• Arkadaşlar şiir kitabı okuma etkinliğine katılan arkadaşlarım buraya yorum kısmına ✋ şöyle bir işaret bırakabilir mi 180 kişi vardık sanırım o listeyi yeniden yapmam gerekiyor. Diğer iletim hesap kapandı diye silinmiş çünkü geri gelmedi çok üzgünüm :(
    "#40075031
    1. İlker Şirin
    2. Hakan Arık
    3. bikedibolkitap
    4. Abidin Karabörk
    5. Rûhberûh
    6. Ebru Ince
    7.Roland Deschain
    8. Tayfun
    9. inci
    10. Homeless
    11. Okuma Delisi / Emir
    12. Sherlock Holmes
    13. EndoplazmikGaripbirKulum
    14. Haruni
    15. Emin K.
    16. Semina
    17. Hatciş
    18. Gamze Özmen
    19. BulutlardaHuzur
    20. Tubalasar
    21. Nur Altnbs
    22. N u r b i k e
    23. Resul Bulama
    24. Derya (Bahir) Deniz
    25. SEYYAH
    26. Hilal
    27. Çiçeklerin Kelebeği
    28. Beyza Akdağ
    29. °°° Vaveyla °°°
    30. Müjgan
    31. Bahar
    32. Oya Nur Delen
    33. Davy Jones
    34. Damien
    35. ZümrütGökce
    36. Samet Hızır
    37. Nesrin A.
    38. Arzunalbant
    39. €sra D.
    40. Mehmet Sadık
    41. özlem
    42. Liliyar
    43. Mavi Kelebek
    44. https://1000kitap.com/avsar_kizi38
    45. Murat Ç
    46. Sıçrayan Midilli
    47. Cerrah Asya
    48. Büşra A.
    49. Bir başka güzel
    50. Kitap Misafiri
    51. Begonvil'
    52. sena
    53. Kerim Köksal Kaya
    54. Sedat Kaya
    55. H
    56. Ramazan...
    57. marie sklodowska
    58. Kübra BULUT
    59. Hatice
    60. Özlem
    61. Eylül Türk
    62. Bilge
    63. Abdulbaki
    64. Komplike
    65. Nazlıcan Karaoğlan
    66. 'Sena
    67. Gülden
    68. Betül
    69. Şizofren Kedi :)
    70. mdh
    71. Nur
    72. Fluffy
    73. aslıhan
    74. https://1000kitap.com/Hissikablelvukular
    75. döşeğimde ölürken
    76. Atakan
    77. Ehvenişer
    78. Pupilla'
    79. Davetsiz misafir
    80. Eylem Okur
    81. Arzu Kuru
    82. Nalan Kanmaz
    83. Mustafa
    84. Filiz Taşcı
    85. Gülden
    86. İlgen Aktürk
    87. Alper Koç
    88. https://1000kitap.com/Dogabuse
    89. Kadir muzac
    90. ercanscgn.
    91. Lale-i Nu'man
    92. Eva
    93. MAKASAPATU
    94. Şennur İpekbayrak
    95. Mehmet Emin
    96. Zelal Taş
    97. Sonbahar Yaprağı
    98. Hüseyin Mutlu
    99. Deniz
    100.
    101. Zeynep
    102. erdemli keder
    103. Güvercin
    104. Ruhi
    105. Zeynep
    106. Ahmt
    107. Gogol'un Paltosu
    108. LunaPotter
    109. Nausicaä
    110. Sezen B.
    111. Mathilda
  • Selâmun Aleyküm. Abilerim, ablalarım, kıymetli arkadaşlarım.✋🏻
    Yeni bir heyecan arayıp, blog yazmaya karar verdim. Ve ilk yazımı yazmaya çalıştım elhamdülillah. Desteklerinizi esirgemeyin lütfen.🌷👆🏻
    Rabb'im utandırmasın. 🤲🏻☺️

    https://haddizatindaincebirokur.blogspot.com/...azsz-kalmak.html?m=1 ✒️

    https://haddizatindaincebirokur.blogspot.com ✒️
  • 239 syf.
    ·2 günde·Beğendi·9/10
    Herkese merhaba dostlarBu sabah sizlere kalemi ilk kez tanıştığım sevgili yazar #yaprakoz den #berlinliapartmanı kitabının yorumu ile geldim. Bu kitabı defalarca sepetime ekleyip çıkardım. Ama okuyunca ahh merve keşke çok daha önceden okusaydın dedim kendi kendime. Bakalım neden böyle demisim.
    Öncelikle polisiye-gerilim ve fantastik türlerinde nedense Türk yazarlarda hep bir eksiklik veya kurgu hatalarına denk gelip aman işte yazamıyor bizimkiler dediğim zamanlar çok olmuştur. Baştaki tereduttum de bundandi sanirim. Amaaa ahhh ben nasıl yanıldım. Kitaba pazartesi sabah basladim ise giderken. Bir an once akşam olsa kitaba devam etsem diyerek akşamı ettim ve gece yarısı kitabı bitirdim. Kitabın yazım dili, anlatımı çok iyiydi. Bir kere o heyecan duygusu hiç bitmiyor. Kitap ilerledikçe bir bakıyorsunuz hop sizde kitabın içine girmişsiniz. Hatta ben o kadar etkisinde kalmışım ki gece rüyamda bile karakterle uğraştım durdum.
    Konu olarak bahariyede sıradan bir apartman görüntüsü çizen berlinli apartmanı ve sakinleri alışılagelmiş rutin yaşamlarına devam ederken, apartmana taşınan kendi halinde çevirmen oya ile olaylar bir anda seyrini değiştirecek, mazbut görünen apartman ve sakinlerinin geçmişlerindeki olaylar su yüzüne çıkmaya başlarken, yeni olaylarında oluşmasına sebep olacaktı. Ve bir anda bütün apartman sakinleri oyanın gözünde birer şüpheli durumuna geçecekti. Bunu farkeden bir kişi bu defa kancayı oyaya takar ve onunla uğraşmaya başlar. Peki kimdi bu ve neden oyaya musallat oldu? Oya nelerin farkına vardı? Iste bu ve bunun gibi soruların cevaplarının hepsi kitapta efendim. Heyecan, macera ve aksiyonun kollarına kendinizi atmaya hazır olun.
    Son olarak şunu ifade etmekte fayda var. Ben çok fazla polisiye gerilim okuyan bir okur olmadigim için çok keyif ve tat olarak okudum bu güzel kitabı. Ve bana göre alanında ülke yazarlarimiz içinde belki de en iyilerinden birisi benim için. Sıkı bir polisiye gerilim okuyan arkadaşlarım için belki yazdiklarim abartı gelebilir. Onlara da bu konuda şimdiden saygı duyup hak verdiğimi belirtmek isterim. Ben beğenerek okudum tavsiyemdir. Bir başka yorumda görüşmek üzere hepinize keyifli günler dostlar.
  • Bayan değil, kadın. Ama neden?
    Herkesin korkmadan kadın diyebildiği, kadınların bayan değil, 'bağyan' hiç değil, kadın olduğunu yüksek sesle haykırabildiği günlere...
    Geçen gün sosyal medya üzerinden Türkiye’deki adaletsizliği konuşurken arkadaşlarımızdan birisi “Adalet artık sadece bir bayan ismi” dedi. Ben ve kadın arkadaşlarım durur muyuz, hemen “Bayan değil, kadın” dedik. Bunu dediğimiz zaman ortalığı aldı bir kıyamet. Bayan kelimesinin kullanılmasına karşı çıkanlar ve kullanılmasını destekleyenler arasında kıyasıya bir tartışma yaşandı. Yazımızda öncelikle neden ‘bayan değil, kadın’ dediğimizi açıklamaya, ikincil olarak da gelen eleştirileri dile getirmeye çalıştık.
    İlk önce cinsiyet ve hitap biçimleri arasındaki farkı ortaya koymakta fayda var. Bir bireyin cinsiyeti tanımlanırken kadın ve erkek kelimeleri kullanılır. Öte yandan bir hitap biçimi olan ‘bay’ ve ‘bayan’ kelimeleri ise cinsiyet kullanımının uygun olmadığı yerlerde bir hitap biçimi olarak bu gereksinime cevap verir. Burada vurgulamak istediğimiz, karşı çıkılan noktanın örneğin bir tiyatronun ya da bir programın açılışındaki “Baylar bayanlar hoş geldiniz” ifadesi olmadığıdır. Sorun, cinsiyetten bahsedilirken kullanılması gereken ‘kadın’ kelimesi yerine ‘bayan’ kelimesinin kullanılmasıdır. Peki bir kişi kibar olma niyetiyle bayan demiş olamaz mı? 
    Kibarlık ve niyet meselesi 
    Sosyal medyadaki tartışmada ilk göze çarpan kibarlıktan doğan niyet meselesiydi. Bayan demek hem kibarlık, hem de iyi niyet göstergesi olabilirdi. Kibar olma niyetiyle bayan diyen birine biz nasıl “Bayan değil, kadın” diyebilirdik ki? Hele de bize “Bunu söyleyen kişinin niyetine bakmak lazım. İnsanların dillerine yerleşmiş kelimeler ile gerçek niyetlerini ayrıştırmak lazım” diyen erkekler karşımızda bekliyorken. Bunu duyunca insanın, “Hakikaten ya, ne doğru dedin arkadaş” diyesi geliyor. Evet, bayan diyen kişiler kibarlık için böyle diyor olabilir. Peki bu durum gerçekten de iyi niyet meselesiyle açıklanabilir mi? 
    Kibarlık olsun diye söylenen bayan kelimesi aslında kadını cinsel kimliğinden uzak tutan erkek egemen zihniyetin dile yansımasının bir sonucudur ve her seferinde tercih edilen bu sözcük, utandığımız, kabullenmediğimiz bir durumdan kaçmak için kullandığımız toplumsal bir zihniyetin ürünüdür. Kısaca bu durum kadın cinselliğinin yok sayılması, kadının cinsel kimliğinden uzaklaştırılması ve kadın kelimesinin utanılacak bir kelime olarak görülmesi olarak yorumlanabilir.
    Öte yandan bir birey kadın yerine bayan demeyi neden kibarlık olarak görmektedir? Bunun en büyük sebebi, bayan kelimesinin kibarlığı temsil eden, kadının ise kaçınılması gereken ve kabalık içeren bir kelime olarak görülmesidir. Peki cinsiyeti tanımlayan kadın kelimesi nasıl kaba olabilir? Kız-kadın ayrımı yapmadığından daha nötr olduğu ve kadın cinselliğine dair atıf içermediği iddia edilen bayan kelimesi, bu ‘kabalığın’ üstünü örterek kadın kelimesinin kullanılmasının toplumda yaratacağı gerginliğin önünü almış olur. Peki aynı şekilde erkek kelimesi kaba mıdır? Bir erkeğin cinsiyetini ya da cinselliğini tanımla(ma)mak için erkek yerine ‘bay’ kullanılır mı? Erkek olarak hitap edilmek hiç utanılacak bir durum olur mu?
    Bu sorunun ‘altı üstü kadın yerine bayan denmesi’ gibi önemsiz, anlamsız ya da sadece söylemsel bir sorun olmadığını söylemek de mümkündür. Bayan söyleminin yaygınlaşması ile hem kamusal hem de özel alandaki adlandırma biçimleri de etkilenmektedir. Bunun sonucu olarak, kadın ve erkek için ayrı bölümleri olan birçok mağazanın ya da umumi tuvaletin ‘Bayan-Erkek’ olarak yapılandırıldığı ve kadın yerine bayan kelimesinin yaygınlaştığı gözümüze çarpmaktadır. Tam da bu noktada dil ve düşünce ilişkisinden bahsetmekte fayda var.
    Dil-düşünce ilişkisi
    Dil ile bütün dünyayı anladığımız gibi, toplumsal gerçeği de yeniden inşa ederiz. Düşüncelerimiz de yine dil ile şekillenir. Dil, bir yandan kelimelerle fikirlerimizi paylaşmamızı ve iletişim kurmamızı sağlarken diğer yandan düşünceyi kendi içinde sınırlandırarak ve kendi gerçekliğini dayatarak düşüncenin kalıplarını hazırlayıp eyleme döktürür. Böylece dil ile toplumsal bilinci, önyargıları, önceden tanımlanmış toplumsal cinsiyet rollerini de bilinçli bir şekilde açığa çıkarırız. Kısacası kullandığımız dil düşündüklerimizi, yaşayış biçimimizi, toplumu algılayışımızı yansıtır. 
    Dil, cinsiyetçilik ve iktidar arasındaki ilişkiye baktığımızda, dilin toplumsal güç dağılımının üretilmesinde, sürdürülmesinde ve yeniden şekillenmesinde en etkili araçlardan biri olduğunu görmekteyiz. Bu nedenle kadın yerine bayan kelimesini her kullandığımızda toplum tarafından kadına atfedilen bütün rolleri, ayrımcılığı ve kadının toplumdaki yerini kabul edip, bu eşitsizliği pekiştirerek dil ile yeniden dolaşıma sokmuş oluruz. 
    Peki ne yapılabilir?
    Bir kadının cinsiyetinden bahsederken bayan kullanıldığı her durumda karşımızdakine aslında cinsiyetten bahsettiği ve ‘bayan’ın cinsiyeti tanımlamadığı, aksine bir hitabet şekli olduğu hatırlatılabilir. Karşımızdaki kişiyle bu meseleyi tartışarak, ‘bayan’ meselesiyle kadın cinselliğinin kabul görmemesinin, cinselliğin kadın için utanılacak bir durum olmasının, bekâret baskısının, kadın sömürüsünün iç içe geçmiş meseleler olduğu anlatılabilir. ‘Bayan’ meselesini tartıştıkça, mesele daha fazla görünür ve üzerine konuşulur hale gelecektir. Böylece yeni bir fikir dil ile dolaşıma girerken bugünden yarına bir değişiklik yaratmasa da uzun vadede toplumsal gerçekliğin değişmesine katkıda bulunacaktır.
    Ne zaman bu meseleyi dile getirsek neyi, nasıl ve ne şekilde tartışmamız gerektiğine karar veren, tartışma alanımızı kendi ayrıcalıklı konumlarından belirleyen ve bu meseleyi “Uğraşacak başka konu mu kalmadı?” diyerek değersizleştiren erkeklere de toplumdaki ayrıcalıklı konumları hatırlatılabilir. Hangi sınıftan gelirse gelsin kadınların her şekilde sömürüldüğü ve var olan cinsiyetçilikten de canının yandığı ortaya koyulabilir. Bize bayan yerine kadın denmesini sağlayacak kadar gücümüzün olduğunu söyleyerek de son söz koyulabilir. 
    Herkesin korkmadan kadın diyebildiği, kadınların bayan değil, ‘bağyan’ hiç değil, kadın olduğunu yüksek sesle haykırabildiği günlere...
    *Feminist aktivist
  • Şiire başladığı dönemlerde Ahmed Arif'in Nâzım'a ilişkin görüşleri şöyle:

    "Şiire yeni başlamış devrimci bir delikanlının karşısına Nâzım'ı dikerseniz, çocuk ya paniğe kapılır ve ters akımların uydusu olur, yahut ezilir, kötü bir kopyacı kesilir.
    —Hidrojen bombasına karşı Kürt hançeri ne yapabilir?

    - Üniversitede ve mahpusanede bazı arkadaşlarım, 'Nâ­zım'dan sonra şiir yazmak, boşuna bir gayret, hatta saygısızlık,' diyordu.

    Onlarla hiç tartışmadım, hep sustum. Çünkü dedikleri bir bakıma doğ­ruydu.
    Ne var ki 'Nâzım gibi şiir yazmak' ile 'Nâzım'dan sonra şiir yazmak' arasında vatanımın dipsiz uçurumları gibi bir uçurum vardı.
    Elbette Nâzım'ı yahut başka bir ustayı budalaca izlemekle kimse şair olamazdı. Ama Nâzım'dan da, başka ustalardan sonra da şiir yazılacaktı. Yoksa Shakespeare'den sonra trajedi, Moliere'den sonra komedi yazmak gerekmezdi.
    Nitekim, Dede Korkut, Yunus, Pir Sultan, Şeyh Galip ve Fuzuli gibi büyük ustalardan sonra da soylu şiirler yazılmıştır..."