Adı:
Prens
Alt başlık:
Cep Boy
Baskı tarihi:
2016
Sayfa sayısı:
220
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753297783
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Oğlak Yayıncılık
Yazılışının üstünden beş yüzyıla yakın bir süre geçmesine karşın. Prens günümüzde de siyasal düşünce tarihinin en önemli kaynakları arasında yer almayı sürdürüyor. Bunun neden Prens’in, dünyanın dört bir yanındaki yöneticilere hükümet etme sanatının inceliklerini öğreten bir kitap olmasında yatar. Machiavelli dinin politika üzerindeki etkisi, düşmanlarla baş etmenin yolları, ittifakların güvenilirliği konusunda öğretici örnekleri verir.

Prens, çağımızın da en önemli çelişkilerinden birini gündeme getirir; doğru ya da yanlış kavramları yalnızca çıkarlarımızın ve gücümüzün bir yansıması mıdır, yoksa doğal ya da tanrısal düzenin nesnel bir sonucu mudur? Machiavelli’ye göre "adalet güçlüden yanadır." Politikacıların, yöneticilerin, üniversite öğrencilerinin başucu kitabı Prens’i İtalyanca aslından çeviren Rekin Teksoy, yazdığı kapsamlı bir önsözle, çeviride yer verdiği bol dipnotlarıyla ve kitaba eklediği sözlükle, okurun Machiavelli’yi ve Prens’in yazıldığı dönemi ayrıntılı bir biçimde tanıması amacını güttü.
128 syf.
·Puan vermedi·Ne Okusam'dan
Genel olarak ifade etmek gerekirse Machiavelli'nin Prens'i savaş ve barışta halk ve askerin nasıl yönetildiğini gösteren tarihi kişi ve olayları temel alan bilimsel bir incelemedir. Devlet yapılanması, yeni prensler ve miras yoluyla prens olanlar ve tahtlarının daha uzun ömürlü olabilmesi için neler yapıldığı hakkında tarihsel analizleri görüyoruz. Machiavelli ülkeler ve yöneticiler arasında kıyaslamalar ve istisnaları ortaya koyarak yönetim hakkında yol göstermek istemiş. Tabi böyle bir şey yaptığı için övülmüş mü? Elbette hayır. Hatta ciddi eleştirilere maruz kalmış. Kitabın basımı ancak ölümünden 5 yıl sonra gerçekleşebilmiş. Gerçi yol göstermek demişken bence prenslerin bütün kirli çamaşırlarını ortaya koymuşta diyebiliriz. Çünkü prens başta kalabilmek için her şeyi yapabilir.
Kitapta özellikle ilgimi çeken yerlere de değinmek istiyorum. Dalkavuklar hakkında yazılan kısma gelince aklıma istemsizce Shakespeare'in Othello'su geldi. Ah Othello bir dalkavuğun sözüne inanıp hem karına hem kendi canına nasıl kıydın. Böyle konuşma hakkını Iago denen dalkavuğa tanımasaydın. Keşke yanında bir danışmanın olsa ve sadece ona danışsaydın ve başkasının sözlerine kulak asmasaydın.
Tabi asıl dikkatimi çeken kısım istisnalardan örnek verileceği zaman gözüm hep bir Türk kelimesi aradı ve buldu da. Tarihte ülke yönetim yapımızı ele alması hoşuma gitti. Tabi Fransızlarla yaptığı kıyaslamada geç işgal edilip bir kez işgal edildikten sonra yıkılmamızın çok kolay olduğunu söylemesi aklıma KürŞad'ı getirdi. Elbette machiavelli o konudaki incelemesinde haklıydı ama Türk'ün özgürlüğe karşı duyduğu bağımlılık çok başka bir inceleme konusu olmalı.
160 syf.
·3 günde·8/10 puan
YouTube kitap kanalımda İtalyan Edebiyatı'na başlangıç yapabileceğiniz kitap önerilerimden bahsettim: https://youtu.be/nTxrw0TosEg

Bir prens kimdir ve bir kişinin prens olduğunu nasıl anlayabiliriz başlangıç setine hoşgeldiniz...

Bir prens ile karşı karşıya olduğunuzu anlayabilmeniz için neler gerektiğinden bahsedeceğim size. Öncelikle her türlü ahlak yasasının hiçe sayıldığı bir siyaset anlayışı içinde yaşamanız gerekiyor. Dürüstlükten yoksun bir siyaset ve siyasette amaca ulaşmak için her tür aracı meşru sayan görüşlerin içindeyseniz siz de kolaylıkla bir prens ile karşı karşıya olabilirsiniz. Bilinç maskelerinizi ve sorgulama dezenfektanlarınızı hazır tutun.

Bir prensin, israfı ve savurganlığı eleştirip, kocaman bir saray yapmış olması gerekir. Hatta ve hatta bir kişi “Bir tarafta açlık ve yoksulluk, bir tarafta şatafat varsa burada bir sorun var demektir” demişse o kişinin prens olma ihtimali çok fazladır. Prens dediğin açıklamalarında ve davranışlarında çelişkili olmalıdır. Bir gün dediğiyle diğer gün dediği tutmayabilir, bu da gayet doğaldır. Zira bir prens, kafasının içindekileri halkın tepkisi en az olacak şekilde söyleyebilmek durumundadır. Aksi takdirde iktidarı sarsılabilir. Çünkü önemli olan halkın esenliği değil, iktidar istikrarı ve kurulu hırsızlık düzeninin ne olursa olsun sürebilmesidir.

Bir prensin ve görevlilerinden birinin, kul hakkı yemiş olma ihtimali bu dünyada bulunan her şeyden çok daha fazladır. Karınlarını kul hakkıyla doyuranların, karınlarını alın teriyle doyuranları pek de önemsediği görülmemiştir. Hatta eğer sağlam bir işe girmek istiyorsan o saraylarda bir adamının olması gerekir. Zaten saraylar da dalkavuklarla doludur ve diploma ya da bilgiyle değil selam ve dua ile işe girebildiğin bir düzen içindesindir. Eğer çevrende bütün bunların olduğu bir sistem varsa, bir prens ile karşı karşıya olma ihtimalin çok yüksektir.

"Devlette ortaya çıkan hastalıklar önceden görüldüklerinde çabuk iyileştirilirler ama bu hastalıkların görülmemesi ve herkesin görebileceği şekilde büyümelerine izin verilmesi durumunda artık herhangi bir tedavi söz konusu olamaz." [s. 46]

Koronavirüsten tehlikeli olan hastalık nedir bilir misiniz? Onun adı devlet hastalığıdır. Peki bu devlet hastalığının belirtileri nedir derseniz, birkaçını sayayım... Eğer bir devlette ayakkabı kutuları, hırsızlık, ekmek yemekten çok kul hakkı yemek, diğer ülkelere verilen Everest'ten yüksek gözdağı, eskiden yanında kanka olduğun adamı şimdi terörist ilan etmek, polis şiddetini eleştirip iç güvenlik yasası çıkartmak, liyakatsizliği ülkenin her yanına homojen bir şekilde yaymak, insanların kimliğine değil oyların kimliğine önem vermek, ulaşılamayan köy okullarını değil ulaşılabilen saray elektriğini ve masraflarını daha çok düşünmek, örgütlerle bağlantılı adamlarla yan yana oturup örgütün dağa kaldırdığı otobüslere seyirci kalmak, zaten görevi olup da yapması gereken şeyleri ekstra bir şey yapmış gibi göstermek, halkı işsizlikten ve geçim sıkıntısından kırılıp can güvenliğinin peşindeyken çeşitli kanalların ihalesini yapmak, torunu iki parça olup çuval gibi dikilenler varken gamsız bir şekilde torununu kucağına alıp sevebilmek daha önemliyse o devlet hastalıklıdır.

Tedavisi artık söz konusu olmayan bir hastalıktan o bölgenin başında bir prens bulunduğunu anlayabilirsiniz. Bu hastalık, herkesin görebileceği ve işin acısı, pek çok kişinin göz yumacağı şekilde büyümesine izin verilmiş hastalıktır. Tabii çeşitli ülkelerin prensleriyle Machiavelli'nin prensi arasında bazı farklılıklar da vardır. Machiavelli geleneksel ahlak anlayışını reddedip laik bir etiği önerirken bazı ülkelerin prensleri ağızlarına laikliği almaktan korkar olmuşlardır. Machiavelli'nin prensi, bir dış gücün onayını gerektirmiyorken, bazı ülkelerin prensleri için bir dış gücün onayı olmazsa olmazdır. Bu dış güçlerin kimler olduğunu öğrenmek isterseniz "Eyy" ile başlayan cümleleri takip edebilirsiniz. Dış mihrakların ya da üst akılların varlığı olmadan o prenslerin varlığından da bahsedilemez.

Bugün size bir prensi nasıl tanıyabileceğinize dair çeşitli yollar gösterdim,

Selam ve dua ile...
160 syf.
·4 günde·8/10 puan
Machiavelli'nin bu politik eseri,özellikle 16.yüzyıl Avrupası'nda büyük yankı uyandırmıştır.Dönemin şartlarını düşünerek ele aldığımızda büyük bir eser olduğunun farkına varacağız.Fransa ve Türkiye (Osmanlı) üzerinde yaptığı değerlendirmeler,bir Floransalı politikacının 16.yüzyıla bakış açısını gözler önüne seriyor.
Machiavelli'nin Batı'da nasıl yanlış anlaşıldığını Prof.Dr.İlber Ortaylı'nın şu makalesinde okuyabilirsiniz:

https://www.hurriyet.com.tr/...yuk-italyan-41806992
128 syf.
Niccolo Machiavelli, Prens kitabını yazdığı dönem "ahlaksızlıkla" suçlanmıştır. Okuyan çoğu insan da bunu düşünebilir. Çünkü siyasetle ilgili "zafere giden yolda her şey mübahtır" mantığını savunuyor. Bu ahlaksızlık ve bencilce geliyor ama siyasetin veya iktidarın yegane ahlakı iktidarda kalmak ve bunun devamını sağlamaktır görüşünde. Çoğu siyasetçinin başucu olabilecek nitelikte bir kitap. Makyevelizmi daha iyi anlayabilmek için bu kitabı okumak istedim. Ama çok daha fazlasını bulduğumu düşünüyorum. Tavsiye ederim.
150 syf.
·8 günde·Puan vermedi
Amaç uğruna her şey mübah mıdır? Amacın ulviliği yapılan ahlaksızlığı örtmekte yeterli midir?
Ahlak ile siyaset yanyana gelebilir mi?
Ahlak ile yakalanamayan siyasi başarı, ahlaksızlık ile yakalanabilir mi?
Peki, amaç için her şeyi mübah görenlerin asıl amacı, kendi hükümranlıklarını korumak mı yoksa halkın refahını düşünmek mi? Makyavel düşünce sistemi ve kafamda deli sorular…


Niccolo Machiavelli, dönemin yöneticisine ithaf olarak Prens'i yazıyor. Bir nevi nasihat ve siyasi rehber kitabı. Prens,  nasıl olmalı, kaç tür prenslik var, prensliğin yapıları, hangi prenslik daha uzun ömürlü olur gibi yönetime dair bir çok konuda görüşünü paylaşıyor. Prens denildiği için aklınıza Kralın oğlu olan prensler gelmesin. Sanırım Machiavelli, Prens'i iktidarda olan herkes için genel bir tabir olarak kullanıyor. Yani ona göre Padişah da prens, Kral da prens, Papa da prens, Feodel liderler de prens…


Machiavelli, bu kitabı ile bizim alışageldiğimiz bazı tanımların dışına çıkıyor. Etik, ahlak, erdem gibi kavramların her birine bizim alıştığımızın dışında anlamlar yüklüyor.

“  Devletin yararına olacaksa prens acımasızlığa ve dürüst olmayan yollara başvurabilir. Ama erdem gibi, erdemsiz davranışlar da, kendi içinde bir amaç değil, amaca götüren birer araçtır. Prensin her eylemi, taşıdığı ahlaki değer açısından değil, devlet üzerindeki etkisi ışında değerlendirmelidir.”

Yani söz konusu devletin bekası ise yalancı olabilirsin, hile yapabilirsin, acımasız olabilirsin. Ahlak dışı olarak yaptığın şeyler de birer erdemdir, çünkü onlar seni amaca götüren birer araçtır. Amaç ne idi? Devletin bekası, halkın refahı?  Buradaki alt metnin ne olduğuna sizler karar verin.


Yine akıllı bir prensin erdemli gibi davranmasının uygun olacağını da söylüyor. Bu sayede halkın nefretini kazanmayacaktır. Machiavelli, yöneticinin halkın nefretinden kaçınmasını defaatle ikaz etmiş.
Her üç beş sayfada bir “Aman ha halkın nefretini kazanmayasın.” ikazları bir yerden sonra kulağımızda çınlamaya başlıyor. Buradan anlaşılıyor ki Machiavelli halkın nefretinden korkuyordu, rüzgarın esiş yönüne göre yön değiştirdiklerini düşünüyor ve buldukları yeni bir güç karşısında elbette nefret ettikleri yönetimi alaşağı etmek isteyeceklerini biliyordu.


“İnsanlar hakkında genelde denebilir ki, nankör, değişken, sinsi, tehlike karşısında korkak ve para canlısıdırlar; onlara iyi olduğun sürece seninledirler; daha önce de dediğim gibi, tehlike uzakta durdukça kanlarını, mallarını, canlarını, çocuklarını sana sunarlar, ama o aynı tehlike bir kez boy göstersin senden yüz çevirirler.''


Tüm bunları bildiği için bu konunun üzerinde fazlaca durmuş. Halkın nefreti kazanılmayacak, aynı şekilde sevgisine de ihtiyaç duyulmayacaktı. Bu ikisi de prens için tehlikeli şeyler. Doğru olan ise korku… Halk prensten korkmalı. Nefret ederlerse alaşağı etmek de isteyebilirler,  severlerse iyi, fakat sevgi üzerine iktidar kurulamayacağını, insanların iki yüzlü ve değişken olduğunu bildiği için, şartların ve talihin değiştiği bir dönemde sevginin pek tabii nefrete dönüşebileceğini düşünüyor ve iktidarın böyle gelip geçici bir zemin üzerinde ömrünün de kısa olacağını söylüyor. Dolayısıyla halk üzerinde oluşturulan korkunun, onları kontrol altında tutmanın en etkili yolu olduğunu söylüyor. Çünkü ipler Prens'in elindedir ve halkın vicdanına bırakmamıştır kendini.


“İnsanlar kendi iradeleriyle sevdikleri ve prensin iradesiyle korktukları için, bilge bir prens, başkalarının olanı değil, kendinin olanı temel almalıdır; yalnızca, belirtildiği gibi, nefretten uzak durmaya gayret göstermelidir.”


Yani anlaşılacağı üzere akıllı bir Prens işini şansa bırakmamalı, aklıyla ve gücüyle iktidarının selameti için uğraşmalı ve bunun için de ne yapması gerekiyorsa çekinmeden yapmalı. Yeter ki yaptığı eylem, iktidarını tehlikeye sokacak bir şey olmasın. Etikmiş, değilmiş ya da insancılmış, değilmiş bunların hiçbir önemi yok. Ne de olsa gaye amaca ulaşmak. Amaç ne idi? Halkın ve devletin ref..  ( kalbim sıkıştı, devamını getiremiyorum.)


Anlaşılacağı üzere kitap, sahtekarlığın, iki yüzlülüğün, hilekarlığın el kitabı. Ama kafamı kurcalayan bazı şeyler de var.  Jean Jaques Rousseau Toplum Sözleşmesi’nde Prens’i “cumhuriyetçilerin kitabı”, Machiavelli’yi ise “dürüst bir insan, iyi bir yurttaş” olarak nitelendiriyor, onun “krallara öğüt verir gibi görünüp halklara büyük öğütler” verdiğini belirtiyordu. Ön söz de denk geldiğim bu bilgi kitabı ve Machiavelli'yi daha ince sorgulamam için bir neden oldu bana ama yine de net bir kanıya ulaşamadım. Çünkü kitap zalim bir yöneticinin elinde şeytani güçlere dönüşebilecek potansiyele sahip.  Yine de dönemin İtalyasını göz önünde bulundurunca, ortaçağdan henüz çıkmış milyon tane şehir devletinin mantar gibi bittiği bir coğrafya. Bu da beraberinde kaos ve felaketleri getiren bir durum. Çünkü horozu çok olan köyün sabahı geç olurmuş. Sürekli bir kargaşa, değişen iktidarlar, sırtlara yenilen hançerler… Machiavelli'de böyle bir coğrafyada en azından istikrarlı ve güçlü bir devlet olsun diye Medici ailesine bu nasihatnameyi yazmış olabilir. Ya da tam tersi, onlara yaranmak için de yazmış olabilir. Yani demem o ki,  eğer bu kitap halis niyetlerle yazılmış ve yöneticilerin ipliğini pazara çıkarmak için, Machiavelli’nin, Medicilere yaptığı bir troll ise ben de kabulü vardır. Ha yok altında herhangi başka bir anlam barındırmadan, doğrudan anlaşılan niyet ile yazılmışsa Şeytanın Kitabı benzetmesini sonuna kadar hak ediyor.


Son olarak kitap gayet anlaşılır ve sade. Politik ve felsefik bir temaya sahip olmasına rağmen herkes tarafından kolayca anlaşılacak bir üslup ile yazılmış. Yalnız bir çok tarihi örnek ve gönderme var. Bu örneklerin geçtiği olayları bilmediğim için sıkıldım ve kitaptan kopmama sebep oldu. Bunun haricinde kendini okutturan bir kitap. Merak edip okumak isteyen olursa Makyavel olmayacağınıza güveniyorsanız okuyun derim. :)


Keyifli okumalar.
110 syf.
·Beğendi·9/10 puan
Orta Çağ Avrupasının tek adam yönetimlerine karşı etkili tavsiyelerin verildiği eşsiz bir eserdir. Sadece kendi dönemine değil sonraki dönemlerde ortaya çıkacak olan Monark, Tiran, Tek adam kısacası devlet yönetimini kişi üstüne alan tüm yapılar bütününe de etki de bulundu. Bugün Cumhuriyet yönetiminin etksiz kaldığı gelişmemiş ülkelerde tam bir Machivallist yönetim uygulanmakta. Görünürde ve kağıt üzerinde Cumhuriyet varmış gibi görükse de yasama, yürütme ve yargı aslında tek adam kontrolündedir. Demokrasinin etkisiz hale getirildiği, kurumların ise menfi çıkarlar için doldurulduğu yapılar elbet bir gün diz çökecektir. Rant ve menfaat için her yol mübahtır zihniyetinin teorik eseri. Herkese iyi okumalar dilerim.
128 syf.
·Puan vermedi
Prens, başka bir deyişle Hükümdar, Floransa da iktidarın Mediciler’in eline geçmesiyle, Machiavelli’n yönetimden uzaklaştırıldığı bir dönemde , dönemin hükümdarına ithaf ettiği bir eserdir. “ Prens” yani bir hükümdarın Neyi ifade ettiği,Nasıl olması gerektiği, Sahip olduğu maddi ve manevi değerlerin nasıl ve ne şekilde kullanması ve kullanılması gerektiği üzerine yoğunlaşmıştır. Siyaset felsefesi ve etiği üzerinden eleştiriler yapılmıştır. Kitabın aşırı bir şekilde eril bakış açısıyla yazıldığını düşünüyorum. “Kadın” üzerinden devlet yönetiminin örnekleri, Bu kadar popüler olan bir eserin aynı zaman da kadının ötekileştirildiği bir eser olması, beni fazlasıyla hüsrana uğrattı. Ayrıca zamanın Medici ailesinin bilim ve sanata olan düşkünlüklerinin olmasına rağmen, Neden Machiavelli’ i devlet yönetiminden uzaklaştırmış olmaları da konu ya bağlı olarak, fazlasıyla dikkatimi çekti. Makyevelist düşünceyi anlamak için,
yine de okunması gereken bir eser olduğunu düşünüyorum .
160 syf.
·11 günde·9/10 puan
Bu kitap hakkında ne söylense eksik kalacaktır.

Söylediği fikirlere katıldığım için böyle düşündüğümü sanmayın sakın. Aksine hayatım boyunca ne kadar nefret ettiğim siyasi ideolojiler varsa hepsinin yaptığı rezillikleri dile getirip kendince sağlam bir temele dayandırmış.
Prens'in önemi şuradan gelmektedir. Yöneticilerin din, siyaset, ahlak ve yüce ülküler uğrana yaptıklarını söyledikleri zulüm ve alçaklıkları "siyaset ahlakında" meşru ve sıradan şeylermiş gibi dile getirmesidir. Yani "siz bunları o yüce ülküler için değil koltuğunuzu elinizde tutmak için yapıyorsunuz. Ama size hak veriyorum o koltuk için her şeyi yapabilirsiniz." der bize Makyavel.
Siyasetin ve yönetimin tüm kirli çamaşırlarını önümüze dökerek "Kral çıplak!" deme cesaretinde bulunduğu için yüzyıllarca eleştiri bombardımanına tutulan Makyavel, ilginçtir ki yine aynı kişiler tarafından siyasette örnek alınarak tüm söyledikleri yüce ülküler ardına saklanarak uygulanmıştır.
Üzerine 500 yıldır konuşulan bu kitap hakkında eğer kıyamet kopmazsa bir 500 yıl daha konuşulacağına eminim.
Dünya Tarihi ve en çok İtalya tarihinden birçok örnekle tezlerini anlatan yazarın bu siyaset tarihi alanındaki en önemli eserini özellikle siyasetin kirli yüzünü görmek isteyen okurlara tavsiye ederim.
192 syf.
·1 günde·Beğendi·4/10 puan
Kitap 26 ana başlıktan oluşuyor, her bir başlıkta yakın ve uzak tarihten örnekler vererek durumun kavranmasını kolaylaştıran Machiavelli, günümüzde pek çok insanın uygun görmeyeceği önerilerde bulunuyor. Siyaset biliminin kurucusu kabul edilen yazar “Amaca giden her yol mübahtır.” mottosu ile parçalanmış vaziyette olan İtalya’yı düzlüğe çıkarmayı hedefliyor. Prens hem dönemi için hem de günümüz için oldukça kaliteli tavsiyelerde bulunuyor.
128 syf.
·5/10 puan
Makyavelist düşüncenin kaynağı, 500 yıldır tartışılan ve halen malesef uygulanan fikirlerin bulunduğu kitap yazarın ölümünden 5 yıl sonra yayınlanmış(1532). O zamanlarda Floransa’da iktidarı eline geçiren Medicini’lere bir nevi yaranmak için yazılmıştır, zira yazarda erdem ve fazilet izine rastlamadığımdan hiç de yadırgamadım.

Yazara göre hükümdarın hükümdarlığını kazanması ve sürdürebilmesi için yapması gerekenler, karanlık ve ilkel ortaçağ düşüncesine göre sıralanmıştır. Bu gün de cahil halkların yönetiminde kullanılan bu yöntemler aslında çok basittir, şöyle ki: Güçe ulaşmak için her yol mübahtır, dini kullan ve en dindarı gibi görün, kahraman gibi görünmek için efsaneler uydur, düşmanlar besle sonra da yok et, herşeyi halk için yapıyormuş gibi görün ama kendin ve gücün için yap vs. ( Ne kadar tanıdık değil mi? )

Avrupa; yazarın çağında paramparça olmuştu, irili ufaklı derebeylikleri ve ülkelerden oluşuyordu. Rönesansla başlayan aydınlanma, çeşitli sanayi ve özgürlük devrimleriyle gelişerek demokrasi ve özgürlüklerin yaşandığı, insan haklarına saygılı ülkelerini doğurdu ve birleşme yoluna gitti. Bu gün ironik bir biçimde gelişmiş batı medeniyetlerini eleştiren yobaz doğululardan bir çoğu batıya yerleşmek ve orada yaşamak için her şeyi göze alıyor. Eğer yazar haklı olsaydı bu şekilde olur muydu?

Yazarın bahsettikleri cahil ve ilkel insanın yönetimi için gerekli kuramlardır. Asıl mesele halkın devlet için var olmadığı tam tersine devletin halk için olduğu, demokratik, insan haklarına saygılı ve hümanist bir yönetim şekli geliştirebilmek ve bu yolda çözüm yolları bulabilmektir. İlkel yönetim şekillerini birebir yaşıyor ve kötülüklerini her gün görüyoruz zaten.
128 syf.
·2 günde·7/10 puan
Prens, Niccolò Machiavelli (1469-1527)'nin siyaset alanında önemli yeri olan, ülkemizde de Prens ve Hükümdar adlarıyla yayımlanmış eseri (özgün adı Il Principe). Eserde yer alan içeriğin değerlendirilmesinden önce yazarın hayatına kısaca bir göz atmakta fayda var.

Machiavelli, bugünkü İtalya'nın Floransa şehrinde, hukukçu bir babanın oğlu olarak dünyaya gelmiş. Yaşadığı zaman dilimi, İtalya'nın yoğun ve uzun savaşlar içinde bulunduğu, Fransa ve İspanya'nın işgali altında kaldığı bir döneme denk geliyor.

Fransa ve Almanya'da diplomatlık görevlerinde bulunduktan sonra, 1517'de yönetimi ele geçiren Medici ailesine (hanedanına) komplo kurduğu gerekçesiyle hapse atılan, işkence gören Machiavelli, bu hanedandan X.Leo'nun başa geçmesiyle özgürlüğünü kazandıysa da, artık gözden düşmüş birisidir. Tekrar itibarını kazanıncaya kadar geçen süre içinde yoksulluk içinde yaşar ve edebiyat, tarih ve siyaset alanındaki eserlerinin çoğunu bu dönemde yazar.

Tekrar itibarını kazandığında Floransa'nın resmi tarihçisi olarak atanır ve Prens'i, o dönemde Floransa'yı yöneten Lorenzo de Medici'ye hitaben yazar.

Bu perspektifte eseri değerlendirecek olursak; giderek istikrarsızlaşan bir ortamda, İtalyan birliğinin gerçekleştirilmesi maksadıyla kent devletlerinin güçlendirilmesi ve belki de daha çok yönetimde bulunan Medici hanedanına yaranma kaygılarının izleri Prens'te önemli ölçüde hissedilmekte.

Kitapta, genel olarak bir hükümdarın iktidarını nasıl koruyabileceği, bunun için izlenmesi gereken yolları ve kaçınılması gereken hareket tarzlarından bahsedilmiş.

Yazar, iddia ve önerilerini desteklemek için, Türkler dahil olmak üzere, kendi bakış açısınca tarihten olumlu ve olumsuz örneklere oldukça sık biçimde yer vermiş. Bu bölümler tarihe ilgi duymayanlar için sıkıcı gelebilir.

Bu bağlamda, Machiavelli'nin Prens'te öne sürdüğü savlar ve yerini sağlamlaştırmak isteyen bir hükümdara önerilerini şu şekilde sıralamak mümkün:

- Hükümdar cesur, dürüst, cömert, merhametli, adil, halkını düşünen hatta erdemli ve dinine bağlı olmaktan ziyade, öyle gözükmelidir.
- Halk, asker ve soylulular arasındaki denge iktidarın devamını sağlayacak biçimde tesis edilmelidir.
- İktidarın sürmesi adına gerekirse sözden cayılmalı, insanlara sertlik uygulanmalı hatta iktidar için tehdit olabilecek kişiler ortadan kaldırılmalıdır.
- Fethedilen ülkelerde hakimiyetin sağlanması için bölgede güçlü ordular bulundurmanın maliyetine katlanmaktan ziyade hükümdar o bölgelere yakın konumlara yerleşmeli veya güvendiği grupları oraya yerleştirmelidir.
- İktidarı elde etmek için şiddet kullanmak gerektiğinde bu eylem en az sayıda ancak en yoğun ve şiddetli biçimde gerçekleştirilmelidir.
- Paralı askerler yerine ulusal güçler tercih edilmelidir.
- Yardımcı ordular, yardım çağıran ülke açısından her açıdan zararlıdır,
- Hükümdarın asıl önceliği kendisi ve ülkesi adına savaşçı yeteneklerin kazanılması, geliştirilmesi ve korunması olmalıdır,
- Hor görülen ve nefret uyandıran davranışlardan kaçınmak için hükümdar açgözlülükten, halkın malına ve kadınların namusuna göz dikmekten, kadınımsı hareketlerden (kadın okurların tepkisini tahmin edebiliyor ve bu tepkiyi kesinlikle haklı buluyorum) uzak durmalıdır.
-Zalim olarak değil merhametli olarak anılmalı ancak gerektiğinde zalimlikle suçlanmaktan korkmamalıdır.
- Savaşmak kanunlarla ya da kuvvet yoluyla yapılabilir; birincisi insanca, ikincisi ise hayvanca olup; hükümdar yerine göre hem insanca hem hayvanca davranmayı bilmelidir (Tilkinin zekası ve aslanın gücü örnek olarak gösterilmiş).
- Hükümdar İyi askere ve iyi dostlara sahip olmalıdır.
- Bir hükümdarın sahip olabileceği en mükemmel kale, halkı tarafından kendisinden nefret edilmemesidir.
- Hükümdarın yücelmesi için en doğru yol, büyük girişimler ve büyük başarılara imza atmaktır.
- Hangi tarafta olduğunu açıkça belli etmek hükümdara saygınlık kazandıracaktır.
- Bakanlar, yardımcılar çok iyi seçilmelidir; bunların zeka, kabiliyet ve erdemleri hükümdarın zekasının, kabiliyetinin, erdeminin göstergesidir.
- İhtiyatlı bir hükümdar, akıl danışabileceği bilge kişiler belirlemeli, bunları kendi belirlediği zamanda dinlemeli, son kararı ise kendisi vermelidir.
- Tümüyle talihine yaslanan bir hükümdar, ters dönen talihiyle devrilecektir.
- İyi ve doğru zamana ve koşullara bağlı olarak değişebilecektir.
- Fevri olmanın temkinli olmaktan daha iyidir.
- Hemşerilerini katlederek, dostlarına ihanet ederk, acımasız ve imansız olarak güç elde edilebilir ancak şan kazanılamaz.
- Hükümdar halkına karşı iyi ya da kötü koşullara göre değişmeyen bir tutum içinde olmalıdır.

Eserde yer alan sav ve öneriler, yönetim biçimi açısından ele alındığında mutlak monarşiyi adres olarak göstermektedir. Hukukçu bir babanın oğlu olarak verdiği bu eserde yer alan öğretilerin çağdaş, demokratik yönetim öğretileri açısından kabul görmesi pek mümkün değil gibi. Napolyon ve Mussolini gibi liderlerin esere ve yazarına hayranlık duyduğunu da bu arada ekleyelim.

Machiavelli'nin bir yandan halkın nefretinden sakınmayı, merhametli anılmayı; bir yandan da gerektiğinde yalanı, fevriliği, acımasızlığı, ikircikliği tavsiye etmesi şeklindeki tutarsızlıkları okuyucuda (en azından bende) ahlaki değerlerin, erdemlerin ve etiğin beka adı altında koltuk, makam, çıkar hırsına kurban edildiği düşüncesini uyandırmakta.

Beka adına insanların feda edilmesi de, en önemli sıfatı insan ve canlı olan bireylerin mi yoksa insanların huzur ve güvenliğini sağlamak için oluşturulan tüzel kişiliklerin mi daha mukaddes olduğu sorusunu akla getiriyor. İnsan için var olması ve onların huzurunu, refahını gözetmesi beklenirken; onları meta'laştıran hatta gerekli görüldüğünde yok edilmesi gereken tehdit unsuru olarak kategorize eden bir sistem aydınlık bir gelecek, güzel yarınlar vad'edebilir mi?

Öte yandan, talih ve kilise hakkındaki söylemleri itibariyle, dini reddetmeyen ancak çok da hayatının merkezine koymayan bir görüntü çizen yazarın, Türklerin nezdinde kendi kültürü dışında kalan ulus ve toplulukları "dinsiz" olarak kategorize etmesini ayrı bir çelişki, fırsatçılık, samimiyetsizlik olarak gördüm.

Prens, Machiavelli'nin başyapıtı ve siyasi literatürde "Makyavelizm" düşüncesinin ve birtakım değerlendirmelere göre de "gerçekçi siyaset" akımının öncüsü olarak değerlendiriliyor. Ancak öneminin, eser içeriğinde yer alan iddia ve önerilerin doğru ve geçerli olmasından ziyade, tarih boyunca uygulama alanı bulabilmiş olmasından kaynaklandığını söylemek mümkün. Önemli, güçlü ya da etkili olmak doğru ya da başarılı olmakla aynı anlama gelip gelmediği ise kişiden kişiye değişebilecek, tartışmalı bir konu.

İstediklerini ne pahasına olursa olsun elde etmek veya elinde tutmak başarının gerçek tanımı mıdır?

Bir şeyin teknolojik, ekonomik, fiziksel imkan ve yetenekler açısından yapılabiliyor olması, yapılmasının her koşulda ve her durumda doğru ve etik olduğu anlamına gelir mi?

Etik gerekli bir şey midir? Yoksa başarıya giden her yol, -ne pahasına olursa olsun- mübah mıdır?
"İnsanlar ellerinden çok gözleriyle yargılarlar; çok azı dokunabilir ama herkes görebilir; ama çok azı kim olduğunu bilir."
Başlangıçta ince hastalığın tedavisi kolay;
tanımı zordur; ama zaman ilerledikçe başlangıçta tanımı ve tedavisi yapılmayan hastalığın tanımı kolay ancak tedavisi zordur.
"Genellikle insanlar ellerinden çok gözleriyle yargılarlar; çünkü herkes görür, ama çok az kişi ne olduğunu duyumsar."
Niccolo Machiavelli
Sayfa 68 - İş Bankası Yayınları
"Maaş alan askerler: Savaşmadığın sürece, asker olmaktan haz duyarlar, ama savaşma anı geldiğinde, ya kaçarlar ya da çekip giderler."
„Sorunları hemen ele almak gerekir! Iş işten geçtikten sonra bir şey yapamazsın. Ayni hastalığı ilerlemiş, tedavisi imkansız hale gelmiş birine ilaç vermek gibi faydasızdır.“
"Halk, soyluların kendisine hükmetmesini ve kendisini ezmesini istemez, soylular ise halka hükmetmek ve halkı ezmek ister. Bu iki farklı arzudan, şehirde şu üç sonuçtan biri ortaya çıkar: Prenslik, Özgürlük ya da Kargaşa."
"İnsanın doğasında vardır. Gördüğü iyiliğin karşılığı için kendisini ne kadar yükümlü hissederse, yaptığı iyiliğin karşılığında da o kadar beklenti içine girer."
Niccolo Machiavelli
Sayfa 42 - İş Bankası Yayınları
"En iyi kale halkın nefretini çekmemektir. Eğer halk senden nefret ediyorsa, istediğin kadar kale yap, gene seni kurtaramaz."
Niccolo Machiavelli
Sayfa 83 - İş Bankası Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Prens
Alt başlık:
Cep Boy
Baskı tarihi:
2016
Sayfa sayısı:
220
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753297783
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Oğlak Yayıncılık
Yazılışının üstünden beş yüzyıla yakın bir süre geçmesine karşın. Prens günümüzde de siyasal düşünce tarihinin en önemli kaynakları arasında yer almayı sürdürüyor. Bunun neden Prens’in, dünyanın dört bir yanındaki yöneticilere hükümet etme sanatının inceliklerini öğreten bir kitap olmasında yatar. Machiavelli dinin politika üzerindeki etkisi, düşmanlarla baş etmenin yolları, ittifakların güvenilirliği konusunda öğretici örnekleri verir.

Prens, çağımızın da en önemli çelişkilerinden birini gündeme getirir; doğru ya da yanlış kavramları yalnızca çıkarlarımızın ve gücümüzün bir yansıması mıdır, yoksa doğal ya da tanrısal düzenin nesnel bir sonucu mudur? Machiavelli’ye göre "adalet güçlüden yanadır." Politikacıların, yöneticilerin, üniversite öğrencilerinin başucu kitabı Prens’i İtalyanca aslından çeviren Rekin Teksoy, yazdığı kapsamlı bir önsözle, çeviride yer verdiği bol dipnotlarıyla ve kitaba eklediği sözlükle, okurun Machiavelli’yi ve Prens’in yazıldığı dönemi ayrıntılı bir biçimde tanıması amacını güttü.

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları