Muhammed Bozdağ

Muhammed Bozdağ

8.0/10
392 Kişi
·
1.647
Okunma
·
133
Beğeni
·
5.810
Gösterim
Adı:
Muhammed Bozdağ
Unvan:
Türk Yazar
Doğum:
Trabzon, 1 Ocak 1967
Muhammed Bozdağ (d. 1 Ocak 1967, Trabzon) Türk yazar. Yazarlığının yanısıra yasama uzmanı, kamu yöneticisi, siyaset bilimi doktoru, radyo ve televizyon sunucusu, Trabzonlu, evli, üç çocuk babası… İlk kitabı Düşün ve Başar’ı 1999 yılında yayınlayan ve misyonunu hayat bilgeliği ibaresiyle tanımlayan yazar maneviyatçı kişisel gelişim alanında özgün eserler vermektedir. Yazar’ın Ruhsal Zekâ isimli ikinci eseri en çok ilgiyi çekmiş ve bütün eserleri yüzden fazla baskı yapmasıyla tanınmıştır. Hayatı Trabzon’un Akçaabat ilçesine bağlı Arpacılı Köyünde 01/01/1967 günü, Ali-Fadime ailesinin üçüncü ve hayatta kalan ilk çocuğu olarak dünyaya geldi. İlk ve ortaokulunu Metinkale ilköğretim okulunda okudu (1973-1981). Ortaokulunu bitirdiğinde eğitimini sürdüremeyince, yazar olmayı düşündü. “Almanya’ya gidip dönmeyen Türk işçisinin hayatını” konu alan ilk roman denemesini, tarlalarda çalışırken kurguladı, eve geldiğinde yazıya döktü. Bir yıl sonra Devlet parasız yatılı lisesi sınavına girdi ve Kastamonu İnebolu Lisesini kazanarak, eğitimini sürdürme şansı yakaladı. Köyünün zor şartlarından böylece kalıcı olarak ayrıldı. Modern eğitim veren İnebolu Yatılı Lisesi’nin fen kolundan birincilikle mezun oldu. (1982-1985). ODTÜ Kamu Yönetimi Bölümü’nü kazandı ve bu okulu da başarıyla bitirdi. (1985-1990). Lisans mezuniyetinin ardından Hacettepe Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsünde master’a başladı. Bu arada TBMM Yasama Uzman yardımcılığı sınavını kazanarak 1992 yılı şubat ayında göreve başladı. TBMM’de, yasama uzman yardımcısı ve yasama uzmanı, (1992-2003), Kanunlar ve Kararlar, Basın ve Halkla İlişkiler ile Araştırma Merkezi Müdürlüklerinde Müdür Yardımcısı (2003-2011) olarak çalıştı. Yasama Uzmanlığı yaptığı yıllarda, Sivas Olaylarını, Güneydoğu Olaylarını, Siyasi Partilerin ve Liderlerin Malvarlıklarını Araştırma Komisyonları, çeşitli soruşturma ve KİT Komisyonlarının raportörlüğünü yaptı. Görev yaptığı komisyonlarla birlikte ABD; Almanya, Bosna-Hersek gibi ülkelerde kısa süreli çalışmalara katıldı. TBMM’deki kurumsal çalışmalarını geliştirirken, bir yandan da akademik kariyerini ilerletti. Master tezini “Yasama Sürecinde Verimlilik: TBMM Örneği” konusunda tamamladı. (1991-1995). Daha sonra Gazi Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsünde “AİHM Kararları Çerçevesinde Türkiye’de Siyasi Partilerin Kapatılması” (2000-2003) konulu doktora tezini verdi. Muhammed Bozdağ’ın ortaokul yıllarında başlayan yazarlık ilgisi lise yıllarında devam etti. İlk yıllarda daha çok şiir ve deneme tarzı metinler kaleme aldı. Başlangıçtan beri yazıları Diyanet Çocuk, Tercüman Çocuk, Köprü gibi dergilerde ve bazı gazetelerde yayınlandı. Aynı dönemde, mesai dışında ve hafta sonlarındaki zamanını planlayarak, çeşitli sosyal ve kültürel etkinliklere zaman ayırdı. Bu çerçevede iki binden fazla öğrenciye Hızlı-Etkili Öğrenme ve Etkili İletişim Eğitimi verdi. Yurt içinde ve yurt dışında başarı ve motivasyon seminerleri düzenledi. Sosyal organizasyonlarda bulundu. Kültürlararası Araştırma ve Dostluk Vakfı Kurucuları arasında yer aldı ve başkanlığını yaptı (1999-2002). İktisadi ve Sosyal Araştırmalar Vakfı, İnsani Değerler Derneği, Yasama Uzmanları Derneği gibi sivil toplum örgütlerinin kurucuları arasında bulundu. Yerel düzeyde çeşitli radyolarda yayınlanan çok sayıda konuşmalar sundu. TRT Int Kanalında Sonsuzluk Yolcusu isimli haftalık programın (2004-2005) uzmanlığını ve sunuculuğunu yaptı. STV Kanalında Hayat Dersi adında günlük programda başrol aldı (2008-2009). Lise hayatından itibaren yoğun bir okuma ve öğrenme sürecine giren yazar, bilhassa üniversite yıllarında Doğu ve Batı düşüncesinden çok sayıda kitapla tanışarak dini ve kültürel birikimini geliştirdi. Aile, gençlik, başarı, mutluluk, stres ve zaman yönetimi, etkili öğrenme, iman, din felsefesi, ahlak gibi ilgi ve araştırma alanlarında yoğun okumalar yaptı. Eğitim ve kültür odaklı çalışmalarını, fikirlerini ve birikimlerini hobi düzeyinde bırakmak yerine kitap formatında yaymaya karar verdi. Bu amaçla kaleme aldığı ilk eseri Düşün ve Başar’ın gördüğü yoğun ilgi üzerine eserleri birbirini izledi. 2011 yılı itibariyle beş kitabı toplam bir milyona yakın satış gerçekleştirdi. Başlıca Fikirleri Muhammed Bozdağ inandığı İslamî öğreti çerçevesinde hayatın bir sonsuzluk yolculuğu olduğunu savunuyor. İnsanın elest meclisinde ilk yaradılışa tanıklık ettiğini, anne rahminden dünyaya, berzaha, dirilişe, hesap ve sorguya ve oradan cennete veya cehenneme uzanan bir imtihandan geçtiği tezini işliyor. Yazar çağımızın en büyük sorununun aşırı dünyevileşme, ahıreti unutma, zevk saplantısı, bencillik, para düşkünlüğü, bireycilik, sorumsuzluk, vefasızlık gibi manevi hastalıklar olduğunu, bunlara karşı ancak Kuran’da sayılan ilahi ahlakla gerçek huzura tutunmanın mümkün olduğunu düşünüyor. Kitaplarında tespit ettiği bu sorunlara çözüm olabilecek özgün yaklaşımıyla anlatımlarda bulunuyor. Bozdağ’a göre mutluluğun yolu, çerçevesi Kuran’da çizilen ilahi ahlaktır. İlahi ahlaka daha yakın yaşamak, daha dürüst, vefalı, şükür sahibi, sabırlı, saygılı, iyiliksever, iffetli olmak, Allah’ı ve dini değerleri içtenlikle sevmek, ölümsüz mutluluğun yoludur. Kitaplarında vatan-millet-insanlık sevgisine, hoşgörüye, Allah adına zalimlerin dışındaki herkesi ve her şeyi sevmeye vurgu yapıyor. Karıncaların bile incitilmemesi gerektiğine inanıyor. Müminlerin kardeşliğini emreden ayeti sıklıkla hatırlatıyor. Yazar’a göre ömür boyunca gerçek ve hatta tek anlamlı başarı Allah’ın dostluğunu kazanmaktır. Bunun dışındaki bütün başarılar dünyevidir, geçicidir ve dolaysıyla boştur. "İnsan bir kader planının sınırları içerisindedir. Yeryüzünde bulunmasının esas amacı, zorluklardan geçip imtihan olmak, Yüce Yaradan’ı ve amacını keşfetmek, manevi olarak eğitilip yükselerek cennete layık saflığa ulaşmaktır. Böylece ölümsüzleşmektir. İnsan dua etmekle ve çabalamakla mükelleftir ve Allah da bu ikisine göre insana karşılık verir. Hayat maddi, görünür sebeplerin arkasında ruhsal zeka ile açıklanan manevi gizli sebepler üzerinden yönetilir. Allah izin verdikten veya destekledikten sonra insanın başaramayacağı iş yoktur. Allah’ın kolaylaştırdığı kolay, zorlaştırdığı zordur."
KARINCADAN İBRET AL! YAZDAN KIŞI KARŞILAR.
-Yeryüzünde insan için tembellik kadar korkunç kaç tane kötülük sayabilirsiniz?
Basit bir solucan bile bir saniye boş durmazken, mübarek insan nasıl tembellik edebilir? Allah bir işten diğerine koşmamızı emretmişken tembellik en büyük ihanetler sınıfına girmez mi? Allah tembeli sevmez ve tembel asla mutlu olamaz. Tembele adeta cennet bile cehennem gibi rahatsız edici gelir.
Çalışmak sırf isteyip durmak da değildir. Sırf dua ederek ve fakat harekete geçip, çalışıp çırpınmadan sonuç alabileceğini kim sanıyor? Var mı bunun örneği? Aciz bebek bile ağlamazsa yardım imdadına yetişmiyor. Bir çölde bulduğunuz kovuğa gizlenip hareketsizce bekleyerek su isterseniz, doğru dua etmiş olur musunuz? Suyu aramanız da gerekmez mi?
Öyleyse şunu sorun: Duanızla nelere ulaşmak istiyorsunuz ve onları Allah’ın lütfundan alabilmek için ne biçimde çalışıyorsunuz?
Sizi anlamamışlar da ne olmuş?
İnsanların sizi anlamaları ve takdir etmeleri niçin çok önemli olsun?
*
Hangi büyük insanı zamanında anladılar ki?
Hz.Muhammed (sav) büyük hakaretlere uğradı.
Nelson Mandela 20 yılını hapislerde geçirdi.
Alia İzzetbegoviç'in hayatı hapislerde geçti.
*
Tarih bunun binlerce örnekleriyle dolu değil mi?
*
Kötü, ilgisiz veya idealsiz insanlar sizi asla anlamayacakları gibi, asla takdir etmeyeceklerdir.
*
Sınırsız Kudret varken, pazarlıkçı, bencil, kendi egosunu tatmin etmekte olan, işgüzar, sadece BEN diyen SEN demekten aciz insanlar sizi anlamazsa ne olur ki... HİÇ.
Şu ilkeler çok önemli:Herkesin hayatı özeldir ve farklıdır. Aynı ilaç herkese fayda vermez. Bir olumsuz olayın tarihi, psikolojik, sosyal, fizyolojik binlerce nedeni olabilir. Aynı şartlar her zamanda veya yerde aynı sonuçları üretmez. Her durumun özel şartları her zaman farklıdır. En kötü şartlar bile her zaman birilerine fırsattır. Hayatın hâkimi Allah'tır ve hiç kimse hiçbir duruma mutlak surette daimi mahkûm değildir. Hayatta herkes eninde sonunda niyetinin ve çabasının karşılığını alır.
Muhammed Bozdağ
Sayfa 48 - Yediveren Yayınları
Yüz metreyi hedefleyen sporcu maraton koşamaz. Hayatımıza o kadar büyük bir gerekçe bulmalıyız ki, ömrümüz ona ulaşma çabasıyla geçsin. O kadar yüksekte olmalı ki ona ulaştığımız an, artık dünyada işimizin kalmadığını, dünyadan ayrılmaya razı olduğumuz an olsun.

