Adı:
Ölü Canlar
Baskı tarihi:
1 Ocak 2012
Sayfa sayısı:
421
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759088040
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Akvaryum Yayınları
N kentinin il merkezindeki otellerden birinin avlu kapısı, oldukça güzel, küçücük yaylı bir arabaya; bekarların, komutanların ve emekliye ayrılmış yüzbaşıların, yüz canlı çift çubuk sahiplerinin, kısacası orta halli bütün insanların kullandıkları arabalardan birine açıldı. Araba ne güzel ne çirkin ne şişman ne zayıf ne genç ne de yaşlı denemeyecek bir bey tarafından kiralanmıştı. Onun kente gelişi, kimsenin umurunda olmadı. Sadece, otelciğin karşısındaki bir meyhanenin kapısının önünde duran halktan iki adam, yolcudan çok araba üzerine biraz konuştular.

''Şuna bak! Ne tekerlekler!'' dedi biri. ''Sence bu tekerlekler Moskova'ya kadar gider mi?''

''Elbette! Hem de nasıl gider.'' dedi diğeri.
(Kitabın İçinden) .
484 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
Gogol, Gogol.. Dostum nasıl anlatmalı seni.. Yaptığın muzipliklerden mı bahsetmeli yoksa ince zekandan mı? Bu arada şundan da sitem etmeden geçemeyeceğim, sırf tasarladığın gibi olmadı diye yakmak zorunda mıydın bu güzel eserin ikinci cildini?

Ben Gogol okurken her zaman kendimi çok sevdiğim bir arkadaşımla vakit geçiriyormuşum gibi hissederim. Hani neredeyse hepimizin çevresinde bir arkadaş tipi vardır; size ağzına geleni söyler ama kızamazsınız, aksine o bunları söylerken gülmekten karnınıza ağrılar girer. Tabi ne demek istediğini anlarsınız ama söyleyişi o kadar komiktir ki, kızamazsanız. İşte benim için Gogol o dur.

Gogol’un her eseri ince bir zekanın ürünüdür. Sizi doyasıya eğlendirir, eğlendirirken de bir o kadar eleştirir. Eleştirinin de en kayda değeri budur herhalde. Kimseyi üzmeden, kızdırmadan, kimseyle tartışmaya girmeden yapılan. Ayrıca Gogol’un eserlerinde bir diğer unsurda; Dostoyevski, Tolstoy gibi tanınmış diğer Rus yazarlarından daha gerçekçi daha toplumsal olmasıdır. Örneğin Dostoyevski genel de düşünce üzerine yazar, eserlerinde işlediği alt tabakadan kişilerse Petersburg’un sarhoşları, ayyaşları ve faişeleridir, yer mekan genelde Petersburg’dur. Gogol ise Petersburg dışına da çıkmıştır eserlerinde. Mujikleri, memurları, toprak sahiplerini, subayları kısacası neredeyse tüm rus insanın işlemiş, adeta yaşadığı dönemin fotoğrafını çekmiştir.

Esere geçecek olursak, eser İlahi Komedya’ dan esinlenerek üç cilt olarak tasarlanmıştır. İlk ciltte Rusya’nın kötü yanları yazılmış ve yayımlanmıştır. İkinci ciltteyse olması gerekenler, iyiler düşünülmesine rağmen yazar bir türlü istediği karakterleri oluşturamamış ve geçirdiği bir bunalım esnasında ikinci cildini yakmıştır. Elimizde kalan ise birinci cilt ile ikinci cildin bazı parçalarıdır. Yani bu kitap tamamlanmış değildir. Yaklaşık 350. Sayfadan sonra eksikler başlar, bazı bölümler yarıda kesilirken bazı bölümler hiç yoktur. Eserde baş karakter Rus çiftlik sahiplerinin çiftliklerini gezerek onlardan ölü canlar satın almaktadır. Yazar böylece Rus toprak sahiplerini, köylülerini ve yaşadığı dönemin feodal sistemini tüm açıklığıyla anlatmış ve eleştirilerini yapmıştır. Ayrıca bütün eserlerinde olduğu gibi dönem memurlarının yozlaşmışlığını işlemeyi de eksik etmemiştir.

Eseri, benim gibi Gogol okumaktan hoşlananlar ve dönem Rusya’sının feodal yapısını görmek isteyenlere tavsiye ediyorum. İlk defa okuyacaklar içinse Gogol’a bu eserinden başlamamalarını öneririm. Öncelikle birkaç hikayesini okuyup tarzını görmeleri faydalarına olacaktır.

Herkese keyifli okumalar dilerim.
448 syf.
·21 günde·Beğendi·9/10
Ölü canlar, hayatta; ama hayatın güzelliğini yaşayamayan ruhu ölü; fakat bedeni canlı yaşamlar değil, hayır. Bildiğiniz terk-i hayat eylemiş, Allah'ın rahmetine kavuşmış gariban köylüler. Eeee, o zaman her şey bitmiş, bu neyin romanı ki? Her şey bu ölü canlar için bitmiş; ama kayıtlarda öldükleri geçmiyor ve dolayısıyla devlet bunların ölü olduğunu bilmiyor. İşte her şey böyle başlıyor. Uyanık kahramanımız Çiçikov bu zaafı fırsat bilerek ölü canlar ticaretine adım atıyor.

Farklı konusuyla dikkat çeken roman, Gogol'un usta kalemiyle buluşmuş ve böyle şahaser bir eser, yarım da olsa bizlere kalmış. Seneler hatta asırlar öncesinde yazılan, ağır eleştirilerden dolayı da devamı imha edilip yarım bırakılan bu kitapta neler mi bulabiliriz? Söyleyelim: Siyasetin çirkin gerçekliğini, insanların yani bizlerin ikiyüzlülüğünü, eğitim sisteminin yanlışlarını ve aslında bunu düzeltmenin ne kadar kolay olduğunu, her insanın hata yapabileceğini... Yazarın başarısında birkaç faktör var benim görebildiğim. Özgün bir konunun başarılı bir şekilde işlenmesinin yanında; yazarın, gördüğü gerçekleri ustaca dile getirmesi. Dürüst insanlar yalandan rahatsız olurlar, riyakarlar ise gerçeği susturmak ister. "Delikanlı güç bela amcasının torpili sayesinde bir bakanlığa kapılandı." Bırakın yıllar öncesini, şimdi bile ben bu cümleyi şuraya yazarken, korkuyorum bir sıkıntı yaşar mıyım diye. E Sayın Gogol sen nasıl bir cesaretle yazmışsın, inandığın gerçekleri haykırmışsın, tebrikler. Ve insan bir kere daha anlıyor ki asırlar geçse de bazı değişmeyen yanlışlar var. Ve bu yanlışlar bazı kesimin menfaatinde maalesef. O yüzden de bize doğruymuş gibi yansıtılıyor. Gerçekleri bu kadar cesurca yansıtan Gogol bile eserin tamamını yayınlayamıyor, bazı cümleleri değiştirmek zorunda kalıyor...

Usta yazarın okuduğum ilk eseri, sadece bu kitabı okuduğunuzda bile yazara usta demeniz için birçok nedeni rahatlıkla göreceksiniz. Kitapla ilgili tek tavsiyem kaliteli bir yayınevinden okumanız. Ölü Canlar gibi büyük bir kitabı basan yayınevi kötü bir basım yapmamalı diye düşünüyorum. Kitap siteden bir arkadaşımız Sherlock Holmes/Duvar/'nin hediyesi olduğu için yayıncıyı çok kötüleyemeyeceğim. Gerçi hediyeyi gönderen okur arkadaşımız şu an sitede; ama her an kaybolabilir de kendisi, sağı solu belli olmayabilir. Giderse belki daha çok olumsuz eleştiri yapabilirim. Ama yapmayabilirim de dönüp buna kızabilir. Çünkü kendisi bana kızdığı için tanıştık. Gördünüz, yazılı gibi başladı, sözlüye karar verdi, çok korkuyorum kendisinden. Şaka bir yana bu şaheseri okumama vesile olduğu için kendisine teşekkür ediyorum.
Sonuç olarak çok güzel bir hediyeyi kötü bir yayınevinden okudum. Her ayırma çizgisi yanlış yazılmış, kasıtlı mı yapılmış anlamadım.

Gogol zamanın yasaklarını, dost görünen hainleri, makam düşkünlerini yılar yıllar öncesinden mükemmel bir şekilde anlatmış. Geç veya erken, okunması gereken eserlerden...
  • Savaş ve Barış
    8.7/10 (1.313 Oy)1.614 beğeni5.665 okunma4.741 alıntı55.573 gösterim
  • Babalar ve Oğullar
    8.2/10 (2.477 Oy)2.405 beğeni9.754 okunma3.897 alıntı63.301 gösterim
  • Budala
    8.5/10 (1.363 Oy)1.627 beğeni5.416 okunma6.916 alıntı57.766 gösterim
  • Madame Bovary
    7.8/10 (1.577 Oy)1.455 beğeni7.663 okunma2.567 alıntı47.246 gösterim
  • Ana
    8.7/10 (2.177 Oy)2.341 beğeni8.701 okunma6.311 alıntı46.176 gösterim
  • Karamazov Kardeşler
    9.1/10 (2.107 Oy)2.509 beğeni6.832 okunma9.904 alıntı67.804 gösterim
  • Notre Dame'ın Kamburu
    8.8/10 (1.660 Oy)1.798 beğeni6.255 okunma3.505 alıntı108.679 gösterim
  • Anna Karenina
    8.8/10 (2.018 Oy)2.427 beğeni7.799 okunma5.851 alıntı63.085 gösterim
  • Yüzbaşının Kızı
    8.0/10 (1.533 Oy)1.416 beğeni6.276 okunma1.396 alıntı33.893 gösterim
  • Devlet
    8.4/10 (1.434 Oy)1.655 beğeni6.020 okunma3.182 alıntı37.784 gösterim
484 syf.
·Beğendi·10/10
Beni epey zorlayan bir kitap.İlk sayfalarda kitabın içine girmekte zorlandım.sonra işler daha karmaşık bir hal aldı.Karakter ve olayların yoğunluğundan dolayı çok dikkat istiyor. Kitaptan çok kitabın yazılma sürecinden etkilendim diyebilirim.Gogol manik depresif psikoz hastasıymış.Birinci cildi yazdıktan sonra hastalığının krizlerini yaşamaya başlamış.Birinci ciltte hep olumsuz karakterler yazdığını düşünen yazar ikinci cilde olumlu karakterler üretmek istemiş ama olmamış.Bundan dolayı Ölü Canlar'ın ikinci cildi Gogol'u çok bunaltmış.Bu esnada hastalığı da devam ediyormuş.Hem ruhsal sıkıntılarına deva bulmak hem de Ölü Canlar'ın ikinci cildiyle ilgili kilitlenmişliğini aşmasına yardımcı olur umuduyla Hac'ca bile gitmiş yazar.Ancak bu durumda hayal kırıklığıyla sonuçlanmış.Üzerinde on yıldır çalıştığı ikinci cilde ait bütün el yazmalarını ateşe atmış.Ancak bir kısmı ateşten kurtarılabilmiş. Yanıp yok olan romanıyla birlikte yaşamın anlamı da yok olmuş Gogol için ve resmi belgelere göre kendini aç bırakarak öldürmüş.Bir nevi intihar.Benim okuduğum basımda birinci ve ikinci cilt aynı kitapta toplanmış.İkinci cildin bir kısmı yandığı için yanan ve tümüyle okunmaz hale gelen kimi sözcükler ve satırlar Rusça basım editörlerince tamamlanmış. Klasikler hep hüzün veriyor bana nedense ;) Okuyun derim...
448 syf.
·6 günde·Beğendi·8/10
Nikolay Vasilyeviç Gogol'un bu eseri XIX. Yüzyılın en iyi romanlarında biridir. Eserinde Rus bir taşra kasabasındaki yaşantıyı ince bir ironiyle yansıtırken yöneticilere de eleştiri ve sitemde bulunmaktadır. Kitap o dönemin Rusya 'sını en iyi, en sade, en akıcı ve mizah eşliğinde başarılı bir şekilde yansıtmıştır.

Kitabımızın kahramanı olan Çiçikov, zengin olma hayaliyle Rusyanın bütün bölgesini gezerek, ölü canları satın alır. Ve başında geçenler anlatılmaktadır. Buda Rusya' nın iç yüzünü, toplumsal yapısını, bozukluklarını gözler önüne seriyor.
484 syf.
·4 günde·Puan vermedi
Ah Gogol..
Ah Ölü Canlar..
Ah Ahlarımın Ahı..

Bu kitabın bende yeri öyle ayrıdır ki hayatımın sonuna kadar unutmayacağım kadar değerlidir. Ölü Canım'ın bir göstergesidir bu kitap. Ruhumun ilacı, tek dayanağımdır. Hayatımın bir dönemine damgasını vurmuş kalanında da izini görebileceğim bir kitap.. Sizlerden belki bazılarınız, Merak ediyorsunuzdur, niye böyle yazdığımı. Bu kadar önemli ne olabilir ki diye soruyorsunuzdur belki.. Kusura bakmayın söyleyemeyeceğim.. Binbir tılsımla oluşturduğum bu sihrin, büyüsünü bozamam sizlere söyleyip. Ama bilin ki, dünyanın bir yerlerinde bir insan, belki bir insan daha bu eseri çok seviyor. Sizde sevin, en azından bir kere sevin, ve unutmayın sevgiyi. Yaşarken ölmeyi. Ölü can olmayı unutmayın.

Kitapla ilgili edebi bir inceleme yazmak için bir çok not almıştım, yorumlar yapıp hatta makaleler bile okumuştum, boşverdim sonra. Edebi olmayıversin dedim, varsın inceleme olmasın ne çıkar.. Duygularımı yazayım bir kerede.

Yine de kitapla ilgili önemli olduğunu düşündüğüm bir kaç cümle etmek isterim. Kitap Gogol'un açık bir şekilde en iyi kitabı olmakla beraber, Müfettiş oyunundan büyük diğer kitaplarından da küçük ama belirgin izler taşıyor. Kronolojik bir okuma yapmanın faydası olarak okurken oldukça fazla zevk aldığımı söyleyebilirim. Yine, döneminin belkide yazılmış en iyi 3 kitabından biri arasına girerdi, ta ki ikinci cildi yakılmamış ve güzel bir sonla tamamlanmış olsa idi.

Bir iki cümle de ne anlattığıyla ilgili konuşayım. Kitapta ne yaparsa yapsın hayata nasıl tutunmaya çalışırsa çalışsın, tüm zeki ve çevikliğine rağmen "kaybeden" bir adamın yaşama tutunma, hayallerini gerçekleştirme yolundaki yaşadıklarına, düşüncelerine, hissettiklerine tanık oluyoruz.

Ayrıca, bir çok yerde doyurucu öğütlerle bizlere de sesleniyor karakterleriyle Gogol. Herşeye rağmen yazdıkları için teşekkür ediyor;

Sizlere de iyi okumalar diliyorum.
484 syf.
Ölü Canlar, büyük Rus yazarı Nikolay Gogol'ün başyapıtıdır. Gogol, hayatının en az on senesini bu eserini yazmak için harcamış lakin eserini tamamlayamadan hayatını kaybetmiştir. Aslında eserin ilk cildi bitirilmiş ve sansürdeki birtakım engeller aşıldıktan sonra eksiksiz şekilde yayınlanmıştır ve oldukça beğenilmiştir. Eserin ikinci cildi de üç defa yazılmasına karşın, bu her versiyon birtakım nedenlerle Gogol tarafından yakılmıştır. Son yakma olayı artık Gogol'ün hayatının sonlarına tekabül eder ve hemen ardından kendisi de hayatını kaybetmiştir. Bu yakma olaylarında etken olanlar ise Gogol'ün mükemmeliyetçiliği ve onun akıl sağlığını giderek yitirmesi diyebiliriz. Buna ek olarak, Gogol eserin ilk cildinde Rusya'daki tenkit unsuru profilleri gözler önüne sermiş; ikinci cildinde de bunun aksine Rusya'da övgüye layık profilleri ele almak istemiş hatta bunun için birçok arkadaşından yardım istemiş -pek yardım eden olmamış- ancak sonuç olarak heralde istediği kadar ve şekilde veriye ulaşamamiş. Ayrıca kitabın konusunu Gogol'e, Puşkin vermiştir.

Romandaki kahramanımızın adı Çiçikov'dur. Çiçikov'a babası küçükken hayatta en önemli şeyin para olduğunu öğütlemistir. Çiçikov da hayatı boyunca babasının bu öğüdüne riayet etmiştir. Tabi babasının başka öğütleri de olmuş olmali ancak Çiçikov'un kulağı bu öğüdü daha çok duymuş olmalı. Nitekim Çiçikov oldukça hırslı, çalışkan biridir. Çeşitli memurluklarda bulunmuş ve bu memuriyetlerde yükselmek için her türlü dalavereden de geri kalmamış bir insandır. Gümrük memurluğu sırasında işini layikiyla yani legal olarak yaparak herkesin güvenini kazanmış, ardından da asıl amacını gerceklestirmeye başlayarak görevli memur arkadaşıyla beraber yüklü bir miktar illegal paranın sahibi olmuştur ancak her zaman olduğu gibi işler tersine dönmüş ve Çiçikov'un bu emegiyle(illegal) biriktirdigi parası elden gitmiştir. Çiçikov'un elinde ise on bin ruble kalmıştır.

Çiçikov dediğimiz gibi oldukça hırslı, çalışkan, zeki, aklı her türlü hinliğe çalışan ve en büyük tutkusu zengin olup rahat bir yaşam gecirmek olan biridir. Bundan dolayı yaşadığı terslikler onu durduramamis ve bu sefer de kitabın konusu olan, 'ölü canlar'ın peşine düşmüştür. Rusya'da o zamanlar kölelik vardır ve bu köleler haliyle olebiliyorlardi, ancak bir dahaki sayıma kadar kağıt üstünde canlı sayilmaya devam ediyorlar ve toprak sahipleri de bu normalde ölü olan köleleri için can vergisi vermeye devam ediyorlardı. Çiçikov da bu herkesin elinden çıkarmaktan memnun kalacağı ölü canları alıp, bunları göstererek devletten kredi sağlamayı düşünüyordu. Bunun için de N.. kasabasına gelmiştir.

Burada ölü canlar peşindeki Çiçikov'la beraber dolaşırken aslında Rusya'da mevcut insan karakterlerine şahit oluyoruz. Bunlar arasında, Gogol'ün Evlenme oyununda ele aldığı ve İvan Gonçarov'un Oblomov karakterinde ölümsüzlestirdigi geleneksel tembel Rus insan profilini görebiliyoruz. Sonra, oldukça cimri, bir sürü malı olmasına karşın eski püskü hirkayla dolaşan varyemez profillerlerle; sorumsuzluktan elindeki verimli araziyi değerlendiremeyen ve mujikler üzerinde otorite kuramayan ve bunun akabinde haciz altında inleyen ama öte yandan da hala kasabadaki memur sınıfına ve konu komsuya gösteriş yapacağı balolar düzenlemek derdinde olan profillerle karşılaşıyoruz. Mujik demişken onlar da oldukça serkeş, hayattan bezmiş tiplerdir. Öte yandan Rus insanında kendi diline önem vermeme ve özelikle Fransızca'ya özenme 'hastalığı' vardır. Bu adeta toplum içinde üstünlük göstergesi haline gelmiştir. Hatta evlenecek kızlar arasında, ileride işlerine yaramasa da Fransızca öğrenmek gibi bir adet yerleşmiştir. Bu durumun sonunda sorun olan taraf Rus diline önem verilmemesi, haliyle de devamında Rus kültürüne önem verilmemesi gelmiştir. Yolculugumuza içkici, zevk düşkünü, önünü arkasını hesap etmeyen kumarbaz toprak sahipleri ve dedikodu merkezi vazifesi gören yalancı toprak sahipleri ile devam ediyoruz. Ardından da rüşvet konusunda master yapan kasabanın memur sınıfına geliyoruz. Kasabanın en yüksek mülki amirinden başlıca beklenen ise soylulara bol bol balolar vermesidir. Gelen amirler başta idealist davranmaya çalışsalar da zamanla Rusya'nın bu miskin kasabalarindaki insanın uykusuna getiren uyuşuk düzenine kendilerini teslim ediyorlar. Sonra bu yolculukta, adı güzel ama sadece tabelada kalan kurumların ve vakıfların kurulduğunu, yargının ve genel olarak tüm bürokratik işlerin üzerlerine kilolarca yük bindirilmis eşek gibi olduğunu görüyoruz. Ancak tabi bunda memurların kamuya değil de kendilerine hizmet etmeyi hedef haline getirmelerinin etkisi büyük.

Sonuç olarak Çiçikov, samimi ve komik diyaloglarla amacı olan ölü canları toplayarak bu klasik kendi halinde miskin ve geleneksel Rus kasabasından ayrılır; kitabın ilk cildi de biter.

Burada şunu belirtmek gerekir; Gogol, eserinde sık sık araya girişler yaparak konular ve kişiler hakkında, yer yer de alakasız diyebileceğimiz açıklamalar yapmış. Bunda sansür kurumunun tepkisini aşağı indirecek -Rusya'yı oven vs- kısımlar eklemek, halk ve eleştirmenler tarafından doğru anlaşılmak -Nitekim Müfettiş eserinde doğru anlaşılamadigini düşünmüştü-, mükemmeliyetçiliği bu tekniği kullanmasına neden olmuş olabilir. Beni rahatsız eden bir teknik olmadı ancak eğer romanın akışına müdahale edilmemesini isteyen biriyseniz belki sizi rahatsız edebilir.

Girişte de biraz belirttigim gibi ikinci ciltte Rusya'daki olumlu profilleri anlatmak isteyen Gogol, arkadaşlarından da kendisine yardimci olmalarını istiyor. Yeterince yardım edilmediğini söylemiştim. Bunda oldukça tepki çeken Seçme Parçalar eserinin payı var. Hepimizin belki de sisteme karşı, isyankar, Rusya'daki hiyerarşik düzene ve hatta monarsiye karşı diye düşündüğümüz Gogol'un aslında bunların zitti bir yapıda insan olduğunu anladığımız Seçme Parçalar eserinde Gogol; koleligin devamını, köylülerin okumamasini, hiyerarşik düzende herkesin bulunduğu konumu sevmesini ve bu konumda iyi olmaya çalışmasını, her insanın Tanrıya teslim olmasını ve Çar'a bağlılığını korumasını vs gibi fikirlerini ifade etmiştir. Ayrıca arkadaşlarını da çokça eleştirmistir. Haliyle de her kesimden tepkiler almıştır.

Sözün özü Gogol, yenilikçi biri değildir; aksine değişimi sevmeyen -hatta bundan dolayı Paris'i hiç sevmez- aksine gelenekten, duraganliktan yana -Roma'yı çok sever-. İkinci ciltte toprak sahibi Tentenikov, belki buna yönelik bir profil olarak verilebilir. Tentenikov oldukça çalışkan, disiplinli bir toprak sahibidir. Miskin ve tembel mujikleri disipline ederek kısa zamanda zenginliğini kat be kat arttirmistir. Romanda Çiçikov'un belki de tek saygı duyduğu insan olmuş diyebiliriz. Ayrıca tembel, haciz yemiş ve toprağını Çiçikov'a satmış karaktere daha sonra idealize edilmeye çalışılan insan tiplerinden birisi; Rusya'yı dolasmasini ve insanların Tanrıya ve düzene teslim olmalarını, sabırlı olmalarını vs tavsiye etmek için dolasmasini öneriyor.

Tabi, ikinci cilt, ateşten kurtarılan parçaların düzenlemesinden olustugundan dolayi eksiklik ve kopukluk vardır. Ancak nihayetinde verilmek istenen mesajın, bozulmuş düzenin düzelmesinin yolunun, her Rus'un kendisini duzeltmesinden ve önce kendisinin adil olmasından geçtiği düşüncesi olduğunu söyleyebiliriz.

Çiçikov illegal işler yaparak, zengin olmaya çalışan bencil bir karakter olmasına karşın okurken onun bu tarz olumsuz özelliklerinden rahatsızlık duymuyoruz aksine bu karakter bize sempatik geliyor. Buna etken olan nedir diye düşündüğümde, Çiçikov'un samimiyeti diyebilirim. Tabi yalancı ve amacı için Nabza göre şerbet şekilde insanlara yanaşan birinde samimiyet biraz garip duruyor. Ama o zamanki Rusya'da çizilen tabloda, nerem düzgün ki cevabını veren deve gibi! Bir nevi
duzenin kendi 'ölü'dür; Çiçikov da bu ortamda küçüklukten beri arzusu için mücadele eden bir tip olarak karşımıza çıkıyor. Aslında eğer suclayacaksaniz beni değil, sistemi suclayin ve hem de ben sadece kağıt üstünde yaşayan ve aslında legal bir iş diyebileceğimiz bir iş yapıyorum, siz asıl kendisi 'ölmüş' düzeni hapsedin veya kurtarın der gibidir. Ama öte yandan romanın teması da bunun zittidir; yani önce herkes kendini düzeltsindir. Yani tam Gogol'e yakışır şekilde zitliklar barındıran bir durum vardır.


İyi okumalar...
484 syf.
·Puan vermedi
Sevgili Pavel İvanoviç Çiçikov, romanın baş kahramanı, iki yüzlü içten pazarlıklı küçük çaplı bir sahtekar. Roman Çiçikov'un çalışma hayatı boyunca yaptığı yolsuzluklar sahtekarlıklar yüzünden başına gelmeyen kalmadığı halde bundan ders çıkarmayıp ,köy köy gezerek toprak sahiplerinden köylülerinin ölmüş fakat henüz bunların öldüğü bildirilmemiş olanlarını yani ölü canları satın almak uğruna yaşadığı maceraları anlatıyor . Gogol yine samimi ve akıcı diliyle karşımızda. Geniş hayal gücü her zaman olduğu gibi etkileyici. Keşke bu harika romanın ikinci bölümünü yok etmeseymiş. İkinci bölüm tekrar derlendiği için bir miktar kopuk olmuş. Ama her şeye rağmen kesinlikle okunulması gereken bir yapıt.
484 syf.
·5 günde·6/10
Bir Delinin Anı Defteri'nden sonra heyecanla okumayı beklediğim ikinci Gogol kitabım Ölü Canlar'ı maalesef beğenemedim. Gogol'un anlatımı yalın, samimi, yer yer okurla muhabbet eder gibi o sıcaklığı hissettim. Ancak uzun mekan betimlemeleri, yan karakterleri bir hayli detaylı anlatması beni fazlaca sıktı ne yazık ki. Bazen ana karakter nerede, ona ne oldu diye düşünüp durduğum, hikayenin koptuğu zamanlar oldu bende, detaylar arasında kaldığımı hissettim, sıkıldım.

Ölü Canlar'da karakterimiz Çiçikov çiftlik çiftlik gezerek sahiplerinden ölü canlar satın almaktadır. Başlarda bu durum çok fazla ilgimi çekti, bende merak uyandırdı, açıklığa kavuşacak diye heyecanla bekledim. Çiçikov'un hayatının anlatıldığı bölümde öğreneceğimi düşünüyordum ancak okuduklarım beni tatmin etmedi. Hiçbir işte başarı sağlayamayan Çiçikov bir de bu işi deniyordu yalnızca. Bu konu üzerinden Gogol dönemin Rusya'sının toplum düzenini yansıtmış. Gezilen her çiftlikteki karakterlerle köylüye, toprak sahiplerine, memurlara, eleştirilerde bulunmuş.

Beni kitapta en çok etkileyen yer Gogol'un hayatından bahsedildiği "İkinci Ciltten Önce" bölümü oldu. Gogol'u tanıdım ve öğrendiklerim beni şaşırttı. Manik depresif psikozu olan Gogol yaşadığı bir kriz sonucu üzerinde on yıl çalıştığı Ölü Canlar'ın ikinci cildini ateşe atıyor. Böylece yaşamının anlamı da yok olup gidiyor ve bu durum özkıyım ile sonuçlanıyor. Bu hikaye beni çok fazla etkiledi. Bazen bazı kitaplara hazır olamıyoruz; Ölü Canlar'da bu durum geçerliydi benim için. İlerleyen yıllarda tekrar okusam belki farklı tatlar alırım farklı şeyler hissederim diye düşünüyorum. Ölü Canlar ilgimi çekemese de Gogol bunu sağlamayı başardı. Kendisi hakkında araştırma yapıp başka kitaplarını da okumayı düşünüyorum. Keyifli okumalar.
335 syf.
·7 günde·Beğendi·9/10
Ölü Canlar'ı Puşkin'in tavsiyesi üzerine yazdığını öğrendiğim yazara iyi ki yazmışsın demek istiyorum.
Araştırdığım bilgilere göre çok sevdiği Puşkin'in ölümüyle sıkıntılı dönemlere girmiş, Ölü Canlar'ın yazdığı diğer ciltlerini yakmıştır. Bir rivayete göre de dönem için dile getirdikleri, üzerinde büyük bir baskı yaratmış ve eserlerini yayınlamadan yok etmek durumunda kalmıştır.

Elimde ki baskının eski olması sebebiyle biraz zor okudum ve bu durum sıkıntı yaratsa da kitaba bayıldım.
Anlatım tarzı tamamen farklı, dönemini düşünürsek yazar fazlasıyla cesur. Özellikle okuyucuyla konuşurmuş hissi yarattığı bölümleri inanılmaz severek okudum. Bu yönüyle kendimi sohbet havası içinde buldum.
Kahraman hakkında yargılara varırken insana kendini de yargılattırıyor usta yazar.

Kitap...Rus toplum yapısını anlatırken; hilekarlığı, yalanları, düzenbazlıkları, devletin olumsuz yönlerini, yönetimin çürümüşlüğünü sert bir dille eleştirip gözler önüne seriyor.

Herşey mi olumsuz? Elbette değil, eser ile Rus toplumunun kültür yapısını, misafirperver oluşunu da görebilirsiniz.

Gelelim kahramanımıza, Pavel İvanoviç Çiçikof.
Bir çok devlet memurlukların da çalışan Çiçikof sonunda kendini ölü köleleri satın alırken bulur. Onun bu yola başvurması, gezdiği köyler, tanıştığı insanlar ve hikayeleri arasında kaybolacaksınız. Tarihi bir geziye, kültür araştırmasına evet diyorsanız bu ileri görüşlü naif yazarı okumanızı tavsiye ederim.
Çocuklarını terbiye edecek baba önce kendisi görevlerini yerine getiren biri olmalı.
Nikolay Vasilyeviç Gogol
Sayfa 322 - İskele Yayınları
Hayatımız nedir? Çilelerle, dertlerle dolu bir vadi... Dünya nedir? Bir hissiz insanlar kalabalığı...
Nikolay Vasilyeviç Gogol
Sayfa 182 - Boyut Yayıncılık
"Hayat nedir? Acılar vadisi. Dünya nedir? Hissiz insan kalabalığı."
Nikolay Vasilyeviç Gogol
Sayfa 193 - İş Bankası Yayınları, çeviri - Mazlum BEYHAN
Yaşıyorsunuz, ama bunun yararı ne?
Ölüden ne farkınız var?
Nikolay Vasilyeviç Gogol
Sayfa 165 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları 10.Basım
İnsanların uğrunda birbirlerini yedikleri her şey bir yana bırakılmadıkça,ruh zenginliğine kıymet verilmedikçe bu dünyada da zengin olunmaz.Beden ruhun yerini tutmaz.Doğru yolu bulmak için ölü canları değil,kendi canlı ruhunuzu düşünerek başka bir yolu:Tanrı yolunu seçin...
Nikolay Vasilyeviç Gogol
Sayfa 338 - İskele Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ölü Canlar
Baskı tarihi:
1 Ocak 2012
Sayfa sayısı:
421
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759088040
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Akvaryum Yayınları
N kentinin il merkezindeki otellerden birinin avlu kapısı, oldukça güzel, küçücük yaylı bir arabaya; bekarların, komutanların ve emekliye ayrılmış yüzbaşıların, yüz canlı çift çubuk sahiplerinin, kısacası orta halli bütün insanların kullandıkları arabalardan birine açıldı. Araba ne güzel ne çirkin ne şişman ne zayıf ne genç ne de yaşlı denemeyecek bir bey tarafından kiralanmıştı. Onun kente gelişi, kimsenin umurunda olmadı. Sadece, otelciğin karşısındaki bir meyhanenin kapısının önünde duran halktan iki adam, yolcudan çok araba üzerine biraz konuştular.

''Şuna bak! Ne tekerlekler!'' dedi biri. ''Sence bu tekerlekler Moskova'ya kadar gider mi?''

''Elbette! Hem de nasıl gider.'' dedi diğeri.
(Kitabın İçinden) .

Kitabı okuyanlar 5.877 okur

  • Elaziz23
  • Mehmet Gülpınar
  • Gülse
  • Esra Güzel
  • Perihan
  • İgnis Fluis
  • İbrahim Durak
  • ...aysinin kitaplığı
  • Murat
  • macit

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0.1 (1)
9
%0.1 (1)
8
%0.2 (2)
7
%0.2 (2)
6
%0.1 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları