·
Okunma
·
Beğeni
·
13.789
Gösterim
Adı:
Prens
Alt başlık:
Mini Kitap
Baskı tarihi:
3 Ağustos 2017
Sayfa sayısı:
355
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750734700
Çeviri:
Kemal Atakay
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
“İnsanın, tuzakları fark etmek için tilki, kurtları korkutup kaçırmak için de aslan olması gerekir.”


-Niccolo Machiavelli-


Niccolò Machiavelli’nin ölümünden beş yıl sonra yayımlanan eseri Prens, o tarihten günümüze kadar devam eden bir tartışmayı başlatmıştır. Prens, devlet yönetiminde amaca ulaşmak için her yolun geçerli olduğunu savunan bir elkitabı mıydı, yoksa devletin ve iktidarın gerçek doğası üstüne felsefi ve siyasal bir başyapıt mı? Prens, kimilerince “şeytanın kitabı” olarak nitelendi kimilerince de gerçekçi siyaset kuramının bir başyapıtı olarak. Ama kesin olan bir şey var ki, devlet yönetme sanatının en temel kaynaklarından birini oluşturdu. Prens, özlü anlatımı, etkileyici imgeleri ve gerek çağdaşları gerek sonraki kuşaklarca harfi harfine yorumlanan kimi özdeyişlerinin pervasızlığıyla çok daha büyük ün kazandı.


Yalnızca siyasal içeriğiyle değil, edebî üslubuyla da klasik edebiyatın ölümsüz metinleri arasına giren bu benzersiz eseri, yazar ve kitap üstüne kapsamlı bir inceleme ve açıklayıcı notlar eşliğinde sunuyoruz.
Niccolo Machiavelli, Prens kitabını yazdığı dönem "ahlaksızlıkla" suçlanmıştır. Okuyan çoğu insan da bunu düşünebilir. Çünkü siyasetle ilgili "zafere giden yolda her şey mübahtır" mantığını savunuyor. Bu ahlaksızlık ve bencilce geliyor ama siyasetin veya iktidarın yegane ahlakı iktidarda kalmak ve bunun devamını sağlamaktır görüşünde. Çoğu siyasetçinin başucu olabilecek nitelikte bir kitap. Makyevelizmi daha iyi anlayabilmek için bu kitabı okumak istedim. Ama çok daha fazlasını bulduğumu düşünüyorum. Tavsiye ederim.
Kitap, Machiavelli'nin dönemin prensine hitaben yazdığı ve rapor niteliğinde bir eser.
Eserinde prens nedir, kaç tip prenslik vardır, bunların artı ve eksi tarafları nedir sorularından başlayarak bir prensin dikkat etmesi gerekenler, taşıması gereken özellikler ile kaçınması gereken tüm davranışlar açıklanmış.
Öncelikle eserin dilinden başlayayım... Eserin giriş bölümünde Machiavelli'nin de belirttiği gibi bu edebi bir eser değil ve sadece içeriği ile eserin değer görmesi için çok basit ve yalın bir dille yazılmış bir kitap.
İçeriğine gelecek olursak.. Her ne kadar "prenslerin el kitabı" tarzında olsa da aslında hem günümüz politikacıları için hem iş yerlerinde büyük ya da küçük gruplarda insan yöneten kişiler için hem de kişisel sosyal ilişkilerimizde kullanmak üzere çok güzel tüyolar mevcut. Etik anlamda pek çok noktada sorgulamaya açık bir kitap çünkü "başarıya giden yolda her yol mübah" ifadesi var. Ancak günümüzde yazılmış olan kişisel gelişim kitaplarından daha dürüst geldi bana. Çünkü günümüz kişisel gelişim kitapları toz pembe bir dünyayı baz alarak "iyi düşünün iyi olur" mesajı verirken çok da gerçekçi olmuyorlar. Öte yandan Prens, gayet kurtlar sofrası bir dünyada nasıl başarı olunabileceğini oldukça gerçekçi resmetmiş.
Bu önerileri yaparken de o dönemin (ve daha öncesinin) tarihi olaylarından da çokça faydalanmış. Tarih kitaplarında gördüğümüz "Fransa savaşı kazandı" gibi bir ibarenin altını doldurarak hangi ortamda neleri iyi yaparak bu galibiyeti elde ettiğini aktarmış. Bu bağlamda da aşarılı bir araştırma ve inceleme eseridir diyebiliriz.
Kitaba dair beni rahatsız eden tek bir nokta oldu o da "kadın" ifadesinin hakaret olarak kullanılması. Prenslerin "kadınsı özellik" taşımamaları konusunda çokça uyarı var. Ayrıca kitabın sonlarındaki "talih kadına benzer, gerekirse sopayla kontrol edilmeli" cümlesi tahammül sınırlarımı zorladı. Ancak 1500lü yılların kadın ve insan haklarıyla bugünün bilinci farklı... Dolayısıyla bu kitabı da öyle kabul ettim :)
Makyavelist düşüncenin kaynağı, 500 yıldır tartışılan ve halen malesef uygulanan fikirlerin bulunduğu kitap yazarın ölümünden 5 yıl sonra yayınlanmış(1532). O zamanlarda Floransa’da iktidarı eline geçiren Medicini’lere bir nevi yaranmak için yazılmıştır, zira yazarda erdem ve fazilet izine rastlamadığımdan hiç de yadırgamadım.

Yazara göre hükümdarın hükümdarlığını kazanması ve sürdürebilmesi için yapması gerekenler, karanlık ve ilkel ortaçağ düşüncesine göre sıralanmıştır. Bu gün de cahil halkların yönetiminde kullanılan bu yöntemler aslında çok basittir, şöyle ki: Güçe ulaşmak için her yol mübahtır, dini kullan ve en dindarı gibi görün, kahraman gibi görünmek için efsaneler uydur, düşmanlar besle sonra da yok et, herşeyi halk için yapıyormuş gibi görün ama kendin ve gücün için yap vs. ( Ne kadar tanıdık değil mi? )

Avrupa; yazarın çağında paramparça olmuştu, irili ufaklı derebeylikleri ve ülkelerden oluşuyordu. Rönesansla başlayan aydınlanma, çeşitli sanayi ve özgürlük devrimleriyle gelişerek demokrasi ve özgürlüklerin yaşandığı, insan haklarına saygılı ülkelerini doğurdu ve birleşme yoluna gitti. Bu gün ironik bir biçimde gelişmiş batı medeniyetlerini eleştiren yobaz doğululardan bir çoğu batıya yerleşmek ve orada yaşamak için her şeyi göze alıyor. Eğer yazar haklı olsaydı bu şekilde olur muydu?

Yazarın bahsettikleri cahil ve ilkel insanın yönetimi için gerekli kuramlardır. Asıl mesele halkın devlet için var olmadığı tam tersine devletin halk için olduğu, demokratik, insan haklarına saygılı ve hümanist bir yönetim şekli geliştirebilmek ve bu yolda çözüm yolları bulabilmektir. İlkel yönetim şekillerini birebir yaşıyor ve kötülüklerini her gün görüyoruz zaten.
Devrine göre muazzam bir eser.Yazar o kadar kanıtlayıcı ki makyavelizm gibi bir düşünceyi ortaya atıp temellendirmiştir.Hala da etkisi altında kalanlar vardır.(rte) Devleti yöneten prensin duygularına kapılmadan ve acıma duygularını bir kenara bırakarak devleti yönetmesi gerektiğini belirtmiştir. Gerektiğinde bir insanın devlet tarafından öldürülmesinin çok daha fazla insanın yaşamasını sağlayacağını belirterek prense öğütler vermektedir. Temelinde bu görüşlere paralel olarak başka bir bakış açısı da "Amaca ulaşmak için her türlü araca başvurmanın uygun olduğu." savıdır.
1990 da MFÖ tarafından seslendirilen Ali Desidero şarkısında ismi ismi geçen Machiavelli ,Siyasete giren herkesin ve iktidar sahiplerinin gücünü korumak için başvurduğu ve mutlaka okuduğu siyasi bir inceleme kitabı.Bana göre çok anlamlı bir sözünü hatırlatmak isterim;
Eğer bir millet iktidarda bulunan kişilerin şerefsizliğini , alçaklığını, hırsızlığını, yalnızca kendi siyasi görüşünden olduğu için görmezden geliyorsa, o millet erdemini yitirmiştir . Erdemini yitiren millet bir gün vatanını yitirir .
Ahlâki hayalcilik ile hakikatin acı fakat bariz durumuna yönelik bir pusula olma görevi üstlenen Prens, müellifi Niccolò Machiavelli’nin Lorenzo de Medici’ye sunduğu hacimli eseridir. On beşinci yüzyıl sonları ile on altıncı yüzyıl başlarında Floransa kent devletinin ikinci dereceden diplomatı olan fakat Papalık ile Fransa arasındaki rekabette Floransa’nın kaybeden tarafa oynaması sonucunda bakanlık konumunu kaybeden Machiavelli’nin bu eseri, açıktan iktidara oynama hevesi olarak algılanır. Machiavelli, 1512 tarihli Prens’te aynı anda hem ahlâki kaygıları bir tarafa bırakıp hedefe odaklanmayı vazeden duruşuyla siyasi mecrada kirli ellerin meşruluğuna cevaz veriyor hem de Lorenzo de Medici’nin şahsında tüm iktidar mekanizmalarına Nihilist prens karakterini idealize ediyordu. Onun bu girişimi kendisine bir yandan ilkesiz, entrikacı, düzenbaz gibi yaftalamalar kazandırıyor, diğer yandan da olması gereken ile olan arasındaki ince çizgiyi berraklaştırmayı başaran realist kimlik atfediyordu.

İktidarı ele geçirmenin değil, daha çok onu elde tutma marifetinin tavsiyelerini içeren Prens, yirmi altı bölümden oluşur. Her bir bölümün toplamda hale etkisi yarattığı eserin 1-11. bölümleri farklı prenslik türlerine yönelik incelemeleri içerir ve bu esnada incelenen prensliklerin başarılarının talihten ziyade fırsatları avantaja çevirmelerine dayandığı anlatılır. 12-14. bölümler, Prens’in orduları tanımlama gayretine giriştiği fakat bunu yaparken savaş merkezli değil, ordu gücünün salt işlevsel -hatta açık şekilde pragmatist- muhtevasına yönelik tanım ve tavsiyeler barındırır. Bu bölümler, paralı ordu, -destek kuvvet olması noktasında- yardımcı ordu ve temelde kıvrak savaş pratiğine maruf prens/prensliklerden örneklerle eserin genel maksadından kısmen bağımsız noktaları içerir. 15. bölüm, devamındaki dokuz bölüm ile birlikte, tarihin Prens’e acımasızca davranmasına sebebiyet verecek içeriği taşır. Bu bölümlerde, o ana değin nispeten tanımlama ve ‘olanı ortaya koyma’ güdümünde ilerleyen eser, yirmi dördüncü bölüme kadar soluksuz bir ‘olması gereken’ tipolojisi sunmaya başlar.

Her bir bölümün temelde neleri içerdiğine yönelik etraflıca analizlere ve tartışmalara tekrar döneceğim, fakat 15-24. bölümlerin politikayı ahlâktan koparmaya yönelik girişimi oldukça önemlidir. Bu girişim, tereddüt edilmeksizin soyunulan ve nihayetinde çok uzun yıllar boyunca gölgesinde yaşanan Hıristiyan etiğinin, Pagan Roma’nın kamusal etiği karşısında aldığı mağlubiyet yetmezmiş gibi, onu içselleştirmeye ve kabullenmeye yönelik radikal bir girişimdir. Bu bölümlerin önemi, yurttaşların ülkelerine hizmet etmeleri söz konusu olduğunda inançlarını –alenen ruhlarını- satmayı normal gören ifadeleri ve hiç olmazsa bu vazgeçişten dolayı üzüntü duyması beklenen Machiavelli’nin ortada herhangi bir trajik durum göremediğini söylemesiyle ikiye katlanır. Her ne kadar Rousseau bu ifadelerin Machiavelcilere yönelik açık bir yergi olduğunu düşünüp aynı fikirde olmasa da, zannımca bu bölümler tam da ideal Machiavelci karakteri inşa eder. Kim bilir, belki de Prens’i Hitler’in başucu kitabı yapan da tam olarak bu görüşlerdir.
Eserin 24. bölümüne gelindiğinde, takip eden 25. bölümle birlikte gelinen noktaların İtalya’ya uyarlaması başlar. Önceki bölümlerde eteğindeki taşları döken Machiavelli’nin Prens’i, hızını tekrar alçak tutarak prenslerin yaptıkları hataları ortaya koyar ve bundan alınması gerekilen derslerin geride bırakılan yirmi dört bölümde barındığını ima eder. Bu ortaya koyuş bir kronolojik düzlem üzerinde gerçekleşmez, aksine ilk on bir bölümde çerçevesi çizilen ideal yöneticinin İncil’deki metaforik anlatımlarla da desteklenen kurtarıcı olduğu yönündeki bildik söylemi tekrar eder. Diğer yandan ilk on bir bölümde ortaya çıkmayan kurtarıcı aktör, yirmi altıncı bölümde Medici ailesi olarak ilan edilir. Bu ilan ediş, doğru uygulanan şiddet ile yanlış uygulanan gaddarlığı birbirinden ayırabilme yeteneğine sahip olduğu söylenen Medici ailesine bir de şiddetin ekonomik kullanım tekelini de bağışlar. Tüm bunlar, Prens’in şiddet içeren araçları kullanmayı dikte eden ve bu vesileyle siyaset biliminin meşum sonuçlarıyla yüzlememizin arasına mesafe koyan tutumunun da delilidir. Bu deliller paradoksal şekilde hem ‘eli kanlı Machiavelli’ olmayı hem de kimsenin Machiavelli’den daha az Machiavelci olamayacağını da beraberinde getirir. Bu durum ahlâki değerlerin olmaması gerekliliğine yönelik eleştirilere karşı bir itirazı barındırırken göz ardı edilemeyecek bir de ‘’ama’’ taşır. Kırılmayı oluşturan da budur.

Kırılmanın ana hatları Prens’in açıkça iktidarda kim oturuyorsa ona öğüt vermeye soyunma girişimiyle, o ana değin tarihsel süreçte yaşanmış olan taht kavgalarının Prens’i haklı çıkarmış olması arasındaki gidiş gelişlerden doğar. İlk on bir bölüm, farklı birçok prensliklerin olduğunun izahına girişirken prenslere amaçları konusunda çok az şey söyler. Onun mottosu, daha çok amaca yönelik araçlar üzerinde yoğunlaşır. Ona göre soydan geçme prenslikler, karma prenslikler, yardımcı kuvvet ve/veya hasbelkader kazanılan prenslikler, sivil prenslikler ve kilise prenslikleri gibi birçok prenslik vardır ve üzerinde mürekkep akıtılmaya değer olanlar, güç tekelini yerinde ve tek seferde kullanmayı başarıp otoriter hükümranlığı sağlayabilenlerdir. Açıkça söylediği şey, şiddeti yerli yerince kullanmayı beceremeyen iktidarların ellerini silahlarından –kılıçlarından- hiç çekmemek zorunda olacakları, dolayısıyla sürekli bir tedirginlik içerisinde kalacaklarıdır. Soydan geçme ve kilise prensliklerinin sırtlarını yasladığı bir geçmiş bağın varlığıyla rahat bir nefes aldığı gerçeğini ıskalamayan Machiavelci Prens, kendi gaddarlığını imal etmeyen diğer prensliklerin ise er ya da geç “aslan ve tilki” olmayı başaran prenslikler tarafından lağvedileceğini vurgular. Burada Prens’in argümanları da dikkat çekicidir zira onun prenslere atfettiği ‘aslan’ ve ‘tilki’ benzetmeleri kadar kutsal kitaptaki Musa örneği de takdire şayandır. Aslan, kendisini herhangi bir tuzaktan koruyamaz, bununla birlikte tilki de kurttan sıyrılma noktasında maharetsizdir. Gereken hamle, yerine göre aslan olmak, gerektiğinde ise tilki olmakta saklıdır. Bu tarz bir argümanın Musa örneği ile desteklenmesi de ilginçtir zira Tanrısal kudretle desteklenen ve ahlâki söylemin aktörü olan Musa’nın da kendisine inanmayanlar üzerinde yer yer başvurduğu silahlı mücadele tarzı, Prens’in şiddet kullanma kılavuzluğuna da önayak oluşturur. Takip eden bölümlerde ordu ve şiddet arasındaki bağı ölçülü tutan Prens’in, şiddeti sivillere, yurttaşlara yönelik uygulamanın da nefret kazandıracağını ve prenslere karşı ayaklanma ihtimalini kuvvetlendireceği iddiaları da onun bir yandan da olabildikçe gaddarlık karşıtı duruşunu temsil eder. Dolayısıyla Prens’in bütünü, bizi zorunlu olarak başka bir tartışma alanına dâhil eder: hangi araç, hangi amaçlara yönelik ne tür bir kullanım ile “meşru” olur?