Öğrencilik sırasında mezuniyet sonrasına dair planlar yapan girişimci öğrenci daha başarılı olur. Plansız öğrenci ise diplomayı alınca şaşkına döner.
Her duygu evreni kapsayacak kadar genişleyebilir. Sevgi her şeyi kuşatabilecek kadar büyüyebilir. Öfke katliama dönüşebilir. Şefkat bütün yavrulara dağılabilecek kadar gelişebilir. Paranızı birkaç kişiye, tebessümünüzü birkaç bin kişiye; sevginizi ise milyarlarca kişiye dağıtabilirsiniz. Olumlu duygular ışık gibidir, her pencereden girer. Bir kalpten bir tane olarak çıkar, diğer kalplerden milyonlar tane olarak girer.
Muhammed Bozdağ
Sayfa 117 - Yediveren Yayınları
Erken kalkmanın, hareketli, güvenli, kanaatkar, sabırlı, hoşgörülü yaşamanın ilahi hikmetin gereği olduğuna inanan bir insanın duyguları huzurlu, sabırlı ve güvenli olur. Hastalığın insana şükrü, vefayı, hayat sevgisini, cennete layık ahlaki değerleri kazandırmaya gelen misafir melek olduğunu bilir. Bu misafirden dersini hızlı aldığı için daha kolay iyileşir, hastalığının yükü de hafif geçer.
Muhammed Bozdağ
Sayfa 37 - Yediveren Yayınları
Modern kültür içimizde yayıldıkça bireyselleşiyor, yalnızlaşıyoruz. Bu da geçmişin keyifli birlikteliklerinden bizi koparıyor. (...) Facebook, twitter, bilgisayar oyunları yalnızlığımızı gideriyor gibi görünüyor. Gerçekte bu bir oyalamacadır. Beynimizi canlandıran ve bizi hayata bağlayan bilgisayar ekranı deği, hayatın kendisidir: İnsandır, sokaktır, ilişkiler ve eylemlerdir.
En kolay değişen kanaat, en zor değişense inançtır. Gözlem ve deneyimler kanaatleri, kanaatler ilkeleri, ilkeler değerleri ve değerler de inançları inşa eder.

Davranışlarımıza, kazandığımız inanç ve ilkeler çerçevesinde zihnimiz karar verir. (...) Kendimizi değiştirmek ancak zihnimize doldurduğumuz bu kalıpları değiştirmekle mümkündür. Değişmek, öğrenmekle başlar.
Bizim görevimiz yapmaktır. Sonucu elde etmek değil.
Sonucu biz değil, Evrenin Hakimi yaratır. Yolcu karıncaya, nereye gittiğini sormuşlar da "hacca gitmekte olduğunu" söylemiş.
Bu hızla oraya nasıl ulaşacağı sorulduğunda "Varamazsam o yolda ölürüm" demiş.
Ötelere varabilecek olan, yerinde duran büyük dağ değil, sürekli ilerleyen küçük karıncadır.
Başarılı birisini örnek almak çok yararlıdır; ama onu aşma niyetine odaklanarak yola çıkmak insanı tökezletir. Başarılı kimseleri örnek alalım ve onlarla rekabet etmeyelim. Onları bir gün aşabiliriz elbette ve bunun en sağlıklı yolu her gün kendimizi aşmaya çalışmaktan geçiyor.

Yeryüzünün en zor sanatı, başkalarının başarılarını kıskanmamaktır.
Muhammed Bozdağ
Sayfa 159 - Yediveren Yayınları
Şu yazarı ve kitaplarını o kadar çok merak ettim ki.... Merakımın nedeni ise sitemizde an fazla alıntı yapılan kitabın bu yazara ait olmasıydı.

Kitaba geçersek; diğer okuduğum kişisel gelişim kitapların çok çok farklı bir eser. İçerisinde 7 bölüme oluşuyor kitap. İnanma, Niyet, Duygu, Israr, Kanaat, Ruhani Etkileşim ve İlahi İrade Gücü olarak. Her bölümde kendi başlığına göre örnekler, sınıflamalardan oluşuyor. 286 Sayfalık bir eser. Elimdeki baskı 254. Baskı. Gitgide güncellenmiş kitap.

İçeriğine bakarsak başta dediğim gibi çok çok farklı bir kişisel gelişim kitabı. Daha doğrusu gelişim değil de gelişmiş insanlar da okuyabilir. Çünkü içerdiği bilgileri unutmuş olmaları muhtemel. Tazelenmek isteyenler mutlaka okumalı. Ayetlerle, hadislerle ve alıntılarla tüm konular örneklendirilmiş. Bölüm sonlarında ise tekrar mahiyetinde eylem planı ve özet sözler bölümü var.

Yazarın çok farklı bir dili var. Bir bakıma ilmihal gibi bir kitap Dini açıdan yaklaşmış yazar bilimsel açıdan değil. Diğer kişisel gelişim kitapları bilimsel veriler ve istatistiklere dayanır genelde. Ama bu kitap ruha hitap ediyor. Günlük yaşamdan örneklerle ilerlemiş yazar.

Eleştirim ise bazı bölümlerde öyle cümleler var ki aynı sözleri farklı cümleler kurarak uzatmış. O kısımları okuyunca biraz sıkıldım ama genel olarak ruha hitap eden, her kesimin okuması gereken bir kitap. Konuları ve içeriği harika bir kitap. İnsanın yapacaklarına inanması, duygularını kullanması, bilmediklerini öğrenmesi ve bildiklerini tazelemesi açısından kesinlikle önerebilirim.

Çok çok etkilenmesem de beğendiğim bir eser oldu. Yazarın diğer iki kitabı daha var elimde okumayı düşünüyorum. Sürçü lisan ettiysem affola.

İyi okumalar. Mutlu günler...
Kitap Ruhsal Zeka'yı, bizim Yaratıcı ile olan bağlantımızı irdeliyor ve 7 maddede onu nasıl verimli kullanacağımızı açıklıyor. İçindekilerin çoğu zaten gündelik hayattan bildiğimiz şeyler, yazar bunların ruhsal zeka ile olan bağlantısını açıklıyor. Geri kalanı da yine bildiğimiz ama çoğunlukla gözden kaçırdığımız bilgilerdi.

Bu konularda, daha önce çok fazla şey okumuş olduğum için kitap beni okurken baya sıktı diyebilirim. Ruhsal Zeka başlığı altında olmadan içindeki yazılara benzer kitaplar ve makalelerden bolca okuduğum için bu kitabı okurken neredeyse hiç yeni bir şeyle karşılaşamadım, hem bu durum hemde yazarın dili yüzünden kitabı sevemedim. Bir an önce bitse isteğiyle okuduğumu da itiraf etmeliyim. Sanırım kitaptan daha fazla bilimsel araştırma verisi bekliyordum ama hiç böyle bir şeyle karşılaşmadım, bu da etkileyiciliğini azaltıyor ne yazık ki.

Bugün olsa bu kitabı muhtemelen almazdım ama daha önce aldığım için okumuş oldum. Kitap kötü değil ve insana ilham verecek çok fazla noktaya parmak basıyor, kitaba kulak verirseniz oldukça faydalı sonuçlar alınabilir. Ancak ben yazarın dilinden hoşlanmadım, neden bilmiyorum ama rahatsız etti beni, belki de sürekli kendinden örnekler vermesinden dolayıdır. Yazarın başka kitabını okumayı düşünmüyorum.

http://yorumatolyesi.blogspot.com/2017/04/ruhsal-zeka.html
أَيَحْسَبُ الْإِنسَانُ أَن يُتْرَكَ سُدًى
İnsan, kendisinin başıboş bırakılacağını mı zanneder.(Kıyamet-36)

*****
Diğer okurların ne düşündüğünü bilmem ama bu kitabı okurken aklıma sürekli yukarıdaki ayet geldi. Bence kitap insanoğlunun ne kadar önemli olduğunu hatırlatıyor. Yani evet koskoca bir evren var. Her gün Güneş doğuyor, vakti geldiğinde yağmur yağıyor. Çeşit çeşit sebze ve meyveler her yıl belli mevsimde yetişiyor, sofralarımıza geliyor. Peki niçin ?
Bu tarz düşününce tüm kainat insanoğlu için çalışıyor diyebiliriz. Ve bu da insanın önemini bir kez daha vurguluyor bence.
Gelelim esas konuya. Kiişisel gelişim kitapları genelde insanları plana, programa itekler. İnsanı sadece maddi bir varlık olarak görüp aslında 24 saate her şeyi sığdırabileceğimizi sadece planla çalışmamızdan bahseder. Oysa bu kitapta insanın ruhani yapısını da incelemiş yazar. Ve bu açıdan kendi kulvarındaki diğer kitapları açık ara geride bırakmış diyebilirim.
Yeri gelmişken söyleyeyim bu kitap öyle 1 haftada okunup bırakılacak bir kitap değil. Hayatınızın hemen her safhasında yanınızda bulunması gereken bir kitap. Gönül rahatlığıyla tavsiye ederim.Şimdiden iyi okumalar...
Ruhsal Zeka kitabı yedi bölümden oluşan batı kaynak ve kültürlerinden ziyade bir müslümana göre, İslami müktesebat ile yazılmış bir kişisel gelişim kitabıdır. Bu yedi bölüm şunlardır; inanma gücü, niyet gücü, duygu gücü, ısrar gücü, kanaat gücü, ruhsal etkileşim gücü ve İlahi İrade gücü.

Kişisel gelişime bu açıdan bakmak için yazarın değinmediği bir çok nokta var. Kişisel gelişim bir yolculuktur, kötü huylardan iyi huylara bir yolculuk. Tasavvufta bu yolculuğa seyri sülûk denir. Yani kişinin nefis mertebelerinde yükselmesi, kalb ve ruhun derinlemesine anlaşılması ve iradenin güçlenmesidir. Ve seyri sülûk'un nihai hedefi kişiyi insanı kamil mertebesine yükseltmektir. Bunlardan kitapta hiç bahsedilmemiş...

Yazar çok okumuş, bilgili ve kendini geliştirmiş biri olabilir ama yazarlık başka bir şey. Tam olarak ifade etmekte zorlanıyorum ama yazarın üslubunda eksiklikler var. Bazı ifadeler fazla abartılmış ve bazı konular birbirini tekrar etmiş. Yinede kişisel gelişime farklı bir bakış açısıyla bakmak için okunması gereken bir kitap diye düşünüyorum.
Merhabalar,
Öncelikle kitabı genel olarak beğendiğimi ifade ederek başlamak istiyorum, gerek beyinsel, gerekse sorunlara yaklaşım tarzları, olumlu bakış açıları kazanma, durum değerlendirme tarzı bir çok meseleyi ele almış yazar. Yeri gelmiş maneviyata yeri gelmiş psikoloji ilmine yer vermiş. Psikoloji alanında verdiği bilgiler okuduğum diğer psikoloji kaynaklarından aksi bir tutum sergilemiyor. Yazar psikoloji ile alakalı bu kadar bilgi sahibi iken psikoloji mezunu olmaması benim için önemli değil. Zira herşey diploma değil, ilgin var ise çalışarak bilgin de olur kanaatindeyim kendimce.
Derleme bir kitap olmuş. İzlediğim videolarda ki, gittiğim seminerlerde ki dinlediğim bilgilerin düzenli bir sıralama ile not haline getirilmiş şekli sanki. Bu kitaptan daha iyilerini de okudum, daha kötülerini de ortalama bir kitap.
Beğendim.
''Başarabileceğinize ne kadar inanıyorsanız, başarma ihtimaliniz o kadar fazladır'' demiş yazar. Nasıl doğru bir kelam. Hepimiz, öğretim hayatımızda telkin edilmek maksadıyla, bu sözleri mutlaka duymuşuzdur. ''İnanmak başarmanın yarısıdır'' yada ''İstemek başarmanın yarısıdır'' gibi...Eğer kendinizi, bir aymazın içerisinde boğuluyor gibi hissediyorsanız mutlaka bu kitabı okuyun derim. Sıra dışı olayların sırlarını keşfetmekle kalmaz, olayları irdelediğinizde gizli ve hikmetli bir planın varlığını hissedersiniz. Yazar; başımıza gelen iyi yada kötü bütün olayların, ilahi emirlerden kaynaklandığını, İçtenlikle yapılan dualar ile de olayların akışını değiştirebildiğimizi kısaca , ''hayata hikmetin hükmettiğini'' mükemmel kalemi ile biz okurlara armağan etmiştir.
Yazar bizim yaradılış durağımızdan başlayıp en son durağımız olacak olan cennet/cehennem durağına kadar hangi süreçlerden geçeceğimizi hangi duraklara uğrayacağımızı çok güzel işlemiş.Eser toplam altı bölümden oluşuyor.Bunlar;
1-Hayata hazırlık
2-Dünya hayatı
3-Berzah hayatı
4-Kıyamet
5-Sorgulama hayatı
6-Cennet hayatı
Benim en çok ilgimi çeken yazarın yazdığı bölümleri bilim ve Kuran-ı Kerim'in ışığında ele alıyor olması.Ahiret hayatı ve yaratılışımızla alakalı kafamıza gelebilecek soruları da soru-cevap şeklinde açıklamış.
Farklı bakmama vesile olan ve okuduktan sonra yeniden iyi ki inanıyorum dediğim bir eser oldu.Tavsiye ediyorum.
Eser 7 bölümden oluşuyor.Bunlar;
İnanma gücü,niyet gücü,duygu gücü,ısrar gücü,kanaat gücü,ruhani etkileşim gücü ve İlahi irade gücü...Yazar bu bölümler adı altında nasıl daha huzurlu olabileceğimizi,nasıl daha iyi ve başarılı bir hayat yaşayabileceğimizi müthiş bir teslimiyet ve tefekkürle açıklamaya çalışmış.Geçtiğimiz ay ve bu ay boyunca okuduğum Muhammed Bozdağ eserlerinde ortak temalar genel olarak tefekkür,başarı,teslimiyet,niyet adı altındaydı.Okuduğumuz yazarların ruh hallerinin ve duygu dünyalarının bizlere tesir ettiği kanaatindeyimdir her daim.Bundan olacak ki Muhammed Bozdağ'ı okuduğumda daha dingin daha huzurlu hissettim kendimi.
Kitabı lise yıllarında aldım ve okudum. Kitap gözle görülmeyen, insanı saran bir gizli güçten, Meta-Fizik dediğimiz olgudan bahsediyor. Ama bunu açıklarken hiçbir Bilimsel açıklama ve Tezler den örnek vermemiş. Daha çok kendi anıları ve şahit olduğu şeyler.

Oysa insanı sarmalayan, çoğumuzun 6. His, şans, kader gibi adlandırdığımız bu Meta-Fizik güç, İslam ve Batı uygarlıklarında araştırma konusu olmuş, üzerinde durulması gereken bir konu. Ama yazar ne yazık ki bilimsel olarak okuyucuya birşey veremiyor. Bilimin kaynağı Düşüncelerdir. Bu kitab da yazarın düşüncelerine Bilim değil, Yazarın kendi anıları açıklık getirmeye çalışıyor.
Bu tür kitaplar okumak için değil de göz gezdirmek için varlar diye düşünürüm,
Bu tür kitaplar, balık veriyor, balık nasıl tutulur öğretiyor gibi ancak içinizdeki imanı arttırması geçici, Fazilet kazandırması zayıf,
İncelenmeli ancak imani kitaplar, örneğin meali ile tefsiri ile Kuran, açıklamalı kütübü sitte (hadis), mevlana mesnevi, Bediuzzaman risaleler azda olsa surekli okunması gereken şeklinde hayatinizda yerini bulduğunda 3/5 sene sonunda çok ciddi bir bilgi birikimi, düşünme tarzı, yargılar, faziletleri elde edilmesi muhtemel
Özetle saman alevi değil, günlük azda olsa Allah a firar etme ile başlayan aşklara ihtiyaç var.

Yazarın biyografisi

Adı:
Muhammed Bozdağ
Unvan:
Türk Yazar
Doğum:
Trabzon, 1 Ocak 1967
Muhammed Bozdağ (d. 1 Ocak 1967, Trabzon) Türk yazar. Yazarlığının yanısıra yasama uzmanı, kamu yöneticisi, siyaset bilimi doktoru, radyo ve televizyon sunucusu, Trabzonlu, evli, üç çocuk babası… İlk kitabı Düşün ve Başar’ı 1999 yılında yayınlayan ve misyonunu hayat bilgeliği ibaresiyle tanımlayan yazar maneviyatçı kişisel gelişim alanında özgün eserler vermektedir. Yazar’ın Ruhsal Zekâ isimli ikinci eseri en çok ilgiyi çekmiş ve bütün eserleri yüzden fazla baskı yapmasıyla tanınmıştır. Hayatı Trabzon’un Akçaabat ilçesine bağlı Arpacılı Köyünde 01/01/1967 günü, Ali-Fadime ailesinin üçüncü ve hayatta kalan ilk çocuğu olarak dünyaya geldi. İlk ve ortaokulunu Metinkale ilköğretim okulunda okudu (1973-1981). Ortaokulunu bitirdiğinde eğitimini sürdüremeyince, yazar olmayı düşündü. “Almanya’ya gidip dönmeyen Türk işçisinin hayatını” konu alan ilk roman denemesini, tarlalarda çalışırken kurguladı, eve geldiğinde yazıya döktü. Bir yıl sonra Devlet parasız yatılı lisesi sınavına girdi ve Kastamonu İnebolu Lisesini kazanarak, eğitimini sürdürme şansı yakaladı. Köyünün zor şartlarından böylece kalıcı olarak ayrıldı. Modern eğitim veren İnebolu Yatılı Lisesi’nin fen kolundan birincilikle mezun oldu. (1982-1985). ODTÜ Kamu Yönetimi Bölümü’nü kazandı ve bu okulu da başarıyla bitirdi. (1985-1990). Lisans mezuniyetinin ardından Hacettepe Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsünde master’a başladı. Bu arada TBMM Yasama Uzman yardımcılığı sınavını kazanarak 1992 yılı şubat ayında göreve başladı. TBMM’de, yasama uzman yardımcısı ve yasama uzmanı, (1992-2003), Kanunlar ve Kararlar, Basın ve Halkla İlişkiler ile Araştırma Merkezi Müdürlüklerinde Müdür Yardımcısı (2003-2011) olarak çalıştı. Yasama Uzmanlığı yaptığı yıllarda, Sivas Olaylarını, Güneydoğu Olaylarını, Siyasi Partilerin ve Liderlerin Malvarlıklarını Araştırma Komisyonları, çeşitli soruşturma ve KİT Komisyonlarının raportörlüğünü yaptı. Görev yaptığı komisyonlarla birlikte ABD; Almanya, Bosna-Hersek gibi ülkelerde kısa süreli çalışmalara katıldı. TBMM’deki kurumsal çalışmalarını geliştirirken, bir yandan da akademik kariyerini ilerletti. Master tezini “Yasama Sürecinde Verimlilik: TBMM Örneği” konusunda tamamladı. (1991-1995). Daha sonra Gazi Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsünde “AİHM Kararları Çerçevesinde Türkiye’de Siyasi Partilerin Kapatılması” (2000-2003) konulu doktora tezini verdi. Muhammed Bozdağ’ın ortaokul yıllarında başlayan yazarlık ilgisi lise yıllarında devam etti. İlk yıllarda daha çok şiir ve deneme tarzı metinler kaleme aldı. Başlangıçtan beri yazıları Diyanet Çocuk, Tercüman Çocuk, Köprü gibi dergilerde ve bazı gazetelerde yayınlandı. Aynı dönemde, mesai dışında ve hafta sonlarındaki zamanını planlayarak, çeşitli sosyal ve kültürel etkinliklere zaman ayırdı. Bu çerçevede iki binden fazla öğrenciye Hızlı-Etkili Öğrenme ve Etkili İletişim Eğitimi verdi. Yurt içinde ve yurt dışında başarı ve motivasyon seminerleri düzenledi. Sosyal organizasyonlarda bulundu. Kültürlararası Araştırma ve Dostluk Vakfı Kurucuları arasında yer aldı ve başkanlığını yaptı (1999-2002). İktisadi ve Sosyal