·
Okunma
·
Beğeni
·
80,7bin
Gösterim
Adı:
Dinle Küçük Adam
Baskı tarihi:
2008
Sayfa sayısı:
109
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054099115
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Alter Yayıncılık
Binlerce yılın bakış açısından görebiliyorum seni, binlerce yıl geçmişten ve binlerce yıl gelecekten bakıyorum sana. Kendinden korkma duygundan kurtulmanı istiyorum. Daha mutlu ve daha insana yaraşır bir yaşam sürmeni istiyorum. Kasılmış bir beden yerine, canlı, yaşayan bir bedenin olsun istiyorum; çocuklarından nefret etmek yerine onları sevmeni, karına, `evlilik gereği` işkence yapmak yerine onu mutlu etmeni istiyorum. -Wilhelm Reich-
125 syf.
Seyirci kalmayın, yaşama müdahale edin, kendinizi tanıyın ve gardınızı alın. Yaşamı nefes alarak geçirmeyin, yaşamınızda söz sahibi olun.

Yasalar, iktidarlar, politika, komşular, stres, sana hiçbir şey katmayan arkadaş, seni küçük olduğuna inandıran ne varsa kaldırıp çöpe at. Önce kendini küçük gör, bu küçüklüğün içinde bir büyüklüğe erişeceksin.

Kişisel gelişim kitapları gibi konuşmak istemiyorum evet bir küçük adam olarak içimde büyük bir özgürlüğü keşfedip de buraya geldim. Son kullanma tarihi var mıdır bu keşfin, özgürlüğün bunu zaman gösterecek. Şu an kuş gibi hafif oluşum sizi ilgilendiriyor.

Nesin sen? Asker, öğretmen, hakim, mühendis ya da Dostoyevski'nin kitaplarındaki o sefil memur musun? Gogol'ün paltosuz memuru da olabilirsin. Ne fark eder? Ne isen nesin. Ben bununla ilgilenmiyorum. Çünkü sıfatların karşıda oluşturduğu zoraki tavrı iyi bilirim. Benim ilgilendiğim şey tamamen farklı. Öncelikle dış kuvvetlerden ayrılarak iç kuvvetlere yönelmek istiyorum. En basitinden şu an nerdesin, evet koltukta oturuyorsun ya da uzanmışsın, kafan yastıkta 1000kitap'ın gece özelliğinin verdiği memnuniyetle bu yazıyı okuyorsun. Söyle bana, ne için yaşıyorsun? Evin, araban (o da varsa) dışında ne gibi bir birikimin var. Senin için yatırım ne demek? Sen onu bunu boşver de özgür müsün? Soruların içinde boğabilirim seni. Kendine ait bir yaşamın var mı küçük okur? Çevrendeki insanlar için ne demeksin. Aaa evet! Bu çok önemli. Çünkü bu ''elalem ne der'' adlı putun müritleriyiz biz. Attığımız adımın hesabını, aldığımız nefesin karakteristik hızını bile buna göre ayarlarız. İşte biz buyuz küçük okur. Korkularımız var. Şu ana kadar kendimize bir dirhem dahi özgürlük ısmarlayamadık. Koşullar deme bana! Deme! Bahane duymak için yazmıyorum bunları. Yenemediğimiz koca bir ''atalet'' var... Evet bu ataletsizliğin getirdiği bir adaletsizlik. En büyük adaletsizliği kendimize yapıyoruz. Varoluşsal salatalar bunlar. Sartre'ların, Camus'lerin, Dostoyevski'lerin geçtiği yollardan geçmen mi gerek illa! Hiç sanmıyorum. Çünkü bir yolun çıkmaz olduğunu anlamak için sonuna kadar yürüme saçmalığına inanmıyorum. Hem hafif bir soluk eksikliği bile seni derhal aramızdan ayırabilir.

Kendini aradın mı hiç küçük okur? Rehbere kendini kaydet , sonra onu ara ve onunla uzun uzadıya konuş. De ki ona sen kimsin? O da desin ki sana ben kimim? Bu sorun bizim için en acil çözümlenmesi gerekendir. Bana tekrara düşüyorsun deme. Belki de bunları yazarak kendi içimdeki ataletsizliği yenmeye çalışıyorumdur. Ne var beraber çözsek. Bunları okuyup iç çekiyorsan aynı evrende aynı bulutun altında aynı dertler bizi birleştirmiş demektir. Bak küçük okur, okuduğun kitapları rafına kaldırırken duyduğun mutluluk işte bize en yakın yalan budur. Kendi odanda bir başına bile rol yapar hale gelmişiz. Büyük biraderler'in zihnimize olan oyununa ortak değil seyirci olmuşuz. Yahu biz bu sahneye bir kere davet edilmişiz. Bize tutulan dev aynaları çekildiğinde korkunç bir travmaya sürükleniyoruz. Ancak dev aynaları 5 senede bir oy pusulasının içinde tekrar tutuluyor önümüze. Sana hiçliğinden övünç yaratıyorlar! Bunun tek bir sebebi var. Medya, gazete, internet demeyeceğim. Bunlar dışsal etmenler. Ahmet Hamdi diyor ya hani: ''insanoğlu, insanoğlunun cehennemidir'' diye. Haklı haklı olmasına da ben bu sözü şöyle güncellemek istiyorum: ''İnsanoğlu, kendi kendisinin cehennemidir.'' Sen izin vermesen bu hiçliğe katlanmaz, bunu kabullenmezdin. Bir sürünün peşinde koşmazdın. Sloganlar atan güruhun içinde sesi artırmaktan öteye giden bir rolün olurdu. Yanıldın, küçük okur.

Ne mi yapmalı? Ne yapacağını en iyi sen bilirsin ancak bu kitaptan okuduklarıma bakarak kendin için yaşamalısın. Kendin için yaşarken de başka küçüklerin önüne büyük taşlar koymamalısın. Çünkü bunun bir silsile olduğunu unutma. Bu silsilenin ucu elbet bir gün sana dokunacaktır. Senin özgürlüğünün başladığı yerde başkasının özgürlüğünün bitmesine izin verme. Bu mottoyu yıkalım. Milenyum çağına lanetler okuyup, suçu teknolojinin üstüne atma. Dediğim gibi suçlu biziz. Komşularının sesini kıs. Elalem konuşurken müziğin sesini aç. Yaşa küçük okur. İktidarların canı cehenneme. Siyasetin canı cehenneme. Kendi mezarını bile yaşam alanı diye sana açtırmalarına izin verme. Hayatın içine karış. Yürüme, koş. Gülümseme, kahkaha at. Coşkunu içine taşı. Hayat pişmanlıklarını sığdırabileceğin bir kutu değil. Pişmanlıklarını tabutuna dahi sığdıramazsın. Kurtul onlardan. Hafifle!

Birçok şeyin farkındayız aslında. Ne yapacağını biliyor olup da yapamayan lanetliler gibiyiz. Bu noktada Dr. William Reich'in bu denemesi ciddi manada bir iç hesaplaşmaya itiyor insanı. Kitap okumayı zevk almaktan öteye götürmek için harika bir deneyim. Lütfen kitabı sesli okuyun ve sık sık aynaya, içinize bakmayı ihmal etmeyin.

William Reich'in kendisinden Listen, little man:
https://www.youtube.com/watch?v=DeIgAlIxI0I
160 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10 puan
YouTube kitap kanalımda Dinle Küçük Adam kitabını yorumladım: https://youtu.be/oY9QFVxunbI

"Ben kimim ki, kendi fikrim olsun?"

Sen, küçük adam, bir zamanlar Vitruvius'tun. Mimardın. Fikirlerin vardı aslında. Mesela 3 ilken vardı tasarımlarında kullanmak için : Fayda, kalıcılık ve güzellik.

Sen, küçük adam, bir zamanlar Wilhelm Reich'din. Psikiyatrist ve psikanalisttin. Fikirlerin vardı aslında. Mesela 3 ilken vardı yaşamımızın tükenmez kaynağı olarak gösterdiğin : Sevgi, çalışma ve bilgi.

Sen, küçük adam, bir zamanlar Mustafa Kemal Atatürk'tün. Bir geleceğin kurtarıcısıydın. Fikirlerin ülken oldu. 6 ilken vardı : Cumhuriyetçilik, milliyetçilik, halkçılık, devletçilik, laiklik ve inkılapçılık.

Geçmişinde bu kadar büyük insanlar olabilmişken, ezilip büzülmeyi, seni yönetene karşı kayıtsız şartsız ve sorgusuz itaati, sevgisizliği, gaz odalarını, bilgin yerine tabancayı seçmeyi, kendinden olmayanı asmayı kesmeyi, hırsızlığı, yalan söylemeyi, eski can düşmanını dostun ya da eski can dostunu düşmanın bellemeyi, kişisel özgürlüğünü unutmayı, dedikoduyu, aşkla cinselliğin tanımlarını karıştırmayı, kendi fikirlerin dururken başkasının fikirlerini benimseyecek kadar küçülmeyi nasıl becerdin be?

Nasıl bu kadar ilkesizleşebildin? Bu yazıyı okuyan sen, ben, hepimiz. Nasıl bu kadar ilkesizleşebildik, kendi fikrimizden bu kadar uzaklaşabildik?

Hani Nietzsche'nin üst insanı olmayacak mıydık? Ne oldu? Ne ters gitti, küçük adam? Neden küçülmeye gittin?

Maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisinde en tepeye çıkmak için hazırlığımızı yıllardır yapmıyor muyduk? Ne oldu? Ne ters gitti, küçük adam? Para ve iktidar hırsı gözünü mü bürüdü yoksa? Bu mudur bu kadar küçülmüşlüğünün nedeni?

Oysa ki sen Hitler'in, Stalin'in, Napolyon'un kontrol ettiği kitlelerin zafer çığlıklarını dinlemiştin. Kendini öyle büyük zannediyordun ki sanki hiçbir zaman ölüm sana gelip çatmayacak, hiçbir ülke senin kılına bile dokunamayacak sanıyordun. Para ve silah dolu depolar eşliğinde dünyanın en büyük insanı zannediyordun kendini. Bu senin en büyük yanılgındı. Çünkü kulaklığında çalan tek şarkı olan savaş naraları açıkken, dünyanın diğer bütün müziklerini kaçırıyordun.

Kütüphaneye gitmiyordun çünkü kitap okumanın insanı küçülteceğini düşünüyordun.

Dans etmiyordun çünkü dans edersen insanlar seni kötüler ve eleştirir diye düşünüyordun.

Harekete geçmek, bir şeyler yapmak, elinden geleni ardına koymamak istiyordun ama insanlar seni onaylamaz, kabul etmez ve takdir etmez diye düşünüyordun.

Oysa ki deli gibi kütüphaneye gitmek, dans etmek ve harekete geçmek istiyordun!

Dinle Küçük Adam, bütün ülkelerin liderlerine ve halklarına yazılmış bir mektup, öğüt, öz eleştiri; kimliklerine karşı tutulmuş bir aynadır. Kendisini hiçbir konuda çaba göstermiyor olarak görüp harekete geçmeye meyilli olan insanlara kesinlikle tavsiye edebileceğim bir kitaptır. Her gün dış görünüşünüze baktığınız aynanın, bir kitap tarafından ideolojik ve siyasi temelle birlikte karşınıza geçmiş harmanlı bir bakış açısı aynası olarak sunulduğu bir tepsidir. Tepsinin üstündekini ister alırsınız isterseniz de almazsınız fakat Reich bu tepsiyi sizin yanınıza çoktan koymuştur, bu mektubu okumaktan, bu öz eleştiri oklarını kendinize saplamaktan başka çare yoktur. Halil Cibran dedi :
"Siz yaysınız, çocuklarınız ise sizden çok ilerilere atılmış oklar."

Öz eleştiri yapacağız ki kendi çocuklarımız geleceğin yetişkinleri olacak. Öz eleştiri yapacağız ki kendimizde yaptığımız hataları şimdinin küçükleri ama geleceğin büyükleri olan çocuklarımızda yapmayacağız. Atatürk'ün de dediği gibi, bugünün çocuğunu yarının büyüğü olarak yetiştirmek hepimizin insanlık görevi olacak ki "küçük adam" olarak anılmayacağız. Büyük işler, büyük hayaller, büyük fikirler üreteceğiz. Dünyayı terk etmeyeceğiz mesela, kendimizi kapatmayacağız, başka dünyamız yok ki çünkü, nerede başka dünya, ben göremiyorum, bu dünya bizim, hepimizin, üretmesi de bizim tüketmesi de, kendi hayatımızı üretemiyorsak onu tüketme hakkı neden?

Acı yoksa kazanmak da yok. İdeolojisinde küçük olarak kalmak istemeyen herkes okumalı!

Beni bu kitapla tanıştıran Eda E.'ye bolca teşekkürlerimle.
128 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Merhaba. Mayıs ayı okumalarımdan Wilhelm Reich'in 'Dinle Küçük Adam' kitabından söz etmek istiyorum. Öncelikle ilk defa okuduğum bir yazar olduğu için hakkında birkaç bilgi edindim. Yazarımız Wilhelm Reich Freud'un öğrencisi ve asistanı bir Psikanalistmiş. Tıp alanında birçok araştırması ve çalışması olmuş ama hep kendisinin anlaşılmadığından şikayet etmiş. Aslında bu kitabı basılması için yazmamış fakat Daha sonra basılmasına karar verilmiş. Kitap içeriğine bir 'sesleniş' diyebiliriz sanırım. Çoğunlukla küçük adama, bazen küçük kadına bazen de küçük insana seslenmiş. Ama kitabın adı neden 'Küçük Adam'? İçerik hakkında öncelikle söylemek istediğim; okurken yazarın tarzına, üslubuna istinaden kafamda canlanan sahne şu; karşınızda bir taht var ve o tahtta öyle ya da böyle şekilde oturmuş, oturduğu içinde sana her türlü aklı verebileceğini, seni küçümseyebileceğini, istediği üslupla seninle konuşmayı kendine hak gören bir megolaman oturuyor. Ve elindedeki asasıyla insanları işaret ederek(sen sen sen)gerekli uyarıları, aşağılamaları öfkeli bir biçimde yapıyor. Benim tüm kitap boyunca kafamda oluşan sahne buydu. Ve ben bu üslubu hiç sevmedim. Konuşmalarında kendinizi suçlu hissetmeniz için fazlasıyla çabalamış Reich. Ezik, kendini yetiştiremeyen insanlara atıp tutmuş. Hakli olduğu cümleleri var elbette ama bu benim aklımı başıma getirecek nitelikte ya da hiç duymadigim nitelikte cümleler değildi yani özellikle bir aydınlanma yaşamadım ben. Aksine çok sık tekrara düşen, zaman zaman kendisiyle çelişen bir yazar. Bakıyorsunuz kadınları övüyor sonra aşağılıyor, Küçük insanlara özgüvenli olmalarını öğütlerken bakıyorsunuz özgüvenli insanları eleştiriyor. Bunun yanında birçok konuya değiniyor; sevgi, doğallık, özgür sınıfsız bir toplum(!), dinler, uluslar, sağlıklı cinsellik gibi...tekrar söylemeliyim ki Reich'in tarzı tüm bu konulardan soğutur cinste. Demem o ki şişirilmiş bir kitap. Övüldüğü kadar değil, bana hitap etmedi. Aydınlanmama sebep olmadı çünkü bildiğimiz ama gerçek hayatta, günümüzde koşullar nedeniyle bir şekilde uygulayamadığımız şeyler. Son olarak, Reich kitapta ısrarla kitle psikolojisinden kurtulmamız gerektiğini vurguluyor ama bu kitabıyla tam anlamıyla bir 'Kitle Psikolojisi ' yaratmış. Yapmayın, bu kitap bir sihirli değnek değil. Söyleyeceklerim bu kadar. Teşekkürler.
125 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10 puan
Dinle Küçük Adam;

Etrafın kendini büyük sanan küçük adamlarla çevrili, (Burada ki adam cinsiyetçi bir adam değil hem kadın adam hem de erkek adamdır.)
Bir şey yapmak istediğinde yapamazsın diyecekler,
Yapamadığında da neden yapamıyorsun diyecekler,
Seni eleştirmek için türlü türlü bahaneler bulacaklar,
Yakandan tutacaklar, paçandan yakalayacaklar,
Sana öyle bir yapışacaklar ki, seni aşağılasalar dahi ses çıkarmayacaksın,
Onlara ihtiyacın olduğuna inanacaksın,
Sana bunu aşıladılar, öyle yetiştin,
Kendi ayakların üzerinde durmak nedir bilmiyorsun küçük adam,
Çünkü duramayacağını düşünüyorsun,
Hatta düşüncesinin bile seni korkutmaya yeteceğini düşünüyorsun.

Dinle Küçük adam;

Bir geleceğin var ya da yok ama etrafın geçmişin parazitleri ile çevrili,
Hayatın her yeni günde yenileniyor bunun farkına var,
Sana yapışmış tüm sülükleri elinin tersiyle it,
Onlara büyük adam olmadıklarını,
Sen ses çıkarmadığın için kendilerini büyük adam sandıklarını hatırlat!

Dinle Küçük Adam,

Bilmeden konuşan çok insan var,
Bu insanlar senin üzerinde baskı kurma peşindeler,
Bilmediğini bilmeyen, bilmediği kadar da anlamayan,
Anlamadığının da ne kadarını anlamadığını anlamayan ama tüm bunlara rağmen sana akıl vermeye çalışan büyük görünümlü küçük akıllar(!) var,
Bunlar senin için parazitten başka bir şey değil, hayatından at bu parazitleri; uzak tut!

Dinle Küçük Adam,

Seni kimsenin yönlendirmesine izin verme,
Kendi aklını kullanabilecek kadar insansın,
Sana akıl vermeye çalışanlarda insan sandığının yarısı kadar insan değil farkında olmalısın,
Kendilerine verecek aklı olmayanların sana akıl vermesine izin verirsen,
Tarih sahnesinden boşa yaşamış insanlar kervanına katılanlardan olacaksın!

Dinle Küçük Adam,

Onlar sürekli fikir değiştirir,
Değiştirdikleri fikirleri gömlek gibi giyip çıkarırlar,
Onların peşinden gitme ve onlar gibi olma,
Onlar büyük olduklarını sanıyorlar ama asıl küçük olan onlar,
Düşünceleri küçük,
Kendileri küçük,
Sadece sen onların büyük olduğunu sanıyorsun,
Onlar sadece şişirilmiş balon,
Yaklaş ve iğneyi batır, bunu göreceksin…

Dinle Küçük Adam;

Sen özgür değilsin,
Özgür olduğunu sanan küçük bir adamsın,
Balık gibi yemliyorlar seni,
Sana özgürsün diyorlar çılgınca alkışlıyorsun,
Sadece onların sana verdiği kadar özgürsün,
Küçük bir sirk maymunu gibisin,
Seni bu ortama alıştırıyorlar ve evin sanıyorsun,
Yazık sana küçük adam,
Sefil bir durumdasın, bunu anlamalısın.

Dinle Küçük Adam,
Savaşa hayır nidaları atıyorsun,
Ama savaşı durdurmak için gerçekten bir çaban yok,
Kalabalığa karışıyor ve savaşa hayır diye bağırıyorsun,
Savaşı çıkaranlar sahneden indikten sonra, onları yeniden seçiyorsun,
Sonra çıkardıkları savaş için tekrar SAVAŞA HAYIR için yürüyorsun,
Aslına bakılırsa küçük adam; seçtiklerin tarafından güdülüyorsun,
Bundan zevk alıyorlar ve suratının tam ortasına gelecek şekilde kahkaha atıyorlar.

Dinle Küçük Adam;

Hayat sadece senin isteklerine göre yaşanmaz,
Senin inandığın dine kimsenin inanma zorunluluğu yok,
Ya da sen inanmıyorsun diye herkesin senin gibi inançsız olma zorunluluğu yok,
Büyü biraz küçük adam, büyük düşün,
Sadece dünyanın içinde ki kum tanesisin,
Büyük olduğunu sanan ufacık bir şeysin,
Sadece sen yoksun, saygı göster.

Dinle Küçük Adam,

Mutluluk arıyorsun,
Bir şekilde yakalıyorsun,
Sonra avucundan gittiği an haykırmaya ve ağlamaya başlıyorsun,
Emzik verilse ağzına susacaksın,
Çünkü ne istediğini bilmiyorsun,
Mutluluk gelir ve gider bunun peşinden koşmayı bırak,
Hayatında sahip olduğun şeylerin kıymetini bilmeye başlamalısın,
Ayağı olmayan insanları düşün,
Kolu olmayanları düşün küçük adam,
Mutsuzum diye ağlamak yerine,
Yaşadığın hayatın kıymetini bileceğin farkındalığı yarat kendine,
Öleceksin küçük adam, bunu anlaman için tek şansın var,
İkinci bir yaşam hayalin var ise görürsen o hayale selam söylemelisin.

Dinle Küçük Adam,

Paspas gibi ayaklarını üzerinde siliyorlar,
Aslında onlarla aynı sıraları paylaştınız,
Sadece hatırlamıyorsun, onlar senden de küçük adamlar ama bilmiyorsun,
İzin veriyorsun çünkü izin vermemek nedir bilmiyorsun,
Yaşam hakkını ellerinde oyuncak yapıyorlar ve ses çıkarmıyorsun,
Sus diyorlar susuyor,
Konuş diyorlar konuşuyorsun,
Küçük adam; onlar çok daha küçükler uyan,
Sus de sussunlar,
Konuş de konuşsunlar,
Gücü eline al, farkınız yok, dik durmayı öğren küçük adam!

Dinle Küçük Adam,

Sana neyi yapacağına ya da yapamayacağına ben karar veremem,
Neyi yapmak istiyorsan yapmalısın;
Düşmen gerekiyorsa düşmelisin,
Kalkman gerekiyorsa kalkmalısın,
Etrafta seni kaldıracak bir el arama,
O senin içinde gizlidir bunu anlamalısın!
Küçük adam rolünü bir kenara bırak artık,
Seni ezmelerine;
Kandırmalarına,
Aşağılamalarına,
Kullanmalarına izin verme!

Dinle Küçük Adam,

Kendini bir halt sanma,
Akıllı olduğunu da sanma,
Senden daha akıllı insanlar var bunu unutma,
Büyük adam olmak için önce küçük olduğunu bilmen gerekir,
Cepleri dolu kendisini büyük sanan adamların yanılgısına düşme,
Çok bilgili olduğunu sanan ahmakları da çok bilgili sanma,
Kendini de bunlara kaptırma,
Senin görmediğin çok şey var küçük adam,
Seni izleyen herkes görüyor bir tek sen görmüyorsun,
Kendini büyük, etrafındakileri de küçük sanıyorsun,
Büyük bir yanılgı içindesin,
Sana büyük adam ol derken, küçük büyük adam ol demiyorum,
Gerçekten büyük adam ol ve insanları aşağılama,
Onları hor görme,
Paran var diye parasızları hakir görme.

Dinle Küçük Adam,

Aynaya bak ve kendinle konuş,
Kendini kandırmak mı istiyorsun,
Etrafını kandırdığını sanmak mı istiyorsun?
Yoksa dürüst bir küçük adam olduğunu kabul edip,
Tüm yalanlarını bir kenara bırakmayı,
Yeni ve gerçek bir hayat mı istiyorsun?


Dinle Küçük Adam,

Sanal dünyanın da büyük gözüken küçük adamları var,
Bu küçük adamlar kendilerini otorite sanıyorlar,
Edebiyatçı sanıyorlar kendilerini mesela,
İki yazı yazdıklarında içlerini süslü kelimelerle süslediklerinde,
Fark yarattıklarını sanıyorlar,
İşte bunlar küçük adamlar küçük adam,
Ama kendilerini büyük sanıyorlar,
Sürrealizm soyundan geldiklerini sanıp;
Varoluşçuluk sistemine entegre olduklarına inanıp,
Nihilizmden sözde güç alıp,
Birde Nietzsche’yi anladıklarını söylüyorlar,
Bağıra bağıra yapıyorlar bunları küçük adam,
Gülüyoruz kahkaha atıyoruz biz bunlara,
Minimalizm etkisinde,
Hippi görünümünde,
Biraz ocu,
Biraz bucular,
Aslına bakarsak;
Ne ocu ne de bucular,
Sadece taklit yapan küçük adamdan başka bir şey değiller.

Dinle Küçük Adam,

Bu kitabı al ve oku…
Farkına var birçok şeyin,
Hayatını gözden geçir ve neler gerçek neler yalan iyi bir tespit yap.

Dinle Küçük Adam,

Benden bu kadar
Saygı ve Sevgilerimle…
125 syf.
·3 günde·9/10 puan
Merhaba…
Sigarayı silah sanan gençler size de merhaba. Aaa… Tv karşısında akşamını sabah eden güzel kadınlarımız ve siz biricik erkeklerimiz, evet size de merhaba. Günün her zamanı sokağımızın başındaki üç katlı binanın giriş katında oturan; sokağın daimi sakini olan, asla kendi fikri olmayan ve başkalarının fikirlerini doğru, yanlış bakmaksızın kendi fikriymişçesine doğru kabul eden Nuran Abla bu merhaba en çok sana. Yumurtadan çıkıp da tavuğu beğenmeyen evlatlarımıza da merhaba. İyiliği, enayilik ile karıştıran canım eniştem sana da merhaba. Ve sen, bunu okuyan güzide insan; biliyorsun ki sen bu dünyanın merkezisin ve sen olmazsan bu dünya var olmaz. Her zaman aklından geçtiği gibi “benim doğumumla başladı yaşam ve benle sona erecek,” düşüncen gibi. Sana da merhaba. Nice nitelikli meslek sahipleri olanlar; sıfatlarınızın kudretinden artık sıkılmadınız mı? Ezmiyor mu artık taşıdığınız üniformalar içinizdeki insan yanınızı; size de merhaba.

Merhaba kuşlara, kuşları besleyen doğaya ve doğanın daimi misafiri olan bütün sulara, su damlacıklarına ve yağmura. Can havliyle koşan tavşana, açlık ve yorgunluktan bitkin düşmüş tavşanı kovalayan tilkiye; size de merhaba…

“Kendini her yerde bulabilir ve her yerde tanıyabilirsin... Yeter ki, kendi yüzüne bakacak cesaretin olsun.” (Alıntı #41080662 )

Telefonu iletişim aracı olarak icat Sayın Bell artık bütün insanlığımızı icadınla kölen haline düşürdün ve bir haberleşme aracı olan televizyonu icat eden Sayın Baird dahası Farnsworth, Jenkins ve Zvorikin eserinizi izleyen bir mankurt sürüsüyle övünebilirsiniz. Bilim; her zaman kendi zamanına ışık tutan bir uğraştır ve uzun vadede kesinlikle insanlığa faydası değil de zararı olan bir adını arşa yazdırma mücadelesidir. İyi tarafları da yok mudur diyeceksiniz? Elbette vardır, ancak “200 – 300 sene sonraki torunlarımızın bize aptal insansılar” deyip, demeyeceğini bilemeyeceğiz. Bu insanlık atom bombasını icat edip, bu bombayı çekinmeden kullanabilecek insanları da gördü.

Bizim toplumla, aile ile başkaca kişiler ile bir alıp veremediğimiz yok. Bizim bütün sorunumuz kendimizle. Çünkü biz kimiz ki? Biz kendimizin gücünün farkında olmayan küçük insanlarız. Çevremizdekilerinin başarılarını küçümseyecek, inanmayacak, destek olmayacak kadar fikirsiz bireyleriz. Çünkü başarı biz gibi küçük insanların harcı değildir? Bu sebeple buna inanmaz ve inanmak istemeyiz.

“Şayet yaşam ya da düşünme tarzında yüksek standartlara ulaşamıyorsak, bu vatanımızın küçüklüğüyle değil, kişisel yetersizlikle alakalıdır.” (Alıntı Plutarkhos’un Demosthenes - Cicero kitabındandır #38607669 )

Sayın Wilhelm Reich’in eseri de kendi kabukları içerisine sıkışmış ya da sıkıştırılmış küçük insanlara “belki,” “neden olmasın,” “olabilir” ve en sonunda “başarabilirim” dedirtecek yazı topluluğudur.

Eser içerisinde insan yaşam tarzı olan güden ve güdülenin bir nevi karşılaştırılması; tepkileri ve verilen tepkilerin “nedensellik” olarak görülüp bir sonuca vardırılma çabasıdır. Peşlerine taktıkları insanları yıkıma götüren akılsız fikir sahiplerinin toplumdaki sempatik pozisyonlarını ve onları bizlerin nasıl şakşakladığının bir vesikasıdır. Celladına âşık olmuş bir insanlığın kıyımdan kurtulması ise imkânsızdır.

Kabuğunu kır ve hareket et. Konfor alanını terk etmedikçe Platon’un “Mağara Alegorisi’nden” öteye gidemezsin. Ancak kafanı mağaradan çıkarır; ışığı görünce yanan gözlerinden çekinir ve bir bilinmeyen dünyadan korkup yeniden zincirlenmek için mağara içerisindeki yerine geçersin. Bu sen değilsin.

Nosce Te İpsum - Kendini Tanı – ve “içinden geldiği gibi yap,” kulak asma, eleştir ve eleştirilmekten korkma… Bil ki ancak sen kim olduğunu bilir ve belirlersin. Kendin ol. Hedeflerin daima büyük olsun, dünyayı dolaşacağım de ve kendi çevreni dolaşmakla başla. Hareket etmezsen başaramazsın!

“İnsan bilim yapar, sabreder, çiftliğini yönetir, şiir yazar, siyaset yapar, iş çevirir, yolculuk eder, sevişir, hasılı bir alay şey yapar, umut eder, kendine zaman tanır ve hepsinden fazla, hayal kurar.” (Alıntı José Ortega y Gasset ‘in İnsan ve ''Herkes'' kitabındandır. #37118479 )

Kitabım Cem Yayınevi’nden, çevirisi orta ayarda, anlaşılmayacak kadar kötü de değildir.

Sözün özü; kitap son derece gerçekçi, kendi doğru ve yanlışlarınızı görmeniz için bir rehber. Kesinlikle okunulası ve tavsiye edilesidir.

Ama Fareler Uyurlar Geceleyin kitabından alıntıdır.
Sen makine başındaki, sen atölyedeki adam: Sana yarın su boruları ve tencere üretmeyi bırakıp çelik miğferler ve makineli tüfekler üretmeni emrederlerse, yapacağın tek şey var:
HAYIR demek!

Sen tezgâh başındaki, sen bürodaki kız! Yarın sana mermilerin içine barut doldurmanı ve keskin nişancıların tüfekleri için dürbünler üretmeni emrederlerse, yapacağın tek şey var:
HAYIR demek!

Sen fabrika sahibi! Yarın sana pudra ve kakao yerine barut üretmeni emrederlerse, yapacağın tek şey var:
HAYIR demek!

Sen laboratuvardaki araştırmacı! Yarın sana eski yaşama karşı yeni bir ölüm bulmanı emrederlerse, yapacağın tek şey var:
HAYIR demek!

Sen odandaki şair! Yarın sana aşk şiirleri değil de nefret ve kin şiirleri yazmanı emrederlerse, yapacağın tek şey var:
HAYIR demek!

Sen hasta yatağının başındaki doktor! Yarın sana hasta kişilerin raporlarına “savaşabilir” diye yazmanı emrederlerse, yapacağın tek şey var:
HAYIR demek!

Sen mihraptaki rahip! Yarın sana cinayetleri takdis etmeni, savaşı kutsamanı emrederlerse, yapacağın tek şey var:
HAYIR demek!

Sen gemideki kaptan! Yarın sana geminle bundan böyle buğday değil, top ve zırhlı araçlar taşmanı emrederlerse, yapacağın tek şey var:
HAYIR demek!

Sen hava alanındaki pilot! Yarın sana bir kentten bir kente bomba ve fosfor taşımanı emrederlerse, yapacağın tek şey var:
HAYIR demek!

Sen tezgâh başındaki terzi! Yarın sana bundan böyle yalnızca asker üniformaları dikmen emrederlerse, yapacağın tek şey var:
HAYIR demek!
Sen cüppeli yargıç! Yarın sana bundan böyle “divanıharpte” çalışmanı emrederlerse, yapacağın tek şey var:
HAYIR demek!

Sen istasyondaki görevli! Yarın sana bundan böyle cephane ve asker taşıyan trenlerin kalkışı için işaret vermeni emrederlerse, yapacağın tek şey var:
HAYIR demek!

Sen köydeki, sen kentteki adam! Yarın seni silahaltına almak istediler mi, yapacağın tek şey var:
HAYIR demek!

Sen Normandiya’daki, sen Ukrayna’daki, sen Frisko’daki, sen Londra’daki, sen Hoangho’daki ve sen Mississippi’deki, sen Napoli’deki, sen Hamburg’daki, sen Kahire’deki, sen Oslo’daki anne, siz yeryüzünün dört bir yanındaki, siz bütün dünyadaki anneler, sizlere yarın askerî hastanelerde hemşirelik yapacak kızlar ve yeni savaşlar için askerler doğurmanızı emrederlerse, yapacağınız tek şey var:
HAYIR demek!

Hayır demezseniz sizler, hayır demezseniz siz anneler...

Sevgi ile kalın.
128 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
"Çünkü sen kendinden kaçtığın kadar hiçbir şeyden kaçmıyorsun."
Küçük adam veya kadın olmaya çekirdekten başlıyoruz. Ailede öğreniyoruz kime, neye, ne şekilde saygı, sevgi duymaya başlayacağımıza. Kendimizden çok herkese saygı veya sevgiler duyup alkışlar da tutmuyor değiliz veya değiller ne fark eder. Olmaması gerekene ışık tutan ve arada okunması gereken at gözlükleri çıkarmaya sebep olacak bir bakış açısı sağlamakta. " Sen yaşamdan korkuyorsun." Kitaplar iyi ki varlar.
154 syf.
Kabul ediyorum ben hiçbir kitapta böyle hırpalanmamıştım. Gerçekleri böyle sert, isyankar dille duymak insana acı verebiliyormuş. Ki bunu yazar çok güzel başarmış. Ve ben bende yarattığı hisleri içimden dökmezsen içim- içimi yiyecek :)) Oyalanmadan incelememe geçeyim.

Kim bu "Küçük adam"lar? Yoksul, beş parasız insanlar mı? Yoksa paradan başka hiçbir şeyi olmayan, insani duygulardan yoksun, sadece mevki düşünen insanlar mı? Ya “Büyük insanlar” kim? Peki ya "Küçük büyük insanlar”? Beraber bakalım.

En büyük filozoflardan olan Sokrates. Amacı sadece insanlara paraya değil ruhun eğitimine önem verilmesi gerektiğini göstermek, insanları doğru yola çekmekti ( #52750945 ). Öğretileri karşılığında ücret bile almıyordu (#52759286 ). Çünkü tek derdi insanların bilincinin açılmasıydı. Sırf fakir olduğundan dolayı ona "Küçük adam" söyleyebilir miyiz?

Johann Sebastian Bach. Klasik müziğin unutulmaz isimlerinden biri. Yaşamı boyunca eserleri gün üzüne çıkmamış Sadece 19. yy-dan sonra ün kazanmıştır. Bu yüzden hayatı sefalet içinde geçmiş ama çalmaktan hiç vazgeçmemiş. Sizce "Küçük adam" mı?

Peki Küçük adamlar kim? Küçük adamlar bizleriz. Toplumu yaratan, yönetime "Küçük büyük adamlar"a boyun eğmiş şekilde yaşayan bizler. O "Küçük Büyük adamlar"ı da biz yarattık, onlara bizi küçük görme hakkını da biz verdik, efendimiz yaptık.Onları bizim yarattığımızı, bizsiz bir hiç olduklarını unuttuk (#53029153 ). Hitler de, Stalin de daha nice yönetim adamları da hepsi bizim eserimiz.

Kitap çok canımı acıttı çünkü kitaptaki tüm küçük adamlar çevremizde sürekli karşılaştığımız, eleştirdiğimiz, nefret ettiğimiz, kimi zaman da kendimize dönüşen insanlar. Bu insanlar;
•Kavgaya gitmeyi kitaplığa gitmekten üstü tutan insalar ( #53009728 );
•Hoşlanmadığı doğru söyleyen herkese "deli" damgası vuran insanlar;
•Kendisine yardım etmek isteyen insanları suçlu göstermeye çalışan insanlar;
•Irk ayrımı, din ayrımı yüzünden kendi ırkından dininden olmayan herkesi kötü bilen insanlar ( #53033257 ), ( #53029722 );
•Her zaman ahlaktan dem vuran ama yanından geçen her kadına (erkeğe) cinsellikle bakan insanlar ( #53222011 );
•İnsanlara kara sürmeğe, suçsuz insanları kendi kafalarındaki kurmalarla hapse attırmaya çalışan insanlar ( #53220490 ).
İşte yazar sert bir dille aşağılamış böyle insanları- bizleri. Hırpalanıp kendimizde gelmemiz, kendimizi küçük görmememiz ve bakış açımızı değişmemiz için.

Sen küçük adam! Daha ne kadar kendi yarattığın adamların baskısı altında yaşayacaksın? Ne zaman gazetelerin yazdığına değil de kendi içindeki sese kulak vereceksin? Ne zaman kendi fikirlerin olacak? Ne zaman "Ben kimim ki?" diye sormayı bırakcaksın? Devrinde bu kadar büyük adamlar yaşamışken sana yakışıyor mu “küçük” kalmak?
- #52986761

Unutmamamız gereken tek şey bizim halk olduğumuz ve herşeyin bizim elimizde olduğu. Kendi fikrimizi savunabilirsek hiçbir kuvvet bizi hakikatten saptıramaz! Unutmayın.

- #53095778

Büyüklü- küçüklü herkesin okuması gereken bir kitap. Nasihatlerden ne kadar pay çıkarırız bilmem ama en azından biraz da olsa yaptıklarımızı sorgulatacağı kesin. Keyifli okumalar :)
154 syf.
·27 günde·Beğendi·8/10 puan
Sən bir müəllim, sən bir həkim, sən bir odunçu, sən bir əsgər, sən bir casus, sən bir ölkənin lideri, sən hamımızın tanıdığı adi bir insansan, kiçik adam.

Sən bir türk, sən bir slavyan, sən bir alman, sən bir yəhudi, sən bir fələstinli, sən bir millətin kimliyinə bürünərək özünü digər millətlərdən üstün görən nasistsən, kiçik adam.

İnsanlara saçının, dərisinin, gözlərinin rənginə görə ayrı-seçkilik edən irqçi, insanları inanclarına görə aşağı görən və öldürən radikalsan sən, kiçik adam.

Sən oğullarına ağlamağı qadağan edib qızlarını ağlamağa vadar edən, sən övladlarının sənə uymayan bütün fikir və arzularını tapdalayan o ana-atasan, kiçik adam.

• Səni kiçildən, səni mikroskopik dərəcədə kiçildən səbəblər nədir bilirsənmi? O lənət olası önyarğın. O kinin. Və bitmək-tükənmək bilməyən o cahilliyin.

Kiçiksən sən, çünki bir uşağın ölümünün faciəvi dəyərini onun milliyyətinə, dininə (!) görə ölçüb biçirsən, sanki o uşağın anadan olarkən dinini və hansı millətə mənsub olacağını seçmə şansı varmış kimi. Bu səbəbdəndir ki, İsrail-Fələstin müharibəsində siz zavallı kiçik adamların bir qismi yəhudisevər, digər qismi isə fələstinçi oldu. Bir qisminiz Holokostdakı yəhudilərin halını yada salıb hüznlənərkən, Fələstində elə indi ölməkdə olan uşaqları vecinizə almadınız belə. Adınızı da insanpərvər qoymuşdunuz, halbuki. Digər qisminiz isə din müharibəsi başladarcasına "müsəlmana edilən zülmə susmaq olmaz" deyə şüarlarla çıxış etdiniz və bu şüarlarla əslində müsəlman olmayan hər kəsi çıxdaş etmiş olduğunuzun fərqinə belə varmadınız. Fərqinə varanlarınız da vardı əslində, hansı ki, onlar həqiqətən də, "müsəlman olmayan hər kəs ölsə, yeridir" deyə düşünən kiçik adamlar idi.

Kiçiksən sən çünki, "hədəfə gedən hər yol mübahdır" deyib hər cür çirkinliyə haqq qazandıra bilirsən. Sən öz uşaqlarını öldürdü deyə dünyaya "vəhşi" deyə tanıtdığın düşmənin uşağına ölüm arzulaya bilirsən və bu zaman özünü də həmin "vəhşi" insanlarla eyni cərgəyə qoyduğunu anlamırsan. İçindəki nifrət səni o qədər ələ keçirib ki, dünyaya gələn bütün körpələrin eyni məsumluqda olduğunu, hər bir uşağın eyni gülümsəməyə sahib olduğunu unudursan. Ədalət anlayışın da özün qədər cılızdır çünki. Birinin pisliyinə ancaq eynisini edərək qarşılıq vermək olar sanırsan, bundandır ki, biri sənin qızına təcavüz edərsə, həmin insanın qızına, ya da bacısına təcavüz etməyi doğru görərsən, halbuki bir düşmənlik naminə iki qadının heysiyyətinin onların günahkar olmadığı halda çeynənməsi heç bir ədalət anlayışına sığmaz, bu şərəfsizlikdən başqa bir şey deyil və sən şərəfsizsən, kiçik adam.

~ "Amaç, ona varmak için yürüdüğün yoldur. Bugün attığın her adım, senin yarınki yaşamındır. Ereğe giden yolun kötülüğü, iğrençliği ya da insancıllıktan uzak oluşu, seni de kötü ya da insanlıkdışı yapmakta ve böylece ereğe varmanı da olanaksız kılmaktadır."

Kiçiksən sən, çünki qadına gülməyi, istədiyi kimi geyinməyi, sevməyi və sevilməyi yaraşdırmayan sən, ona ən çox ölümü yaraşdırdın. Sən, bir qadının əxlaqını ətəyinin qısalığı, gülərkən səsinin nə qədər yüksək çıxmağı ilə ölçən sən, öz ayaqları üstündə durmağa çalışan hər bir qadının ayaqlarını qıran, onu bir qəfəsə qapadaraq arzularını, xəyallarını günbəgün öldürən sən, hər yerdə namus axtarıb, namus davaları salıb özü isə başqasının namusuna göz dikmiş olan sən, bu cəmiyyətdə ancaq cahil, bəsit düşüncəli, sənə kölə olacaq, sadist duyğularını oxşayacaq qadınlar qalsın istədin və bu o qədər heyvani bir istək idi ki, kiçik adam...

Kiçiksən sən, çünki hissizsən, duyğusuzsan, birinə bütün varlığınla bağlanmaq, onu hər şeyə rəğmən sevə bilmək nədir bilmirsən. Sənin sevginin ömrünü qonşunun ağzından çıxacaq iki söz, heç tanımadığın insanların heç tanımadıqları insanlar - sənin ailən haqqında etdikləri dedi-qodu müəyyənləşdirir. Öz ailənə, öz həyat yoldaşına, uşaqlarına güvənməzsən sən, onları incitmək üçün hər şeyi edərsən, çünki özgüvənsizsən. Necə səfil düşüncəli biri olduğunu hər kəsdən daha yaxşı bilir və bu səfilliyini də onlara bu cür davranaraq gizlədəcəyini sanırsan. Axmaqsan sən, kiçik adam, çox axmaq...

~ "Kendisine sevgi verme yeteneğinden yoksun olduğun için karın seni bıraktı. Yersiz kuruntularla dolusun, sinirlisin, sıkıntıdan boğulur gibisin."

Kiçiksən sən, çünki dünyagörüşün yoxdur və olmasına da cəhd etmirsən. Cahilsən sən, kiçik adam, ürək bulandıracaq dərəcədə cahil. Alimləri dəli adlandırır, onları məsxərəyə qoyur, vəhşi qəbilə rituallarını həyatının qaidəsinə çevirmiş insanları isə başının tacı edirsən. Öz fikirlərini inkişaf etdirmir, ətrafındakıların da bunu etməsinə izin vermirsən. Övladının çoxlu kitab oxuması səni narahat edir, çünki çoxlu kitab oxuyanları sevmir sənin cəmiyyətin. O cəmiyyət ki, sənin kimi kiçik adamlardan təşkil olunub və o cəmiyyət ki, bir-birini təsdiqləyən yanlışlar toplusundan başqa bir şey deyil. Sənət anlayışından məhrumsan sən, bir insanın ruhunu notlara, boyalara, kəlmələrə yansıtması sənə anlamsız gəlir, insan ruhuna qarşı anlayışsızsan çünki. Sənə siyasətdən danış desələr, bir gün boyunca dayanmadan dünyanın necə idarə olunması haqqında ordan-burdan eşitdiklərini danışacaq, bütün uğursuzluqlarını bu siyasi gedişatın üstünə atacaq və bundan zövq alacaqsan. Çünki beləsi daha asandır, günahı başqalarında görmək, olduğu yerdə qalmaq, bir fikrə saplanıb qalmaq daha asandır. Sabit fikirli, ancaq və ancaq asana qaçacaq qədər zəif birisən sən, kiçik adam.

Kiçiksən sən, çünki özün özünə divarlar hörmüsən və o divarları yıxa biləcək yeganə insan sən ikən, acınası bir qorxaq olduğun üçün bunu etmək istəmirsən. Bir başqasının ağalığında yaşayıb onun qoyduğu qaydalarla yaşamağı, qul, kölə olmağı daha güvənli görürsən; həmin qaydaları əsla sorğulamır, sorğulayanları da qınayırsan. Çünki azad olmağa cəsarətin yoxdur, azadlığın dəyərini anlamırsan sən. Və azadlıq duyğusundan o qədər uzaqsan ki, artıq başqası tərəfindən sənə azadlıq verildikdə bunu insani dəyərləri kənara atmaq kimi anlayır, vəhşiləşirsən, kiçik adam.

~ "Ama özgürlüğü küstahlıkla karıştırmak köleliğin özgün özelliklerindendir."

Bütün bu miskinliyinə rəğmən, iyrəncliyinə rəğmən, sən hər bir insanda, elə məndə də varsan, kiçik adam. Sənə, içimdə az da olsa, hələ də var olan sənə şiddətli nifrətim bundan irəli gəlir. Çünki illər boyunca ruhumu kor və kar etdin, onu əzdikcə əzdin, vicdanımı susdurdun sən. Sadəcə ruhumu incitməklə qalmadın, ətrafımdakı insanların cildinə bürünərək mənim, irəli getmək, doğruları tapmaq üçün çabalayan mənim qarşıma hər zaman əngəllər çıxardın.

Bacarmadın.
Bacarmayacaqsan.
Artıq səni çox yaxşı tanıyıram, kiçik adam.

Səndən qorxmuram, çünki sənin məndən, mənim düşüncələrimdən, mənim doğrularımdan necə qorxduğunu bilirəm. Buna görə də, qarşıma hansı insan şəklində çıxarsan çıx, mən səni əzib keçəcəm, kiçik adam. Səni ruhumdan tamamən söküb atmağıma çox az qaldı, çox, çox az...

~ "Şimdi seni aştım, çünkü binlerce yılın bakış açısından görebiliyorum seni, binlerce yıl geçmişten ve binlerce yıl gelecekten bakıyorum sana..."

* Kitabı oxuyanlar üçün indidən qeyd edim ki, bir günə bitiriləcək kitab olmayacaq, həcmi sizi aldatmasın (zira məni aldatdı). Bəzi yerləri sizi sıxa bilər, bunu da nəzərə alın. Və oxumazdan öncə Reich'in həyatına mütləq göz atın, mən kitabda bəzi anlamadığım qismləri qeyd edirdim, amma həyatını oxuduqdan sonra bütün qaranlıq məqamlar aydınlandı. Kitaba başlamazdan əvvəl oxumağınız üçün Reich'in kiçik həcmli bioqrafiyasının linkini buraya yerləşdirirəm : https://tr.m.wikipedia.org/wiki/Wilhelm_Reich

Sağ olun, kitabla qalın. İçinizdəki kiçik adamı aşmağınız diləyilə...
128 syf.
·13 günde·Puan vermedi
Şunun ötesi yok: Hayatı iyi ve mutlu yaşamak!
"Küçük Adam" bir insan tipidir yada "insan" olmayı bile başaramamış, okumayan, düşünmeyen, haberlerde dinlediği herşeye hemen inanan, sorgulamayan, kendi potansiyelinden habersiz, hedefleri olmayan... iki ayaklı bir varlıktır.
Wilhelm Reich'ın, deyimlenmiş "küçük adam"a seslenişi, bilimsel değil, insanca bir belgedir. 1946 yazında, yayımlanma amacı olmadan Orgon Enstitüsü'nün arşivi için yazılmıştır. Uzun yaşam ve acı deneyimlerinden dammıtılan, kendi gerçek gereksinimlerinden bilincine varmaları ve artık zalimce kendi kendilerini mahvetmekten vazgeçmeleri için, insanlara yöneltilmiş sarsıcı bir çağrıdır.
"Sesleniş", gevezeliklere ve karalamalara bir yanıttı.
"Sesleniş", varoluş için örnek alınmasını istemiyor. Yaratıcı, yaşam sevinci olan bir insanın, duygusal yaşamındaki fırtınaları betimliyor. "Sesleniş", kimseyi ikna etmek, kazanmak ya da fethetmek amacında değil. Yaşantıyı yansıtıyor, tıpkı bir resmin fırtınalı havayı yansıtması gibi. Okurdan, ona sempati beslemesi beklenmiyor. Hiçbir niyeti ya da programı içermiyor.
Yalnızca araştırıcıya ve düşünüre de, yazar ve filozoftan hiçbir zaman esirgenmemiş olan, kişisel ifade hakkının tanınmasını istiyor.
Hedef ona ulaştığın yoldur. Bugün atacağın her adım, yarınki yaşamındır.
Okunması gereken kitaplardan...
Wilhelm Reich Dinle, Küçük Adam
120 syf.
·2 günde·Beğendi
Size kendimi tanıştırayım.Ben Küçük Adam. Wilhelm Reich gerçekleri yüzüme vura vura bana Küçük Adam olduğumu kabul ettirdi.

Kitabın içeriğine geçmeden önce yazarımızı biraz tanımamız gerektiğini düşünüyorum.Wilhelm Reich, Avusturyalı bir psikiyatrist ve bilim insanı.Aynı zamanda Sigmund Freud'un öğrencisi.1934'te Hitlerin iktidara gelmesinden sonra kitapları yasaklanıyor ve kendisi sürgünlere yollanıyor.1945'te Hitler'in intiharından sonra da geri ününe kavuşuyor."Dinle Küçük Adam" kitabını da 1948 yılında yayımlıyor.

Kitabın ilk sayfasını açtım.Açmam ile birlikte o değişik saçlarıyla geçti karşıma oturdu Wilhelm Reich. "Dinle Küçük Adam " dedi.Ama öyle sakin değil. Sinirliydi, kırgındı.İşaret parmağını yüzüme sallaya sallaya anlatmaya başladı. Söyledikleri bir tokat gibi yüzümde şaklıyordu. Anlatırken beni azarlıyor, aşağılıyor ve küçümsüyordu. Ve beni içimdeki küçük adamla karşı karşıya bırakıp gitti.Bir hoşçakal bile demeden.

Yazarın küçük adam dediği aslında halk, sokakta yaşayan insan, annemiz babamız, yani biz. Birde " Küçük Büyük Adamlar" var. Onlarda halkın düşünceleri sonucu ortaya çıkan ve insanları peşinden uçuruma götüren insanlar. Yazarın yaşadığı döneme göre bu kişiler Hitler ve Mussolini.Bizim yaşadığımız dönemde büyük görünen küçük adamlar ise Saddam, Kaddafi, Kenan Evren ve benzerleri.Yazar, " Hey Küçük Adam! milliyetçilik naralarıyla Hitler'i Mussolini'yi yaratan sensin " diyor. "Sizler, Nietzche'ye karşı Hitler'i seçmediniz mi? Bu milyonlarca ölümün sebebi Hitler olabilir mi?" diyerek asıl suçun halkta olduğunu söylüyor. Hitler'i iktidara getirenlerle o öldüğünde lanetleyenler aynı kişiler değil mi? Ya da Saddam' ı kral yapıp şakşaklayanlarla ABD'ye karşı hiç savaşmadan verenler aynı kişiler değil mi? Kaddafi örneği de aynı.Onu ilah yapanlarla işkence ederek öldürenler de aynı kişiler.80 döneminde Kenan Evren'i alkışlayanlarla öldüğünde lanetleyenler de aynı kişiler.

İnsanların bu ikiyüzlülüğü, korkaklığı ve güçlünün yanında yer alması dünyayı yaşanılmayacak bir yere getirdi diyor yazar.Dünyadaki savaşların, açlığın sebebi olarak küçük adamların kirli düşünceleri olduğundan sık sık bahsediyor.Ulusal özgürlükten çok kişisel özgürlüğün ve insan olmanın öneminden bahsediyor. Aşağıdaki alıntılarda aslında ne anlatmak istediği daha iyi anlaşılıyor.

"Çatın tepene çöküyor, zemin kayıyor, sen yere düşüyorsun, düşerken " yaşa Führer" diye bağırıyorsun. Su borun patlamış, çocukların aç, eşin hasta ama sen ulusal onurunu koruyorsun "

"Sen küçük Hintli adam, açsın ve milyonlarcanız açlıktan ölüyor ama sen Müslümanlara karşı ineklerin kutsallığını savunuyorsun."

"Ben ne kızıl ırktanım, ne siyah, ne beyaz, ne sarı ırktanım."

Büyük görünen küçük adamların karşısına da bilimi, sanatı ve halkın özgürlüğünü öne çıkaranları koyuyor.
Her türlü ayrımcılıktan uzak güzel bir dünya için Mustafa Kemal Atatürk, Gandhi, Malcom X, Tesla ve Newton gibi bilimi, sanatı ve insani özgürlükler için uğraşanların yanında olalım.Irkımız insan olsun.

Kitap gayet akıcı ve anlaşılır bir dille yazılmış.Okurken insanı etkileyen, ona bir şeyler katan ve insanın kendisini sorgulatan kitaplardan...

Bu başucu kitabını kesinlikle tavsiye ediyorum.
154 syf.
·3 günde
Roket gibi bir kitabı okuyup bitirmenin ve dahi bir Bilim Adamı ile (Wilhelm REİCH) tanışmanın haklı gururunu yaşıyorum. Sonra kendime "yine geç kalmışsın" deyip bir köşede utanıyorum, sıkılıyorum. Öncelikle kitabın adı ile başlayıp toplumumuzda ADAM kelimesinin nasıl erkek cinsi üzerine yanlış bir şekilde ihale edilmesine değinmek istiyorum. Bilindiği gibi ADAM kelimesi İnsanoğlu anlamına gelip, Adem'den geldiğimizin bir göstergesidir. İnanmayan arkadaşlar Bademden gelebilir sıkıntı yok. Yani demem o ki, Adam olmak cinsiyet değil, tamamen şahsiyet meselesidir. Ve kadın cinsi de İnsanoğlu sınıfına girdiği için pekala Adam olabilirler. Kitapta herhangi bir cinsel ayrımcılık yok ama ADAM kelimesinde ezelden beridir bir cinsel ayrımcılık var. Yapmayın. Yanlıştır.

Yazar, Freud'un en zeki öğrencilerinden birisi. Avusturya-Amerikan melezi bir Dünya Vatandaşı olarak tanımlıyor kendisini. Aynı ben, Trabzon-Ağrı-Kocaeli melezi bir Dünya Vatandaşı. Onunki kadar havalı olmadı ama olsun. Psikiyatrist, psikanalist. Psikiyatri tarihinin en cevval adamlarından birisi. 1930 ların sonuna doğru keşfettiği ve adına ORGON dediği temel kozmik enerji turunun mucidi.  Yazarın bu bilimsel çalışmalarının yasaklanması yüzünden hakkında çok az sey bilinen doğru kullanıldığında bitkileri hızlı büyüten doğa olaylarını kontrol edebileceğiniz, kanseri iyilestirdiği iddia edilen, teorik olarak kilometrelerce uzaktan bile kainata yayacağınız bir takım titreşimler vasıtasıyla bir insanı öldürebileceğiniz enerji turu. Yani kısaca büyü kadar güçlü bir buluşun mucidi. Biri size Acunsal enerji nedir dediği zaman insanı mallaştıran TV8 yapımlarıyla karıştırmayın sakın. Bu dahi bilim adamı Acunsal enerjiyi keşfetmiş ve yolu kesilmiş. Bana göre Dünyanın en büyük mucidi olan Tesla'dan sonra ikinci sıradadır. Nasıl ki Tesla'nın elektrik ile ilgili açtığı çığırlar günümüzde Haarp silahı olarak kullanılıyorsa REİCH'in yolunun kesildiği buluşları da eminim ki ya bir şeyleri düzeltmemek (ruhsal ve fiziksel hastalıklar) için sabote edilmiştir. Ya da hep bana rabbena diyen güçler tarafından üzerine çöreklenilmiştir. Sadece güzel ülkemde değil başarıların cezasız kalmaması sanırım Global bir enfeksiyon. "İş bilenin, kılıç kuşananın" atasözü yazarın bilimsel hayatı ve kitaptaki isyanlarıyla adeta kan ağlamış, işi bilen büyük adamlar, kılıcı kuşanan Küçük Adamlar tarafından hiç edilmiştir.

Kitap, REİCH'İN Küçük Adam diye tabir ettiği asalaklara bir isyanıdır. Çok da haklı bir isyandır. Sahip olduğu Dünya görüşüyle kendisine ihanet eden Küçük Adamları bile kurtarmaya, kısacası dünyanın daha yaşanılabilir bir yer olmasına kendini ve servetini adayan bir adamın haklı tokatlamalarıdır kitabın sayfaları. Okudukça dünyanın da, içindeki insanların da ne kadar küçülebileceğine şahit oluyorsunuz. Doğruların gözle görülmeyen orduları vardır ve bu kitap bir ordu gücündedir. Yazarın Ademoğullarına (adama) yazdığı bir mektup daha doğrusu bir vasiyetnamedir bu kısacık kitap. Dünyanın başına bela olan üç-beş büyük adamı alt edip kardeşlik türküleri elbette söyleyemeyiz ama çok muhtemeldir ki bu kitapta verilen mesajları doğru bir şekilde alıp uygularsak kendi dünyamızda büyük adam olabiliriz. Bazıları bırakın bu kitaptan gerekli dersleri çıkarmayı, hayatın ve dünyanın sırrına sahip olsalar bile Küçük Adam olarak kalmaya mahkum olacaklardır. Olsun, Küçük Adamlar da lazım dünyamıza ki büyüklükler anlaşılsın. "Önemli olan büyüklüğü küçüklüğü
değil, işlevi bebeğim" dediğini duyar gibiyim Küçük Adam!!!

Size, Doktor, Öğretmen, Hakim, Savcı, Bakan, Başbakan, Kaymakam olamazsınız demedik, Büyük Adam olamazsınız dedik de mi!

Okuma listenizin başındaki kitaba bir çizik atıp en önden bu kitaba, dünyanıza ve adamlığınıza bir fırsat, bir şans vermenizi şahsen ben çok isterim ama yine de siz bilirsiniz. Okudukça büyümeniz dileklerimle ADAMLAR...

Kitabın Epub formatı vardır. Ulaşamayan arkadaşlara temin edebilirim.
160 syf.
·2 günde·8/10 puan
"Küçük Adam" bir insan tipidir yada "insan" olmayı bile başaramamış, okumayan, düşünmeyen, haberlerde dinlediği herşeye hemen inanan, sorgulamayan, kendi potansiyelinden habersiz, hedefleri olmayan, aslında neye oy verdiğini bilmeyen ama hemen herşey hakkında konuşabilen iki ayaklı bir varlıktır. Bu varlıkların çokluğu kitleleri ve yığınları oluşturur ki bir ülkenin kaderini büyük oranda bu az bilip çok inanan yığınlar belirler. Bu küçük adamların en belirgin özelliklerinden biri de çok şikayet ve eleştiridir. Birşeyler düzeltmeye gelince gereken çabayı göstermekten kaçarlar... Çözüm ise tabiki eğitim; güçlü ve etkin eğitim sistemi, donanımlı öğretmenler ve bilinçli anne babalar...
“Dinsel hoşgörü” den yanasın değil mi. Dilediğin dine, kendi dinine inanmak istiyorsun. Buna bir diyeceğim yok. İyi ediyorsun. Ama bu kadarla kalmıyorsun ki? Kendi dininden başka din olmasın istiyorsun. Kendi dinine karşı hoşgörülüsün, ama başkalarınınkine karşı hiç de hoşgörülü değilsin.
Kendisinde varolan düşünceye değil, kendi aklına gelmeyen düşünceye hayrandır. En az anladığı şeylere en çok inanır ve kolayca anladığı fikirlerin doğru olduğunu kabul etmez.
"Senin boş, geveze 'topluluklarında' 
bulunmaktansa, düşünceleriyle baş başa 
kalmayı yeğlediği için, ona asosyal diyorsun."
Seni düşkırıklığına uğrattı diye eşini neden suçluyorsun; beş para etmez bir komşunu hoşnut etmedi diye neden çocuğuna işkence ediyorsun; doğallığını yaşayan bir insana neden ters bakıyor ve onu sömürüyorsun; sana verileni alıyor, senden isteneni veriyorsun da neden sana sevgiyle verilen şeye karşılık vermiyorsun; neden, düşmek üzere olan birine bir çelme de sen takıyorsun, ya da düşmüşü tekmeliyorsun; hakikati söylemenin gerekli olduğu durumlarda yalan söylüyorsun ve neden yalana karşı olacağına hakikate karşı koyuyorsun.
Aslında içinden kendini küçük görüyorsun; hatta -ya da özellikle- değerli, onurlu olduğunu gösteren şeylerle böbürlenirken bile küçük görüyorsun kendini; kendini küçük gördüğün içindir ki senin dostun olan birine saygı duyamazsın. Seninle aynı masaya oturan ya da seninle aynı evde yaşayan birinin herhangi bir büyük iş başaracağına inanamazsın. Senin yakın çevrende, Küçük Adam, düşünmek çok güçtür. İnsan ancak sana değğin düşünür, seninle birlikte değil. Çünkü büyük düşünceleri, geniş kapsamlı düşünceleri gırtlaklarsın sen.
Sonra yavaş yavaş, el yordamıyla ve dikkatlice etrafı gözlemleyerek neyin seni köleleştirdiğini buldum: Sensin, kendi kendinin köle tüccarı! Gerçek o ki senden başka kimse, senin köleliğinden sorumlu değil.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Dinle Küçük Adam
Baskı tarihi:
2008
Sayfa sayısı:
109
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054099115
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Alter Yayıncılık
Binlerce yılın bakış açısından görebiliyorum seni, binlerce yıl geçmişten ve binlerce yıl gelecekten bakıyorum sana. Kendinden korkma duygundan kurtulmanı istiyorum. Daha mutlu ve daha insana yaraşır bir yaşam sürmeni istiyorum. Kasılmış bir beden yerine, canlı, yaşayan bir bedenin olsun istiyorum; çocuklarından nefret etmek yerine onları sevmeni, karına, `evlilik gereği` işkence yapmak yerine onu mutlu etmeni istiyorum. -Wilhelm Reich-

Kitabı okuyanlar 8,1bin okur

  • Şahin Veli
  • Elif Alkan
  • Sultan Coşkun
  • elif ayla
  • Serap Kızılırmak
  • ANRML
  • Fadime
  • Ayşegül
  • Kübranur Yılmaz
  • Hüseyin Canbulat

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0.3 (7)
9
%0.2 (6)
8
%0.2 (4)
7
%0
6
%0.1 (2)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları