Adı:
Kapan
Baskı tarihi:
Mart 2018
Sayfa sayısı:
65
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750808428
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Türk öykücülüğünün yüz akı Vüs’at O. Bener, son öykülerinden oluşan Kapan’da kendine özgü, kapalı bir ironiyle yaşamın ve ölümün üstüne gidiyor. Hastalıklarla boğuşurken yaşamdan yana tavrını koyan ama ölüme göz kırpma cesaretini de kendinde bulabilen yazar, gerçekleri kurmacaya ustalıkla yediriyor. Her cümlede Bener’ce kıvılcımlar çaktırıyor yine. Kısa, sağlam ve dipdiri öyküler sunuyor okuruna.
65 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Yine ilk defa okuduğum bir yazar ancak şöyle bir durum var ki sanırım yanlış kitabından başlamışım... Kapan, yazarın hayatından kesitler sunan farklı hikayelerden oluşan bir kitap, ancak hayatının ilerleyen bölümlerinden kesitler sunuyor. Alkol bağımlılığı, aile içi ilişkiler, iş yaşamından anlatılar, hastanede yaşadığı günler, duygu ve düşüncelerini anlatıyor. Aslında bu durum diğer kitaplarını da merak etmeme yol açtı... Yazarın anlatımını sevdim.

Kitapla kalın efenim :)
65 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Okuduğum ikinci kitabı oldu Vusat O. Bener'in. Üslubuyla, yakın diliyle sizlerde tanışın isterim.
Yer yer karakter betimleri yer yer tanıdığımız okuduğumuz kitaplarda ki isimlere göndermeleri sizleri de etkileyecektir şüphesiz.
İyi okumalar...
65 syf.
·1 günde·5/10
Gün içinde kitabı bitirdik, zaten topu temeli 65 sayfalık bir kitaptı. Kitabı beğenme konusuna gelince 5 verdim. Bu da, kitap hakkında düşüncelerimi anlatıyordur, herhalde...

Ben beğenmedim açıkcası, fark tarz, kişiye göre değişebilir.

Sözü de fazla uzatmaya gerek yok. :)
Nice kitaplara..
65 syf.
·9 günde
Bir anda çıktı karşıma,anlaşamadık ilk sayfalarda.Sevmemiştim.Birde üstüne para verip almistim. Saçmalık.İnatla devam ettim,bana hünerlerini göstermesini istiyordum.Anladı niyetimi,zekiydi çabuk çözdü beni.
Oyunlar oynuyor,kelimeleri iktisatlı kullanıyordu.Napmaya çalıştığını anlamam uzun sürmedi benimde düelloya dönüştü herşey.Yoruma kapalı kurduğu her cümle,hem nasıl yapıyordu ki bu kadar kısa cümleler kurup nasıl koyuyordu zihnime noktayı.
Seni dinlemekten yoruldum be adam sus artık dediğimde bana "Eğlendirici değilsem , kapkaralığıma dayanamıyorlar"la cevap veriyordu.
Adam sen beni öldüreceksin diyorum ,bana
‘’Yaşam bir deha işi değil. Bir sürgün, köle düzeni. Kurtuluşu ummak safdillik. İntihar seçimi bu yüzden gerekli. Ne ki yürek isteyen bir eylem"diyor.Beni hafife mı alıyor,kendimi öldürmemi istiyor,sen benimle neden oynuyorsun.
"Doğrular ? Yanlışların tersi.Ya yanlışlar ?Doğrulardan ayırt edilebilir mi?
Eeee ne yani şimdi bu ,
"Her yanlış bana doğrunun yanlışlığını hatırlattı" Yani diyorum ???
Aklın çözmeyeceğini, akıl, çözümsüzlük çözümüyle devreden çıkarmayı yeğler."
Ve susuyorum,susup teslimiyetimi sunuyorum saygıyla.
Evet incelemem değişik olsun dedim iyimi ettim sıktım mı bilmem? Bazen anlatmamak lazım, konuşmamak,yorumlamamak ve sanırım Vüs'at O.Bener ve kitapları da buna dahil gruptan.
Okumak güzeldi.
65 syf.
·1 günde
Vüs'at O. Bener tanışma kitabım oldu. Uzun süredir listemdeydi Kapan. Kitabı bu kadar geç okuduğuma pişman oldum. Belki geç keşfettim ama keşfettim sonunda. Kitapta 21 tane öykü var. İlk öykünün ismi Palto, aklınıza Gogol'un meşhur Palto öyküsü geliyor. Kitapta en uzun öykü Bağımlılar Koğuşu. Diğer öyküler üç dört sayfalık. Kitaptaki öyküler yazarın bir nevi öz yaşamın anlatıyor gibi geldi. Karakterler yaşlı insanlardı hep. Bazı hikayeleri baş sarıp okudum. Bir kere okumakla anlaşılmıyor. Kitaptaki cümleler kısa kısa ama kısa olduklarına bakmayın hepsinin altında uzun uzun manalar barındırıyor. Yazar sizi mutluluğa falan da götürmüyor. Karamsarlık, intihar, yaşlılık ve hastalık temaları hikayelerin alt metinleri. Yazarı dili baya çatallı. Bazı hikayelerde çok esprili. Yazarla tanışmamışsanız mutlaka tanışın. Pişman olmayacaksınız.
64 syf.
·3 günde·Puan vermedi
İnceleme yazmak zor iş, her kitap bitirince yazmak istediğim ama beceremediğim bir olay.Ve tabi bir de Necip G. 'nin harika incelemesini #33610374 okuduktan sonra daha da zor oldu, yazacak başka bir şey kalmamış. :)
"Açılır kapanır kapıdan girerken kovboy filmlerini anımsadım. Amerikan barın taburelerine tünemiş, viskilerini yudumlayan, kıçlarındaki kolt tabancaları sarkık kovboylarla karşılaşacağım sanki." bu incelemeyi paylaşırken hissettiğim tam da buna benzer iştee :) içeriye giriyorum ama sizinle karşılaşmak ayrı bir duygu...

Etkinlik için sevgili Liliyar 'a ve ısrarla okutturduğu için Hatciş 'ime çoook teşekkür ederim.

Evet bu kitaba başlayınca ilk öyküden kocamaaan bir yazarla tanıştığımı farkettim. Anlattıkları bize çok uzak konular değil, yaşamın içinden, yaşamın ta kendisi... Ama tarzı işte, bu oldukça farklı daha önce hiç okumadığım bir tarz. Ön yargıyla yaklaşsam da çok beğendim.
Kapan, bilinç akışı tekniğiyle yazılmış 21 öyküden oluşuyor. Karşımdaki tabureye oturmuş, elinde sigara, gözleri uzağa dalmış da bana öyle anlatıyormuş gibi yaşamdan öykülerini... Ölüm oldukça ön planda, depresif, karamsar hikayeler var, ki tam da okul öncesi bana uygun oldu.
"“Nen var Halil?” “Siz yazarmışsınız öyle mi?” Bulut Hanım yaydı anlaşılan. “Verseniz de okusak kitaplarınızı.” “İçin kararır Halil! Aşk meşk arama bende.”"

Araştırıp tanınması, okunması gereken bir yazar Vüs'at Orhan Bener. Size araştırdığım siteden birkaç alıntı ve link bırakıyorum.
...Hikâyelerinde günlük yaşamın ayrıntılarına dikkatli bir gözlemcilikle eğilir ve ruh çözümlemelerine geniş yer verir. Gündelik olaylarla bilinçaltında birikmiş yaşam parçalarını birleştirir...
...Orhan Koçak, yazarın tekniğinin bilinç akışı değil de “iç monolog” olarak adlandırılmasının daha doğru olacağını, hatta bunun da o kökensel bölünmenin önemini ve şiddetini açıklamaya yetmeyeceğini söyler...
...Ayşegül Yüksel, oyun yazarı Vüs’at O. Bener’in, tıpkı Shakespeare ve Beckett gibi, yapıtlarını insanın “ölüm”e yazgılı oluşunun getirdiği “anlamsız varoluş” açmazına odakladığı görüşündedir. Hem toplum yaşamının getirdiği erdemli davranışlara tutsak hem de ölümlü olduğu gerçeğiyle yaşamak zorunda oluşun insanın dramı, açmazlarla dolu zor bir bireysel ve toplumsal yaşamı sürdürürken de “ölüm”ün sürekli olarak insanla alay ettiğinin bilincinde olmaya yoğunlaştırır. Bilinci bu duruma isyan ederken duygularının, vicdanının ve nesnel koşulların sarmalı içinde yuvarlanıp giden insan, Hamlet gibi, hep kendi kendisiyle hesaplaşır...
( http://www.biyografya.com/biyografi/3676 )

Son olarak nedir şu bilinç akışı tekniği?

Kişinin aklından geçenlerin birinci kişi ağzından yansıtılmasıdır. Bu teknikle yazar; kahramanın, hayatı, nesneleri, etrafında gördüğü şeyleri nasıl algıladığını, bir bilinç yansıması eşliğinde aktarır. Derin, soyut ifadelerden meydana gelir.
Bilinç akışı tekniği, genellikle iç çözümleme ve iç konuşma tekniği ile karıştırılmaktadır. İç çözümleme anlatıcı-yazarın araya girerek kahramanın duygularını, düşüncelerini okura aktarmasıdır. İç konuşmada ise yazar aradan çekilir, aktarma görevini bırakır; okura roman kişisinin zihnini bir sinema gibi seyrettirir.

Zaman ayırdığınız için çok teşekkür ederim. Vüs'at O. Bener'i tanımayan kalmasınn!
64 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Edebiyatımızda Vüs'at O. Bener 'in de içinde olduğu bir 'ıssız adamlar' kuşağı var... Böyle kendilerini çok ön plana çıkarmayan, kendi dertlerini, kendi meşreplerince kaleme alan yazarlar... Böyle bir anda karşınıza çıkıverirler sizin... Kimi daha fazla açar kendini, kimiyse çok daha kapalıdır. Zordur onların zihin dünyasının içine girmek... Çaba ister... Bazı okurlar yılmadan o çabayı gösterirler; gerekirse dönüp dönüp yeniden okurlar... Benim gibi bazıları da ayaküstü bir tanışıklıkla yetinirler...

Sitede pek çok okur dostumuzun Vüs'at O. Bener okuduğu bir dönemde, Liliyar hanımın başlattığı etkinlik #32384995 sayesinde bu kuşağın bir yazarıyla daha tanışma fırsatı buldum. Kendisine buradan içten bir teşekkür gönderiyorum... Lakin dedim ya, benim bu yazarlarla ilişkim biraz gel-gitli olduğundan 64 sayfalık bu küçük öykü kitabıyla başlamayı tercih ettim.

21 kısa öyküden oluşan Kapan , Palto adlı bir öyküyle başlıyor... Daha bu ilk öyküde, farklı bir şeyler okuyacağınızı hissediyorsunuz... Bu 'farklılık' ve 'özgünlük' hissi, en son öyküye kadar peşinizi bırakmıyor...

Öykülerde ilk dikkatimi çeken şey, kısa cümleler oldu. Sırtında uzun uzun anlamlar taşıyan kısa cümlelerdi bunlar... Uzun bir yaşanmışlığın dışarı taşırdığı küçük izlerdi... Sanki 'ben ne kadar anlatırsam anlatayım, sen yine de anlamayacaksın' der gibiydi bana...

Bener'in öyküleri çok neşeli öyküler değil... Kelimeler, ifadeler, yağmur getiren kara bulutlar gibi... O satırları alıp bir röntgen cihazına soksanız, yalnızlık, hiçlik ve kırgınlıklar belirir beyaz ışığın önünde... Ancak bu karamsarlığa sizi de ortak edecek kadar gerçekçi bir üslup... Çünkü hepimiz içimizde az ya da çok varlığını sürdüren bir karanlığın ev sahibiyiz... Çoğumuz onun yaşanmışlığını yaşamaya başladığımız bir çağdayız. Ya da daha girmedik belki de o yola... Belki de bu yüzden çok sevdim onun bu uzun uzun yaşayıp kısa kısa yazdığı öykülerini...
----------------
Sadece anlam olarak değil, dil ve üslup olarak da çok etkilendiğim satırlar oldu. 'Bağımlılar Koğuşu' adlı öyküde doktorun asistanını şöyle betimliyor;

"Zarif, ince, genç bir kadın. Gözlüksüz. Boyasız tırnakları, dudakları da..."

Oysa ki, biz hep olan şeylerin betimlenmesine alışmadık mı? Olmayan bir şeyin olmadığını betimlemek (gözlüksüz:) ilk kez karşılaştığım ve çok yaratıcı bulduğum bir durumdu. Hatta bu satırı okuyunca tebessüm ettim kendi kendime...

Yine aynı öyküden, tebessüm ettiren bir başka satır (Bağımlılar Koğuşu'nda kalacağı odayı betimlerken...);

" ...Karyolam kapı kenarında. Üç kişi kalacağız demek. Ben biraz horlarım. Oda arkadaşlarım horlamazlar inşallah."

Bencil bir karakter bundan daha güzel nasıl anlatılabilir ki:))

İşte böyle sürpriz satırlar da var Bener'in öykülerinde... Beklemediğiniz bir anda, tam da öykülerin gri atmosferi içindeyken bir soluk aldırıyor size...

Ayrıca 'Tabanca' adlı öyküsünde Çehov'un meşhur patlamayan tüfeğine gönderme yapması da müthişti... Bir öykücünün başka bir öykücüyle, bir öyküde sohbet etmesi böyle bir şey olsa gerek...
------------------
Sonuç olarak, Vüsat O. Bener'in tarzına da öykülerine de hayran kaldığımı tüm samimiyetimle söyleyebilirim. Başta kurnazlık yapıp 'kısa olsun, beğenmezsem işkenceye dönmesin' diye aldığım kitap, bir solukta bittiğinde her şey tersine döndü ve bana, 'keşke biraz daha uzun olsaydı' diye hayıflanmak kaldı:) Ancak bunu bir tanışma olarak kabul ediyorum ve en kısa zamanda yeni bir kitabıyla kaldığım yerden devam edeceğimi bildiğim için mutluyum...

Dostoyevski, 'Hepimiz Gogol'un Palto'sundan çıktık' demiş ya; Vüs'at O. Bener'in Palto öyküsünü okurken aklıma bu cümle geldi... Umarım Vüs'at O. Bener, genç kuşaklar arasında çok daha fazla tanınan ve çok daha fazla okunan bir yazar olur.

Ve umarım Onun 'Palto'sundan da çok değerli yeni öykücüler çıkar...

Hepinize keyifli okumalar dilerim...
65 syf.
·3 günde·6/10
Yazarın okuduğum ilk eseriydi. Bir eserini okumaya karar vermiştim ve rastgele birini seçecektim bunu seçtim. Aslına bakarsanız olabilecek en iyi seçimi yapmışım farkına varmadan, neden mi? Çünkü ben bir yazarı ilk olarak tanımak isterim eserlerini okumak ondan sonra gelir tabii bu tanımak ne kadar doğal olarak gelişirse o kadar kalıcı olur, yoksa gider hayatını okursunuz olur biter.

İşte bu 60-70 sayfalık eserde yazar başından geçmiş bazı olayları hikaye diliyle aktarmaya çalışmış. Bu hikayeler size duygu bulutlarını yükleyebilecek niteliğe bürünebiliyorlar...

Eserin, Yazar hakkında zihnimde canlandırdığı profili şöyle anlatabilirim;
gariban, ailesine karşı duygusal, olaylara ilk izlenimle yaklaşan, hayatı derinden sorgulayan -ki bu da doğal olarak birçok yazarda olduğu gibi zamanla akli dengenin sarsılmasına sebep olur- anıları hayatın bir parçası olarak görebilen dolayısıyla geçmişe yolculuk edebilen ve geçmişe bağlı kalabilen, dine biraz mesafeli yaklaşan, iyi bir içici, sallantıda olan düşünceler ve güçlü bir kalemin niteliklerini taşıyan bir yazar....

Eserde annesini anlattığı hikaye çok duygusal olduğunu söyleyebilirim. Okumanızı isterdim...
76 syf.
·1 günde·6/10
Vüs'at O. Bener'le tanışmak için yanlış kitabı seçtiğimi düşünüyorum. Zira bu kitap için, yazarın son dönemlerinde, anılarını öyküleştirerek yazdığı bir kitap diyebiliriz. Bolca karamsarlık, ölüm, intihar düşüncesi ve hastane barındıran bu anılar, yazarın depresif ruh halini bütün çıplaklığıyla yansıtıyor ancak edebi yüceliğini de perde arkasına saklıyor düşüncesindeyim. Diğer kitaplarını okumak isteyecek kadar sevsem de yazarla bu kitap vasıtasıyla tanışmanızı tavsiye etmem. =)
65 syf.
·4 günde·Puan vermedi
Durum öykülerinden oluşmuş bir eser. Bu tarz öyküleri sevenler için güzel bir kitap... Durum öyküsü seviyorsanız kesinlik Bener ve Mustafa Kutlu'yu okumanız gerekir.
65 syf.
·8/10
Değeri bilinememiş bir yazar daha kaydı gitti avuçlarımızdan...Oysa o kadar yalın ve içten ki yazdıkları...Tadı damağımda kaldı...1 saatte okunabiliyor kitap ama yazdıkları uzun süre hafızamda kalacak...
Uzun sayılabilecek yaşantımdan anlatacak ne kaldı daha? Kısa, sonuçsuz sevdalar, dayanılmaz ekonomik sıkıntılar, boğuşmalar. Tüm olumsuzluklarımı sabırla karşılamaya çalışan karım da bir gün bunalıp kaçacak benden. Haklı. O da gençliğine karşın mutsuzluğa sürükleniyor. "Benim yaşamımı yaz," diyor. Nasıl yaratırım onu yeni baştan. O yaşadı, yaşıyor.
Seni öyküler dışı tutacağım. Öyküler ancak bizim dışımızda yaşanmışlık sanrılarında uyutacak bir kısa zaman için - içi sıkılanları. Onlara bir ölçü duygu da katacağım hatır için!
Yazık ki deliremeyeceğim...
‘Neden bayram değil bunak günleri, saatler? Ezan başladı.
Ruhun şad olsun Beethoven!
Darısı başıma!’
‘Somut örneklerle bir yerlere varamayacağımı biliyorum. Benzer karmaşalarda bulunmuşlara kurtuluş simidi olamayacağım. Yaşanmış yaşanmışlığıyla kalır. Ölü diriltemez.’
“Küçülmüşüm. ‘Sen değilsin’ dedi, çocukluğum. Yan yana durduk. Elindeki kılıç başıma indi. Güldüm. Büyüdüm birdenbire.”

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kapan
Baskı tarihi:
Mart 2018
Sayfa sayısı:
65
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750808428
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Türk öykücülüğünün yüz akı Vüs’at O. Bener, son öykülerinden oluşan Kapan’da kendine özgü, kapalı bir ironiyle yaşamın ve ölümün üstüne gidiyor. Hastalıklarla boğuşurken yaşamdan yana tavrını koyan ama ölüme göz kırpma cesaretini de kendinde bulabilen yazar, gerçekleri kurmacaya ustalıkla yediriyor. Her cümlede Bener’ce kıvılcımlar çaktırıyor yine. Kısa, sağlam ve dipdiri öyküler sunuyor okuruna.

Kitabı okuyanlar 175 okur

  • Meyrem Karadeniz
  • kyane
  • Güler
  • Ebru  Mazılıgüney
  • Burak Varol
  • Nurgül
  • Hakan
  • seda
  • Beyza Tanrısever
  • Pelin

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%0
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%22.2
25-34 Yaş
%51.9
35-44 Yaş
%18.5
45-54 Yaş
%3.7
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%3.7

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%40.5
Erkek
%59.5

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%14.5 (8)
9
%16.4 (9)
8
%18.2 (10)
7
%21.8 (12)
6
%10.9 (6)
5
%10.9 (6)
4
%3.6 (2)
3
%0
2
%3.6 (2)
1
%0