M. C.

M. C.
@Mustafa43
Kara Kitap / Orhan Pamuk
4/10
·423 syf.··
2024 1. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 03 Ocak 2024 21:58
Uzun zamandır okumayı planladığım Orhan Pamuk'un belki de en son okumam gereken kitabıydı. Film tadında romanları her zaman vakit kaybı gördüğüm için bu modern roman denemesinin klasik romanlardan farklı bir mekan ve olay kurgusu olduğunu düşünüyorum. Kitabı okurken bir apartman dairesinden çıkıp kendinizi İstanbul'un esrarengiz sokaklarında buluyorsunuz. Belki bir aşk veya bir cinayet hikayesi mi diye düşünürken birbirinden bağımsız gibi görünen farklı konuların içinde buluyorsunuz kendinizi. Yazarın kalın bir kitap yazma arzusuyla, sanki çok derinmiş ve ana konuyla ilgiliymiş gibi görünen bölümler bazen can sıkıyor. Bazı cümleler sanki yabancı birisinin Türkçe konuşmaya çalıştığı hissini uyandırıyor. İlk okuyuşta hayır burada derin bir düşünce var, bu cümle, bu paragraf basit bir anlam taşımıyor burada gözden kaçan birşeyler var tekrar okumalıyım deyip ardından tekrar tekrar okuyup sonunda evet pek ehemmiyetli olmayan basit bir cümleymis dediğiniz yüzlerce örnek var. Belki de Kara Kitap üzerine yazılmış inceleme makalelerini okumalı. Her bölümünde farklı bir kelime tekrar tekrar karşınıza çıkıyor, anlamlı mı bilinmez. Ancak kitabın sonuna kadar bir sırrı keşfetme arzusu ile sabırla okumaya devam edip sonunda hayal kırıklığı yaşayabilirsiniz....
Edebiyat & Roman
Kara KitapOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202511,6bin okunma
Saramago Tarzı
5/10
·324 syf.··
2023 1. kitabı
Saramago'nun Körlük kitabında alışık olduğumuz bir kurgu var, ancak kitabın olay örgüsü ve anlatımı zayıf kalmış. Kitabı okurken bazen neden zamanımı bu gereksiz cümleleri okumaya harcıyorum diye düşünmeden duramıyorsunuz. Her sayfasında her paragrafta her cümlede sizi düşünmeye iten kitaplardan sonra saramago'yu okumak sizi sarmıyor. Bence Körlüğü okuduktan sonra, Görmek kitabının özetini okumak yeterli olacaktır.
Düşünce
GörmekJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 202222,8bin okunma
6/10
·220 syf.··
2020 6. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 30 Temmuz 2020 22:01
John R. Searle, filozofların toplum tarafından uzun yıllar kabul görmüş değer ve algılarını sarsacak fikirler ile tarihe adlarını yazdıklarını ifade etmektedir. Kieran Egan'da eğitim sistemimize nüfuz etmiş genel yargıların doğduğu temel felsefeyi reddederek (evim teorisi), bu felsefenin ekonomiye, eğitime, sosyolojiye vs. yansımalarını da reddetmiştir. Uzun yıllar doğru kabul ettiğimiz "somuttan soyuta, basitten karmaşığa" doğru dizayn edilen müfredat, yaparak yaşayarak öğrenme, öğrencinin merkeze alınması gibi uygulamaların pratikte hayal ettiğimiz gibi olmadığını gözler önüne sermiştir. Yazar başta Durkheim olmak üzere Piaget ve john Dewey'i de eleştirmiştir. Ancak eleştirinin ötesinde eğitim açısından yerleşik fikir veya uygulamalara karşı ikna edici bir alternatif sunamadığını düşünüyorum. Hakeza uzun süredir ilerlemecilik akımına yönelik eleştirilerin sesi yükselse de hala kabul edilebilir bir yeni akım sunulabildiğini görmedim.
Baştan Beri YanlışKieran Egan · Pegem Akademi Yayıncılık · 20192 okunma
Zaman Kaybı
1/10
·251 syf.··
2019 10. kitabı
Klasik kişisel gelişim kitaplarından diyebiliriz hatta çoğunun biraz altında. Konu başlıklarına göre bir takım kısa hikayeler ve haberler paylaşmış yazar, öyle paylaşılan hikayeler var ki "ne kadar saçma" diyebiliyorsunuz içinizden... Hikaye, haber nereden alınmış, kim nerede yazmış belli değil, yazar kendince uydurmuş olmalı hissi uyandırıyor. Zaten kitabın kaynakça bölümüne bakınca, bir araştırmanın ve uzmanlığın ürünü değil de süslü cümlelerle doldurulmuş, insana "hadi hadi" diyen kitaplar gibi. Ayrıca kitapta bir bölüm var; yazar gözünüzü kapayın ve şunu şunu hayal edin demiş ve şimdi gözünüzü açın ne hissediyorsunuz diyor...Şimdi siz hayal edin ben gözümü kapatıp kitabı okumayı beceremedim sanırım yazarın insanüstü özellikleri var...
Duygu ve Davranışlarımızın Patronu OlmakKunter Kurt · Dorlion Yayınevi · 2019136 okunma
4/10
·288 syf.··
Beğendi
·
2019 3. kitabı
Örgütlerin gerçek amaçlarından saparak, kapitalizmin etkisiyle daha çok sayısal verilere ve kara dayalı yönetim anlayışları ve beklentileri takip etmeleri, bir bakıma yönetimsel anlamda bir virüs gibi yayılan işletme hastalığına benzetilmiş. Yazarın niceliğin, maddi karın önem kazandığı mekanik örgütleri eleştirerek niteliğe ve organik ilişkilere dikkati çekmesi açısından değerli bir kitap. Ancak kitabın çeviri bir kitap olması nedeniyle çoğu zaman anlaşılması zor ifadelerle dolu ve okuyucunun hevesini kaçıran bir çalışma olmuş.
İşletme Hastalığına Tutulmuş ToplumVincent de Gaulejac · Ayrıntı Yayınları · 201313 okunma