Adı:
Prens
Baskı tarihi:
2015
Sayfa sayısı:
112
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059197823
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yason Yayıncılık
Niccolo di Bernado dei Machiavelli (3 Mayıs 1469 - 21 Haziran 1527), tarih ve politika biliminin kurucusu sayılan Floransalı düşünür, devlet adamı, askeri stratejist, şair, oyun yazarı. İtalyan Rönesans hareketinin en önemli figürlerindendir. En ünlü eseri Prens´te, politik yazının tarihinde ilk kez iktidarın alınışı ve korunması gibi bir sorunu dinsel ya da ahlaki kaygıları dikkate almaksızın kendinde bir amaç olarak inceledi. Tüm yaşamı boyunca İtalya´nın birliği ideali için mücadele verdi. Fikirleri politik yazında olduğu gibi yaygın düşünüşte de giderek büsbütün olumsuz ve ilkesiz bir politik hırsın anlatımı olarak görüldü, "Makyavelizm" terimi bir düşünce sisteminden çok "amaç için her yolu mübah gören" politikacının tutumunu anlatan suçlayıcı bir sıfat haline geldi. Yine de Diderot, Rousseau, Fichte ve Hegel gibi büyük düşünürler Machiavelli düşüncesinin olumlu yönünü açığa çıkarmaya çalıştılar. Hegel´e göre "Machiavelli´nin gayesi, yani İtalya´nın bir devlet mertebesine çıkarılması, bu yazarın eserinde tiranlığın haklı gösterilmesinden ve muhteris bir despot için imal edilmiş altın yıldızlı bir aynadan başka bir şey görmeyen bütün görme özürlülerce anlaşılamadan kalmıştır." Hegel O´nun yöntemini şöyle özetler: "Kangren olmuş uzuvlar lavanta suyuyla iyileştirilemez." İtalyan komünist filozof Antonio Gramsci ise O´nu "erken gelmiş Jakoben" olarak tanımlar.
(Tanıtım Bülteninden)
128 syf.
Niccolo Machiavelli, Prens kitabını yazdığı dönem "ahlaksızlıkla" suçlanmıştır. Okuyan çoğu insan da bunu düşünebilir. Çünkü siyasetle ilgili "zafere giden yolda her şey mübahtır" mantığını savunuyor. Bu ahlaksızlık ve bencilce geliyor ama siyasetin veya iktidarın yegane ahlakı iktidarda kalmak ve bunun devamını sağlamaktır görüşünde. Çoğu siyasetçinin başucu olabilecek nitelikte bir kitap. Makyevelizmi daha iyi anlayabilmek için bu kitabı okumak istedim. Ama çok daha fazlasını bulduğumu düşünüyorum. Tavsiye ederim.
229 syf.
·18 günde·Beğendi·5/10
Bu kitapla ilgili söyleyebileceğim beğeni cümleleri en çok kitabın düzenleniş, yayına hazırlanış şekliyle ilgili. Günümüzde yayınevleri çok fazla kitap çıkarıyor, birçoğu çok fazla okunuyor. Ama çeviriler kötü değilse bile kitap ile ilgili bilgiler kitaplara eklenmiyor, kimilerine önsöz bile yazılmıyor, okurlara bir ön okuma kitapla ve yazarla ve dönemle ilgili ufak ipuçları vermek zahmetine girmiyor ne çevirmenler ne de yayına hazırlayanlar. Ön okuma metni hazırlayan yayınevlerinin kitaplarını ayrı ayrı çok seviyorum. Çünkü yalnızca ana metni okumak, altı çizili o büyülü cümleleri bulmamıza her zaman yetmiyor ve ufak yönlendirmeler bu konuda çok iş görüyor.

Kitap öncelikle kitabın çevirmeni Vahdi Hatay'ın önsözü ve ardından Fransızcaya çeviren Amelot de La Houssaye'in önsözü ile başlıyor.

Fransız tarihçi Houssaye önsözünde insanların genelde Makyavel'i okumadıklarını, okuyanların da birçoğunun onu anlamadığını söylüyor. Dinsiz olmadığını söylüyor, bunu savunabilecegini ama bundan çıkarı olanların bunu yapmasını tercih edeceğini söylüyor. Sonrasında Frederik buna karşılık: "Bir adam dünyaya cinayet ve zehirleme dersleri veriyor, mütercimi ise onun dindarlığını ağzına almaya kalkışıyor !" diyerek eleştiriyor. Kitap diziminde Makyavel'i savunan Houssaye ve Büyük Frederik'i onun ardına koyan okunması çoğalması gerektiğini söyleyen Voltaire'in önsözü ard arda. Sanki sırtlarını bu önsözlere dayamışlar gibi. Ayrıntılı bahsettim belki ama çok beğendim böyle olmasını. Bir şeyi eleştirisiyle birlikte okumak ikisi arasında git gel yaşamak gayet keyifli.

