Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın "Gulyabani", kitabı batıl inançların mantıksızlığını mizahi bir dille ortaya koyan, toplumsal eleştiriyi eğlenceli bir şekilde sunan ve insan psikolojisine dair önemli ipuçları veren değerli bir edebi eserdir. Roman, akılcı düşüncenin ve bilginin önemini vurgularken, aynı zamanda insan doğasının korku ve yanlış inançlara ne kadar yatkın olabileceğini de gözler önüne sermektedir. Gürpınar'ın usta kalemiyle yarattığı bu eser, günümüzde bile geçerliliğini koruyan evrensel temaları işlemesi açısından önemli bir eserdir.
Türk Edebiyatı'nın önemli isimlerinden biri Hüseyin Rahmi Gürpınar Bu eserine aslında hepimiz aşinayız Türk sinemasından. (Süt Kardeşler) Hem filmini hem tiyatrosunu severek izlemiştim. Kitap ise her zaman olduğu gibi bu beğenimi daha da üste çıkardı.
Kitap Hüseyin Rahmi'ye gelen bir mektup ve onun verdiği cevapla başlıyor. Gelen mektup okuyucusundan masalsı bir kitap talebidir. Yazar onun bu talebini gerçekleştirmekle kalmamış bir de ona cevap yazmış. Mektubunu yazarken kendisinin bile rüyalarına girdiğinden bahseder "Gulyabani"nin.
Dul kalan Muhsine'yi annesinin bir arkadaşı Üdküdar'da şehre oldukça uzak bir konağa hizmetçi olarak yerleştirir. O günden sonra Muhsine'nin cinler, perilerle başı dertten kurtulmaz. Bir gün köyde dolaşan peri hikayelerinden Hasan'ın şüphelenmesiyle konağa ırgat olarak gelmesi ve Muhsine'ye aşık olmasıyla işler değişir.
Evdeki herkesi korkutan, evin hanımını delirten bu Gulyabani'den ev halkı kurtulabilecek mi?
Müthiş bir anlatım gücü, harika bir kurgu. İçerisindeki insanı eğlendiren deli saçması mısralar ise kurguya cuk oturmuş.
Çok güzel bir kitap okumanızı tavsiye ederim.Akıcı bir kitap,heyecan verici,tekerlemeli,bilmeceli,birazcık korkutucu,komik olan yerlerde var beğendiğim kitaplardan biri.
Rahmetli Kemal Sunal’ın rol aldığı Gulyabani teması olan Süt Kardeşler filmini yediden yetmişe herkes izlemiştir, halen de izlediğinde aynı tadı almaktadır. Kitabı okumaya başladığımda film ile bağlantısı var mı diye düşünürken okuduğumda benzer yanları olduğunu fark ettim.
Kitapta Muhsine Hanım’ın genç bir kız iken hizmetli olarak gönderildiği Yediçobanlar Çiftliğine daha varmadan yolda faytoncunun anlattıkları ile tüyleri diken diken olur. Anlatılanlar karşısında Muhsine Hanım’ın korkunun yanında merak duygusu da uyanmıştır.
Çiftliğin hanım ağası bu cin ve perilerden delirmiştir ayrıca çiftlikte çalışan iki tane daha hizmetçi vardır. Tabi asıl karakter olan Ahu Baba ismiyle boyu minare kadar uzun olan Gulyabani… Bazı gecelerde ortaya çıkıp ahaliyi korkuttuktan sonra ortadan kaybolur.
Muhsine çiftliğe vardığında kendisine ilk başta nasıl davranması gerektiği öğretilir. Yatarken saçların örgüsünü açıp beyaz gecelik giyecek, boynunda takılı olan muskayı ne olursa olsun boynundan çıkarmayacak, camdan dışarı bakmayacak, yasaklanan odalara girmeyecek, gece kesinlikle dışarı çıkmayacak… Tabi bunların yanında Muhsine’ye bir de görev verirler; ağaçların dibine cinler ve periler faydalansın diye şerbet dökecektir. Olur da Muhsine bunu yapmayı unutursa cinlerin ve perilerin kendisini boğacağını da tembih ederler.
Bundan sonra Muhsine’nin gözleri gördüklerine kör, kulakları duyduklarına sağır olur. Ama Muhsine’nin içerisindeki merak hiç dinmemiştir. Buraya kadar kitabın içeriğinden az çok bahsettim bundan sonra siz okuyucuların merakına kalsın.
Okurken Süt Kardeşler isimli filmden kesitlerin gözünüzün önüne geleceği bu kitabı bitirdiğinizde yüzünüzde tebessüm oluşacağından eminim.
Keyifli okumalar dilerim…
Gulyabani - Hüseyin Rahmi Gürpınar
Evet yoğun bir dönemde okuyabileceğim kitaplara yönelmişken Hüseyin Rahmi Gürpınar okumak çok iyi geldi. Bol bol gülümsemeli eğlenceli bir kitap okudum. Cadı kitabından sonra Gulyabani yi okumam lazımdı zaten, bu yoğun dönemde Gürpınar'ın diğer kitaplarıyla okuma durgunluğuna girmeden okumaya devam edebilirim. Cadı kitabı incelemem için buyurunuz ----> #237206124
Bir haminne (hanımnine) nin mektubuyla cinli, perili, gulyabanili bir hikaye yazan Gürpınar; yine döneminin batıl inançlarının mizahi bir şekilde topluma öğretici bir üslup takındığını görüyoruz. Okuyucuyu bilinçlendirmeye, boş inançlardan ve çağdışılıktan uzaklaştırırken haminneye olan cevabında da böyle varlıkları hiç görmediği için ne kadar güç bir vazife yüklediklerini de belirtir.
Kitap içeriğini incelememde anlatmayan biri olarak beğendiğim yönlerine geçeyim. Maniler, diyaloglar, halk ağzının kullanımı, 1913 İstanbul insan yaşayışına tanımlamaları çok hoştu. Cadı kitabını özellikle orijinal metinden okumuştum incelemesinde belirttiğim gibi TDK sitesinde pdf olarak paylaşmış ki diğer Hüseyin Rahmi Gürpınar eserleri de mevcuttu. Ne kadar her sayfanın altında o sayfadaki osmanlıca kelimelerin çevirisi mevcutsa da okumamı yavaşlattığı için bu sefer günümüz Türkçesini tercih ettim. Diğer kitapta dilin o hali diyaloglara daha bir eğlence ve sevecenlik kattığı doğru. Başka bir zaman orijinal halinde de okumayı düşünüyorum açıkçası.
İncelememde bahsetmek istediğim bir diğer konu kendimce yaptığım bir okur analizi. Bu platformdaki puanlama ve incelemelere göz gezdirdiğimde benim yaşıtım ve üzerindekiler kitabı çok beğenerek 10/10 puan verirken, daha genç arkadaşlar düşük puan verip beklentilerini karşılamadığını belirtmişler. Yüzyıllık Yalnızlık sunumumda da bahsettiğim
Kitabı incelemeden önce, bu kitabın giriş kısmından ve bu kitabın yazılış amacından biraz bahsetmek isterim, çünkü güzel bir amaca hizmet ediyor aslında. Okurlarından bir hanımnine'nin isteği üzerine yazılmış bu kitap. Hüseyin Rahmi Gürpınar'a gelen bir mektupta 'İşte sizden bu okuma yazma bilmeyen hanımninelerin sohbet meclislerinde okunacak bir hikaye yazmanızı istiyorum. Mevzuunuz esrarengiz cin, peri, gulyabani olacak. Kitap Muhsine Hanım'ın perili bir köşke, bir akrabası zoruyla hizmetçi olarak sokulması ile başlıyor. kitabın ilk yarısı son yarısına göre biraz sıkıcı gelmişti bana ama yine de genel olarak akıcıydı. Muhsine Hanım'ın köşkte yasadıkları, cinler, periler zaten olayları içine çekiciydi. Fazla spoiler vermek istemiyorum ama herkesin bildiği süt kardeşler filminin genel mantığı ile orantılı kitap, fakat olay örgüsü tamamen farklı işlenmiş, cinler ve perilerle dolu olaylar sonunda olayın aşk hikayesine bağlanması bence güzel olmuş. Genel olarak akıcı ve güzel bir hikayeydi. Ayrıca bu kitap ile birlikte Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın Doğaüstü varlıkları ve bu tarz olayları işleyiş tarzını beğendiğimden, Efsuncu Baba ve Cadı gibi daha birçok kitabını da okumak için yol açtı diyebilirim.
Hüseyin Rahmi Gürpınar ’ın kendine has üslubuyla yazdığı Gulyabani , yalnızca bir korku hikâyesi değil; dönemin batıl inançlarına, mahalle dedikodularına ve insanların kendi kendini korkutma hâline dair eğlenceli bir taşlama.
Kitaptaki karakterler öyle tanıdık ki… Okurken bazen “Aynısı bizim mahallede de vardı sanki?” demeden duramıyorsunuz. Her gölgeyi cin sananlar, kapı gıcırtısında bayılacak gibi olanlar… hepsi tam kıvamında.
Hüseyin Rahmi, sözde korku dolu olayları öyle bir mizahla anlatıyor ki, korkudan çok kahkaha atıyorsunuz. “Gerçekten var mıydı, yoksa herkes birbirini mi doldurdu?” sorusu sürekli aklınızda kalıyor.
Benim için Gulyabani batıl inançlarla ince ince dalga geçen, aynı zamanda geceden çok cehaletin korkutucu olduğunu hatırlatan keyifli bir yolculuktu.
Okuyun… kim bilir, belki bir gün hep birlikte Gulyabani avına çıkarız.
GulyabaniHüseyin Rahmi Gürpınar · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202517,9bin okunma
Hikaye ana tema bakımından çoğumuzun aşina olduğu "Scooby Doo" maceralarının ana teması ile aynı. Çok zengin bir edebiyat alt yapımız olmasına rağmen batı taklitçiliğinin ruha vurduğu zillet damgasını üzerinden atamayan senarist ve yapımcılara kızmamak mümkün değil. Keyifle okudum. Keyifle okuyacağınızı garanti ederim.
Not: Gulyabani filmi ile sadece sonuç bölümünde kısmi benzerlik var. Filmini izledim, okumaya gerek yok diye düşünmeyin.( Ben düşünmüştüm de )
GulyabaniHüseyin Rahmi Gürpınar · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202517,9bin okunma
Kitabın ana kahramanı Muhsine Hanım'ın bir köşke hizmetçi olarak gitmesiyle başlıyor roman. Bu köşk Köşkün hanımının ve çalışanlarının delirdiği söylemlerini duyuyor... Köşkte şahit oldugu şeylere karsı merakını gizleyemeyen Muhsine hanım esrarengiz şeylerle karsılaşıyor. Huseyin Rahmi Gürpınar'ın bu eserinde korku ve mizahı bir arada bulundurması, doğaüstü varlıklarla birlikte masalsı bir tat bırakmış. Okumanızı tavsiye ederim... Yeni bir Hüseyin rahmi gürpınar kitabıyla okumaya devam edeceğim...
GulyabaniHüseyin Rahmi Gürpınar · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202517,9bin okunma
Türk romanında fantastik türün ilk örneklerinden
sayılan Gulyabani, 1913 yılında yayımlanır.
Romanın ana karakteri Muhsine hanım , dul kaldıktan sonra, Üsküdar’da bir çiftliğe hizmetçi olarak gitmek zorunda kalır. bu çiftlik cinler, periler ve bir gulyabaninin cirit attığı tekinsiz bir yerdir. Tüm bu cin, peri ve gulyabani hikâyelerinin arkasindan ise çok tanidik tipler çikar karsimiza: Saf insanlarin korkularindan yararlanıp maddi kazanç saglamaya niyetlenen kotucul insanlar.
İlk başlarda heyecanla okuduysam da sonlara doğru gerçekten çok sıkıcı olmaya başladı ….. yani elinizde okunacak bişey yokken okunması gereken bir kitap diye düşünüyorum……
GulyabaniHüseyin Rahmi Gürpınar · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202517,9bin okunma
17 Ağustos 1864 tarihinde İstanbul'da doğdu. Hünkâr yaveri Mehmet Sait Paşa'nın oğlu olan Hüseyin Rahmi, üç yaşında iken annesinin ölümü üzerine, Girit'te bulunan babasının yanına gönderildi. İlkokula başladı ancak babasının evlenmesi üzerine altı yaşında tekrar İstanbul'a anneannesinin yanına gönderildi ve eğitimine burada devam etti. Yakubağa Mektebi, Mahmudiye Rüşdiyesi ve idadide okuyan Hüseyin Rahmi, tarihçi Abdurrahman Şeref Bey'in himayesiyle Mekteb-i Mülkiye'ye girdi (1878). Okulun ikinci sınıfında iken ciddi bir hastalık geçiren Hüseyin Rahmi buradaki öğrenimini yarıda bıraktı (1880). Kısa bir süre, Adliye Nezareti Ceza Kalemi'nde memur, Ticaret Mahkemesi'nde Azâ Mülazımı olarak çalışan Hüseyin Rahmi hayatını kalemiyle kazanmaya çalıştı.
1887'de Tercüman-ı Hakikat gazetesinde yazmaya başlayan Hüseyin Rahmi, ardından İkdam ve Sabah gazetelerinde mütercim ve muharrir olarak çalıştı. II. Meşrutiyet döneminde 37 sayı süren Boşboğaz ve Güllâbi adlı bir gazete çıkardı. İbrahim Hilmi Bey ile birlikte çıkardığı Millet gazetesi de uzun ömürlü olmadı. 1925-1927 yılları arasında yayımlanan Türk Kadın Yolu adlı derginin yazarları arasındaydı. Sonraki çalışmalarını İkdam, Söz, Zaman, Vakit, Son Posta, Milliyet ve Cumhuriyet gazetelerine neşretti. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde 5. ve 6. dönemlerde Kütahya milletvekili olan Hüseyin Rahmi, ömrünün son otuz bir yılını geçirdiği Heybeliada'daki köşkünde 8 Mart 1944 tarihinde öldü ve oradaki Abbas Paşa Mezarlığı'na defnedildi.
Edebiyat hayatı
Hüseyin Rahmi Gürpınar; İstanbul halkının toplumsal, töresel yaşantılarını, aile geçimsizliklerini, batıl inançlarını, yaşadığı çağdaki Türk toplumunun geçirmekte olduğu krizleri hümuristik bir mizah dehasıyla anlatır. Servet-i Fünûncuların yaşıtı olduğu halde, ayrı bir sanat görüşünü sürdürür. Romanlarındaki kahramanların çoğu 19. yy sonu İstanbul'un canlı, renkli insan, hayat manzaralarıdır. Eserlerinde Anadolu yoktur. Mizahı, güldürücü olduğu kadar, gülünç yönlerimizin yansıtılması, hicvedilmesi için gerekli bir araçtır. Hüseyin Rahmi, seçtiği tipleri seviyelerine uygun, ustaca konuşturur ve olayları gülünçlü, acıklı yönleriyle belirtir. Kuvvetli bir gözlem gücü vardır. Realist, natüralist bir görüşle "toplum için sanat" yapar. Ertem Eğilmez tarafından 1976 yılında çekilen Süt Kardeşler sinema filminin konusu Hüseyin Rahmi'nin Gulyabani (1913) isimli romanından uyarlanmıştır. Bağımsız sanatçılardan biri olarak da anılır.
Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın romanları ve öyküleri yeni nesiller tarafından da kolayca anlaşılabilmesi için 1960 sonrasında içinde Mustafa Nihat Özön'ün de yer aldığı bir edebî kurulca sadeleştirilmişti. Bu sadeleştirme kimilerince yerinde bulunurken kimileri de özgün dilin dokunulmadan bırakılması gerektiğini savunmuşlardı.
Kaynak: tr.wikipedia.org/wiki/Hüseyin_R...