Milena'ya Mektuplar

8,0/10  (573 Oy) · 
1.978 okunma  · 
575 beğeni  · 
11.341 gösterim
Franz Kafka, Prag’da bir dost meclisinde tanıştığı gazeteci Milena Jesenská’dan öykülerini Çekçe’ye çevirmesini ister. Kafka ile Milena’nın yollarını kesişmesine neden olan bu dilek, bir ilişkinin başlangıcı, Milena’ya Mektuplar başlığı altında toplanan bu yazışmalarsa kısıtlı bir iletişimin tek aracı olacaktır.
Milena’ya Mektuplar eşi benzeri olmayan bir kitap, mektuplara örülmüş bir aşk romanıdır. Kafka’nın Milena’ya Nisan 1920 tarihli ilk mektubunda yağmurlu bir günden söz ederek deyiş yerindeyse bir roman tadında başlattığı bu yazışmalar, yazarın ölümünden kısa bir süre öncesine değin süregiderken, ümitsizliğin, çaresizliğin ve tıkanışın anlatımına dönüşür. Çünkü Kafka’nın da dediği üzere, “Mektup yazmak, hayaletlerin önünde soyunmak demektir, ki onlar da aç kurtlar gibi bunu bekler zaten. Yazıya dökülen öpücükler yerlerine ulaşmaz, hayaletler yolda içip bitirir onları.”
Serpil Ağ 
25 Oca 03:52 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 10/10 puan

Mektuplar...
Yeni neslin çok ta aşina olmadığı, eski devirlerde yaşayan insanların telgraftan sonra gelen tek haberleşme kaynağı. Özellikle sevgiliye yazılan mektuplar...Söze dökülmekte zorlanılan hislerin, yazıya dökülmesiyle daha bir anlamlıdır. Boşuna dememiş atalarımız, " Söz uçar, yazı kalır. " diye.
Milena'ya Mektuplar, Kafka tarafından Milena Jesenska'ya yazılan mektuplardan oluşmaktadır. Bir tesadüf eseri tanışan Kafka ve Milena'nın arkadaşlığı mektuplar vasıtasıyla, ilerleyen zaman içerisinde tutkulu bir ilişkiye dönüşür. Ama gelin görün ki Milena, babasına inat kendisinden on yaş büyük olan, Ernst Pollak isimli bir muhabir ile evli; Kafka ise hastanede tanıştığı, evlendikten sonra birlikte yaşayacakları evi dahi tuttukları Julie ile nişanlı. Milena ve Kafka'nın medeni durumları, başlarda görüşmelerine bir engel teşkil etmez. Çünkü Milena hayatın baharı dediğimiz yirmili yaşlarında, entellektüel ve hayat dolu olmasına rağmen, olaylı bir geçmişe sahip skandallarıyla ün salmış, sürekli kendisini aldatan bir adamla evli. Kafka ise otuz yedi yaşında, hastalıklardan yıpranmış üstüne üstlük Julie ile olan ilişkisinin gidişatından son derece yorulmuş sığınacak bir liman arar vaziyettedir. 1920 yılında başlayan mektuplar 1923 yılına gelindiğinde git gide azalarak sonlanır. Dolaysıyla aralarındaki ilişkide nihayete erer. Sebep Kafka'nın nişanlısından ayrıldığı halde, Milena'nın eşinden boşanmak istememesi mi, yoksa Kafka'nın azar azar artarak ilerleyen hastalığı mıdır, bilinmez ama sebep ne olursa olsun, bir ilişki daha yarım kalmış ve tarihin tozlu sayfalarında yerini almıştır. Okur olarak ne Kafka'yı, ne de Milena'yı yargılama hakkına sahip değiliz. Çünkü elinde değildir ki, insanoğlunun yüreğine söz geçirmesi.
Ama bir nokta da Milena'ya hak vermiyorum. Madem ki evliliğinde ters giden bir durum söz konusuydu, neden eşinden boşanmayı tercih etmedi. Yaptığım araştırmaların neticesinde, Kafka vefat ettikten sonra, eşinden boşanıyor. O zaman hangi düşünceyle hareket etti de, çok sevdiği halde Kafka ile birlikte olabilmek adına eşinden boşanmadı yada boşanamadı. Kim bilir...
Mektuplar tek taraflı olmasına karşın, Kafka'nın hayatının az da olsa bir bölümüne ışık tutmaktadır. Aslında görünürde sevgiliye duyulan özlem dile getirilse de, sanki Kafka yazdıkça yazdıklarına aşık olduğu hissedilmektedir. Nitekim de sayfa doksan yedi de ki mektupta Kafka, " Aslında ben seni değil, bana senin aracılığınla bana armağan edilen varlığımı seviyorum." der, Milena'ya.
Kafka'yı Kafka yapan bu eserleri değil midir? Değerli okurlar, Kafka'yı daha iyi anlayabilmek adına bu kitabı okumalısız...

Bayan Okur 
21 Eki 2016 · Kitabı okudu · 8 günde · Puan vermedi

Evet kesinlikle edebi değeri çok yüksek mektuplar var. Kitabın tamamı alıntı olabilir diye korktuğum için zamana yayarak alıntı paylaşacağım. Kitaptaki tek sıkıntı mektupların tek taraflı olmasıydı. Kafka az çok anlaşılır kılmış olsa da bir eksiklik hissediliyor hem de büyük eksiklik. Ama bir hafta boyu anlamaya çalıştım 80 küsür sayfa okudum, anladığım gün kitap bitti çünkü hep bir sonrasını merak ederek okudum.

Bora Harut 
 07 Eyl 2016 · Kitabı okudu · 8/10 puan

Ne kadar büyük bir aşk da yaşasanız bir süre sonra bu aşk bitiyor. Ölen ölüyor, kalan hayatına devam edip, evleniyor, çocuk sahibi oluyor... Hayatın gerçeği bunlar. Tıpkı Kafka ve Milena aşkında olduğu gibi. Kafka, 1920'de yazmaya başladığı mektuplarına 1923'te son veriyor. Bu aşk dolu mektupları yazdığında Kafka 38 yaşında Milena ise 25... Bazılarına göre günümüzde sadece yaş bakımından bile bir ilişki yaşayamayacak uygunsuz yaşlardalar. Arada mesafeler de var. Uzaklar birbirlerine... Üstelik Milena evli. Kafka da nişanlı. Evet, Milena'nın kocası kendisini aldatıyor ama Milena eşini sevdiğini yazıyor Kafka'ya. Ama aynı Milena "Frank" olarak hitap ettiği Kafka'yı da sevdiğini yazıyor. Bu durumlarına rağmen Viyana'da buluşup dört gün geçiriyorlar. Kafka, Milena'ya "seninim" diye yazıyor. Milena ise Kafka'ya "senin için yaşıyorum" diye cevap veriyor. Bir süre sonra Milena, Kafka'ya "beraber yaşamak istediğini" yazıyor. Kafka ise bu durumun içinden çıkılmaz bir hal aldığının farkında. Teklifi nazikçe reddediyor. Kafka'nın mektuplarında sürekli Milena'nın kocasından bahsediliyor. Hatta Kafka, Milena, kocası ve kendisi arasındaki ilişkiyi şöyle betimliyor bir mektubunda:

"Onunla [kocanla] beraber yaşadığınız hayat koşullarında ben sadece "büyük ev"deki halıdan yılda en fazla bir defa özgürce geçmesine izin verilen bir fareyim" (18 Temmuz 1920 tarihli mektuptan).

Kafka'nın mektuplarından kendisinin bu dönemde çok hasta olduğunu, tedavi için sanatoryumlarda kaldığını da öğreniyoruz. Sağlık sorunları nedeniyle kilosunun 55 kg olduğunu da...

Aşk dolu mektuplar... Ancak bu aşk, üç sene devam ediyor. Bir sene sonra Franz Kafka ölüyor. Milena, Kafka'nın ölümünden sonra kocasından boşanıyor. Sonrasında bir mimarla evleniyor. Hayat devam ediyor... Milena'nın bu evlilikten bir kızı oluyor. 1933'te Milena bu eşinden de boşanıyor. II. Dünya Savaşı yıllarında Nazi işgaline karşı direnişe katılıyor. Ancak yakalanıyor. Nazi toplama kampına gönderiliyor ve burada 1944'te hayata veda ediyor.

NOT 1 : Milena'ya Mektuplar'ın Türkçe çevirileri üzerine bir karşılaştırma denemesi için bknz. #9654033 ve #9777370 />

NOT 2 : Milena'ya Mektuplar'ın Can Yayınları baskısının ilk 28 sayfasını şuradan PDF olarak görüntüleyebilirsiniz. https://canyayinlari.com/...11107.21_preview.pdf

Derya Yalınkılıç 
06 Ağu 2016 · Kitabı okudu · 9 günde · 5/10 puan

Kafka'nın "Dönüşüm" kitabından sonra okuyupta hayal kırıklığına uğradığım ikinci kitap oldu. Sanırım doğru zamanı tutturamıyorum. :)

Kitap Kafka'nın yasak aşkı Milena'ya yazdığı mektuplardan oluşuyor. Kafka'nın arkadaşına ölümünden sonra yakılması için emanet ettiği bu mektuplara arkadaşının kıyamamasıyla (!) basılmış. Benim gibi özel hayatın gizliliğini savunan birinin de bu mektupları okuması büyük çelişki. Belki bu duygudan ötürü kitaba bağlanamamışımdır kim bilir?

Sadece Kafka'nın yazdığı mektuplardan oluşması okumayı zorlaştırıyor, ilerleyen sayfalarda sıkıcı hale geldi benim için. Elbette Milena'nın verdiği cevapları tahmin edebiliyoruz. O da bir yere kadar tabi...

Zaten okur kitlesine düşünülerek yazılmamış bir kitabı edebi yönden tartışmak gereksiz. Okurların yorumlarındaki yoğun duyguları da hissedemediğimi üzülerek belirtmek istiyorum. Kafka'nın hayatına dair az çok fikir edinmek için okunabilir.

Keyifli okumalar dilerim.

Alıntı yapmaktan okuyamadığım, hatta bütünüyle bir alıntı olan kitap. Kafka' nın iç dünyasına, düşüncelerine tutulmuş dev bir büyülteç gibi. Mutluluğun en üstünden korkunun en altına savruluşunu nasıl bu kadar içten, acıklı ve mükemmel ifade edebildiğinin şaşkınlığı içindeyim.

Evet.Bir kitap daha bende derin izler ve derin düşünceler bırakarak sona erdi şimdiye kadar bu kitabı okumadığıma gerçekten pişman oldum.Gerek yazarın düşünceleri gerek aralarında ki aşk yaşadıkları dönemin özellikleri o kadar güzel yansıtılmış ki fazla birşey söylemeye gerek yok. Keşke Milena'nında cevaplarını bilseydik ama insan okurken bir tahmin yürütebiliyor.:) İyi Okumalar

ebru cemre 
22 Şub 21:59 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Birçok yabancı dil konuşabilen Milena,gazeteci kimliğinin yanında çevirmenlik de yapmaktadır.Franz Kafka'nın kitaplarını Çek diline tercüme etmek ister.Bu vesileyle kendisini kafede görünce gidip tanışır.
Kafka ise artık 37 yaşında olgun bir genç adam.Eski çevikliğinden eser kalmamış.Bir sürü hastalık atlatmış,şimdiden saçlarına ak düşmüş,merdivenleri çıkarken soluğu kesilmeye başlamış.
Kafedeki kısa sohbetlerinden sonra ikili mektuplaşmaya başlıyor.Mektupların hızı ve sayısı (bazen günde 5 mektup,birçok da telgraf) gittikçe artıyor.
"Bu mektuplaşmalarımız çok saçma...
Bana bunu açıklayın Profesör Milena" diyen Kafka'ya cevap çok net geliyor: "Gel, beni kollarına al.Seni seviyorum."
Milena ve Kafka ilk özel buluşmalarını Viyana'da gerçekleştiriyor ve harika bir dört gün geçiriyorlar.Ancak unutmayalım Milena evli.Kafka ise hala Julie ile birlikte... Yine de bu durum başlarda sorun yaratmıyor gibi görünüyor.Çok sonraları Kafka,Julie ile ilişkisini bitirip,Milena'ya "Sen benim tek sevdiğimsın" yazarak sevgilisine 'boşanma meselesini' gündeme almasını ima ediyor.Bu sefer de işler beklediği gibi yürümüyor.Milena kocasından boşanmıyor.Kafka o güne kadar yazdığı defterler dolusu günlüğünü Milena'ya hediye ederek,bu umutsuz ilişkiyi bitiriyor.Buradaki en önemli nokta Milena'nın, Kafka yaşarken günlüğünü okuyabilen tek kişi olması...
Milana Kafka'nın hayatı boyunca Aşık olduğu tek kadın.Acaba ilk kez reddedildiği için mi? Muhtemelen öyle.
Ama Kafka gibi sıradışı bir adama bu sıradışı Aşk bence çok yakışmış.
Tek üzüldüğüm nokta Kafka bukadar Aşık iken Milena'nın onun kadar acı çekmemesi ve aynı tutkuyla ona Aşık olmaması.
En ölümsüz aşklar kavuşulamayan aşklar değil midir zaten ?
Ölümsüz bir Aşk,ölümsüz bir eser

Esma Tezgi 
02 Mar 18:02 · Kitabı okudu · 11 günde · Puan vermedi

Kafka okuyan herkes bilir, Kafka çok başkadır, karakteristik bir kalemi vardır, kendine özgüdür ve kimseye benzemez diyebileceğimiz kadar farklıdır. Mektuplarında da onun bu farklı yönünü görebiliyorsunuz. Her mektubunda kendini belli eden o farklı üslubu ve zaman zaman melankoliye varan ruh hali kitabın her sayfasına hakimdi.

Kitapta Kafka'nın Milena'ya gönderdiği mektuplar var, ne yazık ki Milena mektuplarını yok ettiği için onları okuyamıyoruz. Açıkçası bu durum mektuplara odaklanmayı zorlaştırıyordu, çünkü gelen yanıtları bilmeden başka başka satırlar okuyorsunuz ve hiç bilmediğiniz konularda cümlelerle ile karşılaşıyorsunuz. Ben kitabı okurken zorlandım, zaten mektup okumayı sevdiğim bir tür değil bir de tek taraflı olunca okumakta zorlandım, kitap günlere yayıldı, uzadıkça uzamış oldu. Zaman zaman da Kafka'nın karamsar ruh hali üzerime kara bulut gibi çöktü ve okumakta zorlandım.

Kitabı bitireli bir kaç gün geçmiş olsa da hala net bir düşünceye sahip değilim. Kafka-Milena aşkına ben yeterince saygı duyamıyorum çünkü ortada yasak aşk var, burada ahlaki değerlerim ister istemez kendini gösteriyor. Her ne kadar Milena'nın kocası Milena'ya sadık olmasa da bu Milena'yı haklı duruma getirmiyor bence ve bu sırada Kafka'da nişanlı idi. Bunlar mektupları okurken beni sürekli rahatsız etti diyebilirim. Kitabın sonunda Milena'nın Max Brod'a yazığı mektupları ise daha bir merakla ve severek okudum, Kafka'yı dışarıdan da görmek çok iyi oldu.

Velhasılı kelam, kitabı okurken genel olarak sıkılsam da Kafka'nın cümleleri çoğu zaman ilgimi çekti ve onu daha yakından tanımama imkan tanıdı. Kitap mektuplardan oluştuğu ve kişisel belgeler olduğu için, kitaba puan vermeyi uygun bulmuyorum. Zaten kitabın kişisel belgelerden oluşması da bende biraz mahremiyete saygısızlık hissi uyandırmadı değil. Eğer Kafka'yı Milena'ya olan duyguları ve içsel yaşantısı ile de tanımak istiyorsanız kitabı sevebilirsiniz ama çok akıcı, hemen kayıp giden bir kitap da beklemeyin derim.

http://yorumatolyesi.blogspot.com/...enaya-mektuplar.html

Ne yazılabilir bilemiyorum. Benim için hem anlaşılması güç hem de anlaşılması gereken, fazla kalın olmamasıyla birlikte hemen bitiremediğim, bitirmek de istemediğim bir kitap oldu. Bazı yerlerde "Ne dedi ki şimdi?" dediğim, bazı yerleri defalarca okuduğum, otobüs yolculuğum sırasında kitabı okurkenki girdiğim ruh halleri neticesinde yanımdakinin "Deli misin?" bakışlarına maruz kalmamı da sağlayan bir kitaptı ayrıca. :)

Milena'dan da mektupların olmasını o kadar bekledim ki onun mektupları olmadan roman eksik kaldı bence. Franz Kafka'nın yazdığı o içli satırlar tam anlamıyla beni benden aldı. Korkularını, hissettiklerini tüm açıklığı ile yansıttığına şahit olacaksınız. Bir insan korkularla bile böyle seviliyormuş işte! Çok değerli arkadaşım Mevlüt'ün okumam için hediye ettiği hatta Kafka'ya başlamam için teşvik ettiği bu romanı iyi ki okudum desem de eserlerinin yakılmasını isteyen bir yazarın özel mektuplarını okumak biraz mahcup hissettirmedi değil. Keyifli okumalar dilerim.

Yağmur 
18 Mar 10:45 · Kitabı okudu · 9 günde · Beğendi · 10/10 puan

Franz Kafka ile Milena'nın hayatlarına tanık oluyoruz.Franz KAfka'nın mektuplarında iş hayatı,hastalığı,iç çekişmeleri,ilk nişanlısından ayrılışı ve ikinci nişanlısı ile evlenmeyi neden geciktirdiğini öğreniyoruz.Kitabın en son bölümünde ise Milena'nın mektupları var.Milena,takma bir isimle Franz Kafka'ya mektuplar yazmaktadır ve bu mektuplarda Kafka'yı nasıl sevdiğini,evliliğinde mutsuz oluşunu anlatıyor.Keyifli okumalar.

Kitaptan 951 Alıntı

Nur-AL 
11 Şub 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Mesela neden senin odanda duran, sen sandalyende ya da çalışma masanda otururken, uzanırken, ya da uyurken, seni bütünüyle gören mutlu bir dolap değilim? Neden değilim?

Milena'ya Mektuplar, Franz KafkaMilena'ya Mektuplar, Franz Kafka
Gözde Akyol 
07 Eki 2014 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

"Milena yardım et bana!
Söyleyebildiklerimden daha fazlasını anla!.."

Milena'ya Mektuplar, Franz KafkaMilena'ya Mektuplar, Franz Kafka

"Evet, seni seviyorum budala! Tıpkı denizin, kendi dibindeki bir çakıl taşını sevmesi gibi... Evet, işte sevgim seni böyle kaplıyor! Ve Tanrı izin verirse, senin yanında bu kez ben çakıl taşı olacağım..."

Milena'ya Mektuplar, Franz Kafka (Sayfa 200)Milena'ya Mektuplar, Franz Kafka (Sayfa 200)
Ferah 
30 Oca 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

''Palto giymeye üşenirken bu koca dünyayı sırtımda nasıl taşırım ben? İçinde bulunduğum durumu kimseye anlatamam. Sen de anlamazsın Ben bile anlamıyorum ki başkasına nasıl anlatırım?"

Milena'ya Mektuplar, Franz KafkaMilena'ya Mektuplar, Franz Kafka
Bora Harut 
24 Ağu 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

Ama gelmiyorsun çünkü gelmek senin için bir ihtiyaç olana kadar bekliyorsun.

Milena'ya Mektuplar, Franz Kafka (Sayfa 226 - Panama Yayıncılık, (Söz Milena'ya aittir. Kafka, Milena'nın mektubundan alıntı yapmaktadır.))Milena'ya Mektuplar, Franz Kafka (Sayfa 226 - Panama Yayıncılık, (Söz Milena'ya aittir. Kafka, Milena'nın mektubundan alıntı yapmaktadır.))
Yasin Karabayır 
29 Tem 2016 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Kalbimin içerisinde sen varken her şeye katlanabilirim.

Milena'ya Mektuplar, Franz Kafka (Sayfa 156 - Panama Yayıncılık)Milena'ya Mektuplar, Franz Kafka (Sayfa 156 - Panama Yayıncılık)

'Öyle zaman olur ki, odada yalnızken bile “yok oluverir” insan, bunun nedenleri çoktur, kişi yaşarken bile ölebilir. '

Milena'ya Mektuplar, Franz KafkaMilena'ya Mektuplar, Franz Kafka

Söyleyecek söz bulamıyorum, ne yapayım. Öyle bir sessizlik çöktü ki, bu sessizliğin içine seslenemiyor insan.

Milena'ya Mektuplar, Franz Kafka (Sayfa 199 - Nilüfer)Milena'ya Mektuplar, Franz Kafka (Sayfa 199 - Nilüfer)
96 /

Kitapla ilgili 2 Haber

Kafka savaşını İsrail Ulusal Kütüphanesi kazandı
Kafka savaşını İsrail Ulusal Kütüphanesi kazandı Yaklaşık 8 yıldır İsrail Ulusal Kütüphanesi ile Hoffe ailesi arasında süren "Kafka belgeleri" üzerine yasal savaştan Ulusal Kütüphane galip çıktı.
Franz Kafka`nın Gizli Hayatı
Franz Kafka`nın Gizli Hayatı Franz Kafka, soyadı sıfata dönüşmüş büyük bir yazardır. Neden büyük bir yazar olarak anılıyor Kafka? Çünkü kabusumsu roman ve öykülerle bir çağın, bir toplumun ve evrensel bir yabancılaşma ve çaresizlik duygusunun nabzını çok iyi tuttu. Bizde Kafka’nın nabzını tutalım öyleyse.