·
Okunma
·
Beğeni
·
24,5bin
Gösterim
Adı:
Reis Bey
Baskı tarihi:
1964
Sayfa sayısı:
96
Format:
Karton kapak
ISBN:
9413760
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ötüken
Baskılar:
Reis Bey
Reis Bey
Reis Bey
Reis Bey
Reis Bey: (3 Perde) 1948'den 1960 yılına kadar geçen sürede tiyatro eseri kaleme almayan Necip Fazıl, 1960 ihtilaliyle girdiği hapiste, üç piyes yazmıştır: Ahşap Konak, Kumandan ve Reis Bey.
Piyesin ana karakteri Reis Bey, bir ağır ceza reisidir. Ömrü otel odalarında geçmiş, yapyalnız ve tuhaf bir adam. Taş kalpli bir kanun tatbikçisi... Onun nazarında merhamet, idamlık bir suçtur ve "cemiyette bir ferdi korumak için bin kişiye idam gömleği giydirmekten kaçınmamalıdır." Günün birinde, annesini öldürdüğü iddiasıyla huzuruna çıkarılan bir gencin idamına karar verir. Artık olaylar çok farklı gelişecek ve Reis Bey'in buz gibi iç dünyası müthiş bir sarsıntıyla yerle bir olacaktır.
(Yazıldığı tarih: 1960)
152 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Kitap ne zaman bitti?

Ömrümde ilk defa bir kitapla böyle karşılaştım. İlk defa böyle bir şey yaşadım. Kitabın bittiğini farketmeden, sayfayı çeviriyorum.

Necip Fazıl, ben o katil, sen ise benim babam ol. Ben o masum çocuk, sen ise benim idam hükmünü veren Reis'im ol. Necip Fazıl.. Ruhum her adım seni takip etsin.. Ve senin içinde sıla hasreti olsun. Necip Fazıl, Üstadım.. Her geçen gün, her ayrı kitapta sana olan hayranlığım artıyor.

Sevgili 1k, bu kitabı size önermek istemiyorum. Artık ben Necip Fazıl'ı kimseye önermek istemiyorum. O benim sırrım olmalı. Sadece ben okumalı, ben hissetmeli ben bilmeliyim. Belki de merhametin başlangıcı budur?

Ve ben hangi düşüncede, hangi ruh halinde olursam, Allah karşıma onun, düşüncelerime yansıyan kitabını çıkarıyor. Her yerden uzaklaşmak istediğim, bir yere bağlı kalmayıp her gün farklı şehrin farklı caddelerin sokaklarında olmak istediğim bir zamanın içinde, bu cümle yine beni mest etti;

"Artık bir yerde oturmak istemiyorum! Varılamaz bir sıla var gözümde... Onu arayacağım!.." - Reis bey.

Daha fazla bir şey yazmak istemiyorum, zira kitabın değerini benim cümlelerim ile azaltmak gibi olur bu.

Hepimizin gönlünde, gözünde varılamaz bir sıla vardır. Onu bulmak ümidiyle... İyi okumalar dilerim.
152 syf.
Merhamet:
Ağızların iğrenç sakızı!

Cellât (Bazen kendin olursun cellat!), Kâtip, Doktor, bir iki gardiyan, birkaç jandarma; hepsi o kadar... sehpanın altında uzun bir masa, yanında bir iskemle, bir de üstünde bir iskemle... Kıpti, masanın üstünde ipi sabunluyor.

Tek eksik;Adalet!

Geçmişten günümüze var mıdır daha yoksun olduğumuz başka bir şey? Adaletten yoksun olduğumuz kadar neyden yoksun olduk/olacağız?
Hala bugün bile bir çok konuda yoksunuz adaletten. Bunun temeli; Vicdanın, merhametin yetersizliği değil midir?
Vicdanın yoksa adaletinde yoktur hiçbir mecrada.
Merhametin yoksa Reis bey olursun giydirirsin idam yeleğini, kalbin buz çölüne döner!

Sonrada erit eritebilirsen buzlarını!
Muhtaç olursun, affedilmeye, sıcağa, güneşe..

“Hep, affı bilmemenin açtığı mesafeler... herkesi bu hale birbiri getirdi. Herkes birbirini affetsin!..”

Reis Bey, okuduğum ilk Türk tiyatrosu aynı zamanda yazarında okuduğum ilk eseri.
Şunca şeyin arasında kitabın su gibi gitmiş olması beni epey şaşırttı doğrusu.
Yazarla ilgili sizleri bilgilendirmek isterdim ama ne yazık ki pek bi bilgim yok:) ama eminim sizde benim gibi çevrenizdeki insanların sosyal medya hesaplarının hikaye durumlarında mutlaka karşılaşmışsınızdır NCK ile. :)

Kitaba geçmeden önce yazarın başta tiyatro ile ilgili düşüncelerini çok beğendiğimi belirtmek ister ve buraya en sevdiğimi eklemek istiyorum.

“Bana sorarsanız, beşerî keşiflerin en büyüğü olarak tekerleği gösteririm. Sanat şekilleri içinde bence en büyük keşif tiyatro... Tekerlek, nasıl, bitmeyen mesâfeler üzerinde sonsuz bit dönüşse, tiyatro da, durmayan zamanın mikâb (küp) biçimi bir kavanoz içinde, bütün madde ve hareket kadrosuyla dondurulması...”


Şimdi gelelim tiyatromuza ne diyorduk adalet!
Ana meselemiz her ne kadar adalet olsa dahi bunun altında vicdan muhasebesini epeyce görüyoruz. Bunun yanısıra toplumsal, ailesel, bireysel tutumlarda ele alınmış. Burada dini ahlak kurallarını da görüyoruz. Zaten NFK yazarlığının belli bir döneminden sonra dini ve toplumsal ahlak kurallarını daha yoğun işlemiş ve bu eseri içinde ikinci perdeden sonra yoğunca gördüm diyebilirim.
Ve kitabımızda olay her ne kadar bir karakter üzerine yoğunlaşmış olsa dahi satır aralarında diğer karakterlerinde hayatların sızıntılarını görüyorsunuz.
Onları da unutmamak lazım.
Hepsinin üzerinden ayrı ayrı konularda tahlillerde bulunulduğunu düşünüyorum.
Bu karakterlerde öyle ki hepimizin içinde bulunduğumuz bu hayatın birebir yansıması gibi hissettim.

Kimler olmadım ki? Bir karakter bedenime işlerken bir baktım ki bir başka karakterin hissiyatı sardı içimi.
Bir iyi oldum
Bir kötü oldum
Döndüm dolandım tüm iyi kötü hislerde/bedenlerde.
Oysaki ben bendim niçin bir başkası oluyorum? Niçin buluyorum kendimi?
Sakınamadığım bunca his neden?

Kitapla ilgili söylenecek çok şey vardır lakin benim lisanım ancak bu kadarına yetiyor.
Birçok olay, kişi üzerinde durmuş olan bu kitap/kitaplar içinde şunları diyebilirim; size en çok kitabın hangi kısmı açık görünürse ordan görüyorsunuz kitabı ordan aktarabiliyorsunuz düşüncelerinizi. Bende elimden geldiğince bir şeyler karalamaya çalıştım.
Aslına bakarsanız çok şey barındırıyor kitap,
“Ağlayabilseydiniz, anlayabilirdiniz!” sizde!

Hukuk çerçevesinde olan kişilere de tavsiye edeceğim bir kitap onların daha güzel anlamlandıracağına inanıyorum aynı zamanda 1988 yılında çekilmiş olan filmi de izlemenizi tavsiye ederim.

Sevgiyle kalın..
152 syf.
NFK'in hayatından ve herhangi bir edebi/sanat eserinden bahsetmek benim için çetrefilli bir iştir. Zordur. Hayatının çetrefilli ve bunun da büyük ölçüde eserlerine yansımış olmasındandır. Çetrefilliden ne anlaşılacağı umrumda olmasın istiyorum. ( :))

"Reis Bey"i okuduktan sonra hemen gözüme çarpan bir "eksiğine" değinmek istiyorum ki zaten bir puanı da buradan kırdım. Shakespeare, Moliere, Wilde ve Çehov'la kıyasta karakter yaratmada NFK'te tam anlamıyla ifade edemiyeceğim bir eksiklik hissediyorum; karakterin orijinalliği (bu da ne?), akılda kalması gerekirken unutulmaya meyilli olması veya senaryoda verilmiş pay açısından. Bu piyes üzerinden örnekle Reis Bey ve Otel Memuru daha akılda kalıcı oldu benim için. Reis Bey'le yanaşı Mahkum'un ve Kaatil'in daha etkileyici ve akılda kalıcı olması gerekirdi. Bir acelecilik var gibi. Karakterlerin çoğunun kurguya destek verip, mesajını iletip hemen çekilmesi gereken karakterler olarak gözlemleniyor. Bu durum bütün tiyatro eserleri için geçerlidir. Bunu kusur olarak yorumlamıyorum. Fakat senaryo, konu ve eserin sujetine (olayların gelişimine) göre bazı karakterlere verilen pay önemlidir. Kaatil karakteri uyuşturucu bağımlısı, katil olduğu halde ve sonrasında doğru yola erişirken, kötüden iyiye geçişin içselleşen sürecini hissetmeliyiz. Bu açıdan sadece ana karakter Reis Bey'in hakkı tam olarak verilmiş. Ben bir okur olarak bu eksiği 'acelecilik' kelimesiyle yorumluyorum ve tabii ki her okurun veya eleştirmenin seçeceği ayrı kelime olacaktır.

Belli bir edebi türde yazılmış eserin, edebi ve sanatsal yönünü karakterler üzerinden ayırt etmek zor olduğu kadar kolaydır da aslında. Yazarı iyi tanıdığımız ve sanat ve edebiyat algımızı doğru temele oturttuğumuz sürece kolaydır. Edebi eserin sanatsal yönü derken burada içselleşmiş bir dünyanın, duyguların karaktere sirayet etmesini vurgulamak istiyorum. Sanatın zaten en belirgin özelliği yansıyan, sirayet eden olmasıdır. Bu noktai nazardan Necip Fazıl'ın içsel dünyasından ve yaşamından bir kesiti bir değil, bir kaç karakter üzerinden görüyorum. Edebi yönüne değinmem içinse "yaratma" ve "antropik ilke" anlayışlarını kullanmam lazımdır. Hakiki bir edip (yazar) aynı zamanda "yaratıcı"dır. Karakterler yaratıyor yetmiyor, onların dünyasını yaratıyor yetmiyor, onlara bir senaryoda, kurguda hayat inşa ediyor... Şimdi antropik ilkeyi (bkz.google'den) edebi yaratıcılığa taşıyıp adını "karakter ilkesi" diye değiştireceğim. Bu piyeste bu ilke tamamen Reis Bey etrafında cereyan ediyordur. Eserin edebi yönünün en çok tezahür ettiği karakter Reis Bey'dir. Diğer karakterler de onun için yaratılmış gibi. Evrenin insana hizmete amade olması gibi. Evrenin amadeliği insana göre eşittir. Edebi yaratıcılıkta da edebi eser oluşturulurken (yazılırken) onun edebi yönü için "karakter ilkesi" dikkate alınmalı ve yaratılmış dünyanın karaktere amadeliği eşit olmalı. Çok önemlidir. Ana karakteri ise misyonuna, etkisine göre belirleyelim. Çetrefillik dediğim bu işte. Ömrünün 30 yılını çöpe atmış yazarın acelesi vardır. Olsun bari! Amacım taşları yerine oturtmak. Buna eleştiri desem mi demesem mi bilmiyorum ama hareket noktam sanata ve edebiyata sevgidir, saygıdır.

İçeriğe konu ve onun işlenişi açısından girmek istemiyorum. Bu tarafıyla şüphesiz eşssiz bir eser. Herkes belli bir yönden incelerse daha verimli oluruz, daha renkli oluruz, daha alternatifli ve keyifli ortam oluşturmuş oluruz. Teşvik amaçlı yazmak istiyorum ki konusuyla okuru olumlu manada etkileyebilecek çok değerli 3 perdelik tiyatro eseridir (piyestir). Tasavvufa meraklı inançlı bir kişi olarak eser üzerinden kalp ve merhamet konularını, Allah'ın Rahman ve Rahim isimlerinin insandaki tecellisine kadar uzatmak isterdim. Bir kaç cümle karalama olarak. Meraklısı olmak yetmiyor belkide uzmanı olmak gerekiyor. Beni aşıyor..

Son olarak; karakter adı Kaatil olan bu katil beni niye ağlatamadı?! Piyesin tam da bu kısımlarını teminalde otobüs beklerken okuduğum için mi? Gecenin 12'si..Erzurum..soğuk..üşüyordum..ondan mı..? Bu satırları kağıt üzerinde yazarken de kar yağıyordu. Soğuktu yine.. "Reis Bey"deki merhametin okunması soğuğa denk geldi. Merhameti okumayı bırakıp derhal hissetmeye çalışmazsam hep üşüyeceğimi anladım. Merhametle ısınma arzusuyla..
152 syf.
AĞLAYABİLSEYDİNİZ, ANLAYABİLİRDİNİZ. BU DÜNYA DÖRT KÖŞE DEĞİLDİR...

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
1.Sanığın TCK’nun ilgili maddesi gereğince İDAM cezası ile cezalandırılmasına,
2.Sanığın isnat edilen suçun kesin olarak işlendiği yönünde kanaat getirildiğinden herhangi bir indirim yapılmamasına, cezasının müebbet hapse çevrilmesi yönündeki talebin reddine,
3.Sanığın 7 gün içerisinde temyiz başvurusunda bulunabileceğinin ihtarına, 01/01/1964

İşte kerliferli bir idam hükmü! Sanığa ipe götürecek hammadde. Adalet, bir ülkenin olmazsa olmazıdır. İnsan kendi kendine adalet ihtiyacı hissetmez. Bir insan topluluğu oluştuğu an adalet kaçınılmaz bir gereksinim haline gelir. Adaletin olmadığı yerde toplumlar yok olmaya mahkumdur. İnsanın vicdanıdır adaletin başladığı yer. Vicdan muhakemesi olması muhtemel adaletsizliklerin önüne geçer. O yüzden en küçük bireyden başlayarak adaleti benimsemeli, onun gerekleriyle hareket etmeliyiz.

İnsan ancak karşısındakini özgür kıldığı kadar özgürdür. Bu ne mi demek? Özgürlüklere olan saygınız sizin özgürlüğünüze anlam katacak olandır. Çevrenize salgıladığınız özgürlük kadar özgür olursunuz. Özgürlük, adalet, vicdan, empati gibi kelimeler birbirleriyle sıkı bir aidiyet içerisindedirler.

Necip Fazıl Kısakürek, tartışmalı bir yazar. Seveni çok sever, sevmeyeni ise nefret eder. Ben iki tarafta da yer almıyorum. Bir yazarın kendi kişiliğinden çok yazdıklarıyla ilgilenmemiz daha gerçekçi bir yaklaşım olacaktır. Hemşehrim olması hasebiyle hakkında pek çok bilgiye sahibim. Gerçi benim memleketim şairlerin memleketidir. Çok olunca sahiplenme duygusunu pek taşıyamıyorum :)) Havasından mıdır suyundan mıdır ilham vermiş pek çok yazarımıza. 1934 yılında Abdülhakîm Arvâsî ile tanıştıktan sonra büyük bir değişim yaşamıştır. Ondan önceki hayatını çöp diye nitelendirir. Arvasi ile tanışıklığından sonra daha çok dini bir hayat sürdüren Kısakürek'i birçok kişi ''menfaat neredeyse rotası da orası bu adamın'' diye değerlendirilmesine sebep olmuştur. Kim bilir belki de öyle. Sosyal medyada da baya popülerdir Kısakürek. Önüne hangi cümle gelirse altına bir resim de bir isim yapıştırıp paylaşabiliyor insanlar. Devir teknoloji çağı, bilgiye ulaşmak çok basit ancak kirliliğin önüne geçilmesi de zor oluyor.

Evet ne diyorduk. Tiyatro. 1964 yılında kaleme alınmış Reis Bey. Oğuz Atay'ın Korkuyu Beklerken'i ve Şinasi'nin Şair Evlenmesi'ni okumuştum. Haliyle Türk tiyatrosu denince de aklıma bu iki kitap geliyordu. Kısakürek’in böyle tiyatro eserlerinin olduğunu bilmiyordum. (Bir adam yaratmak) kitap önerileriyle beni hiçbir zaman hayal kırıklığına uğratmayan birisi de bu kitabı önerince okumakta kaçınılmaz oldu. Beklentimin çok üstünde bir eser okudum. Kendimi hangi karakterin yerine koyacağımı şaşırdım bazen. Birine küfrederken 10 sayfa sonra üzüldüğüm oldu. Böyle git-gellerle 2 gün içinde bitiverdi kitap.

Biri haksızlık ettiğinde sanmayın ki yanına kar kalsın. ''keser döner sap döner, gün gelir hesap döner'' diye özlü mü özlü bir söz vardır. Keza, yaradan haklının hakkını yerde komuyor. ''Hakim itham etmez, ancak takdir eder.'' Hakim, şüpheliyi itham edercesine yargılıyor. Şüphelinin adaletin tecelli edeceğine yönelik inancı kırılıyor. Savunmasını yaparken de bu ruh haliyle savunma mekanizmasını devreye sokamıyor. Hakim ön yargılı. Olmuş olabileceğin değil de olmuş olanın hükmüyle yargılıyor. Kendinden emin. Hayata 65, mesleğine de 30 seneden fazla emek vermiş. Haliyle eli güçlenenin zehirli bir yılana dönüştüğü bir ortamda onun da bu zehirlenmeden kaçamayacağı aşikar. Ne derlerse dinletemiyorlar hakime. Verdiği kararı gözden geçirmeyi ya da yargılamayı uzatmak istemiyor. Ona göre her şey ortada. Kıskıvrak yakaladı suçluyu. Helal doğrusu.

Usul şöyledir: Her sanığı, suçu sabit oluncaya kadar masum kabul etmeye mecburdur hakim. Özellikle bir adamı idam
sehpasına gönderiyorsan aşırı özen ve önem göstermen gerekir. Savcının, avukatların çabaları sonuçsuz kalıyor. Savcının, avukatların bilhassa sanığın çabaları faydasız kalıyor. Reis, dediğim dedik...
Böyle ilerleyip gidiyor eser. Daha fazlasını okuyarak anlayabilirsiniz. Necip Fazıl'la tanışmak isteyenler için sağlam bir giriş kitabı. Hem su gibi akıp gidiyor. Güvenin bana :) Özellikle ön yargı ve vicdan olgusu ile alakalı dersler çıkarabileceğiniz nitelikte. Keyifli okumalar diliyorum.
152 syf.
Merhamet!! İnsani bir vasıftır, merhametinizi kaybetmeyin .

-----spoiler--------------

Başlarda duygusuz bir robottan farkı olmayan Reis Bey, yanlış bir kararla suçsuz bir insanın infazına karar verir. Ne yazık ki bu verdiği ilk yanlış karar değildir... İnsanların kalbini kırmaktan çekinmeyen sadece kanunlarla yaşayan taştan bir adamdır...


Derken, ölümüne karar verdiği adamın aslında suçsuz olduğu anlaşılır ve Reis Bey adeta yıkılır - belki de hayatında ilk defa duyguları olduğunun farkına varacaktır - artık dünyadaki tüm kötülüklerin sorumluluğunu kendisinde arar...

Geçmişte aldığı ah'ların acısı da bir bir çıkmaya başlar. Bu sırada o kadar değişmiştir ki ona ah eden dadı bile merhamete gelecektir...

Ve şu sözler kitabı adeta özetliyor,
'ağlayabilseydiniz anlayabilirdiniz.'

-------------------------

Kesinlikle okunması gereken yine harika bir Necip Fazıl eseri. Bir tiyatro izliyor havasına bürünüyorsunuz, tek kelime ile Harika!! bir eser , belki de çok abartıyorum ama yine sorun yine abartırım :) buna değer.
152 syf.
·1 günde
Söze nasıl başlayacağımı bilemiyorum. Kitabı okuduktan bir de üstüne çok iyi uyarlanmış filmini izledikten sonra etkisinden çıkmak hâliyle pek kolay olmuyor . Necip Fazıl' ın tahlil ve anlatımdaki ustalığını anlatmaya gerek olmasa da  bu kitabında bulunan tahliller ve kitabın dili fazlasıyla güzeldi söylemeden edemeyeceğim. Normalde kitap okurken kitaptaki duygular beni çok etkilemez ama bu kitabı gözlerim dolu dolu okudum. Kitabın ve filmin en ünlü repliği " ağlayabilseydiniz, anlardınız". Emin olun ağlayabilirseniz, anlarsınız. Merhamet hakkındaki düşüncelerinizi oldukça etkileyecek ve muhakkak değiştirerek bu kitabı okuyun, okutun... Eski olmasına rağmen çok iyi uyarlanmış, izlerken sıkılmayacağınız filmini izleyin, izlettirin...
Bir de göklerin merhamet dolu olduğuna inanmayı unutmayın...
152 syf.
·Beğendi
"Ağlayabilseydiniz anlayabilirdiniz.."
Kitabın en can alıcı noktası bu benim için.Reis bey ilk başta kötü ve çok sinir olduğum bir karakterdi. Verdiği yanlış karar ile bir gencin idam olmasına sebep oluyor ardından yanlış karar verdiğini öğrenince hayatında bir dönüm noktası oluşuyor. Bir insanın hayatının nasıl değiştiğini önceleri merhametten yoksun iken şimki ilk ilkesi merhamet olan bir Reis Bey ile karşılaşıyoruz. Sadece Reis beyden ibaret değil tabiki de farklı yaşam tarzındaki insanların hayatlarından kesitlere de yer veriliyor. Aslında en büyük hatamız ; affedememek, gurur ve kinimizin zamanla kalbimizi buza çevirmesi ve dışarıdan gelecek en ufak bir güneş ışığını bile kibrimizle geri çevirmemizden oluyor..

Hep affı bilmemenin açtığı mesafeler,
Herkesi bu hale birbiri getirdi,
Herkes herkesi affetsin..

Severek bir solukta okuyacağınız tiyatro tadında bir eser, hayatınıza dair bir çok şey katacağına eminim. Şimdiden okuyacak olanlara keyifli okumalar diliyorum...
152 syf.
Yaklaşık bir buçuk ay oluyor kitabı okuyalı ve filmini izleyeli. Geç de olsa incelemeye yazmaya karar verdim. Hakkında zaten 138 tane inceleme yazılmış, farklı noktalara değinebilmeyi umut ediyorum.

Eser kısaca, annesini öldürdüğü gerekçesiyle dava edilen mahkumun, merhametli olması gerektiğine sonradan inanan ‘Reis Bey’ tarafından yargılanmasını konu ediniyor. Kitabı bitirdiğimde beni rahatsız eden bir çok nokta olduğunu fark ettim. Kitabın teması olan ‘merhamet’ yargıcın faaliyetleri üzerinden ele alınıyor. Hepimiz merhametin ne kadar önemli ve gerekli bir duygu olduğunda hemfikirizdir. Ama yargıcın mesleğinin gerekliliğini yerine getirmediği için yanlış kararlar vermesine ve sonrasında vicdan azabı çektiğinde herkesin Reis Bey’in ne kadar merhametli olduğunu düşünmesine anlam veremedim.

Ben ilgi alanıma girdiği için incelemede daha çok yargılama kısmından bahsedeceğim. İoanna Kuçuradi , yargıcın yaptığı işi üç aşamaya ayırıyor: Bilgilenme, yargılama ve karar verme aşamaları. Benzer şekilde doğru değerlendirme aşamaları da üçe ayrılır: Anlama, değerlendirilen eylemin farklı eylem olanakları arasındaki yerini görme ve tek bir eylemin değeri ile insan dünyasına kattıkları arasında bağlantı kurma. Kitapta mahkumun annesini öldürmüş olabileceğine ve aynı zamanda öldürmemiş olabileceğine ilişkin bir çok gösterge sunuluyor. Reis Bey’in bilgilenme dediğimiz ilk aşamada edindiği bilgilerin doğruluğunu soruşturması ve araştırması gerekiyor. Daha bilgilenme aşamasındayken mahkuma önyargıyla yaklaşan Reis Bey doğal olarak doğru bilgilere ulaşamıyor ve yanlışları kendini yargılama ve karar verme aşamasında da izliyor. Yargılama aşamasında, mahkumun eylemiyle suç sayılan eylemler arasında bağlantı kurmanın yanında, yargıcın her iki tarafın da haklarını belirlemekten sorumluluk duyması gerekiyor. Vicdan, merhamet gibi duyguların bu aşamada ortaya çıkabileceğini düşünüyorum. Çünkü bu aşamada sadece faillerin eylemleriyle ceza kanununda suç sayılan eylemlerin bağlantısını kurmak yeterli olmuyor. Reis Bey hem bu duygulardan yoksun olduğu için hem de gerekli özeni göstermediği için karar verme aşamasında yanlış kararlar veriyor. Aynı zamanda yargıcın kararı insanların hayatlarını, kaderlerini etkilediği için etik karar olma özelliği taşıyor. Bu bakımdan aslında en önemlisi yargıcın etik bilgisine sahip olması gerekiyor.

‘’Ceza felsefesinde bir görüş vardır: Bir masuma kıymaktansa bin cürümlüyü serbest bırakmak yeğdir. Ben de diyorum ki, cemiyette bir ferdi korumak için, bin kişiye bu gömleği giydirmekten kaçınmamalıdır. O bir kişi, bütün bir cemiyettir.’’ Kitaptan alıntıladığım bu cümle Reis Bey’e ait. Açıkça cemiyet çıkarlarını korumak için bir çok kişinin idam edilebileceğini savunan Reis Bey’in aslında tek sorununun merhametsiz oluşu olmadığını görüyoruz. Merhamet gerekli olmakla birlikte doğru kararlar vermek için yeterli de değil. Özgürlüğü elinden alınan insanlara kaybettiği bir saati bile geri vermemizin imkanı yokken, kitapta ve aslında geçmişte de idamından sonra suçsuzluğu ortaya çıkan bir çok insan olduğunu görüyorken, idamın savunulabilir hiçbir yanı olduğunu düşünmüyorum.

