Hayatının ilerleyen döneminde Newton, bu kanuna yol açan olayları şu şekilde tanımladı: Bir gün bir ağaçtan bir elmanın düştüğünü gördüğünde elma bahçesinde yürüyordu ve ağacın arkasında gökyüzünde Ay'ı gördü. Elmanın yerçekimi denen bir kuvvet nedeniyle düştüğünü biliyordu, ama Ay'a etki eden bir kuvvetin olması gerektiğini de biliyordu. (Kayayı ve ipi hatırlayın.) Eğer olmasaydı, ipi bıraktığınızda Ay da kayanın yaptığı gibi uçup giderdi. O anda, geriye dönüp bakıldığında basit görünen, ancak ilk kez sormak için gerçek bir deha gerektiren bir soru sordu: Elmanın düşmesine neden olan kuvvet, Ay'ı yörüngede tutan kuvvetle aynı olabilir mi?
Bazen içimdeki sese kulak verip hayatın sırlarını araştırmak istiyorum. Ne çok soru var cevaplanmayı bekleyen. Bildiklerimiz, bildiğimizi düşündüklerimiz ve bilmediklerimiz... Hepsini bir araya koyduğumuzda hayat çıkıyor karşımıza. Hayatın sırlarını kelimelerde arıyorum. Çünkü manalar kelimelerde saklı ve geçmişin gizemini, geleceğin bilinmezliğini kelimeler günümüze taşıyor.
Ebû Hüreyre radıyallahu anh, Nebiyy-i Ekrem (s.a.v) şöyle buyururken dinlemiştir:
“Size neyi yasaklarsam ondan sakının ve size neyi emredersem onu da elinizden geldiği kadar yapın. Çünkü sizden öncekiler peygamberlerine çok soru sormaları ve aldıkları cevaplar konusunda ihtilâf etmeleri yüzünden helâk oldular.”
Başkalarının bizim hakkımızda anlattığı hikayeler ve insanın kendisi hakkında anlattığı hikâyeler: Hangisi gerçeğe daha çok yakındır? Kendi anlattıklarımızın doğruluğu o kadar kesin midir? İnsan kendisi hakkında otorite sayılır mı? Ama kafamı meşgul eden asıl soru bu değil. Asıl soru şu: Bu tür hikâyelerde gerçekle yalan arasında bir fark var mı? Dış görünüşle ilgili hikâyelerde fark var. Ama bir insanın içini anlamaya hazırlanırsak? Herhangi bir zamanda sonlanacak bir yolculuk mu bu?
Ruhumuz gerçeklerin bulunduğu bir yer mi? Yoksa gerçek denen şeyler yalnızca hikâyelerimizin aldatıcı gölgeleri mi?
Aşka dair çıkmış her yolculuk günü geldiğinde bir uçurumla yüzleşmek zorundadır.
Asıl soru Uçurumun Kenarına vardığınızda Ne yapacaksınız?
Aşkınızın elinden mi tutacaksınız yoksa boşluğa düşmesine izin mi vereceksiniz?