İnce Memed serisine çok benzettiğim bir seri oldu. Sanki o seride anlatılmayanlar anlatılmış gibi geldi. Serinin ilk kitabına göre daha bütün geldi. Olaylar daha sıralıydı ve olaylar arasında kopukluk yoktu. Daha akıcı ilerledi.
Kitaba gelecek olursa burda gene Derviş bey ön planda. Diğer kitaptaki gibi akkoyunlu Mustafa bey le çekişme halinde değil. Burda beylerin tarımda makineleşmeyle mücadelesi anlatılmış. Fabrikalaşma ovaya yavaş yavaş yayılmaya başlıyor. Bu düzenin beyleri artık paranın kölesi, geleneği unutmuş, onurdan habersiz insanlar. Para gözlerini o kadar bürümüş ki köylülerin yoksulluklarını görmezden gelip onları eziyorlar. Toprağın yoksa küçücük bir toprak parçası için mücadele edemiyorsun umut etmeye bile hakkın yok.
Bu kitapta daha çok beylerin konaklarının içşnde yaşananlar ön planda. Beylerle oğulları arasındaki kuşak çatışmaları, parasal durumlar anlatılmış. Beylij düzenin çöküşünü iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Ağalara birşey olmuyor olan masum insanlara oluyor. Tıpkı günümüzdeki gibi.
Çukurova insanının duygularını o kadar güzel aktarıyor ki yazar her kitabında hayran olmamak elde değil.
Yusufla insan öldürdüğündeki psikolojiyi, bu durumun ağırlığını hissediyorsunuz. Derviş Bey in geleneklere tutunmak için çabası. Geleneklere tutunması güzel ama bu kadar tutucu olmamakta lazım. Gelenekleri unutmadan bunlar üstüne yeni geleceği inia etmeliyiz. Zamana da ayak uydurmalıyız. Yoksa yok olmak muhtemel sonumuz.
En sinir olduğum karakter Mahir Kabakçıoğlu oldu. Yanar döner olması, her oratama göre şekil değiştirmesi, oara için çıkarları içşn elinden gelen herşeyi yapması aşırı sinirimi bozdu. Keşke sonunda Derviş bey ile Mahir bey yüzleşseydi de şu Mahir zarar görüp dersini alsaydı.
Yusufun öldürdükten sonraki hallerini anlatan kısımlar bazı yerlerde