Gustave Flaubert

Yazar 7,7/10 · 828 Oy · 19 kitap · 3710 okunma ·  274 beğeni

Yazarın Bilgileri

Yazar İstatistikleri

274 okur beğendi.
828 puanlama · 628 alıntı
5 haber · 10.715 gösterim
3.710 okur kitaplarını okudu.
2.431 okur kitaplarını okumayı planlıyor.
91 okur kitaplarını şu anda okuyor.
177 okur kitaplarını yarım bıraktı.

Paylaş

ya da direk bağlantıyı paylaş

Gustave Flaubert'in Biyografisi

Pek çok eleştirmen tarafından modern romanın babası olarak kabul edilen, ünlü realist Fransız romancısı Gustave Flaubert, 1821'de Rouen'de, ünlü bir cerrahın oğlu olarak doğdu. Rouen Lisesi'nde eğitim görürken, yetenekli, ancak disiplinsiz bir öğrenci olarak dikkat çekti. Liseyi bitirdikten sonra Paris'te hukuk okudu, ancak bu alanda ilerlemek yerine sanatçı çevrelerine girmeyi ve edebiyatla ilgilenmeyi tercih etti. 1849'dan 1951'e kadar Yunanistan'ı ve Yakındoğu'yu gezdi. İlk yapıtlarını vermeye başladığı sırada bir sinir hastalığına yakalandı; böylece Croisset'deki evine çekerek kendini yazıya verdi. İçekapanıklığından, yalnız Mısır'a ve Tunus'a yaptığı yolculuklarla sıyrıldı. Ünlü romanı Salambo'yu ona esinleyen de, bu yolculuklar oldu. Bu sırada pek çok kişiyle yazışıyordu; mektuplarından bazıları sonradan büyük ün kazandı. Flaubert'in ileri yaşları acılar, edebi başarısızlıklar ve maddi zorluklarla geçti. Bu dönemdeki en büyük avuntuları, manevi oğlu olan, öykücüler kralı olarak bilinen Maupassant'ın başarısı ve başını Zola'nın çektiği natüralist grubun ona verdiği değerdi. Flaubert, 1880 yılında öldü. Flaubert'in en ünlü romanı olan Madame Bovary 1857 yılında yayınlandığında, yazar ve yayıncı hakkında ahlaksızlığa teşvik suçundan dava açıldı; Madame Bovary bugün ise dünya edebiyatının temel taşlarından biridir. Bunun dışında Flaubert'in Salambo, Üç Masal, Duygusal Eğitim gibi yapıtları vardır.

Gustave Flaubert'in Kitapları Kitap Ekle

7,7/ 10  (637 Oy) ·  3.023 Okunma
6,9/ 10  (14 Oy) ·  47 Okunma
8,5/ 10  (13 Oy) ·  26 Okunma
8. Bilirbilmezler (Bouvard İle Pecuchet)
9,0/ 10  (8 Oy) ·  21 Okunma
7,0/ 10  (2 Oy) ·  13 Okunma
9,0/ 10  (1 Oy) ·  7 Okunma
14. Gönül Eğitimi (Bir Delikanlının Romanı)
10,0/ 10  (1 Oy) ·  3 Okunma
0,0/ 10  (0 Oy) ·  2 Okunma
kitapları seven, bir alıntı ekledi.
20 Nis 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Bir erkek , en azından özgürdür.
Tutkudan tutkuyla, ülkeden ülkeye dolaşabilir, engelleri aşabilier, en erişimez mutluluklara ulaşabilir.
Bir kadın ise hep yasaklara sınırlıdır. ..

Madame Bovary, Gustave Flaubert (Sayfa 105)Madame Bovary, Gustave Flaubert (Sayfa 105)

İnsanın hatalarını kabul etmesi asla onursuzluk değildir.

Duygusal Eğitim, Gustave Flaubert (Sayfa 306 - Can Yayınları, 1. Baskı, Çeviri: Aysel Bora)Duygusal Eğitim, Gustave Flaubert (Sayfa 306 - Can Yayınları, 1. Baskı, Çeviri: Aysel Bora)
crzcarz, bir alıntı ekledi.
26 Oca 00:03

... insanoğlunun yüreği hiç kimsenin içine sızamadığı koskoca bir ıssızlık değil mi?

Kasım, Gustave Flaubert (Sayfa 3 - İthaki Yayınları)Kasım, Gustave Flaubert (Sayfa 3 - İthaki Yayınları)
Hülya Bilgin, bir alıntı ekledi.
15 Haz 2015

Sevdiklerimizi çekiştirmeye başladık mı onlardan kopmaya başladık demektir....

Madame Bovary, Gustave FlaubertMadame Bovary, Gustave Flaubert
crzcarz, bir alıntı ekledi.
26 Oca 12:41

Peki nedir bu tedirgin acı, deha gibi gurur duyulan, aşk gibi gizlenen? Kimseye anlatmazsınız, kendinize saklarsınız, gözyaşlarıyla dolu öpücüklerle göğsünüze bastırırsınız. Neden yakınmalı ama? Her şeyin yüzünün güldüğü yaşta sizi kim bu denli karamsar yapıyor? Candan dostlarınız, gurur kaynağı olduğunuz bir aileniz, cilalı çizmeleriniz, yün astarlı bir paltonuz, vb. yok mu? Şiirsel rapsodiler, kötü kitapların anıları, abartmalı güzel sözler, bütün o adsız büyük acılar; ama mutluluk da sıkıntılı bir günde uydurulmuş bir eğretileme olmasın sakın?

Kasım, Gustave Flaubert (Sayfa 16 - İthaki Yayınları)Kasım, Gustave Flaubert (Sayfa 16 - İthaki Yayınları)
Belkıs ören, bir alıntı ekledi.
28 Oca 18:41 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · Puan vermedi

Kinini azaltmak için harcadığı bütün çabalar onları daha da çoğaltmaktan başka bir şeye yaramıyordu.

Madame Bovary, Gustave Flaubert (Sayfa 123)Madame Bovary, Gustave Flaubert (Sayfa 123)
İlayda G., bir alıntı ekledi.
15 Eyl 2017 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Yüksek sınıflar mı dediniz?  diye karşılık verdi sosyalist, alaycı bir tavırla. Bir kere, yüksek sınıflar diye bir şey yoktur. İnsan yalnızca yürekle yükselebilir!

Duygusal Eğitim, Gustave Flaubert (Sayfa 159)Duygusal Eğitim, Gustave Flaubert (Sayfa 159)
Aslı, bir alıntı ekledi.
02 Kas 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Öfkelenen, ama yine de olacağa boyun eğen insanlar, tıpkı bir kalkan gibi, çok sakin bir tavır takınırlar.

Madame Bovary, Gustave Flaubert (Sayfa 375 - İletişim)Madame Bovary, Gustave Flaubert (Sayfa 375 - İletişim)
Bütün Alıntıları Göster

Gustave Flaubert kitap incelemeleri

Pınar Y., Bibliyomani'yi inceledi.
 22 Şub 15:00 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

Yunancada;
Biblion= (kitap)
Mania= (hastalık)
Evet, kitap hastalığı..Hastalık derecesinde kitap düşkünü olan kimse anlamına gelmektedir.


Huysuz , suratsız henüz 30 yaşında ve saçı başı ağarmış bir adam hayal edin ve bu adam Tanrı ‘dan sonra en fazla kıymet verdiği varlığını, parasını kitaplara feda etmiş ve yine yetinmemiş, insanın paradan sonra da en fazla kıymet verdiği varlık olan ruhunu da kitaplara teslim etmişti.O kadar saplantılı ve bir o kadar da takıntılı bir kitap aşığı.


İşin en ilginç yanı Kitaptaki baş karakter Giacomonun okuma yazması çok az okumasa da dokunmayı,koklamayı, ellerini kabartmalı el yazmalarında gezdirmeyi çok seviyor.Ve kitap koleksiyonu yapıyor.Bu tıpkı benim küre kolleksiyonuma benziyor çalıştırıp dinlemem müziğini, sadece karları sallayıp izlerim o kadar.

Her kitap sever kendinden birşeyler bulacaktır.En basiti çoğumuzda hunharca fütursuzca kitap alma hastalığı vardır. O kitapları elbette okuruz ama henüz bitmeden rafa yenileri konur,bu kısır döngü sürüp gider.Bibliyomaniye yakalanmamamız ümidi ile, keyifli okumalar :)

Nesrin Ay, Üç Öykü'ü inceledi.
 09 Mar 18:46 · Kitabı okudu · 1 günde · 6/10 puan

Oedipus'un efsanesini biliyorsunuzdur. Kral Laios'a kahinin biri eğer oğulları olursa bu çocuğun babasını öldürüp annesiyle evleneceğini bildirir. Olacaklardan korkan kral, o sırada hamile olan eşini de ikna edip, doğan erkek çocuklarının topuğunu şişledikten sonra dağa götürüp ölüme bırakmaları karşılığında bir çobana teslim ediyor. Tabii ki çoban kıyamayıp başka bir aileye verir ve çocuğa 'şiş ayak' anlamına gelen ismini koyar yeni ailesi. Gel zaman git zaman çocuk büyür, kehaneti öğrenir ve gerçekleşmemesi için uzaklara gitmeye karar verir. Yolda dar bir geçitten geçerken küstah bir arabalıyı sinirlenip öldürür. Geldiği şehire de musallat olan canavarı alt edip kraliçenin kocası vefat ettiğinden evlenirler ve çocukları olur. Böylece kehanet gerçekleşmiş olur.

Bu efsane dikkatinizi çekiyorsa benzer bir Aziz Julien hadisesi var hristiyan ögelerle bezenmiş. Sürpriz sonlu. Tarihten ve dinden beslenen ermişlerle, azizlerle, gariplerle ilgili üç hikayesi var Flaubert'in bu kitabında. Fantastik dini diye bir tür varsa dahil edelim.

Siteyi saran Anna Karenina rüzgarında ihmal edilen Madame Bovary'nin yazarını tanıma mahiyetinde okumak isterseniz göz atılabilir.

Buse Suci, Madame Bovary'ı inceledi.
 06 Nis 11:07 · Kitabı okudu · 5 günde · 8/10 puan

İncelememe başlamadan önce beni bu kitapla ve bunun dışında harika kitaplarla tanıştıran, hediye eden, sitenin bana kazandırdığı en değerli arkadaşlarımdan biri olan Mehmet ‘e sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.

Uzun zamandır inceleme yazmadığımı fark ettim. Genelde inceleme yazdığım kitaplar bende büyük etkiler bırakan, çok sevdiğim ve bir an önce duygularımı paylaşmak istediğim kitaplar oluyor. Madam Bovary de bunlardan biri oldu.

Yazıldığı dönemde toplumun ahlakını bozduğu öne sürülerek hükümet tarafından yasaklanmış ancak daha sonra tekrar basılmıştır. Halit Ziya, Tolstoy, Proust, Tanpınar ve daha bir çok önemli yazarı derinden etkilemiştir.

Öncelikle bu kitabın kocamaan bir duygu denizi olduğunu belirtmek istiyorum. Okuduğu şeylerden ders çıkarma yeteneği gelişmiş biri olarak kesinlikle bu kitap bana bir sürü duygu kazandırdı. Herkes Madam (Emma) Bovary’den nefretle söz ediyor ancak ben kitap boyunca ondan nefret etmek yerine onu anlamaya çalıştığım için kitabı tam anlamıyla sindirebildiğime inanıyorum. Madam (Emma) Bovary’e çoğu yerde kızmama rağmen her zaman yaptığı davranışın kökünü irdelemeye çalıştım. Sizde kitabı okurken bu şekilde davranırsanız kitabın ana konusunu daha iyi hissedip anlayabilirsiniz.

Kitaba başlamadan önce bana çok ağır bir kitap olduğu söylenmişti ve bitirdikten sonra ben de aynı kanaate vardım. Kitap gerçekten ağır bir kitap… Cümleler uzun, betimlemeler çok fazla. 430 sayfanın 300 sayfası rahat betimleme diyebilirim. Betimleme ağırlıklı kitaplardan hoşlanmayan biri olarak kitap benim için çok zor ilerledi ama konunun özü itibariyle severek okudum. (Nasıl garip bir ikilem değil mi ? :D )

Kitabın ana karakteri olan Emma Bovary, evliliğinden istediği mutluluğu ve hazzı alamıyor ve kendini büyük bir arayış içinde buluyor. Bu süreçte nasıl yıprandığına, nasıl bir insanın kendi kendini tükettiğine, tutkuların nasıl bizi esir ettiğine, mutlu ve hatta aşık olma isteğinin bizi nelere sürüklediğine şahit oluyorsunuz.

Kitap başlarda sizi sıkabilir ancak pes etmeyin. Bazı gerçekleri fark ettirebileceğini düşündüğüm bir kitap. Ben kah sıkılarak kah üzülerek kah şaşırarak ancak genel itibariyle severek okudum. Okumanızı öneririm.

Keyifli okumalar diliyorum.

Emre Dinç, Madame Bovary'ı inceledi.
30 Haz 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Halit Ziya'nın Aşk-ı Memnu'yu yazarken bu kitaptan esinlediği söylenir. Konunun genişliği ile alakalı her türlü eleştiriyi anlarım fakat bir kitabı betimlemeler yüzünden eleştirmek de nedir ? Aynı yaş pastanın içindeki kremadan şikayet etmek gibi. Siz Kahraman Tazeoğlu filan okumaya devam edin , ki ufkunuz inanılmaz ölçüde genişleyecektir , uzak durun klasiklerden.

Rüveyda Hanım, Bir Delinin Anıları'ı inceledi.
 21 Nis 20:30 · Kitabı okudu · 5 günde

Fransız yazar Gustave Flaubert'in 17 yaşında yazmış olduğu ilk gençlik eseri olan Bir Delinin anıları kitabı kendi anılarından ve eleştirilerinden oluşmaktadır

Kitap beni biraz sıksa da istediğimi buldum diyebilirim.

Yazar kitabın çoğu bölümünde kendi yaşamından kesitler sunuyor. Kitap sıkıcı olmamasına rağmen çoğu zaman kitabı okuma sebebimi sorgulamama neden oldu.Kitaptan beklentim bir yazarın ilk aşk hikayesi değildi. Ancak 20. Bölüm ile yazar beni etkilemeyi başardı. İşte Gustave bu dedim.

Ve yazar kitabında ilk ve masum aşkını nasıl da güzel anlatmış.

"Her birimizin kalbinde bir kraliyet odası vardır; ben, benimkinin kapısını ördüm ama yıkılmadı, duruyor."

İlk aşkın ne kadar özel olduğunu yazar bu sözleri ile ifade ederek beni mest etti.

Bir insan kazanamadığı aşkına olan özlemini nasıl anlatabilir ki diye düşünmeme gerek kalmadan Gustave bana sunuyor.

İşte Gustave' nin ilk aşkına duyduğu özlemi anlatan sözleri;

Onu şimdi seviyordum, arzuluyordum; kumsalda, ormanda veya tarlalarda, yalnızken, onu kendim için canlandırıyordum, yanımda yürürken, benimle konuşurken, bana bakarken. Otların üstüne yattıgımız zaman, otların rüzgarla eğilmesine ve dalgaların kumu dövmesine bakarken onu düşünüyordum, ve kalbimin içinde, onun hareket ettiği, konuştuğu bütün sahneleri yeniden kuruyordum. Bu anılar bir tutkuydu.

Pazarda belirli bir yerde yürüdüğünü gördüğümü anımsarsam, oraya gidiyordum;kendi kendimi büyülemek için, sesinin tınısını bulmak istedim; imkansızdı. Ne çok kez evinin önünden geçtim ve penceresine baktım!

Onun yanımda yürüdüğünü duyduğumu sandım, koluma girmişti ve bana bakmak için başını çeviriyordu, otların arasında yürüyen oydu. Bunun kendi oynattığım bir halüsinasyon olduğunu gayet iyi biliyordum ama gülümsemekten kendimi alamadım ve kendimi mutlu hissediyordum.

Sevgili dostlar, bir kitap insanın ruhuna işlemelidir. Gustave Flaubert bunu yapmayı başardı diyebilirim.

Okuyan ve okumayı düşünen herkese keyifli okumalar dilerim.

Alperen Çapraz, Madame Bovary'ı inceledi.
17 Mar 00:37 · Kitabı okudu · 7 günde · 8/10 puan

Zaman zaman uyuklayarak,esneyerek okumaya başladığım kitaptır kendileri.Betimlemeler önce kelime oldu,cümle oldu,paragraf oldu,bölüm oldu,bitmek bilmedi.Tam niyeti bozdum "Yeteer!" diye başımı duvarlara vurmak üzereyken kitap tüm tılsımını,güzelliğini bırakıverdi bir anda.İlk kez bir kitaptan özür dilemek zorunda kaldım.:)

Yazar,bilindiği üzere Natüralizm akımının öncüsüdür.Madame Bovary'nin şanı ise yazardan daha önde gitmekte.Zamanında hükümet tarafından toplumun ahlaki ve dini duygularına hakaret ettiği gerekçesiyle yasaklansa da temize çıkmıştır.

Konusu genel itibariyle;yaptığı evlilikte umduğu hayatı bulamayan Emma'nın kendince çırpınışlarınını anlatmakta.Gözü hep yükseklerde,gösterişli ve zengin bir yaşam sürmek ister.Aşkı dibine kadar yaşayabileceği birilerini arar.Bu arayışlar onun hayatında onarılmayacak sorunlara mâl olur.Sadece kendini de değil çocuğu ve onun bu ihtiraslarını bir türlü anlamayan kocası da bu ateşten nasibini alacaktır.

Bu eseri okumakta fayda var.Belki başlarda biraz sıksa da sonunda hayatınız boyunca unutamayacağınız bir hikayeye tanık olmuş olacaksınız.

Flaubert, hem bilgi hem de duygu olarak ömrünce biriktirdiklerini vermek istemiş okura bu romanda.

“En sonunda hıncımı dile getirecek, kinimi kusacak, saframı dökecek, öfkemi fışkırtacak kızgınlığımı akıtacağım” dediğini yazar önsözde Yücel. Gerçekten dediğini de yapmıştır. Eserde oldukça yoğun eleştiriler var, zamanının bilim, din, siyaset adamlarına ve kurumlarına. Halkı da acımasızca eleştirir.

“Ne düşündüğümü bilmek istiyor musun? dedi” Pécuchet. Kenterler azgın, işçiler kıskanç, papazlar aşağılık olduğuna, halk da burnu yemlikten çıkmamak koşuluyla bütün zorbaları bağrına bastığına göre, Napoleon çok iyi etti! Süngülesin, ayaklar altında çiğnesin, sürü sürü gebertsin! Doğruluk düşmanlığına, korkaklığına, laçkalığına, körlüğüne az bile!”

Bouvard, “İlerlemeymiş, amma da palavra! diye düşünüyordu. Sonra ekledi: “Politika tam bir pislik.”


Raslantı eseri Bouvard ve Pécuchet'ın yollarının kesişmesiyle başlayan hikâye hem düşündürücü hem komiktir. Ellerine geçen parayla birçok işe el atarlar. O işi bilmeseler de Don Kişotvâri azim ve inanmışlıkla dört elle sarılırlar. İlk işleri o alanda yazılmış en iyi kitapları okumak ve öğrendiklerini âdeta yemek tarifi uygular gibi uygulamak olur. Her seferinde başarısızlığa uğrayıp yeni bir meslek seçerler. Tarım, tıp, sanat, felsefe, teoloji, arkeoloji, astroloji, manyetizma, eğitim gibi birçok alanda varlık göstermeye çalışırlar. Bu arada yazar, kahramanlarının girişimde bulunduğu her alanda oldukça fazla bilgi sunuyor okura. Bu bilgilerin eksikliği kitaptan edinilecek kazanımı azaltsa da araştırarak okunduğunda yeni bilgiler edinmeye vesile oluyor.

Kahramanlarımızın cahillikleri sonucu düştüğü komik durumlar o kadar tanıdık ki. Bir işte ehil olmadan o işi yapmaya kalkışmak, hakkında konuşmak bizim en sevdiklerimizden.

Bilmiyorum.

Sadece “bilmiyorum” demek neden bu kadar zor? Neden her şeyi bildiğimizi sanıyoruz, her konuda fikir belirtme gereği duyuyoruz? Bilgiye ulaşmanın kolay olduğu günümüzde, sahibi olmadığımız bilgileri satmanın derdindeyiz. Maç izleriz, teknik direktör oluruz: 3-4-5 oynatsaydı alırdık maçı deriz. Doktora giderken zaten tanıyı koymuşuzdur, doktora istediğimiz ilaçları yazdırmaya gideriz. İlk yardım uygulayacağız diye, yaralıyı öldürürüz, sakat bırakırız. Okulda öğretmene işini öğretiriz. Bitmez bu liste. Biz her şeyi, herkesten iyi biliriz. Ama en çok da siyaset ve dini biliriz.

Bilirbilmezler cahilliğin insanı ne hâle düşürdüğünün romanıdır. Yazarın hicvederek döneminin siyaset, din ve sanat dünyasını yerden yere vurduğu bir taşlamadır. Klâsikseverlere bu kitabı atlamayın derim.

Döngüsel, Madame Bovary'ı inceledi.
25 Kas 2015 · Kitabı okudu · 12 günde · 7/10 puan

Madam Bovary yıllardır aklımda “sıkıcı” bir kitap olarak kalmış. Bu yüzden kütüphanemde yer kaplamasına, neredeyse her gün görmeme rağmen, hiçbir zaman oturup da okumayı düşünmedim. Bir yerde merak üstün geliyor. Öyle de olması gerekmiyor mu? Verilenin ötesini araştırmak, onu sorgulamak en doğal hakkımız değil midir? Kör olacak kadar iş işten geçmediyse hiçbir şey için geç değildir.

Evet, Madam Bovary için de fikrimi değiştiren bu merak duygusu oldu. İsmini sürekli duyduğum bir klasiği okumamak olmazdı. İyi de yapmışım.:)

Kitaba geçelim mi artık? Çok konuştum, girişi hep böyle uzatıp duruyorum. Direk konuya giremiyorum.

Madam Bovary, bilindiği gibi Flaubert’in en bilinen eseri, hatta kendi isminden bile daha çok bilinen eseri diyebiliriz. Madam Bovary önce gelir, Flabuert ise daha sonra. Diğer klasiklerde buna şahit olduğumu hatırlamıyorum.

Kitap 1857 yılında basıma girmiş. Flaubert, bu eseri yazdıktan sonra bir çok suçlamalarla karşı karşıya kalmış. Etkili olduğu söylenen savunması sayesinde hapse girmekten kurtulmuş.

Anlatım dilinin sıkıcılığından dem vuranların şikayetlerini, günümüz çok satan kitaplarındaki aceleyle olayların birbirine bağlanması şekline alışkın olmalarına bağlıyorum. Sırf bu yüzden acaba diyerek yaklaşıyorum artık yeni ve çok satan ibaresini gördüğüm kitaplara. Olaylar içinde boğulurken kişilerin psikolojisini anlayamayıp, hiçbir empati kuramadan kitap bitiyor. Bu tip yazarların, yarattıkları karakter ile okuyucu arasındaki empatiyi çok da umursadıklarını sanmıyorum. Anlık hoşlanmalarla bir an önce tüketip başka şeylere yönelinmesi onlar için bir şey ifade etmiyor olsa gerek.

Ooo çok başka yerlere daldım ben. Hemen dönelim. Kitaba ismini veren Madam Bovary olsa da asıl karakter Madam Bovary’nin gelini olan Emma’dır. Genç kızlığında okuduğu aşk romanlarının etkisinden sıyrılamayışı, hayalindeki mükemmel erkeğe, kusursuz aşka kavuşma çabaları Emma’yı ahlaksız sayılabilecek davranışlara iter. Kocası Charles’in, Emma’nın geçirdiği buhranlardan, dalgalanan ruh hallerinden hiç haberi yoktur. Hiç mi insan şüphelenmez anlamıyorum. Gerçi Emma öyle güzel idare etmiştir ki Charles’i, adamın gözü karısından şüphe etmek şöyle dursun, ona layık olmak için her şeyini feda etmeye hazır hale gelmiştir. Öyle ki, taşındıkları yöredeki düztaban bir genci ameliyat edip ünleneceğine bile inandırılır. Ameliyat felaketle sonuçlanır, gencin ayağı kangren olur. Emma başka erkeklerle gönül ilişkisini sürdürür, Charles uykudadır. Çok sonraları, Emma’nın uğradığı hayal kırıklıkları sonucu hastalanıp elindeki tek şeyin, yıllardır yanındaki kocası olduğunu anlamasıyla olaylar biraz açığa kavuşur. Charles gerçeği öğrenir öğrenmesine ama verdiği tepki inanılmazdır. Beklenen, intikam ateşiyle karısının sevgililerinden öç almasıdır ama bunu yapmaz. Gider onlardan biri ile içki içer. Bu kadar vurdumduymaz olmasına içerlemedim değil. Ölmüş bir kadının arkasından ne yapılabilir ki başka, hele ki onu tüm hayatı boyunca sevdiyse?

Olaylara çok fazla girmek istemedim, zira nette her yerde bulunabilir benzer içerikler. Ayrıca başta kısaca değindiğim sıkıcı anlatım tarzından hiç rahatsız olmadığımı da söylemem gerekiyor. Yazıldığı döneme göre düşünürsek, böylesine bir konuyu bu kadar açıklıkla ifade edebilmesine hayran kaldım. Evet, Emma bayağı diye tabir edebileceğimiz bir kadındır. Ne var ki çok daha kötülerine şahit olmaktayız. Bir erkeğin gözünden bir kadının iç dünyasının böylesine açıklıkla anlatılabilmiş olması, değerini bir kat daha artırıyor gözümde.

*GÜLŞAH, Madame Bovary'ı inceledi.
 06 Oca 02:05 · Puan vermedi

Lisede okuduğum bu roman edebiyat öğretmenime: "Aşk-ı Memnu' da da aynı konu ve benzer kahramanlar var, bu bizim edebiyatımızdaki Fransız modasının bir örneği midir?" diye sormama ve bu soru sayesinde kütüphane görevlisi olmama ve istediğim her an (özellikle fen bilgisi dersinde) bahaneyle derse girmeyip bana kütüphanede olma imkanı vermişti:). Affınıza sığınarak böyle bir anıyı paylaşmak istedim fakat kitaba gelecek olursak; baskın bir toplumun içinde yaşamanın verdiği bunalım ağı ve sıkıcı hayatın pençesinde heyecan arayan bir kadının yasak aşk macerası güzel dile getirilmiş. Kadının özgürlüğüne ışık tutan bir roman olması sebebiyledir ki! Fransa'da yayımlanması bir ara yasaklanmış. Şaşırdık mı hayır.

Duygu Kr, Madame Bovary'ı inceledi.
11 Ağu 2015 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Saflık derecesinde iyi kalpli, hiçbir şeyden şüphelenmeden karısına gözü kapalı inanan bir doktor olan Charles Bovary ve daha iyi yaşayabilmek adına yapamayacağı hiçbir şey olmayan lüks tutkunu karısı Emma'nın hayatın monotonluğundan kurtulmak için çevirdiği entrikaların ve yaşadığı yasak aşkların hikayesi. Madam Bovary, yazıldığı dönemde bir çok eleştiri almış, müstehcenlikle suçlanmış, öyle ki Flaubert kitabının tümünü yayımlatabilmek için mahkemeye bile başvurmak zorunda kalmış. Okurken biraz zorlandım, uzun betimlemeler kimi zaman yorucu geldi ama gerçek bir başyapıt okuduğum için memnunum.

Bütün İncelemeleri Göster