• 2018 YILINDA EN ÇOK OKUNAN 40 KİTAPMIŞ ...

    SİZ HANGİLERİNİ OKUDUNUZ ?

    1-Kırlangıç Çığlığı- Ahmet Ümit

    Ahmet Ümit okurlarının yakından tanıdığı baş komiser Nevzat karakterinin yeniden işlendiği Kırlangıç Çığlığı yine mükemmel bir yalın dille yazılmış her sayfanın su gibi akıcılıkta olduğu 2018 yılının en çok satan kitabı olmuştur. Vicdanını yitirmiş bir dünyadan başka nedir ki cehennem.

    Ahmet Ümit’i Kırlangıç Çığlığı kitabı için ayrıca tebrik etmek gereklidir. Son yılların en hassas yarası olan çocuk tacizlerine değindiği için vicdanlarımızı sızlatan bir kitap olmuş demek oldukça doğru olacaktır. Kırlangıç Çığlığı

    2-Gazi Mustafa Kemal Atatürk- İlber Ortaylı

    İlber Ortaylı gibi Türkiye’nin yaşayan büyük Türk Tarih Profesörü tarafından Gazi Mustafa Kemal Atatürk kitabının yazılması beklenen bir durumdu. Kitap içeriğinde sadece belgeler yer almazken Büyük tarihçinin bu yaşına kadar edindiği deneyimler ile karşılıklı okuma tekniği kullanılarak oldukça sade bir şekilde yazılmış olduğunu belirtmek gereklidir.

    Gazi Mustafa Kemal Atatürk kitabını torunu ve tüm gençlere ithaf ettiğini de belirterek her Türk gencinin okuması gereken kitaplardan biri olmuştur. 2018 yılına girdikten sonra en çok satan kitap listesinde yer almaktadır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk

    3-Ikigai-Hector Garcia Frances Miralles

    Ikigai Japonların her zaman meşgul olarak mutlu olmalarını, yaşlanırken genç kalmalarının yer aldığı muhteşem bir kişisel gelişim kitabıdır.2017. Japonların mutlu ve uzun yaşam sırlarının yer aldığı bu kitapla her gününüzü mutlu yaşayabilirsiniz. Ikigai

    4- Saklı Seçilmişler- Soner Yalçın

    Araştırmacı gazetece yazar Soner Yalçının kaleme aldığı Saklı Seçilmişler kitabı 2018 yılının en çok okunan kitaplarındandır. Dünyada gıda terörünün nasıl işlediğini ülkemizdeki etkilerini ve son yıllarda giderek artan kanser, hormonsal bozukluklar, diyabet gibi hastalarının temelini kaleme aldığı bir eserdir. Kitabı okur okumaz seçen değil seçilen olduğunuzu hissedeceksiniz. Saklı Seçilmişler

    5- Momo- Michael Ende

    Yaşamlarımıza küçük dokunuşlarla bizleri mutlu eden insanları hemen biliyoruz ama yaşamımızdan zamanımızı çalanlar ne olacak? Günlük yaşamda yapacağımız işleri oldukça kısa sürelerde yapabiliyorken zamanın yetmediğinden hep şikayet ediyoruz. Zamanın etkili ve doğru anlatılmasının kaleme alındığı bu muhteşem eser ile kendinize ayıracak zamanınız olacak. Momo

    6- Bir Çöküşün Öyküsü- Stefan Zweig

    XV Louis dönemini konu alan kitapta sarayda etkin rolü olan bir kadının Kral tarafından saraydan sürülmesi anlatılır. Stefan Zweig’in en beğenilen kitaplarından biri olan Bir Çöküşün Öyküsü 2018 yılında en çok okunan kitapların listesine girmeyi hak etmiştir Bir Çöküşün Öyküsü

    7- İnsanın Anlam Arayışı- Viktor Frankl

    Yazar bu eserinin ilk bölümünde Nazilerin yaptığı soykırım nedeni ile Auschwitz toplama kampında gönderilmesinin öz yaşam öyküsünü konu alırken ikinci bölümde oldukça anlaşılır bir akademik konuya değinmiştir. Ön siparişte olan kitap şimdiden en çok satanlar listesinde yer almaktadır. İnsanın Anlam Arayışı

    8-Sakın Büyüme Çocuk- Muhammet Recep Arar

    Yazarın yazma tarzı genel anlamda çok beğenilmese de kitapta yer alan çarpıcı ve etkili sözleri sayesinde en çok okunan ve satılan kitaplar listesine girmiştir. Yalnızlar kalabalıkları dinler de kalabalıklar yalnızları pek dinlemez çocuk gibi etkili cümleler yer almaktadır. Sakın Büyüme Çocuk

    9-Kafası Değişikler Atlası- Fatih Dikmen-Zeynep Sevde

    Günümüze kadar gelen her alanda büyük yenilikler ve buluşlar yapan adını bildiğimiz ve bilmediğimiz birçok mucidin konu alındığı resimli bir eserdir. Onlarca icat, yüzlerce eser, 52 büyük isim bu atlasta. Kafası Değişikler Atlası

    10-Yine de Sevdik- Miraç Çağrı Aktaş

    2018 yılı en çok okunan kitaplarından olan Yine de Sevdik Miraç Çağrı Aktaş en sevilen kitaplarından olmuştur. Bir solukta okunacak akıcılıkta yazılmış bu kitap bir çok kitapsever tarafından oldukça beğenilmiştir. Yine de Sevdik

    11-Harry Potter Seti ( 7 kitap takım kutulu)- J.K.Rowling

    Tüm dünyayı kasıp kavuran Harry Potter kitaplarının bir sette toplanması ile tek seferde tüm kitaplara sahip olma kolaylığı sunulmuştur. Türkiye’de en çok okunan kitaplar listesine girmeyi başarmıştır. Harry Potter Seti ( 7 kitap takım kutulu)

    12-El Vedud- Tuğçe Işınsu

    Kitabın en sevilen tarafının her yaprağın mükemmel bir gül kokusu ile harmanlanmasıdır. Tuğçe Işınsu tarafından yazılmış olan kitapta tüm duaların birleştirilmiş halini bulacaksınız. Ruhani açıdan ruhunuzu yenilemek için mükemmel bir başucu kitabı olarak değerlendirilmiş, en çok okunan kitaplar arasına girmiştir. El Vedud

    13- İki Sela Arası- Nazim Yaşar

    Orhan beyin oğlu Süleyman Paşa'nın konu alındığı kitapta tarihe ışık tutacak bilgilerin yer aldığı Osmanlı Döneminde Süleyman Paşa gibi bazı kahramanların isimlerinin bile anılmamasının konu edildiği araştırma, tarih severlerin yoğun ilgisiyle karşılaşmıştır. İki Sela Arası

    14- Sürgün Ruhlar Senfonisi- Erden Bolerden

    Yazar Erden Bolerden tarafında kaleme alınan Sürgün Ruhlar Senfonisi kitabı 2018 yılında çok okunan kitaplardan biri olmuştur. Plaza cehennemlerinde yıkık, dökük hayatları konu alan başkahraman Salih’in hikayesini çok seveceksiniz. Sürgün Ruhlar Senfonisi

    15-Pembe Fili Düşünme- Zeynep Selvili Çarmıklı

    Kişisel gelişim alanında yazılmış 2018 yılı itibarı ile oldukça fazla okuma sayısı elde etmiş kitap Pembe Fili Düşünme ile kendi kendinizi yeniden inşa etmenin rahatlığını yaşayacaksınız. Pembe Fili Düşünme ile farklı pencerelerden bakma imkanı elde edeceksiniz. Pembe Fili Düşünme

    16-Kökenler: Yaratılışın Bilimsel Öyküsü- Jim Boggott

    İnsanlığın tarihi boyunca yaradılış hakkında bir çok hikaye dile getirildi. Kökenler: Yaratılışın Bilimsel Öyküsü kitabı 2018 yılının en çok okunan akademik ve bilim alanında yazılmış kitaplarından biridir. Kökenler: Yaratılışın Bilimsel Öyküsü

    Yaradılış, evren, galaksi ve daha fazla bilim ve teknik bilgiye ulaşabileceksiniz.

    17-Çıplak İstatistik- Charles Wheelan

    İstatistik sevenler için harika bir yardımcı olacak bu kitap aynı zamanda istatistik alanı ile sorun yaşayanların vazgeçilmezi olmaya adaydır. 2018 yılında en çok okunan ve satın alınan kitaplar arasındadır. Çıplak İstatistik

    18- Günden Kalanlar- Kazuo Ishiguro

    Romanda anlatılan başkahraman uşak Stevens için yaşamında en önemli şey verilen görevi yerine getirmektir. Günden Kalanlar kitabı oldukça naif duygular ile nakış nakış işlenmiştir. Kitapta sık sık geçen vakar kelimesi Stevens ile yeniden anlamlanmıştır. Günden Kalanlar

    19- Hatırlama Süreci- Joe Vitale

    Hatırlama süreci aslında yeni bilinen bir yöntemdir. Bu yöntem henüz olmamış olayları "hatırlama" yoluyla doğru yolu bulma, buldurma amacı taşır. Psikolojiye ilgisi olan herkesin okuması gereken enfes kitaplardan biridir. 2018 yılında en çok okunan kitap olması şaşırtıcı değil doğrusu. Hatırlama Süreci

    20-Keş On Dı Teybil- Zafer Algöz

    Türk tiyatrosunun usta ismi Zafer Algöz tarafından yazılan Keş On Dı Teybil kitabı oyunculuk alanındaki başarısını kitabında da göstermiştir. Anı tarzında ve yaşanmışlıklar içeren bu kitabı okurken kahkahalara boğulacaksınız. Keş On Dı Teybıl

    21- Online Alemin Flört Rehberi- Eric Smith

    Oldukça farklı konulara parmak basan Online Alemin Flört rehberi ile online alemde aktif olan fakat sosyal yaşamına bunu yansıtamayanlar için hazırlanmış mükemmel bir kitap. Online Alemin Flört Rehberi

    22- Yağsın Yağmur- Paul Bowles

    Edebiyat uyarlaması filmleri bizlere sevdiren yazar Paul Bowles Yağsın yağmur kitabı ile de çok beğenilmiş ve çok satılmış kitaplar listesine girmeyi başarmıştır. Okurlarını bir solukta okunacak ve içine çekecek eşsiz bir serüven sunuyor. Yağsın Yağmur

    23-Kampana- Seçkin Erdi

    Kampana kitabı daha ilk bakışta bir yerlerde uzun süredir demlendikten sonra ortaya muhteşem bir anlatımı ne kadar içtenlikle yazıldığının göstergesidir. Bazı kitapları yorumlamak yerine okumanın daha latif bir yöntem olduğunu bilerek 2018 yılının en çok okunan kitabı olmayı hak kazanmış eseri bir an önce satın alarak okumanızı temenni ediyoruz. Kampana

    24-Hayvanlardan Tanrılara Sapiens- Yuval Noah Hararı

    2017 yılında edebiyat dünyasına bir göktaşı gibi düşen bu eşsiz eserin içeriği rahatsız edici boyutta konular içermekle birlikte bir solukta okunacak en iyi kitaplar arasında yer almaktadır. 2018 yılı itibarı ile hala çok okunan bir kitap olması sanırım tesadüf değildir. Hayvanlardan Tanrılara Sapiens

    25-Leyla ile Mecnun- Burak Aksak

    Bir dönem tv dünyasının en ses getiren dizilerinden olan Leyla ile Mecnun Türkiye tarihinin en iyi senaryolu dizisi olmaya hak kazanmış dizidir. Yayınlanan dizinin sevenlerini bu kez daha farklı bir hikâyenin beklediği henüz çıkmamasına rağmen ön siparişle en çok okunacaklar listesine girmeyi hak kazanmıştır. Leyla ile Mecnun

    26- Hayvan Çiftliği- George Orwell

    Sanırım bir solukta okunacak bu kadar iyi başka bir kitap yoktur. Distopya denince akla ilk gelen eserlerden olan George Orwell'ın bu alegorik eseri Dünya Edebiyatı'nın bir başyapıtı sayılıyor. Okurken insan doğası, güç ve çıkar çatışmaları içinde kendinizi sorgulayacağınız çok satanlar listesinden asla düşmeyen tek solukta okunacak kült bir eser. Hayvan Çiftliği

    27-Şeker Portakalı- Jose Mauro de Vasconceles

    Zamanı geldiğinde acıyı keşfeden küçük Zeze’nin acı dolu yaşamına ve onun en iyi dostuna tanık olmaya hazır mısınız? Tüm dünyada en çok okunan ve satılan kitaplar arasında yer alan Şeker Portakalı 2018 yılı itibarı ile aynı coşku ile okunan kitaplar arasında yer almıştır. Şeker Portakalı

    28-Dirilt Kalbini- Nouman Ali Khan

    Nouman Ali Khan isimli yazarın Türkçeye ilk defa kazandırılan eseri Dirilt Kalbini 2018 yılı itibarı ile de çok satanlar listesinde yerini almaya hak kazanıyor. Yazarın geniş dini bilgisi düşünüldüğünde, bu tarz kitaplar okumayı sevenlerin okuyucalarımız Nouman Ali Khan'dan hiç duymadıkları bilgiler edineceklerine eminiz. Dirilt Kalbini

    29- 1984- George Orwell

    Geleceğe ilişkin kâbus senaryoları yer alan, harika kurgusuyla ve incelediği kavramlarla okuyucusunu düşünmeye iten bir eser 1984. 20.yy'ın en etkili romanlarından biri olan bu başyapıtı mutlaka okumalısınız. 1984

    30-Sabahattin Ali- İçimizdeki Şeytan

    Türk Edebiyatının en değerli yazarlarından olan Sabahattin Ali’nin İçimizdeki Şeytan kitabı günümüzde hala en çok okunan eserleri arasında yer alır. Yazarın kullandığı oldukça mükemmel Türkçesi ile kitap tam bir okunmaya değer eser haline geliyor. İçimizdeki Şeytan

    31- Zülfü Livaneli- Huzursuzluk

    Zülfü Livaneli eserlerinin her biri ayrı güzel, mükemmel dili sanatçılığının getirdiği sanata yakınlığı kitaplarından hissedebiliyorsunuz. Güneydoğunun Mardin’inde yaşayan kavruk adam Hüseyin’in ve Ezidi kızı olan Melek Naz'ın hikâyesidir. Okurken içinizin ezileceğini Livaneli kitabı yazarken huzursuzlukla doldum diye dile getirmesinden anlayabilirsiniz. 2018 yılı itibarı ile hala en çok okunan kitaplar arasındadır. Huzursuzluk

    32- Kırmızı Çizgi- Samar Mahfouz Barraj

    Son dönemlerde kanayan yaramız olan çocuk istismarı konusunda anne babaların çocuklarını bilinçlendirmek için vücutlarının ve yaşamlarının kırmızı bir çizgi ile ayrılmasını anlatan mükemmel bir çocuk kitabıdır.2018 yılı itibarı ile en çok okunan çocuk kitabı olmuştur. Kırmızı Çizgi

    33- Göğe Bakma Durağı- Turgut Uyar

    Turgut Uyar'ın aynı isimli şiirinden adını alan bu kitap şairin seçme şiirlerinden oluşuyor. İkinci Yeni'nin alışılmışın dışında sizi içine çeken tarzı ve üslubu bu kitapta okurlarını bekliyor.İkimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım gibi dizesi ile aşkı anlatan en iyi şair Turgut Uyarın bu eserini okumanız dileğimizle. Göğe Bakma Durağı

    34- Bağırmayan Anneler- Hatice Kübra Tongar

    Çocuk yetiştirirken dikkate alınması gereken hususları, sakin kalmanın püf noktalarını anlatan bu kitabı çocuk sahibi olan herkes muhakkak okumalı.. Bağırmayan Anneler

    35- Sabahattin Ali- Kürk Mantolu Madonna

    Özellikle 2017-2018 yılının en çok satan kitaplarından olan Kürk Mantolu Madonna kitabı hala aynı oranda okunan büyük edebi bir eserdir. Sabahattin Ali’nin berrak Türkçesi ve insan ruhunu en iyi anlayarak aktardığı kitaplarından olan bu eser her kitaplığın baş köşesinde çoktan yerini almıştır. Kürk Mantolu Madonna

    36-Bazı Yollar Yalnız Yürünür- Özgür Bacaksız

    Yaşamanızda yeni bir sayfa açmak istiyorsanız yaşamınızı yepyeni yollar ile mükemmel bir hayat sürebilirsiniz. Özgür Bacaksız tarafından kaleme alınan bazı yollar yalnız yürünür eseri ile öz benliğinizi yeniden keşfedeceksiniz. Bazı Yollar Yalnız Yürünür

    37- Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu- Stefan Zweig

    Ünlü yazarın her kitabının ülkemizde bu kadar çok okunmasındaki neden belki de kaleminin çok güçlü olması ile alakalıdır. Bir kadının hayatı boyunca sevdiği adama gönderdiği mektup kitabın konusudur. Ve gönderenin adı yoktur orada şöyle yazar ‘Sana beni asla tanımamış olan sana ’diye etkili bir biçimde giriş yapılmıştır. Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu

    38- Simyacı- Paulo Coelho

    Dünyanın en ünlü Brezilyalı yazarlarından olan Paulo Coelho tarafından kaleme alınmıştır. Antidepresan etkisi yaratan bu kitapla hayat amacınızı, yapmak istediklerinizi tekrar sorguluyorsunuz. 1996 yılından beri çok sevilen, çok konuşulan ve çok okunan bu kitap yeni baskısı ile 2018 yılında da en çok okunanlar listesine girmeyi başardı. Simyacı

    39- Zamanın Kısa Tarihi- Stephen W. Hawking

    Yakın zamanda kaybettiğimiz Ünlü Fizikçi Stephen W. Hawking tarafından yazılmış olan evrenin doğası hakkında çarpıcı bilgilerin yer aldığı bu eser oldukça ses getirmiş 2018 yılında hala en çok okunan kitap olmayı başarmıştır. Zamanın Kısa Tarihi

    40. Başlangıç- Dan Brown

    Sanırım dünyada yaşayan en ilginç yazarlardan biridir Dan Brown. Kışkırtıcı, akıl karıştırıcı, şaşırtıcı bir roman olan Başlangıç ile oldukça iyi benzetmeler ve betimlemeler ile her kitabında ayrı bir heyecan yaşatmayı başarabiliyor.
  • "Dinlen küçük kuşum" dedi. "Dinlen de her insan, her balık, her kuş gibi kısmetinin, akıbetinin kucağına düş. Nasıl olsa ondan kurtuluş yok."
  • DİL YARASI
    Çok sevdiğim bir dostum ile sohbet ediyoruz geçen. Suratı düşük, keyifsiz görünce insan ister istemez "hayırdır?" diyor. "Kilo vermeye çalışıyorum veremiyorum, psikolojim bozuldu iyice" dedi. Şişman sayılmaz aslında en fazla on kilodur fazlalık olan, ben de merak ettim "neden kendini o kadar yıpratıyorsun hızlı değil yavaş yavaş ver ne olacak ki?" dedim. "Yoook azmettim çok hızlı vermem lazım" dedi, gözlerini kocaman açarak. "Geçen yemeğe gittik kayınvalidemler ile herkes bir buçuk iskender isteyince ben de bir buçuk istedim. Eşim garsonun ve kendi akrabalarının yanında 'yedin yedin duba gibi oldun varil mi olacaksın başımıza' dedi. Güya espri yapmış ama ben çok alındım üzüldüm" dedi.

    Bazen böyle oluyor, doğru bir şeyi yanlış şekilde dile getirebiliyoruz. Karısının ya da kocasının gözüne hoş görünmesini istemek herkesin hakkı ama bunun söyleniş biçimi bu mu olmalı?

    Çoğu zaman yıkmak, dökmek, kırmak amacı taşımıyoruz ama genel olarak neyi nasıl söylememiz gerektiğini bilmediğimiz için ufacık sorunlar dağ gibi sorunlara dönüşüyor.

    Mesela bir adam hayal edin:

    "Hayvanlara eziyet edenlerden nefret ederim. Randevularına sadık kalmayanları hiç sevmem. Hayatın tadını kaçıranlardan kaçarım. Savaş karşıtıyım." dediğini düşünelim.

    Sonra başka bir adam sözü alsa:

    " Hayvanları sevenleri severim. Randevularına sadık kalanları takdir ederim. Hayatı zevkli kılan insanlarla yaşamaktan hoşlanırım. Barış yanlısıyım." dese, hangisi siz de olumlu duygular uyandırır? Hangisi ile muhatap olmak istersiniz?

    Oysa ikisi de baktığımız zaman aynı şeyden bahsediyor sadece söyleyiş şekilleri farklı. Birinci adam "sen" dilini kullanıp suçlayıcı konuşurken, ikinci adam "ben" dilini kullanarak ne hissettiğini anlatmaya çalışıyor.

    Biz genelde birinci adam gibi davranıyoruz.

    "Evlilik yıldönümümüzü hatırlamadığın için beni artık önemsemediğini ve sevmediğini düşünüp çok üzülüyorum" yerine "annesini aramayı hiç unutmaz beyefendi bize gelince hey yavrum hey" demek daha kolay geliyor.

    Ders çalışmak istemeyen çocuğa "ders çalışmazsan geleceğin adına endişeleniyorum. Mağdur olmandan ve yanında her zaman olamamaktan korkuyorum" yerine "bak başkaları öyle mi Ruşen Amca'nın oğlu Sedat'ın dersleri hep güzel sen de ancak tembellik yap!" demeyi tercih ediyoruz.

    Thomas Gordon, "karşımızdaki kişilerle sorun yaşadığımızda, dikkati karşımızdakinin yanlış olan davranışlarına çekmekle sorunu çözemeyiz. Bu aksine, kişilerin savunmaya geçmesine neden olur." diyor.

    Haksız mı?

    Sen böylesin, sen şunu yaptın, bana şöyle davrandın diye biri bizi suçlasa istemsiz savunmaya geçmez miyiz? Peki neyi çözer bu dil? Hangi problemin üstüne yenisini eklemez?

    "Çok iyi bir annesin, çok fedakar bir eşsin, bizim için nasıl çırpındığını görüyorum seni çok takdir ediyorum ama keşke şu mevzuyu da şöyle yapsan, ben daha mutlu olacağım" demek yerine "ulan akşama kadar dışarıda kaç mesele ile uğraştım bir de sizinle mi uğraşacam bee" dersen, o kadın da düğünde takılan çeyreklerin nereye gittiğine kadar götürür mevzuyu. Çünkü sen her meseleyi böyle çözmeye çalışmış ve her meselenin üstü böyle kapatılmıştır. Sen çözdüm zannedersin ama o birikme on yıl sonra bile çıkar karşına.

    Beş dakikada çözelecek mevzular niyet okumaya çalışmalar, "ben senin karın ağrını biliyorum" gibi kendini ispatlamaya çalışmalar, trip atmalar, küsüp neden küstüğünü söylemeden sorunu karşıdakinin anlamasını beklemeler, ima edip tahrik etmeler laf sokmalar, "açık konuş" diye tuzak kurup açık konuşunca sinirlenmeler, konuşmamak için kaçıp uyumalar başka şeyler ile meşgul olmalar yüzünden ufacık meseleler bile omuzlarımızda yük oluyor.

    Oysa Allah diğer canlılardan farklı olarak bize konuşma yetisi vermiş.

    İsra Suresi, 53. ayettinde olan "Kullarıma, sözün en güzel olanını söylemelerini söyle. Çünkü şeytan aralarını açıp bozmaktadır. Şüphesiz şeytan insanın açıkça bir düşmanıdır." emrini, abdestin farzları kadar önemsiyor olsak keşke.

    Ezgi Akgül
  • 112 syf.
    ·207 günde·Beğendi·9/10
    Yaşar Kemal ile birlikte ilk akla gelen isim ve yazarla tanışmama vesile olan Roquentin 'e teşekkürler..

    Seneler önce bir otobüs yolculuğunda Adana’yı transit geçerken bir sabah vakti, pencereden başımı çevirdiğimde gördüğüm heybetli dağlar ve altındaki düzlük ile buraların neden Çukurova diye bir isim aldığını anlamıştım, bu bir aydınlanma ve şaşkınlık haliydi aynı zamanda. Henüz Yaşar Kemal de okumamıştım, şimdi ise bu öykü kitabını ve Filler Sultanı ile Kırmızı Sakallı Topal Karınca kitabını okumuş bulunuyorum ve tabi yolun başında sayılırım henüz.

    Kendi toprağına ait bir adam evet, binlerce yıldır birçok insanın, kavmin, milletin yerleştiği bu topraklarda olsa olsa toprak aidiyeti olabilir.. Irk,din,mezhep gibi kavramlar Anadolu için açıklayıcı olmaya yetmez. Burada Türk,Kürt,Ermeni,Yahudi ve her ne kadar farklı kimlik varsa hepsi birer zenginlik olabilir ancak, hepsinden önemlisi Anadolu topraklarında bir insan olmaktır.

    Yürek adamı evet, ne çileli bir hayat ki işte bir bakıma çocukluk yaralarıyla birlikte çocuk kalmış bir adam. Yazdıklarını özetlemek gerekirse, “sevgi,şefkat ve adalet arayışı” demeliyim.

    “En çok hoşuna giden de martı yavrularını avuçlarının ortasına koymaktı. Bir de onları incitmeden usul usul okşamaya bayılırdı. Yumuşacıktı. Parmakları yağlıca,incecik bir sıcaklığa,okşamaya,ürpertiye gömülürdü.” / Yeşil Kertenkele

    Özellikle çocuklara, hayvanlara, tabiata verdiği yer ve değer çok fazla, içten ve samimi. Biz ne yazık ki, söylemeye dilim varmasa da sanırım merhametimizi kaybettik ya da en azından ayrı düştük. Çocukların her yerde çocuk olduğunu ve masum olduklarını bile unuttuk.

    Bilge yazar evet, ne demiş Yunus Emre “ İlim kendin bilmektir” Yaşar Kemal nice profesörden daha bilgilidir, hayat bilgisi ve yaşam enerjisi zirvededir. İnsanlığa adanmış bir ömür, 1923-2015 yaşamış ve sözün tam anlamıyla asırlık çınar, ülkenin kuruluşuyla birlikte neredeyse bir yüzyılına şahitlik etmiş bir mücadele adamı ve yazar. Birkaç gün sonra 28 şubat da ölüm yıldönümü.

    Son olarak Roquentin ‘e bir kere daha teşekkür ediyorum. Burada çok değerli insanlar tanıdım. Kendisi edebiyat,sinema,tiyatro,sanat alanında çok bilgili ve on parmağında on marifet bir insandır :) Elbette farklı düşündüğümüz noktalar da vardır, zaman zaman atışsak ve ters düşsek de çok kıymetli bir arkadaşımızdır :)
    Tabutta Rövaşata filminin meşhur repliğiyle bitirelim, “Ama arkadaşlar iyidir” :)
  • Bedavadan biraz pahalı dedi Hamit amca. Pis bakkal mı diyeceğim adama? Hamit amca diyor tüm mahalle, biliyor hepsi ne mal olduğunu. Yeni getirdiği Çin malı ıvır zıvırları satmaya çalışıyor herkese. Kazıklanmaya en uygun model de benim ona göre. Küçüklükten beri hastayım böyle şeylere ya, kırk yaşında adam, her geçişte takılıyorum buraya. Fıstık alacaktım sadece, Avni abide kalmamış.

    Bak işte, artık herkes bundan kullanıyor dediği, stres çarkı gibi bir şey. İnternette on lira olan şeyi benim hatırım için 29,99'a bırakacak varyemez. Stresimin esas kaynağı sen ve senin gibiler, söylemedim tabii. Yok Hamit amca, gerek yok. Annem buraya gelirken koymuştu çantama stres bileziği, yetiyor bana o. Böyle adamların hırsları bitmez mi hiç? Etrafımdaki çoğu kişiden duyuyorum, emekli olunca küçük bir bakkal dükkanı açacağım diye. Onların amaçları farklı mı ki? Sadece kafa dağıtmak mı düşündükleri yoksa benim gibileri söğüşlemenin zevkini mi yaşamak istiyorlar?

    Beceremiyorum sahte gülümsemeleri, sinirlendi hemen. Yatıştırmak lazım açgözlü adamı bir parça. Şuradaki 7,99 sadece. Ben bunu alayım Hamit Amca, ne işe yarar ki bu, çalışmazsa değiştiriyorsun değil mi amca? Ne demek istiyorsun, öyle yamuk mal satmam ben, hacı adama dediğine bak allahsızın, ulan beş liralık şey için benim gibi adamı sahtekâr yaptın. Nasıl coştu herif, dilim kopsaydı da söylemeseydim. Yok Hamit Amca, yani Çin’den geliyor ya bunlar onun için. Ben anladım seni, boşuna konuşma, tamam paketi açmazsan değiştiririz. Sigara istiyor musun? Bıraktım ya amca sigarayı, 3 aydır içmiyorum. Seni mi takip edeceğim ben, içme hem zaten, bira da içme, çay iç adam gibi. Tamam Hamit amca, içmem dedim elimdeki poşeti saklamaya çalışarak Çıktım fıstıkla bakkaldan. Bi de o acayip alet. Baktım, ne olduğunu anlamadım, düğme gibi bir şey.

    Beş on yıl önce normal bir bakkal dükkanıymış burası. Söylediklerine göre, arka sokakta açılan bin bir çeşidin satışlarını gören Hamit amca gaza gelmiş ve bunları getiren bir firma ile anlaşmış. O kadar çok değil tabii, işte merak uyandıran farklı şeylerden üçer beşer getiriyor adam bakkala. Hamit amca da kendisini tanıyan mahalleliye üstüne koyup satıyordu bunları. Bu alet de bu kadar tozlu olduğuna göre ne zamandır satılmıyor. 7,99 ne ya allasen, AVM’ye geldik sanki, kıllığına isteyeceğim o bir kuruşu, sonra adam yine başlayacak ben dürüst adamım martavallarına. Ne görüyorsa televizyonda hepsini uyguluyor dükkanında. Bakkal değil hipermarket pazarlama direktörü sanki herif. Tepeme çıkardı yine sinirimi.

    O eski mutlu İstanbul mahallelerinden birinde yaşamadığım anlaşılmıştır herhalde şimdiye kadar, pis bir Anadolu ilçesi burası, şu ismini kimsenin duymadığı ama cismini herkesin bildiği yerlerden biri. Pis derken belediyenin günahını almayayım. Her sabah alıyorlar çöpleri, yollar da güzel. Ama zihinler pis genel olarak. Herkesin kafasında ayrı bir kötülük var. Şu anda bile elimdeki siyah poşetle yanından geçtiğim herkes kötü kötü bakıyor. Bira içmeyi adam öldürmekle eş değerde tutan bir güruh. Toplum değil, toplumda bir yapı olur, bir görüş, ne bileyim bir amaç olur. Topluluk bile, kurtlar ya da antiloplar mesela, daha kararlıdır. Bunlar sadece linç için toplanıyorlar, diğer zamanlarda fitne fesatlıkla dolu hep kafalar. Her hareketime dikkat etmem lazım, birisi polise şikâyet eder de uğraşırım diye. Bir şey yok aslında, kuruyorum her şeyi belki. Ya da sadece amaçsızca çabalıyorum yaşamaya, sanki Okyanusya'dayım, her şeyi çiftdüşünmem gerekiyor burada. Evet, doğru yanlış burada, ve ben pis bir bağnazım bunlara göre.

    Evim güzel evim, en paspas tabiriyle. Kalem, sığınağım, özgürlüğüm (ama fazla abartmadan) Sıkıldım buradan, buradaki insanlardan. Klasik cumhuriyet dönemi romanı formatı, atandığı bölgede köylülere rağmen yaşamaya çalışan fedakâr öğretmen. Ben ne fedakarım ne de öğretmen, ama sebeplerim var kendime göre. En öne çıkanı korkmak. Normalin dışına çıkmaktan korkuyorum, bir parça yanlış olmaktan belki. Az kaldı ama, bitecek bir buçuk yıl sonra. Gün sayıyorum evet bu hapishane gibi ilçede, kaçamıyorum ama tek gardiyanım korkum olsa da.
    Ne güzel şu ilk açılan biranın sesi, balkonda olsam daha güzel olacaktı, neyse. Spotify, güzel, fazla yükseltme sesi, Midlake - Acts of Man? Evet, sonuçta bir adamın yaptıkları yolunu çizen. Ne saçmalıyorum, bir şeyler okusam, olmayacak, basmıyor kafam. Çabuk bitti ilk bira. İkincisini alırken buzdolabından poşetin içinde o aleti gördüm. 7,99'a ne aldım acaba. Kafa yatkın tabii bilim kurguya, hayaller başladı hemen. Başka bir galaksiye götürecek belki bu alet beni. Ya da görünmez yapacak, kimseye fark etmeden dolaşacağım şu ahlaksız insanların arasında. Pis bakkalın dükkanına gidip poşetini açtığım şeyi değiştireceğim o görmeden. Güleceğim kahkahalarla ensesinin dibinde sonra. Neymiş bakalım, küçücük bir düğme, başka bir şey yok. On-Off yazıyor üstünde sadece. Direkt bastım tabii, sonra pişman oldum bir anlığına ya önemli bir şeyse diye. Bir şey olmadı. Birkaç defa daha bastım düğmeye. Yok, yine olmadı bir şey. Şerefsiz adam, karaktersiz Çinliler, artık küfredecek kim varsa hepsinin sülalesine. Sekiz liralık şey sanki bir işe yarayacakmış gibi. Yedi doksan dokuz pardon.

    Altını üstünü çevirdim. Küçücük bir kapak, yıldız tornavida ile açılacak. Ivır zıvıra meraklı olduğum için her şey bulunur evde. İçeriden aldım tornavidayı, açtım hemen. Pil koymamışlar. Pis bunlar, Hamit amcayla Çinliler. Normalde çöpe atarım da taktım bir defa. Saat pili gibi bir şey, nereden bulacağım. Dolapları karıştırdım. 3-4 tane var, uymuyorlar ama. İçerdeki tansiyon aleti. Geçen yıl almıştım, ilk seferinde kullanıp attım kenara, yok çok önemliymiş de insanın sayıları, doktor uydurması. Arkasından pilini çıkardım. White Rabbit başladı salonda. Uyarım genellikle çalan müziğe, bazen de totem yaparım. Şimdi de bir şeyler olacak, hissediyorum.
    Taktım pili vidayı sıktım. Bu kez hemen basmadım düğmeye. Ne olabilir ki en kötü , şu ana kadar cesaret edemediğim şeyleri yaparım belki. Masal gibi bir dünyada yaşarım ya da , Alice'i ekarte edip beyaz tavşanın ardından ben koşarım. Gerçi orada da Alice'i tercih ederler belki o dünyanın pozitif ayrımcı sakinleri. Ben de hayatımın her döneminde olduğu gibi ikinci sınıf birisi olarak yaşamaya devam ederim harikalar arasında. Once Upon A Time In The West, Dire Straits en sevdiğim. Belki de yolculuk olacak bir nevi zaman/mekan , her ikisi de olamaz mı. vahşi batıya, o filmlerdeki dönemlere. Yaşayabilir miyim ki öyle bir dünyada? Gerçi alışkınım ben geçerken panjurların kapanmasına. Ama işte doğa insanı değilim, burada iyi kötü bir internetim müziğim… işte öyle şeyler var. Farklı hissetsem de bir parça buralarda, mutluyum şu anda ve içiyorum sonuçta biramı. Orada ne olacak peki. Neo olsam hangi hapı seçerdim? Niye bu kadar korkağım ben?

    Hiçbir şey düşünmeden, çalan Don't Fear The Reaper'a bile aldırmadan düğmeye bastımYine bir şey yok. Küfrettim bakkal ve Çinlilere tekrar, attım bir yere aleti. Hayallerimle oynadı Hamit amca. Ya da benim hayallerim çok boş, bilmiyorum.

    Yok olmayacak böyle, hep aynı şey. Gaza gelip alıyorum bir şeyler, ya bir işe yaramıyor., ya da çalışmıyor böyle. Artık bir şeyler söylemenin geldi o sahtekar bakkala. Gireceğim dükkana, atacağım kafasına zamazingoyu, izin vermemek lazım konuşmasına da. Ben bağıracağım bu kez. Hürmetmiş, hak et ilk önce sen o hürmeti. Bira da bitti zaten, Avni abiye de uğrarım hem.

    Giyindim üstüme bir şeyler aldım, dışarı çıktım, yok bir daha uğramam bugünden sonra dükkanına, bakkal mı yok başka. Kendi paramızla rezil oluyoruz, allahın hacısına bak ya.
    Bakkala yaklaştığımda bir kalabalık gördüm, bir de ambulans var. Arkada meraklı meraklı bakan çarşaflı kadın, sordum ne olduğunu. Bana dönünce pis pis oldu bakışları kadının -ya da öyle sandım, sadece gözleri görünüyor, bir şey söylemedi. Ambülansın içinde Hamit amca hareketsiz. Önde üst katımda oturan Temel abi, ona da sordum. Kalp kriziymiş galiba, yani öyle olduğunu sanıyormuş sağlık ekibi. Zaten geldiklerinde çoktan. Kalfa Samet ağlıyor dükkanın önünde. Dağ gibi adam, sapasağlam, 10 dakika önce aniden cümleleri havada. Elim cebimdeki düğmeye gitti istemsizce. Ulan, dedim, baktı Temel abi soru sorar gibi. Yok bir şey abi, güzel adamdı Hamit amca. Evet, şahsiyetli adamdı, İşte belli olmuyor hiç, aniden gidiyor insan. Baş sağlığı diledim etraftakilere.

    Uzaklaştım kederden çok meraklı kalabalıktan, yürüdüm dereye doğru. Çıkardım cebimden aleti, baktım OFF’ta hala. Açsam mı yine, gerek yok zorlamaya şansı, kusura bakma Hamit Amca. Küfrettim Çinlilere tekrar, attım dereye doğru 7,99’luk düğmemi. Çok uzaklardan bir ah sesi işittim sanki. Avni abinin dükkanına doğru yürüdüm, yavaş yavaş, ıslıkla karşıki dağlar jandarma çala çala.
  • 72 syf.
    ·1 günde·Beğendi·10/10
    Bu kitabı ve diğer kitaplarını Didem Mamak paylaşımlardan görüp, beğenerek aldım, iyi ki de görmüşüm ve almışım. Ve önceliğini ödül de almış olan bu kitabına verdim.
    Şiirilerini içim cız ede ede okudum.
    Kitabı okuduktan sonra hayatına bir baktım da… Yaşadığı hayatı da az çok şiirlerine yansıtmış, kardeşi Işıl'ı, annesini, babasını, üvey annesini, evden kaçışını, bodrum katında sürekli su basan, rutubetli evini… ve çok basit olarak görülen bir bodrum katındaki rutubetli evi bile bu kadar güzel anlatması..
    Önce şiirlerin hoşuma giden alıntılarını yazmıştım, sonra dedim ki bütün olarak paylaşmalıyım… (ve yine tüm şiirlerini paylaştım, tümünü okuyanlar için kitap okunmuş sayılabilir)
    Yaşatacağın onca güzel duygu daha varken, aramızdan çok erken ayrılmışsın…
    Teşekkürler Didem Mamak, bu güzel kitap ve duygulu şiirlerin için...

    Şiirlerinden kırptığım paylaşmadığım alıntılar

    14 Düşlerimiz el ele tutuşmuştu,
    El ele tutuşmuş iki kelebek gibi.
    Gidecektik, kaçacaktık buralardan
    Uzak ülkeler düşlemiştik.
    Büyük gemiler yüzmüştü ruhumuzda,
    Ben Işıl'ın yelkenini üflememiştim
    Bensiz uzaklara gitmesin diye

    15 Susmuştuk, peygamberler inmişti hayatımıza,
    donuk fotoğraflar, yalanlar, kitaplar...
    Susmuştuk, bir baykuş
    Kapı aralığına sıkışmış bir ruh gibi bağırmıştı

    16 Sevgili Anneciğim, 
    Binlerce kez açıldım, binlerce kez kapandım yokluğunda


    16 Sanki mürekkebi rutubet olan bir kalem
    Duvarlara hep senin resmini çiziyor
    di'li geçmiş zamanda birçok resim,
    Hep gülümsüyorsun 
    Aklının ortasında mavi bir yıldız varmış gibi
    Ve o yıldız karanlık bir şubat akşamında 
    Durmadan soluyormuş gibi

    17 neşeli bir şehre benzerdi senin sesin

    17 Bazen ölmek istiyorum 
    Beni yeniden doğurman için 

    17 Kış başında bir ton kömür yığarlardı kapıya
    Bazen görülen rüyalar gibi kapkara
    Bir ton rüya çıtırdarken
    Sen kar yağmadan önce başkaydın,
    Kar yağdıktan sonra bambaşka.
    Sanki hep buluğ çağındaydım.
    Kuşlar zaptederdi her yeri, sabahları
    Binlerce kez söylerlerdi söyleyeceklerini
    Bizim hiç anlayamayacağımız bir şeyi 
    Senin şarkıların aç kuşlara buğday saçardı
    Kediler yusyuvarlak dururdu karın ortasında
    Kar manzaralı bir resmin ortasında durur gibi
    Gri kediler sarmıştı etrafımızı, gri dağlar...
    Bir tek senin çocuklar üşüyecek rengi saçların vardı.

    18 Yaşasaydın, hayatının ortasına 
    Güller yığan bir adam olsun isterdim babam.
    Sen bir çocuk romanı annesi ol isterdim.
    Ölü mısır tarlaları hışırdıyordu 
    Ve kalbimde çıngıraklı yılan sürüleri
    Diye başlayan bir çocuk romanında...
    Şalına sarınırdın toprağa sarınır gibi
    Erken öleceğini biliyordum bana bırakmak için, 
    Bu acımasız ölü anne sesini

    19 artık bütün üzgün oluşlarımın adı: ANNE!

    22 İki sigaram kaldı bu gece için
    Yüzyıl yetecek çocukluğum,
    İki muhabbet kuşum,
    Biraz da ateşim var.
    Dua ediyorum ateşe
    Vazgeçsin diye beni yakmaktan bu gece
    Dünyanın bütün sabahları için iki bilet al maviş anne
    Aman umutsuz bir yer olmasın!

    İki kendim varmış maviş anne
    Biri benmişim biri mutsuz
    Ben ölürsem maviş anne, mutsuz için
    Dünyanın bütün sabahlarına bir bilet al.

    Ben ölürsem mutsuza iyi bak!

    26 Hep bir mucizenin alt katında yaşıyorsun.

    27 Keşke yağmura biraz daha yakın dursan

    28 Gençlerin güzellerinin makbul olduğu
    Tek ülkeydi ülkem 
    Benimse yüreğim 
    Koltuk altına sıkıştırılmış, 
    Yenik bir tavla maçı ertesiydi.

    30 Tartıl be abla! derlerdi 
    Karınca gibi ince belli çocuklar 
    Güvercinlere yem at, 
    Sevgiline bir gül hediye et

    33 Sevinçli bir kalp, sevinçli bir çocuğa benzer Işıl:
    Koşmak ister,
    Salıncağa binmek ister...

    33 Bazen gecenin ortasında yağda yumurta pişiriyorum.
    Dünyanın en ıssız cızırtıları bunlar Işıl,
    Duyuyor musun?
    Hayatı seviyorum yine de.
    İstersen iki kalp çizer altını da imzalarım.

    35 Bu şehirde adamın biri 
    Her öğlen bir deprem bekler.

    36 Beni anneme götürsün bindiğim bütün taksiler.
    Kalbim neden isli bir şehir?
    Kalbim! Neden ben?
    Bir tek aşk sözü söylememiş gibiyim.

    37 Büyülendiğin şeyler, 
    Büyülenmediğin şeyleri döverdi bilem.
    Neden sen böyle çocukluk resmiydin kalbim? 
    Kendime alıştım bodrum katlarında
    Artık bir karanlık bağımlısıyım.
    Kezzap attı yüzüme sokak lambaları
    Tenekeden bir aydınlıkla kestim
    Hayatla ilgili bütün bağlarımı
    Hazırım ben
    Bir anne ismine bağlamayı her şeyi: 
    Füsun...

    39 Hayatımın üstünde imkansız kuşlar uçuyor.

    41 Ne tezatlı bir şey, ne tuhaf
    Ne tuhaf acıyla hiç konuşamamak.

    44 Söz vermiştim unutmayacaktım gözlerini

    44 Sonra gittin.
    Çocuk oldum bir daha, ağladım.
    Kaç şiir, kaç kere sular altında kaldı.
    Kitaplar, aşk, her şey.
    Her şeyi son bir kere daha kurtaramazdım.

    44 Çocuk oldum sonra ağladım, yağmur bile beni ayıpladı.
    Söz dedim, söz verdim.
    Ruhumu gömdüğüm yer hala belli.
    Güneşi özledim, sonra seni
    Keşke gölgesine razı bir fesleğen olaydım.

    45 Ne bir şarkısın,
    ne de dillerde nağme adın
    Artık bazı şarkılar kadar yaralısın

    47 Ey aşk sen
    Artık bazı şarkılar kadar yaralısın.

    48 Bir süredir plastik vazolar gibi hiç kırılmıyorum
    Fakat korkuyorum.
    Birazdan da
    Kırk üç numara ayakkabılarınızla
    Bahçede oynayan çocukların üstüne basacaksınız
    Bu iyi olmaz bayım!

    52 Ben ne zaman öleceğim tanrım!
    Sabah olunca mı?
    Keşke birkaç dakikayı ipek mendillere sarıp saklasaydım

    55 Dün epridi,
    Hayat ucuz ağlayan çocuk resmi!

    56 Kayboluşumun beşiğini sallıyorum bu akşam
    Büyüyor yavaş yavaş
    Sırtında parmak izleriyle zamanın
    Bir tekir kedi ile beraber
    Seyrediyorum hayatı:
    O meleklerin cebinden düşen anahtardı,
    Son zikrin halkası Allah'ın son hatırası
    O bizim kaçırdığımız fırsattı
    Uğurböcekleriyle parmak uçlarında Küçümsedi hep ona olan aşkımı
    Gözünün yaşına bakmadan şimdi ben Kovuyorum ihtiyarı

    57 Ölüm neydi sanki o zaman
    Bir önseziden başka.
    Evden kaçabilirsin çocuk, ama kaderden asla!
    Babam Çıkarılmış bir adam bütün fotoğraflardan

    58 Söküyorum şimdi sözleri birer birer
    Kalpten kalbe giden yolu kapayan.
    Kalbim, anlatılmaktan usanmış,
    Yıldızı sönmüş bir komedyendir artık,
    Dilencinin önünde kahkahalar atıyor,
    Kirli bir mendille çıkınlanmış şimdi dünya.

    59 Ardımsıra yollara hayalimin kırıklarını bıraksam
    Yeter mi bu izler beni kendime getirmeye acaba?

    60 Hikayeme bir hayat yazmak istiyorum
    Pek de inandırıcı olmayan
    Hayatıma bir ölüm.
    Ihlamur göndermek istiyorum ruhuma, yün eldivenler
    Geçmişim: Romantik radyo dinleyen o eski arkadaşım.
    Limon ağaçlarından bahsetmek istiyorum son bir kez daha
    Beni masalların ortasında bırakıp giden ruhuma.

    63 Kömürümüz bitti tam kışın ortasında
    Toz hatıra ve talaş bastık sobaya
    Üşüse böyle yapardı mutlaka hazreti İsa da.

    64 Ama zaten onu burada giymeme izin vermezlerdi
    Belki artık hiç olmaması daha iyi
    Çalınmış bir güzellik,
    Yasaklanmış bir güzellikten iyidir.
    Ama onu asla unutmayacağımı bilmelisin.

    65 Aşkımız şehrin en güzel aşkıydı
    Kolay değildi, kolay olmamıştı
    Yıllarca şehrin en güzel aşkının benekleriyle yaşamak.

    66 Öfkem
    Üstü kalsın derdi ve bırakırdı hayatımı
    Bayat bisküvi kokan o mahalle bakkalına
    Öfkem İşi bitmiş bir çalı süpürgesi gibi Dayamaktır kendini duvara...
    Öfkem
    Pollyanna
    Neden güzeldi?
    Bütün güzeller gibi elinde bir bardak sıcak çayla
    Her şey o pazartesi başlardı
    Şehrimizin aşkı ve şehrimizin şarkısı
    Öfkeyle pis su borularından taşardı.

    68 Pollyanna,
    Sana göre insan
    Profiterol yer gibi yaşamalı
    Bir çamur deryasının içinde
    Küçük beyaz mutluluk topları yakalamalı.
    Bense vücuduma şiirler saplıyorum durmadan
    Sen de bilirsin ya Allah
    Dayanabileceği kadar acı verirmiş insana.

    Geçen yazı
    Bir dut ağacının altında roman okuyarak geçirdim
    Dut taneleri düşerdi sayfalara
    Tıpkı tatlı bir yaz yağmuru gibi
    Büyük taneli tıpırtılarıyla
    Kendimi dut ağacının gölgesini yiyen
    Bir ipek böceğine benzetirdim.
    Ucuz teşbihler beyaz atlı prenslerdir Pollyanna
    Bir şiire gelir
    Ve onu bu hayattan kurtarırlar.
    Ah Pollyanna, 

    İçimde sanki hep aynı şarkıyı çalan bir laterna: 
    Cancağızım basma perdeme bir çiçek de sen olsaydın
    Kaçarken yangın merdivenlerine
    Keşke grapon kağıtları assaydın.
  • 308 syf.
    ·5 günde·Beğendi·8/10
    Ruh Adam'ı tek bir cümleyle anlatacak olsam "rüya gibi bir kitap"diyebilirim.

    Okurken yerimde duramadığım, zaman zaman bir noktaya odaklanıp düşüncelere daldığım mükemmel bir kitaptı.

    Kitapta, ana kahramanımız olan Selim Pusat' ın askerden atılmasını bunun sonucunda kendisine sert bir duvar örerek diğer insanlardan uzaklaşıp yalnız kalmasıyla devam ederken, kendisinden 25 yaş küçük bir kıza aşık olarak bu aşk için hem kendisiyle hemde çevresindeki varlıklarla çatışmasını anlatılıyor.

    Genel olarak karşımıza yasak aşk ve aşık olan Selim Pusat' ın ruh hali karşımıza çıkıyor.
    Kitapta suçlu olarak Selim Pusat yargılanıyor fakat bir suçlu bulunması gerekiyorsa en az Selim kadar suçlu bir kişi var o da Güntülü.

    Kitapta direkt olarak bir konu okuyucuya dikte edilmiyor. Bir insan olarak dünyaya geldiğimiz andan itibaren sürekli bir sorgulama içindeyiz bu yüzden Selim'in Tanrı'ya sorular yöneltmesi, her şeyi olduğu gibi kader adı altında kabul ederek boyun eğmemesi, olayları ve neticeleri sorgulaması çok dikkatimi çekti.

    Kurulan bazı cümleler, Mutlak Seveceksin şiiri olağanüstü bir güzellikte. Böyle eserlerin ve bu eserlerin sahibi olan Atsız'ın hakettiği değeri görmemesi çok üzücü.

    Kullanılan kelimeler, akıcı üslup, merakla beklenen diğer bölümler kitaba olan bağlılığı arttırarak okumayı zevkle sürdürmeme yardımcı oldu.

    Kitapta bulunan varlıklar, çeşitli özellikleri bulunan insanlar ve tarihi kişiler kitabın bir rüya gibi akmasına katkıda bulunarak insanı şaşırtıyor.

    Kitabı baştan sona kadar okuduğum zaman içersinde tek bir ruh hali içinde bulunmadım. Kutap, gerek konusu gerek şahıslarla sürekli olarak okuyucuyu şaşırtan, kafasını karıştıran adeta uykudan uyanmış ve etrafını tanımakta zorlanan insan şaşkınlığını veriyor.

    Herkese iyi okumalar dilerim. Ruh Adam Hüseyin Nihal Atsız