• 207 syf.
    ·Beğendi·9/10
    “Dikta rejimi ezici, yok edicidir, müsamahasızdır, sabırsızdır. İnsanlar onu bazen kendi peşlerinde gölge, bazen de karşılarında yumruk ve namlu olarak görürler. O rejimde insanlar, kendi evleri içinde konuşmaya korkarlar, kendi aile fertlerine bile itimat etmezler, inkârlar birbirini kovalar, kimse o jurnalların ve ihbarların hakikat derecesi ile alakalı değildir. İhbar olunan alınıp, götürülür. Maddi ve manevi tazyikler altında yapılan soruşturmalar, insanları hayattan bıktırır. İhanetler insanlığı öldürür. Eski dostlar, kendilerine yıllar yılı iyilik edilen insanlar, ellerinden tutulup yükseltilenler o rejim içinde, eski dostlarının karşısında birer cellat kesilirler ve itham edici şahit rolünde karşılarına dikilirler. Dikta rejiminde ve diktatör karşısında yaşayabilmek için ya o rejimin lehine konuşulur ve yazılır yahut ağızlar susar, kalem elden bırakılır. O rejimde iktidar, hükümet ve meclis aleyhine toplantı yapmak hayaldir. Kürsülerde ihtilal konuşmaları değil, rejim aleyhine nazik bir tenkit dahi muhalife.” (Hasan Polatkan’ın savunmasından)

    İnsanlık tarihinin ilk uygarlıklarından günümüze kadar haksızlık karşısında dik durmuş, hakkını, masumiyeti ve insanlığı savunmuş nice insanlar vardır. Kimisi Sokrates gibi ölüme mahkum edilmiş, kimi Zola gibi tüm kariyerini ve hayatını ortaya koymuş, kimisi de Aliya gibi yıllarca hapis yatmış ve devlet başkanlığı yapmıştır. Her ne kadar birçoğunun yapmış olduğu savunmalar yargılandıkları mahkemelerde kabul görmese de, tarih onlar için çoktan hükmünü vermiştir.
  • değişim içeriden dışarıya doğru gerçekleşmeli sokaktaki adama yeni bir şapka verir gibi yeni bir rejim veremezsiniz
    karnını doyurup gizzy dillespie’nin tüm plaklarını hediye etseniz de
    iki paralık alışkanlıklarından kolay kolay vazgeçemeyecektir
    ortalıkta devrimin artık kaçınılmaz olduğunu haykıran bir sürü insan var,
    ama şahsen bir hiç uğruna insanların ölmesini istemem,
    demek istediğim insanların çoğunu öldürseniz de bu işe yaramaz
    bir avuç iyi insana da yazık olur
    elinize ne geçecek:
    yeni bir hükümet,
    kuzu postuna bürünmüş yeni bir diktatör,
    ideoloji silah satışları üzerine kurulmuş
  • ortalıkta devrimin artık kaçınılmaz olduğunu haykıran bir sürü insan var, ama şahsen bir hiç uğruna insanların ölmesini istemem. demek istediğim insanlan çoğunu öldürseniz de bu bir işe yaramaz. bir avuç iyi insana da yazık olur. elinize ne geçecek: yeni bir HÜKÜMET. kuzu postuna bürünmüş yeni bir diktatör. ideoloji silah satışları üstüne kurulmuş.
    Charles Bukowski
    Sayfa 117 - Pis Moruğun Notları'ndan Seçmeler (metis yayınları)
  • 352 syf.
    ·2 günde·Beğendi·10/10
    24 Haziran 1938 tarihinde Nahcivan'da dünyaya gelen Ebulfez Aliyev, daha sonra Elçibey soyadını alacaktır. 22 Ağustos 2000 tarihinde hayatını kaybetmiştir.

    Azerbaycan Türklüğünün Atatürk'ü diyebileceğimiz Elçibey'in 1970'li yıllarda faaliyetlerine başladığı özgürlük hareketi bir süre sonra kesintiye uğrasa da 1989 yılı itibariyle Sovyet Rusya'nın çatırdamaya başlamasıyla yeniden başladı.


    1990 yılında Azerbaycan'ın bağımsızlığı ilan edilirken 1992 yılında Ebulfez Elçibey, Azerbaycan Halk Cephesi Lideri olarak Azerbayan Cumhurbaşkanı seçildi. Demokratik seçimlerde yüzde 54 oy almıştı. Seçilir seçilmez yakasına Atatürk rozeti takarak Türkiyeyi ziyaret etti. Türkiyeye ayak bastığında toprağı öperek Anıtkabir'e koştu. Anıtkabir Özel Defterine Atatürk'e ithafen senin askerin Elçibey diye yazdı. Böylece gençlik yıllarından itibaren kurduğu hayalini gerçekleştirdi.

    Azerbaycan'da hemen reform çalışmalarına girişen Elçibey, Azerbaycan Merkez Bankası'nı kurdu. Rus para birimi Rubleyi bırakarak Azerbaycan para birimi Manat'ı kullanmaya başladı. Rus birliklerinin Azerbaycan sınırlarının dışına çıkmasını sağladı. Yaşanan olaylar neticesinde Ermeniler tarafından başlatılan olayları yatıştırdı. Bakü petrollerinden Azerbaycan'ın en iyi şekilde yararlanmasını sağlayacak adımları attı. Azerbaycan petrollerinin Rusya, ABD ile başka ülkelerin ve büyük petrol şirketlerinin kullanımını kaldırdı.

    Kiril Alfabesi yerine Latin Alfabeli Azerbaycan Türkçesine geçti. Güney Azerbaycan olarak nitelendirilen İran'ın kuzeyindeki bugün 35 milyon Azerbaycan Türkünün yaşadığı Tebriz ile bağlantı kurmaya çalıştı. Elçibey'in petrol, millileşme ve Azerbaycan Türklüğünü bir bayrak altında toplama ideali, başta topraklarında büyük Azerbaycan Türkünden oluşan nufusu barındıran İran olmak üzere Rusya ve ABD'yi korkuttu.

    Rusya'nın güneye inmesi, ABD'nin 1979 yılında mollaların eline geçen İran'ı kuşatması ve Kafkasya hakimiyeti için önemli bir konumda olan Azerbaycan'ın bir Türk Milliyetçisi tarafından yönetilmesi kimsenin işine gelmedi. Büyük devletlerin büyük oyunu işledi. Emperyalizm Azerbaycan içinden devşirdiği kuklalar ile Elçibey'i 1 yıllık cumhurbaşkanlığının ardından darbe ile yönetimden uzaklaştırırken yere bir süre sonra diktatör ve anlı şanlı komünist Haydar Aliyev geldi.


    Elçibey ve yandaşları, Türkiye'den de hükümet dışındaki oluşumlardan aldıkları destekle Azerbaycan'da darbe yaparak yönetimi ele geçirmeye çalışsa da yaptıkları plan dönemin cumhurbaşkanı Süleyman Demirel tarafından Haydar Aliyev'e yapılan ihbarla sonuçsuz kaldı. Süleyman Demirel'in, ihbarda bulunduğu darbe ile ilgili bizler lise okuduğumuz dönemlerde çok şey yazılıp çiziliyordu.


    Azerbaycan'ın Atatürk'ü olan Elçibey, Türk şahlanışını başlatmak için girişimlerde bulunsa da onu anlamayanların günlük yaygaralara inanması başlatmış olduğu çalışmaları sonuçsuz bıraktı. Türkiye Türklüğü nasıl ki Atatürk'ü kısır tartışmaların odağına yerleştirerek değerlendirmişse Azerbaycan Türklüğü de Ebulfez Elçibey'i Rus ve ABD palavralarına kurban etti.

    "İki devlet bir millet" ifadesinin mucidi olan Elçibey, 22 Ağustos 2000 tarihinde çileli bir hayatı geride bırakarak Ankara'da yaşamını yitirdi. Kitap, Elçibey'in ölümünden sonra onu tanıyanların kaleme aldıkları yazdılardan oluşmaktadır. Yazılardan 225-250 sayfaları arasında yer alan emekli Diplomat Turgut Er'a ait bölümler insanın içini acıtır cinstendir.


    Her ne kadar Turgut Özal ile Süleyman Demirel Türk Dünyası ile bağ kurmaya çalışmış bölgeye geziler düzenlemişseler de onların yaptıkları Türkçü liderlere yönelik değil Emperyalizm uşaklığında kukla yönetimlerin bulundukları mevkilerde daha sağlam kalmalarını sağlamak içindir.
  • ortalıkta devrimin artık kaçınılmaz olduğunu haykıran bir sürü insan var, ama şahsen bir hiç uğruna insanların ölmesini istemem. demek istediğim insanların çoğunu öldürseniz de bu bir işe yaramaz. bir avuç iyi insana da yazık
    olur. elinize ne geçecek: yeni bir HÜKÜMET. kuzu postuna bürünmüş yeni bir diktatör. ideoloji silah satışları üstüne kurulmuş.
    Charles Bukowski
    Sayfa 117 - Pis Moruğun Notları'ndan Seçmeler-Metis Yayıncılık