Birkaç sene önce şule yayınlarının indirimini yakalayıp, yaklaşık on tane halil cibran/ ermiş alıp yakın arkadaşlarıma hediye etmiş ve çok güzel dönütler almıştım. Şimdi seneler sonra kitabı tekrar elime aldığımda satırlar arasında ilk kez okuyormuş gibi geziniyorum.
Beyrut'ta doğup yaşamını Amerika'da geçirmek zorunda kalan Halil Cibran, kültürüne ve topraklarına bağlı olarak yaşamış ve bunu eserlerinde yansıtmıştır. Neredeyse her okuyucunun kendisinden bişeyler bulduğu Cibran, pek çok ülkeden çok geniş bir okuyucu kitlesine sahip. Benim yazarın en sevdigim yönü, eserlerinde ve şiirlerinde sanki İncil'den ve Kur'andan alıntılar yapmış gibi insanda mistik bir his bırakması.Ruhunun derinliklerine işliyor pek çok cümlesi. Mezar taşında yazılı olan şu mısralar ne demek istediğimi çok iyi yansıyacaktır sanıyorum;
"Ben de senin gibi hayattayım halen. Ve şimdi yanıbaşındayım. Kapat gözlerini ve etrafına bak. Beni göreceksin, hemen önünde duruyorum."
Gelelim Ermiş adlı eserine: Arapça "Nebii" olarak kaleme alınıp Türkçeye "Ermiş" diye çevrilmiş. Eser, El Mustafa adında bilgenin bulunduğu kente veda ederken kendisine büyük bir sevgi ve saygı gösteren halkın sorduğu sorular üzerine yaptığı hikmetli açıklamaları konu alıyor.
Aşk, evlilik, dostluk, öğretmenlik, ev geçimi, çocuk, yemek-içmek, sevinç ve üzüntü, alım-satım, suç ve ceza, konuşma, zaman, dua, din, zevk ve güzellik gibi hayatın içinden olan pek çok noktaya incelikle değinip tatlı, samimi bir sohbet havası uyandırmış. Defalarca okuduklarımdan bir kac alıntı yapmak istiyorum:
" Sonra bir kadın, bize keyiften ve kederden bahset, dedi. Karşılık verdi:
Keyfiniz kederinizdir- maskesiz.
Gözyaşı doldurmuştur çoğu zaman, sonradan içinden kahkaha yükselen kuyuları.
Keyifli olduğunuzda iyice bir bakın kalbinize. Göreceksiniz