Yazarın dili akıcı merak uyandıran şekildeydi . İnsanın kendi iç dünyası ve çevrenin düşüncelerini içselleştirerek yansıtan bir kitaptı . Genel olarak yazarın kitaplarından etkilenip üzülürüm düşünceyi çok güzel karşı tarafa iletiyor .
fakir şansıda bir yere kadar galiba bunu anladım. ip var iğne var ama dikmeyi bilmiyorlar korku,heyecan, hayaller ve yeni hayat endişeleri var.ne oldum demek yerine ne olucam demek kendi sonunu hazırlamak gibi bir şey Kitabın konusunu beğendim sürükleyiciydi lakin sonu beklediğim gibi olmadı çünkü tam anlamıyla bir son bitimi değildi bu
da hoşuma gitmedi.
Papaz yine konuşmaya başladı. Duyduğuma göre şans sana gülmüş,büyük bir inci bulmuşun..İnci kadar değerli bir şey bulmak sadece maddiyat mıdır? Yok ise maneviyat mıdır?
Ah John Steinbeck!
Seni her okumuşumda bu kadar duygulanmak zorunda mıyım?..
İnci, öyle bir kitap ki, daha ilk satırları okurken etki altında kalacağımı hissettim. Ama o etkinin bu denli büyük
İnci, John Steinbeck ile tanışma eserim oldu ve açıkçası bu yaşıma kadar onu okumamış olmaktan utanç duyduğumu itiraf etmeliyim. Yoğun bir döneme denk gelmesinden dolayı 100 sayfalık bu kitabı üç
Bu kitap, Kino isimli yoksul bir inci avcısının hikâyesidir. İsmini de buradan alan kitap, bir kurgu olmanın ötesinde, insan denilen karmaşık yapının birbirinden farklı yönlerini ortaya çıkaran bir
İnci, yoksul bir inci avcısı olan Kino’nun, denizde bulduğu olağanüstü bir inciyle birlikte hayatının bir anda nasıl değiştiğini anlatan kısa ama derin bir hikâye. Bir yandan ailesini koruma isteği, diğer yandan insanların açgözlülüğü, hırsı ve toplumsal baskının ağırlığı kitabın temelini oluşturuyor. Steinbeck, bir ailenin umutla başlayan yolculuğunun nasıl karmaşık bir hale geldiğini yalın ama etkili bir dille gösteriyor.
Kino karakteri, hem ailesinin güvenliğini sağlamak isteyen baba, hem de yaşadığı yoksulluğun baskısını omuzlarında hisseden bir adam. Toplumun ona karşı ikiyüzlü tutumu, sahip olmadığı şeyler yüzünden küçümsenmesi ve bir anda sahip olduğu inci yüzünden bambaşka bir gözle görülmesi, karakterin yaşadığı duygusal kırılmaların temelini oluşturuyor. Eşi Juana ile ilişkisi ise biraz durgun, aralarındaki bağlılık hikâyenin en güçlü yanlarından biri. Kino, iyi niyetle çıktığı yolda hem kendiyle hem de çevresiyle görünmez bir mücadele veriyor.
Steinbeck’in Fareler ve İnsanlar kitabını gerçekten çok sevmiştim; o kitap benim için bambaşkaydı. İnci ise güzel bir hikâye olsa da, onun yanında biraz sönük kaldığını söyleyebilirim. Yine de kitap boyunca hiç sıkılmadan okudum. Dilinin akıcı ve sade oluşu, Steinbeck’e özgü o anlatım tarzını net bir şekilde hissettiriyor.
Okunması gereken bir kitap mı? Bana göre evet. Kısa ve sembolik hikâyeleri sevenler için güzel bir tercih olabilir. Yazarın diğer kitaplarını da en kısa zamanda okuyup yorumlayacağım.
Kitap puanlaması 10/7
İnciJohn Steinbeck · Sel Yayıncılık · 202349,7bin okunma
Siz Kino ve ailesinin hikayesini bilir misiniz? Bizim hikayemizde Kino' nun ailesi, başka hikayelerde başka karakterlerin hikayesi. Birçok şehrin, kasabanın ya da köyün Kino' nun hikayesini andıran
John Steinbeck, (27 Şubat 1902 - 20 Aralık 1968) ABD'li yazar.
27 Şubat 1902'de Amerika Birleşik Devletleri'nin Kaliforniya eyaleti Salinas kentinde doğdu. 20 Aralık 1968'de New York'ta yaşamını yitirdi. 1940 Pulitzer Ödülü ve 1962 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi gerçekçi roman-öykü yazarı.
Bir ırgat ailesinin çocuğudur. Babası Prusyalı, annesi ise İrlandalı göçmen bir aileye mensuptur. Yaşıtları gibi o da küçük yaşlarda çiftçilik yaptı. 1920-1926 arasında aralıklarla Stanford Üniversitesi'ne devam etti. Öğrenimini sürdürebilmek için duvarcılık, boyacılık, kapıcılık, eczacılık gibi işlerde çalıştı. Okulu bitiremedi. Öğrencilik yıllarında başladığı yazmayı sürdürdü. Irgatlık ve işçilik yaparken edindiği deneyimler, eserlerinde işçilerin yaşamlarını gerçekçi bir dile anlatmasına büyük katkı sağladı. İlk romanlarından başlayarak hep işçileri, yaşam koşullarını, ilişkilerini anlattı. İlk kitabı " Altın Kupa " (1929). 1936'da yayınlanan "Bitmeyen Kavga"da tarım işçilerinin grevi ve bu greve önderlik eden iki Marksisti anlattı. Amerikan çalışma sistemine keskin eleştiriler yöneltti. Üçüncü kitabı "Fareler ve İnsanlar" 1937'de yayınlandı. Bu kez iki göçmen işçi arasındaki garip ve karmaşık ilişkinin öyküsünü anlatıyordu. Kendisine "Pulitzer Ödülü" getiren ünlü romanı "Gazap Üzümleri" 1940'ta sinemaya aktarıldı. II. Dünya Savaşı yıllarında daha çok ideolojik eserler verdi. İzleyen yıllarda politikadan uzak, eğlendirici yanı ağır basan duygusal öğelerin de yer aldığı eserler ve senaryolar yazdı.1962'de edebiyata katkılarından dolayı Nobel Edebiyat Ödülü'ne layık görüldü.