Frankenstein

Mary Shelley
Çevirmen:
Yeşim Seber
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Frankenstein
6/10
·309 syf.··
Beğendi
·
2021 5. kitabı
Merhabalar, Frankenstein'ı Notos Kitap, Yeşim Seber çevirisi ile okudum. Önsözünde yazarımız, kitabın yazım sürecinden bahsediyor; başlangıçta hayalet hikayesi ortaya çıkarmak isterken bu kitabı oluşturan fikir oluşmuş zihninde. Hatta kitabın yazıldığı yıllarda genç bir kadının böyle bir hikaye yazması ve bu yayınlama sürecinin zorlukları bir 2017 yapımı filme bile konu olmuş. Filmin ismi Mary Shelley (Yazarın ismi). Kitabımız çok sevdiğim deniz maceralarından biriyle başlıyor. Kutupları keşfe çıkan bir gemi, bir adamı buluyorlar bu yolda ve gemilerine alıp kurtarıyorlar. Ve bu kişi Victor Frankestein. Aklınız karışmasın yarattığı canlıya isim vermediğinden ismi Frankestein olarak kalmış olabilir zihinlerinizde. Aslında onu ortaya çıkaran bilim insanının aile ismidir, Frankenstein. Ve hikayesini anlatıyor gemideyken. Bu adam, simyadan yola çıkarak hayatın sırrına odaklanan ve bunu modern bilim ile yapamaya çalışan biri. O kadar çok çalışıyor ki, en sonunda başarıyor. Zeki, güçlü bir dev *bebek* yaratıyor. Ama bu yaratığın, parçalardan oluşmuş ve alışılagelmedik hatta korkunç bir görünümü var. Yaratıcısı bile onu istemiyor ve ondan kaçıyor. Ve bebeğimiz de dünyanın bütün dikenlerine açık, korumasız bir şekilde tek başına hayat yolculuğuna başlıyor. Sevmek, öğrenmek ve en çok da sevilmek istiyor. Ama yaratıcısının bile sevmediği bir varlığı kim sevebilir ki? Yazar bunu sorduruyor bize. Dünyaya gözlerini yeni açmış bu canlının görünüşünün, dışlanışının ve sevgisiz kalışının sonuçlarını yazarın kalemiyle beraber takip ediyoruz. Ben Victor olsam farklı davranırdım diye düşünüyorum, siz ne düşünüyorsunuz? Hahahha yazmanıza gerek yok tabi ki. Kitabı öneriyorum kesinlikle. Kitapta da 3 kitap öneriliyor, bakabilirsiniz. Baktım ya da bakacağım diye düşünüyorumdur ben de siz
FrankensteinMary Shelley · Notos Kitap · 201621,7bin okunma
MADEM SEVMEYECEKTİN BENİ NEDEN YARATTIN..
8/10
·309 syf.·
2020 77. kitabı
FRANKENSTEIN ya da MODERN PROMETHEUS – MARRY SHELLEY Madem sevmeyecektin beni neden yarattın? 19.yy’da dünyaya başkaldırmış, gotik edebiyatının öncülerinden olan on dokuz yaşındaki bir kıza göre cesareti takdire şayan olan yazarımız Mary Shelley’in ilk romanı olma özelliği göstermektedir. Öncelikle gotik kavramını masaya yatırmamız gerekir. O dönemin getirilerinden olan sosyal statü Rönesans’ın ilan edilmesiyle sanat- edebiyat gibi alanlarda birtakım yeniliklerin oluşmaya başlaması, 18. yy’ın anlayışlarının karşısında duran, günümüzün fantastik- bilimkurgu romanlarının altyapısını oluşturmuştur. İnsanoğlunun geçmişten günümüze tarihine baktığımız zaman merak ve arzu dürtülerinin sonucu her daim yeni buluşlar, tarifler gibi diğerleri tarafından hor görülen bakışlara sebebiyet de vermiştir. Shelley tüm bu kötü bakışlara nazaran insanlık için ‘’Ölümden sonra diriliş’’i , galvanizmi ,yaratan ile yaratılan arasında kurulan ilişkiyi anlamlandırmamız için, ‘’Bu dünya için ne kadar iyi bir insanız? ‘’ , ‘’Sadece yaratılan kadar mı varız ya da insanların düşüncelerinde hayat bulan makineler miyiz? ‘’ sorularıyla yaratılan canavarın iç sesleriyle sorgulamamızı istiyor. Bu ilişkiyi o kadar iyi kuruyor ki, yaratıcı yarattığı canavarı terk etmesine rağmen o yaratıcısını terk etmiyor. Dünyayı yeni doğmuş bir bebek gibi anlamlandırmaya, sesler, sözcükler, resimlerle bağlantı kurmaya başlarken aslında özünü bulmasını, kimseye ihtiyacı olmadığını , yaratıcının var ettiği bedene nazaran düşünceleri ve hislerini yalnızca kendisi var edebileceğini de anlamış oluyor. Tanrı’nın insanoğlunu yaratıp, hatası yüzünden onu dünyayla cezalandırması gibi, Frankenstein’da sevdiklerini öldüren bu yaratığı görünüşünün, iticiliğinin diğer insanlar üzerinde oluşturduğu yalnızlıkla
1000Kitap
FrankensteinMary Shelley · Notos Kitap · 201621,7bin okunma
9/10
·309 syf.··
2023 57. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 10 Mayıs 2023 18:05
Kitabın adını ‘iyi insan nasıl zalim insan oldu’ diye de koyabilirmiş Shelley. Kesinlikle böyle tahmin etmiyordum ben bu kitabı, her nedense bende başka bir izlenim uyandırmıştı. Evet üretilen bir yaratık olduğunu ve bu yaratığın kötülüklerini biliyordum ama yine de başkaydı beklentim. Bu kitap boyunca iyi bir ‘insanın’ nasıl zalim bir ‘insana’ döndüğünü ve yaptığı zalimliklerden nasıl mutlu olduğunu okuduk. Üstelik de çok etkileyici bir şekilde okuduk. Gotik tarzda yazılmış bir eser bu, ya da distopik diyebiliriz, ama okurken bunun bir distopya olduğunu rahatlıkla unutabilirsiniz ve sanki günümüzden bir olayı okuyormuşsunuz gibi hissedebilirsiniz. Çok beğendim
Edebiyat
FrankensteinMary Shelley · Notos Kitap · 201621,7bin okunma
Puan vermedi·309 syf.··
Beğendi
·
2021 50. kitabı
Prometheus'un insanlığı tanrıların suretinde yaratıp onlara Zeus'un ruhunu üflemesinden köklenen bir hikâye bu. 18. Yüzyıl'da yaşamış ve belki de bambaşka bir çağda olsa daha neler yaratabileceği fikri düşünme sınırlarımız ötesinde olan muhteşem Mary Shelley'nin efsanevi anlatısı. Oates'in dediği gibi bir hikâye olmaktan çıkıp kolektif bir bilinçaltı ögesi haline gelen bir kültür mirası aslında Frankenstein. Hikâye içinde hikâye, mektup içinde hikâye, uzun uzun çekilen tarihî nutuklar ile kendi yüzyılından destekle zamansızlaşan geleneksel bir gotik romans olmakla kalmıyor Frankenstein. Victor Frankenstein'in, yaratıcının, aktif kararları ve bilinçli seçimleri ile "uğursuz" bir deneyin sonucu olarak can verdiği yaratık anlatısı ile bilimkurgunun en ikonik örneklerinden biri. Bir adım geriden bakıldığında da "söylecek sözü olan bir kadının" tüm birikimini gözler önüne sermesi. Frankenstein; romana adını veren, tepeden bakan, çocuksu, yetersizlik hisleriyle dolup taşan Victor Frankenstein'dan ziyade canavarıyla okurunu özdeşleştirebildiği için bu kadar başarılı aslında. Ve alabildiğine platonik bir anlatısı olsa da didaktik olmayan yapısı, iyilik ve kötülüğün sınırlarını belirsizleştiren karakterleri ile modern bir roman halini alıyor. Zamanları ve kalıpları bir bir hiçe sayan bilinci ile Shelley, dehasını mükemmel bir biçimde ispat ediyor. Frankenstein boynundan elektrotlar fırlayan bir "özürlü canavar" imgesinden çok daha fazlası. O felsefi bir sayıklama.
Dünya Klasikleri
FrankensteinMary Shelley · Notos Kitap · 201621,7bin okunma
9/10
·309 syf.··
Beğendi
·
2017 3. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 14 Şubat 2017 05:56
( kısmen SPOILER içerebilir. ) Roman, tıp öğrencisi Victor Frankenstein ile yarattığı ucube yaratık arasındaki trajik ilişkiyi anlatır. “Yaşamın kaynağını araştırmak için öncelikle ölüme başvurmalıyız” diye düşünen Dr. Frankenstein, uzun çalışmalar sonucunda “cansız varlıklara hayat vermeyi başarabilmiş”tir (48). “Yaşam ve ölüm arasındaki sınıra girip, karanlık dünyamıza bir ışık seli tutmalıydım. Yeni bir türün yaratıcısı ve kaynağı olarak bana dua edecek ve bir sürü mutlu ve mükemmel yaratık varlıklarını bana borçlu olacaklardı” diye yazan Frankenstein, deneyleri sonucunda yaşamın sırrını keşfeder ve bunu üstün bir insan yaratarak kullanmaya karar verir. Mezar ve mezbahalardan topladığı ceset parçalarını bir araya getirir. Ve neticede romanda isimsiz olan ucubeyi yaratır. (Bilinenin aksine Frankenstein yaratığın değil, yaratıcısının ismidir.) Sürükleyici bu romanı tek oturuşta bitireceğinizi temenni edebilirim.
Eğitim
FrankensteinMary Shelley · Notos Kitap · 201621,7bin okunma
Yarattın Ama Neden Sevmedin?
10/10
·248 syf.··
Beğendi
·
2026 19. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 04 Mart 2026 12:21
Bazı hikâyeler tek bir yerden okunmaz. FrankensteinFrankenstein tam olarak böyle bir metin. Onu yalnızca bir korku hikâyesi olarak görmek mümkün. Bilimin sınırlarını zorlayan bir deney olarak okumak mümkün. Ölümsüzlük arzusunun trajedisi olarak görmek de mümkün. Ama hangi kapıdan girilirse girilsin, içeride karşılaşılan şey aynı: yaratılmış bir varlığın, onu var eden güce yönelttiği derin bir serzeniş. Filmle kitabın tutunduğu ortak nokta “yaratık”ın doğuşu. Fakat kitapta mesele yalnızca o an değil; yaratımın sorumluluğu. Victor’un korkusu ve kaçışı kadar, yaratığın adım adım bilinç kazanışı da metnin asıl omurgası. Ateşi keşfetmesi, doğayı çözmesi, insanları gözlemleyerek insanlığı öğrenmesi… Bu süreç sadece bireysel bir gelişim değil, insanlık tarihinin hızlandırılmış bir özeti gibi. Üstelik bu gelişim, Mary ShelleyMary Shelley’nin özellikle seçtiği metinlerle derinleşir: Volney'nin YıkıntılarYıkıntılar, Plutarkhos'un Hayatlar VI Perikles - Fabius MaximusHayatlar VI Perikles - Fabius Maximus'ı, Genç Werther'in AcılarıGenç Werther'in Acıları ve Kayıp CennetKayıp Cennet yaratığın zihinsel inşasının parçalarıdır. Bu atıflar tesadüf değildir; yaratığın bilinci büyük metinlerle şekillenir. Tarihi, erdemi, kahramanlığı, umutsuzluğu ve düşüşü bu kitaplar üzerinden öğrenir. Böylece o sadece fiziksel olarak değil, düşünsel olarak da “inşa edilir”. Metnin en çarpıcı yanı şu: Yazar, insanın Tanrı’ya söyleyemediklerini doğrudan söylemez; sanki yaratığın ağzından söylettirir. Bu, açık bir meydan okuma değil, ama güçlü bir yankıdır. “Yarattın ama neden sevmedin?” sorusu yalnızca Victor’a yöneltilmiş değildir; daha yukarıya doğru uzanan bir imadır. Yaratmak kudret olabilir, fakat sevmeden yaratmak trajedidir. Filmi önce izledim. Bu yüzden metni okurken farkları özellikle ayırt etmeye çalıştım. Film görsel olarak etkileyici; müzik, atmosfer ve korku estetiği yoğun bir biçimde kurulmuş. Yazarın kitabın sonunda anlattığı o karanlık, ürkütücü
FrankensteinMary Shelley · Bilgi Yayınevi · 202021,7bin okunma
Beni Yaratan O Korkunç İrade, Şimdi Beni Mi Yargılıyor!
Puan vermedi·272 syf.··
Beğendi
·
2025 43. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 12 Kasım 2025 23:57
Kitap+Film Bazı romanlar vardır, okur bitirdiğinde “Keşke şöyle bitseydi…” diye iç geçirir. Frankenstein ise ilginç biçimde, bu isteğe hem kitapta hem de filmde farklı cevaplar veriyor. Mary Shelley’nin karanlık trajedisi, 2025 uyarlamasında yerini umuda, affetmeye ve yeni bir başlangıç hissine bıraktığını söylemek mümkün. Aynı hikâyenin iki ayrı duygusal sona sahip olabilmesi hem umut veriyor hem de tartışma yaratıyor. Çocukluğumdan aklımda kalan iki sahne vardı: yıldırımla canlanma ve yanan yel değirmeni. Oysa bu sahnelerin romanda hiç yer almadığını öğrenmek beni şaşırttı. Popüler kültürün yarattığı Frankenstein imgesi, Shelley’nin aslında yazdığı şeyle neredeyse çok az ortak paydada birleşiyor diyebilirim. Çünkü Shelley’nin derdi bir yaratığın “nasıl yaratıldığı” değil; insanın yaratma hırsının ve ahlaki sorumluluğunun nerede çatladığı. Romanın en çok tartışılan tarafı, Shelley’nin bilimi neredeyse tamamen perde arkasına atması. Victor’un bedenleri nereden bulduğu, ne tür bir yöntemle canlıyı yarattığı, hangi deneyleri yaptığı… hepsi karanlıkta. Shelley bunu 1831 baskısının önsözünde bilinçli bir tercihle açıklıyor: “Yöntemi yazarsam insanlar gerçekten denemeye kalkabilir.” Modern okura bu açıklama hafif bir bahane gibi gelebilir ama dönemin galvanizm deneylerini düşününce Shelley’nin korkusunun bir tarafı anlaşılır hâle geliyor. 1800’lerde elektrikle ölü bedenlerde kas hareketi oluşturulan deneyler insanların gözünde bir nevi “hayatı taklit edebilirim” inancına dönüşmüştü. Yine de roman birkaç küçük bilimsel kırıntı verseydi dramatik gücü artabilirdi, diye düşünmeden edemiyorum. Shelley, bilimi anlatmak yerine odağı daha çetin bir soruya çeviriyor: “Bir şey yaratmak seni Tanrı yapmaz; ama yarattığın şeye sırtını dönmek seni canavar yapabilir mi?” Victor’un
Frankenstein ya da Modern PrometheusMary Shelley · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202021,7bin okunma
Hadi gelin kendi canavarımızla yüzleşelim..
Puan vermedi·256 syf.·
2026 3. kitabı
Wictor ah Wictor, sen ne yaptın böyle… Madem böyle bir saçmalığa kalkıştın, hiç düşünmedin mi yaptığını sevmen gerektiğini; sevgisizliğin nelere yol açacağını? Okuduğum Frankenstein kitabının ,yazarı hakkında küçük bir notla incelememe başlamak istiyorum. Yazarımız Mary Shelley, bir akşam toplantısında “Hadi herkes bir korku hikâyesi yazsın” denilen bir ortamdayken henüz 17 yaşındadır. Bu meydan okumanın ardından oturup romanını kısa bir sürede kaleme alır. Kitap yayımlandığında ise dönemin koşulları gereği kadınların yazar olması kabul edilemez görüldüğünden, eser isimsiz olarak basılır. Ancak adı açıklandığında Mary Shelley, edebiyat tarihine ilk bilim kurgu romanını yazan kadın yazar olarak geçer. Kitap, insanın kendi yarattığı karanlıkla yüzleşmekten korkmasını ele alır. Bana göre canavar, insanın kendi gölgesidir. Wictor bu hikâyede Tanrı rolünü üstlenir; aslında kendi yaratır ve sonra yarattığından korkar. Canavar ne tam anlamıyla yaşar ne de ölebilir. Arada kalmış bir varlıktır;tıpkı bizler gibi. Sevilmeden, anlaşılmadan anlamını kaybetmiş bir dünyada dolaşır. İnsanın kaderi de budur: yaşamakla ölmek arasında kalmak. Bana göre insanlık da kendi canavarından kaçamaz, çünkü o canavar hepimizin içindedir. Ve Frankenstein bize tek bir şey söyler: Eğer yüreğin buna razıysa, kendini affederek var ol. Yaşa;başka ne yapabilirsin ki? Okuduğum en ilgi çekici ve en çok iz bırakan eserlerden biri oldu. Herkese tavsiye ediyor, hepinize keyifli okumalar diliyorum.
FrankensteinMary Shelley · İthaki Yayınları · 202121,7bin okunma
Puan vermedi·272 syf.·
2022 3. kitabı
CENNETİ YİTİRMEYİ YENİDEN GÖZE ALMAK YA DA PROMETHEUS'A TEKRAR HIRSIZLIK YAPTIRMAK "Hepimiz için bir hayâlet hikayesi yazalım" dedi Lord Byron. 1816 yılında Mary Shelley ve eşi Percy Bysshe Shelley İsviçre'ye gittikerinde genç şair Byron Childe Harold'u yazmaktaydı. John Polidori'nin de dahil olduğu bu grubu hayâlet hikayesi yazmak, başlangıçta cezbetse de heveslerinden kısa sürede vazgeçip şiirin koynuna geri döndüler. Ama Mary farklıydı... Mary Shelley... Bugün bu ismi, kendisi, Frankenstein'ın ünlü yazarı ve bilim kurgunun ilk rahminin sahibi olarak tanımak bir şans değil. Shelley için şans olan ebeveynleri ve arkadaş çevresi olabilir bile diyemiyorum çünkü kurmaca yazmak için büyük bir hayal gücü gerekiyor. Onun çevresi sadece hayal gücünü besleyen unsurlardan ibaret. Mary 1797 yılında Londra'da yaşama merhaba dediğinde,  'Kadın Haklarının Gerekçelendirilmesi' ni yazarak yüzlerce yıllık kokuşmuş eşitsizliğe kafa tutan anne Mary Wollstonecraft kızına ancak elveda diyebilmişti. Dünyaya annesiz devam etmek zorunda kalan Mary, babası  siyasetçi yazar William Godwin ile birlikte büyüdü.  Daha ilk gençlik yıllarında hikayeler yazan Mary, ilerleyen yaşlarında felsefeye ilgi duyarak edebiyat sevgisini büyüttü. 17 yaşına geldiğinde o dönem evli olan romantik şair Percy Bysshe Shelley'ye aşık oldu. Bu ilişki hem Mary'nin babasını hem de Shelley'nin eşini çok üzdü. Evlilikleri ancak iki yıl sonra, Shelley'nin eşi öldüğünde mümkün olabildi, o zamana kadar kaçaktılar. Mary Shelley'nin evliliği düşünsel dünyasını fazlasıyla etkiledi. Şair eşi bir romantikti, Darwin'e (?) de uzak değildi. Byron'un da katıldığı toplantılarda bilimsel gelişmeler hakkında konuşulur ve daha çok genç yaştaki Mary Shelley de bu anlardan her anlamda beslenir. Mary'nin Çağı 18. yy. Prometheus'un
Edebiyat
Frankenstein ya da Modern PrometheusMary Shelley · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202021,7bin okunma
Kendi Yarattığın Kimsesizliğe Uyanmak
Puan vermedi·272 syf.··
2026 21. kitabı
Mary Shelley’nin bu eseri benim için bir roman değil, uzun zamandır içinde yaşadığım o "yapay sessizliğin" yankısı gibi. Victor Frankenstein’ın laboratuvar penceresinden dünyayı dışladığı o anlarda, aslında kendi inşa ettiğim duvarları gördüm. Bir "mükemmel" peşinde koşarken hayatın o pürüzlü ama gerçek dokusundan kaçmanın, insanı nasıl bir duygusal çoraklığa ittiğini Victor’un her satırında hissettim. Kitabın en çok canımı yakan yeri, o kulübenin çatlağından sızan ışığı izleyen ama o ışığa dokunmaya cesaret edemeyen yaratığın haliydi. O sahne, benim için sevgiyi ve bağlılığı "ikinci bir dil" gibi, hep bir aksanla ve sonradan öğrenmeye çalışmanın edebi bir özeti gibiydi. Ana dili şefkat olmayan bir çocuğun, dünyayı sadece bir gözlemci gibi izlemesinin o derin sızısı.... Victor kendi eserinden korkup kaçarken, aslında kendi içindeki o sevilmemiş, "kusurlu" parçadan kaçıyordu. Ben de bu kitabı okurken anladım ki; ne kadar uzağa gidersek gidelim, ne kadar "mükemmel sistemler" kurarsak kuralım, o ilk laboratuvarın kapısını kapatıp gerçek gökyüzünün altına çıkmadan uyanış başlamıyor. Şimdi bu satırları, Frankenstein’ın o tekinsiz çalışma odasından çok uzakta, doğanın tam ortasında ve kendi "ham" halimle barışmaya çalışarak yazıyorum. Artık mesele bir mucize yaratmak değil; o mucizeyi beklemekten vazgeçip, kendi sesinin o en çıplak ve savunmasız halini kabul edebilmekmiş.
Frankenstein ya da Modern PrometheusMary Shelley · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202021,7bin okunma

Yazar Hakkında

Mary ShelleyYazar · 14 kitap
1797 yılında Londra'da doğdu. Babası William Godwin, radikal siyasal görüşleriyle tanınan bir yazar, annesi Mary Wollstonecraft ise dönemin etkili bir kadın hakları savunucusuydu. Annesi doğumu sırasında ölünce, babası tarafından büyütüldü ve doğal olarak ondan ve arkadaş çevresinden oldukça etkilendi. Bu şartlar altında edebiyat ve felsefe'nin başlıca ilgi alanları olması kaçınılmazdı. Çocukluğunun büyük bölümünü kitap okuyarak, hikayeler yazarak geçiren Mary 1814'de, dönemin en gözde romantik şairlerinden Percy Bysshe Shelley'e aşık oldu. Percy Shelley'in evli olması nedeniyle İsviçre'ye kaçmak zorunda kaldıklarında Mary henüz 17 yaşındaydı. Babası William Godwin bu ilişkiye karşı çıktı. İki sevgili, Percy'nin eşinin 1816'da ölümünden sonra Londra'ya dönüp evlenebildiler. Ardından İtalya'ya yerleştiler. Frankenstein'in düşüncesi; Mary'de, 1816 yazında yarı uyanık olarak gördüğü bir kabus sebebiyle oluştu ve hikayeyi geliştirmesi için eşi tarafından desteklendi. Frankenstein ya da Modern Prometheus 1818 başlarında yayımlandı. Romanın doğuşunda, İngiltere'deki sanayi devriminin, Locke ve Hobbes gibi düşünürlerin etkisini de görmek mümkündür. 1822 yılında eşini bir tekne kazasında kaybeden Mary, Londra'ya döndü ve 1851 yılında ölünceye kadar profesyonel yazarlık yaptı. Frankenstein; kuşaktan kuşağa bir korku klasiği olarak aktarılsa da, öyküde doğrudan korkuya yapılan bir gönderme yoktur aslında. Katil, canavar denilen yaratık ve yaratıcısı Dr. Frankenstein kurbandır aslında. Modern çağa ve rasyonel aklın egemenliğine karşı romantik başkaldırının metaforudur onlar. Yani toplum dışına itilen, kendi savaşını veren ve bu savaşta yenilen farklı insanların acıklı öyküsüdür. Daha çok Frankenstein ile anılan Mary Shelley ayrıca, Lodore, Falkner (1837), Perkin Warbeck ve insanlığın yavaş yavaş yok oluşunu inceleyen ve 1826'da yayımlanan apokaliptik bir roman olan The Last Man'in de yazarıdır.