Bu tarz bir tartışmaya girişmek ile Prens’i, dolayısıyla Machiavelci duruşu sorgu masasına oturtup hiçbir soru sormadan, yalnızca ondan kendisini anlatmasını beklemek aynı anlama gelir. Çünkü başlangıçta da ifade ettiğimiz gibi Prens’in kendisini iktidara yakınlaştırma girişimi ile yazıldığı ve bu girişimlerin kapsamına her türlü şiddet ve mezalim tavrı, ölçüsüzlüğü dâhil ettiği açık olsa da onun tuttuğu yolun şiddeti uygulamak değil, uygulamak zorunda kalma durumunda nasıl bir ölçü tutturulması gerekliliğine yönelik araçsallığı kapsadığı da apaçıktır. Benzer şekilde, söylendiği gibi Prens’in ürküntü veren içeriği onun siyasal portresinin esaslarını oluşturuyor olsaydı, uzun yıllar boyunca ülkesinin iki numaralı diplomatı görevinin de bu şiddet üzerinde yürütülüyor olması beklenirdi. Oysaki tarih, talihi dışlayarak gerçeklerle yüzleşmeyi gerektirince, Prens’in de çizgisi iktidarı elde tutma metotlarını deşifre etmek ve cumhuriyetçi rejimlerin bile önünde sonunda iktidarı elde tutma yoluna başvuracakları gerçeğini çırılçıplak ortaya koymaya doğru evirilmiştir. Cumhuriyet gibi farklı aktörlerin uzlaşı ile yönetimde pay sahibi olmayı önceleyen rejimlerin bile kirli eller sorunsalına dâhil edildiği bu yeni iddia, kendi içerisinde haklılıklar taşıyor olsa da iktidarı elde tutmak için kullanılan araçların şiddeti içselleştirip ahlâkçılığı dışlamayı gerektirmesi ile yeni bir çıkmazı da doğuruyor: iktidarı sürdürmek için başvurulan yöntemler terörizmi gerektiriyorsa, ‘terör’ yaftalamasını nasıl izah edeceğiz? Her başarı kendi haklılığını doğuruyorsa –ki bu Prens’in iddiasıdır- sansasyonel eylemler ile başarı elde eden grupların damgalanmasını ve sapma eğiliminde olduklarına yönelik güncel ithamları nereye bırakacağız? Elbette bu sorular havada kalmaya adaydır ancak zorlama bir gayret ile Prens bu engellerin arasından da kıvrak manevralar ile sıyrılmayı başarır. Onun manevrası, kötü insanların kötülüğü öğrenmek gibi bir kaygı taşımadıklarını, içsel dünyalarında bunun yeterince var olduğu üzerine şekillenirken, siyasetin iyi amaçları bazen kötü araçlarla elde ettiği gerçeğini ispat etmesiyle iyice kıvraklık kazanır.

Galip bir prense ithaf edilmekle başlayan serüven, bugün Machiavelli’yi ve Prens’i siyasal sosyolojik alanda nerede konumlandırmak gerektiğine dair muammayı taptaze tutmayı sürdürürken itiraf edilmeyi bekleyen gerçeklerle de burun buruna getirir. Prens, siyasetin farklı uzlaşılar gerektirdiğini ilan ederken bu uzlaşılara o güne değin eklenmemiş ahlâki değerleri pasifleştirip demi yumruğu bilemeyi ekleyerek bir bakıma bilmeye de cüret etmiş oldu. Ne yazık ki onun bu cüreti, kendisine aynı zamanda şöhreti ve kötü talihi bir arada kazandıran bir girişim olmayı da ihmal etmedi.
Prens bir politik analiz kitabıdır.Machiavelli bir prensin gözünde siyaset askeri konulara değiniyor. Dikkatli baktığımızda günümüzde ışık tutan fikirleri uygulanacak tavsiyeleri var. Askerlerin yabancı olmaması ,yardımcı birliklerin alınması vs zamanında önlemi alınmayan sorunların hastalık gibi git gide daha çok ağırlaştığı gibi örneklerini mantıklı buldum.
16. yüzyıl başlarında yazılmış Hükümdar(Il Principe) kitabı tarihçi, yazar ve bir devlet adamı olan Machiavelli’nin çöküşte olan İtalya’yı kurtarmak için çözüm yolları arayışını ve bu arayışta elde ettiği bulguları düzenli ve kurgusal biçimde anlatımını konu alıyor.

Kitapla ilgili yazımız : http://1cay1kitap.com/hukumdar/
Machiavelli'i ilk duyduğumda çok ilgimi çekmişti bi kaç cümlesi. İlgi neticesinde okudum kitabı. İyiki de okumuşum, keşke bütün meclise zorunlu olarak okutsalar.
Machiavelli tarihsel bir analiz çerçevesinde prensin yapması ve yapmaması gereken, ona yardımcı olabilecek konulara değinmiş. Genel olarak "ahlaklı olmanın" bir prensle özdeşleşmemesi gerektiğini, kamusal ve özel ayrımına dikkat çekmiş.
Yazıldığı döneme bakıldığında aslında Machiavelli'nin çağın ötesinde bir modernlik anlayışına sahip olduğu söylenebilir. Kitaptaki çoğu konunun tarihteki örnekleriyle karşılaştığımız gibi günümüzde benzerlik gösteren örneklerine de çok fazla rastlamakta olduğumuzu düşünüyorum. Bu da aslında kitabın evrensel bir nitelikte olduğunun en önemli göstergelerinden biri. Siyasete birazcık ilginiz varsa okumanızı tavsiye ederim
(Bir de tanıtımında Machiavelli'den yaklaşık 350 yıl önce yaşamış Arap düşünür İbn Zafer'in adil hükümdar adlı kitabıyla benzerlikler gösterdiği yazıyor. Ona da bir bakmak gerek)
Öncelikle kitabı okumamda tavsiyesi bulunan Mithril / Mr Mercedes ‘ e teşekkür ederim. Hemen şunu da belirteyim. Prens ile Hükümdar aynı kitaplar. Sadece isimler ve yayın evleri farklı.

Kitap ile ilgili o kadar iyi incelemeler var ki; öylesine güzel tespitler yapılmış çok iyi. Yorum yapan tüm arkadaşların ellerine sağlık.

Şöyle bir durum çıkmış ortaya. Kitabı beğenen de var; beğenmeyen de. Tabi ki de bu çok normal diyebilirsiniz. Bu kararlardaki en büyük etken “ her yolu mübah “ kabul etmesi sanırım. Benim aralardan cımbızladıklarıma geleyim.

Kitap kesinlikle yararlı bulunur ya da bulunmaz öncelikle siyasetçilere, devlet başkanlarına, kurumsal şirket çalışanlarına kısacası lider konumunda bulunan kimselere kesinlikle okutulmalı. Ha tabi bizler okuyamaz mıyız ? Elbette ki okuruz. Çünkü bir bakıma da kişisel gelişim kitabı da diyebiliriz.

İçeriğe gelecek olursam; kitap aslında bir inceleme kitabı gibi. Yazar geçmişte yaşanan olayları gerek kendi gözüyle gerekse örneklerle açıklayarak çözümlemiş. Siyasetin ve halkın analizini yapmış bir bakıma. Dönemin şartlarına göre bakarsak kesinlikle çok iyi bir eser. Ama şu an günümüze göre bakarsak bazı yönleriyle geçerliliğini korumakta ama genel kısmı bence çok yanlıştı. Çok acımasızca ya da çok çıkarcı geldi bana.

Hükümdar, Prens nasıl olur ? Nasıl olmalıdır ? bu soruları konu edinmiş yazar. O kadar çok bölümde bunları anlatmış ki en akılda kalıcıları: Orduya ilişkin görevler, Cömertlik ve Cimrilik, Sözlerinde nasıl durmalılar, Askeri birlik türleri ve bence en önemlisi Zalimlik ve Merhamet üstüne, Korkulan mı yoksa Sevilen mi olmalı bölümleriydi.

İlk kez okuduğum bir yazar oldu Machiavelli. Kolay bir dil. Edebi bir beklentiniz olmasın. İnceleme yazılarını sade bir dilde okuyacaksınız. Bazı düşünceleri aşırı faydacılık, bencillik, ( iktidar için her yol mübah ) düşünceleri doğru olmasa da genel anlamda yararlanılabilecek, siyasetçilerin sanırım başucu kitabı olan bir eser. Sizlere de tavsiye ederim.
Kesinlikle herkes okumalı, başucu kitabı.
Sadece siyasetçilerin değil herkesin okuyarak birşeyler alması gerekiyor. Niccola Machiavelli altın değerinde ki eseri.
Machiavelli, hükümdarın saltanatını nasıl sağlam temeller üzerine kurabileceğini, nasıl güçlü olacağını, nelere ve hangi durumlara dikkat etmesini gerektiğini gayet realist temeller üzerinde açıklamış. Etiği umursamaması yüzünden eleştirilse de Machiavelli görüşlerinde baştan sona kadar haklıdır.
İnsanlar o kadar safdildirler ve anın gereklerine öyle kölece boyun eğerler ki, aldatan kişi, her zaman aldatılmaya hazır birisini bulacaktır.
Devlette ortaya çıkan hastalıklar önceden görüldüklerinde çabuk iyileştirilirler; ama bu hastalıkların görülmesi ve herkesin görebileceği şekilde büyümelerine izin verilmesi durumunda, artık herhangi bir tedavi söz konusu olamaz.
Başkasının güçlenmesine neden olan kişi, kendi yıkımına yol açar; çünkü o güç, ya becerinin ya zor kullanmanın sonucudur ve güçlü hale gelmiş kişi için bu iki nitelik de kuşkuludur.
Özgür yaşamaya alışmış bir şehre egemen olup onu yok etmeyen kişi, o şehir tarafından yok edilmeyi bekleyebilir; çünkü böyle bir şehre, ayaklanmada, özgürlük ruhu ve eski düzen, her zaman sığınak olur; ne geçen sürenin uzunluğu ne yapılan iyilikler, özgürlük ruhunu ve eski düzeni unutturamaz.

Cumhuriyetlerde daha büyük bir canlılık, daha büyük bir nefret, daha fazla intikam arzusu vardır; insanlar eski özgürlüğünü unutmazlar, unutamazlar; öyle ki, en güvenilir yol bu cumhuriyetleri ortadan kaldırmak ya da gidip orada yaşamaktır.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Prens
Alt başlık:
Mini Kitap
Baskı tarihi:
3 Ağustos 2017
Sayfa sayısı:
355
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750734700
Çeviri:
Kemal Atakay
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
“İnsanın, tuzakları fark etmek için tilki, kurtları korkutup kaçırmak için de aslan olması gerekir.”


-Niccolo Machiavelli-


Niccolò Machiavelli’nin ölümünden beş yıl sonra yayımlanan eseri Prens, o tarihten günümüze kadar devam eden bir tartışmayı başlatmıştır. Prens, devlet yönetiminde amaca ulaşmak için her yolun geçerli olduğunu savunan bir elkitabı mıydı, yoksa devletin ve iktidarın gerçek doğası üstüne felsefi ve siyasal bir başyapıt mı? Prens, kimilerince “şeytanın kitabı” olarak nitelendi kimilerince de gerçekçi siyaset kuramının bir başyapıtı olarak. Ama kesin olan bir şey var ki, devlet yönetme sanatının en temel kaynaklarından birini oluşturdu. Prens, özlü anlatımı, etkileyici imgeleri ve gerek çağdaşları gerek sonraki kuşaklarca harfi harfine yorumlanan kimi özdeyişlerinin pervasızlığıyla çok daha büyük ün kazandı.


Yalnızca siyasal içeriğiyle değil, edebî üslubuyla da klasik edebiyatın ölümsüz metinleri arasına giren bu benzersiz eseri, yazar ve kitap üstüne kapsamlı bir inceleme ve açıklayıcı notlar eşliğinde sunuyoruz.

Kitabı okuyanlar 1.474 okur

  • Bir dost
  • Sabri Küçük
  • Asya

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0.2 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları