Bir Aşk Sayfası

·
Okunma
·
Beğeni
·
12bin
Gösterim
Adı:
Bir Aşk Sayfası
Sayfa sayısı:
392
Format:
Karton kapak
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Turna Yayınları
336 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10
Emile Zola'nın yazdığı Rougon- Macquart serisinin 8 no'lu kitabı. Yazar, bu kitabında Ursula Macquart(Mouret)'ın üç çocuğundan biri olan Helene ve onun kızı Jeanne'in hayatına odaklanıyor.

Helene, Paris'e yeni taşındığı sırada kocasının ani ölümü üzerine, kızı Jeanne ile birlikte hiç bilmediği koca şehirde tek başına bir hayat mücadelesinin içine girmiştir. Bir gece Jeanne'in aniden hastalanarak ağır bir kriz geçirmesiyle , çağırdığı bir doktorla arasında zamanla duygusal bir yakınlaşma gerçekleşir.

Taşrada yaşamaya alışmış ve henüz Paris'in kirli dünyasını tanımamış olan Helene, kendini büyük bir içsel ve ahlaki çatışma içerisinde bulur. Ve olacaklara bütün ruhsal gücüyle karşı koymaya çalışır. Ama bu ancak bir yere kadardır. Ve yaşanılanların da maalesef ki çok acı bir diyeti olacaktır.

Yine Paris ve yine ağır bir dram. Bu defa sakin sakin duygusal bir şekilde ilerleyen dramdan uzak bir hikaye, ama finalinde oldukça etkili ve tek vuruşluk güçlü bir dram. İşte serinin bu kitabının da özelliği bu.

Serinin diğer kitapları gibi bu kitabı da ben beğenerek okudum ve okunmasını da tavsiye ederim.
319 syf.
·10 günde·Beğendi·8/10
" Mezarlık boştu, karların üstünde ayak izlerinden başka bir şey kalmamıştı. Ölü Jeanne, Paris'in karşısında sonsuza kadar yalnız kalıyordu. "

İşte bu cümlelerle bitiyor bir aşk sayfası. Kitabın arka tanıtımında da yazdığı gibi kolay kolay unutulamayacak bir eser.
Kitap evli bir doktorla, kiracısı olan dul bir kadının yasak aşkını konu ediyor. Ama ne aşk; Birbirlerine deli gibi aşık olan ilk başlarda sadece bakışarak ve aynı odada sessizce oturmaktan bile haz aldıkları bir aşk.
Bir kadının aşkı ile evladının arasında kaldığı, paris sosyetesinin entrikalarının olduğu bir ortam.Ne kadar engellemek istese de sevdiği adama en sonunda kendini veren bir kadın.Sonra bunun pişmanlığını yıllar boyu yaşayacağı ve başka bir adamla hayatını devam ettireceği bir ömür.
Kitap beni o kadar etkiledi ki, kitap yanlışa bile bile bir insanın nasıl sürüklendiğini ve sen istemesen uzaklaşsan bile bazı şeylerin peşini asla bırakmayacağını açıkça anlatmış. Siz ne kadar kaçarsınız kaçın kaderiniz sizi elbet bir şekilde bulur.
İyi okumalar. Kitap dolu günler.
344 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
Emile Zola ile tanıştığım kitap.
O kadar çok cümlenin altını çizdim ki hepsini paylaşsam mı emin olamadım. Eğer elinizde varsa kesinlikle okumalısınız.
Bir anne ve onun hasta kızının başından geçenlerinin işlendiği romanda yer yer küçük kıza sinirlenecek, onun ne kadar şımarık olduğunu düşüneceksiniz. Kızı ve aşkı arasında kalan Helene'nin yaşadığı zorlukları okuyacaksınız. Hem bir anne hem de âşık bir kadın olmak nelere mâl oluyor, iyi örnek teşkil etmiş.
318 syf.
·6 günde·Beğendi·10/10
Emile Zola nın okuduğum ikinci kitabı.Dul genç güzel bir anne kıskanç bir kız. Annenin dillere destek güzelliği erkekleri etkiler küçük kız ise bu durum karşısında kıskançlıktan hasta olur ve.....
336 syf.
·6/10
Bu kitap elimde çok uzadı. kitabı üçe ayırmak gerek İlk 150 sayfası, insanda kitabı her an bırakma isteği doğuruyor. 150nci sayfadan sonrada ikiye ayırın, toplam üçte ikilik zamanda biraz beklentiler uyandırıyor. Geri kalan 1/3 de bilhassa Helen ile Henry nin bedensel kavuşmaları aşaması, Jeanne'nin hastalığının en son aşamaları, Küçük kızın ölüm anları, Defin hallerinin anlatıldığı final öncesi ve final kitabı kurtarıyor. Bu bölüm olmasa beğenmedim diyeceğim, Biraz bizim Muazzez Tahsin Berkant vari bir aşk kitabı. Güzel filim senaryosu olur.
Genele gelince; Çok uzun tutulan tasvirler, zorlamanın, abartının sıkıcılığında buldum kitabı. Bazı yerleri anlayamadığımı belirtmeliyim. Fransa bilhassa Paris yaşamını şehrin betimlemeleri belki Fransız ya da Fransa'yı iyi bilen okurlar için bir anlam taşısa da benim gibi bilmeyenler için anlamsız gelebilir. Bu betimlemeleri alta farklı bir gözle de yorumlamam gerekecek. Zira Şekli bir anlamsızlıktan bahsediyorum, ama derinlemesine irdelendiğinde başka bir pencere açılıyor.
Hasta bir kız çocuğu ve aşık bir annenin draması olarak kaleme alınıp hikayeleştirilmiş...
E. Zola, Bu kitapta dolaylı Bir Paris anlatımı var. Benzetmeleri, tasvirleri ile insanların o andaki ruhsal durumları ile davranış ve düşünsel yapılarını canlı bir meta gibi ele aldığı Paris'i eşleştirip benzeştirerek bir can vermeye çalışıyor şehre. İnsanları ne ise şehirleri de odur. Mantığı ile yola çıkıyor, Zaman zaman bu mantığın içine doğa olaylarını da bir çeşni olarak katarak, onların benzetimlerine, Psikolojik davranışlarına ortak ediyor.
Bir aşk, bir sevgi bencilliği sergiliyor hikayesinde Zola. Çocuk da olsa, annesine olan tutkusunu, vazgeçilmez bağlılığını esaret zinciri ile kendi yokluğunu hazırlayan bir kız Jeanne.
Hastalıklı, ihtiraslı, annesinin sevgisini paylamayan psikolojik sorunları olan bunun neticesinde daima hasta olan bir çocuk Leanne.
Ama öbür yandan tüm hayatını kızına adayan anne Helen. Ya o...İşte E. Zola, bu Helen ile, aşk mı, ihtiras mı, gönül bağı mı, sevgiye üstün gelecek savaşını başlatarak bu soruların cevabını bulmaya çalışıyor.
Bir nevi, sonucu bir hayata mal olabilecek tutku ya da cinsel istek karşısında verilecek kararın tam da yol ayrımında kalan bir insanın, hangi yoldan yürüneceğini ve sonuçlarına katlanıla bilinir mi ? Çıkan sonuca ya "kader" ya da "seçki" diyeceksiniz. Ama yolların birinin sonu mutlaka uçurum olacağının farkında da olmalısınız. Felsefesine yatırmış bu hikaye ile Emile Zola...
319 syf.
·8 günde·7/10
Derinden sevenler bilir.
Taparcasına sevecek kadar kendinden geçen insanlar, sevginin de öldürücü olabileceğini bilirler...


Kitaba eşini kaybetmiş bir kadının, hasta ve narin kızını kaybetme korkusu ile başlıyoruz. Öyle ki okuyucuyu direk içine çeken sarsan ve merak uyandıran bir anlatım.

"Dünya da biricik acı, sevildiğini sanmamaktır." Diyen Zola'nın bunu romanında sözünü çok güzel işlediğine tanık oluyoruz.
Jeanne hasta ve narin ruhunun tek ışığı olan annesine büyük bir sevgi besleyen ve annesinin her türlü sevgisini kendine saklamak arzusunda bulunan bir çocuktur.
Her çocuk annesini sever elbette ama Jeanne babasız kalmış kız çocuğu olarak daha düşkündür, çocuk kalbinde çok kıskanır Helene'i.

Ve yine "Hiçbir süs ve makyaj bir kadını, analık sevgisi kadar güzelleştiremez." Sözünü söyleyen Zola, Helene'i çocuğuna sıkı sıkıya bağlı bir annelik ve her girdiği ortamda güzelliği göze çarpan bir endamla kaleme almıştır.

Herşey bir gece hasta kızının doktoru yerine kiracısı bulunduğu evin sahibininde doktor olması sebebiyle Henri'yi evine almasıyla başlar.

Bir kadının annelik duyguları ve bastırdığı özlemleri arasında kalışını, yeniden sevme arzusunu, bir çocuğun şiddetli sevgisini ustalıkla okuyucuya aktarmıştır yazar.

Açıkcası başlarda büyük bir ilgiyle okurken hikayenin geçtiği Paris'i uzun uzadıya betimlesiyle, karakterlerin iç bunalımlarının sayfalar sürmesiyle kitaptan biraz koptum. Anlatımla ilgili hiçbir kusur yok, dili, kalemi mükemmel yazarın. Sanırım bazı klasiklerde fazlasıyla denk geldiğimiz fazla betimleyici anlatım tek kusuru. Bunun haricinde kesinlikle tavsiye edilebilecek düzeyde, son bölümünde okuru kendine bağlayan buruk bir hikaye.
406 syf.
·Beğendi·8/10
Dünya klasiklerini sevdiğim için aldığım bir kitaptı. Bu şekilde Emile Zola'yı tanıdım. Herşeyi detayına kadar anlatması aşkı hissetmenin ince detayından tutun sokağın lambasının en küçük ayrıntısına kadar detaycı biri karmaşık duygular olsada herkes sonuç olarak kendini buluyor. Diğer kitaplarınla da tanışmak istiyorum. Emile Zola
391 syf.
·12 günde
Emıle Zola'nın okuduğum ilk eseridir. Bir arkadaşımın bana hediyesiydi, değeri çok fazla benim için. Aşk kitaplarını pek sevmem aslında fakat okurken hiç sıkılmadım diyebilirim, akıcı ve sade bir kitaptı.
Evli bir doktorla kiracısı olan bir dul kadının yasak aşkını anlatır. Her şey dul kadının kızının rahatsızlığıyla başlar, gönül bağıyla işin rengi değişir. Başta tutkulu başlayan bu aşk zamanla yerini acı süprizlere bırakacaktır.
Bu kitap annelik ve kadınlık içgüdüsünün acımasız bir savaşı olarak zihinde yer edinecek.
336 syf.
·3 günde·Beğendi·7/10
Adı "Bir aşk hikayesi" olan oldukça eski bir basımını okudum. Belki Zola kadar eskiydi. Ama bence bu isim kesinlikle "Bir aşk sayfasın"dan çok daha uygundu. Daha önce de söylediğim gibi birinci dünya savaşı sonrası burjuva ahlakının ne kadar düştüğünü kadının nasıl iktisadi bir meta , nasıl bir mülkiyet mevzuu olduğunu Zola'nın hemen tüm eserlerinde görmek mümkündü. Zola'nın gerek dönemin şartları gerekse bastırılmış duygularının tesiri ile olsa gerek bacakları birbirine kavuşmayan kadınlar, aç, sefil ve şarhoş erkeklerle cinselliğin en iğrenç boyutuna şahit olduğumuz kitaplarından sonra bu kitap iyi geldi. Dünyaya kapılarını kapamış ve kendini küçük kızına adamış dul bir kadındır kahraman. Birkaç dost dışında herkese kapalıdır kapısı ve tek derdi hasta olan kızının iyileşmesi. Ve tabi ki hayatlarına sırf bu yüzden giren doktor ve onun her şeyi konuşan ama hiç bir şey söylemeyen geveze karısı. Hemen hemen tüm klasiklerde olduğu gibi başlangıcı zorluyor insanı özellikle uzun betimlemeler. Ancak aşk, ihanet, ihtiras, kıskançlık, hayal kırıklığı ve dramı bir romanın içine bu denli güzel yerleştirmek her zaman mümkün olmuyor. Burada olmuş. Beğenip beğenmemek göreceli elbet ama ben beğendim. Okunur yani...
Bir taşa takılıp düşme olasılığını yok sayarak dümdüz bir çizgide ilerleyeceği gibi aptal bir düşünceye kapılmıştı. Ya şimdi? İşte bugün o düşüşü istiyordu.
Zaten suç gidenlerdeydi. Ama neden? O değişmiyordu. Birini sevdiği zaman ömür boyu seviyordu. Bu terk edilişi anlayamıyordu.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Bir Aşk Sayfası
Sayfa sayısı:
392
Format:
Karton kapak
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Turna Yayınları

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları