Adı:
Kamelyalı Kadın
Baskı tarihi:
Kasım 2020
Sayfa sayısı:
256
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786056896415
Kitabın türü:
Orijinal adı:
La Dame aux Camélias
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
“Daha önce hiç fark ettiniz mi bilmiyorum; sizin için bir yabancı olarak kalması gerekirmiş gibi görünen bir kişinin adını, birisi karşınıza gelip söyledi mi o kişiyle alakalı bütün ayrıntılar yavaş yavaş onun etrafında toplanır ve bütün arkadaşlarınızın size daha önceden anlatmadığı şeyleri o zaman duymaya başlarsınız. İşte o zaman bu kişinin neredeyse bir şekilde hayatınıza dokunacağını anlar ve hatta onun yolunun, hiç fark etmeksizin hayatınızdan birkaç kez geçtiğini görürsünüz; size anlatılan bu olaylarda, bir rastlaşma ve özel hayatınızdaki olaylarla alakalı gerçek bir bağ bulursunuz. Şüphesiz Marguerite bu durumda değildi; çünkü onu görmüş, onunla karşılaşmış, yüzünü ve alışkanlıklarını tanımıştım. Bununla beraber, bu açık artırmadan beri adı kulağıma çok sık gelir olmuştu. Son bölümde söylediğim olayda bu ad öyle derin bir acıyla karışmıştı ki şaşkınlığım daha bir büyümüş, merakım ise daha bir artmıştı.”

Genç bir avukat olan Armand Duval ile güzeller güzeli fahişe Marguerite Gautier, etraflarındaki bütün kirliliğe rağmen temiz kalabilmiş bir aşkla birbirlerine bağlanmışlardır. Fakat mutlu olmak için önlerinde çok fazla engel, çok az zaman vardır.
234 syf.
·Puan vermedi
Merhabalar en beğendiğim klasiklerinden olan ve bizim edebiyatımızı özellik de Tanzimat Döneminde derinden etkileyen bir eser olan Kamelyalı Kadın aşkı en güzel anlatan ve muhteşem bir üslupla kaleme alınmıştır.Konu olarak Fransa’da orta sınıfta bulunan bir ailenin en genç oğlu olan Armand Duval ve Marguerite Gautier’in arasında yaşayan aşk anlatılmaktadır. Marguerite Gautier şehrin en ünlü yosmalarındandır biridir kadın yaşam tarzları farklı olmasına rağmen karşılık vermesiyle başlar ve zamanla aşkı sürdüremeyeceklerini anlarlar.Kitabı okuduktan sonra keşke daha uzun olsaydı bitmeseydi diyeceksiniz.Bir solukta okudum sizlere de tavsiye ederim.
“Ömrün ne kadar uzun olursa olsun,sizin aşkınızdan daha çok yaşayacağım.”
234 syf.
·6 günde·Beğendi·7/10 puan
Babasıyla aynı isme sahip olan Alexandre Dumas Fils bu kitabı yaşanmış bir olay üzerinden anlatmıştır. Yazarımız Alexandre Dumas’ın gayrimeşru oğludur.

Kamelyalı Kadın’ı okumayan varsa daha fazla vakit kaybetmeyin derim. Anlatımda ki sadelik , üsluptaki o akıcılık her okuyucunun zevkine ve beğenisine sunulacak cinsten.

Kitapta Paris’in en bilindik hayat kadınlarından birinin yaşadığı aşk anlatılmaktadır. Kadının adı Marguerite’dir. Verem hastasıdır.
Kadını uzaktan görüpte ona aşık olan genç delikanlı Armand Duval bir gün ona açılma fırsatı bulur ve böylece ilişkileri başlar. Fakat Marguerite’nin birden fazla sevgilisi vardır. Gerçek aşkı ise sadece Armand Duval’ da bulmuştur. Gelgelelim bu iki aşığın her şeyden uzaklaşıp yaşamak için gittikleri kırda onların huzurunu bozan genç delikanlı Armand’ın Duval’ın babası olmuştur.Hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı bu ziyaretten sonra iki aşığın da hayatı çok başka noktalara gitmiştir.

Marguerite’ye Kamelyalı kadın denmesinin nedeni ise her giydiği kıyafete uygun elinde tuttuğu Kamelya çiçeğinden dolayıdır.🏵
239 syf.
·6 günde·8/10 puan
Marguerite Gautier yani Kamelyalı Kadın, Paris’te herkes tarafından bilinen güzeller güzeli bir kibar fahişedir. Armand ise asil bir aileden gelen genç bir hukukçudur. Kitap Marguerite ve ilk defa onun kalbine dokunan Armand’ın tutku, acı, kıskançlık, umut ve aynı zamanda umutsuzluk dolu aşkını konu alıyor.
Diğer kitaplardan farklı olarak bu aşk hikayesinin sonunu kitabın başından biliyorduk. Hikaye bize onların aşklarının başını ve dışarıdan görünmeyen yüzünü anlatıyor. Son 50 sayfaya kalbimi bıraktım desem yeridir. Armand’ın aşık olduğu kadın için yaptığı şeyler ve Marguerite’nin Armand için vazgeçtiği yaşam tarzı ama devamında gelişen olaylar.. Bu kitap “Hiçbir şey görüldüğü gibi değildir.” sözünün tam karşılığı olabilir. İyi okumalar :)
224 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Kamelyalı Kadın yani Marguerita Gautier, Paris'te bir çok kişi tarafından bilinen güzeller güzeli kibar bir fahişedir. Asil bir aileden gelen Armand ise genç bir hukukçudur. Kitap Armand'ın umut, tutku, acı, kıskançlık ve aynı kez umutsuzluk dolu aşkını ve Marguerita ile ilk defa onun kalbine dokunan aşkını konu ele alıyor. Diğer bir çok kitaplardan farklı olarak bu aşk hikayesinin sonu bu kitabın başında biliniyor. Kitabı okudukça Marguerita ve Armand'ın aşklarının dışarıdan görünmeyen yüzünü anlatıyor bizlere. Diyebilirim ki, son 50 sayfaya kalbimi de birlikte bıraktım. Kesinlikle samimi ve yalın diliyle mükemmel bir anlatımı vardı.
234 syf.
Yine mi aşk? Yok canım. Evet evet aşk!

Klasikler özellikle de aşk konuluysa ilgimi çekmez benim. Hasan Ali Yücel Klasikleri okuma etkinliğim dolayısıyla okumuş oldum bu kitabı. Şunu eklemeliyim ki benzer birçok kitaba göre daha güzeldi. Konusu aşk değildi benim için. Biyografi özelliği taşıyor ve böyle romanlar daha çok hoşuma gidiyor.

Uyarımı yapayım burada. "Kitaptan nasıl bahsedersin sen?" Demeyin sonra. Kitaptan bahsetmeden, içeriğine değinmeden nasıl inceleme yazılır ki tuhaf doğrusu. Neyse haberiniz olsun.

Öncesinde iki tane Alexandre Dumas olduğunu yeni öğrenmiş oldum: Baba ve oğul. Gayri meşru bir çocuk olan oğul, bunun sıkıntısını çok yaşamış. Küçükken çocuklar ardından ne diye bağırıyormuş bunu tahmin edersiniz. Özellikle bunun da etkisiyle, annesi öyle olmasa da fahişler, metresler vb. hep ilgisini çekmiş. Onların zor hayatlarını dile getirmekten çekinmemiş.

Eserdeki kadın karaktere yani Kamelyalı Kadın'a, gerçekte de deli divane aşık olduğu ve onun genç yaşta ölümüyle derin üzüntü yaşadığı için yazma ihtiyacı hissederek böyle bir kitap yazmış.

Neler mi var?
İnsanlık daha doğrusu insansızlık...
Dışlanma, hor görülme, çıkarlar üzerine kurulu ilişkiler, kullanılmış hayatlar ve tükenenler...

Toplumda hiç hoş karşılanmayan böyle kadınlar, kendilerine yepyeni bir hayat kurmak istediklerinde, zaten toplumun etkisiyle bu hale itildikleri halde, tekrardan kabul görmeyerek daha çok darbeyle çukura gömülüyor. Yok sayılıyorlar. Böyle acımasız insanlarız...

Aşka gelelim. Kimine göre kutsal bir duygu. Benim için kitaptaki kadar acı verici değil aşk. Aşktan daha önemli şeyler olduğu kanaatindeyim. Daha büyük duyguların, daha yüce hislerin olduğu düşüncesindeyim. Aşkı bu denli yüceltenlere saygım var. Onlar içinse ekliyorum:

Aşka en yakın duygudur nefret. Hatta birbirlerini tamamlayan, birisi varsa diğerinin de kaçınılmaz olduğu iki duygudur. Aşık olduğun insandan nefret ettiğinde, onun sana yaşattığını düşündüğün ( aslında çok katılmıyorum kimse kimseye bir şey yaşatmaz bence ) acıyla daha bir acımasız olabiliyor insan. Sonunda pişmanlık olacağını bilerek.

Bunların hepsi birbiriyle bağlantılı bir şekilde yer alıyor kitapta. Sonunda ölüm var ki başı bununla başlıyor zaten. Yazar, buradaki olayların hepsini yaşadı mı bilinmez ama büyük bir aşk ve bağlılıkla, annesinin yerine koyduğunu düşündüğüm kadını sevmiş, onun ölümüyle de kederini bizlere kalemiyle aktarmış. Bunu da yoğun bir şekilde hissettiriyor.

Aşkla değil sevgiyle kalın... Sevgi ve aşkın ayrımına varmanız dileğiyle.
234 syf.
·10 günde·Beğendi·10/10 puan
Uzun bir inceleme yazmak istiyordum aslında, okurken ve bitirince yaşadığım tüm duygu karmaşasını anlatan... Şimdi yazmak için oturunca nasıl anlatacağım konusunda kararsız kaldım, cümleleri düzgün kuramazsam bağışlayın.
Öncelikle sıkılmadan ve merakla ilerliyorsunuz. Vize haftam olmasa bu kadar merak içinde kalmaya dayanamazdım doğrusu. "Bir kadın nasıl bu kadar güzel sever, nasıl bu kadar güzel sevilir" diye düşünmeden edemedim. İçinde öyle cümleler geçiyordu ki, okurken o kısımlarda acı çektim diyebilirim oldukça. Bazı bazı kitabın ilerleyişine karışıp, akışını değiştiresim geldi. Öyle çok istedim ki olaylara müdahale edebilmeyi. Yine de en etkilendiğim kısım, sevdiği kadını son kez görmek uğruna yaptığı hareketti. Çok kez kendimi yerine koyasım geldi, " ben olsam yapar mıydım acaba?" inanın cevabını hala verebilmiş değilim kendime. Kitabı henüz bitirdim ama bildiğim tek şey varsa son bitirişim olmayacağı. Defalarca açıp açıp yeniden okuyacağım, defalarca...
234 syf.
·4 günde·10/10 puan
Alexandre Dumas Fils henüz 24 yaşında yayımladığı eseri olan " Kamelyalı Kadın " ile tüm zamanların en tanınan aşk romanlarının arasında zirvede olmayı başarmıştır .
Aşkın çok farklı bir boyutu konu alınmış. Sıradan bir Fransız gencinin, yazarın tabiriyle bir "yosma" ya olan aşkını konu alıyor.

Bir kadın ne kadar fazla sevilebilir?
"...bir daha başkasının olmasın diye onu öldürmek geçiyordu içimden."
İşte bu kadar.
Yalın ve samimi diliyle tek kelime ile "mükemmel" bir anlatımı vardır .
Okumanızı tavsiye ediyorum .
İyi okumalar. :)
234 syf.
·9 günde·7/10 puan
Bir fahişe olan Marguerite ve kendi halinde biri olan Armand’ın aşkı. Kitabın başından sonunu biliyoruz, Armand kendi ağzından olan bitenleri anlatıyor. Marguerite bir yere kadar herkesin sinirini bozan, o sıradan karakterlerden biriymiş gibi hissettiriyor fakat son 30 sayfada aslında hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını anlıyoruz. O acıklı aşk tüm zorluklara göğüs germeyi de beraberinde getiriyor. Yaşanmışlıklara göre insanın yer yer kendini bulabileceği, insanı burkan bir kitaptı.
220 syf.
·4 günde
Bir sevda serüveninin daha sonuna geldik.. Kısacık bir giriş yapacağım, kitaba nasıl başladığım hakkında.. Alexandre Dumas, çocukluğumun en sevdiğim kitabı 'Monte Kristo Kontu" nun yazarıydı. Kamelyalı Kadın'ın yazarı da, bu yazarın gayrimeşru oğluymuş. Annesi bir hayat kadını olması sebebiyle babası belli olmasına rağmen hayatının büyük bir kısmında gayrimeşru kabul edilmiş ve hayatı boyunca çeşitli zorluklar yaşamış bu sebeple. Hatta annesinin kendisine babasıyla aynı ismi koyma sebebi de buymuş, babası soyismini vermiyor, en azından ondan bir parça kalsın çocukta diye..
Kitabın giriş kısmında daha çok dedikodu var, ben sadece bir kısmını yazdım. Ama şunu da söylemeliyim ki yazar kendi hayat öyküsünü anlatmış bu kitapta, sadece isimleri değiştirerek, yani yaşanmış bir hikayeyi okuduğunuzu bilerek okuyorsunuz..

Konusuna gelecek olursak; Armand Duval, Marguerite isimli hayat kadınına aşık olan bir gençtir. Ona diğer hayat kadınları gibi bakmaz ve güzel bir gelecek hayali kurar onunla. Tabiki her aşk hikayesi gibi birçok pürüz çıkar bu hikayede de. Buralarda 1800'lü yıllar Fransa' sının ahlak anlayışını sorgularken bulabilirsiniz kendinizi. Çünkü hayat kadınlarıyla metres olmak, para harcamak tatlı bir gençlik heyecanı olarak yorumlanırken eğer bu kadınla evlilik gibi sürekli bir birliktelik kurmak isterseniz, halk ahlak bekçisi kesilip başınıza üşüşüyor.. Yazar kendi annesi sebebiyle yaşadıklarından da yola çıkarak, hayat kadınlarının da 'insan' olduklarını, dolayısıyla her insan gibi onların da iyisi-kötüsü olduğunu, duyguları olduğunu anlatıyor satır aralarında.

Kahramanlarımızın arasındaki ilişki Raif Efendi - Maria Puder aşkına benziyordu çok. Marguerite'nin cümlelerini okurken Maria Puder'i dinliyormuş gibi hissedebilirsiniz. Ve Armond da duygusal, sonuna kadar aşık fakat anlamadan dinlemeden ihanet edildiğine sonsuz inanan erkek tiplememiz :) Aslında hikayeler farklı, ama o denli de benziyor ki acaba Sabahattin Ali bu kitabı okuyup da Kürk Mantolu Madonna 'yı yazmış olabilir mi diye düşünmedim değil. Hatta kendim farkettiğim bir benzerliği de ekleyeyim, hikayedeki Marguerite'nin gerçek hayattaki ismi Marie'ymiş.. :)
234 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10 puan
Şuana kadar okuduğum en iyi aşk romanlarından biriydi. Klişe aşk romanlarını sevmem diyorsanız, kesinlikle Kamelyalı Kadın'ı okumalısınız. Aşkın çok farklı bir boyutu konu alınmış. Sıradan bir Fransız gencinin, yazarın tabiriyle bir "yosma" ya olan aşkını konu alıyor.

Yazar kitabın ilk bölümünde, olayların sonunda ne olacağını yazmasına rağmen heyecanla sayfaları çevirdim.

Bir kadın ne kadar fazla sevilebilir?

"...bir daha başkasının olmasın diye onu öldürmek geçiyordu içimden."

İşte bu kadar.

Bir erkeğin aşkı ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi. Yalın ve samimi diliyle tek kelime ile "mükemmel" bir aşk serüveni. Okunması gerektiğini düşünüyorum.

İyi okumalar. :)
... Kötü kuramları atın kafanızdan, gülmeye bakın;hayat çok güzeldir,dostum, ardından baktığınız cama göre değişir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kamelyalı Kadın
Baskı tarihi:
Kasım 2020
Sayfa sayısı:
256
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786056896415
Kitabın türü:
Orijinal adı:
La Dame aux Camélias
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
“Daha önce hiç fark ettiniz mi bilmiyorum; sizin için bir yabancı olarak kalması gerekirmiş gibi görünen bir kişinin adını, birisi karşınıza gelip söyledi mi o kişiyle alakalı bütün ayrıntılar yavaş yavaş onun etrafında toplanır ve bütün arkadaşlarınızın size daha önceden anlatmadığı şeyleri o zaman duymaya başlarsınız. İşte o zaman bu kişinin neredeyse bir şekilde hayatınıza dokunacağını anlar ve hatta onun yolunun, hiç fark etmeksizin hayatınızdan birkaç kez geçtiğini görürsünüz; size anlatılan bu olaylarda, bir rastlaşma ve özel hayatınızdaki olaylarla alakalı gerçek bir bağ bulursunuz. Şüphesiz Marguerite bu durumda değildi; çünkü onu görmüş, onunla karşılaşmış, yüzünü ve alışkanlıklarını tanımıştım. Bununla beraber, bu açık artırmadan beri adı kulağıma çok sık gelir olmuştu. Son bölümde söylediğim olayda bu ad öyle derin bir acıyla karışmıştı ki şaşkınlığım daha bir büyümüş, merakım ise daha bir artmıştı.”

Genç bir avukat olan Armand Duval ile güzeller güzeli fahişe Marguerite Gautier, etraflarındaki bütün kirliliğe rağmen temiz kalabilmiş bir aşkla birbirlerine bağlanmışlardır. Fakat mutlu olmak için önlerinde çok fazla engel, çok az zaman vardır.

Kitabı okuyanlar 4.799 okur

  • SOYSAL Yayın Grubu
  • Deniz

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0.1 (1)
9
%0
8
%0.1 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları