Gramofon Avrat

Sabahattin Ali
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

8/10
·280 syf.··
Beğendi
·
2021 18. kitabı
"Kafama düşünmeyi, gözlerime görmeyi yasak edebilsem, senin çıktığını zannettiğin yere varmanın bana güç gelmeyeceğini bilirsin..." Sabahattin Ali'nin güzel öykülerinden bir demet.
Gramofon AvratSabahattin Ali · Hayy Kitap Yayıncılık · 2019984 okunma
10/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2024 9. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 08 Ocak 2024 00:00
Sabahattin Ali’nin öykülerinde aşk ve ölüm yan yanadır. Sadece öykülerinde mi? Kuyucaklı Yusuf’un sonunu düşünün, Kürk Mantolu Madonna’yı ya da… Bu eserlerde aşkın çıkmaz sokaklarında ölümle karşı karşıya gelir Sabahattin Ali’nin karakterleri. Bu derlemede yer alan öykülerin ekserisinde aşk, ölüm getiriyor. Gramofon Avrat, Sabahattin Ali’nin 1927-1946 yılları arasında aşkı nasıl ele aldığını ortaya koymakla kalmıyor, yazarın aşka bakışının, aşkı tasvir edişinin ne denli bütün ve özgün olduğunu da kanıtlıyor. “Yakıcı, kavurucu bir aşktı bu; beni deliye çeviren, geceleri sabahlara kadar sokaklarda dolaştıran bir aşk. Fakat onu bu hâle sokan biraz da bendim. Aşkla tehlikeli bir oyuncak gibi oynamak istiyordum.”
Edebiyat
Gramofon AvratSabahattin Ali · Gönül Yayıncılık · 2021984 okunma
6/10
·144 syf.·
2022 262. kitabı
Gramofon Avrat Sabahattin Ali Sabahattin Ali 'nin bütün eserlerini okuduğum için uzun zamandır okumuyordum. Hem tekrar Sabahattin Ali okumak için hemde Sabahattin Ali'nin hikayelerini hatırlamak için Sabahattin Ali'nin çeşitli 13 tane hikayesinden oluşan bu kitabı okumak istedim. Bu yıl içerisinde ki okuduğum 262. Kitap olan bu kitap ekseriyetle YKY'den Kağnı - Ses - Esirler adıyla çıkan kitapta ki hikayeler ve başka kitaplarında yer alan hikayelerinden oluşuyor. YKY'den çıkan bütün Sabahattin Ali kitaplarını okuyanlar okumasa da olur ben hikaye türünde bir eser okumak istediğim için bildiğim bu hikayeleri tekrar okumayı tercih ettim. Sabahattin Ali'nin bütün eserlerini okumayanlar ise 13 tane hikayesinden oluşan bu kitaba şans verebilriler. Bence Sırça Köşk kitabında ki bir kaç toplumcu gerçekçi hikayeleri ekleselerdi daha güzel bir kitap olurdu ama şu haliyle 6-7/10 puanlık bir kitap olmuş. Hiç ara vermeden okunursa 1-2 saat içerisinde bitirilecek bir kitap ben mola mola vere az önce toplam 4 saat içerisinde bitirdim...
Edebiyat
Gramofon AvratSabahattin Ali · Gönül Yayıncılık · 2021984 okunma
Gramofon Avrat
7/10
·260 syf.··
2022 9. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 19 Şubat 2022 21:42
Kağnı, Ses ve Esirler olmak üzere üç ana başlıktan oluşan kitap 18 hikâye ile başlayıp bir adet piyes ile bitmektedir. Toplumun girilmedik yönlerine giren, olayları çarpıcı, sade ve akıcı bir şekilde sunan hikâyelerde yer yer zevk almasam da kitabın sonunda Kürşad ile Hiyungyu arasındaki aşkı anlatan piyes gayet zevkliydi. Ayrıca Köstence Güzellik Kraliçesi hikâyesi ile Stefan Zweig'in Ay Işığı Sokağı hikâyesi arasındaki benzerlik beni şaşırttı. :)
Hayat ve İnsan
Gramofon AvratSabahattin Ali · Tükenmezkalem Yayınları · 2020984 okunma
Puan vermedi·198 syf.··
2021 27. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 18 Mart 2021 22:07
Gramofon Avrat kitabı Sabahattin Ali’nin 1936-37 yılları arasında yazdığı 18 öykü ve birde Esirler adlı oyundan oluşmaktadır. Sabahattin Ali’nin en az romanları kadar öyküleride Türk Edebiyatında bugüne dek kalacak derin izler bırakmıştır. Bu kitap sade ve akıcı bir dil ile yazılmıştır. Usta Yazar her öyküden bir ders çıkarmamızı sağlıyor biz okurlara. Beğendiğim öykülerinin yanında biran önce bitmesinide istediğim öyküleri vardı.Esirler adlı Oyunuda gayet güzeldi, beğendim. İyi okumalar dilerim:) Gramofon Avrat Sabahattin Ali
Edebiyat
Gramofon AvratSabahattin Ali · Lilith Yayınları · 2019984 okunma
Gramafon Avrat
Puan vermedi·144 syf.··
2021 2. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 27 Ocak 2021 16:08
Yaşlı gözlerini başka tarafa çeviren arkadaşını görünce kendinin de gözleri doluyordu. Küçük satıcı, o titrek ve ince sesiyle bağırıyordu: " Arabalar beş kuruşa... Beş kuruşa... Arabalar beş kuruşa!.. "
Gramofon AvratSabahattin Ali · Gönül Yayıncılık · 2021984 okunma
#013
8/10
·
Beğendi
Bir yanık sesi vardı ki , bu ses için adı gramafon avrat olmuştu. Asıl adı pek malum değildi. Aralarında bir iki kelime bile konuşmadıkları halde kendi uğruna hiç düsünmeden adam vuran bu cocuğu vücudunu satıp kazandığı paralarla besliyor belki de artık yalnız onun için çalışıyordu.
Gramofon AvratSabahattin Ali · Gönül Yayıncılık · 2021984 okunma
9/10
·144 syf.··
2021 16. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 22 Kasım 2021 22:50
Kısa oykulerden oluşan kitabı beğendim ağır ve uzun kitap arasına alıp mola tarzında okunabilecek bi kitap ensevdigim ise viyolensel öykü sü oldu 10 üzerinden 9 diyebilirim 1 puanımı ise bazı yerlerinde zorlandığım için kırdım Tavsiye ederim
1000Kitap
Gramofon AvratSabahattin Ali · Gönül Yayıncılık · 2021984 okunma
Evla'ca
Puan vermedi·208 syf.··
2022 2. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 11 Mart 2022 00:54
Yaşı daha 20 sıralarında idi. On beş senelik oturak avratlarından güzel oyun oynuyor,bütün türküleri,en zorlarını bile,gözünü kırpmadan söylüyordu.Bir yanık sesi vardı ki..Bu ses için ismi "Gramofon Avrat" olmuştu. Yazar,Gramofon Avrat öyküsünde ; "Gramofon Avrat, Ses, Köpek, Sıcak Su, Değirmen, Kurtarılamayan Şaheser, Kırlangıçlar, Viyolonsel, Birden Bire Dönen Kandilin Hikayesi" isimli kısa öykülerin bir araya akıcı, sade, okuru sıkmadan, aynı zamanda okura ders çıkaracağı önemli dönütler sunduğu okunması gereken bir eseridir.
Hikaye-Öykü
Gramofon AvratSabahattin Ali · İthaki Yayınları · 2021984 okunma
8/10
·260 syf.··
Beğendi
·
2020 2. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 08 Mart 2020 15:14
"Ne kadın ona, ne o kadına bir laf söylemiş değildiler. Aylardan beri onun doru atları ve hafif arabası kadını birçok yerlere götürdüğü, birçok yerlerden, bazen arkalarından atılan kurşunlara rağmen,selametle evine getirdiği halde, belki bir kere adamakıllı birbirlerinin yüzüne bakmamışlardı."
Edebiyat
Gramofon AvratSabahattin Ali · Tükenmezkalem Yayınları · 2020984 okunma

Yazar Hakkında

Sabahattin AliYazar · 103 kitap
Sabahattin Ali, 25 Şubat 1907'de Edirne Vilayeti'nin Gümülcine Sancağı'na bağlı Eğridere kazasında doğmuştur. Babası piyade yüzbaşısı (Cihangirli) Selahattin Ali Bey'in görev yerlerinin sık sık değişmesi dolayısiyla, ilköğrenimini İstanbul, Çanakkale ve Edremit'in çeşitli okullarında tamamlamıştır. Edremit'e göçtüklerinde bölge Yunan işgalinde olduğu için emekli olan babası aylığını alamamış ve aile çok zor günler geçirmiştir. İlkokulu bitirdikten sonra parasız yatılı olarak Balıkesir Öğretmen Okulu'na giren Sabahattin Ali, beş yıl burada okumuş, daha sonra İstanbul Öğretmen Okulu'nda mezun olmuştur (1926). Bir yıl kadar Yozgat'ta ilkokul öğretmenliği yapmış, Millî Eğitim Bakanlığı'nın açtığı sınavı kazanarak Almanya'ya giderek iki yıl orada okumuştur (1928 - 1930). Yurda döndükten sonra Sabahattin Ali, Orhaneli’nde ilkokul öğretmenliğine atandı. Aydın ve sonra Konya ortaokullarında Almanca öğretmenliği yapmıştır. Konya'da bulunduğu sırada, bir arkadaş toplantısında Atatürk'ü yeren bir şiir okuduğu iddiasıyla tutuklanmış (1932), bir yıla mahkûm olarak Konya ve Sinop cezaevlerinde yatmış, Cumhuriyetin onuncu yıldönümü dolayısıyla çıkarılan af yasasıyla özgürlüğüne kavuşmuştur (1933). Cezaevinden çıktıktan sonra Ankara'ya giden Sabahattin Ali Millî Eğitim Bakanlığı'na başvurarak yeniden göreve alınmasını istemiştir. Dönemin bakanı Hikmet Bayur'un "eski düşüncelerinden vazgeçtiğini ispat etmesini" istemesi üzerine Varlık dergisinde "Benim Aşkım" adlı şiirini yayımlayarak (15 Ocak 1934) Atatürk'e bağlılığını göstermeye çalışmıştır. Aynı yıl Bakanlık Neşriyat Müdürlüğü'ne alınmış, Ankara II. Ortaokul'da öğretmenlik yapmıştır. 16 Mayıs 1935 günü Aliye Hanım ile evlenmiş, 1936'da askere alınmış, 1937 Eylülünde kızı Filiz Ali dünyaya gelmiştir. Yedek Subay olarak askerliğini Eskişehir'de tamamlamış, 10 Aralık 1938 de Musiki Muallim Mektebi'nde Türkçe öğretmeni olarak göreve başlamıştır. 1940 yılında tekrar askere alınmış, askerliğini yaptıktan sonra Ankara Devlet Konservatuarı'nda Almanca öğretmenliği yapmıştır (1941 - 1945). "İçimizdeki Şeytan" romanı milliyetçi kesimde büyük tepki toplamıştır. Nihal Atsız'ın hakkında yazdığı hakaret dolu bir yazıya karşılık dava açmış, dava sırasında çok sıkıntı çekmiştir. 1944 yılında davayı kazanmasına rağmen tepkilerden kurtulamamıştır. Olaylı duruşmalar sonunda bakanlıkça görevinden alınmış, İstanbul'a giderek gazetecilik yapmaya başlamıştır (1945). Ancak fıkra yazdığı La Turquie ve Yeni Dünya gazeteleri, Tan olayları sırasında tahrip edilince işsiz kalmış, Aziz Nesin ve Rıfat Ilgaz'la Marko Paşa, Malum Paşa, Merhum Paşa, Öküz Paşa gibi siyasal mizah dergilerini çıkarmıştır (1946 - 1947). Ancak, bu gazeteler tek parti iktidarının baskılarıyla karşılaşmış, dergilerin isimlerindeki Paşa ifadesiyle "Milli Şef" İsmet Paşa ile alay edildiği iddiası ile kapatılmış, yazılar ve yazarları hakkında kovuşturmalar açılmıştır. Sabahattin Ali dergilerde çıkan yazılarından dolayı üç ay hapis yatmış, karşılaştığı baskılardan bunalmıştır. Ali Baba dergisinde yayımladığı "Ne Zor Şeymiş" başlıklı yazıda, içinde bulunduğu durumu şöyle anlatmaktadır: "Çalmadan, çırpmadan bize ekmeğimizi verenleri aç, bizi giydirenleri donsuz bırakmadan yaşamak istemek bu kadar güç, bu kadar mihnetli, hatta bu kadar tehlikeli mi olmalı idi?" Bir başka dava nedeni ile 1948'de Paşakapısı cezaevinde üç ay yatmıştır. Çıktıktan sonra zor günler geçirmeye başlamış, işsiz kalıp, yazacak yer bulamamıştır. Yurt dışına gidebilmek için pasaport almak istemiş, alamamıştır. Yasal yollardan yurt dışına çıkma olanağı da bulamayınca Bulgaristan'a kaçmaya karar vermiş fakat para karşılığı anlaştığı Ali Ertekin adlı kaçakçı tarafından Jandarma karakolunda katledilmiş daha sonra da cesedi 2 Nisan 1948 tarihinde Bulgaristan sınırında şaibeli bir şekilde bulunmuştur. Sabahattin Ali'yi öldürdüğünü itiraf eden ve Milli Emniyet mensubu olduğu iddia edilen Ali Ertekin, dört yıla hüküm giymiş; fakat birkaç hafta sonra çıkartılan aftan yararlanarak serbest kalmıştır. Bulgaristan’ın Eğridere (Ardino) kentinde, Sabahattin Ali’nin 100. doğum yılı kutlandı. 31 Mart 2007 günü gerçekleşen toplantıya, başta Bulgaristan Yazarlar Birliği Başkanı olmak üzere Sofya ve Bulgaristan’ın çeşitli kentlerinden Türk ve Bulgar yazarlar, şairler, okurlar ve Sabahattin Ali’nin kızı Filiz Ali katıldı. Bütün eserleri 1950’li yıllardan beri Bulgaristan’daki tüm okullarda okutulduğundan, Sabahattin Ali bu ülkede çok tanınan bir yazardır. Sabahattin Ali yazı yaşamına şiirle başlamış, hece vezniyle yazdığı ve halk şiirinin açık izleri görülen bu ürünlerini Balıkesir'de çıkan ve Orhan Şaik Gökyay tarafından yönetilen Çağlayan dergisinde yayımlamıştır (1926). Servet-i Fünun, Güneş, Hayat, Meşale gibi dergilerde de yazan (1926 - 1928) Sabahattin Ali, bu arada öykü de yazmaya başlamış, ilk öyküsü "Bir Orman Hikayesi" Resimli Ay'da yayımlanmıştır (30 Eylül 1930). Toplumsal eğilimli bu öyküyü Nazım Hikmet, şu sözlerle okurlara sunmuştur: "Bu yazı bizde örneğine az tesadüf edilen cinsten bir eserdir. Köylü ruhiyatının bütün muhafazekâr ve ileri taraflarını, iptidaî sermaye terakümünü yapan sermayedarlığın inkişaf yolunda köylülüğü nasıl dağıttığını ve en nihayet, tabiatın deniz kadar muazzam bir unsuru olan ormanın muğlak, ihtiraslı hayatını, kımıldanışların zeki bir aydınlık içinde görüyoruz". Sabahattin Ali, af yasasından yararlanarak hapisten çıktıktan sonra, özellikle Varlık dergisinde yayımladığı "Kanal", "Kırlangıçlar", "Arap Hayri", "Pazarcı", "Kağnı" (1934 - 1936) gibi öyküleriyle dikkati çekmiştir. Sabahattin Ali Anadolu insanına yaklaşımıyla edebiyata yeni bir boyut kazandırmıştır. Ezilen insanların acılarını, sömürülmelerini dile getirmiş, aydınlar ve kentlilerin Anadolu insanına karşı takındıkları küçümseyici tavrı eleştirmiştir. 1937'de yayınlanan Kuyucaklı Yusuf romanı, gerçekçi Türk romanının en özgün örneklerinden biridir. Sabahattin Ali'nin halk şiirinden esinlenerek yazılmış şiirlerini içeren Dağlar ve Rüzgâr (1934) adlı kitabı yazın çevrelerinde ilgi uyandırmış, örneğin Yaşar Nabi, Hakimiyeti Milliye'de şu övücü satırları yazmıştır: "Bu kitabın mümeyyiz vasfı halk edebiyatı tarzında bir deneme teşkil etmesidir. Sabahattin Ali'nin tecrübeli muvaffak neticeler vermiş. Ve bize, şiirleri doğrudan doğruya bir halk şairi elinden çıkmamış olduklarını hissetirmekle beraber, o tanıdığımız ve sevdiğimiz samimi edayı tattırabiliyor. Komplike imajlardan kaçınılmış olması, bu şiirlere büyük bir sadelik vermiş." Ancak, Sabahattin Ali, bu kitabından sonra şiirle ilgilenmemiş, sadece öykü ve roman yazmıştır. 'Leylim Ley', 'Aldırma Gönül' gibi halk dilinden yararlanarak yazdığı şiirler herkes tarafından bilinir. Sabahattin Ali, Varlık'ta Esirler adlı üç perdelik bir oyun da yazmış (1936), ancak bu türü de bir daha denememiştir.