Batı'da alfabeye dayalı okuma yazma, İsa'dan önce beşinci ya da altıncı yüzyılda yayılmaya başladı. Şimdi aradan iki bin beş yüz yıl geçtikten sonra; günümüzün gençleri kitabı gittikçe daha az ilgi çekici bulmaya başlarken, benliğe neler oluyor diye sormamız gerekiyor kendi kendimize. Bizim öylesine alıştığımız o yaratığa neler oluyor? Çağdaş toplumun karşısında duran son derece sarsıcı bir soru bu çünkü tarihe okuryazarlığın sonucu olarak giren benlik, tarihten silinmenin eşiğine gelmiş durumda.
Edebiyat
Ama bugün her şey başka türlü olsaydı, bugün sorabilseydim yanıt verir miydi? Biz sevdiklerimize soru sormuyoruz, tıpkı nefret ettiklerimize de sormadığımız gibi, diye yazmış Roitha­mer. Aslında şimdi yazdıklarımdan dehşete kapıldım, her şey başka türlü olabilirdi diye düşünüyorum, ama yazdıklarımı dü­zelteceğim, şimdi değil, böylesi bir düzeltinin zamanı geldiğinde, o zaman düzeltiyi düzelteceğim ve düzeltilmiş olanı düzeltece­ğim, sonra yeniden, vesaire, diye yazmış Roithamer. Biz sürekli düzeltiriz ve kendimizi düzeltiriz ve de en büyük acımasızlıkla, çünkü her an her şeyi (yazdığımız, düşündüğümüz, yaptığımız) yanlış yaptığımızı kavrarız, yanlış davrandığımızı, nasıl da yan­lış davrandığımızı, o zamana kadar her şeyin bir yanlışlık oldu­ğunu, bu yüzden bu yanlışlığı düzeltiriz ve bu yanlışlığın düzel­tisini de düzeltiriz ve bu düzeltinin düzeltisinin sonucunu dü­zeltiriz vesaire, diye yazmış Roithamer.
Sayfa 216
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
İstekleri gönlümde cennet bahçelerinin kapılarını aralarken,aklımdan geçen tek bir soru vardı. Kızıma hangi ismi koyacaktım?
Başkalarının ölümü bizi kendi ölümümüzle yüzleştirir. Bu iyi bir şey midir? Bu tür bir yüzleşme yas terapisinde teşvik edilmeli midir? Soru: Kaşınmayan yeri neden kaşıyalım? Kayıpla zaten çökmüş olan yaslı kişilerdeki ölüm anksiyetesinin ateşini neden kızıştıralım? Yanıt: Çünkü kişinin kendi ölümüyle yüzleşmesi olumlu kişisel değişimi doğurabilir.
Tarih bir güneş gibi, önümüze kocaman birer dağ misali gelen/getirilen soru(n)ları çözme konusunda yolumuzu aydınlatıyor bugün. Her daim önümüze çıkan hakikate burada da rastlıyoruz: Gönül dünyamızla meşgul olmadan ve ahireti bir adım öne alarak dünya hayatında yapması gereken ne varsa hakkıyla yerine getirmiş büyüklerin yaşantılarını örnek almadan toplumu, milleti, devleti, dünyayı ihya edemeyiz. Medeniyet mefkûresi diye nitelendirilen hakikat bize tam olarak bunu söylüyor aslında. Elan karşı karşıya kaldığımız meselelerin altında yatan temel sebep biziz. Bir nesil uğruna, bir millet uğruna, bir medeniyet uğruna savaşmak için öncelikle büyük cihada odaklanmak zorundayız.
Sayfa 15·Kitabı okuyor
Din
Komedyen zorbalayan karanlığa ne anlatıyorduk ki??
Karşıtlıklardan oluşan "düşünce" dediğimiz eylemi gerçekleş­tiremeyen, kendi özgür, kişisel seçmesini (herhangi bir konuda) yapamayan, yaratıcılık heyecanından yoksun, soru sormaktan korkan insanlar topluluğunun hiçbir geleceği yoktur. Hiçbir mut­lu geleceği, demek istiyorum. Bir insanın kafasının içindekilerle, bilgisiyle, yeteneğiyle, ya­ratıcılığıyla, ortaya koyduklarıyla değil de, sakalıyla, bıyığıyla, giysileriyle ilgilenenlerin, bu sözlerime, değil hak vermesi, anla­ması bile olanaksızdır. Onlar için (kıllar sakal, bıyık, saç vb.) muzırdır. Mintan muzırdır. Grev muzırdır. Kitap muzırdır. Ço­ğu resimler muzırdır. Film muzırdır (eğlenceli ya da korkutucu olmadığında) . Ozgür koşuk şiir muzırdır (özgür olduğu için ) . Beethoven muzırdır, (özellikle 9. senfonisi. Korosu olduğu için: Niçin hep bir ağızdan bağırıyor bu insanlar?) Picasso'nun res­mi muzırdır.!
Sayfa 179 - Ada Yayınları·Kitabı okudu