Frederik: " İnsanlığı mahvetmek isteyen bir canavara karşı onun savunmasını cesaretle üzerime alıyorum; panzehir hemen zehirin yanında olsun diye de eser hakkındaki düşüncelerimi Makyavel'in her bölümün sonuna ekledim." diyor gururla. Voltaire de bunu çevirmek ve herkese okutmak ile görevli görüyor kendini.

Ben de kitabı bölüm bölüm Makyavel ve çürütülme denemesi şeklinde okudum. Bu biraz zahmetli yorucu bir okuma oldu. Ama Frederik birebir yorum yaptığından böyle okumak şarttı.

Makyavel aslında hükümdarın nasıl olması gerektiğini anlatmıyor örnekler ile düşüncelerini temellendiriyor ve dayanak buluyor söyleyeceklerine. Kendisi hiç söylenmemiş, hiç yaşanmamış bir şeyi ortaya koyuyor değil. Kitabın başında verilmiş mektuba göre Makyavel bu kitabı Laurent Medicis'e hükümdarlıkta kolayca yükselsin ve orada kalabilsin diye yazmış.

Makyavel ile ilgili hep aynı eleştiriler yapılır, mübah kelimesi kesin kullanılır bu eleştirilerde , hiç kimse okuduğundan bahsetmez tanıtım yazılarından yararlanır genelde bu da beni hiç memnun bırakmaz.

Bence Makyavel'in yazdıklarının eleştirilmesinde ana sebep orantısız olması, hatta bir yöne yatmış bakış açısı. Çünkü Makyavel kendine belli düşünceler seçmiş onları destekleyecek örnekler bulmuş. Kötü örnekleri kötü adamlarla örnekleyerek iyi bir sonuca varmaya çalışmış. Makyavel yalnızca kendini kanıtlayacak olan kısımları almış kalanları yok saymış. Evet insan nankördür ama nankör olmayanlar da vardır, evet insan iki yüzlüdür ama dürüst olanları da vardır, evet insan en çok korkudan eğilir ama başkaldıran cesurlar da vardır. Zaten bu böyle olmasa dünya devrilirdi bir yana doğru, dünyayı dengede tutun bu zıtlıklar değil mi?

Makyavel'in anlatımını çok kuru buldum. Söylediklerine ikna etmek amaçlı verdiği örnekleri herhangi biri tamamen anlayamaz bence daha ayrıntılı aktarılsa herkes için anlam ifade ederdi. Sonra çok dar kapsamda kalmış, yönetimi yalnızca insanların kötü olduğu ve hükümdarların da kötü olması gerektiği düşüncesine göre inşa etmiş. Bu da onu sürekli zorba ve dinsiz olarak eleştirmelerine yol açmış. Verdiği örneklerin de öyle çok kapsamlı olduğu yok, mesela defalarca Borgia'dan bahsediyor. Aslına bakılırsa verdiği bu örnek kişilerin de sonu hep felaket olmuş. Sonrasında her sayfada yeni bir şey söylemediğinden sürekli tekrarlayan kalıplar sıkıyor insanı. Onu okuduğumda birçok hak verdiğim cümlesi oldu ama Frederik'i okuduğum zaman onun fikirlerinin ne kadar olgun ve kapsamlı olduğunu gördüm. Makyavel güzel cümleler kuruyor ama ilerisini çok da düşünmüyor. Ileriyi görme, başka varsayımlarda bulunma marifeti pek yok. Nasıl ki bu hükümdarlar için çok kötüdür diyor aynı şekilde kendi yazısı için de bir başarısızlık örneği.

Frederik'in Çürütme Denemesi çok daha zihin açıcı. Makyavel'in yazdıkları mantıklı gibi gelecekken Frederik onun söylediklerini yerle bir ediyor. Çok çok az bir yerde Makyavel'e katılsa da genelde her öğüdünü yanlışlıyor. Frederik akıl verebilecek kadar yetkin en azından Makyavel'e kıyasla ancak o da eleştirme işini öylesine abartmış ki bir zaman sonra sıkıcı olmuş. Çünkü 100 sayfalık bir kitaba 150 sayfalık bir eleştiri yazmış. Düşünceleri hem fikir hem ahlak açısından her seferinde tekrar tekrar yorumlamış. Bir zaman sonra hükümdarla ilgili dediklerinde olduğu gibi ahlakla ilgili sözleri de sürekli tekrar ediyor. Bir çürütme tezi ancak bu kadar kitap yazarının kişiliğine indirgenebilirdi. Bu sebeple bir zaman sonra fikri bir şey katmamaya başlıyor. Metni okurken de fark edilen bir şey var ki o da Frederik sanki Makyavel'in karşısına geçmiş de onu azarlar gibi.

Çürütme Denemesi ile birlikte okuma yapmak hem doyurucu hem yorucuydu. Ancak yine söylemek isterim ki kitap hazırlanış şekli ile dolu doluydu. Ben çok iyi bir okuma yaptığımı hissediyorum.

İyi okumalar!
128 syf.
·3 günde·9/10
Kitap, Machiavelli'nin dönemin prensine hitaben yazdığı ve rapor niteliğinde bir eser.
Eserinde prens nedir, kaç tip prenslik vardır, bunların artı ve eksi tarafları nedir sorularından başlayarak bir prensin dikkat etmesi gerekenler, taşıması gereken özellikler ile kaçınması gereken tüm davranışlar açıklanmış.
Öncelikle eserin dilinden başlayayım... Eserin giriş bölümünde Machiavelli'nin de belirttiği gibi bu edebi bir eser değil ve sadece içeriği ile eserin değer görmesi için çok basit ve yalın bir dille yazılmış bir kitap.
İçeriğine gelecek olursak.. Her ne kadar "prenslerin el kitabı" tarzında olsa da aslında hem günümüz politikacıları için hem iş yerlerinde büyük ya da küçük gruplarda insan yöneten kişiler için hem de kişisel sosyal ilişkilerimizde kullanmak üzere çok güzel tüyolar mevcut. Etik anlamda pek çok noktada sorgulamaya açık bir kitap çünkü "başarıya giden yolda her yol mübah" ifadesi var. Ancak günümüzde yazılmış olan kişisel gelişim kitaplarından daha dürüst geldi bana. Çünkü günümüz kişisel gelişim kitapları toz pembe bir dünyayı baz alarak "iyi düşünün iyi olur" mesajı verirken çok da gerçekçi olmuyorlar. Öte yandan Prens, gayet kurtlar sofrası bir dünyada nasıl başarı olunabileceğini oldukça gerçekçi resmetmiş.
Bu önerileri yaparken de o dönemin (ve daha öncesinin) tarihi olaylarından da çokça faydalanmış. Tarih kitaplarında gördüğümüz "Fransa savaşı kazandı" gibi bir ibarenin altını doldurarak hangi ortamda neleri iyi yaparak bu galibiyeti elde ettiğini aktarmış. Bu bağlamda da aşarılı bir araştırma ve inceleme eseridir diyebiliriz.
Kitaba dair beni rahatsız eden tek bir nokta oldu o da "kadın" ifadesinin hakaret olarak kullanılması. Prenslerin "kadınsı özellik" taşımamaları konusunda çokça uyarı var. Ayrıca kitabın sonlarındaki "talih kadına benzer, gerekirse sopayla kontrol edilmeli" cümlesi tahammül sınırlarımı zorladı. Ancak 1500lü yılların kadın ve insan haklarıyla bugünün bilinci farklı... Dolayısıyla bu kitabı da öyle kabul ettim :)
150 syf.
·Beğendi·9/10
1990 da MFÖ tarafından seslendirilen Ali Desidero şarkısında ismi ismi geçen Machiavelli ,Siyasete giren herkesin ve iktidar sahiplerinin gücünü korumak için başvurduğu ve mutlaka okuduğu siyasi bir inceleme kitabı.Bana göre çok anlamlı bir sözünü hatırlatmak isterim;
Eğer bir millet iktidarda bulunan kişilerin şerefsizliğini , alçaklığını, hırsızlığını, yalnızca kendi siyasi görüşünden olduğu için görmezden geliyorsa, o millet erdemini yitirmiştir . Erdemini yitiren millet bir gün vatanını yitirir .
128 syf.
·5/10
Makyavelist düşüncenin kaynağı, 500 yıldır tartışılan ve halen malesef uygulanan fikirlerin bulunduğu kitap yazarın ölümünden 5 yıl sonra yayınlanmış(1532). O zamanlarda Floransa’da iktidarı eline geçiren Medicini’lere bir nevi yaranmak için yazılmıştır, zira yazarda erdem ve fazilet izine rastlamadığımdan hiç de yadırgamadım.

Yazara göre hükümdarın hükümdarlığını kazanması ve sürdürebilmesi için yapması gerekenler, karanlık ve ilkel ortaçağ düşüncesine göre sıralanmıştır. Bu gün de cahil halkların yönetiminde kullanılan bu yöntemler aslında çok basittir, şöyle ki: Güçe ulaşmak için her yol mübahtır, dini kullan ve en dindarı gibi görün, kahraman gibi görünmek için efsaneler uydur, düşmanlar besle sonra da yok et, herşeyi halk için yapıyormuş gibi görün ama kendin ve gücün için yap vs. ( Ne kadar tanıdık değil mi? )

Avrupa; yazarın çağında paramparça olmuştu, irili ufaklı derebeylikleri ve ülkelerden oluşuyordu. Rönesansla başlayan aydınlanma, çeşitli sanayi ve özgürlük devrimleriyle gelişerek demokrasi ve özgürlüklerin yaşandığı, insan haklarına saygılı ülkelerini doğurdu ve birleşme yoluna gitti. Bu gün ironik bir biçimde gelişmiş batı medeniyetlerini eleştiren yobaz doğululardan bir çoğu batıya yerleşmek ve orada yaşamak için her şeyi göze alıyor. Eğer yazar haklı olsaydı bu şekilde olur muydu?

Yazarın bahsettikleri cahil ve ilkel insanın yönetimi için gerekli kuramlardır. Asıl mesele halkın devlet için var olmadığı tam tersine devletin halk için olduğu, demokratik, insan haklarına saygılı ve hümanist bir yönetim şekli geliştirebilmek ve bu yolda çözüm yolları bulabilmektir. İlkel yönetim şekillerini birebir yaşıyor ve kötülüklerini her gün görüyoruz zaten.
112 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
İtalya’nın Floransa kentinde doğan Machiavelli Rönesans döneminde yaşamış ve siyasal alanda aktif görev almış birisi. Floransa'da yaşadığı bu dönemde İtalya, askerî ve siyasal açıdan oldukça kötü bir durumda.1494'te başlayıp 1559'a kadar devam eden 65 yıllık yoğun bir savaş dizisi var. Fransa ve İspanya'nın İtalya toprakları üzerinde işgali ve savaşı söz konusu. Bu güçlü devletlerin işgali yetmezmiş gibi özellikle Venedik Cumhuriyeti ve Roma Papalık Devleti başta olmak üzere İtalya içerisindeki diğer güçlerde birbirleriyle çatışma halindeler. Herkesin çıkarları doğrultusunda birbiriyle savaştığı ya da birbirini desteklediği bu siyasi bölünmüşlük ortamı beraberinde iktidar kavgalarını ve ekonomik olarak çökmüş bir toplumu da ortaya çıkarıyor. Machiavelli bu kargaşayı sona erdirecek ve İtalya'da birliği, bütünlüğü sağlayabilecek bir hükümdar arayışındadır. Bu hükümdarı Medici ailesinden Lorenzo olarak görmüş ve bu eseri 1513 yılında ona ithafen yazarak önerileri doğrultusunda İtalya'yı ayağa kaldırmasını beklemiştir. Eser içerisinde hem o dönemdeki güncel olaylardan hem de tarihteki Roma, Yunan imparatorları ve Büyük İskender gibi hükümdarlar üzerinden örnekler veriyor. Türklerin eyalet ve ordu yönetiminden övgüyle bahsediyor. Eserin bir bölümünde de Türklere kafir diyor; dinime söven Müslüman olsa.

Machiavelli'nin yaşadığı ve eserlerini yazmış olduğu tarihten bu yana beş yüz yıl geçmesine rağmen fikirleri, siyasi alanda hala güncelliğini koruyor. Demek ki insan ve insan yönetiminde pek de önemli değişiklikler yaşanmamış uzun yıllardır. Machiavelli devlet yönetimini ve bir hükümdarın nasıl özelliklere sahip olması gerektiğini çözmüş ve bu eserinde, başarılı bir idare için gerçekçi yaklaşımlarla stratejik çözüm önerileri sunmuş. İktidarın nasıl oluşturulup korunacağı, hükümdarın egemenliğini halkı üzerinde ve diğer devletler üzerinde nasıl sağlayabileceğini anlatıyor.

Kitabın yazıldığı dönem ve o dönemde yaşanan insanca olmayan olaylar düşünüldüğünde, Machiavelli'nin, demokrasi ve insan haklarından söz etmesi beklenmemeli. Günümüzde, sunduğu önerilerin onda birini yapan hükümdara rahatlıkla faşist, diktatör diyebiliriz. Fakat bu öneriler o çağın çerçevesinde değerlendirilmeli.

Güzel bir tarih ve siyaset bilimi kitabı olduğunu düşünüyorum. İyi okumalar...
128 syf.
·2 günde·9/10
Devrine göre muazzam bir eser.Yazar o kadar kanıtlayıcı ki makyavelizm gibi bir düşünceyi ortaya atıp temellendirmiştir.Hala da etkisi altında kalanlar vardır.(rte) Devleti yöneten prensin duygularına kapılmadan ve acıma duygularını bir kenara bırakarak devleti yönetmesi gerektiğini belirtmiştir. Gerektiğinde bir insanın devlet tarafından öldürülmesinin çok daha fazla insanın yaşamasını sağlayacağını belirterek prense öğütler vermektedir. Temelinde bu görüşlere paralel olarak başka bir bakış açısı da "Amaca ulaşmak için her türlü araca başvurmanın uygun olduğu." savıdır.
128 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
Kitap çekilişi yaptığım YouTube kanalımdaki inceleme videosu: https://youtu.be/x6louRaIaqw

Tarih ve politika biliminin kurucusu olarak gösterilen Florasanlı düşünür, şair, yazar ve devlet adamı olan Nikolo Machiavelli’nin 1513 yılında yazdığı Prens kitabı dönemin politikası üzerine yazılmış bir kitap. Prens yani hükümdar kişi kendi saltanatını ayakta tutabilmek için neler yapmalı, nasıl daha güçlü olmalı ve nasıl yönetmeli, bunun cevabını veren bir eser. 500 yıldan fazla bir süredir bu kitap politika hakkında yazılmış en önemli eser olarak kabul edilir ve içindeki birçok yöntem bugünkü yönetimler tarafından uygulanmaktadır. Özellikle etik, ahlak ve merhametin hükümdarda olmaması gerektiğini savunan bazı bölümler vardır ki bu sebeple kitap uzun bir süredir halen tartışılmaya devam ediyor. Kısacası Machiavelli hükümdarların saltanatının ayakta kalması için her yolun mübah olduğunu anlatıyor ki okuyanlara bu itici geliyor olsa da bunun günümüzde uygulanıyor olması gerçeğinden ne yazık ki kaçamıyoruz.
136 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Nıccolo Machıavelli Hükümdar 112 sayfalık bir kitap. Kısa olmasına karşın oldukça önemli bilgi ve tespitlere haiz bir kitap. 1500'lü yıllarda yazılmış olması nedeniyle o dönemin örnekleri ile dolu. Bu sebeple kitaptaki yaklaşım ve tespitleri günümüzdeki iktidarlar ile düşünmek doğru olacaktır.

Herkesin okuması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum. Siyaset kademesinin tümü en ufak mahalle temsilcisinden cumhurbaşkanına kadar olan herkes okumalı bu kitabı ki İdeal sisteme doğru önemli bir adım atılmış olsun.

İnsan-yönetici -devlet sarmalını açıklayıcı bilgiler mevcut. İdeal bir sistemin ipuçlarını görebilmek mümkün. Önemli yaklaşım ve tespitleri içinde barındırdığını söylemiştim. Hükümdarın iktidarını korumasını yolu halkının gönlünde yer edinmektir. Sık sık bu şekilde ifadeleri barındırıyor.

Günümüzde Ortadoğu'yu ve Ortadoğu'da halk ile yöntemler arasında yaşananları düşündüğümüzde ne kadar da doğru bir tespit olduğunu görüyoruz. Yine ekliyor Machıavelli, "Hükümdarından nefret eden halka destek olan dış güç hiç eksik olmaz" diye. Bugün Ortadoğu'da idareciler halk ile barışık olsa düşman bu ülkelere girebilir mi??

Hükümdarın çevresini kuşatan danışmanlar, yardımcılar ve bakanlar içinde bir kaç söz ediyor Machıavelli, "Hükümdarın seçtiği bakan hükümdarın akıllılığını gösterir" diyor. Yine ekliyor, "Hükümdar sorunları doğmaya başladığı andan itibaren görmelidir. Sorunlar herkes tarafından görünmeye başlanıldığında yapacak bir şey kalmaz." Bizde ise ateş evi sardığında ancak yangının çıktığını görüyoruz. Böyle olunca da hala daha kurumsal bir devlet işleyişine sahip olamıyoruz.
150 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10
Kitap dönemin yakın tarihini örnek göstererek hükümdara öğüt verme amacı güdülerek yazılmış muazzam bir eser.
Tarih ve hükmetme kısmını çıkardığınızda da bir kişinin öz eğitim kitabına bürünüyor.
Tekrar tekrar okunacak bir kitap.
İnsanlar o kadar safdildirler ve anın gereklerine öyle kölece boyun eğerler ki, aldatan kişi, her zaman aldatılmaya hazır birisini bulacaktır.
Başkasının güçlenmesine neden olan kişi, kendi yıkımına yol açar; çünkü o güç, ya becerinin ya zor kullanmanın sonucudur ve güçlü hale gelmiş kişi için bu iki nitelik de kuşkuludur.
Devlette ortaya çıkan hastalıklar önceden görüldüklerinde çabuk iyileştirilirler; ama bu hastalıkların görülmesi ve herkesin görebileceği şekilde büyümelerine izin verilmesi durumunda, artık herhangi bir tedavi söz konusu olamaz.
Özgür yaşamaya alışmış bir şehre egemen olup onu yok etmeyen kişi, o şehir tarafından yok edilmeyi bekleyebilir; çünkü böyle bir şehre, ayaklanmada, özgürlük ruhu ve eski düzen, her zaman sığınak olur; ne geçen sürenin uzunluğu ne yapılan iyilikler, özgürlük ruhunu ve eski düzeni unutturamaz.

Cumhuriyetlerde daha büyük bir canlılık, daha büyük bir nefret, daha fazla intikam arzusu vardır; insanlar eski özgürlüğünü unutmazlar, unutamazlar; öyle ki, en güvenilir yol bu cumhuriyetleri ortadan kaldırmak ya da gidip orada yaşamaktır.
Sevilmekten çok korkulmak daha güvenli olacaktır. Çünkü genel olarak söyleyebiliriz ki insanlar nankör, değişken, ikiyüzlü, korkak, açgözlüdür ve siz başarılı oldukça tamamen sizin tarafınızdadır.
Niccolo Machiavelli
Sayfa 82 - Felsefe Kulübü

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Prens
Baskı tarihi:
2015
Sayfa sayısı:
112
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059197823
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yason Yayıncılık
Niccolo di Bernado dei Machiavelli (3 Mayıs 1469 - 21 Haziran 1527), tarih ve politika biliminin kurucusu sayılan Floransalı düşünür, devlet adamı, askeri stratejist, şair, oyun yazarı. İtalyan Rönesans hareketinin en önemli figürlerindendir. En ünlü eseri Prens´te, politik yazının tarihinde ilk kez iktidarın alınışı ve korunması gibi bir sorunu dinsel ya da ahlaki kaygıları dikkate almaksızın kendinde bir amaç olarak inceledi. Tüm yaşamı boyunca İtalya´nın birliği ideali için mücadele verdi. Fikirleri politik yazında olduğu gibi yaygın düşünüşte de giderek büsbütün olumsuz ve ilkesiz bir politik hırsın anlatımı olarak görüldü, "Makyavelizm" terimi bir düşünce sisteminden çok "amaç için her yolu mübah gören" politikacının tutumunu anlatan suçlayıcı bir sıfat haline geldi. Yine de Diderot, Rousseau, Fichte ve Hegel gibi büyük düşünürler Machiavelli düşüncesinin olumlu yönünü açığa çıkarmaya çalıştılar. Hegel´e göre "Machiavelli´nin gayesi, yani İtalya´nın bir devlet mertebesine çıkarılması, bu yazarın eserinde tiranlığın haklı gösterilmesinden ve muhteris bir despot için imal edilmiş altın yıldızlı bir aynadan başka bir şey görmeyen bütün görme özürlülerce anlaşılamadan kalmıştır." Hegel O´nun yöntemini şöyle özetler: "Kangren olmuş uzuvlar lavanta suyuyla iyileştirilemez." İtalyan komünist filozof Antonio Gramsci ise O´nu "erken gelmiş Jakoben" olarak tanımlar.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 2.789 okur

  • Serenay Ulusoy

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0.1 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları