Milena'ya Mektuplar

8,0/10  (944 Oy) · 
3.356 okunma  · 
1.086 beğeni  · 
20.020 gösterim
Franz Kafka, Prag’da bir dost meclisinde tanıştığı gazeteci Milena Jesenská’dan öykülerini Çekçe’ye çevirmesini ister. Kafka ile Milena’nın yollarını kesişmesine neden olan bu dilek, bir ilişkinin başlangıcı, Milena’ya Mektuplar başlığı altında toplanan bu yazışmalarsa kısıtlı bir iletişimin tek aracı olacaktır.
Milena’ya Mektuplar eşi benzeri olmayan bir kitap, mektuplara örülmüş bir aşk romanıdır. Kafka’nın Milena’ya Nisan 1920 tarihli ilk mektubunda yağmurlu bir günden söz ederek deyiş yerindeyse bir roman tadında başlattığı bu yazışmalar, yazarın ölümünden kısa bir süre öncesine değin süregiderken, ümitsizliğin, çaresizliğin ve tıkanışın anlatımına dönüşür. Çünkü Kafka’nın da dediği üzere, “Mektup yazmak, hayaletlerin önünde soyunmak demektir, ki onlar da aç kurtlar gibi bunu bekler zaten. Yazıya dökülen öpücükler yerlerine ulaşmaz, hayaletler yolda içip bitirir onları.”
  • Baskı Tarihi:
    Mayıs 2016
  • Sayfa Sayısı:
    395
  • ISBN:
    9789750711107
  • Orijinal Adı:
    Letters to Milena
  • Çeviri:
    Esen Tezel
  • Yayınevi:
    Can Yayınları
  • Kitabın Türü:
Serpil Ağ 
25 Oca 03:52 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 10/10 puan

Mektuplar...
Yeni neslin çok ta aşina olmadığı, eski devirlerde yaşayan insanların telgraftan sonra gelen tek haberleşme kaynağı. Özellikle sevgiliye yazılan mektuplar...Söze dökülmekte zorlanılan hislerin, yazıya dökülmesiyle daha bir anlamlıdır. Boşuna dememiş atalarımız, " Söz uçar, yazı kalır. " diye.
Milena'ya Mektuplar, Kafka tarafından Milena Jesenska'ya yazılan mektuplardan oluşmaktadır. Bir tesadüf eseri tanışan Kafka ve Milena'nın arkadaşlığı mektuplar vasıtasıyla, ilerleyen zaman içerisinde tutkulu bir ilişkiye dönüşür. Ama gelin görün ki Milena, babasına inat kendisinden on yaş büyük olan, Ernst Pollak isimli bir muhabir ile evli; Kafka ise hastanede tanıştığı, evlendikten sonra birlikte yaşayacakları evi dahi tuttukları Julie ile nişanlı. Milena ve Kafka'nın medeni durumları, başlarda görüşmelerine bir engel teşkil etmez. Çünkü Milena hayatın baharı dediğimiz yirmili yaşlarında, entellektüel ve hayat dolu olmasına rağmen, olaylı bir geçmişe sahip skandallarıyla ün salmış, sürekli kendisini aldatan bir adamla evli. Kafka ise otuz yedi yaşında, hastalıklardan yıpranmış üstüne üstlük Julie ile olan ilişkisinin gidişatından son derece yorulmuş sığınacak bir liman arar vaziyettedir. 1920 yılında başlayan mektuplar 1923 yılına gelindiğinde git gide azalarak sonlanır. Dolaysıyla aralarındaki ilişkide nihayete erer. Sebep Kafka'nın nişanlısından ayrıldığı halde, Milena'nın eşinden boşanmak istememesi mi, yoksa Kafka'nın azar azar artarak ilerleyen hastalığı mıdır, bilinmez ama sebep ne olursa olsun, bir ilişki daha yarım kalmış ve tarihin tozlu sayfalarında yerini almıştır. Okur olarak ne Kafka'yı, ne de Milena'yı yargılama hakkına sahip değiliz. Çünkü elinde değildir ki, insanoğlunun yüreğine söz geçirmesi.
Ama bir nokta da Milena'ya hak vermiyorum. Madem ki evliliğinde ters giden bir durum söz konusuydu, neden eşinden boşanmayı tercih etmedi. Yaptığım araştırmaların neticesinde, Kafka vefat ettikten sonra, eşinden boşanıyor. O zaman hangi düşünceyle hareket etti de, çok sevdiği halde Kafka ile birlikte olabilmek adına eşinden boşanmadı yada boşanamadı. Kim bilir...
Mektuplar tek taraflı olmasına karşın, Kafka'nın hayatının az da olsa bir bölümüne ışık tutmaktadır. Aslında görünürde sevgiliye duyulan özlem dile getirilse de, sanki Kafka yazdıkça yazdıklarına aşık olduğu hissedilmektedir. Nitekim de sayfa doksan yedi de ki mektupta Kafka, " Aslında ben seni değil, bana senin aracılığınla bana armağan edilen varlığımı seviyorum." der, Milena'ya.
Kafka'yı Kafka yapan bu eserleri değil midir? Değerli okurlar, Kafka'yı daha iyi anlayabilmek adına bu kitabı okumalısız...

Bayan Okur 
21 Eki 2016 · Kitabı okudu · 8 günde · Puan vermedi

Evet kesinlikle edebi değeri çok yüksek mektuplar var. Kitabın tamamı alıntı olabilir diye korktuğum için zamana yayarak alıntı paylaşacağım. Kitaptaki tek sıkıntı mektupların tek taraflı olmasıydı. Kafka az çok anlaşılır kılmış olsa da bir eksiklik hissediliyor hem de büyük eksiklik. Ama bir hafta boyu anlamaya çalıştım 80 küsür sayfa okudum, anladığım gün kitap bitti çünkü hep bir sonrasını merak ederek okudum.

Barış 
04 Kas 11:25 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Briefe an Milena..
Kitabı çok önce okuduğum için incelemeyi çok önce yapmam gerekirdi ama bu güne kısmetmiş..
Bir sayfa okuduğumda,o sayfanın etkisinden kurtulmam uzun sürdü.Kafka'nın Milena için hissettiği tutkuyu damarlarımda hissettim. beynimden kalbime aktı. metroda, otobüste, kalabalık yalnızlıklar içerisinde Milena' ve Kafka'nın duygularını, eylemlerini ve o tüm mektupları sorguladım, ben ne yapardım diye düşündüm.

Bir erkeğin ne kadar acizlenebileceğini ve çaresizlik içine düşebileceğini gösteren nadir eserler biri..

Kitabı okuduktan sonra, ''ya aşk bu kadar olmalı, ya hiç'' demekten de kendini alamayabiliyorsun, bir diğer düşünce de aşkının ulaşılmaz olduğunu bilmek mi aslında aşkı körükleyen?, elde edemeden, düşlerinde kurduğu hayallerde yaşattığı gibi kalmak mı?, bu yüzden mi Kafka aslında Milena'nın imkansızlığıyla sevgili?.

Kısa keseyim;
Bu mektuplar ile günümüzün what's app konuşmaları arasındaki fark, neden iğrenç bir dünyada yaşadığımızın göstergesidir. bu karşılaştırma, elbette o zamanların mükemmel olduğunu söylemez; fakat şimdinin çöplüğünü en çıplak hâliyle görmemize yardımcı olabilir.

Derya Yalınkılıç 
06 Ağu 2016 · Kitabı okudu · 9 günde · 5/10 puan

Kafka'nın "Dönüşüm" kitabından sonra okuyupta hayal kırıklığına uğradığım ikinci kitap oldu. Sanırım doğru zamanı tutturamıyorum. :)

Kitap Kafka'nın yasak aşkı Milena'ya yazdığı mektuplardan oluşuyor. Kafka'nın arkadaşına ölümünden sonra yakılması için emanet ettiği bu mektuplara arkadaşının kıyamamasıyla (!) basılmış. Benim gibi özel hayatın gizliliğini savunan birinin de bu mektupları okuması büyük çelişki. Belki bu duygudan ötürü kitaba bağlanamamışımdır kim bilir?

Sadece Kafka'nın yazdığı mektuplardan oluşması okumayı zorlaştırıyor, ilerleyen sayfalarda sıkıcı hale geldi benim için. Elbette Milena'nın verdiği cevapları tahmin edebiliyoruz. O da bir yere kadar tabi...

Zaten okur kitlesine düşünülerek yazılmamış bir kitabı edebi yönden tartışmak gereksiz. Okurların yorumlarındaki yoğun duyguları da hissedemediğimi üzülerek belirtmek istiyorum. Kafka'nın hayatına dair az çok fikir edinmek için okunabilir.

Keyifli okumalar dilerim.

Muhayyelll 
02 Kas 13:02 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 7/10 puan

Kendimi bildim bileli mektuplara ayrı bir sempatim vardır. Ama işte zamane genci olduğumdan mıdır nedir, zahmet edip de sevdiklerime iki satır mektup yazamıyorum. (Bir de yazar olmak istiyorum. Peh bana) Bundan sonra en az ayda bir mektup yazmak ödev olsun bana. ^^

Mektup tarzında yazılan kitapları hep samimi bulurum ve daha çok severim. Ama ilk defa birine yazılmış gerçek mektuplardan oluşan bir kitap okudum. İlkler de her zaman biraz sıkıntılı olur ne yazık ki..
Bazı mektuplar çok güzeldi. Kafka'nın sevgisini ifade ediş biçimi, mektupların sonuna ismi yerine "senin" yazması ve güzel konulara değinmesi çok hoşuma gitti.
Ama bazı mektuplar çok sıkıcı ve bunaltıcıydı. Sürekli hastalıktan bahsetmesi, neredeyse her mektupta bahsettiği uykusuzluk problemi ve yersiz abartıları beni boğdu. Kafka amca, sen bir psikoloğa görün derim. Resmen hastalık hastasısın..
Ha birde, kendimi sanki başkalarının özel hayatını dikizleyen 3. şahıs gibi hissettim. "/

Kısa bir Not: Sevdiklerinize mektup yazın sevgili okurlar. ^^

Keyifli okumalar..
Keyifli yazmalar..

Alıntı yapmaktan okuyamadığım, hatta bütünüyle bir alıntı olan kitap. Kafka' nın iç dünyasına, düşüncelerine tutulmuş dev bir büyülteç gibi. Mutluluğun en üstünden korkunun en altına savruluşunu nasıl bu kadar içten, acıklı ve mükemmel ifade edebildiğinin şaşkınlığı içindeyim.

İlgen Aktürk 
30 May 23:10 · Kitabı okudu · 5 günde · 7/10 puan

Franz Kafka'nın meşhur aşkı Milena! Milena bir gazeteci ve çevirmendir. Kafka, öykülerini Çekçe'ye çevirmesini ister Milena'dan ve böylece başlamış olur bu yasak aşk. Yasak aşk diyorum çünkü Kafka nişanlı, Milena ise evlidir tanıştıkları sırada.
Ne yalan söyleyeyim bu kitabı okumak hayli zor oldu benim için. Mektupların çoğu edebi değeri açısından çok kıymetli olmasına rağmen tek taraflı oluşuyla anlaşılmayı güç kılıyor. Okurken ciddi anlamda odaklanma problemi yaşadım. Hatta kitabı yarım bırakma isteği bile duydum. Mektuplarda yalnızca Kafka'nın hisleri ve Kafka'nın yaşamına seyirci olabiliyorsunuz. Geri kalanı hep bir merak... Bu mektuplar sayesinde Kafka'nın karanlık iç dünyasını gözlemleme şansı buluyorsunuz ayrıca ve Kafka'nın karamsarlığından etkilenmemekte mümkün olmuyor. Milena ise arada kalmış bir kadın. Hem kocasını seviyor, hem de Kafka'yı. Bir seçim yapamadığından bir süre sonra bu aşkta bitiyor her aşk gibi.. Geriye ise yalnızca Kafka'nın yazdığı ve öldükten sonra yakılmasını istediği mektuplar kalıyor. Akıcı bir kitap olmamasına rağmen iyi ki yarım bırakmamışım diyorum ben yine de. Bu kesinlikle haksızlık olurdu. Incelememe bir alıntıyla son vermek isterim. "Oysa, mektup yazmak, hortlakların önünde soyunmak, kendini ele vermek demektir.. Aç kurtlar gibi bunu bekler onlar. Kağıdın üstündeki öpücükler ulaşamaz sahibine, yan yolda hortlakların eline düşer, onlar içip bitirir bu öpücükleri."

Evet.Bir kitap daha bende derin izler ve derin düşünceler bırakarak sona erdi şimdiye kadar bu kitabı okumadığıma gerçekten pişman oldum.Gerek yazarın düşünceleri gerek aralarında ki aşk yaşadıkları dönemin özellikleri o kadar güzel yansıtılmış ki fazla birşey söylemeye gerek yok. Keşke Milena'nında cevaplarını bilseydik ama insan okurken bir tahmin yürütebiliyor.:) İyi Okumalar

ebru cemre 
22 Şub 21:59 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Birçok yabancı dil konuşabilen Milena,gazeteci kimliğinin yanında çevirmenlik de yapmaktadır.Franz Kafka'nın kitaplarını Çek diline tercüme etmek ister.Bu vesileyle kendisini kafede görünce gidip tanışır.
Kafka ise artık 37 yaşında olgun bir genç adam.Eski çevikliğinden eser kalmamış.Bir sürü hastalık atlatmış,şimdiden saçlarına ak düşmüş,merdivenleri çıkarken soluğu kesilmeye başlamış.
Kafedeki kısa sohbetlerinden sonra ikili mektuplaşmaya başlıyor.Mektupların hızı ve sayısı (bazen günde 5 mektup,birçok da telgraf) gittikçe artıyor.
"Bu mektuplaşmalarımız çok saçma...
Bana bunu açıklayın Profesör Milena" diyen Kafka'ya cevap çok net geliyor: "Gel, beni kollarına al.Seni seviyorum."
Milena ve Kafka ilk özel buluşmalarını Viyana'da gerçekleştiriyor ve harika bir dört gün geçiriyorlar.Ancak unutmayalım Milena evli.Kafka ise hala Julie ile birlikte... Yine de bu durum başlarda sorun yaratmıyor gibi görünüyor.Çok sonraları Kafka,Julie ile ilişkisini bitirip,Milena'ya "Sen benim tek sevdiğimsın" yazarak sevgilisine 'boşanma meselesini' gündeme almasını ima ediyor.Bu sefer de işler beklediği gibi yürümüyor.Milena kocasından boşanmıyor.Kafka o güne kadar yazdığı defterler dolusu günlüğünü Milena'ya hediye ederek,bu umutsuz ilişkiyi bitiriyor.Buradaki en önemli nokta Milena'nın, Kafka yaşarken günlüğünü okuyabilen tek kişi olması...
Milana Kafka'nın hayatı boyunca Aşık olduğu tek kadın.Acaba ilk kez reddedildiği için mi? Muhtemelen öyle.
Ama Kafka gibi sıradışı bir adama bu sıradışı Aşk bence çok yakışmış.
Tek üzüldüğüm nokta Kafka bukadar Aşık iken Milena'nın onun kadar acı çekmemesi ve aynı tutkuyla ona Aşık olmaması.
En ölümsüz aşklar kavuşulamayan aşklar değil midir zaten ?
Ölümsüz bir Aşk,ölümsüz bir eser

Büşra Betül Özbakış 
19 Kas 07:15 · Kitabı okudu · 2 günde

Bir kitap daha bende derin izler bırakarak sona erdi.Okurken altını çizdiğim her satırı alıntı yapmak istemedim çünkü o satırlarda ben hep kendimi buldum.
Kafka' nın iç dünyasına, düşüncelerine, aşkına tutulmuş dev büyüteç gibi bir kitap. Mutluluğun en üstünden korkunun en altına savruluşunu nasıl bu kadar içten, acıklı ve mükemmel ifade edebildiğinin şaşkınlığı içindeyim. Bitmesin diye başlamaya kıyamıyordum bitti. Güzel olan her şey çabuk biter zaten.

Nur-AL 
11 Şub 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Mesela neden senin odanda duran, sen sandalyende ya da çalışma masanda otururken, uzanırken, ya da uyurken, seni bütünüyle gören mutlu bir dolap değilim? Neden değilim?

Milena'ya Mektuplar, Franz KafkaMilena'ya Mektuplar, Franz Kafka
Gözde Akyol 
07 Eki 2014 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

"Milena yardım et bana!
Söyleyebildiklerimden daha fazlasını anla!.."

Milena'ya Mektuplar, Franz KafkaMilena'ya Mektuplar, Franz Kafka

"Evet, seni seviyorum budala! Tıpkı denizin, kendi dibindeki bir çakıl taşını sevmesi gibi... Evet, işte sevgim seni böyle kaplıyor! Ve Tanrı izin verirse, senin yanında bu kez ben çakıl taşı olacağım..."

Milena'ya Mektuplar, Franz Kafka (Sayfa 200)Milena'ya Mektuplar, Franz Kafka (Sayfa 200)
Ferah 
30 Oca 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

''Palto giymeye üşenirken bu koca dünyayı sırtımda nasıl taşırım ben? İçinde bulunduğum durumu kimseye anlatamam. Sen de anlamazsın Ben bile anlamıyorum ki başkasına nasıl anlatırım?"

Milena'ya Mektuplar, Franz KafkaMilena'ya Mektuplar, Franz Kafka
Yasin 
29 Tem 2016 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Kalbimin içerisinde sen varken her şeye katlanabilirim.

Milena'ya Mektuplar, Franz Kafka (Sayfa 156 - Panama Yayıncılık)Milena'ya Mektuplar, Franz Kafka (Sayfa 156 - Panama Yayıncılık)

Söyleyecek söz bulamıyorum, ne yapayım. Öyle bir sessizlik çöktü ki, bu sessizliğin içine seslenemiyor insan.

Milena'ya Mektuplar, Franz Kafka (Sayfa 199 - Nilüfer)Milena'ya Mektuplar, Franz Kafka (Sayfa 199 - Nilüfer)

'Öyle zaman olur ki, odada yalnızken bile “yok oluverir” insan, bunun nedenleri çoktur, kişi yaşarken bile ölebilir. '

Milena'ya Mektuplar, Franz KafkaMilena'ya Mektuplar, Franz Kafka
Eylem 
18 Ağu 10:15 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Ah, Milena Ah! Üstümdeki paltoyu dahi taşımaya üşenirken ben, bu dünyanın yükünü sırtımda nasıl taşıyayım?..

Milena'ya Mektuplar, Franz KafkaMilena'ya Mektuplar, Franz Kafka

''Ve senin yanında öylesine huzurlu öylesine huzursuz,
Öylesine baskı altında ve öylesine özgürüm ki...''

Milena'ya Mektuplar, Franz KafkaMilena'ya Mektuplar, Franz Kafka
171 /

Kitapla ilgili 2 Haber

Kafka savaşını İsrail Ulusal Kütüphanesi kazandı
Kafka savaşını İsrail Ulusal Kütüphanesi kazandı Yaklaşık 8 yıldır İsrail Ulusal Kütüphanesi ile Hoffe ailesi arasında süren "Kafka belgeleri" üzerine yasal savaştan Ulusal Kütüphane galip çıktı.
Franz Kafka`nın Gizli Hayatı
Franz Kafka`nın Gizli Hayatı Franz Kafka, soyadı sıfata dönüşmüş büyük bir yazardır. Neden büyük bir yazar olarak anılıyor Kafka? Çünkü kabusumsu roman ve öykülerle bir çağın, bir toplumun ve evrensel bir yabancılaşma ve çaresizlik duygusunun nabzını çok iyi tuttu. Bizde Kafka’nın nabzını tutalım öyleyse.