"I thought life went from spring to summer, fall, and then winter, but I was wrong. It sometimes feels like winter, sometimes like spring. I've had myriad spring days. I've had many sparkling moments. I've had so many."
— Oh Ae Sun
"Fiziksel acıya yapılan bu vurgu. O kadar da kötü olamaz. Küstahça konuşuyormuş gibi olabilirim ama mütevazı olmam gerekirse, en az İsa kadar fiziksel acı çektim. Ve çektiği işkence nispeten kısaydı. Bildiğim kadarıyla dört saat civarındaydı, değil mi?
Başka bir çeşit acı çekmiş olabileceğini hissediyorum. Belki tamamen yanlış anlamışımdır. Ama Gethsemane’i düşünün peder. İsa’nın öğrencileri uyuyorlardı. Son yemeğin anlamını kavrayamamışlardı. Ve sonra kanun adamları geldiklerinde kaçıp gittiler. Ve Peter onu reddetti. İsa öğrencilerini 3 yıldan beri tanıyordu.
Her anlarını beraber geçirdiler ama ne demek istediğini anlayamadılar. En son kişiye kadar onu yalnız bıraktılar. Ve tek başına kaldı.
Bu acı vermiş olmalı.
Kimsenin anlamadığını fark etmiş olmak.
Güvenebileceğin birilerini ararken terk edilmek bu ıstırap verici olmalı. Ama en kötüsü daha gelmemişti. İsa çarmıha gerildiğinde ve asılı kaldığında acılar içinde bağırdı:
“Tanrım, Tanrım!” “Neden beni terk ettin?”
Bütün gücüyle bağırdı. Cennetteki babasının onu terk ettiğini düşünüyordu. Vaaz verdiği her şeyin yalan olduğunu düşündü. Ölmeden önceki anında İsa şüphe içerisinde kaldı. Kesinlikle bu onun en büyük sıkıntısı olsa gerek?
Tanrı’nın suskunluğu."
Winter Light (1963) / Ingmar Bergman
Taraf olmadığımız bir savaşın, talihsiz kurbanlarıyız.
Kurtlanmış bir gövdenin, kırılgan dallarıyız.
Fırtına yaklaşıyor geceden, karanlık ve soğuk.
Yıkılmaz bir kaleye, çevrilmez bir kapıya sığınmalıyız..
Ingmar Bergman'ın "Tanrı'nın Sessizliği" üçlemesi (Through a Glass Darkly, Winter Light, The Silence) üzerine hazırladığım bir metni paylaşıyorum;
drive.google.com/file/d/1l4-JJHu...#306135394 , #306135495
Bergman'dan bu alıntılara karşılık onun filmlerinin bende oluşturduğu izlenim aksi yönde seyir etti. İçinde sıkışmış olduğu durumu ne kendisine ne izleyicisine anlatabildiği bir sıkıştırma ortamında anlamı ve anlatıyı baskılayarak, onları yapay bir gerilimle yüklüyordu benim deneyimimde. Bu sebeple metnimde fazlalığı "haysiyetsizleştirme/pornografi" karşılığıyla kurmaya çalıştım ve Jean-Luc Nancy, Giorgio Agamben, Maurice Blanchot ile değerlendirmeyi denedim. Bergman'ın karakterleri dünyaya ve birbirlerine yapışmaya çalıştıkça dokunamayışlarında kendilerini kaybederken, saydığım isimlerin mesafeyle kurdukları ilişkide hem varoluşsal hem yaşamsal deneyimi sunuşlarını vurgulamak istedim.
Çalışmam sırasında Dilek Bilgin hocamın #305679785 paylaşımı ve Muberra hocamın #304539351 paylaşımı ilgimi çekti ve metnime ekledim. Paylaşımları ve okumaları için onlara teşekkür ediyorum.
Filmler hakkında yorumu olan varsa ya da metni tartışmak, eleştirmek isterseniz sizleri bekliyorum. Her ifadeye açığım ve çekinmeyin lütfen.
- ~~ - ~~ - ~~ - ~~ -
Filmler;
letterboxd.com/film/through-a-...letterboxd.com/film/winter-lightletterboxd.com/film/the-silence
Çok tatlı bir fikir olduğunu düşündüğüm için hemen yazmak istedimm.
İŞTE BENİM KİTAPLIĞIMDAN MEVSİMLER
İlkbahar: Çok fazla cıvıl cıvıl kitaplar okumadığım için bulmakta en çok zorlandığım mevsim bu olacak sanırım. Romeo ve Juliet aslında yaz hissiyatı da veriyor ancak sonda kavuşamamaları sürekli bir belirsizlikte olmaları bence ilkbahar gibi çalkantılı hissettiriyor. Yani bir anda güneş çıkıyor aniden fırtına çıkıyor ne hissedeceğini bilemiyorsun. Ve sonra da gökkuşağı... yani kısacası hem umut veriyor hem de üzüyor ilkbahar gibii. Aynı şekilde Martin Eden
Yaz: Zalim Prens, Lanetli Kral seriyi bitirmedim ama Elfhame büyülü bir yer olduğu için okurken sürekli kırlar, güneş, deniz ve aşırı parıltılı bir ortam canlanmıştı gözümde. Özellikle saraydaki kutlamalar, şenlikler tam yazdı benim içinn.
Sonbahar: Eveett sanırım tüüm kitaplar bana sonbahar ya da kış hissettiriyor. Eğer Kötü Olsaydık bu kitapta arka planda hep bir yağmur yağıyor gibi hissetmiştim. Atmosferi şömine ateşinde kitap okumak için birebirdi.
Kürk Mantolu Madonna bu kitap da öyleydi arka planda yaprak düşüyor ve ben ana karakterleri yaprakların altından geçerken seyrediyorum gibiydi.
Kış: Tabii ki Taht Oyunları Winter is coming gibi ikonikleşmiş bir alıntının olduğu bu kitabı koymasak olmazdı. Bu kitabı yaz sıcağında bile okusan sanki kar yağıyormuş gibi hissetmeye başlayabilirsin. Kış diye bir mevsim olmasaydı bu kitaba bakıp kış gibi hissederdin öyle bir kitap.
Harry Potter ve Sırlar Odası altın üçlünün bir araya geldiği kitap ve aşırı sımsıcak bir ortam. Zaten Hogwarts'ta kutlanan noelin bu listeye girmesi lazımdı. Harry Potter'ın bana hissettirdiği güven hissi hasta olacağımı kabullendiğim anda iyileşmek gibi.
Kitaplığım tamamen sonbahar ve kışmış gibi hissettim. Umarım okurken keyif almışsınızdır.
merhaabaalarr💕. Dünkü Inside Out paylaşımına yaptığınız o güzel, samimi yorumlar için çook teşekkür ederiiimm💘.Az önce kitaplığımla bakışırkenaklıma çok tatlı bir fikir geldi.✨
Kitaplığımızdaki kitapları sadece kapak renklerine göre değil de, bize gerçekten hissettirdikleri o mevsimsel duygulara göre ayırsaaak .Ben kendi okuduklarımdan bir liste yaptım, nedenini de içimden geldiği gibi yazdııımm💝
İlkbahar🪿: Çalıkuşu & Percy Jackson ve Yunan TanrılarıÇalıkuşu : Feride benim için tam olarak mayıs ayında açan o inatçı bahar dallarıı İçindeki o saf neşe, her şeye rağmen gururlu duruşu ve o eski zamanların taze havası bana hep çiçek kokularını hatırlatıyoo.Ne zaman masamda ders aralarında birkaç sayfa okusam içimi umut kaplıyorr tam bir bahar enerjisii.
Percy Jackson ve Yunan Tanrıları : Mitolojinin o hareketli yapısı ve melez kampının arkadaşlıkları bana hep kış uykusundan uyanma hissi veriyor. Hani nisan-mayıs aylarında hava hafifçe ısınır da içinizde tatlı bir kıpırtı başlar ya, işte tam o keşfetme arzusu.
Yaz: Scarlet , Kalpsiz & Harry Potter ve Azkaban TutsağıScarlet & Kalpsiz : Yazın o hiç bitmeyecekmiş gibi gelen uzun günlerinde, insanı bu dünyadan tamamen koparacak sürükleyici dünyalar arıyor gözler. Bu masalsı kitaplar tam olarak o boşluğu dolduruyoo. Zamansızlığı, o fantastik evrende kaybolma ve sürüklenme hissi benim için direkt yaz demek.
Harry Potter ve Azkaban Tutsağı : Özellikle ilk kitaplardaki o Hogwarts trenine biniş heyecanı ve okulun bitişi, bana çocukluğumuzun o tasasız, ödevsiz upuzun yaz tatillerini hatırlatıyor. İçimizi ısıtan, çok tanıdık ve büyüleyici bir yaz güneşii
Sonbahar: Agatha Christie serisi& Klasikler
Agatha Christie serisi: Benim için sonbahar ritüeli tam olarak bu gizem hissi. Dışarıda ekim yağmuru yağarken, o sisli, sakin ve loş atmosfer Agatha teyzemleee katil kim aramaya çalışmaya o kadar çok yakışıyor ki🙃... İnsanı gündelik