Araştırmalar Vakfı, İnsani Değerler Derneği, Yasama Uzmanları Derneği gibi sivil toplum örgütlerinin kurucuları arasında bulundu. Yerel düzeyde çeşitli radyolarda yayınlanan çok sayıda konuşmalar sundu. TRT Int Kanalında Sonsuzluk Yolcusu isimli haftalık programın (2004-2005) uzmanlığını ve sunuculuğunu yaptı. STV Kanalında Hayat Dersi adında günlük programda başrol aldı (2008-2009). Lise hayatından itibaren yoğun bir okuma ve öğrenme sürecine giren yazar, bilhassa üniversite yıllarında Doğu ve Batı düşüncesinden çok sayıda kitapla tanışarak dini ve kültürel birikimini geliştirdi. Aile, gençlik, başarı, mutluluk, stres ve zaman yönetimi, etkili öğrenme, iman, din felsefesi, ahlak gibi ilgi ve araştırma alanlarında yoğun okumalar yaptı. Eğitim ve kültür odaklı çalışmalarını, fikirlerini ve birikimlerini hobi düzeyinde bırakmak yerine kitap formatında yaymaya karar verdi. Bu amaçla kaleme aldığı ilk eseri Düşün ve Başar’ın gördüğü yoğun ilgi üzerine eserleri birbirini izledi. 2011 yılı itibariyle beş kitabı toplam bir milyona yakın satış gerçekleştirdi. Başlıca Fikirleri Muhammed Bozdağ inandığı İslamî öğreti çerçevesinde hayatın bir sonsuzluk yolculuğu olduğunu savunuyor. İnsanın elest meclisinde ilk yaradılışa tanıklık ettiğini, anne rahminden dünyaya, berzaha, dirilişe, hesap ve sorguya ve oradan cennete veya cehenneme uzanan bir imtihandan geçtiği tezini işliyor. Yazar çağımızın en büyük sorununun aşırı dünyevileşme, ahıreti unutma, zevk saplantısı, bencillik, para düşkünlüğü, bireycilik, sorumsuzluk, vefasızlık gibi manevi hastalıklar olduğunu, bunlara karşı ancak Kuran’da sayılan ilahi ahlakla gerçek huzura tutunmanın mümkün olduğunu düşünüyor. Kitaplarında tespit ettiği bu sorunlara çözüm olabilecek özgün yaklaşımıyla anlatımlarda bulunuyor. Bozdağ’a göre mutluluğun yolu, çerçevesi Kuran’da çizilen ilahi ahlaktır. İlahi ahlaka daha yakın yaşamak, daha dürüst, vefalı, şükür sahibi, sabırlı, saygılı, iyiliksever, iffetli olmak, Allah’ı ve dini değerleri içtenlikle sevmek, ölümsüz mutluluğun yoludur. Kitaplarında vatan-millet-insanlık sevgisine, hoşgörüye, Allah adına zalimlerin dışındaki herkesi ve her şeyi sevmeye vurgu yapıyor. Karıncaların bile incitilmemesi gerektiğine inanıyor. Müminlerin kardeşliğini emreden ayeti sıklıkla hatırlatıyor. Yazar’a göre ömür boyunca gerçek ve hatta tek anlamlı başarı Allah’ın dostluğunu kazanmaktır. Bunun dışındaki bütün başarılar dünyevidir, geçicidir ve dolaysıyla boştur. "İnsan bir kader planının sınırları içerisindedir. Yeryüzünde bulunmasının esas amacı, zorluklardan geçip imtihan olmak, Yüce Yaradan’ı ve amacını keşfetmek, manevi olarak eğitilip yükselerek cennete layık saflığa ulaşmaktır. Böylece ölümsüzleşmektir. İnsan dua etmekle ve çabalamakla mükelleftir ve Allah da bu ikisine göre insana karşılık verir. Hayat maddi, görünür sebeplerin arkasında ruhsal zeka ile açıklanan manevi gizli sebepler üzerinden yönetilir. Allah izin verdikten veya destekledikten sonra insanın başaramayacağı iş yoktur. Allah’ın kolaylaştırdığı kolay, zorlaştırdığı zordur."

Yazar istatistikleri

  • 133 okur beğendi.
  • 1.647 okur okudu.
  • 34 okur okuyor.
  • 570 okur okuyacak.
  • 38 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları