Adı:
Ay'a Yolculuk
Baskı tarihi:
2014
Sayfa sayısı:
80
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055430764
Orijinal adı:
De la Terre à la Lune
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Gugukkuşu Yayınları
Kaston, gözlerini açtığında yerde sırtüstü yatıyordu ve yüzüne bir şeyler bulaşmıştı. Elini yüzüne götürdüğünde bunun kan olduğunu fark etti. Ayağa kalktı ve olanları hatırlamaya başladı. Kalktı, sonra hatırlamaya başladı... Saat on kırk altıda... Çevresine bakındığında, saatin de kırılmış, parçalarının yerlere saçılmış olduğunu fark etti. Demek silah ateşlenmişti!.. Bir süre daha hareketsiz olarak öylece kaldıktan sonra ağır ağır dışarı çıktı. Hiçbir şey göremiyordu, her taraf simsiyah bir dumanla kaplanmıştı. Solunda yanan bir ağaç fark etti, bu onu yeniden güçsüzleştirmişti. Bir anda kulübenin önüne yığılıvermişti. Evlerde, işyerlerinde kısaca her yerde kırılmadık bir tek cam bile kalmamıştı. Silahın ateşlenmesinden saatler sonra bile, insanların kulakları hiçbir şey duymuyordu...
224 syf.
·Beğendi·10/10
GENE BEN, GENE BEN, GENE BEN. BİLİYORUM, ÇOK KIZIYORSUNUZ UZUN OLUYOR DİYE, AMA BU SEFER FAZLA SPOILER VERMEDİM. :)) GÖNÜL RAHATLIĞI İLE OKUYABİLİRSİNİZ.

Jules Verne bilim kurgunun babası mıdır? Sanırım bunun cevabını alabilmek ve bu babalık durumunu aydınlatabilmek adına elimizde DNA testi için fiziki bir materyal yoksa da bir veya birkaç kitabı var. Çok başarılı bir yazar olan Verne ile diğer bilim kurgu yazarları arasında çok büyük bir fark göremiyorum doğrusu. Verne'in yanı sıra, H.G. Wells veya Hugo Gernsback'in de bu tür eserlerin ağa babası olarak değerlendirilmesi gerekiyor.


Dünya genelinde ünlü olan Fransız roman yazarı Jules Verne 8 Şubat 1828 yılında Fransa’nın Nantes şehrinde dünyaya geldi. Kendisi yaşamakta olduğu Nantes’da bir süre eğitim, öğrenim gördükten sonra Paris’e geçer. Çeşitli sebeplerden ötürü çok kolay geçmeyen öğrenimini tamamlarken bir hayli zorluklarla karşılaştı ve mücadele etti. Kendisini tanıdığımız yazarlık hayatına tiyatro ile başladı ve Verne her daim yazmayı tercih edenlerdendi. Seksen Günde Devri Âlem, Denizler Altında 20.000 Fersah, İki Yıl Okul Tatili, Aya Yolculuk, Doktor Ox’un Deneyi, Dünyanın Ucundaki Fener, Meteor Avı, Dünyanın Hâkimi, Balonla Beş Hafta, Dünyanın Merkezine Yolculuk, Kaptan Grant’ın Çocukları, Esrarlı Ada ve 20. Yüzyılda Paris eserleri ülkemizde biz okurlar tarafından en bilindik olanlardır.


Yazarın kaleme aldığı birçok eseri sonradan tiyatroya uyarlanmış ve hatta filmleri çekilenler de olmuştur. Verne’nin kendisine edebiyat ödülleri kazandıran romanlarında vardır ve ülkemizde bize kendisini sevdiren, Serveti-Fünun dergisi kurucusu Ahmet İhsan Tokgöz’dür. Kendisi ilk defa on dokuzuncu yüzyıl sonlarında Verne’nin eserlerini Türkçe’ye çevirme zahmetine girerek, Türk okuyuculara sevdirmiş ve de geniş ölçüde okunmasına vesile olmuştur. Tabi Jules Verne’yi bir tek Ahmet İhsan Tokgöz çevirmemiştir ve ilerleyen zamanlarda çeşitli kişiler tarafından yeni çevirileri de yapılmıştır ve yayınlanmaya devam edilmektedir.


Ay’a Yolculuk kitabını, yazarın ergenler için modern masallar inşa eden, işte öylesine yazılmış bir esermiş gibi düşünebilirsiniz, ama kitabı okuduktan sonra bu düşüncelerinizde ne kadar da haksız olduğunuzu ve belki de erken ön yargılı davrandığınızı bir defa daha etkileyici bir şekilde öğreneceksiniz. Kitap yazıldığı yıllarda olan teknoloji ve bilim göz önüne alındığında, bilimsel meseleleri tartışmak, tartışmaya açmak ve varsaymak adına eşsiz bir nimettir. Olaylar zinciri tüm teknik bilgi ve bilimsellikle yavaşça hareket ediyor. O kadar ilginçtir ki, aslında kitabımızın kahramanı sayılan karakterimiz Fransız “astronot” Michel Ardan, romanın neredeyse yarısına kadar ortalıkta görünmüyor. Kitap yazar tarafından 1865 yılında yayınlanmıştır ve ilginçtir ki, iki süper güç arasında yeni bir rekabet olan uzay yarışında Sputnik 1 uydusu, SSCB (Rusya) tarafından 4 Ekim 1957'de uzaya gönderilen ve yörüngeye oturtulan ilk rokettir. Evet, insan aslında duyduklarına, daha doğrusu okuduğuna inanmak istemiyor. Bu nasıl mümkün olabilir? Bir insan nasıl olur da, bir asır öncesinden fırlatma tarihinin nasıl belirlendiğini, fırlatma işleminin nerede gerçekleşeceğini, kapsülün yapımını ve malzemelerini, kullanılacak roketin kimyasal yapısını ve fırlatma rampalarını, atmosferden çıkarken mekikten ayrılan yakıt tüplerini güvenlik ile ilgi tehlikeleri, mali finansman düzenlemelerini ve Ay'ın yüzeyine yapmış olduğu inişi titizlikle hayal edebilir ve bu kadar netlikle kaleme alabilir?!


Verne ayrıca kitabının konusunun kültürel ve politik sonuçlarına da gayet duyarlıydı. On dokuzuncu yüzyıl gibi bir zamanda ABD'deki silahlanma endüstrisi, iç savaşın sona ermesiyle birlikte gelen yeni bir sorun ile baş etmeye çalışıyordu. Barış zamanında dünyada kendilerine biçilen rollerini kitleye karşı haklı çıkarmak için yeni bir hedefe ihtiyaçları vardı. Burada Amerika için çok değerli birisi tarihin perdesini aralayarak sahneye giriyordu. Makine ve uzay mühendisi olan Wernher von Braun!!! Braun roket teknolojilerinin babası olarak kabul edilirdi ve İkinci Dünya Savaşı esnasında Amerikalılara esir düştükten hemen sonra Amerikan vatandaşlığına geçen Wernher von Braun, daha sonra NASA’nın başına geçmiş ve Apollo uzay programını geliştirerek Amerikalıların bu yarışta ipi göğüslemesini sağlamıştır. Verne bu kitabı ile sadece uzay yolculuğunun özelliklerini açıklamakla kalmadı, aynı zamanda daha sonrasında gelişecek olan “askeri-sanayi kompleksi” olarak adlandırılan şeye de dikkat çeken ilklerden biri olarak düşünülebilir.


Kitap Amerika’da kuzey ve güney arasındaki savaş ve düşmanlıkların sona ermesinden sonra, Baltimore Silah Kulübü'de Bay Tom, Bay Maston ve Bay Bilsby’nin sohbeti ile başlar. Sohbet konusu ilerlerken aya gitmekle ilgili bir düşünceyi de mütalaa ederler. Akıllarına Ay'a bir mermi ateşleyecek kadar büyük, muazzam bir topun yapımı gelir. Aya nasıl gidecekleri hakkında planlar yaparlar ve bunu bütün ülkeye duyururlar. Bu fikir, projenin finanse edilmesi için dünyanın dört bir yanından gelen bağışların akılda tutulduğu kadar kıymetli ve heyecan vericidir de.


Bu muazzam fikir ve projeden haberdar olan bir Fransız ise, bu fikre hayran olur ve Ay’a Yolculuk için planlanan bu eşsiz projede yer almak için gönüllü olarak başvuru yapar ve plana dâhil olur. Kendisinin bu projeye olan katılım isteği ve ilgisi ile birlikte, bu etkinlik bir anda tüm dünyaya kısa süre içerisinde yayılır ve artık insanlar aya yolculuk için yapılacak olan bir merminin varlığından haberdarlardır.


Tüm işlemler sonrasında Fransız’ın yanına deney amaçlı koyulan iki köpek ile birlikte Ay’a yapılacak olan heyecan verici yolculuk başlar. Yolculuk süresince her şey tahmin edildiği gibi gitmektedir, fakat geri dönüş aşamasında bazı şeyler beklenildiği gibi yürümemektedir. Spoiler olmaması adına devamı kitapta arkadaşlar… :))


Bu romanını kaleme aldığında, Verne henüz Amerika Birleşik Devletleri'ni hiç ziyaret etmemişti, fakat bu onun bazı kültürler arası yorumlarda bulunmasını engel değildi. Tüm iyi kalpliliği, samimiyeti ve kalemiyle, basmakalıp stereotiplerle oynuyor ve ortak bir Amerikan-Fransız uzay misyonunun kurulumunun mümkün olabileceği ihtimalini de burada okura vermeye çalışıyordu.


Jules Verne, yazdığı kitaplar ve romanları sayesinde biz okurlara, kendi sahip olduğu hayal gücü ile yaşadığı dönemin ve devrin bir hayli ilerisinde olduğunu kanıtladı. Onun on dokuzuncu yüzyılın ortalarına doğru yazdığı eserleri ile karşımıza çıkan birçok şeyin bugünkü gündelik hayatımızın içinde yer aldıklarını görüyor ve büyük bir şaşkınlık ile karşılıyoruz. Yazmış olduğu eserlerinde muhteşem fantastik öğeleri anlatan, ele alan Jules Verne, kitabını okurken biz okurlara, yeri geliyor denizlerin altında muhteşem bir atmosfer ya da arşta inanılması imkânsız maceralar yaşatıyor. Jules Verne’nin sevenleri, genelde kendisinin romanlarının bir solukta bittiğinden şikâyet ederler. Bu arada yazarın romanlarını yazarken kullandığı akıcı dil ve kaleminin gücü ile maceraya kendinizi kaptırır gidersiniz. Özellikle çocukken kendisinin “Denizler Altında Yirmi Bin Fersah” adlı eserini okurken o kadar beğenmiştim ki, bunu size nasıl anlatayım bilemiyorum. Kendimi çocuk aklımla ve hayalimle karakterlerin yerine koyduğum çok olmuştur.

Şimdiden keyifli okumalar dilerim arkadaşlar.

Bir sonraki kitap yorumu ve değerlendirmesin de görüşmek dileğiyle. Esen kalınız!

~ A.Y. ~
224 syf.
·4/10
Kitap, bir edebiyat eserinden ziyade daha çok bilimsel bir tezi andırıyor. Kitapta, Ay'a gidilebilineceğini bilimsel olarak ortaya koymak adına bir sürü ölçüme, teknik ayrıntıya, hesaplamalara ve daha birçok sayısal verilere yer verilmiş. Okuyucu da haliyle bu kadar sayı içinde boğuluyor. Kitap yazıldığından ancak bir yüzyıl sonra insanoğlu Ay'a gitmeyi başarabildi. Her ne kadar göremese de yazarın rüyası gerçekleşmiş oldu.
224 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
1865 yilinda yazilmis!!! Ben bu kitabi cocuk romani zannederdim hayali urunleriyle oyle denebilir ama icinde o zamanin dusunçesine gore gercek anlamda yogun bilim ve hesaplamalar var,bence arsive kesinlikle alinmali zihne kaydedilmeli...
224 syf.
·1 günde
Çocukken okuyup okumadığımı hatırlamadığım bir kitaptı. Elimde olunca şimdi okuyayım dedim. Kitap 19. yüzyılın üçüncü çeyreğinde yazılmasına rağmen oldukça ileri seviyede hesaplamalar ve astronomi barındırıyor. İlk ay yolculuğu ise kitabın yazılmasından yaklaşıyor bir asır sonra gerçekleşiyor!!! Şu anki teknolojiyi düşününce bazı açıklıklar buluyorsunuz ama o zaman için Jules Verne'nin büyük bir deha olduğunu anlamamak elde değil.
224 syf.
·10 günde·5/10
Kitabın yazıldığı tarih dikkate alındığında Jules Verne'nin bir dahi olduğunu görebiliriz. Kendi adıma teknik detaylarını fazla bulduğum için kitabın içine giremedim. Okuduğum "Dünya'nın Merkezine Yolculuk" ve "80 Günde Devri Alem" kitaplarından sonra en az zevk aldığım kitabı bu oldu.
224 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Neil Armstrong'un Ay'a ayak basmasından 104 yıl önce bilim kurgunun babası olarak tabir edilen Jules Verne Ay'a Yolculuk kitabını yazmıştır. Bu kitabın yazıldığı tarih 1865'tir ve Ruslar uzaya gönderilen ilk roket olan Sputnik'i fırlattıkları yıl ise 1957'dir. Evet inanılır gibi değil ama Jules fırlatma rampasını, yakıt tüpünün ayrılmasını Ay'a inişi müthiş derecede bilimsel bir şekilde hayal etmiş ve yazmış. Neil Armstrong'un Ay'a ayak basması tarihin en büyük yalanı veya komplo teorisi olarak bilinir. Oysa Jules'in bu kitabı yazması daha büyük ve sarsılmaz bir gerçektir. Bütün bu olağanüstü kurgu roman tadında olunca çok ilgi çekici bir kitap olmuş. Tüm bilimkurgu severlerin mutlaka okuması gereken bir kitap.
224 syf.
·1 günde·Puan vermedi
İlk başta birazcık canininiz sıkılıyor ama ilerleyen zamanda aksiyon başlıyo ve kitabın bağımlısı oluyorsunuz köpeğin ölmesi beni çok üzdü ama kitap sizin üzülmenizi sağlamıyor.
224 syf.
·Beğendi·7/10
Jules Verne nin tüm kitaplarını okumak istiyorum Aya yolculukla başladım şahsen bu kitabı daha önce çok kez duymuştum fakat kitabın sadece aya yolculuk öncesi hazırlık kısımını anlatıyor olduğunu düşünmemiştim bu konuda hayal kırıklığına uğradım. kitabın yarısındaydım ve hala aya yolculuk başlamamıştı. jules verne bilim kurgunun ilk eserlerini ortaya koymuş bir insan ve o zamanlar da aya çıkmak gerçekten imkansız bir şeydi bunu ele almış
224 syf.
·6 günde·Puan vermedi
Ay'a Yolculuk kitabı bana zorlu şartlara rağmen herşeyin gerçekleşebileceğini öğretti. Bu kitabın beğendiğim birçok yanı vardı. Örneğin kitabın akıcı olması en güzel yanıydı. Kitabı her elimden bıraktığımda diğer sayfanın merakı içerisinde elimden gidiyordu. Bir başka beğendiğim yanı ise bilim ile ilgili şeyleri düşünceleri ile birleştirilerek yazılmasıydı. Gerçekte Ay'a daha birşey gönderilmemiş iken yazarın bunu düşünüp onlarca ayrıntıya girerek kitabı yazması beni çok şaşırttı. Kitabın beğendiğim başka bir yönü de buydu. Ama beğenmediğim yönleri de vardı. Örneğin özellikle kitabın ortalarında sayfaların sürekli rakamlar ile dolu olmasıydı ki çoğunu da anlamadım. Ama kitabın akıcı olması bana kitabı sevdirdi.
224 syf.
·50 günde·8/10
Her ne kadar yüzlerce teknik terimle dolu olsa da harika bir kitap. ayrıca yıllar yıllar sonra gerçekleşen aya seyahat ile büyük benzerlikler göstermesi takdire şayan. kesinlikle okunmalı.
211 syf.
·18 günde·9/10
Kurgu muazzam! Bir kitapseverin rahatlıkla ve akıcı bir şekilde okuyacağı bir eser. Fakat birkaç şey bu akıcılığı sekteye uğratabilir. Yazar, sizi o atmosfere çekebilmek için, sayısız matematiksel hesap yapmaktan çekinmemiş ve önünüze sürekli olarak uzaklık birimleri, para birimleri vs. gibi sayıları paaat diye koymuş. Kime göre iyi kime göre kötü bir şey olabilir. Açıkçası beni daha da içine çekti.

Tür olarak bilim-kurgu sevenler, kesinlikle kaçırmasınlar. Keyifli okumalar.
hepinizin ruhuna işleyecek bir inançla, bir kez daha doğrulama hakkına sahibim ve de tekrarlıyorum: uzaklık, boş bir laftır, uzaklık diye bir şey yoktur!
Jules Verne
Sayfa 141 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Kaptan, yenilmez inadıyla yüklüce bir parayı tehlikeye atıyordu. Toplam, on beş bin dolardan fazla bir meblağ söz konusuydu.*
Jules Verne
Sayfa 77 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Nitekim 2. Mehmet 1453'te Konstantinopolis'i kuşattığı zaman, 1900 librelik gülleler atılmıştır, bunların boyunu varın siz hesaplayın artık.
Bu yolculuk, günün birinde kesinlikle yapılacaktı. Çünkü insanoğlu yaratıcıdır, arayıcıdır. İnsanoğlu güçlüdür.
"bazı durum ve koşullarda korkunç bir düşman haline gelen zamanın yenebileceği bir engele takılıp kalmak ve düşmanın keyfini beklemek gerçekten zordu."
Bir de cahillerden oluşan boş inançlılar sınıfı vardı elbet;böyleleri hiçbir şey bilmemekle kalmaz, olmayanı da bilirler, hele Ay konusunda bilmedikleri yoktur.
Jules Verne
Sayfa 43 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ay'a Yolculuk
Baskı tarihi:
2014
Sayfa sayısı:
80
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055430764
Orijinal adı:
De la Terre à la Lune
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Gugukkuşu Yayınları
Kaston, gözlerini açtığında yerde sırtüstü yatıyordu ve yüzüne bir şeyler bulaşmıştı. Elini yüzüne götürdüğünde bunun kan olduğunu fark etti. Ayağa kalktı ve olanları hatırlamaya başladı. Kalktı, sonra hatırlamaya başladı... Saat on kırk altıda... Çevresine bakındığında, saatin de kırılmış, parçalarının yerlere saçılmış olduğunu fark etti. Demek silah ateşlenmişti!.. Bir süre daha hareketsiz olarak öylece kaldıktan sonra ağır ağır dışarı çıktı. Hiçbir şey göremiyordu, her taraf simsiyah bir dumanla kaplanmıştı. Solunda yanan bir ağaç fark etti, bu onu yeniden güçsüzleştirmişti. Bir anda kulübenin önüne yığılıvermişti. Evlerde, işyerlerinde kısaca her yerde kırılmadık bir tek cam bile kalmamıştı. Silahın ateşlenmesinden saatler sonra bile, insanların kulakları hiçbir şey duymuyordu...

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

  • 1 defa gösterildi.

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları