• Biz hayatla bağlantımızı kaybetmiş insanlarız, hepimiz sakatız, hepimiz, bağlantılarımız o kadar kopuk ki "gerçek hayata" karşı tam bir tiksinti duyuyoruz. Bu yüzden de bize bunu hatırlatan insanlara kızıyoruz. O kadar ileri gittik ki "gerçek hayata" bir yük olarak bakıyor ve kitaplarda bulduğumuz yaşamın daha iyi olduğuna inanıyoruz.


    Fyodor Dostoyevski
  • "Bu rahatlığın kendisini gerçek hayatı yaşamaktan alıkoyduğunu, bir anlamda aldattığını hissetti."
  • 672 syf.
    ·7 günde·Beğendi·8/10 puan
    GÜZEL VE EVDE MAHKUM İNSANLAR MERHABA!!
    Bugün sizlere akademik olduğu için çoğumuzun belki okumayacağı bir kitaptan aklımda kalan bir kaç hususu sizlerle paylaşmaya çalışacağım. Ülkemizde İlahiyat Fakültelerinde ders kitabı olarak okutulan kitabı benim gibi sivri akıllılar okur mutemelen.
    Yakın zamanda vefat eden aydın bir ilahiyatçı olan Pr.Hasan Onat Editörlüğünde yazılmış "İSLAM MEZHEPLERİ TARİHİ" kıtabımız 650 sayfa ve dipnotlar ile desteklenerek akademik alana hitap eden ayrıntılı bir eser olmuş.
    Eserde, Mezhep, Cemaat, Fırka gibi kavramların tarihi yolculukta neye karşılık geldiği ayrıntılı anlatılmış. Kitabı okuduğum esnada ilginç bulup yanıma not aldığım bir kaç hususu paylaşmak istiyorum.
    *Şii, Harici, Sünni gibi kavramlar bugünün kavramları değil tarihi döneminde yaşanan siyasi çekişmelerin dini arenada süren versiyonu olmuştur. (Müslümanlar onlarca mezhebe, cemaate, tarikata bölünmüştür ve bölünmeye de devam etmektedir. İşin ilginç yanı, Kur'an uyarısına rağmen her grup kendisini, " kurtuluşa erecek gerçek fırka" olarak görmekte, ..
    Ancak hemen belirtelim; Hz Muhammed'in sağlığında ne mezhep, ne cemaat, ne de tarikat vardı. S.14)
    *İslam'da "MEHDİ /MESİH " yoktur! İslamın özünde Mesih-Mehdi"inancı yoktur. Kur'an kendisinin "Mehdî' olduğunu belirtmektedir.
    *KERBELA OLAYI; dönemin siyasi çekişmesinin doğurduğu bütük bir trajedidir. (Hüseyin'i Kûfe'ye çağıranlar da, öldürenler de, ya da gözlerinin önünde öldürülmesine seyirci kalanlar da Kûfelilerdir.s.192)
    *DÜRZİLİK KÜFÜR DEĞİLDİR!! Bu Mezhep Fatîmilerin altıncı halifesi Hakîm Biemrillah’ın İnsanüstü Allah sıfatında görünen biri olduğuna inan insanların olduğu marjinal bir inanç topluluğudur.
    * NUSAYRİLİK ; Arap Aleviliği : Nusayrilikte Hz Ali sıradan bir insan değil Allahın bir anlamda yeryüzünde göründüğü surettir. İslam'ın özelikle Şii yorumu yanında, sufîlik yoluyla sızmış gnostik ve Yeni Eflatuncu, hatta Manici ve Budacı unsurların yanında Sabiilik, Yahudilik ve Hıristiyanlık gibi inanışların da tesiri bulunmaktadır.
    * (Y)EZİDİLER; Müslüman Mahallesinin Marjinal Çocukları; İslam coğrafyasında en fazla sıkıntılar yaşayan ve İslam içinde bir yapı mı ayrı bir inanç mı oldu tartışmaları
    *BAHAÎLİK, aykırı Şii Mezhep; İranda 19. Asırda ortaya çıkan Mirza Hüseyin Ali BAHAULLAH’ı adıyla peygamber hatta Allahın mazharı gören inançtır.
    *VAHHABİLİK; Osmanlı son döneminde ortaya çıkan ve bugün Arabistanın resmi mezhebi Vehhabiliğin çok aykırı tutum ve davranışları ile ilgili değerli tarihi biligiler mevcuttur.
    *KIZILBAŞ; 16. Yüzyılda Safevi Şii yanlısı Türkmenlerin taktığı kırmızı başlığın bir inanç dairesi kesimin simge ismine dönüşmesi süreci anlatılmaktadır. Şii inancın Osmanlıda kırsal kesimde göçebe Türkmenler arasında nasıl yayıldığı ve devletin hışmına maruz kaldığını görüyoruz. Bektaşilik ise Yeniçer Ocağında faaliyet yürüten ve devlet yönetiminde tanınan bir mezheptir. Alevilik kırsal kesimde yaşayıp devletin baskısını yaşarken , Bektaşilik ise şehirde devlet ile ilişki yürüten devletin gözünde meşru bir mezheptir. Bektaşiliğin devlet gözünden düşüşü 1826 Yeniçeri Ocağının tasfiyesinden sonra olacaktır.
    *Post Modern Mehdi; Kadıyanilik, Mirza Gulam Ahmed'in mehdilik, Mesihlik ve Nübüvvet iddiaları üzerine bina edilmiş şahıs merkezli dini bir harekettir. Hindistan'da İngiliz sömürgesini meşru gören ve bu nedenle İngiliz hükümetinden destek gören bir yapıdır.
    *Sünnilik, İslam'ın bir tür anlaşılma biçimidir; üstelik sınırları en belirsiz olan, en son kurumlaşan bir anlaşılma biçimidir. Bütün mezhep ve meşrepler, İslam'ın anlaşılma biçimindeki farklılaşmalarin tezahürlerinden başka bir şey değildir. ADI NE OLURSA OLSUN HİÇ BİR MEZHEP İSLAM İLE ÖZDEŞLESTİRİLEMEZ.
    Kızılbaşlığin, İslam'ın içinde mi dışında mı olduğu şeklindeki tartışmalar büyük ölçüde "abesle iştigal" niteliği taşımaktadır. (s.573)
    *İslam'da doğrunun ölçüsü mezhepler değildir. Asıl ölçüt Kur'an ve mezhepler öncesi İslam'da aranmalıdır. (603)
    NOT.1; Dürzilik; (Y)Ezidilik, Bahailik,Kadıyanilik, Nusayrilik gibi Ortadoğu coğrafyasında tüm eski inançlardan bir şeyler alarak farklı eklektik bir inanç sistemine dönüşmüş olmalarını bu kitapta öğrendim. Bu anlamda zihnimde bu bilg,ilerin sağlıklı bir şek,ilde oturmasına vesile oldu .
    NOT.2; Günümüzde MESİH/MEHDİ olduğunu söyleyen bir çok isim mevcuttur; yakın zamanda kendi medya gücü ve kedicikleri olan Adnan Oktar, bir zamanların yere göğe sığdırılamayan kişisi Fethullah Hoca! Modern Mesih Hasan Mezarcı, yakın zamanda ölen kendini mehdi ilan eden Evrenesoğlu ve ismini sayamayacağım kadar mesih/Mehdi olduğunu iddia eden insanları görmekteyiz. Bu kitabı okuyunca tarih boyunca mesih/mehdi/ Peygamber olduğunu iddia eden birçok ismin olduğunu görmekteyiz. İşin acı tarafı ise bunların azımsanmayacak bir kesimi etraflarında toplamış olmalarıdır. Unutmayalım dün ve bugün her zaman ŞEYH UÇMAZ MÜRİTLERİ UÇURUR.
    İYİ OKUMALAR
  • Tanrı’ya inanmak, bu eylemi kelimelerle ifade etmenin çok ötesinde bir durum. Bu inancın en büyük ispatı, yine kişinin kendi bilinç ve fiiliyatındadır. Sadece “inanıyorum” diyerek hareketlerimle, inancımla desteklemeden veya dua etmeden iman etmiş olamazdım. Tanrı’nın iradesine tam olarak teslim olmayı arzulamadıkça ve inandığım şey için dimdik ayakta durmadıkça “Tanrı’yı seviyorum” diyemezdim. Eğer “gerçek dini” yaşamak istiyorsam bunu göstermeliydim, aksi halde riyakar oldurdum.
  • hem "son günümüzmüş" hem de "ilk günümüzmüş" gibi yaşamak anlam kazanıyor.
    Son günümüz çünkü ölüm denilen bir gerçek var. Ama aynı zamanda "ilk günümüz"; çünkü önümüzde yatırım yapmamız, oluşturmamız gereken bir gelecek duruyor. Yaşam boyu bunun dengesini bulmak ve bu dengeyi korumak gerekiyor.
  • Anne..." dedi hıçkırıkları arasında.
    "Söyle, yavrum."
    "Öbür dünyada cehennem diye bir şey yok."
    "Neden yok?"
    "Çünkü cehennem tam olarak bu dünyanın ta kendisi!" diye cevapladı. Saçlarını okşayan şefkatli ellere sığınırken, küçücük, virane evinden evrene tarazlı sesiyle fısıldadı:
    'Çünkü özgürlük kız çocuklarına verilmeyen tek gerçek
  • Senin işin neydi onların arasında ? Ne yapıyordun? Hiçbir işim yoktu. Bu nedenle sevmezlerdi seni işte. Bu nedenle aldırmadılar sana. Senin ne işin vardı orada? Herkesin işine karıştın, işin olmadığı halde. Ölmek bile, kendilerine böyle bir görev verilenlerin işidir. Kendine oyunlsr buldun : başkalarının katılıp katılmayacağına aldırmadığın oyunlar. Herkesi yargıladın bu oyunlarda. Bu arada beni de yargıladın, banada haksızlık ettin. Bende bir oyun yazsam, sonunda haklı çıkmak için kendini öldürdüğünü söylesem... Bu oyunu sevmedim Turgut. Ben, oyunlarda bana saldırılmasını sevmem. Ben oyun istemiyorum artık; ne oyun ne de gerçek, senin ölmen gibi bir gerçek, beni sarsmamalı Selim... İnsan gerçeklere karşı durur: yaşar ve olduğu gibi olmayı sürdürür Selim.