Çanlar Kimin İçin Çalıyor

·
Okunma
·
Beğeni
·
49,7bin
Gösterim
Adı:
Çanlar Kimin İçin Çalıyor
Sayfa sayısı:
550
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Müjde Yayınevi
635 syf.
·6 günde·Beğendi·9/10 puan
Merhaba arkadaşlar eğer aceleniz varsa bu incelemeyi hemen atlayın çünkü biraz uzun bir incelemeyle karşınızdayım ..:)

Bazı kitaplar vardır; sadece yazılmak için değil, birileri bu satırları okurken aynı zamanda da yaşasın düşüncesiyle yazılır. Bu kitaplara güzeldi çok iyiydi demek o kadar yetersizdir ki, düşüncelerimizi nasıl açıklamamız gerektiğini bilemeyiz çünkü üzerinde konuşmak dahi haddimiz değildir aslında.

Ernest Hemingway...
Hayatı boyunca yazar ve muhabirlik mesleğinden dolayı birçok ülke/şehir gezmiş, gittiği her yerde hayatına bambaşka kadınlar girmiş, o kadınlardan, şaraptan, yaşanmışlıklardan, içinde bulunduğu durumdan ilham alarak onca hikaye ve roman yazmış çok özel bir hikayeci.

1.Dünya Savaşı'ndan sonra Paris'e taşınan Hemingway burada tanıştığı birçok yazar ve eleştirmen -Scott Fitzgerald, Gertrude Stein, Ezra Pound- tarafından da yazmaya yüreklendiriliyor ve ilk romanı Güneş de Doğar ile yazarlık kariyerine çok hızlı bir giriş yapıyor.
Bu eserinden sonra Silahlara Veda ile bir kez daha eleştirmenlerden tam not alarak hayatına yeni bir yön veriyor.

2.Dünya Savaşı'ndan önce İspanya İç Savaşı için Madrid topraklarına savaş muhabirliği yapmaya gidiyor, incelemesini yapacağımız kitabın temelleri de bu savaşta yaşadıkları, gördükleri sayesinde atılıyor .

Çanlar Kimin İçin Çalıyor, bir roman olmaktan ziyade, Hemingway'in manifestosu bana göre. Kitapta fazla diyaloğa yer verilmesi karakterleri iyice kavramamız açısından yapılan güzel bir ayrıntı. Kitaptaki her karakter birbirinden özel, her karakterin bir hikayesi var ama en özeli kafayı görevle bozmuş adam olan, Robert Jordan.

Aslında Robert Jordan, Hemingway'in ta kendisi. Bunu rahatlıkla söylüyorum çünkü Hemingway bütün romanlarında kendisinden parçalar bulundurduğu ve kendi yaşadıklarını senaryolaştırdığı karakterler ve kitaplar yaratıyor. Kendisine faşistlerin kontrolünde olan bir köprüyü patlatma görevi verilen R.Jordan, Madrid'in bir dağında bulunan cumhuriyetçi partizan bir gruba katılıyor. Bu gruba gerçekleştireceği eylemin bütün ayrıntılarını anlatarak onların da desteğini alarak hedefine ilerlemeye çalışıyor. Ancak bu görev adamının başına öyle bir şey geliyor ki artık her planını her adımını başına gelen bu şeye göre ayarlıyor;AŞK...

Maria... Şimdi sizden annesi babası faşistler tarafından gözlerinin önünde öldürülen, saçları kazınan ve bu eylemleri gerçekleştiren kişiler tarafından defalarca tecavüze uğrayan bir kızı gözlerinizin önüne getirmenizi istiyorum. Bütün duyguları intihar etmiş, hayatı kabusa dönmüş olan bu kızı partizan grubun üyeleri kurtarıp dağa getiriyorlar ve R.Jordan ve Maria burada tanışıyorlar. Aslında hikayenin kırılma noktası bana göre bu karşılaşma çünkü görev adamı R.Jordan, kafası beyni sadece gerçekleştireceği eylemle dolu olan bu adam, artık beyninde kalbinde bu saf ve işkence görmüş kıza da yer açıyor.

Kitap 635 sayfa. Kitaptaki olaylar sadece 4 günü içeriyor yani her gün o kadar detaylı ve sayfalarca anlatılıyor ki kendinizi bir anda kitabın içinde buluyorsunuz. Ben kendimi kitabın içinde bulmakla kalmadım; dağın tepesinden olanları tüm çıplaklığıyla seyrettim. Hele benim gibi İspanyolca kelimeleri cümleleri seven biriyseniz bu kitabı daha çok seversiniz çünkü kitabın içinde birçok İspanyolca cümle var.

Kitapla ilgili daha fazla bilgi vermek istemiyorum çünkü ne söylersem söyleyeyim az kalacak, kitabı 2 gün önce bitirdim ama inceleme yazmak için 2 gündür bekliyorum çünkü kafamı toplamam zaman aldı. Okuduğum bu kitap gerçekten çok özel bir kitap. Hemingway hayranı birisi olarak kendisine bir kez daha hayran kaldım. Bana göre dünyanın en iyi hikayecisi kendisi.

İncelememi Maria'nın babasının faşistler tarafından öldürülmeden önce söylediği son sözle bitirmek isterken, herkese keyifli okumalar dilerim...

Viva la República *

*Yaşasın Cumhuriyet ...
496 syf.
·5 günde·Beğendi·9/10 puan
Kitabı ve yazarı çoğu kitapta okuyup da içimde merak uyandıran ve nihayetinde okuyabildiğim kitap...

Amerikalı Robert Jordan. Cumhuriyetçi, patlayıcı konusunda uzman ve bu işi daha önce yapmış bir gerilla olan Jordan İspanya'da faşistlere karşı yapılan iç savaşta köprüyü havaya uçurmak için görevlendiriliyor. Cumhuriyetçi bir grupla işbirliği yaparak bu eyleme hazırlanmakta, saklandıkları mağarada her türlü zorluğa, korkuya göğüs germeye çalışarak. Kimsenin kimseye tam olarak güvenemediği bir ortamda, ölümden, adam öldürmekten korkan ama yine de hedefleri uğruna hiçbir şeyden vazgeçmeyen insanlar... En zor koşullar altında bile olsa inançları doğrultusunda doğru bildiğini yerine getirmek için verilmiş savaş...

Tüm olumsuz düşüncelere, imkansızlıklara rağmen, birlik beraberlik var, umut var (#50611216), korku var (#50699976), aşk var... (#50797177 )
Güzel geleceği, hem ülke için, hem sevdiği insan için düşlemek ve bunun gerektirdiği herşeyi göze almak var.
Hem savaşa, hem faşizme (#50625314 )
yine yeniden lanet edeceğiniz, yeri gelince de hem Jordan'ın hem diğer kahramanların birbirleriyle ve kendileriyle olan diyaloglarında gülebileceğiniz, hak verebileceğiniz, kendinizi sorgulayacağınız cümleler var.

Kimi zaman; "bu dünyada öyle şeyler oluyor ki; Tanrı'nın neden izin verdiğini merak ediyorum..." dersin ve kimi zaman isyan edersin...
"Artık Tanrın yok mu?"
"Yok arkadaşım. Kesinlikle yok. Eğer Tanrı olsaydı, benim şu gözlerimle gördüklerimin olmasına hiçbir zaman izin vermezdi. Bırak, onların olsun Tanrı."
"Tanrı'nın varlığını savunuyor onlar."
"Açıkçası dine inanarak yetiştirildiğim için O'nu özlüyorum
(#50500745 )

Hepimizin umudu, hepimizin savaşı, hepimizin isyanı aynı...

Savaş; ne amaçla yapılırsa yapılsın yıkımdır. Maddi ve manevi.

"Hayır. Bir kızlara ayıracak zamanım yok"
(#50454487 )
desen de...
Aşk; düşünmediğiniz her yerde (#50635127), her yaşta, her zaman, karşınıza çıkabilir. İnanmak istemeseniz, kendinizi sorgulasanız da... (#50635140 )

Bazı yerlerinde sıkılabilir, "gereksiz" uzatmalardan dolayı.

Her şeyin güzel ve mutlu bitmesini isteyen olarak, sonunu beğenmedim. Spoiler mi o :)

Filmini de en kısa zaman izlemek umuduyla Çanlar artık başkaları için hızlı hızlı çalsın...


Sondan bir önceki olarak;
#50843084
#50695806

Ve son olarak
Her zaman

Viva la República

* Yaşasın Cumhuriyet.
#50800534
  • Savaş ve Barış (2 Cilt Takım)
    8.7/10 (2.648 Oy)3.184 beğeni10,9bin okunma22bin alıntı116,6bin gösterim
  • Don Quijote
    8.6/10 (3.467 Oy)3.421 beğeni13,6bin okunma15,4bin alıntı97,8bin gösterim
  • Diriliş
    8.6/10 (2.292 Oy)2.485 beğeni8,5bin okunma10,1bin alıntı67,8bin gösterim
  • Ölü Canlar
    7.9/10 (2.918 Oy)2.747 beğeni12,3bin okunma13,9bin alıntı69,5bin gösterim
  • Kar
    8.0/10 (2.077 Oy)1.981 beğeni8,3bin okunma7,5bin alıntı40,1bin gösterim
  • Budala
    8.5/10 (3.117 Oy)3.622 beğeni12bin okunma36,3bin alıntı128bin gösterim
  • Gazap Üzümleri
    9.1/10 (5,4bin Oy)5,9bin beğeni16,8bin okunma30,6bin alıntı160,1bin gösterim
  • Yüzbaşının Kızı
    8.0/10 (3.367 Oy)3.016 beğeni13,5bin okunma6,1bin alıntı71,4bin gösterim
  • Ana
    8.6/10 (4.188 Oy)4.412 beğeni16,8bin okunma26,6bin alıntı90,5bin gösterim
  • Karamazov Kardeşler
    9.2/10 (5,3bin Oy)6,1bin beğeni16,6bin okunma74bin alıntı254,1bin gösterim
496 syf.
·7 günde·Beğendi·8/10 puan
Kitabı çok taze bitirdim.Sıcağı sıcağına hemen yoruma koştum.Kitabın öncelikle savaş kısımları çok gerçekçi,keza sohbetlerde gerçek hayatın içinden. Son kısımları çok duygusaldı.Romantiklik yeterli seviyede değildi. Pilar ve Pablo gerçekten çok özel bir karakterlerdi. Çingene portresini yazar çok güzel çizmiş. Ayrıca yazarın savaş esnasında gazetecilik yaptığı da çok aşikardı. Şimdi sıra dünyaca ünlü iki oyuncunun da oynadığı filmini izlemeye geldi. Özellikle Oscar kazanan Katina Paksinu(Pilar) nun oyunculuğunu merak ediyorum.
635 syf.
·7 günde·Beğendi·8/10 puan
Bir kitabın içerisinde, onlarca kitap vardır. Tıpkı Çanlar Kimin İçin Çalıyor? kitabında olduğu gibi. Ve ben de, bu kitabın içerisindeki kitaplardan bir tanesi hakkında konuşmak istiyorum. O kitap Maria'nın kitabı.

Anne ve Babanızı gözünüzün önünde kurşuna diziyorlar, sizin elleriniz bağlı olduğu için hareket edemiyorsunuz. Sonra sizi berbere götürüp saçlarınızı kökünden kesiyorlar. Ve siz kederden, aynadaki yüzünüzü tanıyamıyorsunuz. Kesilen saçlarınızı suratınıza vuruyorlar, yetmiyor ağzınıza tıkıyorlar. Bunu düşünmeye başladığımız an, Maria oluyoruz.

Ece Temelkuran'da okumuştum; "Kadınları yok etmek isteyen. önce saçlarından başlar."

Maria bunları aynı gün içerisinde yaşıyor. Ancak kendisini, kötü talihine esir edip hayattan kopmuyor, intikam ateşi yüreğini yakıyor. Bir de üstüne aşık oluyor. Belki aşkın en gerekli olduğu yerde aşık oluyor. Kendisini yetersiz, çirkin ve eğitimsiz görüyor. Bir yanda aşk ateşi bir yanda intikam ateşi. Bu öyle bir ateş ki, Faşistlerden intikam alacak çocuklar doğurmanın hayalini kurduruyor. Ama yaşadığı onca rezil şeyden sonra, anne olması da pek mümkün değil gibi.

Kitapta yine fark ediyoruz ki, "erkekler savaşır, acısını kadınlar çeker."

Maria'nın babasının, öldürülmeden önce söylediği son söz ile burada bitiriyorum;

"Viva La Republica"
"Yaşasın Cumhuriyet"
496 syf.
·22 günde·Beğendi·6/10 puan
İspanya ile ilgili merakım lisedeki Amerikalı İngilizce hocam ile başladı. İlk defa Francisco Franco'nun adını orada duydum. Sonrasında üniversitede aldığım sanat tarihinde hocamızın derste incelediği Goya'nın 3 Mayıs Katliamı (https://www.google.com.tr/...ust=1472745344556912) ve Picasso'nun Guernica (https://www.google.com.tr/...ust=1472745377024461) resimleri ile daha da arttı.

Hemingway, bu kitabında İspanya İç Savaşı bunalımından geçen gerillaların savaş yılları sırasındaki hayatlarını ve bakış açılarını ustalıkla anlatmış. Hatta bu kitap sayesinde öğrendiğim bazı tarihi gerçekler de beni derinden etkiledi. İçinde hem tarih hem de psikoloji bulunduran detaylı anlatılmış dikkat çekici bir roman. Kendisi İspanya'da 18 yılda öğrendiklerini bu kitaba aktarmış. Hatta bunun izlerini arada geçen İspanyolca cümlelerden de görebiliyorsunuz.
496 syf.
·7/10 puan
Bir kitabı okumadan önce ilk olarak yazarın biyografisini okumayı tercih ederim.Bu bende artık alışkanlık haline gelmiştir.”Çanlar Kimin için çalıyor” Pulitzer ödülü almıştır. Hemıngway, ölmeden bir süre önce anksiyete ve depresyondan dolayı elektroşok tedavisi görmeye başlamış. Fakat 1961 yılında kendisini bir av tüfeği ile vurarak intihar etmiş. Hemıngway'in ölümünün yakın dostu Fidel Castro, Havana'da adına bir anıt yaptırarak aralarındaki muazzam dostluğu simgeleştirmiştir.
hayatından kısa bir bilgi vermek istedim.

Hemingway'in okuduğum ilk kitabı.İspanya iç savaşını konu alan bir roman.Cumhuriyetçi Gerillaların,faşistlere karşı olan savaşını anlatıyor. Bu kitabı çok çevremden duyuyordum ve Edebiyat hocamın tavsiyesiyle okumak istedim.

Kitapta yazarın gerçekçi bir anlatımı vardı bu da zaten diyaloglara çokça yer vermesinden anlaşılıyor.Okurken gözümde canlandı ve sanki bende onların yanındaymışım gibi bir tepeden onları izliyormuşum gibi hissettim.Fakat Robert jordan ve arkadaşları ile olan diyaloglar çok fazla ve gereksizdi.Yazar konuşmalarda detaya inmiş fakat ben sıkıldım. Arkadaşları ile olan konuşmaları biraz daha kısa olsaydı daha güzel olurdu.Kitap bazen o kadar akıcı ki dış dünyayla ilişkimdeki kablo sanki kopmuş gibiydi.Bazen de çok sıkıcıydı.(özellikle kitabın ortalarında).Son sayfalar iyiydi ortalara nazaran.(çünkü son sayfalarda yazar diyaloglara fazla yer vermemiş). Kitabın başlarında savaşla olan diyaloglar azdı.Kitap sadece “Savaş” konusunu ele almamış,çıkarımlarda bulunduğum o kadar cümle vardı ki( Zaten sizlerle de paylaştım)Dostluk,arkadaşlık,aşk,ölüm kokusu,özgürlük...

Bir inanç uğruna bir şeyleri başarmak için arkadaşların birbirini katletmesi ve savaşırken bile öldürmekten zevk almadıklarını(Cumhuriyetçi gerillaları kastediyorum) sadece bunu zorunlu ve görev olduklarını,yazar çarpıyor suratımıza.İnsanları öldürürken ,bu faşist bile olsa bunun yanlış bir şey olduğunu kimsenin birbirinin hayatını çalmaya hakkı olmadığını da bize yineliyor.Kitapta beğendiğim şey şu idi;Savaşırken bile sevmenin,sevilmenin unutulmadığı bir aşka şahit oluyorsunuz.Robert Jordan'ın aşkı için söylediği sözler kısmını beğendim ve etkileyiciydi.

Ölüm kokusuna gelirsek bununla ilgili kitapta tasvirler var onları okumak keyifliydi.Robert Jordan'ın sevgilisi Maria'nın yaşadığı şeyler o kadar kötüydü ki üzüldüm.İnsanlar neden bu kadar acımasız? İçlerinden şu kadarcıkta mı merhamet duygusu yok.Bu dünyaya sığmayı bir türlü beceremedik.İlla birilerini öldüreceğiz,canını yakacağız yoksa tatmin olamıyoruz.İnsanları öldürerek,canlarını yakarak zevk alan insanları anlamıyorum,anlayamayacağım da.

Kitabı hem beğendim hem beğenmedim.Tavsiye etsem mi etmesem mi bilmiyorum size kalmış artık :)

Ayrıca Bilgi Yayınevine teşekkürler çevirisi gayet iyiydi.
635 syf.
·10/10 puan
Hemingwayin dünyayı sarsan romanı...
Çanlar kimin için çalıyor: Faşizme karşı savaşan gerilla gurubu...
Muhteşem direniş...
Aslında romanın bize gösterdiği gerçek: Savaşın cinayet olduğu...

Hemingwayin dediği gibi:“Kötü yönetilen bir ülkenin ilk uğrağı parasını değersizleştirilmek, ikincisi savaştır. İkisi de geçici bir refah sağlar ama kalıcı bir yıkım getirir. İkisi de politik ve ekonomik fırsatçıların sığınağıdır.”

İspanyanın iç savaşı esnasında dağlarda savaşan ve köprüyü uçurması için görevlendirilen Robert Jordan ve gerilla gurubu...
Aşk,direniş, savaş ve ölüm...
Kitabı okurken farklı duygular içerisinde oluyorsunuz bir yandan üzüntü ve ürperti, bir yandan sevinç...

Heyecanını kaçırmamak için devamını anlatmıyorum...

Romanın ilk sayfasında John Donne:
Hiçbir insan ada değildir, tek başına bir bütün; her insan kıtanın bir parçasıdır, bütünün bir bölümü; bir toprak zerresi denize karışıp gitse, sanki yitip giden yüksek bir Tepeymişçesine ,dostlarının ya da senin Yurdunmuşçasina azalır Avrupa. Her bir insanın ölümü de işte böyle azaltır beni çünkü ben insanlığın bir parçasıyım. O yüzden sakın sorma ÇANLAR KİMİN İÇİN ÇALIYOR diye; senin için çalıyor.

İlk başta ne dediğini anlamıyorsunuz bu cümlelerle kitabi bitirdikten sonra anlayabiliyorsunuz. Adeta yaşıyorsunuz, hissediyorsunuz cümleleri...
635 syf.
·Puan vermedi
İspanyol iç savaşı sırasında isyancı çetelerle birlikte bir köprüyü havaya uçurmak için uğraşan bir İngiliz bombacı Robert Jordan'ın başından geçen olaylar ve gerçek aşkını bulmasının konu edildiği akıcı güzel bir roman.
Roberto Jordan, çok zor bir göreve seçilmiştir. Ve 68 yaşına rağmen gayet dinç olan Anselmo klavuz olarak Robert Jordan'a eşlik eder.
Köprüyü Cumhuriyetçi bir çete ile havaya uçuracaklardır. Robert Jordan, Bu çetenin arasında bir tren işinden kurtarılan Maria ile tanışır. Aşk şavaşın tüm yıkıcı etkisine rağmen zamn ve yer gözetmeden yeşere bileceğini bir kez daha ispatlar.
Anselmo köprü işinde ölür. Robert Jordan ise düşen atın altında kalan ayağının kırılması sonucu yardıma gelen çete üyeleri ile vedalaşır. Yakalanıp kurşuna dizilmemek için kendini vurur.
Roman hakkındaki şahsi fikrim ise ;roman konu itibarı ile sürükleyici olmasına karşın, uzun betimlemeler zaman zaman akıcılığın bozulmasına neden olmadı değil bu durum can sıkıyor. Ama genel itibariyle güzel ve etkileyici bir kitap.
635 syf.
·Beğendi·8/10 puan
Çanlar Kimin İçin Çalıyor
Ernest Hemingway’ in İspanya İç Savaşı esnasında muhabirlik yaparken tanık olduğu olaylardan esinlenerek yazmış olduğu kitabı “Çanlar Kimin İçin Çalıyor”, savaş esnasında bir köprüyü havaya uçurmakla görevlendirilmiş Robert Jordan’ ın gerillalardan oluşan bir grup ile iş birliği üzerine temellenir. Kitapta görevi vasıtasıyla gittiği bölgede genç bir kadına aşık olan Robert Jordan’ ın yaşamının dört günü, faşistlere karşı direniş gösteren “Cumhuriyetçi” grubun gözünden anlatılır.
Erişmiş olduğu ünü ziyadesiyle hak ettiğini düşündüğüm kitap içinde Türkçe karşılığı verilmeyen birçok İspanyolca terim barındırması ve betimlemelere sıkça yer vermesi sebebiyle akıcı olmayan bir üsluba sahip. Bu yüzden benim okumakta zorlandığım eserlerden biri oldu. Kitaba başlamadan önce bu bilgiyi göz önünde bulundurmanızı tavsiye ederim.
...
“Çanlar Kimin İçin Çalıyor” İçinde aynı anda birden çok duyguyu barındıran bir kitap. Normal bir yaşama özlem duyan insanların, umudun, korkunun, aşkın ve öfkenin hikayesi aslında.
Hemingway, yazdıklarıyla savaşların herkesçe bilinen fakat görmezden gelinen kara yüzünü gözler önüne sermiş; savaşlar galibiyetle dolu yüzlerinin altında acı ve keder barındırır. Etkileri kısa sürecek olan galibiyetler, uzun sürecek olan mutsuzlukları sırtlayarak gelir bir savaş sonlandığında.
Aynı satırları okur fakat kimse aynı satırları okumuyordur aslında; benim için savaşanların hikayesi değil, duyguların hikayesiydi bu kitap.
Ve bizler, belki bir gün anlayabiliriz. savaşlardan geriye zaferin değil yıkıntıların kaldığını. Umut da bittiğinde geriye kalanın sadece acılı insanlar olduğunu.
Savaşlar acımasızdır ve hiçbir savaşın bir kazananı olmaz. Hiçbir savaşın sonunda kazanılan zafer, insana mutluluk getirmez.
Umarım bir gün tüm bu yıkıntıların ardından kafamızı kaldırıp baktığımızda en zor savaşların, savaşları bitirmek için yapılanlar olduğunu görebiliriz diyerek bir kaç alıntıyla son veriyorum incelememe. Keyifli Okumalar...
•“Acı çekmeye dirençli biçimde yoğrulduğumuzdan fazla acı çekmiyoruz, acı çekenler bu iklime elverişli olmayanlar.”

•“Ne zaman, bu insan eline benzeyen, uzun cırnaklı, kurutulup ayasından kilise kapısına çakılı pençeyi görsem, keyiflenirdim... Baharın ilk günlerinde, o tepenin yamacında ayıyla karşılaştığımı anımsadığımda göğsüm kabarırdı. Ama bir insanı öldürmekten geriye güzel bir şey kalmaz, onun pençesini kiliseye çivileyemezsin.”

•“Emirlere uyarsın, ölürsün ya da yaşarsın, sonunda ne olacaksa olur. Bir rejimde yaşamak o rejime karşı savaşmaktan çok daha kolaydır.”
496 syf.
·Puan vermedi
Lise yıllarımda okuduğumda beni derinden etkileyen bir kitaptı. Konusuna gelince; Güzel bir aşkın ayrıca renk kattığı, İspanya iç savaşının çarpıcı bir şekilde anlatıldığı güzel bir kitap.
496 syf.
·2 günde
Bölümler boyunca Sakarya Fırat, Savaşcı, Şefkat Tepe, Söz gibi asker - peşmerge çatışması konu alan dizileri izleyip zaman kaybedeceğinize adam akıllı bir gerilla romanı okuyun daha iyi derim :)

Öyle bir romanı nereden bulacağız derseniz de işte bu !!!

Siyaseti, politikayı çocuklara televizyonlardan öğretmeye kalkarsak çocuklara çok yanlış bir bilgi aşılamış olacağız. Onun yerine politikayı ve devletler arası siyasi hukuku kitaplardan öğretelim. Açıkçası bu yaşa kadar ben de siyaseti mecliste sandalye fırlatma sanatı olarak tanımıştım :) :) bu kitabı okuduktan sonra siyasetin bu olmadığıına çok iyi inandım.
Kominizm , faşizm, cumhuriyetçilik gibi kavramların gerçek anlamlarına bu kitapta tanık oldum.

Dağların dili olduğuna inandım. Robert ve Maria'nın aşkını okurken Ernesto Che ile savaşcı sevgilisi Aleida'nın bir misillemesi geldi aklıma.

Hikaye çok dokunaklı , her cümlesi dokundu. Neredeyse bütün kitabı alıntılayacağım mübalağasız :))

Bunun filmi de yapılmış sınavdan sonra izlerim artık :( :(
-"Artık Tanrın yok mu?"
"Yok arkadaşım. Kesinlikle yok. Eğer Tanrı olsaydı, benim şu gözlerimle gördüklerimin olmasına hiçbir zaman izin vermezdi. Bırak, onların olsun Tanrı."
-"Tanrı'nın varlığını savunuyor onlar."
"Açıkçası dine inanarak yetiştirildiğim için O'nu özlüyorum."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Çanlar Kimin İçin Çalıyor
Sayfa sayısı:
550
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Müjde Yayınevi

Kitabı okuyanlar 7,2bin okur

  • Sümeyra Yıldız
  • Yusuf Canatan
  • mustafa inci
  • mualla canatan
  • Fatma kaya
  • Ferize Hakan
  • Deneme deneme
  • Selma Kavurmacıoğlu
  • Kfkdmdkkd
  • S.Süheyl

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0.1 (2)
7
%0.1 (1)
6
%0
5
%0.1 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları