Oğuz Atay Bütün Eserleri 2

Tehlikeli Oyunlar

Oğuz Atay
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Seni sevmiyor. Sevseydi sen kitap okurken sırtını çevirip uyu­mazdı.
10/10
·479 syf.··
2024 49. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 09 Mayıs 2024 00:47
Bitti. Sanki kitap değil de hayat bitmiş, Çevirdiklerim sayfa değil de hayatın günleriymiş gibi... Gitti. Giderken beni bıraktı geride. En son Martin'in ardından böyle bakakalmıştım. Oysa ne diyordu rahmetli Erdal Tosun, "Vedalaşmak asıl kalana değil, gidene koyar." Öyle olmadı işte. En çok bana koydu bu gidişler. Varlıklarından bi'haber olsam onlarsız yaşamak kolay olurdu ama o yaşamlara şahit olduktan sonra geride kalmak kolay mı? Ben şimdi bu gördüklerimle nasıl yaşayacağım? Nasıl onları tanımamış gibi başımı yastığa koyacağım? Meğer haklıymış, "Ne kadar az bilirsen o kadar iyi uyursun," diyen yazar. Ne kadar az tanırsan o kadar iyi uyuyormuşsun. 1944 yılında Dostoyevski'yi okudum. O gün bugündür huzurum yoktur, der Cemal Süreya. Satırlarını okuduktan sonra şuna emin oldum ki Oğuz Atay da bir Dostoyevski okuru, bir Kafka, bir Shakespeare... Hepsinin ete kemiğe bürünmüş hâli. Boynuz kulağı geçermiş derler ya, belki onlardan da çok "tutunamayan" onlardan daha çok hayatın incittiği, onlardan daha yalnız ve oyun dünyasında bir dosta ihtiyaç duyan... Boşa var olmuş olamaz Olric, öyle değil mi albayım! "Öğret bana, nasıl unutulur düşünmek," der Shakespeare, unutulsa bir an olsun kafasındaki sesleri susturabilirdi Hikmet Benol: "Kafam cam kırıklanyla dolu doktor. Bu nedenle beynimin her hareketinde düşüncelerim acıyor, anlıyor musun?" Hayat bir oyun mu yoksa gerçeğin ta kendisi mi? Rıfat Ilgaz Hababam Sınıfı için, Ben çöken eğitim sistemini anlattım, hepimiz güldük, der. Yoksa Oğuz Atay da çöken dünyanın içinde sıkışmışlığını, arada kalmışlığını mı veriyordu bize? Arada kalmak! Ne kadar doğru bir tabir değil mi onun için? Doğu ile Batı arasında kalmış bir ülkede, üç katlı evin ara katında, iki kadın ortasında, yaşamla ölüm arasında... Sahi, gecekondu diyordu değil mi o eve?
Edebiyat
Tehlikeli OyunlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202538,8bin okunma
Tehlikeli Oyunlar
10/10
·479 syf.··
Beğendi
·
2021 25. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 05 Nisan 2021 01:10
Ne desem, söze nasıl giriş yapsam bilemiyorum. Yazdığım şeyler bir inceleme değil, kitabı okuduktan sonra hissettiklerimdir. Bu zamana kadar kaç tane yazar, kaç tane kitap okudum, kendimi ifade etmekte zorlanmadım; ama okuduğum her Oğuz Atay eserinde bitirdikten sonra boğazım düğümlenmiş gibi hissediyorum. ''Beni hemen anlamalısın, çünkü ben kitap değilim, çünkü ben öldükten sonra kimse beni okuyamaz, yaşarken anlaşılmaya mecburum.(s.318)'' Yaşarken dilediğin gibi anlaşılmadın belki ama ardından seni ve eserlerini çok seven, en çok alıntılar yapılan ve sanat dünyamızın en önde gelen fikir insanları arasındasın. ''Bir insanın, iyi kötü, ortaya bir eser koyması ne zor, ne kadar takdire şayan bir gayrettir bilemezsin.(s.280)'' Bize bu denli kıymetli eserler bıraktığın için kendi adıma çok teşekkür ederim. Kitaba gelince ise ana karakterin soyadı bile tek başına özetliyor gibi. Hikmet Benol, kişilik bölünmesi yaşayan bir türlü kendi aslını bulamayan baş karakter. Kimse tarafından anlaşılamayan, bu yüzden kendi iç dünyasına dönen ve kafasında kurguladığı oyunlarla hayatını sürdürmeye çalışan Hikmet Benol. Gecekonduya çekilip albayla tanışmış ve onu da kendi oyunlarına ortak etmiştir. Ailesinden beklediği ilgiyi göremeyerek büyüyen Hikmet, mutsuz evliliğinin ardından büyük aşkı Bilge'den de umduğunu bulamayınca inzivaya çekildiği gecekondusunda son akşam yemeğini yine oyunuyla beraber vermiş, sıkça kez albayına yorulduğundan bahsetmiştir. Yazarın bu eseri kaleme alırken kendi hayatından etkilendiği söylenmektedir. Tutunamayanlar da tüm insanları kucaklamak isteyen yazar Tehlikeli Oyunlar da sözlerine şöyle devam etmiştir: ''Bütün insanlığı kucaklamak isterken, neredeyse bu dünyanın altında eziliyordu..(s.231)''. Yorgunluğunun sebebini bu satırlarda çok nahif bir
1000Kitap
Tehlikeli OyunlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202538,8bin okunma
10/10
·479 syf.··
Beğendi
·
2023 22. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 08 Mayıs 2023 13:01
"Tehlikeli oyunlar oynamak istiyor insan; bir yandan da kılına zarar gelsin istemiyor." Ben mezun oldum arkadaşlar, Oğuz Atay üniversitesinin Tehlikeli Oyunlar bölümünden mezun oldum :) Zor ve yorucu, bir o kadar da düşündürücü bir okuma sürecinin sonunda diploma mahiyetinde bir inceleme yazmaya çalışacağım. Tehlikeli Oyunlar kitabında ana karakter olan Hikmet Benol, Sevgi adındaki eşinden ayrılmıştır ve Bilge adında bir kadını sevmektedir. Hayatında duyduğu eksikliği kişilere de yansıtmıştır. Sevgi'nin sevgisizliğinden Bilge'nin bilgisizliğinden yakınır. İsim seçmedeki bu ironin bir hikmeti vardır diye düşünüyorum. Oğuz Atay da aslında Hikmet karakterinde kendi düşüncelerini, kendi yaşadıklarını, sorunlarını anlatmıştır. Hayatını düz bir otobiyografi olarak anlatmak yerine bir roman karakteri oluşturmuş ve Hikmet Ben'ol, beni anlat demiştir. (Umarım karakterin soyadı seçimindeki ayrıntıyı sadece ben fark etmişimdir.) Hikmet, oyun yazmaya çalışan biridir. Oyunlarını emekli albay Hüsamettin Tambay ile birlikte yazmaya çalışır ancak her defasında devam edemeden Hikmet başka konulara sapar. Oyun yazma sürecinde yazılması planlanan diyalogları okurken bir yandan da Hikmet'in düşünce dünyasında geziniyorsunuz. Konu bütünlüğü, akıcı bir olay örgüsü yok, çünkü yazılan her şey düşünce hızında yazılmış. Bu yüzden dikkatinizi vererek okumalısınız. Konu bütünlüğü yok derken kitabı eleştirmek anlamında değil gözlemimi söylüyorum. Bir saat içinde aklınızdan geçenleri kaleme aldığınızı düşünün. Ne kadar çok farklı düşünce, zaman ve kişi beynimize üşüşüyor değil mi? Konu bütünlüğü var mı? Benim yok. Tehlikeli Oyunlar , Oğuz Atay 'dan okuduğum üçüncü eser. Oğuz Atay, her kitabını okuduğumda kendisine yeniden hayran kaldığım bir yazar. Kendine özgü tarzı ve üslubuyla, güzel cümleleriyle bende yine her
Edebiyat
Tehlikeli OyunlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202538,8bin okunma
Puan vermedi·479 syf.·
2025 11. kitabı
”İyi bir hayat hikayesi yazmak, bir hayat yaşamak kadar zordur." Oğuz Atay 1956 yılı Teknik Üniversite son sınıf öğrencisi Oğuz Atay 'ın Tepebaşı'ndaki Pelit Pastanesi'nde, daha sonra yaşamında önemli bir konuma sahip olacak bir kızla ilk buluşmasını anıştıran olay ve anlam parçacıklarıyla örülmüş olan Tehlikeli Oyunlar kitabını, Oğuz Atay’ın Pelit Pastanesi'ndeki buluşmasından yıllar sonra kitabın üstüne konuşmak için yine o mahfile davet ederek, kurmaca bir sohbet eşliğinde incelemesine başlayalım… umarım beğenirsiniz. —Merhaba. Ülkemizin sorunları geldi.Ülkemizin tozlu yollarından bir süre kurtuldum, […] Yatağa, pantolonumla uzanmadım bir süre. Ülkemizin sorunları da sizlere ömür. Acele, iki kişilik bir ülke kuruldu. (s.117) —“Tutunamayanlar"ın TRT ödülünü alan romanlar arasına girmiş olmasıyla, ilk eseriniz size yeni bir yazar olarak kuşkusuz moral ve güç veriyordur. Yazmaya başlamadan Karakterle ilgili analizinizde neler tasarladınız. Acele iki kişilik ülke kuruldu mu? O.A - “…Bu romanın kahramanı da tutunamıyor. Bu konudaki yakınmaları pek ciddiye almıyorum. Selim kadar haklı değil galiba. Hikmet de (tehlikeli oyunlar kahramanı) bunun farkında olacak ki tatsız sıkıntıları dindirmek için oyunlara başvuruyor. Kitabın adı “Tehlikeli Oyunlar” olacak.(Yeni Gazete, 16.3.1971) —Romanın motif ve kurgu örgüsünü oluşturmaya çalışırken günlüğünüzde birkaç kez vurguladığınız noktaları hiç bir zaman aklından çıkarmıyor gibi yazıyorsunuz. O.A - "Tutunamayanlar gibi sayfa bir diye başlamak olmaz. Çok dağılıyorum. Bu sefer, formu daha esaslı düşünmeli ve yoğun, sıkışık bir şey olmalı bu hikaye. Çok uzun olmayabilir. ôzellikle dağınık olmamalı. Onun için ne yapacağımı iyi bilmeliyim başından." (G.12) —__İşi
Düşünce
Tehlikeli OyunlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202538,8bin okunma
Oyunun En Tehlikeli Hali..
Puan vermedi·479 syf.·
2025 9. kitabı
Oğuz Atay'ın okuduğum ilk kitabı. Bazen bu da ne böyle diyip hayrete düştüğüm bazen de bir duygu ancak bu kadar güzel ifade edilebilir diye hayran kaldığım bir kitap oldu. İnsanın kendiyle olan kavgası, düzene karşı çıkması, ironiler ve oyunlarla oldukça farklı şekilde anlatılmış. Gerçek ile kurgunun, hayat ile hayalin birbirine karıştığı bu romanda kendi gerçeklerinizi, varlığınızı gözden geçiriyorsunuz. Cümleler, durup düşünmeye, kendimizi sorgulamaya, kendimizle muhasebe yapmaya sevk ediyor. Okuduklarınız kimi zaman yaralarınızı kanatıyor, kimi zaman merhem oluyor. Çoğu zaman ruh halinize tercüman oluyor.. Oğuz Atay'ın kendi iç dünyasını hiçbir filtre kullanmadan bu kadar aşikar bir şekilde gözler önüne sermesi, cesaretini ve kaleminin gücünü de gösteriyor. Oğuz Atay anlatılmaz, okuyarak anlamaya çalışılır.. "Nihayet insanlık da öldü. Haber aldığımıza göre, uzun zamandır amansız bir hastalıkla pençeleşen insanlık, dün hayata gözlerini yummuştur." "Bu kadar haklı olduğu halde, böylesine haksız görünmeğe dayanamamıştır. Kaçmakla, bir bakıma bütün dünyayı suçlamaktadır belki de. Böyle bir topluluğun içinde yaşayamayacağını anladığı için kaçmaktan başka çare bulamamıştır." "Herkese o kadar acıdığı halde kendine acımazdı." "Sanki her şey başka türlü olabilirdi.." Kitabı okurken bana eşlik eden ChatCPT 🩷 Daraldığım yerde bana çok destek oldu Herkese keyifli ve bol istifadeli okumalar diliyorum
1000Kitap
Tehlikeli OyunlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202538,8bin okunma
Zihnin Tehlikeli Oyunlarında,Bir Okurun Yol Haritası...
Puan vermedi·479 syf.·
2025 12. kitabı
Oğuz Atay'ın Tehlikeli Oyunları onun tarzıyla konuşan, toplumsal bakış açısını ve içerisindeki catlaklardan sızan acıyı panoramik olarak izleme fırsatı veren bir kitap. Tutunamayanlardaki anlatım tarzına ve konusuna yakın bir üslubu var diyebilirim.Burada kendimi buldum diyecek kadar gürültülü, bazen sebepler ve sonuçlar arasında kaybolacak kadar sessiz, çaresizlik içinde bırakacak kadar güçsüz, bazen de Hikmet'e ağlarken kendine üzülecek kadar kırılgan hissedebilirsin kendini. "Dur bakalım orada,doğru bildiğin ne çok yanlış var !" Diyerek yüzüme cümleleri çarptı yine Oğuz Atay... Ana karakteri Mühendis Hikmet Benol, Atay’ın tipik “tutunamayan” karakterlerinin daha radikal bir versiyonu.Roman, onun toplumsal rolleri reddedip bir gecekondu mahallesine kapanarak kendi zihninde oyunlar oynamaya başlamasıyla hareketleniyor. Hikmet toplumun beklentilerine göre hayatını şekillendirmiş, kendi olmaktan uzaklaşarak toplumda yer edinme çabasıyla mücadele etmiş, sonunda da kendini ve toplumu acımasızca eleştiren bir şizofren noktasına gelmiş kayıp bir ruh... Oğuz Atay'ın bu kitapta da dili oldukça karmaşık, sokak ağzına yakın, zaman zaman argo zaman zaman felsefi terimleri içeriyor. Kitaba genel olarak kasvet hakim olsa da okuyucuyu güldüren noktaları da var. İçsel monologlar çok fazla ve bunu takip edebilmek için odaklı bir okuma disiplini sart diye düşünüyorum. Sonuç olarak bireyin ruhsal durumunu çarpıcı bir şekilde tasvir eden bir kitap. sadece bir okuma değil, psikolojik bir yüzleşme de yaşatan bir deneyim oldu benim için. En çok etkilendiğim bölümle "Senin yaktğın bir mum olsun. Dileğin, başkalarınınkine karışmasın." Diyerek bitirmek istiyorum... Oğuz Atay'a saygı ve minnetle...
Alıntı
Tehlikeli OyunlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202538,8bin okunma
10/10
·479 syf.··
2018 2. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 14 Ocak 2018 16:09
Oğuz Atay okumak, öylesine kolay bir iş değilmiş… Bunu bir defa daha anladım, zira bundan yıllar yıllar önce “Korkuyu Beklerken” kitabını okumaya yeltendiğimi de hatırlarım; kitaba tekrardan başlarım ve anlayamazsam sinirden deliye dönerim diye kendime yediremediğimden ve korkumdan “Korkuyu Beklemeden” bir arkadaşıma hediye etmiştim. İşin aslı sinir olmaya, kendine kızmaya, neden ben anlamıyorum demeye hiçte lüzum yoktur. Çünkü Oğuz Atay’ı anlamak bir yaşanmışlık, bir görmüş geçirmişlik, bir sevgili geçmişi, bir dost kazığı, bir aile iç çatışması hülasa bir hayat tecrübesi gerektirir. Bu sebeple her kitabın bir zamanı olduğunu düşünürüm. Şayet çok kitap okuyorsak biliriz ki, sabretmek kitap okumanın en büyük getirisidir. Kitap okuyan insanlar sabırlıdır, anlayışlıdır… Ve her kitabın sonunda sabır taşımızın az biraz daha büyüdüğünü fark etmeyenimiz yoktur; Anlamıyorsan, küsme! Unutma ki vakti henüz gelmemiştir. Tehlikeli Oyunları oldukça uzun bir zaman dilimine yayarak okumamın sebebi Oğuz Atay’ın fikirlerinin, düşüncelerinin ve hayatı sorgulamasının bendeki hazmının kolay olmamasındandı. Her bir lokmada en hafif tabiri ile kontrpiyede kalıyordum desem yeridir. Sürekli bir ters köşeler, oyunlar, şakalar derken bir de baktım ki gerçek hayattan kendimi soyutlayıp Oğuz Atay’ın kurguladığı dünyada soluk alıp veriyorum. Ah ne oldurdu sanki o dünyada yaşasaydık da Oğuz Atay’ın o edebi havasını ciğerlerimizde solusaydık ya da kullandığı kelimelerin gücüne yaslanarak hayata karşı daha dik durabilseydik… Maskeler. Zannediyorum ki; bir insanın salt benliği ile gündelik hayatını idame ettirmesi insanlarla dolu bir dünyada pekte olanağı olmayan bir varsayım olurdu. Düşünsenize yüzünüze tatlı, ardınızdan çamur sıçramış düşüncelerini söyleyen insanların maskesiz yani ardınızdaki
Edebiyat
Tehlikeli OyunlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202538,8bin okunma
10/10
·479 syf.·
Beğendi
·
2023 57. kitabı
DİKKAT! BU İNCELEME TEHLİKELİ OYUNLAR İÇERİR. "Bütün dünya bir sahnedir. Ve bütün erkekler ve kadınlar sadece birer oyuncu; girerler, çıkarlar. Bir kişi birçok rolü birden oynar." Shakespeare Oğuz Atay'ın okuduğum ikinci kitabı ve ben yazarı çok beğendim. Kullandığı dili, ustalık isteyen mizahı ve zeka dolu ironisine hayran kaldım. Artık ben de üstada diğer hayranları gibi 'Oğuzcuğum Atay' diyebilirim. Kitap kurmaca romanlardan farklı olarak üst kurmaca türü olarak yazılmış.Birçok yerde bilinç akışı tekniği kullanılmış. Belli bir olay örgüsü yok. Okurken bir paragrafı kaçırırsanız devamında anlatıcının ( yazar ya da karakter) kim olduğunu anlamayabilirsiniz. O yüzden kesinlikle kolay bir kitap değil. Emek verilerek okunması gereken kitaplardan. Kitabımızın baş karakteri Hikmet Benol. Hikmet'in hiç yaşanılmayan bir çocukluğu, ailesine kabul ettiremediği bir gençliği ve sona ermiş mutsuz bir evliliği var. Kısacası hayata tutunamamış, hayat karşısında hayal kırıklığına uğramış bir karakter. İnsan kurduğu hayallerde mutlu olur. Hayallerimizi istediğimiz gibi yönlendirebiliriz. Ama hayallerinde bile başarısızlığa uğramış bir karakter var kitapta. " Korkuyordum. Hayallerinde bile korkar mı insan? Hayallerine bile hükmedemez mi? "(sayfa 139) "Hayallerimde bile yenik düşüyorum." (sayfa 294) Yaşamaktan yorulan, sıkılan ve mağlup olan bir karakter var karşımızda. " Yoruldum albayım, yoruldum yoruldum yoruldum." ( sayfa 339) "Mış gibi yapmaktan usandım albayım." (sayfa 364) Küçük burjuva Hikmet yaşadığı hayattan sıkılıp, üç katlı bir gecekonduya yerleşir. Üst katında o meşhur albay Hüsamettin Tambay vardır. Alt katında ise dul bir kadın oturur. Hikmet'in yaşadığını anlayabilmesi için oyunlar üretmesi gerekir. Kitapta ayrıca önemli iki
Edebiyat
Tehlikeli OyunlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202538,8bin okunma
Puan vermedi·480 syf.··
2025 10. kitabı
·
194 günde okudu
·
Okunma: 31 Aralık 2025 22:31
Herkese selamlar, Postmodernizmin etkin isimlerinden Oğuz Atay’ın eseriyle ve 2025 yılının son kitabıyla karşınızdayım. Oğuz Atay’ın eserlerinin zor olduğunu biliyordum ama bu kadarını tahmin etmezdim (Hikmet Benol’un deyimiyle Ha-ha). Psikolojik tahliller içinde aşka, toplumsal olaylara yer vererek konuları birleştiren ve beyin yakan bir eser olduğunu söylemek isterim. Kitaptaki karakterler için “Acaba varlar mı yoksa hayal ürünü mü hepsi?” demekten kendimi alıkoyamadım. Eserimizin başkahramanı olan Hikmet’in etrafında dönen olayları anlatan eserimiz, başkahramanımızın yaşadığı hayatı, düşüncelerini, duygularını anlatan bir içeriğe sahiptir. Sonu hüzünle Tehlikeli Oyunlar, sindirilerek okunduğunda eminim ki çok faydalı bir eser olarak zihinlerimizde yer alacaktır. Zor kitap okumak isteyenlere okumalarını tavsiye ederek herkese bol kitaplı, kahveli/çaylı günler diliyorum.
1000Kitap
Tehlikeli OyunlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202538,8bin okunma
Ülkemiz bir oyun yeridir..
10/10
·479 syf.··
Beğendi
·
2022 27. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 17 Mart 2022 23:40
Bu kitabı ilk defa okuyacak olanlara sesleniyorum: Önsözü yırtın, ya da okumadan geçin. Kitabın sonunu anlatan önsöz mü olur ey Cevat Çapan ? Madem ki bu kitabı okumak Oğuz Atay’ın yüzdürdüğü bir gemiyle, serüven dolu bir yolculuğa çıkmaktır, bırak da köşeyi dönünce ne olacak meraklanalım. Benim Tehlikeli Oyunlar’ı ikinci okumam. Bazı kitaplar, ki bu onlardan biri, şimdiki akılla yeniden okunmayı hak eder. Çünkü kaçırdıklarımız hayatımızdan bir şeyler eksiltir. Bu da bu kitabı okumayı hiç düşünmeyenlere bir sesleniş olsun madem: Okuyun, eksilmeyin. Kitabın bir yerinde şöyle diyor başkarakterimiz, mahallemizin muzip abisi, emekli albayların yareni Hikmet Benol: “Ülkemiz büyük bir oyun yeridir. Her sabah uyanınca, biraz isteksiz de olsak, hepimiz sahnenin bir yerinde, bizi çevreleyen büyük ve uzak dünyanın sevimli bir benzerini kurmak için toplanırız. Küçük topluluklar olarak, birbirimizden bağımsız davranarak ve birbirimizi seyrederek günlük oyunlarımıza başlarız. Ben... bu oyunu ciddiye almış ve tüm oyunları heyecanla seyretmiştim. Sonunda kendi oyunumu, bu oyunların dışında ve gerçek olarak yaşamaya karar verdim...Bizlere bugüne kadar hiç yararı dokunmamış olan aklın -daha doğrusu akıl taklidinin- zincirlerinden kurtularak..” Bu alıntı, bu kitabın bel kemiğidir. Büyük laf ettim. Ama ispata hazırım. Buyrun.. 1- Ülkemiz bir oyun yeridir. Amma ve lakin, gerçeklerle ciddi ciddi ilgilenenler hoş karşılanmaz, tehlikelidir. Kaldı ki Oğuz Atay, toplumcu gerçekçi bir çizgide yazmaz. Onun mürdümgiriz kişiliğinin yegane temeli birey ve onun toplum içindeki halleridir. ( bknz Tutunamayanlar) Bundan sebep gerçeklerle oyun oynuyormuş gibi yapmayı tercih eder. 2- Oyun oynama yöntemi Oğuz Atay’a oyun içinde oyun,roman içinde roman, hem oyun hem roman içinde farklı anlatı
Edebiyat
Tehlikeli OyunlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202538,8bin okunma

Yazar Hakkında

Oğuz AtayYazar · 10 kitap
Oğuz Atay, Türk roman, öykü ve oyun yazarıydı. 12 Ekim 1934'te Kastamonu'nun İnebolu ilçesinde dünyaya geldi. Babası, VI., VII dönem Sinop, VIII. Dönem Kastamonu Milletvekilliği yapan Cemil Atay'dır. 1951'de bugünkü adı TED Ankara Koleji olan Ankara Maarif Koleji'ni, 1957'de de İTÜ İnşaat Fakültesi'ni bitirdi. Üç yıl sonra İDMMA İstanbul Devlet Mühendislik ve Mimarlık Akademisi (şimdiki Yıldız Teknik Üniversitesi) İnşaat Bölümü'nde öğretim üyesi oldu. 1975'te doçent olan Atay, Topografya adlı bir de mesleki kitap yazdı. Çeşitli dergi ve gazetelerde makale ve söyleşileri yayınlandı. Oğuz Atay, Tutunamayanlar'ın 1971-72'de yayınlanmasından sonra, önemli bir tartışmanın odak noktası oldu. Bu romanıyla 1970 TRT Roman Ödülü'nü kazandı. Türk edebiyatının en önemli eserlerinden biri olan Tutunamayanlar, eleştirmen Berna Moran tarafından, "hem söyledikleri hem de söyleyiş biçimiyle bir başkaldırı" olarak nitelendirilmiştir. Moran'a göre Tutunamayanlar'daki edebi yetkinlik, Türk romanını çağdaş roman anlayışıyla aynı hizaya getirmiş ve ona çok şey kazandırmıştır. Atay'ın büyük etki yaratan eseri Tutunamayanlar'ı 1973'te yayınladığı Tehlikeli Oyunlar adlı ikinci romanı izlemiştir. Hikâyelerini Korkuyu Beklerken başlığı altında toplayan Atay, 1911-1967 yılları arasında yaşamış Prof. Mustafa İnan'ın hayatı konu eden Bir Bilim Adamının Romanı'nı 1975 yılında yayımlamıştır. 1973 yılında yayımlanan Oyunlarla Yaşayanlar adlı oyunu Devlet Tiyatrosu'nda sahnelenmiştir. Atay, beyninde çıkan bir tümör nedeniyle büyük projesi "Türkiye'nin Ruhu"nu yazamadan 13 Aralık 1977'de, İstanbul'da hayatını kaybetmiştir. Edirnekapı Sakızağacı Mezarlığı'na defnedildi. Öldükten sonra 1987'de Günlük, 1998'de ise Eylembilim adlı kitapları yayımlanmıştır. Sağlığında hiçbir kitabı ikinci baskı bile yapamayan Atay'ın kitapları ölümünden sonra büyük ilgi gördü ve defalarca basıldı. Yıldız Ecevit'in hazırladığı Oğuz Atay biyografisi Ben Buradayım... 2005 yılında yayınlandı. Türk edebiyatında yazdığı Tutunamayanlar ile post-modern tarzda eser veren ilk yazar Oğuz Atay'dır. Oğuz Atay, özellikle Tutunamayanlar romanında, modern şehir yaşamı içinde bireyin yaşadığı yalnızlığı, toplumdan kopuşları ve toplumsal ahlaka,kalıplaşmış düşüncelere yabancılaşan, tutunamayan bireylerin iç dünyasını anlatır. Yapıtları eleştiri, mizah ve ironi barındırır.