"Keşke bin tane kalbim olsa da birini bile vermem dediğin o gün kapansaydı hikayemiz."
Sayfa 251·Kitabı okudu
Bir Şair Bir Kitap
Umay Umay – Bütün Güzel Çocuklar Şüpheli Bize balkonlardan sadece rüyalarda düşüldüğü öğretildi. ** Nedense en çok bir ata yakışıyor bu hüzün. ** Aldırma..., uzaklardaki ormanda bir ağaç kendiliğinden devrilmişse, bunu ikimiz biliyoruz... ** İnsan bir pinpon topuna, bir parça jelatine, taş zemini örten kilime, vaatlere, yalanlara, iç çekişlerine inanabilir. Ve bir insan bütün bunlar için, belki sadece biri için ölebilir... ** Budistler, Himalayalar,da İnternet Kafe açmışlar. Dünyanın her yeriyle ama hiçbir keşif duygusu taşımadan iletişim kuruyorlar. Artık çok uzak yerlerin, asla dokunamayacakları yakınlıkların peşindeler. Onlar da bu büyük palavranın parçası oldular. Kavramları yeniden tartışmamız gerekecek. ** Muhteşem elmacık kemiklerini öpüyorum. ** Arada bir ablanla gönderdiğin haberlerde “Umay,ın burada ne yaşandığından haberi yok” diyormuşsun. Tabii ki bilmem, tamı tamına anlamam imkânsız Atilla. Ama kalbimdeki acıyı nereye koyacaksın, göğsümdeki sıkıntıyı nereye saklayacaksın. Hayata kızıp kızıp fotoğrafına ve gönderdiklerine sarılmamı nasıl yok sayacaksın. ** Her aşka bir kırmızı ruj düşer. ** gül yanlış kokarsa yakaya tuz takılır ** Acılarımızı yakıp ısınarak mutlu kalabilir miyiz?
Altı Kırk Beş
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Hayatımız göründüğü kadar basit değil ama anlaşılmaz gibi de değil öyle çoğunu unuttuk belki şimdiden belki bitti birtakım bekleyişler umutlar da bitti bir zaman, sevgiler de
1000Kitap
Ayaklarından başlıyor benim için Umutlar mutluluklar muştular Kalbim eskiden bir savaşçıydı şimdi bir köle Kime köle senin kalbine köle Cami üstlerinden alarak en gümüş ikindileri Kovalarla taşır senin yeşil harmanili Yatağına bu köle Uyanırken en arı yerleşmiş aydınlıklarda uyanasın diye Açar pencereleri tüyden hafif elleriyle Ellerinle açılmıştır kat kat perilere Gün görmüş evlerin çamaşırları gibi bu köle Son söz Bozulan saat onarıldı ama artık eski saat değil Susan çakmak doğruldu ama eski çakmak değil Seni ben kalbime çarptım kalbim artık eski kalb değil Erimiş menekşelerden yılmışım Bilgisiz pazıların ürküttüğü Yılanlarca akreplerce Dişlenmiş kıskançlığın arasında Taha kapının önünde Tcıha gözünü açtığında kapının önünde buldu kendini Her yanı bir kulak olmuş bir muştu aramakta Bir horoz çizilmiş kapıya diri ama ötmesiz Akan kanı kavisin sırrını aramakta İçerde bir nehir mi var hapsedilmiş Kav ve kavis yıkanıyor ocaklarında
Şiir
Ayaklarından başlıyor umutlar mutluluklar muştular Benim için ve bütün insanlar için Aşka batmış çılgın balıkçılar gibi Muştu şarabını Ayaklarından içmek isterim Tövbe onulmaz tövbe geliyor geliyor üstüme Kalbimin kalbine çarpmasından Bakmasından gözlerinin gözlerime Cehennem bile artık zavallı bir şair kalbimin önünde Seni zaman sayan kalbim Kalbimin aldanışı da bu kadar işte Ey kalbimi kurtaran Paslı bir morg bıçağından Tövbe onulmaz tövbe geliyor geliyor üstüme Bir çocuk büyüyor üstün bir memede Koğdum kanın yağın gölgesini narlardan pınarlardan Şehirler şehirlere yürüyor içimde Bir adam var mağaralardan kalma muştulu belge Sen bir muştu gibi geldin indin kalbime Ve iyi ettin onu ve iyi ettin beni Artık işim yok hastalıklarla vehimlerle İntiharlarla ' 'le başla hazırlanan ölümlerle Tövbe onulmaz tövbe Zülküfül tövbesi geliyor geliyor üstüme Çarpıyor ne çarpıyor öğüt tanımaz kalbim Kalbim güneşim efendim Ölmüşleri diriltiyor sesin Toprağı kabartan bir iklim Olan ayaklarına kapansam ne var
Şiir
Martılar birden boşalan liman Güvercinlere kader bağlamış ısmarlamış yoksullar Bu kentin insanları dönüp dönüp bakıyorlar Sana bakıyorb r Bir de baktık kentin üstünde yepyeni bir sabah var Sabahımızın ışığı der gibi bakıyorlar Ben gün görmemiş bir kaplanın yüreğindeki mermer Zülküfül türbesinden akmış demir izi isi Sen beni bakışınla bir anıta çevirdin Tuttun tu ttun bu kentin Dün vanın ortasına diktin Giı.qa\ilarımdan bir yemiş bir duvar yükselttin Son gumleğini o denizde o duvarda erittin Kalbim ki başını almış gidiyordu tuttun yerine yerleştirdin İçinde kum kaynayan dağlanan bir sabah gibi Erittin erittin kalbimi erittin İşte o vakit buldum o ışığı Gel ekle bu yola ekle beni Çemberlitaş'ın yanma Akman'ı Emperyal Kahvesi'ni Bileklerimi gece tutmuş Yüzüm kaçmış bir karanlığa Gel ekle beni aydınlığa Bulanık yatağımın konuğu Gel ekle beni Bıraksan Ayaklarına kapansam ne var
Şiir