Umay Umay – Bütün Güzel Çocuklar Şüpheli
Bize balkonlardan sadece rüyalarda düşüldüğü öğretildi.
**
Nedense en çok bir ata yakışıyor bu hüzün.
**
Aldırma..., uzaklardaki ormanda bir ağaç kendiliğinden devrilmişse, bunu ikimiz biliyoruz...
**
İnsan bir pinpon topuna, bir parça jelatine, taş zemini örten kilime, vaatlere,
yalanlara, iç çekişlerine inanabilir. Ve bir insan bütün bunlar için, belki
sadece biri için ölebilir...
**
Budistler, Himalayalar,da İnternet Kafe açmışlar. Dünyanın her yeriyle ama
hiçbir keşif duygusu taşımadan iletişim kuruyorlar. Artık çok uzak yerlerin,
asla dokunamayacakları yakınlıkların peşindeler. Onlar da bu büyük
palavranın parçası oldular. Kavramları yeniden tartışmamız gerekecek.
**
Muhteşem elmacık kemiklerini öpüyorum.
**
Arada bir ablanla gönderdiğin haberlerde “Umay,ın
burada ne yaşandığından haberi yok” diyormuşsun. Tabii ki bilmem, tamı
tamına anlamam imkânsız Atilla. Ama kalbimdeki acıyı nereye koyacaksın,
göğsümdeki sıkıntıyı nereye saklayacaksın. Hayata kızıp kızıp fotoğrafına ve
gönderdiklerine sarılmamı nasıl yok sayacaksın.
**
Her aşka bir kırmızı ruj düşer.
**
gül yanlış kokarsa yakaya tuz takılır
**
Acılarımızı yakıp ısınarak mutlu kalabilir miyiz?
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Hayatımız göründüğü kadar basit değil
ama anlaşılmaz gibi de değil öyle
çoğunu unuttuk belki şimdiden
belki bitti birtakım bekleyişler
umutlar da bitti bir zaman, sevgiler de
Ayaklarından başlıyor benim için
Umutlar mutluluklar muştular
Kalbim eskiden bir savaşçıydı şimdi bir köle
Kime köle senin kalbine köle
Cami üstlerinden alarak en gümüş ikindileri
Kovalarla taşır senin yeşil harmanili
Yatağına bu köle
Uyanırken en arı yerleşmiş aydınlıklarda uyanasın diye
Açar pencereleri tüyden hafif elleriyle
Ellerinle açılmıştır kat kat perilere
Gün görmüş evlerin çamaşırları gibi bu köle
Son söz
Bozulan saat onarıldı ama artık eski saat değil
Susan çakmak doğruldu ama eski çakmak değil
Seni ben kalbime çarptım kalbim artık eski kalb değil
Erimiş menekşelerden yılmışım
Bilgisiz pazıların ürküttüğü
Yılanlarca akreplerce
Dişlenmiş kıskançlığın arasında
Taha kapının önünde
Tcıha gözünü açtığında kapının önünde buldu kendini
Her yanı bir kulak olmuş bir muştu aramakta
Bir horoz çizilmiş kapıya diri ama ötmesiz
Akan kanı kavisin sırrını aramakta
İçerde bir nehir mi var hapsedilmiş
Kav ve kavis yıkanıyor ocaklarında
Ayaklarından başlıyor umutlar mutluluklar muştular
Benim için ve bütün insanlar için
Aşka batmış çılgın balıkçılar gibi
Muştu şarabını
Ayaklarından içmek isterim
Tövbe onulmaz tövbe geliyor geliyor üstüme
Kalbimin kalbine çarpmasından
Bakmasından gözlerinin gözlerime
Cehennem bile artık zavallı bir şair kalbimin önünde
Seni zaman sayan kalbim
Kalbimin aldanışı da bu kadar işte
Ey kalbimi kurtaran
Paslı bir morg bıçağından
Tövbe onulmaz tövbe geliyor geliyor üstüme
Bir çocuk büyüyor üstün bir memede
Koğdum kanın yağın gölgesini narlardan pınarlardan
Şehirler şehirlere yürüyor içimde
Bir adam var mağaralardan kalma muştulu belge
Sen bir muştu gibi geldin indin kalbime
Ve iyi ettin onu ve iyi ettin beni
Artık işim yok hastalıklarla vehimlerle
İntiharlarla ' 'le başla hazırlanan ölümlerle
Tövbe onulmaz tövbe Zülküfül tövbesi geliyor geliyor üstüme
Çarpıyor ne çarpıyor öğüt tanımaz kalbim
Kalbim güneşim efendim
Ölmüşleri diriltiyor sesin
Toprağı kabartan bir iklim
Olan ayaklarına kapansam ne var
Martılar birden boşalan liman
Güvercinlere kader bağlamış ısmarlamış yoksullar
Bu kentin insanları dönüp dönüp bakıyorlar
Sana bakıyorb r
Bir de baktık kentin üstünde yepyeni bir sabah var
Sabahımızın ışığı der gibi bakıyorlar
Ben gün görmemiş bir kaplanın yüreğindeki mermer
Zülküfül türbesinden akmış demir izi isi
Sen beni bakışınla bir anıta çevirdin
Tuttun tu ttun bu kentin
Dün vanın ortasına diktin
Giı.qa\ilarımdan bir yemiş bir duvar yükselttin
Son gumleğini o denizde o duvarda erittin
Kalbim ki başını almış gidiyordu tuttun yerine yerleştirdin
İçinde kum kaynayan dağlanan bir sabah gibi
Erittin erittin kalbimi erittin
İşte o vakit buldum o ışığı
Gel ekle bu yola ekle beni
Çemberlitaş'ın yanma
Akman'ı Emperyal Kahvesi'ni
Bileklerimi gece tutmuş
Yüzüm kaçmış bir karanlığa
Gel ekle beni aydınlığa
Bulanık yatağımın konuğu
Gel ekle beni
Bıraksan
Ayaklarına kapansam ne var