Yine Kuçuradi’den bir alıntı yaparak incelemeyi bitirmek istiyorum. ‘’Yargıcın, bir kamu görevlisi olarak, işlevini yerine getirmesi ya da ‘’adaletin gerçekleştirilme’’sini sağlaması: birbiriyle ilişkilerinde değer harcayan –insanın değerini kendilerinde ve başkalarında hiçe sayan- insanların devlet düzenleri içinde yaşadığı dünyamızda, yasaları ve pozitif hukuk ilkelerini bu değerin daha az harcanması için uygulaması ya da buna benzer bir şey demek olsa gerek.’’
152 syf.
·16 günde·Beğendi·Puan vermedi
"-Sende mi öğrendin bu lafı?
Ne kelimeler, ne duygular var; öğretemiyoruz da, sıra merhamete geldi mi, herkes ezbere biliyor. Ağızların iğrenç sakızı!
-Merhamet suç mu efendim?
-Hem de idamlık... "


  Yankılanıyor bu sözleri Reis beyin... Merhamet... Ağızların iğrenç sakızı!


" Etmeyin Reis Bey, siz ağlayamazsınız! Ağlayabilseydiniz, anlayabilirdiniz!
Siz merhametten, acıma duygusundan yalnız kötülük doğacağına inanmışsınız. Yerinde haklısınız. Fakat ondan ne büyük iyilik doğacağını unuttuğunuz için, en büyük hakkı kaybediyorsunuz. Rahmet, kaldırılmış sizin kalbinizden... Buz çölünde yol alıyorsunuz! "

  Mâsum bir insana idam gömleği giydirilmiş  bu sözleri ise yürek parçalayıcısı...

Necip Fazıl Kısakürek'in bu eseri insanda büyük tesirler bırakan bir eser olmuştur.
Eser ; piyes tarzında, konuşma metinleri olarak kaleme alınmış. Okurken hiç sıkmıyor ve çabuk ilerliyor olaylar.
Olay örgüsü ise son derece etkileyici.


https://youtu.be/KEawhO1RY3E

Reis Bey 'in uyarlanmış filmine bu linkten ulaşabilirsiniz. Filmle birlikte eş zamanlı olarak götürmek gerçekten çok güzeldi.
Ancak itiraf etmeliyim ki okurken daha çok keyif aldım. Filmde bazı bölümlere yer verilmemekle birlikte baş karakterin Reis Bey ile örtüşmediği kanısındayım.


   Ve Reis Bey masum bir genci anne katili olmayla suçlayıp idam gömleğini giydirir. Bu sırada masum gencin şu sözleri yürek burkar;

"Kaybolan siyah kareli ceketime karşılık biçtiğiniz gömleği sırtımda seyretmeye mi geldiniz? Teşekkür ederim! Çok naziksiniz! "

Bu genç boynuna idam ipi geçirildikten sonra belki de hükmü verene yenilmemek için bastığı tabureyi kendisi atar. Onların çekip almasına fırsat vermeden...
 

Reis Bey suçsuz yere birini öldürdüğü için son derece pişman olmuştur. Bunu okurken yaşıyorsunuz. Merhamet yoksunu adam, merhamet timsaline dönüşüyor.

 "Varsın, bir kötünün bürünmesi ihtimali olan mâsumluk maskesini kullanılmaz hale getirmek için bin mâsum feda edilsin..."
 Diyen adam

"Merhamet, hiçbir şeyin kendisi değil, su gibi, toprak gibi, hava gibi, ateş gibi, her şeyin temeli... Onu getirin, kuracağı iklimde İyi'nin ölü bitkileri dirilsin, kötünün de diri bitkileri ölsün..."
 
Diyen bir adama dönüşmüştür...


Kesinlikle okuyun, merhamet neydi sorgulayarak okuyun.
152 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Necip Fazıl... Kitap üzerine söylenecek çok şey var aslında. Ama nedense kitap için hissettiklerimi tam anlatacak kelime bulamıyorum. Reis Bey'in merhametsiz, anlayışsız ve katı olması üzerine başlayıp bu davranışın sonucu üzerine şekillenen , hayatımızda örnek teşkil eden hikayeye yer veren aynı zaman da ders çıkarıp hayatımıza uygulamamız gereken bir kitap. Bir çırpıda okunacak ve herkeste bulunması gereken bir kitap...
152 syf.
·3 günde·9/10
Kitap, Ağır Ceza Hakim'inin nam-ı diğer Reis Bey'in sert ve katı ahlakını tabiri caizse beynimize kazımaya çalışan bir yaklaşım ile başlıyor. Reis Bey'in yanlış aldığı bir karar sonucunda merhametten eser olmayan tabiatında değişmeler ve bu değişime sebep olan olaylar silsesi...
Kitap, Üstad'ın ilk yazdığı piyeslerden..
Yaptığım ufak bir araştırmaya göre, 1960 darbesinden sonra, 4,5 ay Balmumcu garnizonunda tutuklu kalmış, ve sonra Toptaşı Cezaevi'nde 1 yıl 65 gün yattıktan sonra serbest bırakılmış. Necip Fazıl Kısakürek, 1960 ihtilalinde hapis yatarken Ahşap Konak, Kumandan ve Reis Bey adlı oyunları yazmış. Kurgunun bu zaman zarfında Üstad'ı etkilediği aşikar...
Şeyhi AbdulHakim Arvasi'den sonra fikri bir sarsıntı geçiren Şair, üstün ahlak motifini okuyucusuna nakşetmek istediğini yazdığı bu piyeste de bariz bir şekilde gözlemliyoruz.
Okumak isteyenlere düşünmeden tavsiye ettiğim, güzel bir eser..
İyi Okumalar...
152 syf.
·Puan vermedi
Bir annenin ölümünden suçlanan kumarbaz, çekilmez oğul. İdiamla hayatına son verilmektedir.
İdiamdan sonra gerçek suçlunun buluası, ortalığı ayağa kaldırır.
Reis bey ömrü boyunca vicdan ve suçluluk duygusu yaşayarak hayatını devam ettirmiştir.
Özetle bir insanı öfke ve nefretle değil, adaletli bir şekilde dinlemeliyiz.
Evet oğul, kötü, kumarbaz, içen bir olabilir. Annesini öldürmesi beklenebilir ama kesin bir şey yoksa, kesin bir şey bilmiyorsan kim olursa olsun suclanmaya hakkı yoktur.
Senin de konuşmaya...
Kalplerinizi değiştirin
Size hakikat gibi görünen şeylerin hemen değiştiğini görürsünüz.
- Kalp değişir miymiş istenince?
- Dünyanın en sert ve en yumuşak madeni, kalp.
''Ateşini bulsun; hemen değişir.''
Necip Fazıl Kısakürek
Sayfa 76 - Büyük Doğu Yayınları 26.Basın
Kalplerinizi değiştirin
Size hakikat gibi görünen şeylerin hemen değiştiğini görürsünüz.
- Kalp değişir miymiş istenince?
- Dünyanın en sert ve en yumuşak madeni, kalp.
''Ateşini bulsun; hemen değişir.''

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Reis Bey
Baskı tarihi:
1964
Sayfa sayısı:
96
Format:
Karton kapak
ISBN:
9413760
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ötüken
Baskılar:
Reis Bey
Reis Bey
Reis Bey
Reis Bey
Reis Bey: (3 Perde) 1948'den 1960 yılına kadar geçen sürede tiyatro eseri kaleme almayan Necip Fazıl, 1960 ihtilaliyle girdiği hapiste, üç piyes yazmıştır: Ahşap Konak, Kumandan ve Reis Bey.
Piyesin ana karakteri Reis Bey, bir ağır ceza reisidir. Ömrü otel odalarında geçmiş, yapyalnız ve tuhaf bir adam. Taş kalpli bir kanun tatbikçisi... Onun nazarında merhamet, idamlık bir suçtur ve "cemiyette bir ferdi korumak için bin kişiye idam gömleği giydirmekten kaçınmamalıdır." Günün birinde, annesini öldürdüğü iddiasıyla huzuruna çıkarılan bir gencin idamına karar verir. Artık olaylar çok farklı gelişecek ve Reis Bey'in buz gibi iç dünyası müthiş bir sarsıntıyla yerle bir olacaktır.
(Yazıldığı tarih: 1960)

Kitabı okuyanlar 3.448 okur

  • zaimoğlu mehmet
  • Efna
  • Yahya Akdemir
  • Betül
  • Elif Arı
  • Fatih Aysel
  • E.tub

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0.1 (1)
9
%0.1 (1)
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları