Harry Potter ve Felsefe Taşı

·
Okunma
·
Beğeni
·
48.795
Gösterim
Adı:
Harry Potter ve Felsefe Taşı
Sayfa sayısı:
312
Format:
Ciltli
ISBN:
9781408883747
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Scholastic Press
274 syf.
·3 günde·Beğendi
Bugün 450 milyondan fazla satmış, sayısız ödül almış, 8 sinema uyarlamasıyla gişe rekorları kırmış bir serinin, Harry Potter Serisi’nin, ilk kitabından bahsedeceğim: Harry Potter ve Felsefe Taşı. Kitabı tek kelimelik cümlelerle anlatmak gerekirse şöyle olurdu: Muhteşem. Olağanüstü. Harika. Süpper. Amazing. Magical vs.

Öncelikle Joanna Kathleen Rowling’den bahsetmek istiyorum. Harry Potter Serisi’nin ilk kitabını yazmadan önce boşanmış olması yanında bir de işsizliğe mahkûm olması onu derinden sarsmıştır. Oturduğu soğuk evinde kızı uyurken yazmaya başlamış bu seriyi. Ve ilk kitaptan sonra gelen o büyük başarı. Bu büyük başarının perde arkasında ne vardı peki? Kişi, mekân ve olay tasvirlerindeki yeteneği, kurgusundaki sağlamlıkla çocukları ve ilk gençlik çağlarındaki kişileri aşıp yetişkinlere de ulaşan anlatımı, en önemlisi tek başına kızına bakan bir anne olarak çocukların ne istediğini, onların hayal güçlerine neyin iyi geleceğini bilmesi bu başarının perde arkasında yatanları açıklayabilir. Altı yaşında kalemi eline almış yazmaya başlamış. Kendisi şöyle diyor bu konuyla ilgili: ″Hep yazmayı istedim, ama içimi kemiren bu tutkudan asla kimseye söz etmedim. Yaklaşık altı yaşında iken bir kitap yazdım. Bu basit hikâyeyi bitirdiğimde şu sözleri söylediğimi hatırlıyorum: ″Çok iyi, bu hikâye şimdi yayımlanabilir. Bu yaşta bile, sonuna kadar gitmeyi istiyordum.” Azim, kararlılık, yetenek, hayal gücü işte size Rowling.

Serinin ilk kitabını okumadan önce tüm filmlerini izlemiştim. Filmleri izledikten sonra açıkçası kitaplarını okumaya gerek görmemiştim. Ne büyük, ne kötü düşüncesizlikmiş benimkisi. Felsefe Taşı’nı da okuduktan sonra anladım ki kitap ayrı bir serüven, filmi ayrı bir serüven. Hayır, yanıltmasın sizi bu sözüm. Olaylar, kişiler, mekânlar %99 aynı. Ama Felsefe Taşı’nı ya da seriyi okumakla izlemek büsbütün ayrı şeyler. İzlemenin verdiği heyecan, merak; okumanın damağınızda bıraktığı tat mükemmel. Kitaptaki anlatım çok çok hoşuma gitti. Yapılan tasvirler, yer yer araya katılmış mizahi öğeler, oluşturulan karakterlerin sağlamlığı bunda çok etkili oldu.

Her şey karanlık bir gecede, saçı sakalı kemerine kadar uzanan, yaşlı, uzun, zayıf bir adamın kucağındaki yetim ve öksüz bebeği bir notla Privet Drive Dört Numara’ya bırakmasıyla başladı. Bırakılan bu bebek, Harry Potter, Kim-Olduğunu-Bilirsin-Sen’in gazabından kafasındaki şimşeğe benzeyen izle kurtulmuştu.
Harry’nin kapıya bırakılmasının üstünden on yıl geçer. Harry Dursleyler’in evinde sefil bir hayat yaşamaktadır. Çünkü aile çok gıcık, çocukları yaramaz ve sinir bozucu. Aksine Harry de saf, farklı özellikleri olan bir çocuktur. Günün birinde Harry’e bir mektup gelir. Mektup büyücülük konusunda rakipsiz olan Hogwarts Cadılık ve Büyücülük Okulu’ndan gelmiştir. Mr Dursley mektubu Harry’e vermemek için elinden geleni yapar ta ki Hagrid adındaki saçı sakalına karışmış, iki üç insan büyülüğündeki dev adam gelene kadar. Harry mektubu bizzat o zaman okur ve Hagrid ile beraber Hogwarts’a gitmeyi kabul eder. Sonra başlasın harika bir macera.

Kitapta çok güzel bir dostluğu da şahit oluyoruz. Harry-Hermione-Ron'un daha karşılaştıkları ilk andan itibaren bu dostluğun sinyallerini alıyorsunuz. Dostluğun gerçekte ne olduğunu kitapta 11 yaşındaki çocuklardan öğreniyorsunuz. Albus Dumbledore kitaptaki doğru, yönlendiren, görmüş geçirmiş akıl konumunda. Hagrid başlı başına özgün bir karakter zaten. Profesör McGonagall, Severus Snape, Neville. Daha nice niceleri. Her karakter ayrı bir boyut.

Her şeye kulp takan insanlar vardır ya işte o insanlar bu kitaba ve serinin diğer kitaplarına da bir kulp hatta birkaç kulp takmışlar: Çocuk kitabı, basit anlatımlı, gerçeğe çok uzak. Tamam, çocuklar için yazılmış ama gerek anlattığı şeylerle gerek de uyandırdığı duygularla kesinlikle her yaştan kişiye hitap ediyor. Gerçek ve büyülü öğelerin birbirine harmanlandığı bir havada ilerliyor kitap. Bu harmanlamanın altında insanoğlunun süregeldiği vakitten beri çatışma içinde olan iyi ve kötünün mücadelesi anlatılıyor.( İyi ve kötü çatışması demişken yine bu türde olan Yüzüklerin Efendisi’ne de yakın zamanda başlamayı düşünüyorum.) Annesiz babasız büyümüş bir çocuğun yaşadığı zorluklar, hep eksikliğini hissettiği sevgi de anlatılıyor Harry üzerinden. Hem düşündüren, hem güldüren, hem de nefes nefese bırakan üslubu söylenecek fazla bir söz bırakmıyor insana. Fantastik ya da bilimkurgu kitapları sevmeyip de Küçük Prens tarzı kitapları yere göğe sığdıramayan insanların o türü okuyanları hep bir ikinci sınıf okur olarak görmeleri bana hep ironik gelmiştir. Yanlış anlaşılmasın burada Küçük Prens’e laf falan etmiyoruz. Orda da fantastik öğeler yok mu? Tamamıyla edebi bir eser mi? Orda güzel tespitler yapan Küçük Prens varsa burada da Albus Dede var. İşte yapılan yanlış ayırdımın ucunu bazıları burada çok fazla kaçırıyor. Nasıl hayal gücü olmayan insanların kanatları yoksa büsbütün düşler dünyasına dalıp gerçek dünyayı, yaşamayı unutmanın doğru olmadığını da biliyoruz. Burada sadece biraz hayal gücü istiyoruz. Birazcık.

“İnternet çağında, Pokemonların ve buna benzer diğer çizgi kahramanların söz konusu olduğu dönemde çocukların tercihlerini alt üst eden bu eser onları kendine çekmeyi başarmıştır.” İşte böyle bir etki yaratmış Harry Potter ve Felsefe Taşı. Alın okuyun, açın filmini izleyin gönül rahatlığıyla. Okumayı düşünenler daha fazla geciktirmesinler. Keyifli okumalar.
274 syf.
Harry Potter serisinin ilk kitabı. Harry, bu kitapta henüz on bir, on iki yaşlarında bir çocuk. Annesini ve babasını hiç görmemiş, onlar hakkında en ufak bir bilgisi bile yok. Bir gün annesine ve babasına karşı yapılan büyük bir ölüm büyüsü nedeni ile annesi ve babası hayatını kaybetmiş. Ama o, mucize eseri hayatta kalmış... Annesi ve babası ölünce, hayattaki tek akrabası olan Teyzesi, amcası ve kuzeni Dudley kalmış. Ve bu kitapta, başından türlü türlü olaylar geçiyor. Bu kitap öyle güzel ki, kelimelerle anlatılamaz. En iyisi okuyun. :)
274 syf.
·10 günde·10/10
Ben nasıl bir kitap okudum böyle! Filmini zamanında izlemiş olmama rağmen kitabı okuduğumda anladım bu kitabın ne kadar olağanüstü bir hayal ürününün sonucu olduğunu. Baykuşlar, kurbağalar, üç başlı köpekler, ejderhalar, uçan süpürgeler ve sihirler…

“Wingardium Leviosa” diyerekten başlayayım kitap hakkındaki düşüncelerime. :)

Kitap evet fantastik bir dünyayı anlatıyor olabilir ama bütünüyle bizim dünyamıza uzak olan temaların dışına da asla çıkmış değil. Ejderhalar, üç başlı köpekler gelir gider bizim dünyamızın da var ağzından ateş çıkaran kötü insanları ama esas olan arkadaşlıklar ve dostluklardır. Kitap boyunca birbirleri ile atışsalar da birbirlerine darılsalar da hep birbirini tamamlayan üç kalbi güzel insanı görüyoruz. Her biri bir diğeri için kendini tehlikeye atmaktan çekinmeyen çocuklar. İşte böyle bir dostluk bu hikâyenin ana temasını oluşturuyor.

Harry Potter, hayata 10-0 geriden başlamış olan büyücümüzdür. Tabi ki 11. Yaşına değin özel güçleri olduğunun farkına varamıyor. Bu 11 yıl değimi yerindeyse cehennem gibi geçiyor halasının evinde. Dudley ve arkadaşlarının türlü pisliklerinden kimi zaman kurtuluyor kimi zamansa kaderine razı geliyor. Sonrasında bir mektup ile hayatı değişiyor büyücümüzün ama ne o ne de biz hazırız bu yeni dünyaya ki her yeni gelişme ile şaşkınlığımız, beğenimiz katlanarak devam ediyor anlatım boyunca ve Harry’nin 9 Çeyrek Expresi ile inanılmaz bir dünyaya adım atıyor ve olaylar gelişiyor. Olayların gelişimi, kişiler ve nesnelerin uyumu o kadar mükemmel ki şu yaşınıza rağmen utanmadan orada olmak istiyorsunuz. Sporun her dalı ile iç içe olan bir insan olarak uçan süpürgelerle havada oynadıkları oyunu oynamak için neler vermezdim.

Geçenlerde Ben Robot özelinde düşüncelerimi belirtirken bu minval üzere olan kitapların varsa filmlerini izlemeyi tercih ediyorum diye yazmıştım ama bu kitap nezdinde seriye devam edeceğim her ne kadar uzun bir maraton beni bekliyor olsa da irademi kaybetmeden okumaya devam edeceğimi belirtmek isterim. Çünkü bu kitabın anlatımı beni gerçekten içine çekti. Evet ciddi bir edebi lezzet aldığımı söylemiyorum ama karakterlerin hislerini, düşüncelerini ve ruh hallerini yazarımız okuyucuya başarıyla aktarmış. Bu gerçekten taktiri hak eden bir başarı olsa gerek. Hoş yazar, o kadar özel bir dünyanın yaratıcısı olaraktan böyle bir kaygıya girmeyebilirdi ama bunu kendine dert edinmiş ve gayet başarılı bir şekilde yazımını yansıtmış. Öyle ki o kadar güzel yansıtmış ki kimi yerlerde bol bol duygulandığınız bile oluyor. Belki de çeviri sahibi Ülkü Tamer’in başarısıdır bilemiyorum lakin anlatımı oldukça beğendiğimi açık yüreklilikle itiraf etmek gerek.

Değerli çalışma arkadaşım, aynı zamanda sitemizin de pasif kullanıcılarından olan Begüm Nur Çelik 'e bu kitap için teşekkürlerimi sunar, incelemeyi kendisine ithaf ederim. Sırlar Odasında görüşmek dileğiyle.
274 syf.
·10/10
Bu seriyi liseye başladığım yıl okumuştum. Harry Potter benim kitap okumamda milattır. Harry Potter'ı okumadan önce de kitapları severdim ama Harry Potter'la bu sevgi bambaşka boyuta geldi. İlk kitabı elime aldıktan sonra bırakamadım. 7 kitap bir ayda su gibi bitti. Hele hatırlarım 5. kitabı üç güne bitirmiştim. Yarın okul olmasına rağmen sabahlara kadar okurdum. En sonunda uykuya yenik düşerdim de öyle uyurdum. Tabi bir de geceleri annem gelip niye yatmadın diye kızacak diye bazen yorganın altında okurdum. Benim için anlatılamaz bir seri bu. O zamanlar giden bir vasıta da midem bulandığı için bir şey okuyamazdım. Ama bunu bildiğim halde serviste her sabah okurdum. O ay çoğu sabah mide bulanık gözler uykulu bir şekilde gittim okula.
Biraz da kitap hakkında bahsedeyim. Kitap inanılmaz bir şekilde akıcı bir kitap. Yalın bir dille anlatılmış. Kurgu ise süper. Yazar ilk başta sadece para kazanmak için yazsa bile kitaplar arasındaki bağlantı muhteşem. Sanki yazar bu kitapları yazmadan önce en az 100 kitap yazmış da bu kitap onun ustalık döneminin eseri. Tabi bu yazar için bu tam tersi olmuş. Yazdığı ilk kitaplar olan Harry Potter süper olurken bundan sonra yazdığı Boş Koltuk ise bu kitapların yanına bile yaklaşamadı. Harry Potter kitabında adeta karakterle bütünleştim. Adeta okurken kendim bir Harry Potter oldum. Beraber korktuk, güldük, beraber üzüldük, eğlendik. Benim için değişilmez bir sei. Keşke okuduklarım aklımdan silinse de bir daha hiç bilmeden aynı heyecanla okuyabilsem. Diğer dünyada cennete gidersem şayet bu kitabın dünyasında belli bir süre geçireceğim mutlaka.
274 syf.
·Beğendi·9/10
Annesini kaybeden bir çocuk kaç yaşında olursa olsun sizden büyüktür... demiş Ahmet Batman... Belki de bu yüzdendir bilemem ama önüne hedef koyan bir insanın yoluna ister karşı koyamayacağı bir aşk çıksın, ister aileden çok sevdiği biri, onu yolundan çeviremezsin. O her zaman gönlünün kaldığı değil, aklının olduğu yerdedir. Çok küçük yaşta insan kendini tanımaya başlar.

Gelişim çağı adına yazılan bir eser olarak bir çocuğun hayal dünyasını zenginleştirip, hedefe gittiği yolda kararlarının önemini anlayıp, konuşmadan anlaşılmayı öğrenen karakterler olacağına inanıyorum. Bir zamanların belki de hala çocukların tanışması gereken bir eser olduğunu düşünerek okunmasını tavsiye ediyorum.

Küçük yaşta bir çocuğun hikaye üzerinde bile olsa hedeflerine ulaşmak istemesi, bir çocuk için gelişim sağlayan ilk etkenlerden biridir diye düşünüyorum.

Çocukların gelişim çağı, aklının farkına varıp bir şeyler için çözüm üretmeye başladığı anda hedeflerini ortaya koyuyor. Kaldı ki bir çok çocuk bunu henüz dört beş yaşlarında da farkedebiliyor.

Harry, küçük yaşta ailesini kaybetme sonucu ile teyzesi ve eniştesi ile birlikte yaşar fakat onlar Harry' e iyi davranmaz. Evde yemek, temizlik gibi işleri yaptırır eziyet ederler.

Defalarca Harry adına mektuplar gelir fakat ne teyzesi ne de eniştesi o mektupları okumasına izin vermez. Bir gün eve mektup yağmuru olur bu duruma katlanamayan belki de korku sonucu doğan bir durum karşısında eniştesi Harry hariç evdeki herkesi alır gider.

Hagrid, Harry' nin mektupları okumadığını anlar ve ailesinin kötü büyücü Voldemort tarafından büyü ile öldürüldüğünü söyler. Bunun üzerine Harry, Hogwarts Cadılık ve Büyücülük okuluna gitmeye karar verir. Trene bildiklerinde Harry, kendine Ron ve Hermione adında iki arkadaş edinir. Dostluğun başladığı yer tren devam ettiği dönem eğitim dönemi olmuştur.

Çeşitli büyü dersleri alan öğrenciler arasında çekişmeli bir eğitim süreci başlamıştır. Henüz 11 yaşında olan Harry yaşına nazaran muhteşem başarılar ortaya koymuştur.

Yasak koridorda üç başlı canavar "Felsefe Taşı" adında bir taş korumaktadır. Bu taş büyü konusunda üstün güçlere sahiptir. Bu taşın tek isteyeni Harry değil, güçlenmek adına aynı zamanda Voldemort' da istemektedir.

Harry çalışmalar sonucu felsefe taşını alır ve taşın gücü ile kendi gücünü kullanarak Voldemort' u etkisiz hale getirir.

Dediğim gibi hedefler önüne koyulan hiç bir güç insanı yolundan çeviremez. Hele ki küçük yaşta hayata atılıp bir şeyler başarmak isteyen bir çocuksa...
Annesini ve babasını kaybetmesi, onu hayata erken kazandırmış olması da başka bir husus.
Tüm çocuklarımızın hayata acısız bir şekilde kazandırılması dileği ile huzurlu okumalar diliyorum.
274 syf.
·5 günde·Beğendi·9/10
Muggle olduğunuza üzüleceğiniz kalitede ve güzellikte bir seri.

Harry Potter benim için senelerdir okumak istediğim ama senelerdir de ertelediğim bir seridir. Neyse ki geç de olsa seriye kavuştum ve okuma şerefine nail olabildim. Tabii ki burada Harry Potter’ın başarısından, güzelliğinden veya J. K. Rowling’in hayatından bir şeyler yazmayacağım, fazlasıyla yazılıp, söylenmiş ve duyulmuştur; ama benim için çok güzel bir kaçış oldu Harry Potter ve Felsefe Taşı hatta kaçış edebiyatı da oldu benim için. Sonuçta önemli olan kaçış edebiyatına bakış açımız, verdiğimiz anlamdır diye düşünüyorum.

Fantastik edebiyat benim için tartışmasız Yüzüklerin Efendisi demektir. Buz ve Ateşin Şarkısı gibi kimin iyi, kim kötü olduğunun bilinmediği, karakterlerin gidişata göre, çıkarlarına göre farklılık gösterdiği eserler değil de Yüzüklerin Efendisi gibi siyah ile beyazın, iyi ile kötünün mücadeleleri daha çok hoşuma gider. Bu durumda birebir şekilde Yüzüklerin Efendisi’nin kopyasını okumak istemesem de her daim Yüzüklerin Efendisi mihenk taşımdır ve olmaya da devam edecektir. Bunun için de okuduğum her fantastik kitapta bir Yüzüklerin Efendisi havası, atmosferi ve notalarını ararım, aramamla beraber de okumak isterim. Buna en yakın hissi Zaman Çarkı serisinden almıştım ama maalesef yazım tarzı ile çok ağır bir eser olduğu için doyurucu bir eser olmasına rağmen bir şeyler tutmuyor kendisinde ve beklediğim etkiyi göremedim ama Harry Potter ise kendi dünyası olmasına rağmen günümüz dünyasının içinde de olan bir eser ve o beklediğim, istediğim havayı fazlasıyla alabildim.

Harry Potter dünyasının fantastikliği kadar okulun da fantastikliği ayrı bir hoşuma gitti. Hogwarts’ın hemen hemen her bir odası sanki ayrı bir fantastik dünyaya açılıyor gibi geniş bir hayal gücü ile yazılmış ve eminim Harry ile o kilitli kapıların, o yasak koridorların ve katların hepsine gitmek isteyecek ve o kapıları açmak isteyeceksiniz. Tabii ki de Rowling’in hayal gücüne seri içinde yazdığı oyunlar için de hayran olacaksınız. Büyücü satrancını kim oynamak istemez ki veya Quidditch’i kim oynamak istemez ve yine eminim ki tüm okurlar bir Nimbus 2000’e sahip olmak istemişlerdir.

Quidditch demişken de ODTÜ’nün Quidditch topluluğuna göz atılmasını tavsiye ederim ama ne olursa olsun sonuçta bir Muggle Quidditch: https://www.youtube.com/...K3BZRFI8k&t=954s

https://www.youtube.com/watch?v=Htaj3o3JD8I
274 syf.
·10/10
Dünyadaki bütün kitapları verecek olsalar asla elimdeki Harry Potter kitaplarını değişmem. Küçükken yangın çıksa evinden 3 şeyi kurtaracak olsan neler olurdu diye sorarlardı. İlk kurtaracağım şey Harry Potter kitaplarım olurdu derdim. "Çok güzel" desem "Harika" küser. "Harika" desem "Olağanüstü" oradan boynunu büker..
274 syf.
·10/10
Kitabının filmden daha iyi olduğunu söylemeye gerek duymuyorum. Aslen Harry Potter serisi zaten başlı başına başka bir dünya. Harry Potter severlerden biri olduğum için mutluyum^^Ah harry ^^
274 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10
Harry Potter. Dünya üzerinde 450 milyondan fazla okunmuş,filme uyarlanınca izlenme rekorları kırmış bir seri. Çevremde kitap okuma alışkanlığı olan olmayan herkes okumaya başlayınca ben de dayanamadım ve okudum Felsefe Taşı'nı. Yazarı tebrik etmek gerek,hem bir tek süslü ya da ağır kelime kullanmamış hem de eğlenceli ve kendine çeken bir hikayeye sahip. Her yaştan insanın okuyabileceği bu kitap,beni hiç mi hiç sıkmadı, aksine içine çektikçe çekti beni. Konusundan kısaca bahsetmek istiyorum. Harry teyzesi,eniştesi ve kuzeniyle beraber sıradan bir hayat sürerken bir gün bir baykuşun getirdiği mektupta Hogwarts büyücülük okuluna kabul edildiği yazılıdır. Harry oraya gider ve çeşitli maceralar yaşar. Simya ile harmanlanmış bu eğlenceli kitabı okumanızı hepinize tavsiye ediyorum. Keyifli okumalar...
274 syf.
·9 günde·10/10
Filmini izlemeden okursanız çok şanslısınız.Filmini izleyip okursanız karakterleri zihninizde yaşatıp (size ait olmasalarda) muhteşem bir yolculuğa çıkacaksınız.Soluksuz okuyacak ve sonunu bilmenize rağmen kendinizi Harry Potter dünyasında bulacaksınız.Tıpkı filmlerini defalarca izlemek gibi Harry Potter kitap serisi sizi doyumsuz ve her okuduğunuzda yeni keşifler yapacağınız bir maceraya çağırıyor.
274 syf.
·Beğendi·9/10
Mükemmel bir fantastik kurgu serisinin başlangıç romanı. Harry Potter, Lord Voldemort'un ölüm büyüsünden kurtulan tek çocuktur ve teyzesi ile eniştesinin evinde kalmaktadır. Büyücülük hakkında hiç bir şey bilmeyen Harry'ye 11. Yaş gününde Hogwarts büyücülük okulundan davetiye gelir ve hayatı değişir. Ron Weasley ve Hermoine Granger adında iki sıkı dost edinen Harry'nin yıldızı iksir hocası Profesör Snape ile bir türlü barışmaz. Ancak Hogwarts güvenli bir yer değildir. Karanlık bir güç önce büyücü bankası Gringotts'tan sonra Hogwarts'tan hayat ve ölümsüzlük veren Felsefe Taşı'nı çalmak istemektedir. Bu kişi kimdir ve Harry kısıtlı bilgisi ile buna engel olabilecek midir? Soluksuz okunan bir roman. Mutlaka okunması gerekenlerden.
Harry alçak sesle Snape'in Quidditch maçında hakemlik edeceğini anlattı.
Hermione: Oynama.
Ron: Hasta olduğunu söyle.
Hermione: Ayağın kırılmış gibi yap.
Ron: Ayağını gerçekten kır.
Dilediğin kadar para, dilediğin kadar yaşam! Birçok insanın hemen isteyeceği iki şey - asıl sorun, insanların kendileri için en kötü şeyleri isteme tutkuları.
Dumbledore: " Annen seni kurtarmak için öldü. Voldemort'un anlayamayacağı bir şey varsa o da sevgidir. Annenin sana olan sevgisi kadar güçlü bir sevgi ne derin izler bırakır bunu anlayamaz. Yara izine benzemez bu, gözle görülmez. Böylesine yürekten sevilmek, seven insan gitse bile, bizi sonsuza kadar korur. Tenine işlemiştir bu."
Dumbledore: " Düzenli bir kafa için ölüm de büyük bir serüvenden başka bir şey değildir. Biliyor musun, pek de öyle harika bir şey değildi taş. Dilediğin kadar para, dilediğin kadar yaşam! Bir çok insanın hemen isteyeceği iki şey. Asıl sorun, insanların kendileri için en kötü şeyleri isteme tutkuları."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Harry Potter ve Felsefe Taşı
Sayfa sayısı:
312
Format:
Ciltli
ISBN:
9781408883747
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Scholastic Press

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

  • 9 defa gösterildi.

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları