Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·304 syf.··
2023 6. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 14 Şubat 2023 07:07
Kitap güzeldi ancak bu kitapla birlikte psikolojik kitapları sevmediğimi anladım. Okuduğum ilk psikolojik kitaptı. Daha fazla diyalog ve olay okumayı sevdiğim için sayfalar boyunca, karakterlerin ruh hallerinin analizini okumak beni zorladı ve sıktı. Bir bölümde maksimum 5 dakikalık bir olay dönüyor ama bu 20 sayfada anlatılmış. -spoiler- Necibin dikkatini ilk başta hayatında hiç Suad gibi sakin, ilgili, saf bir kadın görmediği için ilgisini çekiyor ve ilgisinin sebebinin bir de Süreyya ile Suadın aşkını ve mutluluğunu kıskandığı için olduğunu düşünüyorum. Suadın nasıl Süreyya'nın üstüne titrediğini, ona değer verdiğini gördükçe Necip kıskandı ve neden kendisinin böyle bir kadınla birlikte olmadığını düşünmeye başladı. Ki Necibin en ufak bir şeyde kadınlar zaten böyle şeklinde düşünmesi de ayrı bir ironi. Bu yüzden sürekli Suat gibi bir kadın istiyordu. Necip aşktan yanıp tutuştuğunu söylerken bile hemen Suattan vazgeçebiliyor, ona karşı kötü davranabiliyor ve onu anlamaya çalışmıyor. Ama sonrasında Suada olan hislerinin gerçek olduğunu düşünüyorum. Yine de yazar bence bu ilişkiyi fazla abartıp övmüş çünkü kitapta bu kadar övülüp güzellenecek bir ilişki veya karakter olduğunu düşünmüyorum. Suat, Süreyya ona karşı ilgisiz davranmaya başladığında hemen Necibi ikinci bir plan olarak görmeye başladı ve ona karşı bir şeyler hissettiğini zannetti. Aslında sadece ilgi, kadın olduğunun hatırlatılmasını değer görmek istiyordu ve asıl Necipten değil Necibin ona ilgi göstermesinden hoşlandı. Süreyya'nın yaptığı hoş bir şey değil ama Suadın da kocasıyla arasındaki sorunu çözmeye çalışmadan kendisine ilgi gösteren birisine koşması ve bunu aşk olarak nitelemesi komik. Süreyya'ya gelecek olursak kitapta hiç Süreyya'nın ağzından okumadık ve onun duygularını bilmiyoruz ama Suat ile
EylülMehmet Rauf · Gönül Yayıncılık · 201550,1bin okunma
Eylül
9/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2021 10. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 18 Şubat 2021 13:10
Her şey alın yazısı mı mıdır hayatımızda yoksa bir seçimle değiştirebilen asıl güç bizde kendimizde mi saklıdır? Sahi aşk nedir ve tanımını yapabilecek tek genel gerçek bir cümle var mıdır? Mehmet Rauf’un aşkında gerçekten acıyı ,sevinci,ızdırabı,kavuşmayı,bekleyişi,ayrılışı ve acı sonla biten belki de mutlu başlangıca sebep olan tarife tanıklık edeceksiniz. Aşkından yana yana kavrularak yaşadığını bile unutan iki çaresiz zavallı kalp ve yine ateşler içinde yanarak bu aşka veda eden üzen veyahut sevindiren bir son.. Eski zamanların kıyasıyla günümüz sadakatine bakacak olursak ne böyle bir aşka ne böyle bir acıya ne de böyle bir saadetle sadakate rast gelinir.
Edebiyat
EylülMehmet Rauf · Gönül Yayıncılık · 201550,1bin okunma
Puan vermedi·304 syf.··
2021 14. kitabı
Namuslu, iffetli bir kadın hayali ile yanıp tutuşurken evli bir kadına aşık olma hikayesi. Çelişkili bir roman. İlk psikolojik roman olma özelliği ile de romanda bolca psikolojik tahlil olduğunun farkındayız. Dar mekan kullanarak bu tahlilleri kolaylaştırmış. İlk sayfalarda hayran kaldığım bir romandı fakat sonlara doğru sıkılmaya başladım.
Edebiyat
EylülMehmet Rauf · Gönül Yayıncılık · 201550,1bin okunma
Lisede okumuştum. Tekrardan okumak istedim ama çok sıkıldım. Belki kışın iyi bir anımda okurum. Kitap yarım birakmayi çok sevmem ama şuan akıcılık olarak ağır geldi bana.
EylülMehmet Rauf · Gönül Yayıncılık · 201550,1bin okunma
Puan vermedi
Suat ve Necip birbirinize aşık olamazsınız bir kere. Neden mi? Çünkü bu yaptığınız bencillik olur. Süreyyay’ı sevmiyorsan Suat söyle, bencilsin nerden belli biliyor musun, sen kadınsın ve Suat adın, o eşin erkek be Süreyya adı. Mehmet Rauf bencil insanlardan nefret ediyor, kitabın sonunda Suat ve Necip, zavallı Necip, ......,Okurken gerildiysem kitap amacına ulaşmış demektir.
EylülMehmet Rauf · Gönül Yayıncılık · 201550,1bin okunma
Puan vermedi·304 syf.··
2019 20. kitabı
·
56 günde okudu
·
Okunma: 29 Temmuz 2019 21:21
Öncelikle kitabi bitirmek icin bitirdim. Sıkıcı olduğunu bir kac arkadaşım demisti ama tavsiye eden de olmuştu. Hep kitaba biyerlerden sarildim bazi yerleri akıcı güzel gecsede genelde bitirmek icin kendimi zorladim. Karakterler gayet güzel betimlenmis psikolojik bir romandir. Karakterlere gelirsek sureyyanin miz miz halleri kabrisleri resmen beni baydi, suad ve necibin birbirlerini sevmeleri guzeldi zaten süreyyaya da hic üzülmedim. Okunur mu okunur ama biraz yorar gibi.
1000Kitap
EylülMehmet Rauf · Gönül Yayıncılık · 201550,1bin okunma
Puan vermedi·304 syf.··
2020 10. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 07 Kasım 2020 14:55
Dikkat spoiler içerebilir ! Eylül, ilk psikolojik roman. Kitap gerçekten de olaylara odaklı değil insanın iç dünyasını gösteren bir kitap. Bu yüzden başlarda biraz sıkıldım diyebilirim fakat sonlarda olayların gelişmesiyle kitapta bir neticeye ulaşmak heyecanlı ve güzeldi, sonun hem mutlu hem acı olması çok etkileyiciydi. Boyle bir kavuşmayı hiç tahmin etmezdim, harikaydı. Kitabı okurken merak ettiğim şey ise Suati bu kadar etkileyen hanımefendinin hayatiydi. Ondan da biraz bahsedilmesini ve Suatla belki de kader ortağı çıkmasını bekledim açıkçası.
EylülMehmet Rauf · Gönül Yayıncılık · 201550,1bin okunma
uzun ve detaylı bir inceleme isteyen varsa.. buyurunuz
Puan vermedi·256 syf.··
2021 27. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2021 08:29
Türk edebiyatının ilk psikolojik romanı kabul edilen, Mehmet Rauf’un ''İlk eserim son üstadıma'' ifadesiyle Halit Ziya Uşaklıgil’e ithaf ettiği romanı, Eylül. Eylül, benim Mehmet Rauf’tan okuduğum ikinci eser oldu. Öncesinde Genç Kız Kalbi’ni büyük bir hayranlıkla okumuş ve çok sevmiştim. Yazarın, özellikle bir erkek yazarın, içinde yaşadığı dönemde böylesi bir kitap yazması, toplumsal eleştirilerini sakınmadan dile getirmesi, savunduğu fikirleri bende büyük bir hayret ve sevgi oluşturmuştu. İyi ki de Mehmet Rauf’u okumaya o eserle başlamışım. Çünkü direkt Eylül’ü okusaydım yazara dair düşüncelerim şimdikinden bir hayli farklı olurdu. Zira Genç Kız Kalbi, benim gözümde ve gönlümde Eylül’den öndedir. Eylül edebiyatımız içinde bir baş yapıttır gerçi, orası ayrı. Mehmet Rauf, Eylül’ü yazma hikâyesini şu şekilde anlatmıştır: ''Fikret gazeteye yeni bir tefrika arıyordu. Bir gün konuşurken tefrika için bana teklif etti… O esnada bir gün Halit Ziya’nın yanındaydım. Biz konuşurken kendisinin ziyaretine bir genç geldi. Lakırdı arasında bunun o hafta evleneceğini öğrendim. Düğünden ve düğünden sonraki tasavvurlarından bahsederken, bu adam balayını Büyükada’da geçirmek istediğini, orada tuttuğu köşkü döşettiğini anlatıyordu. Ben Halit Ziya’nın gözlerinde acı bir esef bulutunun karardığını fark ettim. Ve bana öyle geldi ki ruhu artık böyle bir saadetin kendisi için imkânsız olduğunu anlamaktan kaynaklanan bir acıyla burkulmuştu. İşte Eylül’ün esasını teşkil eden fikri, yani gençliğin akar bir su, esen bir rüzgâr gibi, engellenmesi ve geciktirilmesi mümkün olmayan bir surette uçup gittiğini takdir etmek, eylülde baharın geri gelmesi nasıl imkânsızsa şimdi her şeyin faydasız olduğunu anlamak, ziyan olarak geçen günlerin hasretiyle harap olmak fikrini buradan kaptım. Bu fikir bana
EylülMehmet Rauf · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202550,1bin okunma
“Bana Göre Aşk Bu Dünyadaki En Tehlikeli İnançtır!”
Puan vermedi·365 syf.··
2025 30. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 20 Eylül 2025 14:13
OKUNABİLİRLİK: “Dil zarif ve akıcı, ancak yoğun psikolojik tahliller ve uzun betimlemeler okuru yer yer yorabiliyor. Cümleler büyüleyici olsa da, olay örgüsünün zayıflığı hikâyeyi geri planda bırakıyor.” FİKRİN DERİNLİĞİ: “Aşkı ahlaki yargılardan uzak, psikolojik bir düzlemde ele alıyor. Suat ve Necip’in evlilik, vicdan ve tutku arasındaki ruhsal çatışmaları, dönemin baskılarını aşan bir gerçeklikle aktarılmış.” KURGU: “Basit bir olay örgüsü var; derin duygularla dengelenmiş, ancak olayların azlığı dramatik ilerleyişi zayıflatıyor. Final, yangın sahnesiyle metaforik olarak güçlü, ancak aceleye gelmiş hissettiriyor.” KARAKTER: “Suat ve Necip’in iç dünyaları son derece iyi işlenmiş; Süreyya'nın pasifliği ise trajediyi güçlendiriyor. Karakter tahlilleri, romanın en güçlü yönü.” GENEL ETKİ: “Yavaş ama derin bir roman. Hızlı kurgu bekleyenler için sabır isteyen, karakter derinliği ve duygusal yoğunluk arayanlar içinse doyurucu bir deneyim.” Aşk insana her şeyi yaptırır. Yapmam dersin, etmem dersin, hatta sevmem dersin; ama bir bakmışsın, onu sadece bir saniye görmek için yarını beklersin. Öyle şey mi olur diye ayıplarsın, ama başına gelince anlarsın. Aklın tavsiyede bulunur: “Böyle şeylerden uzak dur!” dersin; ama bir bakmışsın, cehennemin alevlerini göze almışsın. En akıllısını, en mantıklısını öyle bir hale getirir ki, inanamazsın. Mehmet Rauf’un Eylül’ü, Türk edebiyatında psikolojik çözümlemenin en güçlü örneklerinden biri olarak anılır ve ben romanı okuduktan sonra şunu düşündüm; bu unvanı fazlasıyla hak ediyor. Çünkü yazar, karakterleri yalnızca betimlemiyor, adeta içlerinde yaşıyor. Suat, Süreyya ve Necip arasındaki üçgen, klasik bir “yasak aşk” hikâyesi gibi görünse de aslında iki ruhun çarpışması. Fiziksel değil, sessiz ama yakıcı bir aşkın hikayesi. Gözlerle
EylülMehmet Rauf · İnkılap Kitabevi · 201750,1bin okunma
8/10
·365 syf.··
2025 181. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 06 Eylül 2025 23:41
Eylül – Mehmet Rauf “Eylül”, ilk bakışta bir yasak aşk hikâyesi gibi görünse de aslında ruhun daraldığı, kalbin konuşamadığı bir iç dünya romanı. Mehmet Rauf’un dili öyle incelikli ki, satırların arasında kelimelerden çok sessizlik yankılanıyor. Süreyya, Suat ve Necip arasındaki bu üçlü ilişkide asıl anlatılan şey aşk değil — toplumun bastırdığı duygularla boğulan insan ruhu. Suat, duygularını saklayan, içindeki fırtınayı susturmaya çalışan bir kadın. Onun çekingenliği, vicdanı, tutkusu… her biri dönemin kadınına biçilen rolleri sorgulatıyor. Necip ise duygularını bastırdıkça daha derine gömülen, kendi suskunluğunda kaybolan bir erkek figürü. Bu yönüyle o da aslında Suat kadar çaresiz. Romanın en büyük gücü, psikolojik derinliğinde. Mehmet Rauf karakterlerinin iç konuşmalarını, vicdan çatışmalarını öyle sade ama etkili bir dille yansıtıyor ki, bazı sayfalarda hikâyeden çok bir insanın zihnini okuyormuşsun gibi hissediyorsun. Ayrıca “Eylül”ün atmosferi başlı başına bir karakter gibi — melankolik, durgun, bastırılmış… tıpkı kahramanlarının iç dünyası gibi. Ama elbette eksikleri de var. Roman, özellikle ikinci yarısında fazla ağır ilerliyor. Sürekli iç çözümlemeler, benzer duyguların tekrar edilmesi bazen okuru yavaşlatıyor. O dönemin süslü Osmanlıca üslubu, bugünün okuru için yer yer yorucu olabilir. Ayrıca hikâyede “aşkın trajedisi” çok güzel işlenmiş olsa da, toplumsal yönü biraz geri planda kalıyor — yazar, karakterlerinin iç dünyasına o kadar yoğunlaşıyor ki, dış dünyanın sesi neredeyse hiç duyulmuyor. Yine de Eylül, Türk edebiyatında duyguların derinliğini ilk kez bu kadar cesurca gösteren bir dönüm noktası. Suat’ın sessizliği, Necip’in içsel çöküşü, Süreyya’nın fark edemediği uzaklık… Hepsi, insanın hem kalbine hem vicdanına dokunan bir iç hesaplaşma
EylülMehmet Rauf · İnkılap Kitabevi · 201750,1bin okunma

Yazar Hakkında

Mehmet RaufYazar · 40 kitap
Mehmed Rauf Servetifünun romancılarından, 1875 yılında doğdu, 1931 yılında İstanbul'da öldü. Bahriye Mektebi'ni bitirdi (1893), deniz subayı oldu, staj için Girit'e (1894), Kiel kanalının açılış töreninde bulunmak üzere Almanya'ya (1895) gönderildi, dönüşte İstanbul'da Tarabya'da elçilik gemilerinin irtibat subaylığına atandı. 1908'den sonra bahriye'den ayrıldı, hayatını yazarlıkla kazanmaya başladı. Cumhuriyet devrinde kadın dergileri çıkardı, ticaretli uğraştı. On altı yaşındayken yazdığı Düşmüş adlı hikayesini İzmir'e, Halit Ziya'ya göndermiş, Halit Ziya da Hizmet gazetesinde basmıştı, daha sonra İstanbul'da Mektep dergisinde yazıları çıktı. Halit Ziya, Cenap Şehabettin, Hüseyin Cahit'le böylece önceden tanışan Mehmed Rauf, sanatının en başarılı eserini Eylül romanıyla verdi; psikolojik roman örneği olan Eylül'de olduğu gibi öteki eserlerinde de özellikle aşk maceralarını konu yaptı. Romanları: Eylül (1901), Genç Kız Kalbi (1925), Böğütlen (1926), Define (1927), Son Yıldız (1927), Kan Damlası (1928), Halâs (1929) Hikâye Kitapları: İhtizar (Cançekişme, 1909), Âşıknâme (1909), Son Emel (1913), Hanımlar Arasında (1914), Bir Aşkın Tarihi (1915), Üç Hikâye (1919), İlk Temas İlk Zevk (1923), Aşk Kadını (1923), Eski Aşk Geceeri (1924) Mensur Şiir: Siyah İnciler (1901, 1925) Oyunlar: Ferdi ve Şürekâsı (1909, filme de alındı: 1917), Cidal (Kavga, 1911), Sansar (1920), Ceriha (Yara, 1927)