1861 yıl içinde yazılmış; sade akıcı samimi bir uslupla kurgulanmış, klasikler arasında yerini alarak, yazıldığı dönemle birlikte günümüzde de oldukça etkili bir eser.
Bazen alaycı, bazen şakacı dili, bazen de hüzünlü aktarımı ile tam anlamıyla mükemmel bir eser.
Karakterler, olaylar, Duygu, Coşku, Sevgi, Özlem bir kitaba nasıl sığdırabilirsin cevabı olsa gerek.
Kahramanımızın kendisine taktığı pip'in anlatımıyla okuyoruz kitabı.
İngiltere'nin sosyoekonomik yapısının etkisini, sınıflaşmanin ve fakirin fakir, zenginin Zengin olduğu dönemde eğitim seviyesinin farkını, olayların geçtiği mekanların betimlemeleri ile harika bir eser oluşturmuş yazarımız.Kendinizi bazen köy bataklığında,demirci atölyesinde, ruhunu kaybetmiş,solmuş çiçekleriyle yalıda, bazen de Londra sokaklarında hayal ediyorsunuz.
Annesi ve babasını kaybeden pip ablasının büyüttüğü bir çocuktur. Ablası ve demirci olan eniştesi ile birlikte imkansızlıklar içinde yaşamaktadır.
Köyün mezarlıkların da gezerken kaçak bir mahkum'la yolları kesişen pip'in kaderimi değişiyor, umutlarımı çiçek acıyor, yoksa buna etken yaşlı bir kadını mutlu etmesi mi yoksa güzel estellamı?
Umutlarını bu noktada büyüten pip eniştesinin yanında demirci çırağı olmayı düşünürken kendisine nereden geldiği başta bilinmeyen bir miras ve varis ile bir beyefendi olması yolunda Londra'ya düşer yolu. İnsanın umudu biter mi gitmez geleceğini büyük umutlara bağlayan pip'in hayallerini estella süsler.
Eserimiz kahramanımızın Londra hayatı, estallanin varlığı ,demirci jeo, mahkum adam ve birçok karakterin sarmalında şaşırtıcı olaylarla devam ediyor.
Umutların beslendiği Hayat sarmalında yazarımız üzücü bir son yazsa da biz okuyuculara Umut vadeden sürpriz bir sonla veda ediyor.
Aslında detaylı bir incelemeye hak eden bir eser olsa da fazla