Candide

·
Okunma
·
Beğeni
·
7.086
Gösterim
Adı:
Candide
Yazar:
Baskı tarihi:
27 Kasım 2015
Sayfa sayısı:
117
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059197656
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yason Yayınları
François Marie Arouet (21 Kasım 1694 - 30 Mayıs 1778), Fransız yazar ve filozof. Daha çok mahlası Voltaire olarak tanınmıştır. Fransız devrimi ve Aydınlanma hareketine büyük katkısı olmuştur.

Din ve ifade özgürlüklerinin yanı sıra, insan hakları konusundaki düşünceleri ve felsefi yazıları ile ünlenmiştir. Eserlerinde Kilise dogmaları ve döneminin Fransız müesseselerini yoğun olarak hicvetmiştir. Zamanın en etkili isimlerinden biri olarak tanınır.

Voltaire Paris´te, 1694´te doğmuştur. Sekiz yıl boyunca sanat eğitiminin başladığı Collège Louis-le-Grand´da okumuştur. Fakat orada "Latince ve Aptallıklar" dışında bir şey öğrenmediğini iddia etmiştir.

Mezun olduktan sonra Voltaire edebiyatta kariyer yapmaya başladı. Babası ise oğlunun hukuk eğitimi almasını istiyordu. Bu nedenle Voltaire, Paris´te bir avukatın asistanı olarak çalışıyormuş gibi gözüküp, zamanının büyük bir kısmını hicivsel şiirler yazmaya adamıştır. Babası bunu öğrendiğinde Voltaire´i yine hukuk okumaya göndermiştir; yine de Voltaire yazmayı sürdürmüştür. Sivri dili ile aristokratik ailelerin beğenisini toplamıştır. Kral XV. Louis´nin naibi, Orléans Dükü, II. Philippe´yi konu alan bir yazısı nedeniyle Bastille´de hapsedilmiştir. Oradayken çıkış yaptığı piyesi Oedipe´yi kaleme almış ve Voltaire ismini almıştır. Oedipe´nin başarısı Voltaire´i etkili bir isim yapmakla beraber onu Fransız Aydınlanmasına dahil etmiştir.

Voltaire, ölümünden kısa bir süre önce 4 Nisan 1778 tarihinde, Paris´te bulunan Dokuz Kız Kardeş Locası´nda (Les Neuf Sœurs Locası) Masonluğa alınmıştır.Benjamin Franklin gibi birçok isim, ABD´den sadece Voltaire´in tekrisinde bulunmak için Paris´e gelmiştir. Kendisine gösterilen bir saygı ve ihtimamın örneği olarak, Voltaire´e farklı bir tekris prosedürü uygulanmış, Mabed kapısına gerilen siyah bir örtünün arkasından gerçekleştirilmiştir.
170 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Eser tür açısından hem felsefi hem edebi hem de birazda maceraya kaçar yönü bulunmakta.
Çünkü felsefi olmasının yönü Candide adındaki, isminin anlamı saf, temiz, iyimser olan bir gencin hocasını eleştirmesidir.
Edebi yönü de Candide'nin sevgilisiyle olan ilişkisi ve bu ilişkinin serüven boyunca devam etmesi.
Son olarak macera yönü de Candide'nin sevgilisini arayış içinde olması ve ülke ülke çeşitli olayları başına gelmesidir.
Voltaire'nin okuduğum ilk romanıydı ilk eserinden kalemine aşık oldum.
Yazar aktarmak istediği mesajı çok güzel anlamlara yükleyerek okuyucuya sunuyor.
Üslup konusunda sorun yok dili oldukça sadedir.
Konusuyla olsun kurgusuyla olsun mükemmel bir eser. Herkese tavsiye ederim. İyi okumalar.
170 syf.
·10/10
Spoiler İçerir.
Candide adı gibi saf cana yakın ve maharetli bir gençtir. Candide askere alınır büyük bir çatışmadan sonra ordudan kaçar ve Başka ülkeye sığınır.
Burada yeni bir hayata karışmak ister derbeder bir dilenci ile karşılaşır ve onun eski hocası olduğunu anlar.
170 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Voltaire'nin Candide eseri, Leibniz'in " Mümkün Dünyaların En Iyisi " tezini alaya almak için kaleme alınmıştır. Bu rasyonalist teze göre, tanrı bir dünya yaratmış ise, bu yaratılan dünyalar içerisinde en iyisi olmalıdır, düşüncesine dayanır. Tanrı başka türlü yapmış olsa çok daha kötü sonuçlarla karsilasabilirdik. Voltaire ise Leibniz'in bu tezini alaya alıp saf Candide karakteri üzerinden yaşadıkları tüm felaketleri - asıl Leibnizci hocası Pangalos ile - iyimser bir görüyle karşılarlar. Halbuki Leibniz'in kötülükleri reddettiğini düşünmek yanlıştır. Daniel Klaein, Leibniz'in tezinin yanlış anlaşılıp o dönemde alaya alındığını ve Leibniz'in rasyonalist temelde bundan daha bir sonuç ortaya koyamayacağını düşünür. Tabi tam olarak böyle düşünmese de,rasyonalist temel için mantıklı sonuç bu olurdu.

Leibniz'in temel eseri olan Monadaloji eserini henüz okumadigim için gereğinden fazla konuşmayı uygun bulmuyorum. Candide eserinin tüm felaketleri mümkünler arasında en iyisi olarak değerlendirip kaderci bir anlayışa savrulması iyi işlenmiş ise de, iyimserler için hal böyle iken; kötümserler için tam zıddını oluşturur. Bu iki zıtlık arasında herhangi bir tercih yapma hakkı doğmuş olsa, ikisinden birini seçmek olabildiğince abes olurdu. Çünkü şeyler iyi-kötü veya olanaklar icerisinde " en iyisi " olarak görülecek kadar dar bir çerçevede ele alınamaz. Tabi bugün de bu sözde rasyonalist iyimserliği taşıyan dindarlarımız yok değil. Her şeyi güllük gülistanlık olarak gören - kendi ideolojileri açısından- bu tipten kesimlerin felaketler karşısında sus pus olmaları veya aymazca halen bunu insanın yazgısı diye göstermelerini hayretle karşılasak bile, böylesi tiplemeler sanırsam her daim tarih için engeller oluşturacaklardır.
170 syf.
·Beğendi·9/10
BÜTÜN BUNLAR GÜZEL SÖZLER AMA.................

Güzel bir hafta sonu oldu. Kitabımı yüzüme oturan tebessümle bitirdim. "Candide Ya da İyimserlik" Voltaire'nin en önemli eserlerinden birisi. Eserin güzelliğinin yanı sıra Server Tanilli'nin ve Turhan Selçuk'un katkıları yadsınamaz. Çevirmenin ötesinde, açıklayıcı bir önsöz ve dipnotlarının yararlığı sebebiyle Sever Hoca kotarmış bu kitabı. Turhan Selçuk'u "Abdülcanbaz" öncelliğinde severek takip ederdim. Ayrı bir hava katmış kitaba.

Leibniz'in 'metafizik iyimserlik' üzerine yaptığım okumalarımda; Voltaire'nin iyimserlik felsefesi karşısında bayağı eğlendiğini ve eğlenmenin meyvesi olarak bu kitabı yazdığını biliyordum. Karşıma ne çıkacağını az çok tahmin etmeme rağmen yinede merakla kitaba sarıldım. O da ne !! Felsefe Sözlüğü gibi büyük bir eseri olan Voltaire'den beklediğim bir üslub yok. Karşıt görüşünü destekleyecek tezlerle dolu, aforizmaların cirit attığı bir metin değil tam tersine masalımsı bir anlatımla, bol bol hiciv taşları fırlatarak eleştirilerini aralara serpiştirdiği bir eser. Söylemek istediklerini kısa ve net bir şekilde ya kahramanlarına söyletiyor, ya da iyimserliği o kadar uç noktalarda gösteriyor ki ister istemez bu meczup iyimserliğe karşı bir tutum almak zorunda kalıyorsunuz.

Candide, Pangloss'un öğretileriyle iyimserliğe inanmış safderun genç bir adamdır. Akıl hocası olan Pangloss , yok artık dedirtecek belalar, sıkıntılar yaşamasına rağmen "Dünyamız, mümkün olan dünyaların en yetkinidir. Bu yetkin dünyada her şey en iyidir." diyebilecek kadar iyimserliğe batmış bir filozofdur. Candide'nin ilerleyen safhalarda karşılaşacağı bir diğer düşünce adamı Martin ise zıtlığı simgeleyen bir duruş gösterir ve Tanrının dünyayı kötülük üreten bir yaratığın eline bıraktığını düşünür. Candide bu iki fikir adamı arasındayken büyük bir aşk acısı yaşar ve binlerce badire atlatır. Ama bu badirelerin sebebini: Yeter nedensiz hiçbir sonuç yoktur. Her şey zorunlu olarak zincirlenmiş, en iyi amaç için düzenlenmiştir fikriyle açıklar.

Kitapta ilgimi çeken iki husus vardı. Spoiler vermemeye çalışarak bunlardan bahsetmek isterim. Öncelikle kitapta bir çok yerleşim yerinden bahsedilir. Bunlardan biriside Eldorado. Nasıl bir ülkedir, nasıl bir yönetimdir, nasıl bir insanlıktır ağzım açık kaldı inanın. Bu ülke hakkında daha fazla konuşmak yersiz, okuyuculara bırakmak gerek. Diğer husus ise Venedikli soylu Pococuranté. Venedikli bu soylunun, mükellef bir kütüphanesi var. Candide'nin hayran kaldığı bu kütüphanedeki bazı kitaplar ve yazarlar hakkında olumsuz fikirlere sahip. Ancak kitapların hepsine vakıf, yani anlayacağınız hepsini okumuş. Etrafım-ız-da birçok insan bir yazarı bir şairi bir müzisyeni tabu olarak kabul edip haz etmediğini, fikirlerine uyuşmadığı için sevmediğini söyler her daim. Sorarsın kendisine, fikirlerini ne kadar biliyorsun o yazarın diye. Sana kulaktan dolma afaki bilgileri, şehir efsanelerini anlatır. Ancak hiç okudun mu diye sorduğunda apışıp kalakalır.Eee arkadaşım, okumadan nasıl fikir sahibi olabiliyorsun o zaman. En sinir olduğum konu ve insan tiplemesidir. Neyse ben daha fazla asabiyet takınmadan kitabımıza devam edelim.

Kitabın sonunda asıl alınması gereken dersi, bir Türk bahçıvanın ağzından duyunca şaşırıyorsunuz. Türk olduğundan dolayı değil, aslında ne kadar kolay bir açıklaması olduğunu farkedince şaşırıyorsunuz.

Kitap bittikten sonra, Victor Hugo'nun Voltaire ile ilgili bir söylevi varki, tam manasıyla bir şahaser. Böyle bir güzelleme olamaz, Voltaire bu kadar güzel anlatılamaz. Burada paylaşmayayım, okuyacak olan arkadaşlarım kitaptan okusun bir zahmet.

BAHÇEMİZİ İŞLEMEK GEREK.
170 syf.
·Beğendi·10/10
Voltaire mizahıyla tüm kraliyeti eleştirmiş, velhasıl kraliyet ailesinin aklı Voltaire'in mizahına yetmediği için ceza almadan göçüp gidebilmiş nadir Fransız yazarlardan. Sorduklarında Fransa'yı değil İspanya'yı eleştiriyorum diyerek tereyağından kıl çeker gibi sıyrılmıştır. Yaşadığı yüzyılın din baskısına rağmen, dini Candide kitabında öyle ince eleştirmiş ki, eğer inançsız bir bireyseniz Voltaire okurken çok eğleneceksiniz.
170 syf.
·8/10
Kalemi kuvvetli Voltaire, Leibniz'in "yaşadığımız dünya dünyaların en iyisidir" sözüyle alay ettiği bir eser yazmış, iyi ki de yazmış.Eserde Leibniz'in bu sözü ile alay eden olaylar gerçekleşirken, aynı zamanda Voltaire düşüncelerini paylaşmıştır.Yani Voltaire roman yazmıştır ama amacı roman yazmak değildir.Amacı düşüncelerini roman aracılığı ile aktarmaktır.

Dini eleştirmenin yasak olduğu zamanlarda dini ve insanları sömüren din adamlarını eleştiriyor.Mesela Candide'i bir kaptan soyar, sonrasında kaptanın gemisi bir savaşta batar ve Candide bunu görür ve şöyle der :
"Görüyor musunuz,dedi Candide Martin'e kimi kez suçlar cezalandırılıyor.Bu alçak Hollandalı patron layık olduğu cezayı çekti.
-Evet,dedi Martin,aynı gemide olan diğer tüm yolcuların da ölmesi mi gerekiyordu ? Tanrı bu dolandırıcıyı cezalandırdı,şeytan da diğer yolcuları denizde boğdu"
Yani iyilikler tanrıdan biliniyor,kötülükler şeytandan böyle iş olmaz diyor Voltaire :) Yeter bu kadar inceleme, kitabı okuyun :)
197 syf.
·8 günde·Puan vermedi
1759 yılında yazıldığı ve Voltaire’in de Aydınlanma Çağı filozofu oluşu göz önüne alındığında dönemin sosyal, siyasi ve eğitim açısından eleştirel bakışın yansıtıldığı bir eserdir. Eser aynı zamanda Voltaire’den izler de taşımaktadır. Onun gerçekleştirdiği karakter sembolizasyonları Gerçek’i ararken takındığı tutum ile benzerlik göstermektedir. Yazar aynı zamanda eserin sonlarına doğru Fransa İhtilali’nin öne sürdüğü milliyetçilik akımı ile ifade edilebilecek bir tablo da oluşturarak sürecin temellerini açığa çıkarmak istemiştir.
194 syf.
·7/10
O kadar fikir yürütmeye, her bir şeyi tartışmasına, hocasının öğrettiği felsefesini yıllar boyunca savunmasına rağmen sonunda vardığı nokta:
“Muhakeme yürütmeden çalışalım; bu da hayatı tahammül edilir bir şekle sokan tek çaredir”

Ara sıra da Pangloss, Candide'e: “Mümkün dünyaların en iyisinde bütün hâdiseler birbirine bağlıdır, diyordu; çünkü Mademoiselle Cunegonde'un aşkı için güzel bir şatodan kıçınıza tekme yiyip kovulmasaydınız, Inquisition'un işkencesine uğramasaydınız; yaya olarak bütün Amerika’yı dolaşmasaydınız, kılıcınızı Baronun vücuduna saplamasaydınız, iyi Eldorado ülkesinden aldığınız bütün o koyunları kaybetmeseydiniz, burada turunç reçeliyle fıstık yiyemezdiniz.” Candide de: “Bunlar güzel sözler ama bahçemizi yetiştirmek lâzım,” diye cevap veriyordu.
170 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Kitap; sizi alemde dolaşmaya, bol kahkahaya ve düşünmeye davet ediyor.
Yazarın, o zamanlara göre, dünya hakkındaki bilgisi ve kitabın akıcılığı sizi şaşırtacaktır.
112 syf.
·7/10
İyimser felsefeyi eleştirdiğini bu kadar gözüme sokmuş olsa da bence akıcı ve düşündürücü bir felsefe kitabı. Olayların çok hızlı gerçekleşmesi ve sürekli oradan oraya atlaması sıkılmayı önleyici bir etken. Bu kadar kısa bir kitap olup bu kadar çok şey yaşatması, anlatması, düşündürtmesi etkileyici.
117 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10
Büyük fransız düşünürü voltairenin Leibniz un yaşadığımız dünya en iyi dünyadır sozunun üstüne yazdigi bir kısa roman,gerçekten yaşadığımız dünya olabilecek en iyi dünya mıdır??
194 syf.
·7/10
Yazarı ağır bir his bırakan bir kitap olmasına karşın keyifli ve ne anlattığını bilen bir kitap. İlk defa hayatımda küçük paragraflara konu olan bir kitap okudum. Uslup bakımından normal olarak uslubu tam da 18.yy'la ait. Bu kitaba hem bir ağırlık kazandırıyor hem de farklı bir hava katıyor.Sürekli iyimserliği ve iyiliği savunun bir karakterin dünyanın bu kadar saçmalığına ve kötülüğüne karşı tek başına iyimserliği ve iyiliği savunması gerçekten bir süre sonra 'bu ne yaa' dedirtiyor. Çünkü Voltaire'n de söylemeye çalıştığı gibi bu dünyaya en yabancı şey 'iyiliktir'. Voltaire de bunu oluşturduğu karakteri tüm dünya da gezdirip başına gelecek tüm olağan kötülükleri gösterip ona kötülükten bu iğrenç dünyanın pisliğinden nasibini almış insanlarla karşılaştırarak ondan iyimserliğini korumasını bekliyor. Ve bunun imkansız olacağının bilincine varılmasını istiyor.Genel olarak güzel ve hoş bir klasik okurken hiç sıkılmadan bitirebileceğiniz bir kitap.Kitabın sonun da tüm dünyayı dolaşıp hikayeyi İstanbul da bitirmesi de ayrı bir hoşnutluk sebebi.
"Çalışmak, üç büyük eksikliği uzaklaştırır; can sıkıntısını, kötü alışkanlıkları ve yoksulluğu..."
Birçok kenti dolaştım. Kimi yerlerde insanların yarısı deli, kimi yerlerde insanlar çok kurnaz, başka yerlerde çok uysal ve hayvan gibi, kimileri de zeki insanlar. Ama her yerde başlıca uğraşı aşk. İkinci uğraşı insanları çekiştirme, üçüncüsü ise aptalca şeyler söyleme.
"İyilik adına ne yapıyorsam felaketim oluyor; başkaları gibi hayinlik etseydim, onlar gibi mutlu olurdum."
Voltaire
Sayfa 15 - Cem yayınevi
- İyimserlik nedir? diye sordu Cacambo.
- Her şey kötü gittiğinde her şeyin iyi gittiğini savunmak tutkusudur, dedi Candide.
Voltaire
Sayfa 98 - Alfa
- Fakat hangi amaçla bu dünya yaratıldı? diye sordu Candide.
- Bizi kudurtmak için, dedi Martin.
Voltaire
Sayfa 108

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Candide
Yazar:
Baskı tarihi:
27 Kasım 2015
Sayfa sayısı:
117
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059197656
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yason Yayınları
François Marie Arouet (21 Kasım 1694 - 30 Mayıs 1778), Fransız yazar ve filozof. Daha çok mahlası Voltaire olarak tanınmıştır. Fransız devrimi ve Aydınlanma hareketine büyük katkısı olmuştur.

Din ve ifade özgürlüklerinin yanı sıra, insan hakları konusundaki düşünceleri ve felsefi yazıları ile ünlenmiştir. Eserlerinde Kilise dogmaları ve döneminin Fransız müesseselerini yoğun olarak hicvetmiştir. Zamanın en etkili isimlerinden biri olarak tanınır.

Voltaire Paris´te, 1694´te doğmuştur. Sekiz yıl boyunca sanat eğitiminin başladığı Collège Louis-le-Grand´da okumuştur. Fakat orada "Latince ve Aptallıklar" dışında bir şey öğrenmediğini iddia etmiştir.

Mezun olduktan sonra Voltaire edebiyatta kariyer yapmaya başladı. Babası ise oğlunun hukuk eğitimi almasını istiyordu. Bu nedenle Voltaire, Paris´te bir avukatın asistanı olarak çalışıyormuş gibi gözüküp, zamanının büyük bir kısmını hicivsel şiirler yazmaya adamıştır. Babası bunu öğrendiğinde Voltaire´i yine hukuk okumaya göndermiştir; yine de Voltaire yazmayı sürdürmüştür. Sivri dili ile aristokratik ailelerin beğenisini toplamıştır. Kral XV. Louis´nin naibi, Orléans Dükü, II. Philippe´yi konu alan bir yazısı nedeniyle Bastille´de hapsedilmiştir. Oradayken çıkış yaptığı piyesi Oedipe´yi kaleme almış ve Voltaire ismini almıştır. Oedipe´nin başarısı Voltaire´i etkili bir isim yapmakla beraber onu Fransız Aydınlanmasına dahil etmiştir.

Voltaire, ölümünden kısa bir süre önce 4 Nisan 1778 tarihinde, Paris´te bulunan Dokuz Kız Kardeş Locası´nda (Les Neuf Sœurs Locası) Masonluğa alınmıştır.Benjamin Franklin gibi birçok isim, ABD´den sadece Voltaire´in tekrisinde bulunmak için Paris´e gelmiştir. Kendisine gösterilen bir saygı ve ihtimamın örneği olarak, Voltaire´e farklı bir tekris prosedürü uygulanmış, Mabed kapısına gerilen siyah bir örtünün arkasından gerçekleştirilmiştir.

Kitabı okuyanlar 615 okur

  • gizem bozkurt
  • Ahsen Umay  Çiçek
  • Habip Önel
  • Güneş Ay

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0.4 (1)
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları