• ... dünyadan bazı şeyler vardır ki, dünyadan değildir. Mesela, ilim ve amel, dünyada kazanılır; fakat dünyadan değildir. Onlar insana arkadaş olup ahirete bile giderler. İlim, insanla aynen kalır.
  • Mihrimah Sultan:

    Mihrimah Sultan, Kanunî Sultan Süleyman'ın Hurrem Sultan'dan doğan kızıdır. Doğum tarihi kesin olarak bilinmemekle beraber 1522 yılı olarak kabul edilmektedir. Kanunî'nin hayatta kalan biricik kızı olduğundan babası tarafından çok sevilmiş, her dileği yerine getirilmiştir. Mihrimah Sultan, annesi tarafından iyi yetiştirildi. Evlenme çağına gelince, Kanunî'nin yetiştirdiği Diyarbakır Beylerbeyi Rüstem Paşa ile evlendirilmek istendi. Fakat Rüstem Paşa'yı sevmeyenler, cüzzamlı olduğunu ileri sürdüler. Kanunî, bunu öğrenmek için hassa doktorlarından birisini Diyarbekir’e gönderdi. Cüzzamlılarda bit olmazmış, giden doktor, Rüstem Paşa'da bit görmüş, padişaha cüzzamlı olmadığını müjdelemiş. Bu haber üzerine Mihrimah Sultan Rüstem Paşa'ya verildi (1539). Bit yüzünden ikbale eriştiği için bu tarihten sonra Rüstem Paşa'ya "Kehle-i İkbal" denildi. Şehzade Bayezid ile Cihangir'in sünnet düğünleriyle birlikte Mihrimah Sultan ile Rüstem Paşa'nın düğünü yapıldı. Hurrem Sultan, Kanunî'nin büyük oğlu şehzade Mustafa'yı yok edip kendi oğullarını tahta çıkarmak için damadını vezir-i âzam yapmaya karar verdi. Hurrem- Mihrimah-Rüstem Paşa'dan üçlü bir ittifak kuruldu. Bunların entrikaları neticesinde Şehzade Mustafa öldürüldü (1553). Fakat askerin, bu işi Hurrem ve Rüstem'den bilmesi üzerine Kanunî damadını azletmek zorunda kaldı. Hurrem Sultan, Rüstem Paşa'nın hayatını, Halep’te bulunan Kanunî' ye mektuplar yazarak zor kurtardı.Mihrimah Sultan annesiyle beraber Bayezid'in padişah olması için çalıştı. Hurrem'in 1558'de ölmesi üzerine üçlü birlik bozuldu. Kanunî Sultan Süleyman, siyasi müşavirliğe bu sefer de kızı Mihrimah'ı aldı. Her işinde ona akıl danıştı ve onun arzusuna göre hareket etti.Mihrimah Sultan, kocasıyla beraber Bayezid'in yanında yer aldılar. Fakat Bayezid'in pervasızca davranışı karşısında karı koca Selim'i tuttular. Rüstem Paşa'nın ölümünden sonra dul kaldı (1561). Bu evlenmeden Ayşe Hümaşah ile Osman Bey doğdu. Babası Süleyman'ın ölümünden sonra da, II. Selim ve III. Murad zamanlarında sarayın ve haremin en nüfuzlu kadınlarından idi. 1578 yılında öldü. Süleymaniye'deki türbesine gömüldü. Mihrimah Sultan'ın mektuplarından, kültürlü, güzel konuşan ve yazan, çekici bir üslûbu olan bir sultan olduğu anlaşılıyor. Hareketleri, tekniği, üslûbu aynen annesininki gibidir. Hayatında bazı trajik komplolara katılmakla beraber, dindarlığı ve hayırseverliği ile bu kötü yanlarını kapatmaya çalışmıştır. Mihrimah Sultan Edirnekapı'da tek kubbeli bir cami, bir medrese ve hamam; Üsküdar'da iskele başında iki minareli bir cami, bir çeşme ve bir Mihmansaray yaptırmış, Mekke'ye su getirtmiştir.
  • Her şeyin bir sonu var, doğrudur. Ama en mutlu son hafta sonudur.
  • 352 syf.
    ·7 günde·Beğendi·Puan vermedi
    İnsan denen varlığın ne kadar kompleks bir şekilde düşünebildiğini bu kitapta görebiliyorsunuz. Ayrıca bu dünyada öne sürülen komplo teorilerini gerçekleştirmeye çalışan bir güruhun var olduğunu ve hedeflerinin 1984 teki gibi bir dünya var etmeye çalıştıklarını kitabı okurken anlıyorsunuz. Çünkü günümüzle o kadar çok ortak noktası var ki anlatılanların, derine indikçe ürperiyorsunuz. Kitapta anlatılanlar tarihin değişik zamanlarında da yaşanmıştır. Ama teknolojinin hızla zirveye koştuğu bu çağda ve gelecekte bu sistemin daha baskın ve derin hale geleceği anlaşılıyor. Her ne kadar anlatılanların inandırıcılığı insana bunun mümkün olabileceğini somutlaştırsa da, ben bu kadar mutlak bir karanlığın olmayacağını veya olsa da kısa ömürlü olacağına inanıyorum. Aslında kitaptaki karanlık aydınlığın içerisinde yaşanan bir karanlık. Eğer karanlığın, kötülüğün hüküm sürmesini tasarlıyorsak her şeyi karanlıkta bırakmalıyız. Örneğin sistemin karanlık olması gerekmez. Işığın da aydınlıktan yoksun olması icab eder, davranışların da iyilikten yoksun olması gerekir, doymanın da tokluktan yoksun olması lazım gelir. Yani sadece bir şeyin mutlak karanlığı garip geliyor bana. Çünkü karanlık olacaksa her şeye değmeli. Dolayısıyla kitaptaki gibi tek bir karanlık yetersiz kalmış bence. Karanlık hiç bir zaman sonsuz olmamıştır kitaptaki gibi. Peki bu şekilde bi karanlık yaşanmış mıdır veya olası mıdır: olacağını düşünmüyorum bu dünyada. Çünkü bu bizim idrak edeceğimizin ötesinde bir şey. Karanlığın en zirve olduğu yerde aydınlık belirmiştir hayatta her zaman. Bunun en bariz örneği geceden sonra gündüzün gelmesi gibi.

    Kısacası kitaptaki gibi hayal edilmeye çalışılan bir karanlığın olması için Yaratıcıyı devre dışı bırakmalısınız. Günümüzdeki her türlü sistemin(karanlıkla yönetilmeye çalışılan) geçici olmasını buna bağlıyorum. Geçmişte nasıl geçiciyse aynen günümüzde de gelecekte de geçici olacaktır.
  • “Aynen” kelimesini bulan kişiyle üşengeçlik seviyelerimiz aynı derece de olmalı.
  • Hiç kimsenin ilgisine ihtiyaç duymadığın gün olgunlaşırsın.

    Hiç kimseden beklentiye girmediğin gün yara almazsın ve hiç kimseye bağımlı kalmazsan kazanırsın.

    🌹🌹
  • .."Sigarayı bırakmak gibidir," dedim. "Bir ay geçer, sarhoş olursun, bir iki taneden ne olacak dersin. İkinci sigaranın yarısında niye bıraktığını hatırlarsın. Ama artık tekrar başlamıssındır. Böylece on bin civarında sigara içtikten sonra aynen o ilk sigarayı yakmadan önceki noktaya geri dönersin."