bazı sinesteziklerde ise ortak renk ve şekiller görülebiliyor.

    AKromestezi
    Sinestezinin yaygın türlerinden birisi sesler ile renklerin bağdaştırıldığı kromestezidir. Bazı kişiler kapı açılması, araba kornasında bile belirli renkleri görebiliyor. Sanırım bu kişilerin günlük hayatları epey renklidir. Başka sinestezik bireylerde ise sadece müzik notaları renklerin ortaya çıkmasını tetikleyebiliyor. Do diyez notası turuncu rengi meydana getirirken, mi bemol mavi görülebiliyor. Bu durum onlara avantaj da sağlayabilir. Örneğin piyano çalarken her bir müzik notasında farklı bir renk görmeleri notalara daha kolay basmalarını sağlayabilir.

    Diğer Sinestezi Türleri
    Mekansal dizi sinestezisi olan kişiler sayı dizilerini 3 boyutlu olarak farklı konumlarda görürler. Örneğin 1’den 10’a kadar sayıların yan yana yazıldığı bir sayı dizisinde 1 diğer sayılardan daha yakın görünebilir. Belki 7 en arkada, en uzakta görünür. Araştırmalara göre mekansal dizi sinestezisi olan kişilerin bellekleri daha güçlü olabilir. Bu kişiler tarihleri ve önemli olayları hatırlarken boyut farkını da hesaba kattıklarından bilgileri daha iyi kodlayabilirler. Bazı insanlarda saatler bile farklı boyutlarda görünür.

    İşitsel dokunsal sinestezi türünde belirli sesleri duymak vücudun belirli yerlerine dokunma hissi uyandırır. Sabah uyanırken alarm sesinizi duymanız, birinin başınızı okşadığı hissini verebilir. Bazen sesleri duymak sadece deride uyarım yaratır ancak bu birinin dokunması gibi değildir. Kapı zilinin çalması ayak tabanını uyarabilir. Bunun kötü yanı gıdıklanma şeklinde de ortaya çıkabilmesidir. Düşünsenize her telefonunuz çaldığında bir yeriniz gıdıklanıyor. Çok kötü bir tecrübe olabilirdi.
    Bunların haricinde sıralı dilsel kişileştirme (ordinal-linguistic personification), misofoni, ayna dokunma ve harf – tat sinestezisi gibi birçok sinestezi vardır. Harf tat sinestezisinde bazı kelimeleri duymak ağızda farklı tatların alınmasına neden olabilir. Sıralı dilsel kişileştirmede sayılar veya sözcükler insan şeklinde görülebilir. Örneğin 2 sayısı kısa boylu bir çocuk olarak karşımıza çıkabilir. Misofonide kızgınlık, tiksinme gibi olumsuz duygular belirli sesleri duymaya neden olur. Örneğin kişi ne zaman bir şeye kızsa kulağında özel bir ses duyabilir.

    Sinestezinin Çalışma Mekanizması
    Hepimizin beyninde duyu sinyallerini algılamak ve belirli işleri yapmak için görevli alanlar vardır. İşitsel korteks kulaktan gelen ses sinyallerini işler ve duyduğumuz sesleri tanımlamamızı sağlar. Görsel korteks de aynı işi gözden gelen ışık sinyalleri için yapar. Normalde bunlar birbirlerinin işine burnunu sokmazlar. Herkes kendi görevini yapar ve bir üst merkeze bilgi aktarır. Ancak sinestezik kişilerde bu bölgeler birbirleriyle fazla konuşur. Örneğin bir harfe baktığınızda havada kırmızı renk görüyorsanız beynin harf tanımlama bölgesi ile renkleri tanımladığı V4 bölgesi arasında karşılıklı bir etkileşim olabilir. Önemli olan oradaki harfin ne olduğu değil, bir harf görmüş olmaktır. Yapılan çalışmalarda harf renk sinestezisi olan kişilerin harfleri tanımlayamadığı zaman bile renkleri gördüğü gözlemlenmiştir.

    Sinestezinin ortaya çıkışındaki diğer bir olasılık ise beynin geri beslemeli mekanizmasının yeteri kadar engellenmemesi veya azaltılamamasıdır. Beyindeki en büyük hücre ateşleyici nörotransmitter madde glutamat, en fazla durdurucu da GABA’dır. Nöronları ateşleme ve durdurma süreçleri bir dengeye sahiptir. Fazla hareketli nöronlar yanlış sinyaller gönderir, fazla suskun nöronlar da gerekli sinyali iletemez. Eğer denge bozulup nöronlar yeterince susturulmazlarsa sinyal fazlalığı algılarda karışıklığa neden olabilir. Bazı bilim insanları sonradan kazanılmış sinestezide buna benzer bir durumun olduğuna dair kanıtlar buldular. Örneğin meşhur sinirbilim yazarı David Eagleman’in yaptığı bir araştırmada temporal lob epilepsisi olan veya kafa travması yaşamış kişiler sinestezi ortaya çıkabiliyor. Kafanızı bir yere çarpıp travma yaşadığınızda beynin geri besleme mekanizması zarar görüp sinestezi oluşumuna yol açabilir.

    Hazırlayan: Çağlayan Taybaş
    Kaynaklar
    1. Myrto I. Mylopoulos, Tony Ro. 2013. Synesthesia: a colorful word with a touching sound? Frontiers in Psychology; 4, 763
    2. S. Ramachandran, E.M. Hubbard. 2001. Synaesthesia—AWindow Into Perception, Thought and Language. Journal of Consciousness Studies; 8 (12), 3-34
    3. Harvey JP. 2013. Sensory perception: lessons from synesthesia: using synesthesia to inform the understanding of sensory perception. Yale Journal of Biology and Medicine; 86(2):203-16
  • 'Gördüklerimi anaokulunda önüme verilen kalem boyalarla kağıtlara ve duvarlara, yani temel olarak boş bulduğum yüzeylere çizmeye başladım. Diğer herkesin de benim gibi olduğunu düşünüyordum. Bunun doğru olmadığını anlamam insanlarla onların diliyle iletişime geçmemin hemen peşine oldu. Anne ve babam tek çocukları olarak sorunlu biri olduğum gerçeğiyle dehşete düşmüşlerdi. Babam o zamanlar beni en iyi doktora götürebilmek için ekstra işlerde çalıştı ve annem sosyal hayatına ara vermek zorunda kaldı. Beni ‘yeniden’ ‘normal’ yapabilmek için saygımı kazanacak kadar fazla uğraştılar. Bunun benim için bir problem olmadığını anlatabilmek için küçük halimle direndim. Ne vardı yani insanların üzerinde kutup ışıkları gibi süzülen renk haleleri görüyorduysam? Psikologlar, psikiyatrlar, otizm teşhisleri, din adamları, şizofreni ilaçları ve hatta göz doktoru. Sonuçta da sinestezi… Bütün bunlara göğüs gerebiliyordum ama anne ve babamın git gide yorulduklarını ve umutsuz bir hal aldıklarını görünce sırf onları daha fazla üzmemek için ilkokulun üçüncü yılında bir sabah uyanıp artık renkleri göremediğimi söyledim. O kadar sevindiler ki annem kocaman bir pasta yapıp aynı günün öğleninde bütün aileyi evimizin arka bahçesine topladı ve küçük bir parti düzenledi. Durumumdan haberdar bütün aile üyeleri, tuhaf kuzenlerim, teyze ve amcalarım sanki lotoyu tutturmuşum gibi beni tebrik edip mutluluklar dilediler. Hiçbir doğum günüm o günkü kadar hareketli geçmemiştir herhalde.'
    Wattpad'de yayınladığım 2.roman olan 'Renkleri Gören Kız'ın ana karakteri Mia, kendisini böyle anlatıyor. Üniversite öğrencisi olan bu genç yetişkinin hayatını bütün utanç verici, eğlenceli ve romantik anlarıyla anlattığı romanı ücretsiz olarak okuyabilmek için linke tıklayabilirsiniz. Şimdiden iyi okumalar :)
    Not: Yorumlarınızı okumaya sabırsızlanıyorum!
    https://www.wattpad.com/...kleri-g%C3%B6ren-kiz
  • Sinestezi sahibi insanlar, sayıları renk, sesleri koku, notaları tat olarak algılayabiliyorlar. Bugün hâlâ mekanizmasını tam olarak çözemediğimiz bu hadise, beynin algı yapısının ne kadar derin bir potansiyel barındırdığını bize sürekli yeniden hatırlatıyor.