Mütefekkir, bir alıntı ekledi.
14 dk. · Kitabı okuyor

İnsan, şu dünyaya bir memur ve misafir olarak gönderilmiş, çok ehemmiyetli istidad ona verilmiş. Ve o istidadata göre ehemmiyetli vazifeler tevdi edilmiş. Ve insanı, o gayeye ve o vazifelere çalıştırmak için, şiddetli teşvikler ve dehşetli tehdidler edilmiş. Başka yerde izah ettiğimiz vazife-i insaniyetin ve ubudiyetin esasatını şurada icmal edeceğiz. Tâ ki, "ahsen-i takvim" sırrı anlaşılsın.

İman ve Küfür Muvazeneleri, Bediüzzaman Said Nursîİman ve Küfür Muvazeneleri, Bediüzzaman Said Nursî
arifsahin, Gurur ve Önyargı'ı inceledi.
7 saat önce · Kitabı okudu · 10 günde · Beğendi · 10/10 puan

"Bırakın başka yazarlar suçun ve acının üstünde dursunlar ben elimden geldiği kadar çabuk bırakacağım bu nefret uyandırıcı konuları"

Jane Austen başka bir yerde böyle yazmış kendisi için. Kendisinin okuduğum ilk romanı oldu ve kesinlikle oldukça etkileyici olduğunu söylerim. Mükemmel mi, o konuda tartışma başlatmak istemiyorum ama kesin olan oldukça etkileyici olduğu.

Bu romanı okurken, "Jane Austen aşk ilişkilerinden bahseder" öğretisini kesinlikle terkedebiliriz. Elbette ki kadın-erkek ilişkileri önemli bir ilham kaynağıdır ama klişe bir romantizmden uzak olduğunu söyleyebiliriz. 1813'te yazılan roman dönemin özelliklerini tamamen yansıtıyor ve okuyucuyu adeta oradaymış gibi büyülüyor. Bu açıdan bakınca, yer yer yaşadığımız dünyaya uzak geldiğini söylemek yerinde olacaktır. Konunun işlenişi olarak öyle olsa da, temelde kadın-erkek ilişkileri olunca ve daha da önemlisi, bunu kadın bir yazarın gözünden okuma şansı olunca yüzyıllar boyunca önemi azalmayan bir roman ortaya çıkıyor.

Kitapta onlarca karakter var, karakterlerin çok olmasından ziyade hangi ortamda, kimin nerede ortaya çıktığı belli değil. Austen, bunu da kasten yaptığını düşünüyorum. Dönemde kadınlar üzerindeki baskıyı daha iyi hissettirmek ve üzerine vazife olmayan kişilerin de kadın yaşamı ve evlilik üzerine söz söyledikleri ve işleri fazlasıyla bulanıklaştırdıkları söylenebilir.

Batı Avrupa felsefesi ve edebiyatının, özellikle 19.yüzyılda erkek yazarlar tarafından oluşturulduğu net bir gerçek. Hemcinslerimi bilmem ama şahsen, dönem ustalarının kadınlar konusundaki görüşlerini soğuk ve yer yer de sığ bulurum. Bu açıdan, konuya kadın bakış açısı ile yaklaşmak muazzam. Birincil olarak, her erkeğin okuması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum...

Şeyma Öztürk, bir alıntı ekledi.
7 saat önce · Kitabı okudu · 8/10 puan

‘Başkalarını etiketleyip de, ‘Şu çocuğa bak, pantolonu ne halde gelmiş! Şu adama bak nasıl namaz kılıyor! Kızın başörtüsünün haline bak! Çocuğun sakalı bile yok!’ diyemezsiniz. Hayır hayır. Dinin hükümleri evvela sizin için, kendiniz için var. Diğer insanların bulunduğu hali etiketleyesiniz diye konmamışlardır. Ailelerinin üzerine vazife olan bir şey bu. İçinde bulundukları toplumun yapması gereken bir şey. Eğer haklarında güzel sözler söyleyemiyorsanız, o zaman hiçbir şey söylememelisiniz. İnsanların içlerinden geçtikleri durum ve şartları bilmiyorsunuz; ben de bilmiyorum nasıl bir süreçten geçiyorlar, onun için kimseyi yargılayamayız. Ve burada size şunu söylemeliyim: Başkalarını çok kolay yargılayabilen karakterde bir insanın muhtemelen kendisine dair çok temel bir meselesi vardır ve esasen ona kördür. Kendinize kör olduğunuz zamansa, başkaları hakkında ekstra ilgi geliştirirsiniz.’

Dirilt Kalbini, Nouman Ali Khan (Sayfa 127 - Timaş Yayınları, 2018.)Dirilt Kalbini, Nouman Ali Khan (Sayfa 127 - Timaş Yayınları, 2018.)
Resul, bir alıntı ekledi.
21 saat önce · Kitabı okuyor

Koca bir ağacın ölmesi, onun bir nevi ruhu olan çekirdeğini onun yerinde vazife görmek için bırakması, bir Alîm-i Hafîz'in hikmetli kânunuyla olması ve bir yavrunun rızkı olan süt memelerden gelmesi ve kan ve fışkı içinden çıkıp hiç bulaşmadan sâfi, temiz olarak ağzına akması, tesâdüf ihtimâlini kat'î bir surette red ve bir Rezzâk-ı Alîm-i Rahîm'in şefkatli düsturuyla olduğunu gayet kat'î gösteriyor.

Bu iki cüz'î misâle bütün zîhayat, zîruh kıyas edilsin.

El-hüccetüz Zehra, Bediüzzaman Said NursîEl-hüccetüz Zehra, Bediüzzaman Said Nursî
Yusuf Ö., bir alıntı ekledi.
21 saat önce

Nitekim dünyayı bir makine, ruhu bir hayal, vicdanı bir gelenek olarak görmek, yaşamı fedakârlık ve vazife gibi kelimelerle açıklayan alimlerle eğlenmek demek değil midir?

A'mak-ı Hayal, Filibeli Ahmed Hilmi (Sayfa 136 - Kaknüs Yayınları)A'mak-ı Hayal, Filibeli Ahmed Hilmi (Sayfa 136 - Kaknüs Yayınları)
Burak, bir alıntı ekledi.
 23 saat önce

Komünizm, bir inançsızlık ve ona bağlı olarak utançsızlık dinidir. Müslümansa her şeyden önce Allah'tan utanır. Yaratılmış olmaktan utanır. Daha doğrusu yaratılmış olma şanının hakkını verememekten korkusu ve utancı vardır. Allah'ta yok olmak, insanın ruhuna bütünüyle utancın yerleşmesi ve başka her türlü duygunun kovulmasıyla gerçekleşir. O, peygamberlerden, hesap tutan meleklerden, kitaptan, sahabeden ve velilerden, dosttan,
eşsiz dosttan utanır. Baharda açan çiçekten, çiçekten çiçeğe koşan arıdan, güzün solup ağaçlardan yere düşen yapraklardan utanır. Onların hesabına değil, kendi hesabına, onların vazife dikkatlerine ayak uyduramamaktan, onların kelimeler üstü bir dille öğdüğü tek var olan Allah'ın önünde, kısa veya uzun süren bir dalgınlıkta kendini bir varlık saymış olmaktan utanır.

Kıyamet Aşısı, Sezai Karakoç (Sayfa 44)Kıyamet Aşısı, Sezai Karakoç (Sayfa 44)
Azra Tuba Demir, bir alıntı ekledi.
Dün 04:45 · Kitabı okuyor

Karanlıkları devirmek ve aydınlık bir çağın kapılarını açmak için en mükemmel silâh: Kalem. Sözle, yazıyla kazanılmayacak savaş yok... Kalem sahiplerine düşen ilk vazife: Telaş etmemek, öfkelenmemek, kin kışkırtıcısı olmamak. Halkı okumaya, düşünmeye, sevmeye alıştırmak. Bir kılıcın kazandığı zaferi, başka bir kılıç yok edebilir. Kalemle yapılan fetihler, tarihe mal olur, tarihe, yani ebediyete.

Bu Ülke, Cemil Meriç (Sayfa 60 - İletişim Yayınları)Bu Ülke, Cemil Meriç (Sayfa 60 - İletişim Yayınları)
Memocan, bir alıntı ekledi.
22 May 17:14

Fıtrat ve vazife olarak ev içi bir hayata uygun yaratılan kadın, huzurunu ve her türlü hazzını evi içinde ve çoluk çocuğunun yanında bulmalıdır. Zira bir kadının; en emin sığınağı, en yüce mâbedi ve en huzurlu yeri evinin içerisi ve aile ortamıdır.

Mutlu Yuva, Mehmed Faik BeyMutlu Yuva, Mehmed Faik Bey
Nursel, bir alıntı ekledi.
22 May 16:36 · Kitabı okudu

Kimileri muzafferce bir eda ile, "İnsanlar yemeselerdi, yeryüzü hayvanla dolardı" derler. Doğru konuşalım. Düşünelim bir kere. Yemeye alışkın olmadığımız hayvanlara müdahale ediyor muyuz? Tüm dünya bu hayvanlarla mı doldu?
İnsanın tükettiği balık eti, onun olağanüstü üremesi karşısında nedir ki? Onun dengelenmesi doğada, insan yardımı olmadan gerçekleşir. Çoğaldı diye hayvanlar yer sıkıntısı çekmez. Doğa bu sorun için önceden tedbirini almış, milyonlarca balığın karşısına bir timsah, kuzunun karşısına da kurt koymuştur. İnsanların onların
işlerini üstüne vazife edinmesi gerekmez.

Vejetaryenliğin Yararları, Sadık HidayetVejetaryenliğin Yararları, Sadık Hidayet
MAVİ DÜŞ - OKURGEZER, bir alıntı ekledi.
22 May 13:35 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

" Gafletin kuyusu içinde, ilmimizin, ehliyetimizin, memuriyetimizin vasfına bakmadan, üzerimize vazife olmayan mevzuların tartışmasına dalmışız. "

Bir Değirmendir Bu Dünya, Cahit Zarifoğlu (Sayfa 38 - Beyan)Bir Değirmendir Bu Dünya, Cahit Zarifoğlu (Sayfa 38 - Beyan)