Adı:
Delikanlı
Baskı tarihi:
1992
Sayfa sayısı:
603
Format:
Ciltli
Kitabın türü:
Çeviri:
Ergin Altay
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Görsel Yayınlar
750 syf.
·10 günde·8/10 puan
YouTube kitap kanalımda Dostoyevski'nin hayatı, bütün kitapları ve kronolojik okuma sırası hakkında bilgi edinebilirsiniz:
https://youtu.be/0i9F0L1dcsM

Delikanlı kitabını bitirdikten sonra kendi düşüncelerime uygun bir görüş aramak amacıyla internet keşfine çıktım. Edward Hallett Carr'ın Delikanlı kitabı için demiş olduğu:

"Dostoyevski'nin hiçbir romanında bu kadar kişi yoktur ya da hiçbir romanında, kitap kapatıldıktan sonra okuyucunun aklında kesin bir izlenim bırakan bu denli az kişi yoktur,"
cümlesine kesinlikle katılıyorum.

Öncelikle kitaba İletişim Yayınevi'nden sahip olmayanlar için internette zar zor bulduğum, Dostoyevski severlerin kesinlikle okuması gereken çok faydalı bir adet önsöz ve sonsöz bırakıyorum.
ÖNSÖZ- Delikanlı Üzerine Notlar / Joseph Frank: https://docplayer.biz.tr/...evski-delikanli.html
SONSÖZ- Psikolog Olarak Dostoyevski / Edward Hallett Carr (s.231'den başlıyor):
https://issuu.com/...t_carr_-_dostoyevski

Kitabı bitirdikten sonra 65 sayfa inceleme yazısı okumak istemeyenler için bu 2 değerli yazıdan anladıklarımı size sunmak istiyorum.

Delikanlı kitabı, toplum mühendisi Dostoyevski için Ecinniler köprüsünü geçtikten sonra Karamazov Kardeşler hedefine varmadan okunması gereken son kitaptır. Kronolojik okumanın elzem olduğu bu dev isimde Öteki kitabındaki alter ego ve çift kişilik göndermelerine, Kumarbaz kitabındaki kumar tutkusuna, Suç ve Ceza'daki derin psikolojik buhranlara, Ecinniler kitabındaki politika, devrim, milliyetçilik ve din konularındaki dönemin siyasi anlayışına tanıklık etmek Delikanlı'nın parçalarını tamamlayabilmek için büyük bir önem taşır. Pek tabii ki Karamazov Kardeşler'in de buna dahil olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.

Gücün kaynağı olarak muazzam bir servet kaynağı ülküsünün Rus kültüründe Rothschild adıyla anılmasının 1850'lerde başladığını düşündüğümüzde, 1875 tarihinde basılmış olan Delikanlı kitabı için II. Aleksandr'ın 1861'de serfliği kaldırıp milyonlarca köylüyü özgürlüğüne kavuşturmasının epey önemli olduğunu söyleyebilirim.
Hatta Delikanlı'da 408. sayfada geçen:
"Bir Rus, kendisi için beylik, kökleşmiş yaşantı çemberinden dışarı çıkınca, sudan çıkmış balığa döner, ne yapacağını, ne edeceğini bilemez." cümleleri de toprak köleliği sisteminden çıkmış Rusların içine düştüğü başıboşluğu anlatır. Ayrıca Carr'ın Dostoyevski biyografisinde dediği gibi köylü Ruslar ilk kez bir Dostoyevski romanında bu kadar detaylı bir şekilde anlatılmıştır.

Puşkin'in Byelkin Öyküleri'nde 1. tekil şahıs anlatıcının kullanılması gibi Delikanlı'daki Dolgorukiy karakteri de Rusların kendi kendilerini yine kendisine anlatması gibi algılanabilir. Hiçbir şeyden haberi olmayan ve bir kolu sosyalizm, diğer kolu da Rothschild serveti ülküsü tarafından çekilen delikanlı karakteri, 19.yüzyılın ikinci yarısında Rus düşünce dünyasında entelijansiya olarak kendini göstermiş kısmı temsil ediyor gibi görünen Versilov, eski kutsal ve Ortodoks Rusya'yı temsil eden Makar ve ailesi, 1870'de tarım merkezli Rus ekonomisinin sanayileşme dalgasıyla değişmeye başlamasını karşılayan Stebelkov karakteri, Lambert karakterinin bedenselliği ve maddeciliği ile bir karakter gökkuşağına dönüşür. Bu yüzdendir ki, Carr'ın dediği kesin bir izlenim bırakmama olayını kitabı bitirdikten sonra net bir şekilde yaşadığımı söyleyebilirim. Çünkü Ecinniler kitabının incelemesinde de bahsettiğim Neçayev devrimciliği fırtınası devamında gelen 1870ler neslinin Neçayevizmi artık ilginç bulmadığını bildiği bir Dostoyevski ile birlikte baba Versilov aracılığıyla aktarılır.

Peki neden Delikanlı okunmalı?

İnsancıklar'daki lirik gerçekçiliği görmeden, Öteki'deki ve Suç ve Ceza'daki kişilik bölünmesini, çift kişiliği görmeden, Ev Sahibesi'ndeki Ordınov'un bakışlarıyla karşılaşmadan, Beyaz Geceler'deki şehir tasvirleriyle, Budala'daki Mışkin, Rogojin, Filippovna karakterleriyle, sosyete ve idam mahkumu sahneleriyle tanışmadan, Kumarbaz'daki bir Dostoyevski denklemi olan tutkunun en istisnai duygusu olmasıyla karşılaşmadan, yeraltına inmeden, Ölüler Evinden Anılar'daki kürek mahkumlarının acıklı seslerini duymadan, Stepançikovo Köyü'ndeki kara mizahla ve yine Suç ve Ceza'daki id, ego, süper ego merdiveniyle tanışmadan, Ecinniler'in dev politika köprüsünden geçmeden, köprü geçildiği sırada Delikanlı kitabındaki karakter gökkuşağıyla tanışmadan köprünün karşı tarafında bulunan Karamazov Kardeşler tarafına kanatlanmanın bir anlamı olmayacaktır.

Üstte linkini verdiğim iki yazıdan anladığım kadarıyla Ivan Karamazov da aynı Versilov karakteri gibi çelişkili sözler sarf eden bir karakterdir. Din ile milliyetçilik sorgulamaları arasında kalan Dostoyevski'yi en iyi anlamlandırabilme kitabı olabilecek Karamazov Kardeşler için yüksek ülkünün istediği ahlaki-ideolojik aydınlanmanın eksik tarafı Delikanlı'da bulunan Makar karakteri, Dostoyevski'nin babasına duyduğu hem gücenme hem de sevme karşıtlıkları Dolgorukiy'in üvey babası Versilov ile arasında yaşadığı aile içi etkileşimler ile birlikte Hegelci tez-antitezin yüksek sentezde buluşması yüksek ve aşağı ögelerin birlikte kullanıldığı Delikanlı kitabında tamamlanır, diyebilirim.

Bu iki muhteşem yazıyı okuduktan sonra Dostoyevski'nin aklındaki psikolojik gelgitlere Edward Hallett Carr'ın Dostoyevski biyografisinde belirtmiş olduğu:
"Günah duygusunu bir yana bırakırsanız kurtuluşa ulaşamazsınız." cümlesiyle rahatlıkla ulaşabileceğimizi söylemeliyim. Ne kadar anlamlı ve gizleri açığa çıkaran bir cümledir bu!
666 syf.
·Beğendi·9/10 puan
Aldıktan sonra bayağı bekletip öyle okuduğum bir kitaptır. Niye bilmiyorum, gözüm mü korktu ne oldu, kim bilir? Yine de nereden baksanız yedi yıl önce filan okumuşumdur. Ama sevdiğim kitaplar arasına kesinlikle girdi. Zaten Dostoyevski'yi çok severek okurum, bu kitap da beni şaşırtmadı. Hatta ben ''Delikanlı''yı ''Karamazov Kardeşler''den daha çok severim.

Öncelikle karakterimiz çok başarılı tasvir edilmiştir. Durağan değildir, karakteri değişim gösterir. Gerçek bir insan gibi hatalar yapar, hep iyi bir profil çizmez. Tek bir konu etrafında gitmez kitabımız, yan olaylar da oldukça fazladır. Okurken meraka düşer, şimdi ne olacak derken sayfaları çevirip durursunuz. Dostoyevski öyle bir anlatır ki, karakterlerle beraber oradan oraya koşar durursunuz. Örneğin; bir müzayede sahnesi vardı, sanki ben de karakterin arkasına oturmuşum da onu izliyormuşum gibi hissetmiştim. Öyle bir anlatım...

Kesinlikle tavsiye ediyorum. Kitap oldukça kalın, fakat gözünüzü korkutmasın; çok akıcı. Konu ilgi çekici,yazarı da Dostoyevski; daha ne olsun.
  • Ecinniler
    8.8/10 (735 Oy)823 beğeni2.323 okunma13,5bin alıntı41,4bin gösterim
  • Kazaklar
    8.1/10 (594 Oy)535 beğeni2.153 okunma2.584 alıntı17bin gösterim
  • Başkasının Karısı
    6.8/10 (527 Oy)357 beğeni2.072 okunma1.453 alıntı24bin gösterim
  • Meyhane
    8.2/10 (535 Oy)481 beğeni2.146 okunma1.204 alıntı14,9bin gösterim
  • Çocukluk
    7.8/10 (757 Oy)693 beğeni3.005 okunma4.069 alıntı23,5bin gösterim
  • Nana
    7.3/10 (518 Oy)465 beğeni2.376 okunma1.233 alıntı24,9bin gösterim
  • Don Quijote
    8.6/10 (3.467 Oy)3.420 beğeni13,6bin okunma15,4bin alıntı97,8bin gösterim
  • Ölüler Evinden Anılar
    8.4/10 (1.729 Oy)1.803 beğeni6,4bin okunma15,2bin alıntı48,3bin gösterim
  • Ev Sahibesi
    7.2/10 (1.137 Oy)843 beğeni4.133 okunma6,6bin alıntı23bin gösterim
  • Yer Demir Gök Bakır
    8.8/10 (485 Oy)453 beğeni1.801 okunma1.171 alıntı13,9bin gösterim
632 syf.
·33 günde·Puan vermedi
Dostoyevski'nin Karamazov Kardeşler öncesi son büyük adımı.

En son, ailesiyle birlikte uzun yıllar yurtdışında bıraktığımız Dosto nihayet çok sevdiği Petersburg'una geri döner. Döner dönmez, Delikanlı'da "akraba sevgisi, hak etmeden elde edildiği için zaten ahlaka aykırıdır. Sevilmek için bu sevgiyi hak etmek gerek," diyerek atıfta bulunduğu akrabalarının akınına uğrar. Bu sıralarda yoğun ziyaretlerden iyice bunalan eşi Anna da bir erkek çocuğu dünyaya getirir. Bir süre sonra bir gazete Dosto'nun uzun bir aradan sonra Rusya'ya döndüğüne dair yazı yayımlayınca tüm alacaklılar Dostoyevski ailesinin kapısına dizilir. Bu andan itibaren Anna hem alacaklılarla uğraşmayı hem de edebi yeteneği ve ekonomi bilgisi birbirine taban tabana zıt olan kocasından ailenin ekonomi yönetimini devralır. Bir yandan alacaklıları ustaca bertaraf edip diğer yandan Dosto'nun son iki büyük eseri olan Budala ve Ecinniler'i kitap hâline getirir. Üstelik kağıdın satın alınmasından, kitapçılarla görüşmeye kadar başından sonuna tüm süreci yöneterek.

Budala ve Ecinniler'in kitap hâline getirilip satışa sunulmasından bir yıl kadar önce Dosto'ya aşırı sağcı bir gazeteden başyazarlık teklifi gelir. Ecinniler'i yazmasına neden olan yeni düşünceler, kitabın başarısızlığı ve güncel olaylar konusunda yazma projesi bu teklifi ateşli bir şekilde kabul etmesine neden olur. Önceleri hem gazete işlerini hem de yazarlığı bir arada yürüteceğini düşünse bile evdeki hesap çarşıya uymaz ve gazete işleri tüm vaktini alır. Bu arada gazetede yayımlanacak bir makalede yasalara aykırı bir durumu fark edemediği için birkaç rublelik para ve iki günlük hapis cezasına çarptırılır. Sibirya görmüş Dosto'ya iki günlük hapis cezası koyar mı? Tabii ki koymaz. Bu iki günlük hapis cezasını fırsat olarak görüp mutlu bir şekilde Sefiller'i tekrar okuyarak geçirir.

İlerleyen zamanlarda Dosto'nun ilk romanı İnsancıklar'ı okuyup "yeni bir Gogol doğdu," nidalarıyla Belinski'ye koşan ancak daha sonraları büyük düşmanı hâline gelen Nekrassov'dan Dosto'ya bir teklif gelir. Nekrassov sahibi olduğu dergide büyük bir yazarın romanını yayımlamayı kafasına koymuştur. Böylelikle teklif Dosto'ya gider. Dosto, teklifi kabul ederek romana kendini tamamen verebilmek amacıyla başyazarlık görevinden istifa eder. Yazdığı yeni sipariş romanın adı ise 'Delikanlı' olacaktır.

Delikanlı, her ne kadar Kumarbaz gibi ağır şartlarda yazılmasa bile en az onun kadar savruk bir roman. Üstelik Kumarbaz'ın yarısı kadar bile eğlenceli değil. Konusu Dosto'nun kafasındaki birçok projenin birleşimi gibi. Ancak bu çoklu projelerin birleşimi hiç merak uyandırıcı değil. Tek tek ele aldığımızda etkileyici de değil. Kitabın uzunluğunu baz aldığımızda Dosto'nun oldukça yetkin olduğu psikolojik tahliller de oran olarak düşük. Benim için tek merak uyandırıcı ve heveslendiren nokta ana karakterin ülküsü. Ancak kitabın henüz başlarında diyebileceğimiz bir noktadan sonra o ülkünün yerinde yeller esiyor ve kitabın geneline etkisi yok denecek kadar az oluyor.

Suç ve Ceza'dan başlayarak tüm büyük romanlarında olduğu gibi kitaba adını veren Delikanlı'nın yani Dolgorukiy'in de bir ülküsü vardır. Raskolnikov bir Napolyon olup olmadığını kontrol etmek isterken Dolgorukiy'in ülküsü Rothschild olmaktır. Yani hedef normal bir zenginlik değildir. Ülküsü, bugün dâhi zenginliğiyle ünlü ve dünyayı yöneten birkaç aile vb. komplo teorilerine konu olan Rothschild kadar zengin olmaktır. Ülküsüne ulaşıp ulaşamayacağını anlamak için 1 ay boyunca sadece ekmek yemek, aç kalmak gibi bazı denemeler yapar. Dolgorukiy'in ülküsündeki amaç gösteriş ve rahat yaşamak değildir. Ülküsüne ulaşsa bile normal zamanda yediği, içtiği ve yaşadığı gibi devam edeceğini düşünür. Üstü başı yırtık olsa ve sosyetenin hor göreceği biri sanılsa bile eğer kim olduğunu bilseler önünde el pençe duracaklarını bilmenin vereceği hazzı arzular. Yani Dolgorukiy'in ülküsü paranın somut getirileri yerine vereceği güç, özgürlük, güvenlik ve zirvede yalnızlık gibi getirilere odaklanmıştır. Bu bakımdan Raskolnikov'un baltasını kaldırma sebebiyle benzeşse bile başlangıcından, gelişimine ve sonucuna kadar Raskol'un ülküsünün yanında oldukça zayıf kalır. Dediğim gibi romanın geneline de etki yapmaz. Neticede ikisi de ülküsünde başarısız olsa bile Dolgorukiy bu başarısızlığın bedelini çok daha hafif öder. Çok daha az etkileyicidir. Bu da Raskolnikov'un ülküsüne göre eksi olan bir diğer unsurdur.

Delikanlı romanında diğer romanlardaki gibi güçlü yan karakterlere pek rastlanmıyor. Hatta niye kitaba konulduğunu anlamadığım sıfır etkiye sahip karakterler bile mevcut. Dolgorukiy haricinde bahsetmeye değer tek karakter ise Dolgorukiy'in babası Versilov. Roman boyunca tüm gizem unsurunu tek başına yüklenen karakter Versilov olsa da sonuç bölümünde onun da etkileyiciliği aşağıya doğru seyrediyor. Yine sonuç bölümünde, Dosto'nun Öteki romanında ana konusu olan ve diğer romanlarında da zaman zaman kullanıp ilgi duyduğu ve kullanmayı sevdiği şizofreniyle karşımıza çıksa da o da okuyucuyu yeterince etkileyebilecek bir seviyede değil. Olmayınca olmuyor.

Delikanlı, en başta da dediğim gibi Dosto'nun Karamazov Kardeşler öncesi son büyük adımı olsa da yere yeterince sağlam basamayan bir adım olduğu hissiyatı uyandırdı bende.
666 syf.
·Puan vermedi
https://www.youtube.com/...CGKljlBU&t=2015s
Fyodor Mihayloviç Dostoyevski Baba-oğul arasında yaşanan değer çatışması ekseninde, 19. yüzyıl ortası Rus toplumunun geçirdiği ideolojik dönüşümün izini sürüyor. Dolgorukiy’in, babası Versilov’la   duygusal, ideolojik ve ahlâki tartışmaları etrafında şekillenen uyuşmazlıkları ve Dolgorukiy’in zıtlıklarla dolu yaşam öyküsünü okuyacağınız, Karamazov Kardeşler’den önce kaleme alınan Delikanlı'yı sizler için samimi bir sohbet havasında konuştuk. Podcast yayınımıza ulaşmak için yukarıdaki linke tıklayabilirsiniz...
666 syf.
·Beğendi·9/10 puan
https://youtu.be/U1TYHX4WjaU
Dostoyevski'nin beş büyük romanından biri olan Delikanlı'yı inceledim bu videoda. İnsan ilişkileri, benlik bilinci, kimlik sorunu gibi bir çok derin mevzuyu yine Dostoyevski'nin sıra dışı anlatımıyla okuyabileceğiniz bir roman bu. Din, inanç ve siyaset konularına, diğer büyük romanlarına oranla, daha az değinmiş bu romanda. Yine eşsiz kahramanlar yaratmış ve insan psikolojisinin derinliklerine inmemizi sağlamış.
Rus edebiyatının ve bence Dünya edebiyatının en iyisi olan bu yazarı okuduktan sonra kitap beğenmek zor. Her romanında bana eşsiz duygular yaşatan Dostoyevski'yi dilim döndüğünce anlatmaktan gurur duyuyorum. Kanalımı ziyaret etmeyi unutmayın lütfen.
666 syf.
·Beğendi·9/10 puan
Delikanlı ilginç bir kitaptı bir çok yönden tartışmamız açısından doğru bir seçim.Dostoyevski'nin kaleminin tarzından en çok çıktığı romanmış.Hiç bir romanında bu kadar karakter olmaması bunda bir etken.Psikolojik inceleme özelliği sayesinde insanda belli başlı karakterlerin hislerini derinden hissetme durumu meydana getiriyor.
Kitapta temelde 2 konu bence kilit noktalar biri Dogruwky'nin Versilov(babasına) duyduğu yüceleştiren sevgisi bir diğeri de Dogruwky'nin "ülküsü".Bana kalırsa bu 2 kilit noktada roman süresince gelişmeye uğradı ve finalde bitmesi gerektiği gibi bitti.2 temel noktayı ele alıp bunu karmaşık bir aile öyküsüne yedirip arka planda da Rusya,dünyanın hali gibi konularla bağdaştırmak oldukça kompleks ve özel bir kurgu.Delikanlı'yı okuyupta çıkarımlar yapmak her insanın harcı değil.Psikolojide "öteki" kuramıyla yazılmış,belki bunu gruptan psikolog arkadaş varsa daha iyi açıklayacaktır.Ulusların gelişimi,çöküşü,milliyetçilik olgusu gibi durumlarında analizleri benim oldukça ilgimi çekti.
Parmak basmak istediğim önemli bir nokta kitapta çok başarılı anlatımların yanı sıra bir çok eleştirmen tarafında da düşünüldüğü gibi sanatsal yetersizlikler bulunmasıydı.
Versilov karakteri tam özünü yansıtamıyordu,bunun nedeninin kitapta anlatıldığı gibi Versilov'un ruh değişimine neden olan ruhsal bozukluğu da olabilir.Versilov'un tam bir karakter olmasındansa farklı 2 insanı okuyormuş gibi hissetirmesi kurgunun bir parçasıda olabilir.Eğer ki kurgunun parçasıysa bu muazzam bir kurgu demektir.Değilse de eleştirmenler gibi sanatsal bir eksiklik olduğu anlamına gelir.Herkesin bu konuda düşüncelerini duymak isterim.Sevgiler..
720 syf.
Kitaplığımın derinlerde bulmuştum. Başlayıp başlayıp bitiremediğim, ya şehir değişikliğinden ya da başka şeylerden dolayı hep unuttuğum bir kitaptı. Bu kez disiplinli bir şekilde okudum, okurken her bir cümlesine ayrı ayrı hayran kaldım. Keşke Rusça okuyabilme imkanım olsaydı, herkese tavsiye ederim Delikanlı'yı.
666 syf.
Zor bir kitaptır diğer kitaplarına göre okumak daha zordur. İngiliz tarihçi yazar Edward Hallet Carr, Delikanlı romanı için şöyle der: " Dostoyevski sıradan bir filozof ve mükemmel bir psikologsa, diyebiliriz ki, Delikanlı diğer büyük romanlarından daha fazla incelenmeye değer ve eleştirmenlerin elbirliğiyle onu en düşük dereceye indirmeleri yanlıştır. Fakat, yazarının mükemmel usta olduğu bir alanda bulunmasına rağmen, Delikanlı bir başarısızlık olarak kabul edilmelidir“.
666 syf.
·11 günde·Puan vermedi
Bir süredir uzak kaldığım Dostoyevski okumalarına, beş büyük romanından (Suç ve Ceza, Karamazov Kardeşler, Budala, Ecinniler ve Delikanlı) biri olan ve en zayıfı olarak bilinen Delikanlı’yla döndüm.
Dostoyevski, Sibirya’dan hapis arkadaşı D.I.İlyinski’nin başından geçen olaylarla Karamazov Kardeşler’in ilk taslağını oluşturmuşken Bir Yazarın Günlüğü’nde Ocak 1876 tarihli notunda “Nikolay Alekseyeviç Nekrasov benden, Oteçestvennıye Zapiski (Yurt Notları) için bir roman yazmamı istediğinde, neredeyse Babalar ve Oğulları’na başlıyordum ama kendime engel oldum; iyi ki olmuşum, çünkü hazır değildim. Bu arada fikrimin ilk teşebbüsü olan Delikanlı’yı yazıyordum.” der. Delikanlı, Dostoyevski’nin politik görüşleriyle taban tabana zıt görüşleri olan Nekrasov’un gazetesinde basılmış ve politik bakımdan karşı çıkılmasından korktuğundan; ahlak, ahlak ülküsü, politika ve din ile bunların birbirleriyle ilişkilerini, diğer romanlarının aksine derinlemesine irdelemediği, yüzeysel dokundurmalarla iktifa ettiği, bu konulara ilişkin sayfalar oluşturan tiradların bulunmadığı, ağırlıklı olarak olaylardan ve diyaloglardan müteşekkil bir roman.
Edward Hallet Carr, bu romana ilişkin Dostoyevski biyografisinde; “Eğer Dostoyevski sıradan bir filozof ve mükemmel bir psikologsa, diyebiliriz ki, Delikanlı diğer büyük romanlarından daha fazla incelenmeye değer ve eleştirmenlerin elbirliğiyle onu en düşük dereceye indirmeleri yanlıştır. Fakat yazarının mükemmel usta olduğu bir alanda bulunmasına rağmen, Delikanlı’nın bir başarısızlık olduğu kabul edilmelidir. Kalemini tarafsız konulara hapseden tedbirli olma kaygısı, dehasının hareketine önemli bir engel olmuştur.”
Dosteyvski; “Birinci şahıstan yaz. ‘Ben’ kelimesiyle başla.” diye yazarak notlarına, anlatıcı konusundaki önemli sorunu da çözüme kavuşturuyor. Birinci şahıs anlatıcı okura hitaben; “Dayanamadım artık, yaşam yolunda ilk adımlarımın anılarını, elinizdeki bu anıları yazmaya karar verdim.” diyerek başlar ve “son bir yılda başından geçenleri en ince ayrıntısına varana dek yazmak ihtiyacının, her şeyden önce, içinde duyduğu çok güçlü, önüne geçemediği bir istekten doğduğunu” belirtir.
Arkadiy Makaroviç Dolgorukiy isimli piç ‘Delikanlı’mız liseyi yeni bitirmiş yirmi bir yaşındadır. ‘Yasal babam, Versilovların eski kölesi Makar İvanoviç Dolgorukiy’dir. Her ne kadar sözcüğün tam anlamıyla yasadışı bir evlat olduğumdan kimsenin bir kuşkusu yoksa da, yasal bir babamın olması yasal bir evlat sayılmama yetiyor.’
Efenim bu 50 yaşındaki köylü köle Makar İvanoviç evlenmek istiyor(kölelerin evliliği efendilerin isteğine bağlı) ve Sofya Andreyevna ( 18 yaşında köle kız ve Piçimizin annesi) birkaç yıl önce öksüz kalmış, yine Versilovların köle köylülerinden babası son nefesini vermeden önce Makar İvanoviç’i çağırıp kızını göstererek “Büyüt ve evlen onunla.” demesinmiymiş. Sonuç olarak Makar İvanoviç ile Sofya Andreyevna evleniyorlar. Gel zaman git zaman 25 yaşında, iki çocuklu dul, soylu efendi Andrey Petroviç Versilov köye teşrif ediyor ve kendi ifadesiyle ‘aralarında bir aşk serüveni falan geçmeden, her şeyin öylece oluverdiği’ bir şekilde Sofya Andreyevna’yı iğfal ederek “Piç Delikanlı”nın tohumunu atıyor.
Piç Delikanlı, doğar doğmaz, sağda solda, yurtlarda eğitiliyor liseye kadar. Anne ve babasını bir iki kez görüyor 21 yaşına kadar. Sürekli hayaller aleminde yaşayan ‘Piç Delikanlı’mız Tuşar isimli birinin evinde eğitim görürken; ilk dayağını yiyor, piçliğini keşfediyor, uşak gibi kullanılıyor.
Romanın önemli topiclerinden biri olan ‘dilenci gibi yaşa ama Karun kadar zengin, güçlü ve yalnız ol’ şeklinde özetlenecek ‘Rothschild ülküsü’nü ediniyor.
Anıların anlatılmaya başlandığı 19 Eylül’de biyolojik babası tarafından liseyi okuduğu Moskova’dan Petersburg’a çağrılıyor ve olaylar akıyor… Yaşlı ve zengin, üvey kızkardeşi Anna Andreyevna’nın hamisi ve parası için evlenmeye çalıştığı bir prensin yanına hiçbir iş yapmadığı bir işe veriliyor. Babasının hem aşık hem düşman olduğu, bu yaşlı prensin kızı Katerina Nikolayevna’ya kendisi de aşık oluyor. Kraft isimli bir genç tabancayla kendisini vuruyor, Olya isimli bir genç kız kendini asıyor…
Parasını batırmış Versilov’un kazanmak üzere olduğu veraset davasını vicdanen haksızlığa sürükleyecek ve Katerina Nikolayevna’nın babasıyla arasını açıp parasız kalmasına neden olacak “ İKİ MEKTUP” yine romanın ikinci önemli topic.
Eli yüzü düzgün şekilde bir özeti yapılamayacak kadar girift ve kaotik bulduğumdan içerikten çıkıp yeniden genel yargılara geçiyorum.
Mükemmel bir psikolog olarak addedilecek Dostoyevski’nin bu romanında yine; ayılıp bayılan histerik kadınlar, bir aşırı gururlu bir dilenci ruhlu insanlar, yeraltı, öteki, henüz Freud’un bulmadığı ve Dostoyevski’nin “eş” dediği insan ruhundaki ikiliğin aşağı öğesini oluşturan bilinçsiz insan ya da bilindışı cehennemi, Oedipus kompleksi, Rus ruhu…
BİR DÜŞÜNCE: Acaba Oğuz Atay, Günlük’ünde yazmayı planladığını söylediği, yazmak için okumalar yaptığı, notlar aldığı “Türkiye’nin Ruhu” isimli muhayyel kitabının fikrini; çok sevdiği, yeni tanıştığı insanlara yönelttiği ‘Dostoyevski okudun mu?’ sorusuna menfi cevap verenlere ehemmiyet vermeyecek kadar çok sevdiği, Dostoyevski’nin romanlarında sıkça geçen “Rus Ruhu” olgusundan mı edinmiştir? Bence gayet olası.
BİR ÖNERİ: Neden Dostoyevski okumalıyız diyenlere https://www.youtube.com/watch?v=X9JJimrhNUM
666 syf.
·4 günde
Dostoyevski benim için ayrı bir parantez mi demeliyim yoksa bizim için mi demeliyim karar veremedim.. çünkü; insanoğlunun ruhunu çok iyi anlıyor. Tabi bu durum diğer yazarlarla kıyasladığım anlamına gelmiyor.

Neden Albert Einstein, "Dostoyevski bana diğer bilim adamlardan daha fazla şey öğretti." dediğini çok iyi anlıyorum.

Kitap;
İletişimsizliği ve sevgisiz büyümenin getirdiği bunalımların kötü alışkanlıklara yönelmesine sebep olan dramatik bir öykü..

Yazarın bazı sayfalarından çıkamadım belkide çıkmak istemedim. Üzerinde durup düşündüren, biraz beyin fırtınası yapmamızı tetikleyecek türden..( kitabın kalan yarısından kuşkum yok! )

Hamuru fazla diye;) biraz zamanımı alır yada bana zaman kaybettirir mi diye düsünmeyin. Aksine size zaman kazandıracak bi kitap.!
606 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Ancak tükenmişlikten ötürü yapayalnız kalmışsak ve yaşama felce uğramışcasına bakıyorsak, o yaşamı artık vahşi, güzel acımasızlığıyla kavrayamıyorsak ve ondan artık hiç bir şey almak istemiyorsak, işte o zaman bu korkunç ve görkemli yazarın müziğine açığız demektir...
Ancak o zaman onun korkutucu ve çoğu zaman da cehennemden farksız dünyasının olağanüstü anlamını yaşayabiliriz...
666 syf.
·14 günde·Beğendi·2/10 puan
Şu zamana kadar okuduğum en zor kitap oldu galiba. Olayları çok karmaşık buldum. Çeviriden mi kaynaklı diye düşündüm ama cidden çok zorlayan bir kitap oldu beni. Dostoyevski’nin böyle bir eseri olması şaşırttı beni, hayal kırıklığına uğradım açıkçası...
Utanmadan, sıkılmadan kendi üzerine yazabilmesi için insanın pek bayağı bir biçimde kendine tutkun olması, kendini beğenmesi gerekir.
Düşünceler pek aşağılık, bayağı bile olabilirler. Birinin değerli saydığı bir şey başkalarınca son derece değersiz sayılabilir.
"Şimdiki zaman ortalama insanın parlak zamanı, duygusuzluğun, terbiyesizliğin, saygısızlığın, tembelliğin, iş yeteneksizliğinin, armut piş ağzıma düş deyince her şeyin önüne gelmesini isteme ihtiyacı duyan bu kuşağın devridir. Kimse bir şeyin üzerine durup düşünmüyor; kendine bir ülkü edinen de çok az."
İnsanlarda ruh güzelliği yok, olmasını da istemiyorlar. Hepsi mahvolmuş ancak herkes kendi kendi mahvoluşuyla övünüyor.
Fyodor Mihayloviç Dostoyevski
Sayfa 125 - Engin Yayınevi

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Delikanlı
Baskı tarihi:
1992
Sayfa sayısı:
603
Format:
Ciltli
Kitabın türü:
Çeviri:
Ergin Altay
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Görsel Yayınlar

Kitabı okuyanlar 1.773 okur

  • Yasemin
  • GÜNEŞŞŞ
  • M \/ Z
  • gamzelibirvampir
  • Sezangül demir
  • Şaziment Küskü
  • Selin
  • Arda Kumaru
  • Görkem Korucuoğlu
  • ilsaa

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0.5 (2)
8
%1 (4)
7
%0.2 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları